Youkoso Jitsuryoku, Cilt 4.5, Kısım 1, Part 5

 

“Nasıl geçti, ilk fal deneyimin?”

“Ya seninki nasıldı?”

“Gayet tatmin oldum. Bu falcı dünyaca meşhurmuş.  Doğru çıkma olasılığı da yüksekmiş haliyle.” dedi.

“Herhalde… basit bir iş diye düşünmüştüm ama şaşırtıcı derecede zormuş.”

“Ne demek istiyorsun anlamadım?” diye sordu.

 

Yarısından çoğu falcılardan duyulan kalıplaşmış cümlelere, kelimelere hatta tahmin edebileceğimiz imajlara dayalıydı. Ama bunun içine, doğruluk payı olan gerçekler de vardı. Bunlar da, falcının benden aldığı bilgilerle tahin edemeyeceği şeylerdi.  Artık basit bir şey olarak göremem falcılığı ya.

“Şuandan itibaren,  artık falcılığı basit olarak düşünemem. Ben de böyle hissediyorum işte.” dedim.

“Ahh. Anladım.”

 

Bu, soran o olmasına rağmen tarafsız bir cevap oldu ha.
Asansöre yaklaştık beraber.

“Off…yine kalabalık ya.”

Devam edersem de bittim, geri dönsem de bittim ya.  Asansörün önü öğrenci kaynıyordu.
“Özür, ben geri dönmek için uzun yoldan gideceğim.” Diye belirttim.

“Ben de.” Diye hemencecik cevapladı.

Ibuki da benim gibi bir kafa yapısına sahip galiba. lerideki asansöre doğru yürümeye başladık, bu sırada falcının az önce dedikleri kafamda beliriverdi birden.

“Bahsi geçmişken, az önce…”

“Falcı uzun yoldan gitmeyin demişti.”

Kısa bir süre, Ibuki ile göz göze geldik. Tesadüfen miydi yoksa kaçınılmaz bir durum muydu bilemiyorum ama tam da şuan uzun yoldan gitmek üzereydik.

” İlginç olacak ama. Hadi söylediğinin ne kadar doğru olduğunu bir test edelim.”

Eğer denemezsem, bugünü sıfır aksiyonla kapatabilirim. Böylece falcılığın basit bir şey olduğunu düşünebilirim, evet iyi bir fikir.

Ama hiçbir şey olmadan uzaktaki asansöre geldik. Etrafta kimsecikler de yoktu.  İstediğimiz gibi asansöre binebilmiştik.

“Birinci katta mı ineceksin?” (ÇN: Zemin kat kast ediliyor sanırım)

“Evet, çıkıp gideceğim hemen.” dedi.

Aynı yoldan gideceğimiz için birinci kat butonuna bastım. Asansörün kapıları kapandı.

Asansör yavaşça hareket etmeye başladı. Malum artık konuşacak bir şeyimiz olmadığından, asansöre sessizlik hâkim oluverdi. Hareket etmeye başladı dedim ama sadece kısa bir süreliğineydi.  3.kat butonu yanıyordu ama asansörden kötü bir ses geldi.  3.kata çıkmaya çalışıyor gibi değildi. 3.kattan aşağı inmeye çalışıyor gibiyken yarı yolda durdu. Ben tam düşüncelere dalmışken ışıklar kapanıp içerisi zifiri karanlığa büründü.

Ama sonra acil durum ışıkları yandı ve bu zor durumdan kaçınabilmiştik.

 

“Elektrikler mi kesildi?” diye sordu Ibuki.

“Galiba.”

Bizzat asansör arızasına denk gelen çok insan yoktur. Eğer bu falcının bahsettiği aksiliklerden birisi ise, hedefi tam onikiden vurdu demektir.

“Şimdilik, acil telefonu iş görmez mi ya?”

 

Paniğe gerek yok. Asansörlerde bu tarz arıza durumları için hazırlıklar oluyor.  Hatta güvenlik kameraları, acil durum butonları(hani şu afet önleme merkezleriyle görüşme sağlayan butonlar var ya) oluyor.
Bunları Ibuki’ye söyledikten sonra, itiraz etmeden kendini asansörün duvarına yasladı…. Yardım butonuna basayım ben en iyisi.

Bastım ama—

 

“Cevap yok.”

Diğer tarafta telefon çalıyor myu bilmiyorum ama afet önleme merkezine bağlanacakmışım gibi gelmiyor ya.

“Arıza, aramaları da engelliyor olmasın?” diye sordu.

“Sanmam. Asansörlerin bu tip durumlar için hep saatlerce çalışabilen yedek batarya sistemleri olur. Acil durum ışığının yanması da bunun kanıtı bak. Asansörün içten bir problemi olsa gerek.”

Karşılıklı konuşma panel butonuna bastım ama ondan da cevap gelmedi. Başka bir deyişle, buton panel bölümünün tamamen arızalanmış.

Bateriler çalışıyor, klima da kala çalışıyor. Tabii buna da şükür ama şimdi ne yapacağız?

 

“Telefonundan okulu arayamaz mısın?  Çeker herhalde.” Diye sordum.

“Pardon ama kendin ara.”

“İnsanlarla konuşmak istememeni anlıyorum ama biraz abartmıyor musun bu durumda?”

“…off ya.”

Ibuki telefonunu homurdanarak cebinden çıkardı. Telefonuna baktıktan sonra yüz ifadesi kötüleşti. Telefonunun ekranını bana gösterdi. Şarjının bitmek üzere olduğuna dair bir bildirim vardı. Çok geçmeden telefonu kapanıverdi.

“Telefonumda pek numara olmadığından bataryamın bittiğini fark etmedim haliyle.  Sen ara.”

 

“Başka çarem kalmadı madem.”

Telefonumu cebimden çıkardım ve donakaldım.

“Hemen ara hadi.” Diye telaşlandı.

“Tahmin ettiğimden daha ciddi bir durummuş galiba.” Diye açıklama yaptım.

Ibuki telefonunu bana gösterdiği gibi ben de gösterdim ona.

Kalan bataryam 4%’u gösteriyordu. Hafif bir üfleme ile her an sönebilecek bir mum gibi ya.

“Benimle uğraşıyorsun ha.” dedi.

“Durum aynı işte. Benim de arkadaşım yok denecek kadar az. Ben de şarjımın olup olmamasıyla ilgilenmedim hiç.”

“Hayır, hayır. Şimdi gerçekten başımız belada. Çok işe yaramaz bir insansın.”

“Aynıyız ama üzerime geliyorsun….  Şimdiki problemimiz, nereyi arayacağımız, ha?”

Polisi ya da acil servislerini arayabilirim ama sanki bu işte bir bit yeniği var ya. Eğer okul sınırları içindeyse, arayabileceğim bir yer vardır mutlaka. Bunu düşünürken asansör acil durum numarası gibi bir şeyler var mı ona bakındım etrafımda.  Butonları n olduğu bölümde on haneli bir numara vardı.

 

Ama— cin fikirli birisinin fikridir kesin bu, son dört haneyi karalanmış ya.

“Bu nasıl bir eşek şakasıdır…”

“Neden arkadaşlarından birini arayıp yardım istemiyorsun ki?” diye sordu.

“Arkadaş mı, o ne?” dedim.

Başka çarem yoktu ama kimi arayacağımı bilemiyordum.

” Eğer iyi giderse konuşma, Horikita olabilir.”

“Asla.”  Diyerek tavrını koydu Ibuki.

“…Böyle diyeceğini düşünmüştüm.”

 

“Eğer onu ararsan, gelip beni kurtaracak demektir. Asla böyle bir şey olmasın.”

Böyle bir durumda kimin kimi kurtardığının bir önemi olacağını sanmıyorum ama.. Ibuki’nin hatası da değil bu gerçi. Basit bir asansör arızası için çok endişelenmeye gerek yok.

Zayıf noktalarını rakibine göstermek istememesi, çok doğal.

“Kargaşa çıksın istemeyiz dimi.”

Ibuki başını hafifçe salladı. Yani, bize yardım edecek kişi kargaşa çıkarmadan yapmalı bu işi. 3 salaktan birini aramam söz konuu bile değil artık.  Böyle bir durumda, yaygara koparmamaları mümkün değil.

Etrafta yaygara koparmadan bu işi yapabileceğine inandığım Sakura var, ama onun içinde bu tarz şeylerle başa çıkması zor. Yetişkin birisini aramak onun için gerçekleştirmesi zor bir durum. Ben de ona yük olurum hem ya.

