The Rising Of The Shield Hero Bölüm 7 – İftiralar

Bölüm 7 – İftiralar

Cadde boyunca beni sürüklediler,ve kısa bir süre sonra kaleye vardık.Hala iç çamaşırlarımlaydım.Şövalyeler mızraklarını üstüme doğru tutarak beni kabul salonuna götürdüler.

Kral ve uşağı oradaydılar,her ikisi de tehlikeli bakıyordu.

Ve sonra…

“Myne!”

Ren,Motoyasu,Itsuki ve ekiplerinin geri kalanı da oradaydılar.Ona seslendiğimde,Motoyasu’nun arkasına koştu ve onun arkasından bana keskin bir bakış attı.

“Neler oluyor,Myne?”

Herkes bana sanki bir suçluymuşum gibi bakıyordu.

“Yani gerçekten hatırlamadığını söylüyorsun?”

Motoyasu ileri adım attı ve bunu söyledi.

Ne hakkında konuşuyordular?

“Ne diyorsun?Neyi hatırlamak…HEY!”

Motoyasu benim zincirden örülme zırhımı giyiyordu.

“Yani sendin… seni hırsız!”

“Kimmiş hırsız?Senin tam bir puşt olduğunu bilmiyordum.”

“Puşt?Ne diyorsun lan sen?”

Karşılık vermemle,kabul salonunun, kabul salonundan daha çok mahkeme salonuna döndüğünü hissettim.

“Şimdi Kalkan Kahramanı’na karşı olan suçlamaları duyacağız.”

“Suçlamalar?Ama…ama ben!”

“Ühü…ühü…Kalkan Kahramanı çok fazla içmişti, ve zorla odama girdi.Sonra… beni…

tuttu… ve…”

“Ne?”

“Beni tuttu ve dedi ki, ‘Gece daha yeni başlıyor,bebeğim.’ .Sonra da kıyafetlerimi çıkarmaya başladı.”

Myne Motoyasu’nun arkasında burnunu çekerek ağlıyordu ve konuşurken aynı zaman da titreyen bir parmak ile beni gösteriyordu.”Seslice çığlık attım ve koşarak odanın dışına çıktım.Daha sonra Motoyasu’yu buldum,beni kurtardı.”

“He?”

Ne hakkında konuşuyordu?

Geçen gece,Myne ve ben ayrıldığımızda, direk olarak uyumaya gittim.Bu hiç bir şey hatırlayamamamın nedeniydi.

Ağladığını gördüğümde kötü hissettim.Ama ne olduğunu anlayamayacak kadar kafam karışmıştı.

“Ne diyorsun?Yemek yedikten hemen sonra uyumaya gittim!”

“Yalancı!Eğer bu doğru olsaydı,Myne böyle ağlıyor olur muydu?”

“Neden onun adına konuşuyorsun?Ve o yeni ,ışıl ışıl zincirden zırhı nerden buldun?”

Daha dün tanışmıştılar,değil mi?

“Geçen gece içmek için bara gittim.Yalnız başıma oturuyordum ki Myne’ın koşarak geldiğini gördüm.Bir kaç bardak içtik ve bana bu zincirden zırhı verdi.Bir hediye olduğunu söyledi.”

“Ne dedi?”

Bunun benim zırhım olduğunu söyleyebilirdim.

Varsayarsak,Myne’ın kendi zincirden bir zırhı olduğunu ve onu Motoyasu’ya verdiğini düşünebilirdik.Ama şüpheli gözüküyordu,en azından zırhımı aynı zamanda kaybettiğimi düşünürsek.

Motoyasuyla konuşmak hiç bir şey sağlamayacaktı.Direk olarak kralla konuşmaya karar verdim.

“Yeter bu kadar!Ekselansları!Soyuldum!Param,kıyafetlerim,ekipmanlarım—kalkanım hariç her şeyim çalındı!Lütfen bunu yapan kişiyi adalete teslim edin!”

“Sessizlik,hain!”

Kral savunmamı yoksaydı.

