Elitler Sınıfı - Cilt 3 - Kısım 1 - Part 9 & 10 & 11
Ormanın kenarına yaklaştığımızda, sahili ve sahilde toplanmış kalabalık C Sınıfı öğrencilerini gördük. Horikitayla karşılaştığımız durumu asla hayal edemezdik.
-Yok artık… Bu kadarı… Mümkün olabilir mi ki?
Karşısındaki manzarayı bizzat görmesine rağmen Horikita ‘imkansız’ demekten kendini alamıyordu. Ben de aynısı hissettim. Geçici tuvaletleri ve duş kabinleri vardı. Üstelik güneşten korunmak için bir örtü, sandalyeler ve bir plaj şemsiyesi de vardı. Atıştırmalıklar ve içecekleri de vardı. Güzel ve dinlendirici bir gün için ihtiyaç duyabilecekleri her şey burada vardı. Pişen etin kokusunu aldık ve bazı gülüşmeler duyduk. Jet ski’ler sahil kenarından hızla geçti. Öğrenciler okyanusta eğleniyor, sevinçten çığlık atıyorlardı. Kaba bir hesapla, 150 puan veya daha fazlasını harcamışlardı.
‘’C Sınıfı ne yapıyor böyle? Puan biriktirmek gibi bir planları yok mu?’’
Bu ancak tek açıklama olabilirdi. Bu, savurganlık sınırlarını aşıyordu.
‘’Hadi bir bakalım. C Sınıfının ne düşündüğünü merak ediyorum.’’
Çalılardan çıkıp sahile doğru yürümeye başladık. Erkek öğrencilerden biri bizi fark etti ve yakındaki başka bir erkek öğrenciye haber verdi. Sandalyede oturduğu için yüzünü tam göremedik. Çocuklardan biri hızlıca yanımıza geldi.
‘’Şey… Ryueen-san sizi görmek istiyor.’’ dedi. Sesindeki tedirginlikten, ya korkmuştu ya da kişiliği böyleydi.
‘’Sınıf arkadaşlarına bir kral gibi hükmediyor. Adeta bir karşılama töreni gibi. Ne yapmalıyız?’’
‘’Sana kalmış Horikita.’’
‘’Peki. Onun niyetini öğrenmek istiyorum. Hadi gidelim.’’
Çocuğa eşlik etmeye başladık. Okyanusa yaklaşırken, pişen etlerin leziz kokusu burnumuza geldi.
‘’Bu gerçekten akıl alır gibi değil.’’
Sınıfımız C Sınıfına kıyasla tatil nasıl yapılır bilmiyor gibiydi. Bu keyif dolu cenneti yöneten adamın yanına yaklaştık.
‘’Etrafta birilerinin sinsice dolandığını duydum. Meğer sizmişsiniz. Benden ne istiyorsunuz?’’
‘’Gayet iyi vakit geçiriyorsun gibi görünüyor. Oldukça gösterişli bir parti yapıyorsunuz.’’
Ryuuen, bronzlaşmış teni ve mayosuyla sandalyesine yayılmıştı. Bize beyaz dişlerini göstererek gülümsedi.
‘’Gördüğünüz gibi. Tatilimizin tadını çıkartıyoruz.’’
Kollarını iki yana açıp gösterişli ortamı gösterdi.
‘’Bu bir sınav. Bunun anlamını biliyor musun? Kuralları anlamışa benzemiyorsun?’’
Ryuuen, umursamazlığının yüzüne vurulmasından mutlu görünmüyordu. Aslında, hayal kırıklığına uğramışa benziyordu.
‘’Gerçekten şaşırdım. Bu benim gibi bir düşmana bile yardım teklif ettiğin anlamına mı geliyor?’’
Horkitia:’’Eğer lider yetersizse, altındakiler bundan zarar görür. Bu gerçekten acınası.’’ dedi.
Ryuuen sadece güldü, bir şişe su alıp telsizin yanına koydu.
‘’Ne kadar puan harcadınız. Bu seviyede bir eğlence ortamı kurmak için yani?’’
‘’Hmm, aslında tam puanını hesaplamadım.’’ dedi açıkça Ryueen.
‘’Hey! Şimdiden ısınmış. İshizaki! Çabuk bana soğuk su getir.’’
Ryuuen acele etmesini ister gibi kalan suyu kuma boşalttı. Yanda voleybol oynayan Ishizaki, panikle Ryuuen’e başka bir su getirmeye koştu. Çadırın içinde, büyük bir karton kutu yığını vardı. Muhtemelen içleri su ve yiyecekle doluydu. Ishizaki, kutuların yanında duran soğutucunun içine baktı.
‘’Gördüğünüz gibi yaz tatilimizin tadını çıkartıyoruz. Düşmanınız değiliz. Anladınız mı?’’
Horikita, bu davranışlarını anlamsız buluyordu, sanki başı ağrıyormuş gibi parmaklarını alnına bastırıp kaşlarını çattı.
‘’Seni uyarmaya çalışıyoruz. Tam bir aptalsın.’’
‘’Hangimiz aptal? Ben mi? Sen mi?’’
Ryuuen, hiçbir hakareti kabul etmiyor, anında onları Horikita’ya geri paslıyordu.
‘’Bu berbat sıcakta, ıssız bir adada hayatta kalmayı mı denemek istiyorsun? Komik olma. En dipteki D sınıfı, sırf uyduruk 100-200 sınıf puanı kazabilmek için aç kalmaya, sıcakta sürünmeye razı oluyor. Bu beni güldürüyor.’’
İshizaki ter içinde koşarak suyu getirdi. Soğuk suyu Ryuuen’e uzattı. Ama Ryuuen suyu geri Ishizakiye fırlattı.
‘’Senden soğuk su istedim ılık değil!’’
‘’A-ama.. Ben..’’
‘’Hmm???’’
Ryuuen’in gözleri bir yılanınki gibi soğuktu. İshizaki’nin bedeni gerildi. Suyu kapıp çadıra doğru koştu.
‘’Bu sınav sabır, yaratıcılık ve işbirliğiyle alakalı. Başından beri senin için imkansız olacağı belliydi. Tatmin edici bir plan bile yapamıyorsun’’
Puanlarını bu kadar savurganca harcadıktan sonra bir hafta bile dayanabilmeleri imkansızdı. Eninde sonunda hayatları cehenneme dönüşecekti. Brandalar, plaj şemsiyeleri, sandalyeler ve diğer her şey zamanla yük haline gelecekti.
‘’İşbirliği mi? Güldürme beni. İnsanlar hiç zorlanmadan birbirlerine ihanet ederler. Güvene dayalı ilişkiler sürdürülebilir değildir. Sadece kendine güvenebilirsin. Keşfinizi tamamladıysanız artık defolun. Ama isterseniz sizi burada memnuniyetle ağırlarım. Et yemek ya da jet skiyle oynamak… Hangisini isterseniz keyfinize bakmakta özgürsünüz. Ya da benimle başka türlü bir eğlence mi tercih edersin? Bizim için bir çadır hazırlatabilirim.’’
‘’Bize savaş açtığını söyleyen birinden böyle bir cevap beklemezdim.’’
‘’Sıkı çalışmaktan nefret ederim. Sabır? Tasarruf? Dalga geçme.’’
Ishizaki elinde yeni şişe suyla yeniden geldi ve Ryuuene uzattı. Ryuuen kapağı açıp kafasına dikti.
‘’Benim işleri halletme yolum bu. Ne eksik ne fazla.’’
‘’Peki, nasıl istersen öyle yap. Sonuçta bizim işimize gelir.’’
Horikita fikrini değiştirdi. C Sınıfı böyle giderse bizim düşmanımız olmayacaktı, dolayısıyla bir sorun teşkil etmiyorlardı.
‘’Diğer sınıfları değerlendirmek için bu kadar uğraşmak gerçekten yorucu.’’
Horikita arkasını dönüp gitmek üzereydi ama bir anda durdu.
‘’Bir konu daha var. Ibuki’yi tanıyorsun, değil mi?’’
‘’Evet, bizim sınıftan biri. Ne olmuş ona?’’
‘’Yüzü şişmiş. Bunu ona kim yaptı?’’
Horikita, suçlunun o olduğuna emin olsa da dolaylı olarak sormayı tercih etti.
‘’Buradan bir anda gitti. Sonunda diğer sınıflardan mı yardım aradı? Aciz kız.’’
Ryuuen iğrenerek homurdandı, sonra sandalyesine yaslandı.
‘’Bu dünyada çaresiz aptallar var. Bir lider emrini yerine getirmeyene göz yummamamalıdır. Sınıf puanlarını istediğim şekilde kullanmama beraber karar verdik. Durum bu. Ayrıca, lidere başkaldırmanın hiçbir anlamı yok.’’
‘’Başka bir değişle, sen sınıf puanlarını harcamak istediğinde Ibuki-san sana karşı çıktı.’’
‘’İstersen öyle de söyleyebilirsin tabii. Bu yüzden hafif bir ceza aldı.’’
Ryuuen havaya tokat atar gibi bir hareket yaptı. Ryuuen gerçekten de ona vurmuştu.
‘’Başka bir çocuk daha bana karşı geldi, ben de onu da dışarı attım. Hala hayatta kalmaya çalıştığını duydum. Büyük ihtimalle bir yerlerde hayatta kalmak için çim ve böcek kemiriyordur.’’
Bir arkadaşı hakkında böyle konuşabileceğini hayal etmezdim. Ama şimdi anlıyordum. Ibuki yoklama sırasında orada olmasa bile C Sınıfının umurunda olmazdı. Bu yüzden Ryuuen sınıf arkadaşları veya onları bulmayı umursamıyordu.
‘’Sen… bütün sınıf puanlarını ilk günden harcadın değil mi?’’ diye sordu Horikita.
Size verilen 300 puanın tamamını harcarsanız herhangi bir ceza almazsınız. Cezaların herhangi bir etkisi olmaz.
‘’Evet, dediğin gibi bütün puanlarımızı harcadım.’’
Stratejisi cezalardan kurtulmak için puanını sıfıra indirmekti. Bu kesinlikle beklenmedik bir hamleydi, ama ağır bir bedeli vardı. Sıfır puanla beraber C Sınıfı en alt sırada olurdu. Bütün diğer sınıfların liderlerini tahmin etseler bile ancak maksimum 150 puan alabilirdiler.
‘’Eğer Ibuki sizinleyse onu kovsanız daha iyi olur. Eğer ona şefkatle yaklaşırsanız suyu, yemeği ve kalacak yeriyle uğraşmanız gereken fazladan bir kişi daha çıkar. Her neyse, baş edemiyorsanız buraya geri gönderin. Yere kapanıp af dilerse onu affederim. Hoşgörülü bir yüreğim var.’’
Yeniden onun otoritesini kabul ederse, itaatsizliğini affedecekti. Ibuki’nin er ya da geç bunu yapacağından oldukça emindi. Ne de olsa Ibuki’nin bu ıssız bir adada bir hafta yalnız başına yaşaması oldukça zordu.
‘’Ne kadar dar bir bakış açısı. Şimdi puanlarınızı harcarken keyfin yerinde ama parti bittikten sonra ne yapmayı planlıyorsun?’’
‘’Ha ha ha. Ne yapmalıyım acaba merak ediyorum. Sonuçta basit insanlar ancak basit düşünebilir. Size verilen puanları korumak için çaresizsiniz. Etrafta liderleri aramak, umutsuzca noktaları korumak, ormanda koşturup terlemek. Tamamen anlamsızca.’’
Tüm gerçekleri yüzüne vurmamış olmamıza rağmen Ryuuen kahkaha attı ve zerre paniğe kapılmadı.
‘’Peki. Hadi dönelim Ayanokouji-kun. Burada biraz daha kalırsak midem bulanacak.’’
‘’Sonra görüşürüz, Suzune.’’
‘’Adımı tam olarak nerden öğrendin bilmiyorum ama benim adımı böyle rahatça kullanma.’’
Ryuuen’in biraz araştırma yaptığı belli oluyordu.
‘’Doğrusu zorlu kadınları severim. Eninde sonunda seni kendime boyun eğdireceğim. O zaman geldiğinde, bu benim için en büyük zevk olacak.’’
Ryuuen bunu söylerken mayosunun altındaki kasıklarına dokunuyordu, açıkça Horikitayı kışkırtmaya çalışıyordu. Horikita aşağılama dolu bakışla arkasını dönüp uzaklaşmaya başladı. Onun arkasından gitmeye başlamışken, iskeleye demirleyen yolcu gemisine bakmak için durdum. Okyanusta yüzen, sahilde voleybol ve bayrak kapmaca oynayan, mangalla birlikte kutlama yapan öğrencileri gördüm. Ayrıca yemeklerini koydukları çadırı da gördüm. Anlaşılan Ryuuen, okul kurallarıyla dalga geçmekten memnundu.
‘’C Sınıfı önemsiz. Kendilerini yok etmeleri işimize yarayacak.’’
‘’Öyle görünüyor. Nasılsa tüm puanlarını harcadılar.’’
Bir miktarı puanları kaldıysa bile en fazla birkaç on puandır. Yoklama 2 kişinin eksik olması kalanları da kolayca eritir.
‘’Sorunlar başlayınca ne yapacaklarını merak ediyorum.’’
‘’Maalesef ki C Sınıfı bu sınavda hiçbir sorunla karşılaşmayacak.’’
‘’Neden olmasın? Hiç puanları kalmamışken bu sınavı nasıl sürdürecekler?’’
‘’Ryuuen’in ana amacı bu. Bir haftalık tatili rahatça geçirmemiz için 300 puan sağlandı, bu da hiç imkansız sayılmaz. Yiyecekler konusunda ne kadar tutumlu olursak olalım lüks şeylerden vazgeçmek zorundayız. Okul kuralları buna göre belirlemiş.’’
Horikita başını salladı ‘’Demek ki mümkün olduğu kadar tasarruf etmemiz gerekiyor.’’ Dedi
‘’Evet, ama Ryuuen farklı. Bir haftayı bırak birkaç gün bile dayanabileceğini sanmıyorum.’’
‘’Birkaç gün bile mi?’’
‘’Sınavın onlar için bugün bittiğini düşün. O zaman ne olur? Sence de bu birkaç gün onlar için mükemmel tatile dönüşmez mi?’’
‘’Yani…peki ama sonra? 0 puanı olduktan sonra ne yapacak?’’
‘’Çok basit. Kouenji’nin yaptığını.’’
‘’Ne?’’
‘’Fiziksel durumu kötüydü ve zihinsel olarak da dengesizdi. Bu durumda sadece çekilse kendisi için en iyisi olur. Eğer herkes bunu yaparsa gemiye geri gidip hayatlarına devam ederler. Çok çalışmadan yaz tatilinin tadını çıkartmaktan kastettikleri buydu.’’
Evet hastalık numarası yaparsak okul bizi reddedebilir. 300 puan, bir gece iki gün tatil için özgürce kullanabilecek kadar yeterliydi. Ama er ya da geç faturası çıkacaktı.
‘’Yani başından beri sınavdan vazgeçmişti.’’ diye mırıldandı Horikita
Bu sadece bir varsayımdı. Belki de Ryuuen, zorlayıcı şeylerden nefret ediyordu ya da belki sadece zihinsel yorgunluktan kaçınmak ve fiziksel gücünü korumak istiyordu. Ya da moralleri yükseltmek istemişti.
‘’Bu test tam anlamıyla özgürlükle alakalı. Ryuuen’in yolu bu sınava bakmanın yollarından biri. Görünen o ki Ibuki ve diğer öğrenci isyan çıkarmış ve bu yüzden C sınıfı günde 20 puan kaybedecek. Bu isyan yüzünden, Ryuuen ne yaparsa yapsın her gün bir sürü puan kaybedeceğini bildiğinden bu radikal stratejiyi kullanıyor.’’
Ryuuen’in C sınıfının puanlarının tamamını ne zaman kullanmaya karar verdiğini bilmediğimden sadece varsayımda bulunabilirim.
Horikita:’’Puanları geri almak için vazgeçmeden bir yol aramalıyız. Ryuuen kesinlikle yanılıyor. Onu asla anlayamıyorum.’’ Dedi.
Sanırım bu doğruydu. Eğer Ryuuen’nin önceki sözleri doğruysa, planlarının oldukça sıra dışı bir amaca yönelik olduğu kesinlikle doğruydu ve onun hareketlerini tahmin etmek gerçekten imkansız. Mantıklı düşünen her insan Ryuuen’in bu planını sorgulardı. Sahili geçtikten sonra bir kez daha durup sahili inceledim.
‘’Bir 0 puan stratejisi huh? Anlıyorum. Bu gerçekten ilgi çekici.’’
Sınıf arkadaşlarımızın karşıt görüşlerini sadece susturabilseydik, kesinlikle ilginç bir yöntem olurdu. Sonuçta bu test sadece grubumuzun puanlarını korumakla ilgili değil. Kazanmak istiyorsak strateji de yapmamız gerekiyordu.
3.3
Elimizde kalan fazladan zamandı iyi değerlendirmek için A ve B sınıflarının ne yaptığını kontrol etmeye karar verdik. Kanzaki’nin tarif ettiği gibi büyük, kırık ağacın köklerini geçip ormanın derinliklerine doğru ilerledik. Şimdi düşündüğümde ağaç, okul tarafından kasıtlı olarak bir noktayı işaretlemek için kırılmış gibiydi. Bu biraz ileride bir yer olduğunu ima ediyordu. Derin ormana adım attığımız anda küçük bir değişiklik fark ettim. Yolda pek çok öğrencinin ayak izi patikada belirginleşiyordu, bu da yürümeyi kolaylaştırıyordu. Basitçe patikadan devam edersek büyük ihtimalle B Sınıfının kamp alanına ulaşacaktık. Bu da neden Kanzaki’nin detaylı bir tarif vermediğini açıklıyordu. Kısa süre sonra B Sınıfının kamp alanına vardık.
‘’Tam da B Sınıfından beklendiği gibi sanırım.’’
Onların yaşama yolu bizimkinden tamamen farklıydı. Sınıfları, birçok ağacın çevrelediği bir kuyunun etrafında pratik bir alan oluşturmuştu. Yeterli alanları olmadığından, üç ya da dört çadır kurmak yerine hamaklar kullanarak alanı en iyi şekilde değerlendirmişlerdi. Benzer şekillerde başlamamıza rağmen, bizim sınıfımız tamamen farklı eşyalar seçmişti. Kuyunun etrafındaki bazı tanıdık olmayan ekipmanlar merakımı uyandırsa da en çok ortamın havasına şaşırmıştım.
‘’Huh? Horikita-san? Ve Ayanokouji-kun?
Birisi bize seslendi, sanki ani gelen misafirlerin gelişini önceden sezmişti. İchinose, hamak kurmak için bir ağacın etrafına ip bağlamaya çalışıyordu. Ona yakışan bir tişört giymişti ve oldukça enerjik bir havası vardı. Kanzaki, ondan biraz daha uzakta bir yere oturdu.
‘’Sınıfınız zorluklara rağmen iyi gidiyor gibi görünüyor.’’
‘’Haha evet. Başlarda gerçekten zordu. Ama bir sürü farklı şey denedik ve sonunda bir şeyler uydurduk. Ancak yapılacaklar listesi uzayıp duruyor. Hala yapılacak bir ton şey var.’’ dedi İchinose gülerek.
‘’Özür dilerim biz sadece geçiyorduk.’’
‘’Ah ben özür dilerim. Kulağa sizi kovmaya çalışıyormuşum gibi geldi. Burada biraz daha kalsanız sorun olmaz. Zaten bir şey sormaya gelmişe benziyorsunuz, değil mi?’’
İchinose herhangi bir düşmanlık göstermeden bizi karşıladı. Bir hamakta oturmayı teklif etti ama Horikita bunu reddetti, bunun üzerine Ichinose oturdu.
Horikita:’’Geçen seferki gibi, geçici bir işbirliğine girmemizin uygun olup olmayacağını merak ediyordum.’’ dedi.
‘’Ben de aynı düşünüyorum.’’
‘’Harika, bu zamana kadar ne kadar puan harcadınız? Ne satın aldınız? Ayrıca eşyalarınızın toplam puanını söyleyebilirseniz çok yardımcı olur. Tabii ki karşılığında biz de bilgi vereceğiz.’’
Kanzaki’nin sadece bu sabahki bilgilerle sınıfımız hakkında böyle bir sonuca varıp varamayacağını merak ediyordum. İchinose, gülümseyerek ayaklarının yanındaki bir çantadan kılavuzu çıkarttı. Satın aldıkları eşyaların yazılı olduğu beyaz bir kağıt çıkarıp yüksek sesle okumaya başladı.
‘’Hamaklar, mutfak gereçleri. Küçük çadır, fener, portatif tuvalet. Olta, basit duş… Bu eşyaları satın aldığımız yiyeceklerle birleştirince toplamı tam olarak yetmiş puan tutuyor. Kouenji’nin çekilmiş olmasını kenara bırakırsak, puanlarımızı B Sınıfıyla benzer titizlikle kullanmıştık.
‘’Basit duş mu? Bu konuyu merak ettim.’’
İsminden banyo ile ilgili bir şey olduğunu çıkardım ama portatif duşakabinden beş puan ucuz olduğu için muhtemelen o kadar kullanışlı değildir diye düşündük ve almadık.
‘’Pekala durumu adım adım gözden geçirelim olur mu? Ormanın içinde meyve ve sebze bulabileceğimiz çeşitli yerler olduğuna göre, yiyecek toplayarak puanlardan tasarruf edebiliriz. Yiyecek için düşüncemiz bu. Zaten kuyumuz olduğundan su için endişelenmiyoruz.’’
B Sınıfı, Kushida ve grubunun meyve bulduğu zamanki gibi, bunları kendiliğinden mi bulmuştu? Zaten ‘sebzeler’ dediğine göre durumlarının D Sınıfından iyi olduğunu varsayabilirdik. İchinose bizi kuyunun yanına götürdü ve bir kovayı yukarı çekmek için kullanılan makara sistemini gösterdi.
‘’Başta suyun içmeye uygun olup olmadığını düşündük ama etrafta yetişen ürünleri gözden geçirince kuyunun güvenli olduğuna karar verdik. İşi sağlama almak için dün sudan içtim. Bir süre bekledim fakat midemle ilgili bir sorun yaşamadım. Bu sabahtan itibaren de suyu, herkes kuyudan kullanmaya başladı.’’
En başından kuyuyu kullanmaya başlamamışlardı. Sadece onu iyice kontrol ettikten sonra kullanmaya başlamışlardı. Çoğu kişi puan tasarrufu sağlayabilecek uygun bir şeyden içmeyi tercih eder.
‘’Ayrıca banyo için kullanmaya yetecek kadar doğal su var. İşte bu da basit duş.’’
(ÇN: Portatif duşakabin etrafı kapalı, taşınabilir bir duş. Basit duşsa su deposu ve duş başlığı olan etrafı açık daha basit bir mekanizma.)
Bize kuyunun yanına yerleştirilmiş büyük bir cihazı işaret etti. Bu durumu açıklıyordu.
‘’Buradaki depoya suyu koyduktan sonra, sadece birkaç saniye içinde sıcak su elde ediyoruz. Gerçekten çok pratik. Isı kaynağı olarak gaz kullanıyoruz. Bitince başka bir tane daha talep etmeyi planlıyorum.’’
Horikita sabırla İchinose’nin açıklamasını dinliyordu.
‘’Bunu daha önceden biliyor muydunuz? Basit duşu yani.’’ diye sordum.
‘’Hayır. Benim de ilk görüşüm ve kullanışımdı. Okul kuralları bayağı korkutucu değil mi? Kılavuzda hiçbir detay yoktu ve öğretmene de soramıyoruz. Neyse ki sınıfımızda kamp konusunda tecrübeli bazı çocuklar var.’’
Basit duşun yanında, tek seferde kurulabilen basit bir tuvalet kurulmuştu. İçinde hiçbir şey yok gibi görünüyordu.
‘’Portatif duşakabin almak yerine bu geçici tuvaleti kurduk. Böylece duş alırken başkaları tarafından görülmek istemeyenler için biraz gizlilik sağlayabildik. Ayrıca kumaşı da su geçirmez.’’
Demek içi bu yüzden boşmuş.
‘’Peki sert zeminde uyumak konusuyla nasıl başa çıktınız?’’
‘’Ah evet. Başta ben de ne yapacağız diye düşünmüştüm ama uygun önlemleri aldık. Bakmak ister misiniz?’’
İchinose çadıra doğru yürürken çimenler ayaklarının altında haşırdadı. İçerideki kızlara haber verdikten sonra çadırın altını kaldırdı. Çadırın altında, kalınlığı iki santimetre kadar olan vinil tabaka duruyordu.
‘’Portatif tuvaletleri alırken bize, istediğimiz kadar vinil tabakası vereceklerini söylediler. Yani, biraz fazla istemiş olsam da bize istemediğimiz kadar çok verdiler. Tabii ki kaynakların boşa harcanmasını istemiyorum, bu yüzden kullanılmayan vinil örtüleri sınav sonunda tek bir pakette toplayıp iade etmeyi planlıyorum. ‘’
‘’Bu arada sıcaklık için ne önlemler aldınız. Nedense burası daha ılık hissettiriyor.’’
‘’Sanırım etrafa su serpiyor olmamızın etkisi olabilir. Yataklarımız kuyuya yakın olduğu için etrafa su serpiyoruz. İnsanların içtiği plastik şişelere su doldurup, herkesin yanlarında bulunmasını sağlıyoruz ki gerektiğinde kolayca su serpebilsinler. Su toprağa hızlı emiliyor ve buharlaşması zaman aldığı için serinletici etkisi uzun sürüyor.’’
İchinose ve arkadaşları sadece ellerindeki araçlara güvenmiyorlardı, bilgilerini kamp alanlarını geliştirmek için kullanıyorlardı. Bilgileri aldıktan sonra Horikita dikkatlice sınıfımızın durumunu açıkladı. Adaletli olmak için hiçbir şeyi atlamadı.
‘’Anladım. Kouenji ayrılması sizi gerçekten zorlamış gibi.’’
‘’Maalesef. Şu an etrafta bizi rahatsız eden çok şey olsa da, bir şekilde bunu atlatmaya çalışmalıyız.’’
‘’Anlıyorum. Peki, o zaman aramızdaki işbirliği devam edebilir mi? Sınıf liderlerinin kimliğini bulma kuralını görmezden gelmenin bizim için daha iyi olacağını düşünüyorum. Sen ne dersin?’’
‘’Ben de aynı konu hakkında konuşmamız gerektiğini düşünüyordum. Hiç değilse bir sınıfa karşı tetikte kalmak zorunda olmasak gerçekten memnun oluruz.’’
‘’Tabii ki, bu bana da uyar.’’
Karşılıklı bilgi alışverişimizi yeniden teyit edip işbirliği içinde kalmaya karar verdikten sonra, Horikita derin bir hayranlıkla iç geçirdi. Burada hiçbir karmaşa olmadan tam anlamıyla bir birlik duygusu hissi vardı. Her bir öğrenci kendi görevini yapıyordu. Ek olarak herkes görevini mutlulukla yapıyor gibiydi. Normalde işini sevmeyen veya kaytarmaya çalışan birileri illa olurdu.
‘’Bu sınıf hayal edebileceğimden daha fazla birbirlerine uyum sağlamış. Sanırım bunun nedeni senin liderleri olman, değil mi? Diye sordu Horikita
‘’Evet, şimdilik öyle diyebiliriz.’’
İchinose sınıfını hem okul içinde hem okul dışında birleştirmeyi başarmıştı.
‘’D Sınıfında herkesi bir araya getiren biri var mı? O kişi sen misin Horikita-san?’’
‘’Hayır. Hirata adında birine sahibiz. Sınıftaki herkes onun etrafında birleşiyor.’’
‘’Ah, futbol kulübündeki çocuk. Şimdi hatırladım. Gerçekten kızlar arasında popüler.’’
Horikita, Hirata hakkında konuşmaya ilgisiz göründü bu yüzden konuyu değiştirdi.
‘’İchinose-san sana soru sorup durduğumuz için çok üzgünüz ama A Sınıfının durumunu öğrenmek istiyoruz. Onların kamp alanını ele geçirmemiz için işe yarayabilecek herhangi bir bilgi verebilir misin? O bölge hakkında bildiğin herhangi bir şey bile bize çok yardımcı olur.’’
‘’Eğer işe yarayabilecek herhangi bir şeye razıysanız size yerleri hakkında bir şeyler söyleyebilirim. Ancak bilgi almak oldukça zor olacak.’’
Tam da B sınıfından beklendiği gibi. Hayır aslında tam da İchinose’den beklendiği gibi. A Sınıfı hakkında önceden araştırmasını yapmıştı.
‘’Bu bölgeden çıktıktan hemen sonra bir açıklık var. Sağa dönüp düz devam ederseniz bir mağara göreceksiniz. Muhtemelen orası A Sınıfının ana kampı. Kendim oraya incelemek için gittim ancak kesin bir şey söyleyemem. Çünkü sağlam bir savunma yapmışlar ya da daha doğrusu, oldukça gizli hareket ediyorlar.’’
‘’Gizlilik mi? A Sınıfı ne gibi önlemler almış?’’
‘’Açıkçası kendin baksan daha iyi anlarsın. İkinizin A Sınıfına bakmaya gittiğinizden yola çıkarak C sınıfının durumundan haberdar olduğunuzu mu anlamalıyım?’’
‘’Evet az önce oraya gittik. Akıl almayacak derecede aptalca şeyler yapıyorlar.’’
‘’Sınavı ciddiye almaya niyetleri yok gibi gözüküyor. Sınavın bitmesine daha beş gün var ama şimdiden puanları tükenmişe benziyor. Hemen şimdiden ‘puan tasarruf moduna’ geçseler bile durumlarının düzeleceğini düşünmüyorum. Ele geçirmek için bölge bile aramıyorlar. Onları anlayamıyorum.’’
İchinose’nin de bu konuda cevapları varmış gibi görünmüyordu.
‘’Bu sınavda herhangi bir hile yapamazsın. Ryuuen bütün puanlarını harcamış gibi duruyor. Şu an eğleniyor olabilirler ama ilerde pişman olacaklar.’’
Horikita, daha önce konuştuğumuz olası geri çekilme planını Ichinose’ye kasıtlı olarak söylemedi. Bunu gizlediğini düşünmedim, daha çok Horikita muhtemelen Ichinose’nin aynı sonuca kendiliğinden ulaşacağını düşündüğünü varsaydım.
‘’Kusura bakmayın İchinose-san. Böldüğüm için özür dilerim. Acaba Nakanishi-kun’un nerede olduğunu biliyor musunuz?’’ diye bir erkek öğrenci çekingen bir sesle sordu.
‘’Sanırım Nakanishi-kun sahile indi. Neden sordun?’’
‘’Yardım teklif edebileceğimi düşündüm. Bu gereksiz mi?’’
‘’Oh hayır, hiç de bile. Bu şekilde hissetmene sevindim Kanede-kun. Chihiro-chan’ın grubunu takip etmek için oraya gider misin? Benim söylediğimi söylersen bir sorun olmaz.’’
‘’Tamam, çok teşekkür ederim.’’
Horikita, bu kısa konuşmayı dinledikten sonra kafası karışmış gibiydi.
‘’Bir sınıf arkadaşına göre fazla resmi konuşmuyor muydu?
‘’Şey, o bir…’’
‘’Bir C sınıfı öğrencisi.’’
Ichinose cevabını bitiremeden ben söyledim. Kafasını sallayarak onayladı.
‘’Onu tanıyor musunuz? C Sınıfıyla bir çeşit anlaşmazlık yaşamışa benziyor. Kendi başına idare edeceğini söyledi ama onu öylece bırakmak içimden gelmedi. Ona henüz ne olduğu hakkında soru sormadım.’’
C Sınıfından bir erkek öğrenci Ryuuen’e karşı geldiği için uzaklaştırılmıştı. Sanki B Sınıfı onu aralarına almış gibiydi. Belki de durumundan dolayı utandı ve bu yüzden yardım teklif ediyor.
‘’Biz de dün bir öğrenci aldık. C Sınıfından kaçan başka bir öğrenci.’’
Horikita, Ichinose’yi Ryuuen ile olan buluşmaları hakkında bilgilendirdi. Ona Ibuki’nin, diğer bir isyancı öğrencinin, Ryuuen’in kafasına göre istediğini yapmasına karşı çıktığını söyledi. Ayrıca Ibuki’nin saldırıya uğramış olduğundan bahsetti. Bunu duyduktan sonra Ichinose’nin gözleri sertleşti, sanki sınıfını koruma kararlılığı güçlendiriyormuş gibiydi.
‘’Artık gitme vakti geldi bence Ayanokouji-kun. Biraz daha kalırsak B Sınıfını rahatsız etmiş olacağız.’’
Vedalaştık ve Horikitayla B Sınıfının kampından ayrıldık.
Ayrıldıktan ve etrafta kimse kalmadıktan sonra Horikita:‘’Genel olarak aynı durumda gibiyiz, ama onlar bir adım önde. Bunu inkar edemem.’’ dedi.
Sözleri yenilgiyi ilan eder gibiydi. Benim izlenimim de onunkiyle aynıydı. B ve D sınıfları arasında ciddi bir fark vardı ve bu fark sadece puanlardan ibaret değildi.
‘’Sanırım buna yapabileceğimiz bir şey yok. B sınıfının D sınıfında olmayan özel özelliklere sahip olduğu bir gerçek.
‘’Bu onların takım çalışması değil mi? B sınıfı daha üstün çünkü iyi yönetiliyorlar bu yüzden karar alınması gerektiği zaman kavga etmiyor veya parçalanmıyorlar.’’
D sınıfı, Kouenji gibi kendi başına hareket eden bencil öğrencilere sahipti ve sınıfta kimsenin buna müdehale edecek gücü yoktu. Öbür tarafta Ichinose B sınıfını bir araya topladı ve hiçbir düzensizlik belirtisi yoktu. Gerçek bir birlik inancına sahiptiler, bu büyük ihtimalle şu anda B ve D sınıfı arasındaki en büyük farktı. Bu zıtlık devam ettikçe aradaki fark da belirginleşecekti.
Çevirmen: Mehemolt