Aynı açıdan bakarsam, Kushida ve Karuizawa da bu işe uygun değiller.
Bize olay çıkarmadan yardım edebilecek birisi lazım.. bu durumda güvenebileceğim tek kişi—

“Bu durumda…”
Telefon rehberimde şuanlık güvenebileceğim tek kişi, o adamdan başkası değil.

“İsteğine saygı duyuyorum. Ama geri kalanı bana bırakman gerekiyor artık.’’ dedim.

” Horikita olmadığı sürece benim için sorun yok.”

Sonra bir adamı aradım. Birkaç dakika çaldıktan sonra telefon açtı. Durumu anlattım ve yardım emesini istedim.  Ama çok geçmeden konuşmam yarıda kesildi ve telefonum kapandı.

“Bataryam bitti.”

“Düzgünce anlatabildin mi?”

“Galiba.”

Şuan yapabileceğim tek şey oturup beklemek. Acele etmeye gerek yok. Er ya da geç birisi bu durumu fark edecek. Filmlerdeki gibi asansörlerden kaçmaya kalkarsak başımıza daha büyük belalar gelebilir.

Ama durum beklenmedik bir şekil almaya başladı. Asansörden bir ses duydum diye düşünürken klimadan gelen soğuk hava bir anda kesildi.

“Bu gerçek olamaz ya…”

 

Şimdiye kadar sakinliğini koruyan Ibuki, paniklemeye başladı. Yazın ortasında kapalı bir alana sıkışıp kaldık. Birazdan burada nefes alması bile zor olacak, bu kesin ya.

İçerisi hafiften ılımaya başladı. Yakında terlemeye de başlarız..

“Burdan çıkmamızın bir yolu var mı sence?”

“Çıkış kapısı var gibi ama…”

Çıkış kapıları git gide azaltılıyor diye biliyorum ama bu asansöre yapmışlar. Hani şu filmlerde gördüğümüz tiplerden. Ama gerçek hayatta buralardan çıkmak zulüm—

 

“Bunu nasıl açacağız ki?”
Ibuki tavana baktıktan sonra sordu. Normalde, çıkış kapısı içerden açılmaz içerde kapalı kalan insanları kurtarmak için başka yol yoksa buradan çıkarmak için kullanılan bir kapı.

” Hiçbir şey yapmadan burada beklemek daha mantıklı geliyor bana.  Asansör acil durum panosunda da böyle yapılması gerektiği yazıyor.”

Bu en güvenli ve güvenilir yol.

“Eğer bu buhar banyosunu atlatabilirsen tabii.”

 

Verimsiz konuşmalar yaparken ortamın sıcaklığının arttığını hissettim. Onun buradan bir an önce çıkma isteğini anlıyorum ama kötü kararlar almak istemiyorum. Ben de üstümdeki ceketimi çıkarıp yere oturdum.

Böyle durumlarda, yapılacak en iyi şey, vücud ısısını arttırmamaya çalışmak.

“Sen de oturmaz mısın? Eğer çok sıcak gelirse, sen de üstünü çıkarabilirsin.” dedim.

“….ha? böyle bir durumda müstehcen şeyler mi düşünüyorsun sen ya?”

Ibuki sözümü kesip savunmaya geçti.

” Horikita ile nerdeyse aynı seviyede dövüştüğünü duydum. Yani, senini gibi birinin yenmemin mümkün olmayacağını biliyorum.”

“İyi ama…”

“Tabii üstünü çıkartacaksan arkamı dönerim. Endişelenme yani.”

“Üstümü çıkartmayacağım.”

Böyle söyledikten sonra yere çöküp oturdu.

 

Böylece, 30 dakika kadar bekledik ama hiçbir gelişme yoktu.

“Bittik ya…”.
Ibuki’nin nefesinin kötüleşmesini fark ettikten sonra mırıldanıvermişim.  Boynumuzdan terler akmaya başlamıştı. Başımızdan akan terler saçımızdan aşağı damlalar olarak akıyordu artık.

Giydiğim t-shirt sırılsıklam oldu ya.  Durum düşündüğümden daha vahim bir hal aldı artık. Şimdi geriye bakıp düşününce,  asansör alışveriş merkezinin içinde olduğu için çalışıyordu ve ben de bu yüzden durumun başka şartlar altında daha kötü olabileceğini fark edemedim.

 

Hani küçük yaşta çocuklar arabalarda kapalı kalarak ölürler ya. Bu durum yetişkinler için de geçerli aslında. Bizi de sıcak çarpıyor şuanda.

” Off,  ben bittim gerçekten. çekil!”

Sinirlenen Ibuki ayağa kalkıp içeriden asansör kapısına tüm gücüyle tekmelemek istiyor gibiydi. Ardından başladı asansörü tekmelemeye.  Asansörden ses geliyordu ama hareket etmiyordu.

“Sadece enerjini boşa tüketiyorsun… ama ben de artık oturup beklemenin iyi bir seçenek olduğunu söyleyemem artık.”

Birisi asansörün arızalandığını fark etse dahi, kurtarma ekibinin gelmesi en az 30 dakika sürer. Eğer yola çıktılarsa, birazdan gelmeleri gerek..

 

Eğer burada kalmaya devam edersek, sıcaktan çok fena etkileneceğiz. Belki nefes alamayacağız, hayatımız riske girecek. Bu raddeye geldiğine göre işler, beklemenin doğru karar olduğunu düşünemem artık.

“Başka çare yok…”

Asansör saunasında ölmek istemiyorum.

 

“Önden mi tekmeleyelim? Hey, tekmeleyelim mi?”

Tüm soğukkanlılığını yitiren Ibuki alelacele soruyordu.

 

“Dışarı çıkmayı bir kenara bırakalım şimdilik. Önce çıkış kapağını bir açmayı deneyelim.”

Şuan için, en önemli şey bu havasızlıktan kurtulmak. Kapaktan çıkamasak bile en azından bizi idare eder.

“Yüksekliği—2 metreden çok gibi. Yaklaşık 2.2 ya da 2.3 metre.”

Ellerimi uzatsam belki yaklaşırım ama tutamam ki.

“Çekil.”

Ibuki, ben kapağın uzaklığını ölçtükten sonra bana dik dik baktı.  Sonra da kapağın altından zıpladı. Çok mucizevi bir zıplayıştı ya. Sağ eli kapağa değdi ve ittirebildi. Ama kapakta açılma belirtisi yoktu. Ibuki yere indiğinde de asansör fena sallandı. ya

“…sıkışmış galiba.”

“Galiba.”

 

Normal bir kapı gibi kapatılmış olsaydı kapak, çoktan açılırdı.

“Kilitli diyorsun ama nasıl bir kilit mekanizması olabilir ki?” diye sordu.

“Bilmem. Belki asma kilit kullanılmıştır.. ne önemi mi var ki?”

Bu konu hakkında, ne demek istediğini anlamadım açıkçası.

“Tekme atacağım o zaman.”

“Hayır bekle. İşe yaramaz bence.”

Tekme atma tekniğine falan mı güveniyor bilmiyorum ama kimsenin kolay kolay açabileceği bir şey değil.

“Bu kapak, acil çıkış kapağı değil mi? Bu demektir ki dışarıya bağlı.  Dışarıdan açılan kurtarma kapısı demek dışarıya bağlantısı olan kapı demek yani. Açılması için harcanması gereken enerji az olsa gerek.”

Ne yapmaya çalıştığını anladığımdan falan yok ama durum böyle. Malum çıkış kapısı tavanda olduğu için onun ayağının oraya değme ihtimali bile mümkün değilken tekme atmak.. saçmalık.

“Denemeden bilemem.” dedi.

Ibuki buradan olabildiğince çabuk çıkıp gitmek istiyor anlaşılan. Etrafına bakındı.
Yoksa üçgen atlama falan mı yapacak ya, şaka mı bu? Eminim böyle bir şey düşünüyordur. Ama buna izin veremem.

“…Tam da söylediği gibi ya. Yani falcının dediği çıktı gibi ha?”

“Ha? Ne dedin?”

“Yaşlı kadın dediydi ya? Tuzağa falan düşerseniz paniklemeyin. İş birliği yapın diye.”

Asansörün butonlarının olduğu kısma bir göz attım.

“Acil butonları cevap vermedi.  Peki ya diğer butonlar çalışıyorsa..”

Hala birinci kat buton ışığı yanıyordu. Bu açıdan düşünürsek, bataryası hala çalışıyor. 2. Kat butonuna bastım test etmek için. 2.katın butonu da yandı.

Belki de yanan tek butonlar bunlardır. Ama denemeye değer. Diğerlerine de bastım rastgele.

 

“Görünüşe göre, çalışmıyor.”

Tümünü denediğimi gören Ibuki hatırlatır gibi söylendi.

“Tekme atmaktan başka çare yok.”

“Hayır. Hala bir şansımız var. Asansörlerde iptal emri diye bir şey var. Dimi?”

Asansör uzmanı falan değilim ama bu emin olduğum bir şey. Bunu bir şeyden öğrenmiştim, neyse.

 

Yanlışlıkla bir üstte bir alta bastığın zaman ilk emrini iptal eden bir sistem bu. Üretiminde yapılan bir şey galiba. Sürekli iptal butonuna basmaya devam ettim. Ya da artık bastığım her neyse.

Ama 2.kat butonu olduğu gibi duruyordu. Sarı renk bir anda yanıp söndü.

“Kısıtlı modda çalışan hali bu galiba…”

“Kısıtlı mod mu…?”.

“Şöyle düşün, 3. Kattasın ve birisi 2.katta inmek istedi. Bu durumda 2.katta durur asansörler. Ama kısıtlı modda, sadece 3.kattan birinci kata iner. Diğer işlemleri görmezden gelir.” Diye açıkladım Ibuki’ye.

Ama bu asansörde kısıtlı mod var mı bilmiyorum.

“Sorun, bir yol bulmakta….”

“Denemeye değer mi?” .

“Tavana tekme atmayı denemekten iyidir.”

Ama sırf bunu deneyerek asansörün çalışacağını sanmıyorum. Galiba mantıklı düşünme yetisini kaybetmek üzere olan ibuki’ye konu değişikliğiyle bu ihtimal hayat verdi.

“Biraz fikir ver sen de. Bu tarz işlemler farklı insanların düşünce tarzlarına göre yapılabilir. Belki başarılı oluruz.”

Önce birinci kat butonuna bastım sonra da diğer butonlara rastgele basmayı denedim.

Ama hiçbiri asansörü harekete geçirmedi.

“Hadi yer değiştirelim.”

“…tamam.”

Ibuki de bana katılarak butonların önüne geçti.  İşe yaramayacak ihtimalleri de düşünmek lazım aslında. Yani Ibuki’nin fikrini, ön kapıyı tekmelemek olarak değerlendirebiliriz.  Kapıyı kırmak imkansız olsa da, belki az da olsa sürünerek çıkılacak kadar yer açılabilir.

Asansörler konusunda uzman falan değilim ama dışarıya çıkıp mümkünse başımıza her şey gelebilir ya.

Eğer mümkünse, gereksiz yere güç harcamadan dışarı çıkabilmek isterim.

“İptal edemedim ama her gün kullanılan butonlardan kısıtlı modun kullanılasını bekleyemezsin.”

Tabii, sağduyu kullanarak bu iş çok bariz bir durum. Sonuçta arada bir buralara çocuklar girip butonlarla oynuyorlar. Ama eğer asansör kısıtlı moda hep giriyor ise, yolcular için sorunlu olur. Yani, normal asansörlerde bu ihtimalin doğruluğunu bulamayabiliriz. Ya da bu ibuki’nin düşüncesi diyebilirim.

“Bu fena bir fikir değil….belki de daha karmaşık bir kombinasyon yapmışlardır.” dedim.

 

Mesela,  1, 6, 5, 5, 4, 2, 4 I gibi butonlara bastıktan sonra, istediğin kata gidebilmek gibi. Ama çoğu insan için böyle şeyleri ezberlemek nerdeyse imkansızdır. 6 katlı bir bina için uygulanabilir hem de. Sadece 3 katlı bir bina için saçma bir uygulama olur.

“Acil butonlarını deneyelim bir de.”

Eğer sadece basılıyken tepki veriyorsa,  kullanması zor olurdu.

“Yani….1 veya 2 veya 3; 5’i açıp kapatabilir mi diyorsun?”

“Böyle bir kombinasyon olarak düşünebiliriz, evet.”

Eğer daha fazla kombinasyon varsa, denemesi epey zor olur ya. Ibuki kombinasyonları denemeye başladı. Ben de onu izlerken çalışmayan kombinasyonları listeden çıkardım.

“Offfff—çok sıcak çook.”

Aman ya! Ibuki, bunaltıcı sıcaktan sinirlenerek duvarı yumrukladı.
Normalde, uyarı da bulunurdum ama malum bu durumdan memnun ben de kendi haline bırakmaya karar verdim.

“…açılmıyor. her şeyi denedin mi peki?”

 

“Az çok hepsini denedim. Eğer kaldıysa da…”

Eğer hala ihtimal varsa, yapmadığımız kombinasyonu denemek isterim.

“Bir kat butonuyla beraber kapatma butonuna beraber basmayı bir denesene?”

“Kapatma butonu mu?…Tamam.”

 

Çıkış yolu olmadığını düşünüyordum. Ibuki hiç denenmemiş bir kombinasyonu denedi. Tam bastığında butonlara, -ki ben işe yaramayacağını düşünüyordum- asansör yavaş yavaş hareket etmeye başladı. Birbirimize bakakaldık.

Birkaç saniye sonra da asansör birinci kata inerek kapı açıldı. Soğuk hava dalgası asansörün içini kapladı, kapıda birileri vardı. 2 yetişkin bizi görünce garipsediler.

“İyi misiniz? Yaralandınız mı?”

“Ohh, hayır yaralanmadık. Çok sıcaktı içerisi sadece.”

Halimize bakarak bile ne kadar terlediğimizi fark etmemek mümkün değildi. Yetişkinler de fark etmiş olacak ki bize soğuk içecek verdiler.

 

Sonra da, her ihtimale karşı sağlık ocağına gitmemizi söyledilr.

“Umm. Bir şey sorabilir miyiz? Asansörü siz m tamir—”

“Evet, biz çalıştırdık”.

Görüşüne göre, birinci katta kontrol kumandası gibi bir şey vardı ki kısıtlı mod kullanılarak buradan hareket ettirildi. Ve biz de aynı anda o kombinasyonu kullanmış olduk.

“…çok zorlanmış olmalısınız.”

“Gerçekten de tam bir faciaydı. Zaten falcı canımı okumuştu.”.

Ibuki’nin hislerini anlıyordum. Ama yine de yetişkinlere teşekkür ettim.

 

“İyisin değil mi, Ayanokouji?” diye sordu birisi.

 

Uzun adam, bana o adamı hatırlatır bir havada yaklaştı ve endişeli bir ses tonu vardı.

“Bizi kurtardınız. Bizi aşağı indirdiniz.”

Asansörün durması sorun çıkardı. Ama önemli bir şeye sebep olmamış gibi.
Bu adam, Katsuragi, bizi kurtaran kişi.

“Telefonda bana verdiğin bilgi yeterli oldu. Bu kadarı yeterli dimi?”

“Şimdi sağlık ocağına gitmem lazım. lütfen başka bir zaman borcumu ödemem için bana hber ver.” Dedim Katsuragi’ye.

 

“Gerek yok. Sen ve Sudou çok yardımcı oldunuz bana. Malum başka sınıflardanız, aramızda aşılmaması gereken bir çizgi var. Bunu görmezden gelirsek, gayet güzel bir durum aslında.”

“Iyi oldu o zaman.”

“Evet. Sudou beklentilerimi karşıladı. Lütfen ona teşekkürlerimi ilet.”

‘’Tamam.”

“Ayrıca, sana da teşekkür etmeliyim, Ayanokouji.  En önemli kanıt hazırlanmış olsa da, istediğim şartın yerine getirilmesi zordu.”

Benden özür diler gibi başını öne eğdi. Ama şuan ona minnettar olan bendim. Eğer daha fazla asansörde kalmış olsaydım, soğukkanlılığımı kaybederdim ya.

 

“Eğer başka bir şeye ihtiyacın olursa, lütfen haber ver. Eğer bir yardımım dokunursa, yardım ederim.  Sınavlar hariç yani.” Katsuragi gülümseyip gitti.

Ben farkında bile olmadan,  Katsuragi ile yakınlaşıyordum.  3 salak kadar yakın birisi olacak bana. Belki de daha yakın birisi. Neden A sınıfından Katsuragi’nin telefon numarası bende var ve neden ona bu kadar yakınım ya?

 

—İşte az önce yaşananlar bunlardı.

Çeviren: cheronsa
———————————————————————————————————–

Bir sonraki bölümü 2 Ağustos’ta yayınlanacaktır. Keyifli okumalar~~