“Kahraman ya da barbar farketmez,ülkemdeki bir insana karşı yapılan herhangi bir cinsel saldırı anında ölüm ile cezalandırılacaktır!”

“Bunların hepsi yalan!Ben bir şey yapmadım!”

“Seni ilk gördüğümde senden kuşkulanmıştım zaten.Elbette kendini aklamaya çalışacaksın,seni alçak!”

“Alçak!?Ne yaptım ben?”

“Elbette bu konuşulanları yaptın!Zaten senin bizden farklı olduğunu hemen anlamıştım.”

“Ben de.Ama bu kadar alçalacağını hiç düşünmemiştim.İstediğin her şeyi bir şekilde alamayacağını bilmelisin!”

“Sadece sen yoksun bu dünyada!Biraz saygı göster!”

Hepsi suçlu olduğumu çoktan kabul etmişlerdi.Kanın beynime sıçradığını hissedebiliyordum.

Ne oluyordu lan?Ne oluyordu?Ne oluyordu cebine koyayım?

Ne söyledikleri hakkında bir fikrim dahi yoktu!Bunları hiç yapmadım bile!Neden cezalandırılıyordum?Çaresizlikle Myne’a baktım.Görünüşe göre kimsenin onu göremeyeceğini düşünüyordu,dilini bana doğru çıkartmıştı.

Neler olduğunu şimdi anlıyordum.

Motoyasuya baktım.İçimden fışkıran kara ve dinmez öfkeyi hissedebiliyordum. Parmağımla onu dürttüm, ve sesimi hiç beklemediğim bir şekilde yüksek, odanın dışına çıkarken buldum.

“SEN!PARAMA VE EKİPMANLARIMA GÖZÜNÜ DİKTİN VE ONLARI ALMAK İÇİN BUNLARIN HEPSİNİ PLANLADIN!”

“Kim bir tecavüzcünün bu sözlerine inanır ki?”

Motoyasu Myne’ı görüşümden saklayacak şekilde ileri atıldı ve göğsünü ileri koydu.

Masum ve savunmasız bir kadını koruyan cesur kahraman rolünü oynuyordu

“YALANCI!BAŞINDAN BERİ PARAMA VE EKİPMANLARIMA GÖZ DİKMİŞTİNİZ!BUNUN HAKKINDA UFAK BİR TOPLANTI BİLE YAPTINIZ HATTA,DEĞİL Mİ?”

Bakın ne oldu: Motoyasu tüm bunları kalede tanıştığımız ilk zaman o kıza söyledi.Ona zayıf bir sınıf olduğumu ve kesinlikle kaybedeceğimi söyledi. İstediğini aldıktan sonra geri kalan ekipman ve parayı da çaldı,daha sonra da kaleye giderek önceden planladıkları hikayedeki masum kurban rolünü oynadı.

…Bu onların planıydı.

Öte taraftan,Myne bana her zaman”Kahraman” diyordu fakat Motoyasu’ya adıyla sesleniyordu.Eğer bu bile kanıt değilse,neyin kanıt olduğunu bilmiyorum.

Tahmin ediyorum ki bu dünya için bir kahraman yeterliydi.

“Başka bir dünyaya gelip ekip arkadaşlarına böyle davranıyorsun?Tam bir pisliksin.”

“Katılıyorum.Onu anlamaya çalışmak gerçekten çok zor.”

Ren ve Itsuki Motoyasunun ithamlarına katılırken hiç bir vicdan azabı çekmiyorlardı.

Elbette…Başından beri işbirliği yapıyorlardı.Kalkan Kahramanı zayıftı ya,ondan kurtulacaklar,daha sonrada kendi ilerlemelerine hız katacaklardı.

İğrençtiler.

Daha kötüsü olabilir miydi ki?

Tekrar düşündüğümde,hiç kimse; bu dünyadaki hiç bir insan bana hiç bir güvenme isteğinde bulunmuş değildi.

Ama neden?Neden bu fareleri korumak için savaşmalıydım ki?

Tüm bu yerin ve dünyanın yanıp yokolmasını diledim.

“İyi…umrumda değil.Beni kendi dünyama gönderin ve kendinizi yeni bir Kalkan Kahramanı olarak çağırın.Bu sorunu çözecektir, değil mi?

Başka bir dünya,ha?Ne şaka ama.Neden böyle lanet bir yerde zamanımı harcamalıyım ki?

“İşler istediğin gibi gitmiyor,bu yüzden arkanı dönüp kaçmaya mı karar verdin. Ne kadar zayıf.”

“Katılıyorum.Sende ne adalet, ne de sorumluluk duygusu var. Sana yüklenen sorumluluğu sadece küçük zavallı bir kıza saldırmak için üstünden atıyorsun…Korkunç.”

“Çık git o zaman burdan!Evine dön!Burada senin gibi insanlara ihtiyacımız yok!”

Rene , Itsuki’ye ve Motoyasuya bakıyor,gözlerimle onları öldürüp öldüremeyeceğimi deniyordum.

EĞLENCELİ olması GEREKİYORDU.Ama her şeyi mahvettiler.

“Tamam o zaman.Beni eve gönderin.”

Kral kollarını birbirinin içine geçirdi ve kaşlarını çattı.

“Seni eve göndermeyi çok isterdim,fakat yıkım dalgaları buna izin vermeyecektir.Yeni Kahramanlar sadece 4 tanesi de öldükten sonra çağrılabilir.Araştırmacılar böyle söylüyor.”

“N-Ne?”

“Ama…”

“Bu…şaka yapıyorsun değil mi?”

Sonunda üçü de bir şeye şaşırmış gibiydiler.

Bizi eve göndermenin hiç bir yolu yok muydu?

“Yani diyorsunki eve gidemiyoruz.”

Bir bırakın beni.

“Bunu bize ne zaman söylemeyi planlıyordun!?”

Şövalyelerden ve onların mızraklarından kurtuldum.

“Kaçmayı deniyorsun,he?”

“Kaçmıyorum.”

Şövalyelerin bir tanesi bana vurdu.

Yumruğu güzel bir ses çıkarmıştı.Ama acımadı.Sinirlendirmedi bile.Daha çok şövalye elini acıtmış gibi gözüküyordu.Elini,benden acıyla uzaklaştırdı.

“Peki?Ne olacak,Majesteleri?Cezam nedir?

Kanımın tekrar akması için kollarımı salladım.

“Şu anda,dalgalara karşı olan tek savunmamızsın;dolayısıyla cezalandırılmayacaksın. Buna rağmen,işlediğin suçlar halk tarafından bilinecek.Ülkemizde çalışabileceğine veya birinin sana yardımcı olacağına şüphe ediyorum.”

“Ah, çok teşekkür ederim!”

Yani seviye atlamam ve yıkım dalgalarıyla savaşmam gerekiyordu.

“Seni bir ay sonra,dalgalar ulaştığında bir daha çağıracağız.Belki suçlu olabilirsin,ama hala Kalkan Kahramanısın.Sorumluluklarından yırtmaya çalışma.”

“Anladım.Zayıfım değil mi?Acele etsem iyi olacak.”

Çınk.

Ah,evet.Kalkanımın arkasına zulaladığım şeyi hatırladım.

“Bir bak.İstediğin şey buydu, değil mi?”

İliştirdiğim yerden aldım.Son kalan 30 gümüşümdü.Bilerek Motoyasuya fırlattım.

“Ne?Ne yapıyorsun?”

Ceplerini daha çok doldurduğum için benimle alay etmesini beklemiyordum.

Kalenin kapısından çıktım,caddede yürürken,bazı kalabalıklar beni işaret ederek kendi aralarında fısıldaşıyorlardı.

Dedikodu hızlı yayılmıştı.Ne söylediğime ve kime söylediğime dikkat etmeliydim.

Tüm dünya berbat gözükmüştü.İğrençti.

İtibarımı,güvenimi ve paramı kaybetmiştim.Maceram daha yeni başlıyorken,hepsini kaybetmiştim.


%d blogcu bunu beğendi: