<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>türkçe light novel oku - Türkçe Light Novel</title>
	<atom:link href="https://turkcelightnovels.com/tag/turkce-light-novel-oku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://turkcelightnovels.com/tag/turkce-light-novel-oku/</link>
	<description>Türkçe Çevirilerle Web &#38; Light Novel</description>
	<lastBuildDate>Sat, 09 May 2020 13:43:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2025/02/resim_2025-02-16_200044098.png?fit=32%2C32&#038;ssl=1</url>
	<title>türkçe light novel oku - Türkçe Light Novel</title>
	<link>https://turkcelightnovels.com/tag/turkce-light-novel-oku/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">168407475</site>	<item>
		<title>Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 10: Donner</title>
		<link>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-10/</link>
					<comments>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-10/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcelightnovels]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Dec 2019 19:58:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arifutera Shokugyo]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta 10. Bölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel oku türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta shokugyo light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou arifureta shokugyou de sekai saikyou manga arifureta shokugyou de sekai saikyou manga oku arifureta shokugyou de sekai saikyou 34 arifureta shokugyou de sekai saik]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou manga]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou manga oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta web oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Donner]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime Nagumo]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novels]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçelightnovels]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkcelightnovels.com/?p=3752</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karanlıkta, yeşil ışık taşları çevreyi loş bir şekilde aydınlatıyordu. Işık hafif bir gölgeyi belli ediyordu. Gölge bir canavara çömelmiş ve umutsuzca önünde bir şey çiğniyordu. “Eww~ Blegh, lanet olsun, bu son derece iğrenç!” Hajime ikiz-kuyruklu kurdun etini yerken lanet okudu. Etrafta yalnızca onun eti çiğneme sesi vardı. En sert kaslardan oluşan eti dişleriyle parçalarken, damlayan...</p>
<div class="c-read-more"><a class="c-read-more-link" href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-10/">Continue Reading</a> &#8594;</div>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-10/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 10: Donner</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Karanlıkta, yeşil ışık taşları çevreyi loş bir şekilde aydınlatıyordu.</p>



<p>Işık hafif bir gölgeyi belli ediyordu. Gölge bir canavara çömelmiş ve umutsuzca önünde bir şey çiğniyordu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/12/IMG_20191203_224545.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-3757"/></figure>



<p>“Eww~ Blegh, lanet olsun, bu son derece iğrenç!”</p>



<p>Hajime ikiz-kuyruklu kurdun etini yerken lanet okudu. Etrafta yalnızca onun eti çiğneme sesi vardı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/12/Screenshot_20191203_222011-1.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-3768"/></figure>



<p>En sert kaslardan oluşan eti dişleriyle parçalarken, damlayan kanla beraber umutsuzca yutkundu. Yediği son yemekten bu yana iki hafta geçmişti ve aniden etle buluşması, midesinin bunu red etmeye çalışmasına rağmen onu sürükleyici bir acıyla sınayarak bu iğrenç eti yemeye zorluyordu. Ancak Hajime bunu basitçe normal bir olay olarak düşünmeye devam ederken eti yutmaya devam etti.</p>



<p>‘’Sorun yok… bunu normal bir etmiş gibi dü- öğh-‘’</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://i1.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/12/Screenshot_20191203_231151.jpg?fit=688%2C1024" alt="" class="wp-image-3767"/></figure>



<p>Görünüşü tamamen bir barbara benziyordu, herhangi bir modern insan görünüşünü son derece mide bulandırıcı bulurdu. Etin iğrenç kokusu ve korkunç tadı gözlerine yaş getirse de, uzun süre sonra yemek yemenin verdiği tatmin etkisiyle sarhoş olmuştu. Hajime bu kadar basit bir yeme eyleminin ona bu kadar mutluluk getirebileceğini hiç düşünmemişti.</p>



<p>Midesine aldığı etleri temizlemek için kutsal suyu bir içecek olarak kullanıyordu.(Eğer Azizler Kilisesi’nin takipçileri böyle bir duyum alırlarsa, şüphesiz bu savurganlıktan dolayı bayılırlardı.) Fakat bir anda midesi şişmeye başladı ve vücudunda anormal değişiklikler meydana geldi.</p>



<p>“Ah? …!? GUAAAAA!!! K-KARNIM? Ne- neler oluyor! AHHHH!”</p>



<p>Tüm vücudu aniden şiddetli bir arıya maruz kaldı, sanki vücudunun içinde bir erozyon başlamış gibi son derece tatsız bir duyguydu. Acı zaman geçtikçe yoğunlaşmaya sürekli devam ediyordu.</p>



<p>“Guaaaaaa! Ne, Bu da ne…. Guuuuuu!”</p>



<p>Vücudunu tarifsiz bir acı sardı. Hajime yerde çırpınıyordu, bu fantom ağrının bile üstesinden gelecek kadar şiddetli bir acıydı. Titreyen eliyle göğsünden, taştan yapılmış bir tüp şeklindeki kabı çıkardı. Tüpün ucundaki tıpayı ağzıyla ısırıp çıkardı ve şişedeki kutsal suyu içmeye başladı. Kutsal suyun etkisi devreye girdi ve ağrıyı azalttı fakat yoğun ağrının tekrar üstüne üşüşmesi uzun sürmedi.</p>



<p>“AHHH!! Neden… işe yaramıyor, AHHHHHHHHHH!”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/12/IMG_20191203_223922.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-3755"/></figure>



<p>Hajime’nin vücudu acıyla senkronize bir şekilde sarsılmaya başladı. Ba-thump, Ba-thump, her nabzı attığı anda tüm vücudu buna tepki olarak parçalanma sesiyle birlikte bozuluyordu. Ama bir sonraki anda kutsal su etkili oldu ve vücudundaki anormalliği iyileştirdi. İyileşme sonrasında yoğun ağrı bir kez daha vurdu ancak tekrardan iyileşti. Kutsal suyun etkileri inanılmazdı ancak olağanüstü iyileştirme yetenekleri işe yaramaz görünüyordu.</p>



<p>Kutsal suyun etkilerinden dolayı bayılması imkansızdı, muazzam iyileştirme yetenekleri geri tepmişti.</p>



<p>Hajime çığlık atarken yerde debelendi ve birçok kez başını duvara çarptı. Görünürde sonu olmayan cehennemin tadını deneyimlemeye devam etti. Öldürülmeyi tercih edeceğini düşünürken -açıkçası etrafta bu dileğini yerine getirecek kimse olmadığından başka seçeneği yoktu- &nbsp;buna katlanmak zorunda kaldı.</p>



<p>Hajime’nin vücudunda değişiklikler gözükmeye başladı. İlk olarak saçları rengini kaybetti. Sınırlarını aşan acı ya da başka bir şey yüzünden olabilirdi. Siyah saçları bir anda beyazlaşmıştı. Daha sonra kasları ve kemikleri kalınlaştı ve vücudunda birkaç ince kırmızımsı siyah çizgiler belirdi.</p>



<p>Aşırı telafi denen bir fenomen vardı. Antrenman veya diğer aktiviteler nedeniyle parçalanan kasların, iyileştiğinde hafif bir aşırı büyüme yaşayacağı bir fenomendi. Benzer şekilde kırık kemikler için de geçerliydi. İyileşmeden sonra güçleri daha da artardı. Şu anda Hajime’nin vücuduna olan şey de tam olarak bu fenomendi. </p>



<p>Büyülü canavarların eti insanlar için ölümcül bir zehirdi. Vücutlarında şaşırtıcı derecede fiziksel yetenekler sergilemelerini sağlayan, vücutlarını doğrudan dolaşan, büyülü güç üreten büyülü taş adı verilen özel bir organları vardır. Büyülü canavarların etleri ve kemikleri, vücutlarında dolaşan büyülü gücün içinde yüzdüğünden kuvvetli ve sağlam bir hâl alırdı.</p>



<p>Böyle bir ‘değişim büyüsü’ büyülü sözler ya da çemberler gerektirmez ve belirsiz detaylarla doğuştan ortaya çıkmış bir büyü olarak kabul edilir. Her duruma bu değişim büyüsü insan vücudunu içten aşındırıp hücreleri yok ederek ölümcül bir hâl alır. Geçmişte, büyülü canavarların etini yiyen herkesin bedenleri istisnasız bir şekilde parçalanmıştı ve bunun sonucunda da ölmüşlerdi. Nitekim Hajime bunu biliyordu fakat açlığı yüzünden görmezden geldiği için çok dalgındı.</p>



<p>Eğer Hajime tüm büyülü canavarların etini yeseydi şüphesiz şimdiye çoktan parçalanmış bir şekilde ölmüş olurdu ama bunu önleyen gizili bir ilacı vardı: Kutsal Su. Parçalanan kısımları anında yenilenmiş ve bunu sonucunda vücudu inanılmaz ölçüde güçlenmişti.</p>



<p>Parçala, yenile, parçala, yenile, parçala, yenile. Vücudu değiştiğinden dolayı nabzı tıpkı reenkarnasyona girmiş gibi atıyordu. Kırılgan insan vücudunu bir kenara atıp &nbsp;yeniden doğduğu bir metamorfozdu. Değişimi tamamlanan Hajime yeniden doğmuş gibi bağırdı. </p>



<p>Vücudundaki sarsılma Hajime yere yığıldığında durdu. Tamamen yorgun düşmüştü. Saçları tamamen bembeyazdı ve şimdi kıyafetlerinin altında kırmızımsı siyah çizgiler görünüyordu. Tıpkı Tekmeci Tavşan, İkiz-kuyruklu kurt ve &nbsp;Pençeli Ayı’nınkine benziyordu. </p>



<p>Hajime’nin sağ eli seğirdi, sıkıca kapattığı gözlerini hafif bir şekilde açtı. Titreyen odağı sağ eline düştü. Yumruğunu sıktı. Elini yere koydu ve az bir mesafe boyunca sürükledi. Bunun sonucunda bir ses oluştu ve sesi duyabildi. Hâlâ yaşıyordu. Yavaşça kalkmadan önce elinin kontrolünden emin olmak için yumruğunu birkaç kez sıktı ve serbest bıraktı.</p>



<p>“…Sonunda hatırladım, büyülü canavarların eti yenmemeliydi… Ahhh tam bir aptalım… pekâlâ, yememem gerekse bile çoktan yedim… Gerçekten bir aptalım… Ahahahaha… AHAHAHHAHAHA…”</p>



<p>Hajime, yorgun bir ifadeyle kendine değer veren bir kahkaha attı. Açlığı azalmıştı ve fantom ağrısı bile az önce çektiği acıyla birlikte uçup gitmişti. Acı hissetmeyeli uzun zaman olmuştu. Daha doğrusu, vücudu garip bir şekilde hafifti ve güçle dolup taştığını hissediyordu.</p>



<p>“Vücuduma ne oldu? Çok garip bir his…”</p>



<p>Değişim sadece dış görünüşünden ibaret değildi. Hajime de bununla ilgili bir rahatsızlık hissediyordu. Hem sıcak hem soğuk, bu hissi tarif etmek için yetersiz kalırdı. Sağ koluna yoğunlaşarak ince kırmızımsı siyah çizgileri ortaya çıkardı</p>



<p>“Uwah, iğ-, iğrenç, tamamen bir büyülü canavarmışım hissi veriyor… ne şaka ama. Oh doğru, statü plakam…”</p>



<p>Statü Plakasının varlığını tamamen unutan Hajime, ceplerini karıştırdı. Her nasılsa kazara kaybetmemiş gibiydi. Hajime vücudunun şu anki anormalliği hakkında bir şeyler öğrenebileceğini umarak durumunu kontrol etti.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/12/Screenshot_20191203_221230.jpg?fit=1024%2C637" alt="" class="wp-image-3758"/></figure>



<p>“…Eh?”&nbsp;</p>



<p>Hajime o kadar şok oldu ki, içgüdüsel olarak Kansai lehçesini yeniden uyguladı.</p>



<p>‘’NEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEE?! B-B-B-B-BUUUU RAKAMLAR NE BÖYLE?! BOZULMADIN DEĞİL Mİ? YANİ BU KADAR YÜKSE- OH, YOK ARTIK! İKİDEN FAZLA BECERİ ELDE ETMİŞİM!’’</p>



<p>Geniş kapsamlı olarak bütün statüleri artmıştı. Yalnızca 8 seviye olmasına rağmen becerileri üç katına çıkmıştı. &nbsp;Eğer seviyeler bir kişinin büyümesinin temsili olarak kabul edilirse Hajime’nin büyüme sınırlarını da aştığı açıkça görülebilirdi.</p>



<p>“Büyü Manipülasyonu?”</p>



<p>Kelime anlamıyla bakacak olursak 【Büyü Manipülasyonu】 kişinin büyüyü&nbsp;kontrol altında tutabilmesiydi. </p>



<p>‘’Bir ihtimal, daha önce yaşadığım garip duygu, büyü gücü müydü?’’</p>



<p>Tıpkı öncesinde olduğu gibi Hajime konsantre oldu ve 【Büyü Manipülasyonu】’nu denedi. Hajime konsantre olmaya başlar başlamaz ince, kırmızımsı siyah çizgiler tekrar ortaya çıktı.</p>



<p>Bütün duygularının sağ elinde toplandığı bir görüntü hayal ederken bir kez daha garip hissi yaşadıktan sonra büyü yavaş ve kontrolsüzce yayılmaya başladı.</p>



<p>“Whoa, whoa, oh~?”</p>



<p>Denemeler yaparken Hajime istemsiz bir şekilde heyecanına yenik düşerek çığlıklar attı. Sağ elinde toplanan büyü gücü, eldivenin üzerine dönüşüm büyüsü kullanabilmesi için kazınmış olan büyülü çembere girmeye başladı. Hâlâ şaşkın olsa da dönüşüm yapmaya çalıştı ve &nbsp;zeminin kolayca yükselmesine neden oldu.</p>



<p>“C-ciddi misin? Büyülü söz söylememe gerek yok mu? Prensip olarak büyülü canavarlar dışında büyüyü kimse doğrudan manipüle edemez&#8230; Büyülü canavarların etini yemek bana bu özel karakteristiği mi verdi?”</p>



<p>Tam üstüne basmıştı. Hajime, gerçekten de büyülü canavarların eşsiz karakteristiğini elde etmişti. Devamında, aynı şekilde 【Yıldırım Örtüsü】 becerisini kullanmak istemişti&nbsp;</p>



<p>“Pekâlâ… bunu nasıl yapmalıyım acaba? 【Yıldırım Örtüsü】&nbsp;elektrik akımıyla ilgili değil mi? Yoksa? İkiz-kuyruklu kurtların kuyruklarındakiyle…”</p>



<p>Ne kadar denerse denesin hiçbir değilim yoktu. Hissedilebilen büyülü gücün aksine herhangi bir ipucu olmadan Yıldırım Örtüsü’nü nasıl kullanacağı hakkında hiçbir fikri yoktu. “Mmmmm!” Bir inilti ile dönüşüm yapmak istediğinde net bir zihinsel imaja sahip olmanın önemini hatırladı. Eldivenindeki büyülü çemberin üzerine pek formül yazılmadığından dönüşüm sırasında işleyeceği nesneye net bir zihinsel görüntü aktarması gerekiyordu.</p>



<p>Hajime, statik elektriğin cızırdadığını hayal etti. Ardından sağ elinin uçlarından kırmızı elektrik kıvılcımları ortaya çıktı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://i2.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/12/IMG_20191203_230957-1.jpg?fit=667%2C1024" alt="" class="wp-image-3770"/></figure>



<p>“Oo~, işe yaradı… Görüyorum ki, hayal gücü büyülü canavarların özgün büyüsü için baya gerekli bir şeymiş. ”</p>



<p>Bundan sonra elektriği defalarca serbest bıraktı. Ancak İkiz-kuyruklu kurtlar gibi saldırılar gerçekleştirilemiyordu. Muhtemelen, adından da anlaşılabileceği gibi 【Yıldırım Örtüsü】 yalnızca vücut etrafında kullanılabilirdi. Hajime’nin denediği gibi iletilebilecek ölçüde bir beceri değildi. Akımı ve voltajı ayarlaması için hâlâ pratiğe ihtiyacı vardı.</p>



<p>Son olarak 【Demir Mide】&nbsp;temel anlamıyla alınabilirdi. Büyülü canavarların etini yemek, herkesin bağışlanma için yalvarmasına sebep olacak bir acıya maruz kalmasına sebep olurdu. Ancak zindanda yiyecek başka bir şey seçilemeyeceğinden acı ve açlık arasında bir seçim yapmak zorundaydı. Böylesine olağandışı seçimlerle karşı karşıya kalan Hajime, belki de yeni becerisinin bu sorunu çözmeye yardım edebileceğini umuyordu.</p>



<p>İkiz-kuyruklu kurtlardan biraz daha et çıkardıktan sonra onları pişirmek için Yıldırım Örtüsü’nü kullandı. Beklenildiği gibi açlığını giderdikten sonra artık çiğ yemek yemesine gerek kalmamıştı. Yoğun kokulara dayanmaya çalışırken etleri iyice pişirmişti.</p>



<p>Sonrasında kararını verdi ve yedi. On saniye… bir dakika… on dakika… hiçbir şey yaşanmadı. Hajime arka arkaya etleri pişirip yemişti fakat sonucunda şiddetli ağrılar çekmemişti. Hajime Demir Mide’nin etkisiyle mi, yoksa kendi iradesinden kaynaklandığını bilmiyordu ama her halükârda memnundu. Her ısırığında gelen cehennemin tadı nihayet gitmişti.</p>



<p>Kalbindeki memnuniyeti sağladıktan sonra Hajime geçici olarak üssüne dönmeye hazırlandı. Pençeli Ayı’ya karşı zafer kazanma şansını artırmak için yeni güçlerini bir süre boyunca güçlendirmek amacıyla çaba sarf etmesi gerekiyordu.</p>



<p>Etleri İkiz-kuyruklu Kurtların derilerinden ayırmak ilk seferkine kıyasla daha kolaydı. Eti taştan yapılmış kaplarda saklayan Hajime, dikkatli bir şekilde Tanrı Kristalinin bulunduğu üssüne doğru yola koyuldu.</p>



<p>～～～～～～～～～</p>



<p>Hajime’nin üsse geri dönmesinden ve dönüşümle diğer becerilerini geliştirmeye başlamasından bu yana birkaç gün geçmişti. Bütün becerileri güzelce gelişiyordu. Bunların arasında dönüşümde bir değişiklik olmuştu, bir türetme becerisi kazanmıştı. Bu 【Mineral Değerlendirme(Değer biçme)】 idi. Kraliyet başkentinde, krallığın emrindeki &nbsp;Sinerjistler arasında bile, sadece en yüksek rütbeye sahip olanlar bu yeteneğe sahipti. Tipik olarak değerlendirme tipi büyü, saldırı tipi büyü ile karşılaştırıldığında daha fazla büyülü formül gerektiriyordu. Kaçınılmaz olarak sadece yeterince büyük olan büyülü çembere sahip tesisler bunu gerçekleştirebiliyordu. Ancak bu beceriye sahip olan bir kişi için herhangi bir minerale temas ettiği sürece o minerali sadece basit bir büyülü söz ve büyülü çemberle analiz edebilrdi. Gizli bir yetenek değildi ancak uzun yıllar boyunca dönüşüm kullanılmanın ustalaştırılmasıyla elde edilebilecek eşsiz bir beceriydi.</p>



<p>Hajime derhal etrafındaki mineralleri iyice inceledi. Örneğin yeşil ışık taşı üzerinde 【Mineral Değerlendirme】&nbsp;kullanması, Statü Plakasının üzerinde yazıların dökülmesiyle sonuçlanırdı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/12/Screenshot_20191203_225144.jpg?fit=1024%2C183" alt="" class="wp-image-3759"/></figure>



<p>Bu son derece basit bir açıklamaydı ama bilgiyi tam anlamıyla takdir etti. Hajime merakla düşünürken yüzünde bir sırıtış ortaya çıktı. Etrafta gezip yararlı mineraller bulduktan sonra Hajime yaratacağı silah için vazgeçilmez bir mineral keşfetti. Silah yalnızca ortağı değil, aynı zamanda onun kozu olacaktı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://i1.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/12/Screenshot_20191203_225117.jpg?fit=1024%2C224" alt="" class="wp-image-3762"/></figure>



<p>Hajime açıklamayı gördüğünde aklından bin bir türlü eğlenceli şey geçti. Yanıcı Taş tıpkı Dünya’daki barut olarak adlandırılan madde ile aynı rolü paylaşmıyor muydu? Eğer durum buysa, dönüşüm becerisini kullanmadan saldırı gücünü nasıl en üst düzeye çıkarabileceğini keşfetmişti. Bu ona büyük bir heyecan vermişti. Silahını üretmek için muhtemelen çok büyük bir çaba ve deneme-yanılma gerekecekti. Bununla birlikte, nihayetinde bir saldırı aracı elde etmek için onu sayısız kez kurtarmış olan dönüşümü kullanabilmek, Hajime’yi inanılmaz derecede mutlu etti.</p>



<p>Böylece, ciddiyetle zamanını dönüşümden başka bir şeye harcamadı. Yemek yemeyi, uyumayı hatta binden fazla kez başarısız olduktan sonra Hajime sonunda yapmayı planladığı şeyi başarıyla tamamladı.</p>



<p>Ses hızının üzerindeki hızıyla en kısa mesafeden uçup ezici gücünü hedeflerini öldürmek için kullanan modern bir silah.</p>



<p>Bölgedeki en sert cevher kullanılarak –Taur Taşı- yaklaşık altı cm genişliğinde, altı yuvarlak döner kartuşlu, dikdörtgen namlulu bir silah. Mermiler de ayrıca sıkıştırılmış Yanıcı Taş tozundan ve Taur Taşından yapılmıştı. Başka bir deyişle, bu altıpatlar tipinde bir tabancaydı. Üstelik mermiler yalnızca yanıcı taşın patlayıcı gücüne sahip olmakla kalmıyor, ayrıca Hajime’nin eşsiz büyüsü 【Yıldırım Örtüsü】&nbsp;ile elektromanyetik bir itişle mini bir raylı top benzeri bir silaha dönüştürülmüştü. Maksimum gücü bir anti-materyal tüfeğinin on katıydı.</p>



<p>&nbsp;‘’Sanırım bundan sonra her zaman beraber olacağız. O zaman sana bir isim vermeliyim değil mi? Hmmm… Buldum! Bundan sonra sana Donner diyeceğim.’’</p>



<p>Her nasılsa Hajime partnerine bir isim verme ihtiyacı duydu.</p>



<p>“…Durum buysa, o canavar bile… kaçması… mümkün değil!”</p>



<p>Donner dışında gözlerinin önünde modern silahlara atıfta bulunan binlerce denemesinden geriye kalan silah parçalarına bakarken hafifçe güldü.</p>



<p>Genellikle ‘’Dönüşüm’’ becerisine sahip ‘’Sinerjist’’ gibi yaygın bir meslek sınıfının yapabileceği ustaca bir kılıç veya zırhtan daha fazlası olamazdı. Fakat şu anda kılıç ve büyü dünyasında geleneksel bir silahın doğduğu andı.</p>



<p>～～～～～～～～～</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://i1.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/12/Screenshot_20191203_225045.jpg?fit=1024%2C171" alt="" class="wp-image-3760"/></figure>



<hr class="wp-block-separator"/>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-4-3 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Umineko no naku koro ni opening full-Katayoku no Tori" width="980" height="735" src="https://www.youtube.com/embed/GTojZzKi9V8?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p><strong>Telafi etmeye çalışacağım&#8230; </strong></p>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-10/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 10: Donner</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-10/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>11</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3752</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Versatile Mage, Bölüm 2 &#8211; Gerçek Sosyal Sınıf</title>
		<link>https://turkcelightnovels.com/versatile-mage-bolum-2-gercek-sosyal-sinif/</link>
					<comments>https://turkcelightnovels.com/versatile-mage-bolum-2-gercek-sosyal-sinif/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcelightnovels]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Nov 2019 14:07:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Versatile Mage]]></category>
		<category><![CDATA[full time magister]]></category>
		<category><![CDATA[light novel]]></category>
		<category><![CDATA[light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[light novel önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[light novel türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Quanzhi fashi]]></category>
		<category><![CDATA[quanzhi fashi oku]]></category>
		<category><![CDATA[quanzhifashi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novels]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçelightnovels]]></category>
		<category><![CDATA[versatile mage]]></category>
		<category><![CDATA[versatile mage light novel]]></category>
		<category><![CDATA[versatile mage light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[versatile mage oku]]></category>
		<category><![CDATA[versatile mage türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[versatile mage türkçe oku]]></category>
		<category><![CDATA[web novel]]></category>
		<category><![CDATA[web novel oku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkcelightnovels.com/?p=3430</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dağın bir yarısında bir yerleşim alanı bulunuyordu. Eğer biri demir çitli yolu takip etse ve o küçük yolun sonuna kadar yürüse Mo Fan’ın evini bulabilirdi. Evi küçük, bir buçuk katlı bir evdi; dış duvar, ardındaki kırmızı tuğlaları açığa çıkaran çatlak boyaya sahipti. Evin etrafındaki diğer evler çöplerle çevrelenmişti. Mahalledeki diğer evlerin hepsi yaklaşık üç buçuk...</p>
<div class="c-read-more"><a class="c-read-more-link" href="https://turkcelightnovels.com/versatile-mage-bolum-2-gercek-sosyal-sinif/">Continue Reading</a> &#8594;</div>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/versatile-mage-bolum-2-gercek-sosyal-sinif/">Versatile Mage, Bölüm 2 &#8211; Gerçek Sosyal Sınıf</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"></h2>



<p> Dağın bir yarısında bir yerleşim alanı bulunuyordu. Eğer biri demir çitli yolu takip etse ve o küçük yolun sonuna kadar yürüse Mo Fan’ın evini bulabilirdi. </p>



<p>Evi küçük, bir buçuk katlı bir evdi; dış duvar, ardındaki kırmızı tuğlaları açığa çıkaran çatlak boyaya sahipti. Evin etrafındaki diğer evler çöplerle çevrelenmişti. </p>



<p> Mahalledeki diğer evlerin hepsi yaklaşık üç buçuk katlıydı. Restorasyon ve yeniden dekore  edilmelerinden sonra evler gerçek evlere daha çok benzemişti. Mo Fan’ın evi—en uzak köşedeki— daha çok, harap olmuş ve eski moda bir ev gibiydi. </p>



<p> “Kardeş Mo Fan, geri döndün demek&#8230; Sana bazı iyi haberler getirdim.” Mo Fan evinin girişine ulaştığında, maymun benzeri bir genç bir anda ortaya çıkıverdi, </p>



<p>Mo Fan’ın yüzü neşeyle doldu. Bu Maymun, bu bloğun yakınlarında yaşayan ailelerin çocuklarından biri olan Zhang Hou’ydu. Mo Fan’ın çocukluk arkadaşıydı, birlikte büyümüşlerdi. </p>



<p> “Neymiş bu iyi haberler?” diye sordu Mo Fan.</p>



<p> “Küçük Prenses geri döndü, onu konağın girişindeyken ahanda bu gözlerle gördüm. Hâlâ inanamıyorum, Küçük prensesin ne kadar güzelleştiğini tahmin edemezsin—tıpkı küçük bir melek gibiydi.” Zhang Hou heyecanla söyleyiverdi.  </p>



<p> Mo Fan sokağın karşısındaki konağa göz attı. Konak, herkesin kıskanç hissetmesine yol açacak kadar mükemmeldi. Çiçeklerin, bitkilerin ve ağaçların her bir santimi dikkatli bir şekilde yetiştirilerek konağın çevresinin gerçek bir botanik bahçe seviyesine ulaşması sağlanmıştı. </p>



<p>Ancak güzel evin çevresi şu anda demir çitlerle çevrelenmişti. </p>



<p> Mo Fan geçmişi, çocukluk anılarını, düşündüğünde demir çitlerin orada olmadığını hatırladı. Çocukları bu sokaktan konağın bahçesine oynamaları için düzenli olarak götürürdü </p>



<p> Rezistansların olduğu en uç noktada,  avrupai tarzda  çok lüks villalar vardı.  Bu çocukların gözünde peri masallarındaki şatolar gibiydiler ve şatonun içinde o kadar güzel bir prenses vardı ki onlara nefes almayı unutturuyordu. Prenses onlarla aynı yaştaydı ve  Mo fan sık sık onunla oynamak için gizlice konağa girerdi&#8230; </p>



<p> Demir çitlerin konak etrafında ne zaman belirdiğini ve mahalledeki ebeveynlerin çocuklarının konağa yaklaşmasını yasakladığı zamanı hatırlayamıyordu. Ayrıca hayal ürünü olan Prensesin şatonun içinde gerçek bir prensese dönüştüğüne inanılıyordu. Geçen yılların ardından gittikçe birbirlerinden daha çok uzaklaşmışlar ve gittikçe daha az görüşmeye başlamışlardı.  </p>



<p> “ Biliyor musun? Küçük Prensesin şu anda ünlü İmparatorluk Büyü Okulu’nun en iyisi olduğunu duydum, büyü elementlerine karşı doğuştan gelen yeteneği yaşıtlarıyla karşılaştırılamaz bile. 15 yaşında buz büyüsünü kullanabilecek yeteneğe sahipti.” Zhang Hou gizemli bir şekilde söyledi. </p>



<p> Mo Fan şaşırıp kalmıştı. Zhang Hou ona Küçük Prensesin olimpiyatlarda madalya kazandığını söyleseydi, muhtemelen hiçbir şey  hissetmezdi. Ancak eğer bu buz büyücüsü olmakla ilgiliyse o zaman bu tamamiyle farklı bir şeydi! </p>



<p>Çoğu insan ilk temel büyüsünü elde etmeden önce uyanışı gerçekleştirmek için 16 yaşına—lisedeki ilk yıllarına— kadar beklemeliydi.  </p>



<p> Büyüyü elde etmek gerçek bir büyücü olmak anlamına gelmiyordu. Büyüyü serbest bırakmadan önce uzun bir eğitim sürecinden geçmek, bir büyü kitabı edinmek ve özenle çalışmak zorunda kalıyordunuz. Küçük Prenses gerçekten etkileyiciydi, 15 yaşında gerçek bir büyücü olmuştu. </p>



<p>Yoksa sözde Dahi Çocuklardan birisi miydi? Büyü Dünyasının Çocuk Dahisi! </p>



<p>“Kardeş Mo Fan, senin için üzülüyorum. Keşke gençken Küçük Prensesi geri almak için daha fazla çaba sarf etseydin. Şimdi o yetenekli ve çok güzel, tsk tsk tsk… Kesinlikle bizi kıskandırıyor.” Zhang Hou kaşını kaldırırken söyledi. </p>



<p>“O biz gençkendi, işe yaramaz şeyler hakkında konuşmayı kes.” Mo Fan tereddüt etmeden karşılık verdi. Mo Jiaxing iki gencin ne hakkında konuştuklarını duyduğunda öksürdü ve Mo Fan’ı eve sürükledi. </p>



<p> Az önce eve dönen Mo Jiaxing konuştu, “Bir süreliğine dışarı çıkacağım. Xin Xia halanda kalıyor, muhtemelen eve gelmeyecektir.” </p>



<p>“Pekâla, anladım.” </p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>  Mo Jiaxing aceleyle ayrıldıktan sonra Mo Fan evinin etrafında dolaştı ve evinin hiç değişmediğini fark etti.</p>



<p> Dünya değişmiş olmasına rağmen fakir olmanın acısı hiç değişmemişti. Nasıl oldu da ailem konağın ailesiyle ticaret yapmadı? Ciddi misin Tanrı? Bilimi büyüye çevirmek için bunca zahmete katlandın ama bunun gibi küçük bir şeye el atamadın mı? </p>



<p>Sevinçten havalara uçtuğu tek şey görünümünün değişmemesiydi—hâlâ eskisi kadar seçkin ve zarifti! </p>



<p>Evde oturmak sıkıcıydı—yapacak hiçbir şey yoktu. Mo Fan o kadar sıkılmıştı ki dışarı çıkıp tur atmaya karar verdi. Ayrıca başka nelerin değiştiğini görmek istiyordu.</p>



<p>Kimsenin geçmediği yosunlu yolu takip etti ve ana caddenin başına gelirken babasının kamyonetini gördü.</p>



<p>Babası bir şofördü. Konağın efendisinin sürücülüğünü yapardı; Ancak, babasının lojistik bölümüne nasıl transfer edildiğini bilmiyordu. Bir gün Konak adına bir şeyler almaya gitti ve o günden sonra ailesinin durumu kötüleşmeye başladı.</p>



<p>“Jiaxing, bu isteğin biraz kaba, değil mi? Ailene geçmişte oldukça iyi davrandım. Ailendeki bu denli kötü bir suç işleyen o çocuğa rağmen yine de yapman için sana bazı işler verdim. Eğer başkasının ailesi olsaydı, onlara hemen eşyalarını toplamalarını ve burayı terk etmelerini söylerdim.” Orta yaşlı bir adamın sesi yavaşça duyuldu.</p>



<p>“Kardeş Mu He, senden son kez yardım istiyormuşum gibi beni dinle. Tian Lan Büyü Lisesi’ne girmeye çalışacak olursam bu çok pahalı olur. Ailemin durumunu çoktan biliyor olmalısın, bunu gerçekten karşılayamayız” Mo Jiaxing yavaşça ve alçakgönüllülükle söyledi.</p>



<p>“Sen—neden o başarısız oğlun için bu kadar ileri gidiyorsun? Kendi başına Büyü Lisesine girmek için yeterli gereksinimlere bile sahip değil ki, bu yüzden kaderinde ne varsa onu yapmasına izin ver zaten çoktan 16 yaşına basmış. Ayrıca oğlunu Büyü Lisesi’ne sokmana yardım etsem bile, sadece kişiliğine dayanarak söylüyorum, kesinlikle gevşeyecek ve gerçek bir büyücü olamayacak. Büyücü olmak o kadar kolay mı sanıyorsun? Sadece yetenekli ve çalışkan olmak yetmez aynı zamanda büyülü kitaplar, büyülü cihazlar ve büyülü aletler gerekli ve bunlar ailenin karşılayabileceği şeyler değil. Bu tür şeyler olmadıktan sonra birinci seviye bir büyücü bile olamaz&#8230;” Mu He adındaki adam samimi bir şekilde söyledi fakat Mo Fan sözlerindeki kibiri hissedebiliyordu.</p>



<p>“Bu sefer hakikaten çalışmak istiyor. Kardeş Mu He, bana bu kez yardım edersen talebi üzerine Efendi Mu’dan olduğunca uzaklaşacağım. Bu sayede Efendi Mu rahat hissedecek ve ayrıca benim küçük veledin Leydi Mu Zhuxue ile etkileşime girmeyeceğine garanti vereceğim” Mo Jiaxing’ın sesi duyuldu.</p>



<p>“Oh, bu durumda biraz düşünmek zorundayım.”</p>



<p>Uzaklaşma isteklerini duyunca Mu He adlı bu adam tartışmaya daha fazla ilgi duymaya başlamış gibiydi.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p></p>



<p>Bir genç, konuşmayı dinlerken duvara yaslandı; kalbi inanılmaz derecede karmaşıktı.</p>



<p>Dünyanın değişmesiyle sahip olduğu birçok bağlantının da değişeceğini düşünüyordu. Ancak&#8230; hiçbir şey değişmemiş gibiydi.</p>



<p>Bir yönetici gibi Mu Konağı’nın zenginleri en tepedeydi. Oysa en alt kısımda çok çalışmak zorunda kalan ve diğer insanlardan yardım almak isteyen babası vardı. Bu Mu He, Tian Lan Büyü Lisesi’nin genel başkanıydı ve gerçek şu ki sadece tek bir kelime söylemesiyle Mo Fan&#8217;ın Tian Lan Büyü Lisesi’ne girmesine izin verebilirdi.</p>



<p>Bununla birlikte, kendi babasının—Mo Jiaxing— uzaklaşmaya istekli olduklarını duyduktan sonra Mu He ağır bir şekilde iç çekti ve hızla isteğini kabul etti.</p>



<p>Konuşmanın sonunda babası sürekli olarak Mu He’ye teşekkür ediyordu. Mu He lüks arabasına binip giderken eski görünümlü kamyoneti ve yaşlı babasını toz içinde bıraktı.</p>



<p><em>Bu nasıl bir rüya?</em></p>



<p>Bu zulüm önceki gerçekliğiyle tamamen aynıydı. Ciddi bir bakışla duvara yaslanan Mo Fan kendi ailesinin durumunun hiç değişmediğinin farkındaydı. Düşük statüleri de hiç değişmemişti.</p>



<p>Eski zamanlarda toplumdaki eski ailelerin gücü ve statüsü vardı; Modern dünyada da hiçbir değişiklik yoktu. Bazı aileler daha fazla mirasa ve daha uzun bir geçmişe sahipti. Onların aile üyeleri yüksek makamları ve mevkileri güçleriyle işgal ederdi. Sıradan insanlar artık zengin insanlara hizmetçi olarak adlandırılmasalar bile; şimdi işçi olarak adlandırılmışlardı ve artık diz çöküp selamlamaları gerekmese de sıradan insanların kaderleri hâlâ zenginlerin elindeydi ve hayatları bu zengin kişilerin parmaklarının ucunda kolayca manipüle edilebilirdi.</p>



<p>Mo Fan’ın kendisi en altta bulunan bir aileden dünyaya gelmişti ve ‘’Mu’’ isimli bir aile tarafından tamamen evcilleştirilmişlerdi.</p>



<p>Kalbinde şiddetle kabaran bir şey hissediyordu—Yumruğunu daha da sıkıca sıktı ve gök mavisi renkli duvara defalarca vurdu.</p>



<p>“Mu aileniz ben gençken ve hiçbir şeyin farkında değilken benden faydalandı!”</p>



<p>“Güçlü olduğum zaman iyiliğinin karşılığını on katıyla&#8230; Hayır hayır, yüz katıyla ödeyeceğim!”</p>



<p></p>



<hr class="wp-block-separator is-style-dots"/>



<p style="text-align:center">İlk Bölümü Okumak İçin Tıklayın: <a href="https://turkcelightnovels.com/versatile-mage-bolum-1-dunyadaki-buyuk-degisimler/">Versatile Mage &#8211; Bölüm 1  &#8211; Dünya İçin Köklü Değişiklikler</a></p>



<p></p>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/versatile-mage-bolum-2-gercek-sosyal-sinif/">Versatile Mage, Bölüm 2 &#8211; Gerçek Sosyal Sınıf</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkcelightnovels.com/versatile-mage-bolum-2-gercek-sosyal-sinif/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3430</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Youkoso Jitsuryoku, Cilt 3, Bölüm 1, Part 8(A)</title>
		<link>https://turkcelightnovels.com/youkoso-jitsuryoku-cilt-3-bolum-1-part-8a/</link>
					<comments>https://turkcelightnovels.com/youkoso-jitsuryoku-cilt-3-bolum-1-part-8a/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcelightnovels]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Oct 2019 19:04:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Youkoso Jitsuryoku]]></category>
		<category><![CDATA[light novel]]></category>
		<category><![CDATA[light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[light novel önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[light novel pdf]]></category>
		<category><![CDATA[light novel türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[lightnovelçevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novels]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[turkcelightnovel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçelightnovels]]></category>
		<category><![CDATA[web novel]]></category>
		<category><![CDATA[web novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Webnovel]]></category>
		<category><![CDATA[Welcome to the Classroom of the Elite]]></category>
		<category><![CDATA[Welcome to the classroom of the elite oku]]></category>
		<category><![CDATA[youkoso]]></category>
		<category><![CDATA[Youkoso Jitsuryoku oku]]></category>
		<category><![CDATA[youkoso jitsuryoku oku türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Youkoso Jitsuryoku Shijou Shugi no Kyoushitsu e]]></category>
		<category><![CDATA[Youkoso Jitsuryoku Shijou Shugi no Kyoushitsu e oku]]></category>
		<category><![CDATA[youkoso jitsuryoku türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[youkoso jitsuryoku türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[youkoso jitsuryoku türke light novel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkcelightnovels.com/?p=3393</guid>

					<description><![CDATA[<p>Saat 5&#8217;e geldiğinde Kushida ve grubu geri dönmüştü. Hirata da Kushida&#8217;nın grubu ile gelmişti. Liderimizin geri dönmesiyle öğrenciler, hemen etrafında toplandılar. Yiyecek bir şeyler bulmuşlardı ve onları kampa taşıyorlardı. Uzaktan bakıldığında, bir çeşit küçük kırmızı meyve, çilek gibi bir şeydi, hatta küçük domates taşıyorlarmış gibiydi ve ayrıca üzüm ve kivi şeklinde olan şeyler de vardı....</p>
<div class="c-read-more"><a class="c-read-more-link" href="https://turkcelightnovels.com/youkoso-jitsuryoku-cilt-3-bolum-1-part-8a/">Continue Reading</a> &#8594;</div>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/youkoso-jitsuryoku-cilt-3-bolum-1-part-8a/">Youkoso Jitsuryoku, Cilt 3, Bölüm 1, Part 8(A)</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Saat 5&#8217;e geldiğinde Kushida ve grubu geri dönmüştü.
Hirata da Kushida&#8217;nın grubu ile gelmişti.</p>



<p>Liderimizin geri dönmesiyle öğrenciler, hemen etrafında toplandılar.
Yiyecek bir şeyler bulmuşlardı ve onları kampa taşıyorlardı.</p>



<p>Uzaktan bakıldığında, bir çeşit küçük kırmızı meyve, çilek gibi bir şeydi, hatta küçük domates taşıyorlarmış gibiydi ve ayrıca üzüm ve kivi şeklinde olan şeyler de vardı.</p>



<p>“Gerçekten &#8230;. Bunları yiyebilir miyiz? Meyveye benziyorlar ama yine de&#8230; hımm bilemedim…”</p>



<p>Kendine güvenemedikleri için öğrenciler birilerinin denemesini
ya da en azından bir şeyler söylemesini bekleyerek birbirlerine baktılar.</p>



<p>Ama kim daha önce hiç görmediği
bir meyveyi yemeye cesaret eder ki?</p>



<p>“Neyse ne, boğazım kurudu &#8230;. ve açım.”</p>



<p>&#8220;Ben de, boğazım biraz kurumuş gibi hissediyorum &#8230;&#8221;</p>



<p>Hava kararıyordu ve biz hala bir şey yapmadan aynı konuşmayı yapıyorduk. Tüm bu sıkıntıya, tek başıma katlanıyor gibiydim.</p>



<p>Ancak akşam yemeği vakti yaklaştığında, yeterli yiyecek ve su olmadığı problemi daha net anlaşılıyordu.</p>



<p>“Hey! Bu bataklık
yabanmersini değil mi? Sen de bir Çin çançiçeği mi buldun? Bu harika!”</p>



<p>Kargaşayı başlatan, şenlik ateşine yakın oturan Ike&#8217;dı,  ateşe daha da yaklaştı. Meyvelerden birini kavrayarak konuştu.</p>



<p>“Kanji, bunun ne olduğunu
anlıyor musun?”</p>



<p>&#8220;Ah, bu bir yaban mersini. Otoyama&#8217;da kamp yapmaya gittiğimde bundan yemiştim. Tadı da görüntüsü gibi yaban mersinini andırıyor. Bu Akebia Canada (çikolata asması). Lezzetli ve tatlı. Ah, kesinlikle eski günleri hatırlatıyor.&#8221;</p>



<p>İşin garibi, başka bir yere bakmaya çalışmıyordu. Geçmişini hatırlatan bu meyveleri bulduktan sonra çocuk gibi gülümsüyordu, ama herkes orada durdu, Ike&#8217;de seyretti ve kimse bir şey demedi.</p>



<p>Shinohara sorusu ile
Ike&#8217;ye saldırmaya karar vermişti, ancak ağzının payını aldı.</p>



<p>“Huh? &#8230; Oha, sanırım
hatırladıklarımdan çok daha iyi bir tada sahipler.”</p>



<p>Kargaşanın nedeni
artık çözüldüğünden, sınıf çoğunlukla bu konunun etrafında toplanıyordu.</p>



<p>Azda olsa yiyecek bulabilmek
hala kazancımızı belirleyebilecek bir faktör.</p>



<p>&#8220;En azından bir
şey yapabildin. Kamp ateşi için teşekkürler, Ayanokouji.&#8221;</p>



<p>“Ben değildim, Ike’ye
teşekkür et.”</p>



<p>Ateş yanmaya devam ediyordu ve dumanı garip şekiller yaratıyordu. Gruptakilere, sorumluluklarını hatırlatıyor gibiydi. Ike&#8217;ye seslendiğimde yanıma geldi.</p>



<p>“Ormanda kaybolursak,
sadece dumana bakarak kampın yerini bulabilir ve geri dönebiliriz, değil mi?”</p>



<p>“Bu kadar çabuk geri
dönmemizin nedeni bu, senin sayende Kanji!”</p>



<p>Boa seviniyorlar ya. Bu şekilde kampımızın diğer sınıflar tarafından da kolayca bulunabileceğini anlamayacak kadar geri kafalılar&#8230; </p>



<p>Sadece Kushida değil,
diğer öğrenciler de Ike&#8217;ye hayranlıkla bakarak başlarını salladı. Beklenmedik
dikkatli ve onurlandırıcı bakışlar onu Tengu ya da başka bir şeye çevirecek
gibiydi, ama Ike Kushida&#8217;ya bakmıyordu bile, Shinohara&#8217;ya bakıyordu.</p>



<p>“Hey &#8230; Shinohara. Bütün gün bunu düşünüyordum, davranışlarımı yani. &nbsp;Medeniyetten uzak bu adada, tuvalet olmaması herkes için zor&#8230; Buradan gelecek puanlara muhtacız diye abarttım&#8230;. Özür dilerim. &#8220;</p>



<p>“Ha? Neden bir anda böyle özür diliyorsun ki?”</p>



<p>“Anılarım yüzünden. Kampa ilk gittiğim zamanı hatırladım. O zamanlar bayağı zordu, onca şeyin arasında bir de tuvalet konusunu düşünüyordum, temizlenememek bi yana, etrafta bir sürü böcek oldu. Geri döner dönmez de aileme çemkirip durdum. Bunun ne kadar zor olduğunu hatırladım. Bunun kızlar için daha zor olduğunu söylememe gerek yok sanırım &#8230; &#8220;</p>



<p>Ike, soğukkanlılığını
korurken durumunu açıkladı.</p>



<p>Kendini böyle güzel ifade edebilmesi, gerçekten takdire şayan ya. Mükemmel bir birey olarak göze çarpıyordu ve benimle kıyaslandığında çok iyi bir şekilde rekabet edebilirdi. Tabii ki bu hikayeyi bizimle paylaşması da büyük cesaret gerektiriyor.</p>



<p>Ancak, özür dilemek bulaşıcı bir şeye dönüştü. Çok geçmeden Shinohara kendi durumunu açıklamaya başladı.</p>



<p>“Ben de… Özür dilerim. Daha önce özür dilemeliydim. Nehirden su içmeyi reddererek, yeterli olmadığını söyleyerek&#8230; Bunlar… haddimi aştım, çok duygusallaştım sanırım. Hepimizin bir şeyler yapması gerekiyor ki puanlarımızı hem koruyalım hem puan kazanalım. &#8220;</p>



<p>Her ikisi de birbirlerinin gözlerinin içine bakamıyorlardı ama aralarındaki sorunu çözmüşlerdi.</p>



<p>Neyi istiyorsanız o en beklenmedik anda olur. D sınıfı, puan kazanabilecek potansiyeldeydi artık. Bu gelişme, bu alâmet diğer öğrenciler tarafından da hissedilmişti sanki.</p>



<p>Hirata bu şansı kaçıramazdı. Herkesin dikkatini çekmek için ellerini kaldırdı.</p>



<p>“Millet ne olursa
olsun, hepimizin tek bir hedefi var. İlk defa böyle özel bir sınavla karşı
karşıyayız, ancak neden bu şaşırtıcı duygulara sahip olabileceğimizi anlıyoruz.
Yanlış anlaşılmaların olması doğal. Ancak, panik olmadan, kimseye rahatsızlık
vermeden, sonuna kadar, birbirimize güvenmek ve ilerlemek istiyorum. &#8220;</p>



<p>Bunu gayet açık bir
tonla söyledi. Kendisini destekleyerek ve ne söylediğini anlayarak konuşmaya
devam etti.</p>



<p>“Sadece bir puanımız kalsa bile vazgeçmeyelim. o bile çabamıza değebilir. Olur mu? Çünkü herkesin kendince haklı sebepleri var. Ancak, doğru yolda ilerlemek için bir puan aralığı belirlemeliyiz. Bu sadece sınavın sonunda kesinleşecek ama 120 veya daha az puanla kalabiliriz. Bu, D sınıfının uğruna savaşması gereken amaç olmalı. &#8220;</p>



<p>“Öyleyse, 180 puan
kullanmayı mı düşünüyorsun? Dediklerinden bu sonucu çıkartıyorum da.”</p>



<p>Puanlarımızın yarısından fazlasını kullanırsak &#8230; Çoktan hesabı yapan Yukimura keskin bir bakış attı, bu konudan, bu kadar kolay vazgeçmek istemedi.</p>



<p>Hirata etrafında
neler döndüğünü hissedebiliyordu, bu yüzden el kitabını yerde bıraktı ve bu
sonuca nasıl ulaştığını açıklamaya başladı.</p>



<p>“Öncelikle, söyleyeceklerimi bitirene kadar beni dinlemenizi istiyorum. Yemek ihtiyacımız için puan kısmak zorundayız. Çünkü 1.numaralı harcamamız bu. Gıda ve su ihtiyacımızı set haline getirebiliriz.&#8221;</p>



<p>Yiyecek ve içme suyu dahil 1 öğün, 6 puan ediyor. Beraber alırsak, 1 öğün için 10 puan vereceğiz. Günde 2 öğün yemek yersek, bu 20 puan yapar. Sınav bitene kadar bugünden başlarsak, toplamda 12 öğün eder. Yani, toplam 120 puan harcarız.</p>



<p>Eğer son günü atlar ve açlığımızı tolere etmeye çalışırsak, o zaman 110 puanla bitirebiliriz. Geçici tuvaletimiz bize 20 puana mal oldu, erkeklerin 2 çadır kullanımı için 20 puan daha harcadık. Tüm bunlar 150 puan demek.</p>



<p>30 puanımız kalıyor ve burada neredeyse bir hafta yaşayacağız. Toplamda 180 puanımızı kullanmış olacağız. Hirata&#8217;nın planının  gerçekleştirilebilir  bir  temeli vardı ve herkesi kelimeleri ile cezbediyordu.</p>



<p>“Sadece 120 puan kaldığını duyduğumda, onları da kısa sürede harcayacağımızı düşünüyordum. Ancak, bu puanlar geçici verildi bize ve sadece 300 puanımız olduğunu hatırlatıyorum size. Sınavın sonunu görmeden iyi bir sonucumuz olup olmadığını bilemeyiz. Yaz tatilimizden önceki yazılı sınavlarda puanlarımızı arttırıp değiştirdik, ancak A sınıfını geçemedik ve hala 100 puana ulaşamadık. Durumu değerlendirince, 120 puanın az ama ulaşılabilir ve tatmin edici bir puan olduğunu düşünüyorum. Dahası, herkes puan biriktirebilirse, bize ekstra getirisi olabilir. Gayet karlı çıkabiliriz bu sınavdan.”</p>



<p>“Şey, bu puanlarımızı korumanın yollarını da arıyorum.  Eer bir gün yiyecek ve suyu bulabilirsek, 20 puan cebimizde kalır, o zaman başarabiliriz. Eğer bir hafta içilebilir su sorunu yaşamazsak, o zaman 50 puandan fazlasını kazanabiliriz ve bu oyunu lehimize değiştirmemize yardımcı olabilir. &#8220;</p>



<p>Akarsuyun sesi eşliğinde
Hirata konuşmaya devam ediyor ve nehrin önemi bir kez daha gün yüzüne çıkıyordu.</p>



<p>“Öyleyse… işte böyle yapmalıyız,
eğer kendimizi kontrol etmeyi deneyip, başarabilirsek, birazcık bile olsa, mevcut
konumumuzu değiştirebiliriz…”</p>



<p>Benzer konular hakkında konuşurken bile, ses tonu ve duruşu farklı bir izlenim bıraktı. Hirata ses tonu ile ikna ediyordu resmen.</p>



<p>Alt limitlerimizi bize
bildirdikten sonra nihayet yaklaşık 200 puan tasarruf etme olasılığımız vardı.
Bunu yaparak, sınıf arkadaşlarının yüksek hedefler koymasını sağladı.</p>



<p>Elimizden gelenin en iyisini yaparsak, çok fazla puan kazanabilirdik. Aynı zamanda istikrarlı olursak puanlarımızın bir şekilde artacağının garantisini de veriyordu.</p>



<p>“Problem yok, değil mi Hirata? En az 120 puan kazanabiliriz. Eğer dediğin gibi yaparsak, sadece performansımızı ekleyerek puan kazanabiliriz, değil mi? Hadi deneyelim!”</p>



<hr class="wp-block-separator is-style-dots"/>



<p><a href="https://turkcelightnovels.com/youkoso-jitsuryoku-cilt-3-bolum-1-part-7/">Bir önceki bölümü okumak için tıklayın!  Yokoso Jitsuryoku, cilt 3, bölüm 1, part 7</a></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>Merhaba Değerli Takipçiler</p>



<p>Uzun bir aradan sonra yine sizlere çeviri yapmaya devam edeceğim. Bu uzun gecikme için hepinizden özür dilerim. Ne zamandır çeviri yapmıyorum birazcık paslandım sanırım. Bölüm içindeki hatalarımı, kusurlarımı ve eksiklerimi söylerseniz, onları elimden geldiğince düzeltirim.</p>



<p>Keyifli okumalar:)</p>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/youkoso-jitsuryoku-cilt-3-bolum-1-part-8a/">Youkoso Jitsuryoku, Cilt 3, Bölüm 1, Part 8(A)</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkcelightnovels.com/youkoso-jitsuryoku-cilt-3-bolum-1-part-8a/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>10</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3393</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Youkoso Jitsuryoku, Cilt 5, Bölüm 3 &#8211;  Horikita ve Ayanokouji Kazanma Stratejisi Peşinde</title>
		<link>https://turkcelightnovels.com/youkoso-jitsuryoku-cilt-5-bolum-1-part-2-horikita-ve-ayanokouji-kazanma-stratejisi-pesinde/</link>
					<comments>https://turkcelightnovels.com/youkoso-jitsuryoku-cilt-5-bolum-1-part-2-horikita-ve-ayanokouji-kazanma-stratejisi-pesinde/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcelightnovels]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Oct 2019 18:01:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Youkoso Jitsuryoku]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou arifureta shokugyou de sekai saikyou manga arifureta shokugyou de sekai saikyou manga oku arifureta shokugyou de sekai saikyou 34 arifureta shokugyou de sekai saik]]></category>
		<category><![CDATA[Emperor Of Solo Play Türkçe oku]]></category>
		<category><![CDATA[light novel]]></category>
		<category><![CDATA[light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[light novel türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[lightnovelçevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[tür]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novels]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçelightnovels]]></category>
		<category><![CDATA[web novel]]></category>
		<category><![CDATA[web novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Webnovel]]></category>
		<category><![CDATA[Welcome to the Classroom of the Elite]]></category>
		<category><![CDATA[Welcome to the classroom of the elite oku]]></category>
		<category><![CDATA[youkoso]]></category>
		<category><![CDATA[Youkoso Jitsuryoku oku]]></category>
		<category><![CDATA[youkoso jitsuryoku oku türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Youkoso Jitsuryoku Shijou Shugi no Kyoushitsu e]]></category>
		<category><![CDATA[Youkoso Jitsuryoku Shijou Shugi no Kyoushitsu e oku]]></category>
		<category><![CDATA[youkoso jitsuryoku türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[youkoso jitsuryoku türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[youkoso jitsuryoku türke light novel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkcelightnovels.com/?p=3346</guid>

					<description><![CDATA[<p>İkinci toplantımızda tüm öğrencilerle bir toplantı yapılacağına karar verildiği söylendi. Öğretmenler ve öğrenciler dahil olmak üzere 400&#8217;den fazla kişi spor&#160;salonunda toplandık. Lisedeki tüm öğrenciler, Kırmızı ve Beyaz Takım olarak bölündü. Horikita huzursuzca etrafına bakıyordu. Muhtemelen bunun nedeni öğrenci konseyi başkanı olan abisi Horikita Manabu&#8217;yu aramasıydı. Sınıfının nerede durduğunu bilse bile, o kadar insan içinde seçmesi...</p>
<div class="c-read-more"><a class="c-read-more-link" href="https://turkcelightnovels.com/youkoso-jitsuryoku-cilt-5-bolum-1-part-2-horikita-ve-ayanokouji-kazanma-stratejisi-pesinde/">Continue Reading</a> &#8594;</div>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/youkoso-jitsuryoku-cilt-5-bolum-1-part-2-horikita-ve-ayanokouji-kazanma-stratejisi-pesinde/">Youkoso Jitsuryoku, Cilt 5, Bölüm 3 &#8211;  Horikita ve Ayanokouji Kazanma Stratejisi Peşinde</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>İkinci toplantımızda tüm öğrencilerle bir toplantı yapılacağına karar verildiği söylendi. Öğretmenler ve öğrenciler dahil olmak üzere 400&#8217;den fazla kişi spor&nbsp;salonunda toplandık. </p>



<p>Lisedeki tüm öğrenciler, Kırmızı ve Beyaz Takım olarak bölündü.</p>



<p><br>Horikita huzursuzca etrafına bakıyordu. Muhtemelen bunun nedeni öğrenci konseyi başkanı olan abisi Horikita Manabu&#8217;yu aramasıydı. Sınıfının nerede durduğunu bilse bile, o kadar insan içinde seçmesi imkansızdı.</p>



<p>Ve belki de abisine sıkıntı çıkarmaktan&nbsp;endişeleniyordur. Görüş alanını azaltıp çok dikkat çekmemeye çalışıyordu.</p>



<p>Abisini bu kadar çok seviyorsa ona karşı daha cesur davranması gerekiyor bence&#8230; Ama bu Horikita için imkansız bir şey muhtemelen.</p>



<p>Şimdi tekrar bi’&nbsp;değerlendirince abisiyle ilişkisini, bir kez bile abisi ile kendi isteğiyle görüşmediğini fark ettim. Ne zaman görüşseler, abisi ilk Horikita’yı görmeye geldi. </p>



<p>Toplanan öğrencilerden uğultular artmaya başlayınca, bir kaç öğrenci öne çıktı. Herkesin gözleri onlara döndü.</p>



<p>&#8220;Ben 3-A sınıfından Fujimaki. Bu etkinlik için Kırmızı Takıma kaptanlık yapmam için seçildim.&#8221;</p>



<p>Horikita&#8217;nın abisi bu&nbsp;festivalde görev almıyor herhalde. Öğrenci konseyi başkanı olduğundan her şeyde görev alır diye düşünüyordum ama ortalıkta yok.</p>



<p>Ama bu durum beni onun ne yaptığı konusunda meraklandırıyor&nbsp;da.&nbsp;Burada değilse, nerde olabilir ki? </p>



<p>&#8220;İlk olarak,&nbsp;1.sınıflara bir tavsiye de bulunacağım. Bu bir kısmınız için gereksiz bir etkinlik olabilir ama spor festivalinin ne kadar önemli olduğunu aklınızda tutun. Festivalden kazanacağınız tecrübe kesinlikle hayatınıza çok şey katacak. &nbsp;Sınavlar size oyun gibi gelecek belki de. Ancak her bir&nbsp;sınav, &nbsp;bu okulda hayatta kalmanız için her şeyinizi ortaya koyduğunuz savaşlardan oluşuyor, bunu bilin isterim.&#8221;</p>



<p>Senpai&#8217;den belirsiz ama takdir edilesi tavsiyeler geliyordu.</p>



<p>&#8220;Böyle ciddi bir hissiyata kapılmadığınız için, şu anda motive olmayabilirsiniz ama spor festivaline başladığınız andan itibaren kazanmayı hedeflemelisiniz. Bu kuvvetli kazanma hissine tutunun. Herkesin aklında tutması gereken&nbsp;ilk şey bu.&#8221;</p>



<p>Bu sözleri söyleyen Fujimaki devam etmeden önce Kırmızı Takıma baktı.</p>



<p>&#8220;Tüm okulun hep beraber katılacağı tek etkinlik,&nbsp;en sondaki 1200 metre röle olacak. Bunun dışındaki tüm etkinliklerde, her öğrenci kendi döneminden öğrencilerle yarışacak. &nbsp;Şu andan itibaren, takımlarınızla stratejinizi düşünmeye başlamalısınız.&#8221;</p>



<p>Fujimaki&#8217;nin sözlerinden sonra Katsuragi liderliğinde ki A Sınıfı toplanmaya başladı.</p>



<p>D Sınıfda dalgalanmalar vardı. Seçkinlerin toplanmasından dolayı gerginlerdi. Birinci yarıyılda A Sınıfı ile olan not farklı çok yüksekti.. Deyim yerindeyse dağlar kadardı ya. Kimse onlara yaklaşamıyordu.</p>



<p>&#8220;Garip bir durum. Sizinle takım olacağız&#8230; Neyse, hep beraber iyi bir takım olalım.&nbsp;Mümkün olduğunca takımda kavganın olmadığı, güçlerin birleştiği bir festival geçirelim istiyorum.&#8221;</p>



<p>&#8220;Bende aynı şekilde hissediyorum Katsuragi-kun. Başlayalım o zaman.&#8221;</p>



<p>Birbirlerine yakın duran Katsuragi ve Hirata iş birliği yapmak istediklerini belirttiler.</p>



<p>A Sınıfının perspektifinden bakılırsa en düşük sınıf olan D Sınıfıyla takım olmak bir yarar sağlamazdı onlara. <br><br>Ama iş birliği yapılmazsa &nbsp;da takım arkadaşlarının birbirlerini batırması ile sonuçlanırdı. Kan kardeş olup gözü kapalı birbirlerine güvenmek yerine, ilerde sorun çıkmasın diye küçük bir anlaşma yaptılar.</p>



<p>&#8220;Hey,&nbsp;o kızın nesi var?&#8221;</p>



<p>Yanımda bulunan İke hafifçe fısıldadı. Ama bunu neden fısıldayarak söylediğini anlamadım. Bende aynı şeyi düşünüyordum ve muhtemelen Horikita&#8217;da. A Sınıfından bir öğrenci&nbsp;bize yakınlaştı.</p>



<p>Ama kimse konuşmadı. Çünkü bunu konuşmanın zamanı değildi.</p>



<p>&#8220;Her sınıfının kendi stratejileri olduğunu anlıyorum ama &#8212;&#8220;</p>



<p>Birkaç gizemli bakış ve D sınıfının bu konudaki fikirlerini görmezden gelerek Katsuragi umursamazca konuşmaya devam etti, bu sırada&nbsp;spor salonunun içine bir kez daha kargaşa hakim oldu.</p>



<p>&#8220;Yani iş birliği yapma niyetinizin olmadığını mı söylüyorsun?&#8221;</p>



<p>Yakın bir mesafeden bir kızın sesi spor salonunda duyuldu. Tüm gözler ne olduğunu görmek için sesin geldiği noktaya yöneldi. Bu ses 1-B Sınıfından İchinose Honami&#8217;ye aitti. </p>



<p>Bakışlarının karşısında bir sınıfın öğrencileri spor salonundan ayrılmak için harekete geçti. Bunların arasından elleri cebinde yürüyen bir öğrenci arkasına döndü&#8230;</p>



<p>Tabii ki, bu kişi C Sınıfının lideri Ryuuen idi.</p>



<p>&#8220;İyi niyetli olmadığımı biliyorsun, sen de.&nbsp;İş birliği yapmayı teklif etsem bile bana inanmayacaksınız. Ve sonuç olarak bu&nbsp;yarışmada beni göz hapsine alacaksınız, açğımı yakalamaya çalışıp duracaksınız. Kısacası, bu iş birliği, benim için sadece bir zaman kaybından ibaret.&#8221;</p>



<p>&#8220;Anladım. Amacın, iki sınıfa da zaman kazandırmak yani. Peki.&#8221;</p>



<p>&#8220;Aynen öyle. Minnettar olsan iyi edersin.&#8221;</p>



<p>Ryuuen gülerek C Sınıfıyla beraber ayrılmak üzere hareket etti.</p>



<p>C Sınıfında ki diktatörlükte bir bozulma olmadığını göstergesiydi bu&nbsp;sahne.</p>



<p>&#8220;Hey Ryuuen-kun. Bu kez iş birliği yapmadan kazanabileceğinden emin misin?&#8221;</p>



<p>İchinose,&nbsp;Ryuuen ile işbirliği yapmaya istekliydi ve onu geri getirmeye çalıştı.</p>



<p>Ama Ryuuen durmuyordu.</p>



<p>&#8220;Kuku. Ben&nbsp;de merak ediyorum.&#8221;</p>



<p>Onun emiryle tüm C sınıfı hafifçe gülmeye başladı. D Sınıfı uzaktan izlemekten başka çaresi yoktu. Bir anlığına, Karuizawa&#8217;nın yüzü kasvet doldu.</p>



<p>Yapacak bir şey yoktu.</p>



<p>Yaz tatilinden önce yapılan gemi sınavında C Sınıfından Manabe ve grubundaki kızlarla kavga etti. Bu arada da onun&nbsp;eskiden zorbalığa uğradığı ortaya çıktı.</p>



<p>&nbsp;Ama bu kavgayı sadece ben ve Yukimura biliyoruz. Ve Yukimura&#8217;nın bildikleri zorbalık edilme geçmişine kadar dayanmadığından,&nbsp;özel olarak dikkat etmem gereken bir şey&nbsp;de&nbsp;yok, hani.</p>



<p>Kısa bir süreliğine Manabe D Sınıfına döndü ve Karuizawa&#8217;ya baktı ama sadece kısacık bir süre. Sonra hemen gözlerini çevirdi ve hiçbir şey olmamış gibi Ryuuen&#8217;i takip etti.</p>



<p>&#8220;Ciddi bir sorunları var şuan.&nbsp;C Sınıfıyla iş birliği yapmaları gerekiyor.&#8221;</p>



<p>D Sınıfı&nbsp;da her şeyi çözüp halletmiş değil ama yine de&nbsp;C Sınıfından daha iyi&nbsp;durumdayız, yani&nbsp;sanırım&nbsp;öyleyiz..</p>



<p>Aynı zamanda bir kez daha Ryuuen&#8217;in tüm sınıfı elinde tuttuğunu görmemizi sağlayan bir sahneydi.</p>



<p>Bu sırada, Katsuragi’nin&nbsp;Horikita&#8217;ya tavsiye verdiğini fark ettim.</p>



<p>&#8220;Sizinle müttefik olduğumuz için sizi uyarayım D Sınıfı. Ryuuen&#8217;e karşı gardınızı indirmeyin. Sizii devirirken yüzüze&nbsp;gülebilir ve uyarmadan saldırabilir. Eğer gardınızı indirirseniz çok acı çekeceksiniz.&#8221;</p>



<p>&#8220;Uyarınız için minnettarım ama söylediğiniz şeyin kişisel deneyiminizin olup olmadığını merak ediyorum.&#8221;&nbsp;diye iğleneyici konuştu Horikita.</p>



<p>&#8220;&#8230; Sizi uyardım.&#8221;</p>



<p>Daha derine inmek istemeyen, daha doğrusu konuyu kapatmak isteyen&nbsp;Katsuragi eski pozisyonuna geçti.</p>



<p>&#8220;Acaba bu, Ryuuen’in&nbsp;bu kadar erken harekete geçtiği anlamına mı geliyor?&#8221;</p>



<p>Bizim bulunduğumuz bölgeden, &nbsp;B ve C Sınıfının tartışmasını izleyen bir öğrenci söyledi bunu. Bu öğrenci, göze çarpan&nbsp;alımlı&nbsp;bir kızdı.</p>



<p>Hüzünlü gözlerle tek başına oturan bir kızdı. Elinde ince bir baston vardı. Kim bakarsa baksın yürüme zorluğu çektiğini anlayabilirdi.</p>



<p>&#8220;O,&nbsp;Sakayanagi Arisu. Engelli olduğu için sandalye kullanacak. Anlayışlı olmanızı istiyorum.&#8221;</p>



<p>Açıklama yapan kişi Katsuragi&#8217;ydi.</p>



<p>&#8220;Yani bu Sakayanagi&#8230;&#8221;</p>



<p>Söylentilere göre,&nbsp;A Sınıfını kendisi ve Katsuragi arasında bölen A Sınıfının diğer lideriydi, bu kız.</p>



<p>Vücudu ıssız ada sınavında neden&nbsp;yer almadığı anlaşılıyordu, ve bacakları iyi durumda olmadığı için özel olarak hazırlanmış bir sandalyede oturuyordu.</p>



<p>Çevresindeki tüm bakışlar kendi figürüne odaklanmıştı, bu durumu önemsediğine dair bir tepki bile vermedi.</p>



<p>Saçı boyalı galiba ya. Gümüştü. Bu renk saç,&nbsp;onun için güçlü bir ayırt edici özellik. Teni soluktu. Harikalar Diyarı&#8217;ndan çıkp gelmiş perilere benziyordu..</p>



<p>&#8220;Çok tatlı&#8230;&#8221;</p>



<p>D Sınıfındaki çocukların,&nbsp;bir kargaşaya neden olmasına engel&nbsp;olmak zordu. Kushida ve Sakura&#8217;dan farklı bir tatlılık, farklı bir güzelliğe sahipti. Bu rahatsız hali, çoğu insanda onu koruma isteği uyandırıyordu.</p>



<p>Ama bizimkiler, ona yaklaşma ya da ona seslenmek gibi bir şey yapamazlardı.</p>



<p>Teni ne kadar soluk olursa olsun,&nbsp;güçlü bir irade hissi veren gözlerinden dolayı ona yaklaşmanın iyi sonuç doğurmayacağına dair kötü bir his kaplıyordu herkesi.</p>



<p>Bakışlarla banyo yaptığını (baştan aşağıya süzüldüğünü) fark eden Sakayanagi nazikçe gülümsedi.</p>



<p>&#8220;Bu talihsiz bir durum ama benim size bir faydam olmayacak. Katılamadığım için, her yarışmayı kaybedeceğim.&#8221;</p>



<p>Hafif ama güçlü bir aurası vardı.&nbsp;Vücudu zayıf olduğu için özür diledi.</p>



<p>&#8220;Sınıfıma ve D Sınıfına sıkıntı vereceğim bunun için hepinizden özür dilememe izin verin.&#8221;</p>



<p>&#8220;Özür dilenecek bir durum olduğunu düşünmüyorum. Sonuçta kimse seni bu konuda suçlamayacak.&#8221;</p>



<p>Hirata&#8217;dan Sudou&#8217;ya kadar, hiç kimse kıza bir şikayette bulunmadı. Bu konuda yapılacak bir şey olmadığından kimse ona saldırmadı.</p>



<p>&#8220;Okulda sert davranıyor, ha. Ta en başında, bu konuyla ilgilenmeleri gerekirdi, görmezden gelmemeliydiler.&#8221;</p>



<p>&#8220;Haklısınız ama kafanıza takmayın.&#8221;</p>



<p>&#8220;Nezaketiniz için minnettarım.&#8221;</p>



<p>Ününün aksine Sakayanagi aşırı şekilde kibar ve olgun duruyordu. Hatta söylentilerdeki gibi saldırgan bir tip olduğuyla ilgili azıcık bile bir izlenim bırakmadı</p>



<p>. Öte yandan düşmanı Katsuragi,&nbsp;Sakayanagi&#8217;ye sessizce bakmaya devam etti. Ama Sakayanagi olarak bilinen bu öğrencinin güçlü bir baskısı olmasının nedeni bastonu ve ya sandalyesi değildi.</p>



<p>İke ve bir şey bilmeyen diğerlerinin açısına göre,&nbsp;A Sınıfı ve D Sınıfı birbirinden ayrı oturuyormuş gibiydi ama benim açımdan olay netti. A sınıfının içinde bir ‘ayrılık’ vardı.<br>A Sınıfı öğrencileri Katsuragi ve Sakayanagi arasında bir sınır varmış gibi oturuyorlardı.</p>



<p>Bu A Sınıfındaki çatışmanın kanıtıydı. Katsuragi’nin tarafı başta eşit ya da üstün gibiydi ama şimdi baskın taraf kimindi belli bile olmuyordu.</p>



<p>Yahiko da dahil olmak üzere birkaç kız ve erkek Katsuragi&#8217;nin yanında dururken diğer öğrencilerin neredeyse tamamı Sakayanagi&#8217;nin hizasındaydı. Bunun kendi gücünü göstermek için kasıtlı olarak yapılmış bir senaryo olduğunu düşünüyorum.</p>



<p>Sakayanagi,&nbsp;ıssız ada sınavına ve&nbsp;özel&nbsp;gemi sınavına katılmadı. Bunun ilgili bir açıklama yapılmasa&nbsp;da özel sınavlara katılmamasıyla, büyük cezalar aldığı aşikar. </p>



<p>&nbsp;Anlatmak istediğim şu.. müttefiklerini,&nbsp;kendi başına onlara bir elle tutulur bir sonuç vermek zorunda kalmadan sayıca arttırmaya devam ettiği. </p>



<p>Bu güzel bir kız olup olmaması meselesi değil. Bizim için olası tüm seçenekler bir gizem&#8230;&nbsp;ama Sakayanagi kendi başarısını arttırmış ve &nbsp;sınıfının ona güven duymasın sağlamış&#8230; Tabii, Katsuragi&#8217;nin başarısızlıkları da bunun üzerinde etkili olmuştur.</p>



<p>Diğer sınıfların koşullarını bilmiyorum ama basitçe&nbsp;düşünürsek,&nbsp;Katsuragi sağlam stratejiler uygulayan biri. Sürekli basit hatalar yapabilecek birine benzemiyor ama belki de bu kız başarısız olmasını sağlıyordur, kim bilir?</p>



<p>Sakayanagi kendi durumu için özür diledikten sonra, tekrar&nbsp;konuşma belirtisi bile göstermedi.</p>



<p>Katsuragi, Hirata ve diğerlerinin hareketlerini ve davranışlarını gözlemliyordu&nbsp;sanki. Belki de bana öyle geliyordur? Spor festivalinde işe yaramayacağını anladıktan sonra sessiz kalmaya karar vermiş&nbsp;de olabilir. </p>



<p>Şu an bildiğim tek şey ne kadar düşünsemde bir cevap bulamayacağım.</p>



<p>Katsuragi fark etmiş ve ya etmemiş olabilir bilemiyorum. Hirata ile &nbsp;stratejilerini konuşmaya devam ediyordu.</p>



<p>&#8220;Bu arada iş birliğinde, gruplar birbirine müdahale&nbsp;etmeyecek. Sizin için de uygun mudur, bu?&#8221;</p>



<p>&#8220;Yani,&nbsp;katılacağınız yarışmalar hakkında detay vermeyeceksinizç Öyle mi ?&#8221;</p>



<p>&#8220;Doğru. Eğer onları yanlışlıkla duyurursak gereksiz sıkıntılar baş gösterebilir. Bu konuyla ilgili bilgi C ve ya B Sınıfına sızarsa D Sınıfına karşı şüphe oluşur ve bu da iş birliğimizde sıkıntılara neden olur. Ayrıca müttefikimz D sınıfının yeteneklerini analiz etmek ve her şeyi hesaba katmak sadece daha fazla sıkıntı çıkaracak&nbsp;bize. En iyi ihtimalle beraber çalışıp beraber kazanacağız. Bunun en uygun seçenek olduğuna karar verdim.’’</p>



<p>&#8220;&#8230; öyle olabilir. Anlıyorum bu okul iyi niyetle ilişki kurmanın zor olduğu bir okul Katsuragi-kun. Ayrıca takım olarak müttefik olsak bile birbirimize karşı rekabet edeceğimiz gerceği değişmiyor.&#8221;</p>



<p>Hirata sınıfın buna itiraz edip etmediğini sordu. İtiraz yoktu.</p>



<p>Her iki sınıfta birdenbire birbirlerine güvenmemeye başladı ve tüm kartlarını &nbsp;sakladılar.</p>



<p>Eğer durum buysa uygun bir mesafede kalmak en uygun yol olacaktır. Horikita konuşmadığına göre ikna olmuştu.</p>



<p>&#8220;Grup yarışmalarından önce tekrar bir toplantı yapmamız gerekecek. Yine böyle bir şey yapmak isterim senin için sakıncası var mı?&#8221;</p>



<p>&#8220;Hayır sorun yok. Bende herkesle bir konuşma yapacağım.&#8221;</p>



<p>&#8220;O zaman bunu sana bırakıyorum.&#8221;</p>



<p>Bu ikili arasındaki konuşma doğrudan&nbsp;oldu&nbsp;ve zaman kaybı olmadan gerçekleşti. Sorunsuz gidecek gibi her şey.</p>



<p>&#8220;Ayanokouji-kun bu özel sınavda kazanmak istiyorsak ne tür yöntemler uygulamamız gerektiğini düşünüyorsunuz?&#8221;</p>



<p>Öte yandan Horikita spor festivali için kuralları kendi kendine ortaya çıkarmaya çalışyordu.</p>



<p>&#8220;Bu sefer spor festivali. Burada tüm okul,&nbsp;atletik yeteneklerin varlığını ve yokluğunu görmeye çalışıyor &#8230; değil mi?&#8221;</p>



<p>&#8220;Teorik olarak&nbsp;evet. Yeteneğe göre sıralanan bir yarışma olarak yorumluyorum. Eğer sonuçları atletizm dışında etkileyen bir faktör varsa bu şans olmaz&nbsp;mıydı&nbsp;sence&nbsp;?&#8221;</p>



<p>&#8220;Şans,&nbsp;ha?&#8221;</p>



<p>Bana göre olmayan bir sözdü ama kesinlikle bunun doğru bir yönü olabilir.</p>



<p>&#8220;Çalışmaların aksine rekabet edeceğimiz rakipler rastgele seçilecek. Şans burada büyük bir rol oynuyor&nbsp;olabilir.&#8221;</p>



<p>Şimdi bu yönden değerlendirdiğimizde, ne kadar iyi bir takımla yarıştığınız sizin şansınızı belirler diyeniliriz. Ama..</p>



<p>Normalde buradaki&nbsp;rakiplerinin %80&#8217;ini yenebilecek olan Horikita, %20’lik kısma giren zorlu rakiplerden&nbsp;birine denk gelmesi durumunda kaybeder. </p>



<p>Ve atletik olmayan birisi de,&nbsp;rakiplerin %10&#8217;unu yenebilecek&nbsp;durumda oluyor.&nbsp;Yani,&nbsp;atletik olmayan birisi,&nbsp;ondan daha da&nbsp;zayıf olan birine karşı kazanabilir&nbsp;demektir.</p>



<p>&#8220;Ama aradığım şey belirsiz (kesin olmayan) bir şey değil&nbsp;eminim. Ben kesin bir şey istiyorum. Atletizm, temelde şansa dayanmıyor çünkü. &nbsp;Issız ada ve gemi özel sınavları sırasında sonsuz olanaklar vardı&nbsp;kazanmak için. Ama bu sefer de elbette &#8212;&#8220;</p>



<p>Yaptığı sonucu ağır hatalardan ya da aldığı başarısızlıklardan mıdır bilinmez..<br>şu an Horikita&#8217;nın zafere daha takıntılı halde olduğunu görebiliyordum.</p>



<p>&#8220;Peki, bu sınavın ıssız ada ve gemi sınavlarına göre farkı ne se ?&#8221;</p>



<p>&#8220;&#8230; fark? Bence aynı türde özel&nbsp;bir&nbsp;sınav.&#8221;</p>



<p>&#8220;Aslına bakarsan benzer olduğunu inkar&nbsp; edemiyorum. Ama okul, aynı olduğunu kabul etmiyor.&#8221;</p>



<p>&#8220;Ne dediğini anlamıyorum&nbsp;tam. Bu kez A Sınıfı ile iş birliğine dayalı bir ilişki olması mı? Ama gemi sınavında farklı sınıflardan oluşan gruplar vardı ve anlaşılamayan bir takım sorunlar da oldu&#8230;&#8221;</p>



<p>&#8220;Öyle değil. İlk olarak temel öncül farklı.&#8221;</p>



<p>Kapanık konuşmama karşı Horikita hayal kırıklığını gösterdi, bense ona ne fark ettiğimi söyledim.</p>



<p>&#8220;Bu festivalle ilgili olarak,&nbsp;okul tarafı hiçbir zaman &#8216;özel sınav&#8217; olduğunu söylemedi. Biz birinci sınıflar böyle bir düşüncede bulunduk ama Chabashira-sensei dahil diğer öğretmenler hatta Fujimaki-senpai bile buna sadece &#8216;Spor Festivali&#8217; dedi. Elimizdeki çıktılara bile &#8216;özel sınav&#8217; yazılı değildi’’.</p>



<p>Horikita bunun farkında değildi ya da onun dikkatini çekmedi.</p>



<p>&#8220;Öyle olsa bile ne olacak ki? Arkasında ki mekanizma ve puanlardaki artış ve düşüş özel bir sınavla neredeyse aynı.&#8221;</p>



<p>&#8220;Kesinlikle. İçerik olarak çok fazla farkları yok ama doğaları farklı. Örneğin resmi bir yazılı sınavda puanların gizli olarak alınıp satılmasını bir kenara bırakırsak, prensipte çoğunluğu yeteneklerimizi test ediyor. Benzer bir şekilde bu spor festivali de temel olarak fiziksel yeteneklerimi ve duyularımızı sınıyor. Sadece küçük bir numara yapmanın, bu&nbsp;sınav için hiçbir etkisi olmaz. Daha doğrusu, bu yapılamayacak şekilde planlandı. Buna gerçekten meydan okuyan sınıfın,&nbsp;kendisini gösterebileceğini,&nbsp;sergileyebileceğini düşünüyorum.’’</p>



<p>Bu,&nbsp;hilelerin imkansız veya anlamsız olduğunu göstermez&nbsp;tabii..</p>



<p>Ancak spor festivali başladıktan sonra genel durumu değiştirmek imkansızdı. Yazılı bir sınavdan önce ve sonra yapabileceğiniz şeylerin sınırlı olması gibi&nbsp;böyle bir &nbsp;sınavın ortasında da yapabileceğiniz şeyler sınırlıdır.</p>



<p>&#8220;Bu spor festivalinin özü,&nbsp;yapılacak hazırlığı etkinlikten önce yapmaya bağlı.&nbsp;Ve etkinlik sırasında da sonuçları düşünmek kalıyor. En iyi seçenek bu.&#8221;</p>



<p>&#8220;Konuşmak istediğim şey&nbsp;de bu zaten,&nbsp;etkinlikten önce yapılacak hazırlık. Sınıfın kesinlikle kazanmasını istiyorum.&#8221;</p>



<p>&#8220;Hayır, Horikita. Sen hazırlık yapmaya çalışmıyorsun. Sen festivali fethetmek için açıklıklar arıyorsun.&#8221;</p>



<p>&#8220;Aralasındaki fark&nbsp;nedir&nbsp;&#8230; anlayamıyorum.&#8221;</p>



<p>&#8220;Hazırlık, kimin hangi içeriğe katılacağına, hnagi planı uygulayacağına, sınıftan atletik ve atletik olmayan kimlerin katılacağına ve akıllıca hangi sırayla yarışılacağına karar vermektir. Kısaca böyledir. Fethetmeyi denemek ise boşluklar aramak, birini yarışmaya başlamadan elemek, yarı yolda zorla vazgeçirtmektir. Yani kısaca bu tür bir şey. Yanisi, kendine güçlü bir kart arayışı içindesin. Yanılıyor muyum?&#8221;</p>



<p>Şimdiye kadar hep önden saldırmaya çalışan ve hep kaybeden Horikita için böyle düşünmek doğal. Bu spor festivalinde rakiplerininin onu yenememesinden emin olmak istediği için bir şeyler yapmak istemesi normal.</p>



<p>Ama keşke bu konuda bir şey yapmak kolay olsaydı, kimse&nbsp;zor zamanlar geçirmek zorunda kalmazdı.</p>



<p>&#8220;Kartlar açık olarak mı savaşıp kazanmak gerekli diyorsun?&#8221;</p>



<p>Horikita şu andan itibaren hangi cevabı seçerse seçsin ne onaylayacağım ne de reddedeceğim. Neden mi? Çünkü onun kazanma stratejisi tek taraflı değil her zaman iki tarafı da içeriyor&#8230;</p>



<p>Issız ada, gemi ya da spor festivali&nbsp;hangi sınav olursa olsun. Kartlarınız açık ya da &nbsp;boşluklardan yararlanarak kazanmak&nbsp;mümkün. İkisi de başarıya götürür.<br><em>&nbsp;Burada önemli olan kişiye uygun bir </em><em>savaş </em><em>stili seçmek.</em><em></em></p>



<p>Şuanda kafa ya da kuyruk olmaya karar verme noktasına geldi.</p>



<p>Eğer Katsuragi ve İchinose&#8217;nin kafa olduğunu söylersek Ryuuen ve ben&nbsp;de kuyruğuz.</p>



<p>&nbsp;Hangisini seçeceğini merak ediyorum.&nbsp; Şimdiye kadar &#8220;kuyruk&#8221; kullandıktan sonra ne hissettiğini anlıyorum ama hala bu festivalde &#8220;kuyrukları&#8221; kullanmak çok zor. Bu konuda onu uyardım.</p>



<p>&#8220;Ne düşünüyorsun Horikita. Sence D Sınıfının elinde tuttuğu avantajlar ne şu anda?&#8221;</p>



<p>&#8220;&#8230; B ve C sınıfı arasında ki anlaşmazlık belki bize biraz avantaj sağlayabilir.&#8221;</p>



<p>Kısa bir zamanlığına bunu görmezden gelmeye karar vermiştim ama fikrimi değiştirdim.</p>



<p>Horikita Suzune yalnızlık için yaşadığı için bakış açısı da aşırı dar.</p>



<p>&#8220;Bakış açını genişletmeye çalışıyorsun ama bakış açın hala dar değil mi?&#8221;</p>



<p>&#8220;B Sınıfı ile işbirliğini reddetiği için Ryuuen-kun&#8217;u görmezden geldiğimi mi söylüyorsun? Böyle bir işbirliğini reddettiği için bunun&nbsp;aksine, &nbsp;kesinlik&nbsp;olumlu bir artısı var C sınıfına.&#8221;</p>



<p>&#8220;Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?&#8221;</p>



<p>&#8220;&#8230; Ryuuen-kun ve İschinose-san&#8217;ın uzlaşıp iş birliği yapması da bir olasılık. Ama bu İchinose-san&#8217;ın Ryuuen-kun&#8217;u sevmesinden dolayı değil duyguların bir kenara bırakılıp zafer uğruna yapılmış olan bir işbirliği olur. Ama bu noktada sevinmek yanlış mı? Olumlu bir şey olduğunu düşünmek yanlış mı?&#8221;</p>



<p>&#8220;Dar bir bakış açısından&nbsp;kastettiğim şey bu.&#8221;</p>



<p>&#8220;Bu can sıkıcı bir durum. Peki sen ne öngörüyorsun?&#8221;</p>



<p>&#8220;Şimdiye kadar Ryuuen&#8217;den ne gördün? Kazanmaya çalışmaktan vazgeçmeyecek. Öyle konuşsa bile her zaman kazanmak için strateji üretiyor. Ama neden B Sınıfı ile işbirliği yapmayı kabul etmedi? İşbirliği yapmayı hemen reddettiğini mi düşünüyorsun?&#8221;</p>



<p>&#8220;Reddetme sebebi&#8230;.? B ve C sınıfının belki de çoktan perde arkasından iş birliği yapmış olabileceğini mi söylüyorsun?&#8221;</p>



<p>Bu şekilde düşünmek önemli ama asıl önemli olan başka bir konu.</p>



<p>&#8220;Şu anda düşünmemiz gereken şey B Sınıfı ile olan ilişki değil, çoktan kazanmak için bir strateji bulmuş olma ihtimalinin yüksek olması. Öyle olmasa o konuşmasının, &nbsp;o tavrının hiçbir avantajı yok. B Sınıfı ile tartışma çıkarmasının sebebi daha fazla verim alacak olması bence.&#8221;</p>



<p>&#8220;Bu&#8212; Bunun olma olasılığının düşük olduğunu düşünüyorum.&#8221;</p>



<p><em>&#8220;Bir deprem ve ya yangın olasılığı düşük&nbsp;diye &nbsp;önlem almaya gerek olmadığını mı söylüyorsun? Bir acil duruma karşı önlem neden alınır bilmiyorsun herhalde.&#8221;</em></p>



<p>&#8220;Bu&#8230;&#8221;</p>



<p>‘Böyle bir şeyin olmaması tabii ki işimize gelir. Ama ihtimal var da görmezden gelirsek ve bir şeyler yaparlarsa tepkimiz gecikir.&#8221;</p>



<p>&#8220;Ryuuen&#8217;in kazanmak için birden fazla stratejisi olduğunu düşünüyorum.&#8221;</p>



<p>&#8220;Ama&#8230; eğer böyle ise bu anormal. Spor festivali hakkında daha yeni bilgiler öğrendik. Kazanmak&nbsp; ve ya başka bir ihtimal&#8230;&#8221;</p>



<p>&#8220;İşte bu yüzden bu anormalliği anlamamız gerekiyor. Açıkça saldırmak ne anlama gelir, boşluklar ne anlama gelir, bunları düşünebilir&nbsp;miyiz? Ayrıca buna karşı önlem alabileceğimiz bir yol var mı? Neden bir şey yapamıyoruz? A Sınıfına yükselmek için böyle şeyler gerekli mi ?&#8221;</p>



<p>Eğer kazanmak için bir stratejisi olup olmadığını düşünürsek, ihtimalleri eleyerek &nbsp;sonuca ulaşırız.</p>



<p>Tabii ,bu Ryuuen&#8217;in Sudou&#8217;nun şiddet olayından gemi sınavına kadar olan stratejilerini ve düşüncülerini çözdükten sonra görmeye başladığım bir şey. Horikita daha göremiyor,&nbsp;ha?!</p>



<p>&#8220;Pekala çeşitli şeyler denersek sorun olmaz. En azından başarısız olmamak için hazırlanalım.&#8221;</p>



<p>&#8220;Kendi kendine başarısız olma ihtimalini düşünmeyi bırakır mısın artık?&#8221;</p>



<p>Horikita&#8217;nın ne kadar derin düşünebileceğini görmek için biraz sabırsızlanmaya başladım.</p>



<p>Bir Önceki Bölümü Okumak İçin Tıklayın: <a href="https://turkcelightnovels.com/youkoso-jitsuryoku-cilt-5-bolum-1-part-1/">Youkoso Jitsuryoku, Cilt 5, Bölüm 1, Part 1 </a></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p></p>



<p>Hi minna-san! </p>



<p>Boku wa Viztorio desu! </p>



<p>Bölümü beklettiğim için özür dilerim bazı sebeplerden gecikti ama elimden hızlı şekilde çeviri yapıp bölümleri size sunacağım. O zaman iyi okumalar 😀</p>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/youkoso-jitsuryoku-cilt-5-bolum-1-part-2-horikita-ve-ayanokouji-kazanma-stratejisi-pesinde/">Youkoso Jitsuryoku, Cilt 5, Bölüm 3 &#8211;  Horikita ve Ayanokouji Kazanma Stratejisi Peşinde</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkcelightnovels.com/youkoso-jitsuryoku-cilt-5-bolum-1-part-2-horikita-ve-ayanokouji-kazanma-stratejisi-pesinde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>9</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3346</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Versatile Mage Bölüm 1: Dünya İçin Köklü Değişiklikler</title>
		<link>https://turkcelightnovels.com/versatile-mage-bolum-1-dunyadaki-buyuk-degisimler/</link>
					<comments>https://turkcelightnovels.com/versatile-mage-bolum-1-dunyadaki-buyuk-degisimler/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcelightnovels]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Oct 2019 15:30:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Versatile Mage]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[büyü]]></category>
		<category><![CDATA[çok yönlü büyücü]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[full time magister]]></category>
		<category><![CDATA[İsekai]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi]]></category>
		<category><![CDATA[light novel]]></category>
		<category><![CDATA[light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[light novel pdf]]></category>
		<category><![CDATA[light novel türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[lightnovelçevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[mo fan]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Quanzhi fashi]]></category>
		<category><![CDATA[Romantik]]></category>
		<category><![CDATA[Shounen]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novels]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçelightnovels]]></category>
		<category><![CDATA[versatile mage]]></category>
		<category><![CDATA[web novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Webnovel]]></category>
		<category><![CDATA[全职 法师]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkcelightnovels.com/?p=3150</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8230; “Mo Fan, 6 puan!” Matematik öğretmeni Deng Yongchuan bunu söyledikten sonra, sınıf yüksek sesle gülmeye başladı.Neredeyse herkes kafalarını sınıfın arkalarındaki bir sırada oturan kısa siyah saçlı gence çevirdi. Bu genç Mo Fan’dı, sınavdan tek haneli bir puan almış tek kişi. “Mo Fan, Mu Bai ‘yi örnek almalısın. Sınav bu zorlukta olmasına rağmen 96 puan...</p>
<div class="c-read-more"><a class="c-read-more-link" href="https://turkcelightnovels.com/versatile-mage-bolum-1-dunyadaki-buyuk-degisimler/">Continue Reading</a> &#8594;</div>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/versatile-mage-bolum-1-dunyadaki-buyuk-degisimler/">Versatile Mage Bölüm 1: Dünya İçin Köklü Değişiklikler</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8230;</p>
<p><strong><em>“Mo Fan, 6 puan!”</em></strong></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">M</span><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">atematik öğretmeni Deng Yongchuan bunu söyledikten sonra, sınıf yüksek sesle gülmeye başladı.Neredeyse herkes kafalarını sınıfın arkalarındaki bir sırada oturan kısa siyah saçlı gence çevirdi. Bu genç Mo Fan’dı, sınavdan tek haneli bir puan almış tek kişi.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Mo Fan, Mu Bai ‘yi örnek almalısın. Sınav bu zorlukta olmasına rağmen 96 puan alabildi. Nasıl sadece tek haneli bir puan alabilirsin ki? Kendi ismini kirletme,” </em></strong></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Deng Yongchuan iç çekti.</span><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>‘Nasıl bu kadar sorunsal bir öğrenci benim sınıfımda olabilir ki? Okula ilk başladığında notları çok iyiydi. Ancak —Ortaokula başladıktan sonra— notları anında dibe vurdu, ve bunun bir o kadar da trajik bir sonucu var, kendisinin yanı sıra sınıfın ortalamasının da aşağıya düşmesine sebep oluyor.’</em></strong></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mu Bai diye çağrılan öğrenci konuştu.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Öğretmenim, o isminin hakkını vererek bile yaşamıyor: *Mo Fan Mo Fan&#8230;Hiçbir şeyde ortalama bile değil! Ortalamanın altının bile altında -Pratik olarak 1 numaralı çöp-.” </em></strong></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Hahaha”</em></strong></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Gerçekten de öyle!” </em></strong></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Mu Bai gerçekten itibarını hak ediyor, insanlara küfür etmeden bile hakaret edebilir. Mo Fan hakikatten de ortalamanın altında bile değil, esaslı bir çöp!”</em></strong></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Bütün sınıf gülmeye başladı ve nihayet sona erdiğindeyse Deng Yongchuan dersine kaldığı yerden devam etti</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">.…..</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan&#8217;ın yanında oturan Guan gu söylendi.</span><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Şu Mu Bai beni hasta ediyor. Sırf yakışıklı olduğu , iyi notlar aldığı ve bir iki enstrüman çalabildiği için kendini inanılmaz biri sanıyor!”</em></strong></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan küçümseyen bir tonla onayladı.</span><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Veledin teki işte, siktir et.”</em></strong></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Peki, çıkışta voleybola gelecek misin?”</em></strong></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Gelemem, yapacak işlerim var.”</em></strong></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Yine ihtiyar Ying’e dua etmeye mi gideceksin? Bütün olanlardan sonra, dağın arkasına gitmeye cesaret edebilen tek kişisin. Her neyse, kendime bir kaç xuanhuan ve mohuan romanı aldım, sana bir tanesini ödünç vermemi ister misin?”</em></strong></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Çantama koyabilirsin ve bu arada daha az roman okumalısın. Resmen bağımlısın.”</em></strong></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">……</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Bir öğrenci için doğal olarak okulun günlük bitimine işaret eden zil sesi en güzel zil sesiydi. Monoton derslerin bitmesinin ardından, Mo Fan elinde çantası esneyerek dağın diğer tarafına doğru yürüyordu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Dağın arkasında okulun hiç kimsenin kullanmadığı arka kapısı yer alıyordu.Guan Gu’nun bahsettiği ihtiyar Ying okulun arka kapısının bekçisiydi. Öğrencilerin güvenliğini sağlaması —ve okuldan kayarak internet kafeye gitmelerine engel olması— için okul tarafından arka kapı bekçisi olarak yerleştirilmişti.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">İhtiyarın hiç akrabası veya arkadaşı yoktu. Dünyadan göçüp gittiğinde bile onu soran hiç kimsesi yoktu; böylece okul tarafından özensizce defnedilmişti.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan ve ihtiyar birbirlerine epeyce yakındı. Aynı zamanda vefat etmeden önce de geride Mo Fan için birkaç eşya bırakmıştı. Bugün ihtiyarın iyi niyetlerini hatırlamıştı, bundan dolayı da ihtiyarın saz kulübesine giderek onu biraz onurlandırmaya karar vermişti.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">İhtiyar her zaman tarihi eskiye dayanan büyük bir aileden geldiğini söylerdi, ve aynı şekilde 5 bin yıllık olduğunu söylediği bir yüzüğü vardı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan yüzüğü ilk gördüğünde simsiyahtı ve bir tür antikaymış gibi de durmuyordu. Bununla birlikte, en önemlisi onu değer biçtirmek için bir sarrafa götürdüğünde; Dükkan sahibi onu dışarı atarken—odun ateşinde karartılmış— bir bakır yüzüğe hangi yüzle bir “antika” dediğini sormuştu. O zamandan beri İhtiyarın palavralarına inanmayı bırakmıştı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan İhtiyarın geride bıraktığı onu hatırlatan bazı şeyleri de hatıra olarak almak istiyordu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">İhtiyar Ying, harika bir bekçiydi; yaşam ve ölüm konularına karşı kayıtsızdı. Mo Fan onun diğer tarafta huzur içinde olmasını diledi. Ölüm her şeyin sonu değildi, belki de hayatına başka bir yerde yeniden başlamış olabilirdi.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Bilimi el üstünde tutan bu boyuta, paralel ve büyü uygulamalarını önemseyen başka bir boyut olduğunu söylesem bana inanır mıydın? Bu boyutta, bilim yerine büyü öğrenirsin… “</em></strong></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Bu tamda sadece ihtiyar Ying&#8217;in Mo Fan’a anlatabileceği türden çılgınca bir hikayeydi. Bu yüzden Mo Fan, ihtiyar Ying vefat ettiğinde hayatına yeniden başlamak için farklı bir boyuta gittiğine ve orada daha abartılı bir yaşam sürdüğüne inanıyordu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Yüzüğü yatağın altındaki tahta kutunun içinde kolayca buldu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan kutuyu açtığında, ondan çıkan hafif bir karanlık aura hissetti &#8211; gerçekten de oldukça gizemli buldu. Ancak, Mo Fan on beş-on altı yaşındaydı, bu dünyada yetiştirme tekniği gibi bir şey olacağına inanmıyordu. Mo Fan, yüzüğü takıp bir uygulama tekniğini uygularsa, evreni kurtarabileceğini söyleyen münzeviye kesinlikle inanmıyordu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Simsiyah yüzük oldukça sıradan görünüyordu. Birisi yüzük hakkındaki en tuhaf şeyi bilmek isterse bu, iç kısmında bulunan boyutları oldukça küçük olan &#8211; herhangi bir zanaatkârın yapabileceği – sekiz delik olurdu.Mo Fan onu taktığı anda kan donduran bir ürperti hissetti. Onu yaz sıcağında titreten bu şey her neyse oldukça garipti.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Kıçımı ürküt.”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> Mo Fan bunu düşünerek kafasındaki tuhaf fikri reddetti.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan aniden çok uykulu hissetti ve o gece yine çalışmak zorundaydı. Böylece, ilk defa bu evde yatıya kalmak için yere bir hasır serdi. Gece 10’da 7/24 çalışan bir süpermarketteki mesaisine gidecek ve sabah 6’ya kadar çalışacaktı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">……</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">O kadar uykuluydu ki kafasını koyar koymaz uykuya daldı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Batan güneşin kan kırmızı ışık demetleri dağların arasından geldi, ışıltısıyla dağların arkasındaki ormanı ve sazdan kulübeyi kırmızıya boyadı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Karanlıkta yavaşça kapanan devasa bir kapı gibiydi. Karanlıkta yayılan ışık yavaşça içine çekiliyordu. Güneş ışıkları dağların arkasında kaybolup yerini akşam karanlığına bıraktığında dağın arkası tuhaf bir sis tabakası ile örtülmüş gibiydi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Çok uzaklardan bu alan sanki hiçliğe gidiyor gibiydi. Kan kırmızı güneşin altındaki suyun etrafında belli belirsiz serap gibi bir sahne vardı!</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Kulübenin içinde uyuyan genç parmağındaki yüzükten gelen kulak delici sesten bir haber hâlâ horluyordu. Sanki dünyanın ortaya çıkan seraba karşı olan içten çağrısıymış gibiydi.</span></p>
<p><em style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><strong>“Bum~~~~~~~~~~~~~~~~~”</strong></em></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Serap titremeye başladı böylece dağın arkası da içine girdi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">ShuiNan Ortaokulu, şehirdeki Nanshan semtinde bulunuyordu. Nanshan semti, Xia Şehri&#8217;nin geri kalanından daha yüksekti.Şehir çoktan aydınlanmıştı; sokaklar, dükkanlar, binalar, Büyük Xia Şehrinden muhteşem bir ışıltı yayıyordu. Akşam yemeğinden sonra yürüyüşe çıkmış yaşlı insanlar, halka açık meydanlarda dans eden yaşlı bayanlar, küçük vadilerde birbirlerini kovalayan küçük çocuklar ve parkta buluşan sevgililer…</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Akşam olması insanları güvensizlik ya da korku içinde bırakmadı. Aksine, aslında insanlar gün boyu süren derslerin bitmesinin, işten çıkmanın ve akşam yemeğinden sonra dinlenmenin tadını çıkarıyorlardı. Bununla birlikte, eğer birisi ShuiNan Ortaokulunun bulunduğu bölgeye (dağın güney tarafına) yakından bakacak olsaydı, ışıltılı olması gereken kampüsün garip bir sisle örtüldüğünü keşfederdi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Bu alan aslında suyun yüzeyi kadar huzurluydu, ama şu anda, —sanki orayı yutacak gibi saran— bir girdap ortaya çıktı. Sessiz olmasına rağmen giderek daha şiddetli bir hâl alıyordu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Diğer tarafta şehir gururlu ışıkları ile birlikte huzur içindeyken.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Öteki tarafta dağın yarısı girdap tarafından yutuluyordu!</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Yaz arifesine henüz yeni giren kuzey şehri, eşsiz bir şeye sahne oluyordu!</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Uzay zamanı tamamen değişmişti ve bunun nedeni bilimsel açıdan açıklanamayan bu girdaptı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Girdabın merkezi dağın arkasındaki sazdan kulübeydi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Devasa girdap aniden dağıldı ve ardından hiçlikte kayboldu. Sanki hiçbir şey olmamış gibiydi.Hâlâ sağlam bir uyku çeken belli bir kişi ne dünyada devasa değişimler gerçekleştiğinden ne de paralel bir dünyaya düştüğünden bir haberdi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">…</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">…</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">…</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">…</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Boş dağ ani bir yağmura tutuldu, şiddetli soğuk; kavurucu yaz gününe sert bir yumruk attı ve bunaltıcı sıcağı bastırdı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Özellikle sabahları hava daha serindi ve okul kapılarında satılan sıcak etli çörekler çekici bir koku yayarken. Göz kamaştırıcı altın youtiaoların kokusu ağız sulandırıyordu.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Yedinci amca, biraz soya sütü ve youtiao istiyorum.” </em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Özensiz bir görünümü olan genç bunu söylediği sırada tabureye oturdu.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Geliyor.”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> Yaşlı youtiao satıcısı soya sütünü hızlıca servis etti, bardağı yüzüne yayılmış bir gülümsemeyle doldurdu, </span><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Mo Fan, büyü sınavlarına girmek üzeresin, büyü üniversitesine girebilmek için sıkı çalışmalı ve gayret göstermelisin. Böylece ailemize biraz yüz kazandırabilirsin. ”</em></strong></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan, okul kapısında kahvaltı satan Yedinci Amcasına boş boş baktı. Kendisini dikkatlice gözden geçirdi ve muhtemelen yanlış duyduğunu düşündü, böylece youtiaosunu yerken başını salladı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Dün gece sarhoş gibi hissedecek kadar uyumuştu; birkaç yüzyıl süren bir yolculuk rüyası görmüş gibi hisssetti. Uyandığında bir ömür geçirmiş gibiydi; doğu, güney, batı ve kuzeyinin nerede olduğunu, sabah veya öğlen olup olmadığını bilmiyordu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan yemeğine kurt gibi yumuldu, youtiaonun kalan yarısı elinde duruyordu. Youtiaosundan bir ısırık daha almak üzereyken, yanında ağır bir koku hissetti. </span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Otuz yaşlarında yarı kel vücudu sigara kokan bir adamdı.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Mo Fan, kahvaltı yapıyorsun he?” </em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Yarı kel adam Mo Fan’ı gülümseyerek selamladı.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Günaydın, Öğretmen Hu.” </em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan da alelacele gülümseyerek onu geri selamladı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Bu adam göründüğü üzere Öğretmen Hu&#8217;ydu, her gün olduğu gibi kendisine yakışmayan bir takım elbise giyinmişti ve güneş ışıkları kelinden yansıyordu.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Saatimi evde unutmuşum, saat kaç acaba?” </em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Öğretmen Hu sarı dişlerini göstererek sordu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan bakmak için bozuk 3310’unu çıkarttı,</span><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em> “Zil çalmadan önce hâlâ 15 dakika var.”</em></strong></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Kahretsin, geç kalıyorum. Büyü teorisi dersi hazırlıklarımı hala tamamlamadım —Kahvaltımı bitirmeye zamanım yok…”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> Öğretmen Hu aniden ayağa kalkarken Mo Fan&#8217;da çabucak eğilerek selamladı.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Patron, soya sütü iptal…. Okul yürümek için hem uzak hem de yürümek fazla yavaş. — Her neyse —Birazcık büyü kullanmanın pek bir önemi yok.”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> Öğretmen Hu kalkarken kendi kendine konuşuyordu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan çok şaşırdı, Öğretmen Hu sanki yabancı bir dilde konuşmuş gibi hissetti.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Tam da yanlış duyduğunu düşünürken, soya sütü tezgahının gölgeliği kıyaslanamaz tuhaf bir yolla ters döndü. Sıkıştırılmış hava soya tezgâhından ileriye doğru fırlamıştı&#8230;</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Şeytani rüzgar geldiğinde, Mo Fan’ın saçlarını dağıttı ve elbiselerini kırıştırdı.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Rüzgar yolu, hızlı adımlar!”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Öğretmen Hu aniden kendi kendine mırıldandığında, uyumsuz takımı açıklanamayan bir şekilde savrulmaya ve uçuşmaya başladı —elbiselerinin içinde sanki bir bora varmış gibiydi—.Kravatı sallanıyor pantolonu titreşiyordu. Böyle sakin bir günde nasıl bir bora olabilir ve Öğretmen Hu’yu acımasızca ileriye doğru uçurabilirdi.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Sssssh~~~~”</em></strong></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Masmavi bir ışık parladı. Mo Fan, Öğretmen Hu hareket ederken tüm vücudunu çevreleyen bir yıldız ışığının belli belirsiz bir demetini görebiliyordu.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Öğrenci Mo Fan, öğretmenin ilk önce ayrılacak. Ders çalışırken elinden gelenin en iyisini yap!”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> Öğretmen Hu etrafında döndü ve Mo Fan’a gülümserken sarı dişlerini gösterdi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan birazcık şaşkın görünüyordu. Kendine gelebilmesinden önce, bir </span><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“swoosh”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> sesi duymuştu!</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Hafif tombul ve kel olan Öğretmen Hu – yerine uzaktan görünen kıyafetleri – rüzgarın peşinden gelen tozlar eşliğinde aceleyle okula doğru kendine bir yol açıyordu!</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Adımları son derece hızlıydı. Okulunun üniformalarını giyen öğrenciler hareketsiz görünüyorlardı, bu da Öğretmen Hu&#8217;nun şok edici yüksek bir hızda arkasında bir toz bulutu bırakarak onlara doğru gitmesindendi&#8230;</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan’a bu kısacık zaman dilimi boyunca Öğretmen Hu&#8217;nun yüzü hâlâ oradaymış gibi geldi. Ancak—şu anda— Öğretmen Hu çoktan okulun derinliklerinde kaybolmuştu ve artık gölgesi bile görünmüyordu.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Çalışarak elinden gelenin en iyisini yap!”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> Sözleri hala kulaklarında yankılanıyordu; Ancak, adam zaten hiç iz bırakmadan kaybolmuştu. Hâlâ ısırdığı youtiao&#8217;nun ilk yarısını çiğniyordu. Çiğnemeyi bırakırken, youtiaonun kalan diğer yarısı da elinden aşağıya kaydı!</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>&#8216;Öğretmen Hu, sen *Duan Yu’nun kayıp oğlu filan mısın, bu onun nihai tekniği dalgalı küçük adımlar değil mi???&#8217;</em></strong></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">……</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Bu sadece bir yanılsama, bu kesinlikle sadece bir yanılsama.”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> Mo Fan uzun bir süre gözlerini ovuşturdu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Böyle olmak zorunda çünkü geçen gece iyi uyumadım. Kranial sinirlerime baskı olmuş olmalı veya başka bir şey, bu tür bir sahneyi başka nasıl hayal edebilirim?</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Gökler, bu da neyin nesiydi? Dalgalı küçük adımları kullanabilen kelaynak bir Öğretmen mi? Kahvaltıyı bir an önce bitireyimde sınıfa gidince biraz daha uyurum.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Sınıfa geldikten sonra, hiçbir şey söylemeden derhâl masasına uzandı, böylece daha önce gördüğü yanılsamalardan kurtulabilirdi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Masasının önünde, öğrenci temsilcilerine ait iki hafif ses duyuluyordu, birisi </span><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Sadece bir ay kaldı, iyi bir liseye giremezsem ne yaparım?”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> Dedi.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Sen gerçekten baya zekisin, Tian Lan Büyü Lisesine girebileceğinden eminim.”</em></strong></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Ne, asıl zeki olan sensin. Teori derslerindeki notların çok yüksek, neredeyse ismini ortaya atabileceğim herhangi bir Büyülü Canavarı ve zayıf yönlerini bilebilirsin. ”</em></strong></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan kaşlarını çattı, bu büyü kavramını ilk duyuşu değildi.</span><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>‘Ne oluyor be? Başka bir sanrı görüyor olamam değil mi?&#8217;</em></strong></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>‘</em></strong><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>‘Uyuşturucu kullanmıyorum ya da sigara içmiyorum!&#8221;</em></strong></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>’</em></strong><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>Unut gitsin, öyle olmalı çünkü düzgün bir uyku çekemedim.&#8221;</em></strong></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan önündeki iki çocuğun çılgınca sohbetini görmezden geldi ve hızla derin bir uyku durumuna girdi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan’ın uzun yıllara dayanan deneyimi, ona sadece bir saniye içinde masasında uykuya dalmak konusunda üstün bir yetenek kazandırmıştı.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Çocuklar, ders kitaplarınızı açın. Bugün, büyü aktivasyonunun ön gereksinimlerini öğrenmeye devam edeceğiz. Daha önce söylediklerimi hâlâ hatırlıyor musunuz? Birinci seviye bir büyüyü tamamlamak için önce Büyü nebulalarınızdaki yıldızları birbirine bağlamanız gerekir. Bunu yaparak, bir Yıldız Yolu oluşturup büyü gücünüzü kullanabilirsiniz. Bu teoriyi size daha önce zaten defalarca anlattım, aynı zamanda bu sınavın en önemli kısmı. ” </em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Matematik öğretmeni &#8211; Su Qingzhi &#8211; tonlamasını koruyarak söyledi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Geçmişte, Mo Fan öğretmenin sesini takip ederken kolayca uyku durumuna girebilirdi. Ancak, “Büyü Aktivasyonu” ve “Yıldız” kelimelerini bir kez daha duyduğunda anında uyandı.</span></p>
<p><em style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><strong>“Mo Fan, dersi dinlesen iyi edersin. Bir aydan daha az bir zaman var, ama yine de kendini ihmal ediyorsun! ” </strong></em><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Su Qingzhi Mo Fan&#8217;ı gördü ve onu derhâl azarladı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Sınıf arkadaşları da başlarını ona çevirdi ve sessizce aralarında gülüştüler. Sınıfın çöpüne gülmek, yapmayı en çok sevdikleri şey olmuştu</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">.</span><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Ders kitaplarınızı açın.”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> Su Qingzhi konuyu üstelemeden devam etti.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan ders kitabını açtığında çaresiz hissetti…</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Siktir, bu ne böyle??”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> Mo Fan içinden küfretmeden edemedi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Matematik kitabında yer alan resimler, fonksiyonlar ve formüller tamamen ortadan kalkmıştı. Bunun yerine, hiç anlamadığı bir “Yıldız Yolu” vardı, Yıldız Yolu&#8217;nun resminde, göktaşlarını birbirlerine bağlayan, bağlantı çizgisine benzeyen bir şey vardı. Şey gibi görünüyordu…. Şey… Lanet olası bir Büyü Formasyonu!</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan, kalbindeki şaşkınlığı zorla bastırdı ve başka bir sonuca vardı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan matematik öğretmeni ona dikkat etmeyi bıraktığında, sıra arkadaşı Guan Gu&#8217;yu masanın altından dürttü ve </span><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Benimle dalga mı geçiyorsun? Ne halt etmeye kitabımı değiştirdin, acele et ve matematik kitabımı geri ver. ”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> dedi.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Patron, hangi matematik kitabından bahsediyorsun?”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> Bronzlaşmış yüzlü Guan Gu &#8211; kimseyi kışkırtmaya çalışmadığı için &#8211; haksızlığa uğramış hissetti.</span></p>
<p><em style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><strong>“Gelip bu saçmalığa bir göz atsana. Acele et ve bana kitabımı geri ver.” </strong></em><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan kitabını açtı ve garip Yıldız Yolunu, büyü sembollerini ve diğer tuhaf şeyleri işaret etti.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Patron Mo Fan, bu dersin Büyü kitabı. Matematik ne ki? Yine bütün gece Bilim Novelı okuyarak mı sabahladın? Sen benim şu anki halimle bile çok fazla okuduğumu söylüyorsun &#8211; sen de benden farklı sayılmazsın &#8211; . ”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Dedi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan, Guan Gu’nun iğneleyici cevabını duyunca, neredeyse çenesi şaşkınlıktan yere düşmeden edemiyordu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Bu neydi şimdi, sıradaki ne?</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Saçmalamayı kes.” </em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan öfkeyle çıkıştı. Bu velet, oyunculukta gayet iyiydi, asıl soru, bir deli gibi ona inanıp inanmayacağıydı.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Patron, Novellar gerçekten delirmene sebep olmuş. Tamamen büyü dünyasındayız, matematik kadar inanılmaz ve gizemli bir şeye nasıl sahip olabiliriz. Gerçekten olsaydı, o zaman her günümü Büyü Teorisi, Element Sistemleri ya da Büyülü Yaratıklar gibi sıkıcı şeylere çalışarak harcamazdım. Uzun zaman önce Matematik, Edebiyat ve tüm bu ilginç şeyleri çalışmış olurdum. ”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Guan Gu, Mo Fan&#8217;a samimi bir ifadeyle içten bir tonla söyledi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan, Guan Gu’nun ifadesine bakarken, kendi kendine düşündü, Bu piç kurusu aslında bu çılgınca şeyleri söylerken en ufak bir açık bile vermedi. Gerçekten gerçek gibiydi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Sıra arkadaşım delirdi, sadece delirmekle kalmadı, hatta beni de delirtmeye çalışıyor!</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Büyü Teorisi, Element Sistemleri ve Büyülü Yaratıklar gibi sıkıcı şeyler öğrenmek….</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Hehe! Etkileyici, bunu yüksek sesle bile söyleyebiliyorsun!</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Bana inanmıyorsan, sadece öğretmenin söylediklerini dinle.” </em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Guan Gu, Mo Fan’ın kendine özgü ifadesini gördüğünde kayıtsızca söyledi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan bunu duyunca, sonunda matematik öğretmeni Su Qingzhi&#8217;nin söylediklerini dikkatlice dinledi. Ancak, bir kısmı yabancı bir dil gibiydi &#8211; Mo Fan&#8217;ın hakkında hiçbir fikri olmadığı terimler vardı- bu da kendisini iyi hissetmemesine neden oldu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Su Qingzhi, tanıdık &#8220;Fonksiyonlar&#8221; dan ve &#8220;Formüller&#8221; den hiç bahsetmedi. Aksine, “Yıldız Yolu” ve “Yıldız Diyagramı” kelimelerini defalarca söylemişti, hatta “Ateş-Buz-Su Elementleri” gibi şeylerden de bahsetmişti.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Delirmiş &#8211; herkes delirmiş.”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan’ın inancı çok katıydı, bu sözlere kolayca inanamazdı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Bir sonraki ders, favorisi olan Edebiyat öğretmeninkiydi.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>‘ Bayan Qin: Güzel, çekici, zarif ve nazik. Kıvrımlı hatlarıyla beni aldatmak için bu tür saçmalıkları kullanmaya bile ihtiyacı yok.’</em></strong></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">…</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">…</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Anlaşılmaz matematik dersinden sonra, Bayan Qin &#8211; zarif görünümü ve resmi siyah elbisesiyle &#8211; sınıfa girdi.Tıpkı daha önce de olduğu gibi, tüm sınıfı aydınlatan hafif bir gülümsemesi vardı. Sınıftaki çocuklar ana okullular gibiydi, öğretmenlerini selamlarken yüzlerini bir heyecan doldurmuştu.</span></p>
<p><em style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><strong>“Öğrenciler, bugün kara büyünün artılarını ve eksilerini tartışacağız. Herkes kara büyünün üç farklı türe ayrıldığını şimdiden bilmeli; Hayalet Tipi, Lanet Tipi ve Gölge Tipi. Öyleyse, bu üç Büyü türü arasındaki farklar nelerdir? ” </strong></em><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Bayan Qin yumuşak ve zarif bir sesle söyledi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Geçmişte, Mo Fan dikkatle bakar ve dinlerdi. Ancak, bu sözleri duyduktan sonraki ifadesi, sinek yemiş gibi görünüyordu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Yanındaki deli sıra arkadaşı, “Bak, sana ne demiştim?” İfadesi yapıyordu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Kahretsin, hatalı değilsin, o zaman baban; yani ben hasta olmalıyım!</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">İmkansız!</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan nihayet artık dayanamadı ve sandalyesinden hızla ayağa kalktı.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Bayan Qin, Edebiyat dersine girmemiz gerekmiyor mu?”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> Diye sordu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Sıra arkadaşı Guan Gu, Mo Fan&#8217;ın neyi soracağını fark ettiğinde onu tutmaya çalışmıştı ama başaramadı. Mo Fan&#8217;ın ne sorduğunu duyduktan sonrada, </span><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Oh mai gah”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> diyerek kendi yüzüne bir şaplak attı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Sözleri söylediği gibi, sessiz sınıfta kükreme benzeri kahkahalar yankılanmaya başladı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Kırk öğrenciden oluşan sınıfın tamamı kahkahalara boğulmuştu. Özellikle de Mu Bai &#8211; çok fazla gülmekten – yarılacak gibiydi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Bayan Qin gülmüyordu. Hafif bir gülümsemeyi korurken altın işlemeli görünen gözlüğünü geriye itti. Temiz kedivari gözleri Mo Fan’a bakıyordu, </span><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Mo Fan, bahsettiğin bu Edebiyat Bilim, değil mi? Burada bilim diye bir şey yok; Kendini, ciddiyetle büyü öğrenmek yerine, var olmayan şeylere daldırmış olmalısın. Toplum için yararlı bir Büyücü olmak zorundasın, tamam mı? ”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> dedi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Birisi, Edebiyat öğretmeninin çok samimi olduğunu düşünebilirdi. Böyle ciddi sözler yüksek sesle söylendiğinde de, belli bir gencin ifadesinin büyük ölçüde değiştiğini de hayal edebilirdi.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>‘Tanrım lütfen beni hemen öldür!’</em></strong></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">&#8230;</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">&#8230;</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>‘Eh, bekle. Neden Bayan Qin&#8217;in söylediği sözler tam olarak İhtiyar Ying’in geçmişte söyledikleriyle aynıydı?’</em></strong></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Büyülü bir boyutun var olması gerçekten mümkün müydü? Ve aslında Büyülü bir Boyuta düşmüştü.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">…</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">…</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">…</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">…</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan aslında bunun sadece bir rüya olduğunu düşünmüştü; ancak, takip eden birkaç gün de tamamen aynıydı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Aynı zamanda, açık bilinci de ona bunun kesinlikle bir rüya olmadığını söylüyordu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Dördüncü günün sabahında, çelişkili hissederken bir kez daha, Yedinci Amca’nın yerinde, oturmuş youtiao yiyiyordu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Yanındaki iki erkek öğrenci, büyülü araçları tartışıyordu. Mo Fan, Büyülü Araçlar derken ne tür şeylerden bahsettiklerini bilmiyordu, ancak bu konu hakkında konuşma biçimlerini bakarsa inanılmaz bir şey gibi görünüyordu. Sadece bu da değil, aynı zamanda kabaca bir araba ile aynı fiyata geliyordu.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Mo Fan, neden bu kadar moralsiz görünüyorsun? Peki ya ben senin Amcan, sana enerji verecek bir şeyler satın alırsam? Sınav yaklaşıyor bir büyücü olup olamayacağın, bu sınava bağlı&#8230; “ </em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Youtiaocu Yedinci Amca, kaygıyla belirtti.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan, otomatik olarak Yedinci Amca&#8217;nın söylediklerinin okuldaki notlarıyla ilgili olduğunu varsaydı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">“Huhuhu ~~~~~~~”</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Küçük tezgâhta tuhaf bir rüzgar esiyordu. Mo Fan’ın soya sütüne bir miktar toz bırakmıştı, böylece o da hızla sütü boğazından aşağıya doğru gönderdi. Bütünüyle ruhsuz görünüyordu. Rüzgâr güçlendi ve güçlendi ve Mo Fan yavaşça üstüne çöken tuhaf bir baskı hissetti.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Çimenler çılgınca sallanıyor ve kir parçacıkları her yere uçuşuyordu. Kızlar şaşkın çığlıklar atarak eteklerini tutuyordu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan buna alışmıştı. Yine “Rüzgar Yolu” büyüsünü kullanan öğretmen diye homurdandı ama bu sefer insanlar arasında daha fazla hareketlilik vardı.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Gök… Gökyüzündeki, o şey de ne öyle??”</em></strong></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Ah lanet olsun, çok havalı!”</em></strong></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Kanatlar, o kişinin gerçekten arkasında kanatları var. Süper Kugen&#8217;deki video ile tamamen aynı! ”</em></strong></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Rüzgar Kanatları, baylar, gerçekten yüksek seviye Rüzgar Elementi büyüsü Rüzgar Kanatları’ nı kendi gözlerimle görüyorum! ”</em></strong></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan’ın tadı kaçtı, çevresi çok gürültülü olmaya başladığı için kahvaltısını huzur içinde yiyemedi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan başını kaldırırken sakin bir yüz ifadesi takındı, ancak bir sonraki anda, sanki durduğu yerde bir yıldırım şoku yemiş gibiydi. Uykulu gözleri birden bire genişledi ve gördükleri şeyden kendilerini alamadı!</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Parlak mavi gökyüzünde, çatının köşesinde, sallanan ağaçların ve rüzgârla çırpınan bayrağın yanındaydı….</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Gümüşi bir elbise giyen bu adam, bir rüyanın özüne benziyordu; Son derece uzak yerleri uçarak geçti ve nefes kesici bir yay çizerek gökyüzünde yükseklere doğru uzaklaştı!</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan sınıfta arka sırada oturuyordu, o yüzden sıkıldığı zaman bulutlara, gökyüzüne, ağaçlara, bayrak direğine ve gökyüzünde özgürce uçan kuşlara bakma eğilimindeydi. Bununla birlikte, en çılgın rüyalarında bile hayali kanatları olan insanların hayal ötesi bir görsel etki bırakarak yanından geçebileceğini asla düşünemezdi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Bu fenomen sadece filmlerde var olan bir şey olmalıydı, ama aslında şimdi tamda kendi gözlerinin önünde ortaya çıkmıştı!!</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Rüz… &#8230;Rüzgâr…. Rüzgâr Kanatları!” </em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan, büyünün ismini yüksek sesle gevelerken gökyüzündeki hayali kanatlı gümüşi adama baktı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Rüzgar Yoluna tanık olduğu zamanın aksine, Mo Fan kalbinin içinde şiddetli bir şekilde hareket eden bir şey hissedebiliyordu; bu onun orijinal zihniyetinin kabuğundan sıyrılmasıydı. Ona büyük bir susuzluk veriyordu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Doğru, son birkaç gün içinde, her şeyde gerçekleşen bütün bu ufak değişiklikleri kabul edemedi. Ancak şimdi aniden büyük değişiklikleri gördüğünde her şeyi kabullendi ve beklenenin aksine kalp atışları hızlanmaya başladı. Birine ilk görüşte aşık olmuş gibiydi!</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Uçan gümüşi adamdan gelen şokun geçmesinden sonra Mo Fan zaten kalbindekilerden kendine bahsetmişti: ‘Bu bir rüya olsa bile, uyanmadan önce hala Rüzgar Kanatlarını öğreneceğim ve ufukta özgürce dolaşacağım!’</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">&#8230;</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">&#8230;</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan&#8217;ın elindeki zaman çok kısaydı.Eski dünya perspektifinden bazı şeylere bakacak olsaydı bile yirmi gün içinde dokuz yıldan zorunlu mezuniyet sınavı yapılacaktı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Kalan yirmi gün içinde, Mo Fan tüm yapabileceği bazı önemli noktaları doğrulamaktı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Dersler şöyle ayrılıyordu,</span></p>
<blockquote>
<p><strong>Büyü Kurulumu Kuramı &#8211; dersin yapısına göre Edebiyat gibi görünüyordu.</strong></p>
<p><strong>Büyü Yıldız Yolu – geometri,</strong></p>
<p><strong>Büyülü Canavar Bilgisi – biyoloji,</strong></p>
<p><strong>Büyülü Araçlar ve Cihazlar Bilgisi – fizik,</strong></p>
<p><strong>Malzeme Bilgisi – kimya olmalıydı.</strong></p>
<p><strong>Büyü Tarihi ve Büyü Coğrafyası zaten yeterince açıktı.</strong></p>
</blockquote>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Doğal olarak, Mo Fan aynı zamanda çok önemli bir bilgi parçasını da anlamıştı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Temel olarak, henüz büyüsünü serbest bırakabilecek hiçbir öğrenci yoktu. Zira öğrencilerin zorunlu eğitimde dokuz yıl boyunca okudukları şey genel teoriler, kavramlar ve yeteneklerdi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Aslında bu, eski dünyadaki lise mezunlarıyla aynıydı &#8211; hiç bir hayatta kalma becerileri yoktu -.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan için bu kesinlikle iyi bir haberdi. Ne de olsa, bu büyü dünyası ona tamamen yabancıydı &#8211; pratikte her şeyi yeniden öğrenmek zorundaydı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Bir büyü öğrencisinin ‘Büyücü&#8217; olmasındaki en önemli nokta “Büyü Uyanışı” ydı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">“Büyü Uyanışı” açılış törenine benziyordu. Büyü Lisesi&#8217;nin açılış töreni sırasında, her bir büyü öğrencisi bir kereye mahsus Büyü Uyanışını sağlayan “Büyü belirleme küresi” ne dokunacaktı!</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Farklı insanlar farklı elementleri uyandırıyordu. Mo Fan, Guan Gu&#8217;dan uyanmış elementlerin çoğunlukla kimyasal elementler olduğunu duymuştu. Bunlar genellikle derste öğrendikleri: Rüzgar, Ateş, Su, Işık, Yıldırım, Buz ve Toprak elementleriydi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan&#8217;ın daha önce tanık olduğu,《Rüzgar Yolu》 ve 《Rüzgar Kanatları》düşük ve yüksek seviye büyüsü olarak birbirlerinden ayrılıyordu. Rüzgar Elementini uyandıran insanlar çok çaba sarf ederlerse bu büyüleri öğrenmeleri mümkündü.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">…</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">…</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Böylece eğer birisi uçabilen bir Büyücü olmak isterse, o zaman yapması gereken ilk şey liseye kabul edilmek ve her liseli büyü öğrencisinin alacağı Büyü Uyanışını almaktı!</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">…</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">…</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Mo Fan, sakın bana Büyü Lisesi sınavlarına girmek ve bir Büyücü olmak istediğini söyleme.” </em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Guan Gu içtenlikle yokladı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Guan Gu’ya göre Mo Fan, asla ders çalışmayı seven birisi değildi, ama bir anda gerçekten büyü çalışmaya başlamış gibiydi. Bu iğrenç bir durumdu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan sıra arkadaşına durumu açıklayamayacak kadar tembeldi. </span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Ancak, Büyü Lisesine kesinlikle kabul edileceğine ve uyanmak için son derece değerli bir fırsat edineceğine çoktan karar vermişti.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Şimdi ders çalışsan bile, işe yaramaz. Vaktini boşa harcamayı bırakmalısın, sonuçta, dokuz yıllık ev ödevini kaçırdın. ” </em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Guan Gu, ikna etmek için üsteledi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Guan Gu, Mo Fan&#8217;ın son deneme sınavında altı puan aldığında ve bunun tüm okuldaki en düşük not olduğunda netti. Bu tür bir notla nasıl kabul edilebilirdi ki?</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Zaten batırdın, şimdi çaba sarf etmenin bir faydası yok, bunu kabul et.”</em></strong></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Guan Gu, daha fazla çalışan asıl kişi sen olmalısın.” </em></strong></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Guan Gu&#8217;nun boş gıcırtısı Mo Fan&#8217;ın biraz rahatsız hissetmesine neden olmuştu.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Neden?”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> Diye sordu Guan Gu.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Guan Gu, çirkin göründüğünü biliyor muydun?”</em></strong></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Evet,” </em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Guan Gu samimi bir yüzle kabul etti.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Evet, o zaman bilmen gereken bir deyim var: Eğer biri birinden daha çirkinse daha fazla… Hıçkırmalı, eğer biri çirkinse bir büyü öğrenmeli!”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> Mo Fan içtenlikle sözlerini dile getirdi.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Siktir oradan be!”</em></strong></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Ancak Guan Gu yanılmamıştı. Sadece yirmi gün kalmıştı, birisi dâhi bile olsa, yıllar öncesindeki bütün dersleri telafi edemeyecekti. Ek olarak, sınavların içeriği ve ne öğrenildiği iki farklı kavramdı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan çok fazla umudu olmadığını biliyordu, ancak tıkanmasının asıl sebebi sınavlar değildi. Çünkü gerçekten başka bir boyuttaydı. Büyü kavramı, çalışmak için yoğun bir istek duymasına sebep oluyordu.…</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">…</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">…</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">…</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Zaman hızla geçiyordu, yirmi kadar gün bir göz açıp kapayıncaya kadar geçti.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan sözde Büyü Rüyasından uyanmadı, bunun yerine bu dünyanın varlığına gerçekten inanmaya başladı. Ayrıca, Büyü Lisesi Geçiş Sınavına dönen Lise Geçiş Sınavını memnuniyetle karşıladı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Sınavların yapıldığı gün okul dışındaki insanlar endişe ile doluydu. Büyü veya Bilim sınavı yapmaları önemli değildi, çocukların ebeveynleri hala onları almaya geliyordu; arabası olanlar arabalarıyla geldiler ve pedicableri* olanlar pedicableriyle geldiler.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Bunun nedeni ebeveynlerin bu sefer ki sınavın, çocuklarının gelecek neslini almak için arabalarıyla mı yoksa pedicablariyle mi geleceğine karar vereceğini bilmesiydi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan sınav odasından çıkarken, sonsuz insan akıntılarını gördü ve içinden “Neden bir büyü dünyasında araba ve elektrikli skutır var?” Diye düşünerek şaşırdı. Ama düşünceleri hızla sınavın içeriğine geri döndü.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Yirmi gün ya da biraz fazla çalışmanın ardından, Mo Fan nihayet sınavların konularını anlayabileceği seviyeye ulaşmıştı. Ancak, cevabın doğru olup olmadığını anlayamıyordu- &#8211; Mutlu olabildiğince bir iç çekti.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em> “Mo Fan, Mo Fan… &#8230;”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> Kalabalığın arasından sarı yüzlü, orta yaşlı bir adam, sol elini başının üstüne kaldırarak Mo Fan&#8217;a sesleniyordu. Mo Fan bu tanıdık yüzü gördüğünde, yanlışlıkla </span><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Baba, buraya neden geldin?”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> Diye seslendi.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Elbette seni almak için. Sınavını tamamladıktan sonra, temel olarak mezun oldun. Sana diğer şehir bölgesinde bir inşaat işçisi olarak iş buldum, Guang Feng Amcanın altında çalışacaksın. Orada birkaç yıl çalışıp deneyim kazandıktan sonra, kendi başına çalışmaya başlayabilirsin. Şanslıysan, ayda dört ila beş bin RMB kazanman bir sorun olmamalı. Çalışmaya erkenden başlarsan daha iyi olur. ”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Jiaxing gönülden gülümseyerek söyledi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Dünya değişmişti, ancak Mo Fan’ın dersleri hâlâ kötüydü. Oysa babası hala babasıydı; Mo Fan elindeki değişmeyen tek şey ailesiymiş gibi hissetti.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Jiaxing, yaklaşık bir ay önce Mo Fan&#8217;a inşaat işçisi olmaktan bahsetmiş olsaydı, Mo Fan, tereddüt etmeden babasının onun için düzenlediği yolu seçmişti. Bunun nedeni topluma girmek için bu yolda yürümek zorunda olmasıydı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Ancak, şimdiki Mo Fan farklıydı.Bu toplumda, arabalar, cep telefonları, bilgisayarlar ve hatta buzdolapları vardı. Ancak, bilimsel ürün yoktu, çünkü onun yerini büyü almıştı. Eğer bir Büyücü olmazsanız, bu tür şeyleri taşıyan ve ya üreten bir işçi olacaktınız.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>‘Kahretsin, bu eski dünyadan hiç de farklı değil, bu yüzden kesinlikle büyü öğreneceğim!’</em></strong></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Baba, okumaya devam etmek istiyorum.” </em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan, Mo Jiaxing&#8217;e aklındaki düşünceyi anlatmadan önce uzun bir süre sessiz kaldı.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Büyü öğrenmekten hoşlanmadığını sanıyordum?”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> Dedi Mo Jiaxing, yukarı kalkan kaşlarından da anlaşılabileceği üzere yüzü şaşkınlıkla doluydu.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Uh….” </em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan, bir kaya ve duvar arasında kalmış gibi hissetti. Bu şeyi nasıl açıklaması gerektiğini bilmiyordu. O gerçekten çok berbattı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Jiaxing neredeyse on altı yaşında olan oğluna baktı, yüzünde bir kez daha düz ve dürüst bir gülümseme varken,</span><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em> “Endişelenme, baban büyü öğrenmek için çaba harcamadığından dolayı seni suçlamayacak. Her bireyin kendi amaçları vardır. ”</em></strong></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Hayır, gerçekten öğrenmek istiyorum.”</em></strong></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Sınavı geçebiliyor musun?”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> Diye sordu Mo Jiaxing.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Hayır.”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> Mo Fan bu konuda kesindi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">İngilizce dili ya da Büyü sınavı olması fark etmezdi, Mo Fan kesinlikle ikisinden de geçemezdi, bu konuda hiçbir şüphesi yoktu.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Öyleyse durum bu. Endişelenme, Eski insanların bir deyişi vardır, &#8216;Büyü her şeyin üstündedir.&#8217; ”</em></strong></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan bunu dinlemeyi bitirdiğinde, bilinçsizce ağzı açık kaldı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Şu anda, Mo Fan&#8217;ın işlemesi gereken birçok bilgi vardı. Bununla birlikte, bu bilgiyi işlediği süre zarfında Mo Fan özellikle çok sessizdi. Örneğin, Tarih öğretmeninin “Işık Elementi&#8221; Büyüsünün ilk kullanıcısının “Edison” olduğunu söylediği zamanı hatırlıyordu. Bu Mo Fan&#8217;ın içinden tekrar tekrar küfür etmesine neden oluyordu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Jiaxing, Mo Fan’ın kendisini toplaması için omuzlarını okşadığında, aniden oğlunun sessizliğini hâlâ koruduğunu fark etti. Oğlunun ifadesi hiç de normal değildi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Kimse oğlunu, babasının anladığı kadar iyi anlayamazdı. Mo Jiaxing yavaşça gülümsemeyi bıraktı, sesi </span><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Sen ciddi misin?”</em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"> Diye sorarken alçaldı.</span></p>
<p><em style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><strong>“Evet, uyanma fırsatı elde etmek istiyorum. Zaten çok geç olduğunu biliyorum, ama gerçekten okumak ve bir Büyücü olmak istiyorum.” </strong></em><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan içtenlikle söyledi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Jiaxing sessiz kaldı.Mo Fan da hiçbir şey söylemedi.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Gerçekten okumaya devam etmek istiyor musun?” </em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Jiaxing durumu bir kez daha onaylamak istedi.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Evet.” </em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan tereddüt etmeden başını salladı.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Başlangıçta, Mo Fan da bunum bir heves olduğunu düşünmüştü. Ancak, bir ay olmuş ve Vahşi Kanatların kalbinde bıraktığı huzursuz his hâlâ daha soğumamıştı. Gerçekten şaka yapmıyordu, cidden okumak istiyordu!</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Bu durumda, tamam, bir şeyler düşüneceğim.” </em></strong></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Baba, bu arada Tian Lan Büyü Lisesinin kütüphanesinde geçici bir iş buldum. Yarından sonraki gün başlıyor. ”</em></strong></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Fan büyü öğrenmeye karar verdiğinden düzgün öğrenemediği için pes etmeye niyeti yoktu. Büyü Lisesine girip uyanma fırsatı elde edip edemeyeceği, babasına bağlı olsada, eksik olduğu bilgisini doldurmak için kendisine güvenmeliydi. Büyü Lisesine kabul edilme umudunun olmadığı konusunda çok kesindi bu yüzden önceden bu işi bulmuştu.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Neredeyse hiçbir maaş yoktu, sadece yemek ve konaklama vardı. Ancak, Mo Fan için, kütüphanede sahip olmadığı birçok bilgiyi bulabilmesi çok daha önemliydi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Jiaxing şaşırmıştı, oğlundaki bu büyük zihniyet değişikliğine neyin sebep olduğunu bilmiyordu. Ancak, Mo Fan yürekten büyü için yalvardığından, o zaman mutsuz olmak için hiçbir nedeni yoktu. Sonuçta, bu toplumda, gerçekten bir statü sahibi olan asıl insanlar, Büyücülerdi. Bir inşaat işçisi bir ev ve bir araba alabilirdi, ancak değerleri ve saygınlıkları herhangi bir Büyü Lisesinden mezun olan herhangi bir Büyücü ile karşılaştırılamazdı.</span></p>
<p><strong style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);"><em>“Önce eve gidelim, evde konuşuruz.” </em></strong><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Jiaxing başını salladı, başka bir şey söylemedi.</span></p>
<p><span style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">Mo Jiaxing, oğlu hakkında hiç endişelenmiyordu. Mo Fan henüz on altı yaşında değildi, ama Mo Jiaxing’in kalbinde, Mo Fan çoktan yetişkinliğe girmişti.</span></p>
<hr />
<blockquote>
<p><em>//////NOT//////</em></p>
<p><em>#1) Mo Fan’ın ismindeki Fan kelimesini Çincede ortalama ve ya vasat anlamındaki ‘Ping Fan’ kelime grubuna gönderme yapmak için kullanıyorlar.</em></p>
<p><em style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">#2) Duan Yu, sevilen Peerless Martial God Novelının ünlü ana karakteridir. Dalgalı küçük adımlarda ona ait bir tekniktir.</em></p>
<p><em style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">#3) Pedicab -&gt; Arkasında 2 kişilik yolcu vagonu bulunan, ön kısmı normal bisiklet olan, bacak gücüyle hareket eden üç tekerlekli ulaşım aracıdır, hikaye içindeyse statü göndermesi için kullanılmış.</em></p>
<p><em style="font-size: 1rem; font-family: var(--text-font);">#4) Yorum, görüş, fikir ve sorularınızı yorum yapmayı unutmayın, teşekkürler! 😀</em></p>
</blockquote>


<p></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p style="text-align:center"><strong><a href="https://turkcelightnovels.com/versatile-mage/">Versatile Mage Hakkında Detaylı Bilgi Almak İçin Tıklayın! </a></strong></p>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/versatile-mage-bolum-1-dunyadaki-buyuk-degisimler/">Versatile Mage Bölüm 1: Dünya İçin Köklü Değişiklikler</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkcelightnovels.com/versatile-mage-bolum-1-dunyadaki-buyuk-degisimler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3150</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Versatile Mage / Çok Yönlü Büyücü</title>
		<link>https://turkcelightnovels.com/versatile-mage-cok-yonlu-buyucu/</link>
					<comments>https://turkcelightnovels.com/versatile-mage-cok-yonlu-buyucu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcelightnovels]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Oct 2019 20:14:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Versatile Mage]]></category>
		<category><![CDATA[chinese novel]]></category>
		<category><![CDATA[çin novel]]></category>
		<category><![CDATA[çin novelleri]]></category>
		<category><![CDATA[çok yönlü büyücü]]></category>
		<category><![CDATA[full time magister]]></category>
		<category><![CDATA[isekai oku]]></category>
		<category><![CDATA[isekai önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[light novel]]></category>
		<category><![CDATA[light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[light novel pdf]]></category>
		<category><![CDATA[mo fan]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novels]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçelightnovels]]></category>
		<category><![CDATA[versatile mage]]></category>
		<category><![CDATA[versatile mage light novel]]></category>
		<category><![CDATA[versatile mage light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[versatile mage oku]]></category>
		<category><![CDATA[web novel]]></category>
		<category><![CDATA[web novel oku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkcelightnovels.com/?p=3049</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adı:&#160;Versatile Mage (Quanzhifashi- 全职法师)Türü:&#160;Shounen, İsekai, Aksiyon, Komedi, Fantastik, Romantik, Okul Hayatı Ülke: Çin Konusu:&#160;&#160;Mo Fan, çok değişmiş ama bir o kadar da tanıdık bir dünyada gözlerini açar. &#160;Çok sevdiği (!) ortaokulu artık büyü öğreten, herkesi güçlü bir büyücü olmaya teşvik eden mistik bir okul haline gelmiştir. Şehrin dışında, dolaşan birçok sihirli yaratık ve canavar vardır...</p>
<div class="c-read-more"><a class="c-read-more-link" href="https://turkcelightnovels.com/versatile-mage-cok-yonlu-buyucu/">Continue Reading</a> &#8594;</div>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/versatile-mage-cok-yonlu-buyucu/">Versatile Mage / Çok Yönlü Büyücü</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Adı:</strong>&nbsp;Versatile Mage (Quanzhifashi- 全职法师)<br><strong>Türü:</strong>&nbsp;Shounen, İsekai, Aksiyon, Komedi, Fantastik, Romantik, Okul Hayatı<br></p>



<p><strong>Ülke</strong>: Çin</p>



<p></p>



<p><strong>Konusu:&nbsp;</strong>&nbsp;Mo Fan, çok değişmiş ama bir o kadar da tanıdık bir dünyada gözlerini açar.</p>



<p>&nbsp;Çok sevdiği (!) ortaokulu artık büyü öğreten, herkesi güçlü bir büyücü olmaya teşvik eden mistik bir okul haline gelmiştir.</p>



<p>Şehrin dışında, dolaşan birçok sihirli yaratık ve canavar vardır ve insanlara saldırarak avlanmaktadır.</p>



<p>O çok gelişmiş bilim dünyası, bir anda büyü merkezli bir dünyaya dönüşmüştür.<br><br>Bu kadar farklılıklara rağmen, hayattaki konumu ve sosyal statüsü aynı kalmıştır; Hayatın zorluklarıyla mücadele eden babası ve yürüme engelli üvey kız kardeşi hâlâ oradadır.</p>



<p>Ancak Mo Fan, büyü olarak çoğu insanın yalnızca tek bir ana elementi uyandırabildiği bu dünyada, kendisinin çok yönlü bir büyücü olduğunu keşfedecektir!</p>



<h4 class="wp-block-heading">Tanıtım Videosu:</h4>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Quanzhi Fashi Opening" width="980" height="551" src="https://www.youtube.com/embed/ICLTV_Ijl70?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Karakterler Hakkında Kısa Bilgi</strong></h4>



<table class="wp-block-table aligncenter"><tbody><tr><td><img data-recalc-dims="1" decoding="async" class="wp-image-3026" style="width: 200px;" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/mo-fan-127885.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="mo fan"></td><td><img data-recalc-dims="1" decoding="async" class="wp-image-3035" style="width: 200px;" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/mubai.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt=""></td><td><img data-recalc-dims="1" decoding="async" class="wp-image-3028" style="width: 200px;" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/m2.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt=""></td></tr><tr><td><strong>Adı</strong>&nbsp;: Mo Fan</td><td><strong>Adı</strong>: Mu Bai</td><td><strong>Adı</strong>: Mu Ning Xue</td></tr><tr><td><strong>Yetenekler</strong>: Ateş ve Yıldırım Büyüsü</td><td><strong>Yetenekler</strong>&nbsp;: Buz Büyüsü</td><td><strong>Yetenekler</strong>&nbsp;: Buz Büyüsü</td></tr></tbody></table>



<p style="text-align:center"><p class="has-text-align-center"><a href="https://turkcelightnovels.com/versatile-mage/">Detaylı Bilgi İçin Tanıtım Sayfasını Ziyaret Edin! Versatile </a><span style="font-size: 1.0625rem; font-family: var(--text-font);"><a href="https://turkcelightnovels.com/versatile-mage/">Mage Oku</a></span></p></p>



<p style="text-align:justify"><p class="has-text-align-justify"><em>En kısa zamanda ilk bölümü yayınlanacaktır.</em></p></p>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/versatile-mage-cok-yonlu-buyucu/">Versatile Mage / Çok Yönlü Büyücü</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkcelightnovels.com/versatile-mage-cok-yonlu-buyucu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3049</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 8: Çaresizlik</title>
		<link>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-8-caresizlik/</link>
					<comments>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-8-caresizlik/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcelightnovels]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Oct 2019 19:56:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arifutera Shokugyo]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta 8. Bölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta shokugyo light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou manga]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou manga oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta web oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime Nagumo]]></category>
		<category><![CDATA[İsekai]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Nagumo]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novels]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçelightnovels]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkcelightnovels.com/?p=2873</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akan suyun sesi etrafı doldurmuştu.&#160;Soğuk bir esinti Hajime’nin yanağına sürtündü, vücudu içine kadar işleyen soğuk yüzünden titredi. Yüzü zonkluyor, beline sanki rüzgar esiyor gibiydi. Hajime kendine gelirken inledi. Acıyı sadece kafasında değil tüm vücudunda hissediyordu. Hajime kaşlarını çattı ve iki koluyla üst vücudunu destekleyerek doğrulmaya çalıştı. “Ow~ Vücudum… her yerim ağrıyor…*etrafa bakar* Burası&#8230; neresi? Neredeyim...</p>
<div class="c-read-more"><a class="c-read-more-link" href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-8-caresizlik/">Continue Reading</a> &#8594;</div>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-8-caresizlik/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 8: Çaresizlik</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Akan suyun sesi etrafı doldurmuştu.&nbsp;Soğuk bir esinti Hajime’nin yanağına sürtündü, vücudu içine kadar işleyen soğuk yüzünden titredi. Yüzü zonkluyor, beline sanki rüzgar esiyor gibiydi. Hajime kendine gelirken inledi.</p>



<p>Acıyı sadece kafasında değil tüm vücudunda hissediyordu. Hajime kaşlarını çattı ve iki koluyla üst vücudunu destekleyerek doğrulmaya çalıştı.</p>



<p>“Ow~ Vücudum… her yerim ağrıyor…*etrafa bakar* Burası&#8230; neresi? Neredeyim ben?”</p>



<p>Elini allak bullak olan kafasına koydu, ne olduğunu hatırlamaya çalışırken etrafı inceliyordu. Etrafı loştu ama yeşil ışık taşlarının sayesinde etrafını görebiliyordu. Hajime’nin gözlerinin önünde 5 metre genişliğinde bir yeraltı nehri vardı. Alt gövdesi nehrin içinde, üst gövdesi ise nehir kıyısındaki çıkıntılı kayaların arasındaydı. </p>



<p>“Doğru ya… köprü… yıkılmıştı&#8230;”</p>



<p>Sarhoş aklı sonunda yaşanan olayları hatırlamayı başardı. Böyle bir düşüşten sonra hâlâ hayatta olmasının tek sebebinin şans eseri olduğunu fark etti. Ayrıca düşüşü esnasında uçurum duvarı boyunca delikler görmüştü, dahası bu deliklerden zaman zaman su fışkırıyordu. Bu delikler bir dizi gayzere benziyordu. Hajime bu su jetine benzer gayzerlerin onu kaç defa duvardan duvara vurup yere indirdiğini bilmiyordu. Sonunda su kaydırağı benzeri bir yere düşmüş ve buraya kadar sürüklenmişti. Yaşıyor olması inanılmaz bir mucizeydi. Fakat tünele girdiğinde kafasını vurmuş ve bilincini kaybetmişti. Şimdi de her yeri deli gibi ağrıyordu.</p>



<p>“Her halükarda hâlâ hayattayım… Hapşu! Argh… Kaburgalarım ağrıyor ve ç-çok soğuk. İ-i-ilk olarak buradan çık-çıkmalıyım yoksa hiç iyi olmayacak.”</p>



<p>Bunca zamandır buz gibi yeraltı nehrinin içindeydi, bu yüzden soğuktan donuyordu ve çenesi zangır zangır titriyordu. Bu gidişle hipotermi olma ihtimali yüksekti, buna karşın kendisini bitkin haliyle nehirden zar zor çıkardı ve kontrolsüzce ıslak giysilerini kurutmak için soyundu. Sadece iç çamaşırlarıyla kaldı ve diğer giysilerinin suyunu sıktı. Sonrasında 【Dönüşüm】becerisini kullanarak yere bir büyülü çember kazımaya başladı. </p>



<p>“Uuu… buz gibi, bu şekilde odaklanmak çok zor.”</p>



<p>【Kıvılcım】 büyüsünü kullanmak istiyordu&nbsp;. Bu çocukların bile yapabileceği 10 cm’lik büyülü çembere ihtiyaç duyan bir büyüydü. Ancak Hajime’nin yanında büyülü taşların olmasını bırakın büyü uzmanlığı neredeyse sıfırdı. Bu yüzden büyüyü yapmanın tek yolu, büyük miktarda karmaşık büyülü formülle bir metreden daha büyük bir büyülü çember çizmekti.Yaklaşık on dakika sonra büyülü çemberi tamamladı ve büyü gücünü çembere boşaltarak büyüyü söylemeye başladı.</p>



<p>“Ateşi arıyorum,ışığın gücü, kendini ortaya çıkar, 【Kıvılcım】&nbsp;…Uuu~ Bu kadar küçük bir ateş yakmak için neden böylesine abartılı büyülü sözler söylemek gerekiyor~ Çok utanç ve- HAPŞUU~ Ahhh~”</p>



<p>İç çekişleri son zamanlarda alışkanlık haline gelmişti, uçuruma düşmeden önce de iç çekiyordu. Tabii ki yaşadığı şartlar altında bunu yapması doğaldı. Bu arada giysilerini kuruması için yumruk büyüklüğündeki ateşin yanına koymuştu. Hızlıca kuruması için dualar ediyordu. </p>



<p>“Nerede olduğumu merak ediyorum… Derinlere düştüğüm kesin… Acaba geri dönebilir miyim ki?”</p>



<p>Ateşin yanında ısınırken yavaşça sakinleşti ama kalbi endişeyle dolmaya başladı. Gözyaşları gözlerinin kenarında oluştu, ağlayacağını hissediyordu. Şimdi ağlamaya başlarsa toparlanamayacağını fark etti ve gözyaşlarını koluyla silerek yanaklarını tokatladı.</p>



<p>“Hiçbir şey yapmadan öylece duramam, yüzeye dönmem gerek. Korkacak bir şey yok, her şey yoluna girecek.”[Ç.N: （・―・）] </p>



<p>Hajime’nin yüzü ateşe bakarken kendisini cesaretlendirdikten sonra kararlı bir hâle büründü.</p>



<hr class="wp-block-separator has-text-color has-background has-blue-background-color has-blue-color"/>



<p>Yirmi dakika kadar ısındıktan sonra kıyafetleri tamamen kurudu, sonrasında tekrardan giyindi ve yola koyuldu. Hajime kaçıncı kata düştüğünü bilmiyordu ama emin olduğu tek şey hâlâ zindanın içinde olduğuydu. Etrafta gizlenen büyülü canavarları görmek garip olmazdı. Hajime ilerde bir geçit gördü ve içeri çok, çok, çok dikkatli girdi.</p>



<p>Girdiği geçit daha çok bir mağara gibiydi. Alçak kare bir geçitten ziyade, geçidin farklı yerlerinden çıkan çıkıntılı kaya ve duvarlar vardı ve yol karmaşık bir şekilde kıvrılarak ilerliyordu. 20. kattaki son odaya benziyordu.Ancak boyutu karşılaştırılamazdı bile. Karmaşık geçit engellerle dolu olsa bile, yine de yaklaşık yirmi metre çapındaydı. Daha dar yerler bile on metre çapındaydı, bu yüzden oldukça büyüktü. Yürümek için uygun bir yol değildi ancak çok fazla saklanma yeri vardı. Hajime gizlice kayadan kayaya ilerleyerek yol alıyordu.</p>



<p>Hatrı sayılır bir mesafe katettikten sonra yorulmaya başladı. Nasıl ki bir mola vermeye karar verdiği anda nihayet yoldaki ilk çatala ulaştı. Devasa bir kavşaktı. Hajime bir kayanın arkasına saklanmış, hangi yoldan gitmesi gerektiğine karar vermeye çalışıyordu.</p>



<p>Fakat bunu düşündüğü anda göz ucuyla hareket eden bir şey gördü ve panikleyerek tamamen kayanın arkasına saklandı. Durumu gözlemlemek için başını çıkaran Hajime, dümdüz yolda ilerleyen bir tüy yumağı gördü.</p>



<figure class="wp-block-gallery columns-1 is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/screenshot_20191020_115636.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" data-id="2877" data-link="https://turkcelightnovels.com/screenshot_20191020_115636/" class="wp-image-2877" /></figure></li></ul></figure>



<p> &nbsp;Uzun kulakları vardı ve dış görünüşü tıpkı tavşanlara benziyordu. Ancak orta büyüklükteki bir köpek kadar büyüktü ve arka bacaklarıda iyi gelişmişti. Ve en önemli nokta ise ‘’tavşanın’’ vücudunu saran kan damarlarına benzeyen kıpkırmızı çizgiler vardı. Çizgiler kocaman bir kalbin nabzı atar gibi hareket etti ve tavşanı çok iğrenç gösterdi.(Ç.N: Tavşanı takip et ve Harikalar Diyarı’nı bul :d)</p>



<p>Baktığı şey açıkça tehlikeli bir büyülü canavardı. Bu yüzden sola veya sağa gidip bu durumdan kaçınmanın en iyisi olacağını düşündü. Tavşanın pozisyonuna bakılırsa, sağ geçide doğru fark edilmeden gidebilirdi. Hajime nefesini tuttu ve en iyi fırsatı yakalamayı bekledi. Ardından tavşan Hajime’ye sırtını döndü ve yeri koklamaya başladı. Önemli an geldi çattı! Hajime bu riske girdi ve hamlesini yaptı.</p>



<p>Çok kısa bir sürede tavşan doğruldu ve bir sese tepki göstermiş gibi belirli bir bölgeye baktı. Kulaklarını dikerek bölgeyi taradı.</p>



<p>(Kahretsin! Be-beni fark etti mi acaba? Etmemiştir, değil mi?)</p>



<p>Hızlıca kayanın arkasına eğildi ve deli gibi atan kalbini sakinleştirmeye çalıştı. Korku onu tamamen sarmıştı. Kalp atışlarının tavşan benzeri yaratığın keskin kulakları tarafından duyulacağından endişe duyarken her tarafından soğuk terler akıyordu.</p>



<p>Ancak tavşan başka bir sebepten dolayı temkinli davranıyordu.</p>



<p>“Auuuu!!”</p>



<p><br>Büyülü canavarın ulamasıyla birlikte, beyaz kürklü kurt benzeri bir büyülü canavar bir kayanın gölgesinden fırladı ve tavşana doğru sıçradı.&nbsp;Bu beyaz kurdun iki kuyruğu vardı ve büyük bir köpek kadardı. Tıpkı tavşan gibi kurtta da zonklayan kıpkırmızı çizgilerden vardı. Bu kurt kayanın arkasından aniden zıpladıktan sonra iki tane daha ikiz kuyruklu kurt ortaya çıktı ve tavşana saldırdı.</p>



<p>Hajime neler olduğuna bakmak için kayanın gölgesinden başını çıkardı. Olaya nasıl bakarsa baksın bu tavşan-chan’ı avlayan kurtların sahnesiydi. Kargaşa anında Hajime ayağa kalktı. Ancak…</p>



<p>“Kyu!”</p>



<p>Aynı anda sevimli bir çığlık(Hajime’ye göre) yükseldi, tavşan-chan havaya fırladı ve ikiz kuyruklu kurtlardan birine döner tekme atmak için kalın arka bacaklarını kullanarak havada döndü.</p>



<p>Bam!</p>



<p>Tekme normal bir tekmeden çıkmayacak bir ses çıkardı. Tavşan-chan iki kuyruklu kurdun kafasına temiz bir vuruş geçirdi, sonuç olarak…</p>



<p>Çatırdar!</p>



<p>Hiç de yüksek ve net olmayan bir sesle birlikte ikiz kuyruklu kurdun kafası garip bir açıyla büküldü.</p>



<p>Gördükleri karşısında Hajime’nin  nefesi kesildi. Bu zamana kadar tavşan başaşağı dönünceye dek havada dönme hızını artırmak için döner tekmesindenki merkezkaç kuvvetini kullanmıştı. Tavşan havaya ayağını bastı ve yere dik açıyla bir meteor gibi inirken bir döner tekme daha attı.</p>



<p>Kırılır!</p>



<p>İkinci kurdun kafası, o hiçbir tepki veremeden un ufak oldu. Bu sırada başka bir ikiz kuyruklu kurt belirdi ve tavşan yere indiği anda üzerine atladı. Hajime bu sefer tavşanın yenileceğinden şüphe duymuyordu. Ancak tavşan break dansı yapar gibi ayaklarını abuda kaldırdı ve dönmeye başladı. Birden üstüne atlayan kurt hortum benzeri döner tekmeler yüzünden duvara yapıştı. Sıçramış domates sesine benzer sesle kurdun leşi ve kanı duvardan aşağı kaydı. </p>



<p>Son kurt hırıldarken kuyruğunu kabarttı. Sonuç olarak kuyruklarından elektrik akımı boşaldı. Bu hiç şüphesiz İkiz Kuyruklu Kurtların eşsiz büyüsüydü.</p>



<p>“Auuuuuu!!”</p>



<p>Uluma ile birlikte elektrik akımı her yeri paramparça etti. Ama tavşan-chan bu saldırılardan zikzak hareketleriyle görkemli bir şekilde kaçınıyordu. Nihayetinde elektrik büyüsü bittiği anda tavşan-chan arayı tek nefeste kapattı ve kurdun çenesine sağlam bir tekme attı. Tekme ikiz kuyruklu kurda taklalar attırdı ve yere bam diye düşmesine neden oldu. Boynundaki bağlar açıkça kopmuştu.</p>



<p>Tavşan-chan şunun gibiydi:</p>



<p>“Kyu!”</p>



<p>Bir zafer çığlığı mıydı? Kulaklarını havaya dikti ve ön ayaklarını da kaldırdı.</p>



<p>“… Benimle… dalga geçiyor olmalısın, annecim…”</p>



<p>Korkudan titreyen Hajime ancak yavan bir gülümseme ortaya çıkartabildi. Bu çok kötüydü, öğrencilere zor anlar yaşatan iskelet askerleri bu tavşanla karşılaştırıldığında oyuncak gibiydiler. Sadece saldırı gücüne göre karşılaştırısan bu tavşan Behemoth’tan bile daha güçlü olabilirdi.</p>



<p>Hajime fark edilirse kesinlikle öleceğini biliyordu, bu korku onun bilinçsizce geri adım atmasına yol açtı. Yanlış bir hareketti.</p>



<p>Pat!</p>



<p>Bu ses tüm mağarada yankılandı. Bir adım geri attığı sırada ayağı yakınlardaki bir çakıl taşına vurmuştu. Hajime’nin beyni nasıl böyle bir hata yaptığına dair dövünürken alnından soğuk terler akıttı. Tekmeci Tavşan, gürültünün kaynağını bulmak için kafasını yağlanmamış bir robot gibi yavaşça çevirdi ve Hajime hiç istemediği bir duruma girdi: Tavşanın onu fark ettiği duruma.</p>



<p>O esnada tavşan yakut benzeri gözlerini kıstı ve avı olan Hajime’ye kilitlendi. Hajime tıpkı bir yılanın bakışına takılmış kurbağa gibiydi. Acil durum sirenleri, ruhunun bütünü, vücudunun tamamı, beynindeki bütün sinirler ona kaçmasını söylüyordu ama sanki vücuduyla bağlantısı kopmuş gibi hareket edemiyordu.</p>



<p>Çok geçmeden sadece kafasını döndürmüş olan tavşan bütün vücudunu Hajime’ye doğru döndürdü ve bacaklarına güç verdi.</p>



<p>(GELİYOR! BİR ŞEYLER YAP! HAREKET ET! YOKSA…)</p>



<p>Hajime daha sonra ne olacağını içgüdüsel olarak tahmin edebiliyordu. Tekmeci tavşan bacaklarında topladığı gücü bir anda serbest bıraktı ve gülünç bir hızla fırlayıp arkasında ardıl görüntüler bıraktı.</p>



<p>Hajime bunu fark ettiğinde tüm gücüyle yana doğru sıçradı.</p>



<p>Kısa bir süre sonra Hajime’nin önceden bulunduğu yer top güllesine benzeyen Tekmeci Tavşan tarafından vuruldu. Zemin havaya uçtu ve ardında bir krater bıraktı. Hajime gümbürtüyle yerde yuvarlanıyordu duracağı zaman oturma pozisyonunda durabildi. Dehşete düşmüş soluk bir yüzle tavşanın açtığı kratere baktı.</p>



<p>Tekmeci Tavşan hızlıca doğruldu ve bir kez daha patlayıcı saldırısıyla saldırdı. Hajime alelacele dönüşüm becerisiyle taştan bir duvar ördü ama tavşanın tekmesi duvarı zahmetsizce parçaladı. Önündeki duvar parçalanan Hajime refleks olarak kollarını kaldırıp yüzünü korudu. Yüzünü ezmesi gereken saldırı engellendi ama tekrar yerde yuvarlanmasına neden oldu. Yuvarlanmayı kestiği sırada sol kolundan inanılmaz bir ağrı vücuduna yayılmaya başladı.</p>



<p>“AGHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHH!!”</p>



<p>Sol ön koluna baktığında sarktığını ve komik bir açıyla büküldüğünü gördü. Sol arka kolunu acı içinde tuttu. Görünüşe göre kemik tamamen kırılmıştı. Derin nefes alıp-veriyordu. Ağrı yüzünden can çekişen Hajime gözleriyle umutsuzca Tekmeci Tavşanı aradı. Şiddetli saldırılarından sonra Tekmeci Tavşan tasasız bir şekilde yavaş adımlarla Hajime’ye yaklaştı. Hajime, sanki Tekmeci Tavşanın ona tepeden bakar gibi gözlerinde alaycı bir ifade taşıdığını hissetti. Tamamen oyuncağa dönmüş gibiydi.</p>



<p>Hajime ona biçimsiz bir yüz ifadesiyle bakarken kalçası üzerinde geri çekildi. Çok geçmeden Tekmeci Tavşan Hajime’nin önünde durdu. Yerde sürünen solucandan başka hiçbir şey değilmiş gibi ona tepeden baktı. Sonrasında gösteriş yaparcasına bacağından birini kafasının üzerine kaldırdı.</p>



<p>(Burada… ölecek… miyim?)</p>



<p>Hajime umutsuzluk tarafından saldırıya uğramış, kendini kaybetmişti ve boş bir ifadeyle Tekmeci Tavşanın havadaki ayağına bakıyordu. Ve sonunda ölümcül vuruş tek bir savurmayla aşağı doğru indi. Hajime yaklaşmakta olan ölümden dolayı gözlerini sıkıca kapattı. Ölüm korkusu bütün vücudunu sarmıştı.</p>



<p>…</p>



<p>Ancak ne kadar zaman geçerse geçsin beklenen darbe hiç gelmemişti. Hajime gözlerini ürkekçe açtı ve tavşanın tekmesinin havada duran görüntüsüne baktı sadece birkaç santim kala durmuştu.</p>



<p>(Yoksa, hâlâ benimle oynamayı mı planlıyor? Yeter artık…)</p>



<p>Hajime umudunu kestiği anda garip bir şey farketti. Yakından baktığından tavşanın titrediğini gördü.</p>



<p>(N-ne? Neden titriyor… bir şeyden korkmuş görünüyor…)</p>



<p>Hayır, ‘’görünüyor’’ değil, zaten bir şeyden korkuyordu, bu bir gerçekti. Tekmeci Tavşan taş kesilmişti. Bunun nedeni Hajime sağ geçide doğru koşarken ortaya çıkan yeni büyülü canavar yüzündendi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/screenshot_20191020_124028.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2901"/></figure>



<p>Kocaman bir büyülü canavardı. Yaklaşık iki metre uzunluğunda, sağlam vücudu beyaz kürkle kaplı bir canavar. Tıpkı Hajime’nin daha önce gördüğü canavarlardaki gibi bu canavarın vücudunda da zonklayan kıpkırmızı çizgiler vardı. &nbsp;Benzetme olarak bu canavar pratikte bir ayıydı ancak ayaklarının sonuna kadar uzanan her birinde üç pençe bulunan uzun ve kalın kollara sahipti.</p>



<p>Pençeli Ayı, o bunu öğrenmeden yaklaşmıştı, Hajime ve Tekmeci Tavşana düşmanca bakıyordu. &nbsp;Etraf sessizlikle sarıldı.</p>



<p>Hajime hiç olmadığı kadar kaskatı kesilmişti, tavşanın durumuda farklı değildi. Hayır, daha doğrusu bir santim bile hareket edemiyorlardı. Tıpkı Hajime’nin daha önce korkudan donması gibiydi. Tavşanda Pençeli Ayının bakışları tarafından dondurulmuştu.</p>



<p>“Grrr……”</p>



<p>Duruma sinirlenmeye başlayan Pençeli Ayı, hırlamaya başladı.</p>



<p>“——?!”</p>



<p>Tekmeci Tavşan sanki bir rüyadan uyanmış gibi birdenbire dönüp en hızlı şekilde kaçmadan önce bir anlığına titredi. Bir an öncesine kadar arka bacaklarını düşmanları ezmek için kullanmıştı ama şimdi kaçmak için kullanıyordu. Ancak başarısız bir girişim oldu.</p>



<p>Pençeli Ayı, boyutuyla uyuşmayan bir hız kullanarak keskin pençelerini savururken tekmeci tavşanın etrafını sardı. Zeki Tavşandan da beklenildiği gibi vücudunu bükerek saldırıdan kaçındı. Pençeli Ayının pençeleri sanki geçmişten geliyordu. Hajime bunu kendi gözleriyle doğrulamıştı, tavşanda tek bir çizik bile yoktu.</p>



<p>Ancak… Tekmeci Tavşanın vücudu yere indiğinde ikiye bölündü, fıskiye gibi kan fışkırdı ve iki ayrı parça olarak zıt yönlere düştü.</p>



<p>Hajime afalladı, gözleri faltaşı gibi açılmıştı. Güçlü Tekmeci Tavşan karşı saldırı şansı bile bulamadan kolayca öldürülmüştü. Tekmeci tavşanın korkmasının ve kaçmaya başlmasının nedenini sonunda anlamıştı. Pençeli Ayı o kadar güçlüydü ki kuralları yok sayacak kadardı, Tekmeci Tavşan dövüş sanatları ustası düzeyinde becerilere sahip olsa bile yine de o canavara karşı ayakta duramazdı.</p>



<p>Pençeli Ayı, Tekmeci Tavşandan geriye kalanlara doğru acelesiz bir şekilde yaklaştı, cesedi parçalamak için pençelerini kullandı ve sonrasında mide kaldıracak bir sesle cesedi yemeye başladı.</p>



<figure class="wp-block-gallery columns-1 is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/screenshot_20191015_180313.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" data-id="2881" data-link="https://turkcelightnovels.com/screenshot_20191015_180313/" class="wp-image-2881" /></figure></li></ul></figure>



<p>Hajime bir santim bile yerinden hareket etmedi. Korku tarafından tüketilmişti. Dahası Pençeli Ayı tavşanı mideye indirirken bile Hajime’ye keskin gözleriyle bakıyordu. Bakışlar Hajime’yi etkilemişti. </p>



<p>Pençeli Ayı üç lokmada tavşanı mideye indirdi. Hajime’ye yönelince de hırladı. Canavarın gözleri her şeyi söylüyordu: ‘’Sıradaki sensin’’</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/img_20191007_2100342-1.jpeg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2904"/></figure>



<p>Hajime avcının gözleriyle karşılaşınca pankilemeye başladı.</p>



<p>“UWAAAAAAAAAA——!!”</p>



<p>Anlamsızca çığlık atarken ayağa kalkıp Pençeli Ayının zıttına doğru koşmaya başladı, kırık sol kolunu tamamen unutmuştu. Tekmeci Tavşan kaçamadıysa o nasıl kaçacaktı ki? Rüzgarın uğultusuyla güçlü bir saldırı Hajime’yi solundan vurdu ve onu duvara fırlattı.</p>



<p>“Gah!”</p>



<p>Darbe akciğerlerindeki bütün havayı boşaltmıştı. Öksürük krizi geçirirken bir çatırtıyla duvardan kayıp düştü. Darbe görüşünü de bulanıklaştırmıştı, serseme döndü, Pençeli Ayının olduğu tarafa doğru baktı ve bir şey çiğnediğini gördü.</p>



<p>(N-ne çiğniyor!?)</p>



<p>Tekmeci Tavşanı çoktan mideye indirmişti. O zaman ne çiğniyordu? Üstelik Hajime’nin gözlerinin içine bakarak çiğniyordu. Çiğnediği şeyi gördüğünde ona tanıdık geldi. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/img_20191013_001136-1.jpeg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2903"/></figure>



<p>Hajime bir sebepten daha hafif hissettiren sol koluna doğru başını çevirdi, anlaşılmaz derecede kafası karışmıştı. Daha açık olmak gerekirse sol kolunun olması gerektiği yerde…</p>



<p>“E-Eh?”</p>



<p>Hajime acı dolu bir ifadeyle kafasını eğdi. Beyninden her türlü düşünce geçiyordu. </p>



<p>(Bir dakika?! Ne!? Sol kolum neden yerinde değil? Neden bu kadar fazla kanıyor? Ne!? Kan durmayacak mı? Sol kolum nerede? Ne!? &#8230;)</p>



<p>Beyni ve kalbi durumu kabullenmek istemedi. Hâlâ ne olduğunu anlamamıştı. Fakat Hajime yarı bilinçsiz durumundan uyandı, keskin acı onu gerçekliğe döndürmüştü.</p>



<p>“A-A-AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHH——!!”</p>



<p>Hajime’nin çığlığı bütün zindanda yankılandı, sol dirseğinin altı tamamen kesilmişti. Bu Pençeli Ayının özgün büyüsü yüzündendi. Üç pençesi etrafına sarılı rüzgar bıçakları otuz santimetreye kadar uzar ve hedefini önceden keserdi. Bu göz önüne alındığında sadece bir kol kaybetmek bile şanslı sayılmak için bir nedendi. Ya Pençeli Ayı onunla oynuyordu ya da Hajime gerçekten şanslıydı. Vücudu Tekmeci Tavşan gibi ikiye ayrılsa garip olmazdı. Bu sırada Hajime kolunu acıyla tutuyordu, acı yüzünden kendini kaybetmişti resmen deliriyordu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/img_20191013_001115.jpeg?w=980&#038;ssl=1" alt="arifureta-shokugyo " class="wp-image-2886"/></figure>



<p>(ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ÇOK ACIYOR&#8230;)</p>



<p>Pençeli Ayı Hajime’nin kolunu çerezlik olarak yedikten sonra telaşsızca ona yaklaştı. Tekmeci Tavşan gibi küstah bir ifadesi yoktu, Hajime’yi yiyecekten başka bir şey olarak görmüyordu.</p>



<p>Pençeli Ayı sınırlarını zorlamak istercesine uzaktan Hajime’ye doğru pençe saldırısını yaptı. Belki de pençelerini kullanarak onu dilimlemek yerine bütün olarak yutmak istiyordu.</p>



<p>Hajime’nin suratı haddinden fazla acı yüzünden gözyaşı, sümük ve tükürükle kaplanmıştı, sağ elini duvara dönüşüm yapmak için koydu. </p>



<p>“A-AH… KHHH, DÖ-【DÖNÜŞÜM】!”</p>



<p>Bu istemsiz bir tepkiydi. Değersiz olarak yaftalanan, hiçbir büyüye eğilimi olmayan, tamamen ortalama istatistiklere sahip olan Hajime’nin sahip olduğu tek güç buydu. Normalde kılıçları, mızrakları ve zırhları işlemek için kullanılan bir büyüydü. Bu sınıftan herkes istisnasız bir sinerjist olurdu ve onların savaşta işe yaramaz olduğu düşünülürdü.</p>



<p>Hajime gibi dış dünyadan gelen birinin kullandığı yöntemler şövalyeleri şaşkına çevirmişti. Hajime, sınıf arkadaşlarına yardımcı olabilmek için gücünü nasıl kullanacağına dair birçok kez düşünmüştü. İşte tam da bu yüzden Hajime bilinçsizce ölümün eşiğinde olmanın korkusuyla bu durumdan kurtulmak için dönüşüm becerisiyle bir yol açmaya çalıştı.</p>



<p>50 cm yüksekliğinde, 120 cm genişliğinde ve 2 metre derinliğinde bir delik arkasındaki duvarda ortaya çıktı. Hajime yuvarlandı ve deliğe girdi.</p>



<p>Avının tam olarak gözlerinin önünden kaybolduğunu gören Pençeli Ayı ise öfkeye boğuldu. </p>



<p>“RAAARGHHHH!!”</p>



<p>Canavar eşsiz &nbsp;büyüsünü kullanırken hilal benzeri pençelerini Hajime’nin girdiği deliğe doğru salladı. Duvar korkunç bir gürültü ile ayının güçlü pençeleri tarafından parçalandı.</p>



<p>“WUAHHHHHHHHHHHHH——! DÖNÜŞÜM! DÖNÜŞÜM! DÖNÜŞÜÜÜÜM! DÖNÜŞÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜM! &#8230;”</p>



<p>Pençeli Ayının kükremesi ve yavaş yavaş yaklaşmakta olan ayının duvarları parçalama gürültüsüyle birlikte Hajime panikledi ve sürekli olarak daha derine gitmek için dönüşüm büyüsünü kullandı. Bu canavardan olabildiğince uzağa gitmek istiyordu. Arkasına bile bakmadan sadece tekrar ve tekrar dönüşüm büyüsünü yaparak zeminde sürünerek ilerliyordu. Sol kolundaki acı onu ikide bir dürtüyordu. Bağırıyor, ağlıyor ama hayatta kalma içgüdüsü ona elinde olan tek gücü kullanması için zorladığından ilerliyordu.</p>



<p>Hajime bu şekilde ne kadar ilerlemiş olduğunu bilmiyordu fakat bildiği tek şey artık o korkutucu sesleri duymadığıydı. Gerçekte o seslerden uzaklaşacak kadar ilerlememişti bile. Her bir dönüşümünün etki alanı yalnızca iki metreyi kapsıyordu(İlk günlerinden bu yana bu menzil iki katına çıkmıştı). Daha önemlisi sol kolundaki kanama çok ciddiydi, bu gidişle daha fazla dayanamayacaktı. Aslında Hajime’nin bilinci kan kaybı yüzünden neredeyse kapanmak üzereydi. Buna rağmen ilerlemeye ve mücadele etmeye devam ediyordu.</p>



<p>Ancak…</p>



<p>“Dönüşüm… Dönüşüm… Dönüşüm… Dönüşüm…”</p>



<p>Birkaç dönüşümden sonra ne kadar ‘’dönüşüm’’ derse desin önündeki duvar değişmeden kalıyor ve duvara kafa atıyordu. Büyü gücü, bedeni tükenmeden önce tükenmişti. Duvara bastırdığı el yorgun bir şekilde aşağı doğru kaydı.</p>



<p>Başı çapraşık hissetmeye başladı ve nasıl ki Hajime bilincini kaybetmeden önce nefesini tuttu. Ardından kendini döndürmek için gücünü son damlasına kadar kullandı. Amaçsızca havaya baktı fakat gördüğü tek şey karanlıkla çevrili bir battaniyeydi. Bu bölge yeşil ışık taşlarıyla aydınlatılmamıştı.</p>



<p>Hajime istemsizce geçmiş anılarından bazılarını hatırladı. Hayatı gözlerinin önünden film şeridi gibi geçti. Anaokulundan ilkokula, ortaokula ve ardından lise günlerine. Her türlü anı aklını sardı ve son anısı… Kaori ile ay ışığı altında aydınlatılan o odada geçirdiği zaman ve sözünü verdiğinde Kaori’nin yüzünde oluşan gülümseme…</p>



<p>Bu güzel anıyı hatırladıktan sonra Hajime’nin gözleri kararmaya başladı.</p>



<figure class="wp-block-gallery columns-1 is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/screenshot_20191020_103545.jpeg?w=980&#038;ssl=1" alt="" data-id="2891" data-link="https://turkcelightnovels.com/screenshot_20191020_103545/" class="wp-image-2891" /></figure></li></ul></figure>



<p>“Lütfen&#8230; biri&#8230;’’</p>



<p>&nbsp;Sözlerini bitiremeden bilincini kaybetti. Bilincini kaybetmesinden hemen önce sanki birisi onun için gözyaşı döküyormuş gibi yanağına damlayan su damlacıklarını hissetti ve bu su damlacıkları yüzündeki gözyaşlarıyla birlikte karıştı.</p>



<hr class="wp-block-separator has-text-color has-background has-blue-background-color has-blue-color"/>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-4-3 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Unlasting" width="980" height="735" src="https://www.youtube.com/embed/KiO4kdv1FfM?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption><em><strong>herkese bol light novel&#8217;li günler !!!</strong></em></figcaption></figure>



<p style="text-align:center"><a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1bolum-7-zavalli-bir-kotu-niyet/">Bir Önceki Bölümü Okuyun :  Cilt 1, Bölüm 7: Zavallı Bir Kötü Niyet</a></p>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-8-caresizlik/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 8: Çaresizlik</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-8-caresizlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2873</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1,Bölüm 7: Zavallı Bir Kötü Niyet</title>
		<link>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1bolum-7-zavalli-bir-kotu-niyet/</link>
					<comments>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1bolum-7-zavalli-bir-kotu-niyet/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcelightnovels]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Oct 2019 20:54:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arifutera Shokugyo]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta 7. Bölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta shokugyo light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou arifureta shokugyou de sekai saikyou manga arifureta shokugyou de sekai saikyou manga oku arifureta shokugyou de sekai saikyou 34 arifureta shokugyou de sekai saik]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou manga]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou manga oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta web oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Daisuke Hiyama]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime Nagumo]]></category>
		<category><![CDATA[Hiyama]]></category>
		<category><![CDATA[Kaori]]></category>
		<category><![CDATA[Kouki]]></category>
		<category><![CDATA[Meld]]></category>
		<category><![CDATA[Nagumo]]></category>
		<category><![CDATA[Shizuku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novels]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçelightnovels]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkcelightnovels.com/?p=2817</guid>

					<description><![CDATA[<p>Behemoth’un ölüm sancıları bütün bölgede yankılandı, taş köprü büyük bir tıkırtı sesiyle çöktü. Ve sonrasında… Hajime, molozlarla birlikte uçurumda kayboldu. Düşerkenki bağrışları tıkırtı sesi yüzünden duyulamıyordu. Kaori için ağır çekimde oynayan bu sahne onu umutsuzlukla doldurdu. Dün geceki olay tekrar tekrar aklından geçti. Ay ışığı tarafından aydınlatılan odada iltifat olarak bile lezzetli kabul edilmeyen Hajime...</p>
<div class="c-read-more"><a class="c-read-more-link" href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1bolum-7-zavalli-bir-kotu-niyet/">Continue Reading</a> &#8594;</div>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1bolum-7-zavalli-bir-kotu-niyet/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1,Bölüm 7: Zavallı Bir Kötü Niyet</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Behemoth’un ölüm sancıları bütün bölgede yankılandı, taş köprü büyük bir tıkırtı sesiyle çöktü. Ve sonrasında… Hajime, molozlarla birlikte uçurumda kayboldu. Düşerkenki bağrışları tıkırtı sesi yüzünden duyulamıyordu. Kaori için ağır çekimde oynayan bu sahne onu umutsuzlukla doldurdu. </p>



<p>Dün geceki olay tekrar tekrar aklından geçti. Ay ışığı tarafından aydınlatılan odada iltifat olarak bile lezzetli kabul edilmeyen Hajime tarafından hazırlanan siyah çay taklidi içeceği içerken Kaori oturup Hajime’yle sohbet etmişti. Birbirleriyle ilk defa ciddi bir şekilde konuşmuşlardı. Kabusları yüzünden rahatsız olmuş, Hajime’ye ani bir ziyarette bulunmuştu. Hajime her ne kadar şaşırmış olsa da yine de onu dinlemiş ve Kaori daha farkına bile varmadan huzursuzluğu uçup gitmişti.</p>



<p>Odasına sevinçli bir ruh haliyle döndükten sonra ne kadar cesurca giyindiğini görmüş ve utanç içinde yatağı tekmelemişti. Hajime’nin belirli bir tepki vermediğini hatırladığında dış görünüşüyle ilgili bir eksiği olup olmadığını merak edip hayal kırıklığına uğramıştı. Oda arkadaşı Shizuku, Kaori’yi her türlü ifadeyi yaparken gördüğünde şaşırmıştı ve tabi ki ne olduğuyla ilgili sorular sormuştu.</p>



<p>O gece yaşanan en önemli şey “Hajime’yi korumak” için verdiği sözdü. Hajime’nin Kaori’yi endişesinden arındırmak için önerdiği bir sözdü. Hajime’yle ilgili olan bu anıları onun düşüşüne bakarken karardı.</p>



<p>Yakınlardan bir çığlık duyuldu. Kaori sesin kendisine ait olduğunu duyduğunda gerçekliğe geri dönerken yüzünü korkuyla buruşturdu. </p>



<p>“Bırakın gideyim! Nagumo-kun’u kurtarmak zorundayım! Söz vermiştim! Ben&#8230; ben onu koruyacağıma söz vermiştim! Bırakın gideyim!”</p>



<p>Hajime’nin peşinden atlamak üzere olan Kaori’yi, Shizuku ve Kouki umutsuzca tutmuştu. “Böyle ince bir beden nasıl bu kadar güce sahip olabilir!?” diye düşünürken onu dizginlemeye devam ettiler. </p>



<p>Eğer böyle debelenmeye devam ederse kendine zarar verebilirdi. Yine de gitmesine izin vermiyorlardı. Onu bırakırlarsa kesinlikle uçurumdan atlardı. Her zamanki sakinliğinden eser yoktu resmen çılgına dönmüştü. Hayır, acı dolu bir ifadeyle dolup taştığını söylemek daha doğru olurdu.</p>



<p>“Kaori! Yapamazsın! Kaori!”</p>



<p>Shizuku, Kaori’nin şuan ki hislerini tahmin edebildiğinden bu gibi bir durumda ne söyleyeceğini bulamadı. Tek yapabildiği Kaori’nin ismini umutsuzca söylemekti.</p>



<p>“Kaori! Ölmeye mi çalışıyorsun? Nagumo için artık çok geç! Sakinleş! Kendine zarar vereceksin!”</p>



<p>Kouki Kaori’ye ne kadar endişeli olduğunu göstermek için elinden geleni yaptı. Ancak çoktan endişesi tavan yapmış Kaori’ye böyle bir şey söylemenin ne yeri ne de zamanıydı. Doğal olarak Kouki’ye doğru başını çevirip ona bağırmaya başladı. </p>



<p>“Ne demek ‘çok geç’, neler saçmalıyorsun? Nagumo-kun henüz ölmedi! Gitmem gerek kesinlikle yardıma ihtiyacı vardır!”</p>



<p>Hajime esrarengiz bir uçuruma düşmüştü, dipsiz gibiydi sonu görünmüyordu. Duruma nereden bakarsan bak, artık Nagumo Hajime için çok geçti. Fakat Kaori bu gerçeği kabullenmeye cesaret edemiyordu. Eğer daha fazla şey söylerseler, Kaori yalnızca geri cevap verir ve kendini daha çok hırpalardı. Ryutaro ve diğer öğrenciler de etrafta şaşırmış bir şekilde dikiliyorlardı, öyle ki şaşkınlıktan konuşamıyorlardı.</p>



<p>O anda Komutan Meld yürüdü ve hiçbir şey söylemeden Kaori’nin boynunun arkasına vurdu. Kaori bilincini kaybetmeden önce bir an için sarsıldı. Kouki baygın Kaori’yi tuttu ve Komutan Meld’e baktı. Söylenme fırsatı bulamadan Shizuku Komutan Meld’in önünde eğildi.</p>



<p>“Çok üzgünüm. Teşekkür ede-”</p>



<p>“Lütfen yapma… Minnettarlığını sonraya sakla. Başka birinin ölmesine daha müsaade edemeyiz. Bu zindanı güvenle terk ettiğimizden emin olmak için güçlerimizi tam potansiyelde kullanacağız… Kaori’yi sana bırakıyorum.”</p>



<p>“Söylemenize bile gerek yok.”</p>



<p>Komutanın ayrıldığını gören Kouki, mutsuz bir ifade ortaya çıkardı. Shizuku Kaori’yi aldı ve Kouki’ye şunları söyledi:</p>



<p>“Onu durduramayacağımızdan Komutan bunu yapmak zorundaydı. Anlıyorsun, değil mi? Fazla zamanımız yok. Ağlamaları herkesin ruhunu etkilemeye başlamadan veya zihinsel çöküntü yaşatmadan önce, onu durdurmak için bunu yapması gerekliydi…&nbsp;Bak, yolu açman gerekiyor, en azından herkes sağ salim dışarı çıkıncaya kadar&#8230; Eminim Nagumo-kun da bu şekilde düşünürdü.”</p>



<p>Shizuku’nun dediklerini kabul eden Kouki kafasını salladı.</p>



<p>“Haklısın, hadi gidelim!”</p>



<p>Sınıf arkadaşının gözleri önlerinde öldüğünü görmek, tüm öğrencilerin kafasında derin bir izlenim bırakmıştı. Herkesin yüzlerinde köprüye doğru bakarken boş bir ifade vardı. Hatta “Bu kadarı çok fazla&#8230; yetti artık” diyen ve dizlerinin üzerine çökenler bile vardı. Tıpkı Hajime’nin dediği gibi grubun şu anda bir lidere ihtiyacı vardı. Kouki sesini sınıf arkadaşlarına doğru yükseltti.</p>



<p>“Millet! Şimdilik sadece nasıl canlı bir şekilde geri döneceğimizi düşünelim. Geri çekiliyoruz!”</p>



<p>Öğrenciler sözlerine karşın durgunca hareket ettiler. Büyülü çemberler hâlâ aktifti ve iskelet sayıları artmaya devam ediyordu. Mevcut zihinsel durumlarıyla savaşmak tam anlamıyla çılgınlıktı. Ayrıca gereksizdi. Kouki tüm gücüyle bağırdı ve sınıf arkadaşlarını kaçmaya teşvik etti. Komutan Meld ve şövalyeler de öğrencileri cesaretlendirmeye çalışıyorlardı.</p>



<p>Sonunda herkes merdivenlere ulaştı.</p>



<p>Üst kata çıkan merdivenler uzundu. Bir de o kadar karanlıktı ki yukarı çıkmaya devam ederlerken hiçbir şey göremiyorlardı. &nbsp;Otuz kattan daha fazla tırmandıklarını hissediyorlar, büyülü bedenlerine rağmen yorgunluğu sonuna kadar hissediyorlardı. Az önceki savaşın yaraları yüzünden uzun ve kasvetli merdivenler yalnızca öğrencileri daha da keyifsizleştirmişti. Komutan Meld kısa bir mola vermeyi düşünürken üzerine büyülü bir çember kazınmış dev bir duvar ile karşılaştılar.</p>



<p>Bununla birlikte öğrenciler canlılıklarının çok azını geri kazanmaya başlamışlardı. Komutan Meld ve şövalyeler hızla duvara yaklaşıp gözlemlemeye başladı. Adil dürbünü kullanmayı da unutmadılar. Gözlemlerine göre tuzak olma şansı çok düşüktü. Duvara kazınmış bu büyülü çemberin amacı duvarı onlara doğru hareket ettirmek gibiydi. Komutan Meld büyü yapmaya ve büyülü çemberi büyü gücüyle doldurmaya başladı. Sonuç olarak bir Ninja’nın evindeki gizli kapı gibi duvar arkasındaki yolu gümbürtüyle ortaya çıkardı.</p>



<p>Kapının ötesinde aslen geldikleri 20. kattaki oda vardı.</p>



<p>“Geri mi döndük?”</p>



<p>“Kurtulduk mu?”</p>



<p>“Kurtulduk&#8230; Gerçekten kurtulduk!”</p>



<p>Öğrencilerden art arda rahatladıklarına dair sesler çıktı. Gözyaşlarına boğulan ve birbirine sarılan birkaç kişi vardı. Kouki ve grubu duvardan geçtikten sonra direkt yere oturdu. Ancak hâlâ zindandaydılar. Düşük seviyelerde olsalar bile bir büyülü canavarın nereden çıkacağı belli olmazdı. Bütün bu gerilimden tamamen kopmadan önce zindandan çıkmalıydılar. </p>



<p>Herkesin dinlenme duygusunu bastırmak amacıyla Komutan Meld kalbini sertleştirdi ve öğrencileri ayağa kaldırdı.</p>



<p>“Hepiniz! Oturup durmayın! Eğer burada rahatlamaya başlarsanız geri dönemeyeceğiz! Büyülü canavarlarla savaşmaktan mümkün olduğunca kaçının, buradan hızlıca çıkmamız gerekiyor. Sadece birazcık daha dişinizi sıkın!”</p>



<p>Öğrencilerin küçük bir mola vermek istediklerine dair protestoları Komutan Meld’in bakışıyla durduruldu. Şaşkınlıkla ayağa kalktılar. Kouki yorgunluğuna katlandı ve liderliği eline aldı. Tek seferde girişe gitmeye çalışmak için mücadeleye başladılar.</p>



<p>Sonunda 1. kata geldiler ve nostaljik resepsiyon görevlisini gördüler. Zindanda bir gün bile geçirmemişlerdi ama onlara bakanlar buradan en son uzun zaman önce geçtiklerini söyleyebilirdi.</p>



<p>Bu sefer öğrenciler gerçekten rahatladılar. Meydanın önüne yayılan hâlâ hayatta olduklarından dolayı çok memnun olanlar vardı. Bununla birlikte bir grup öğrenci – hâlâ bilinçsiz olan Kaori’yi taşıyan Shizuku, Kouki, Ryutaro, Eri, Suzu ve Hajime’nin önceden kurtardığı kız– yüzlerinde acı bir görüntüye sahipti. </p>



<p>Komutan Meld resepsiyon masasında durum raporu verirken bu öğrenci grubuna yan yan bakıyordu. 20. katta yeni keşfettikleri tuzak çok tehlikeliydi. Taş köprü yıkılsa da tuzağın hâlâ aktif olup olmadığını bilmiyorlardı, bu yüzden bunu rapor etmeleri gerekiyordu. </p>



<p>Ek olarak Hajime’nin ölümü de rapor edilmeliydi. Komutan Meld üzüntüsünü göstermemek için çok zorlanıyordu. Ama yine de iç çekmeden edemedi.</p>



<hr class="wp-block-separator has-text-color has-background has-dark-blue-background-color has-dark-blue-color"/>



<p>Grup Holward’a döndükten sonra kederli bir şekilde odalarına çekildi. Durumu tartışan birkaç öğrenci vardı ama çoğu çoktan derin bir uykuya dalmıştı.</p>



<p>Veee karşımızda Hiyama Daisuke. Hanı yalnız başına terk etti ve kasabanın terkedilmiş bir köşesine oturdu dizlerine sarılmıştı. Yüzünü hareketsiz bir şekilde dizlerinin arasına gömmüştü. Sınıf arkadaşları onu böyle görseydi onlara göre kaybolmuş bir durumdaymış gibi görünürdü. Ama gerçekte…</p>



<p>“He, Hehehe. B-bu onun hatası! Küçük önemsiz şey… h-kendini bir şey sandı… b-bu kutsal cezaydı. Benim hatam değildi… hepsi Shirasaki’nin iyiliği içindi… küçük çöp parçası… artık bir sorun olmayacak… yanlış bir şey yapmadım… hehehe.”</p>



<p>Karanlık sırıtışı ve perdelenmiş gözleriyle kendini haklı çıkarmaya çalıştı.</p>



<p>Rotasından çıkan ve Hajime’ye vuran ateş topunun sahibi gerçekten de Hiyama’ydı. Merdivenlerden kaçmak veya Hajime’ye yardım etmek arasında düşünürken Hajime ve Kaori’nin gece buluşmaları aklına geldi ve bir şeytanın ona fısıldadığını duydu. “Eğer şimdi yaparsan, kimse onu öldürdüğünü fark etmeyecek~” O anda ruhunu şeytana satmıştı. </p>



<p>Hiyama açığa çıkmaması için çok dikkatli bir şekilde büyüsünü kullandı ve Hajime’ye çarptırdı. Bu kaotik yaylım ateşinde kimin nereye vurduğunu görmek çok zor olurdu. Üstelik Hiyama’nın eğilimi rüzgardı. Hiçbir kanıt olmadan onun olduğunu söylemek imkansızdı. Hiyama bunları açığa vururken kendi kendine söylendi. </p>



<p>Tam o sırada birisi ona arkadan seslendi. </p>



<p>“Ahhh~ yani gerçekten sendin. Başka bir dünyada cinayet işleyen ilk öğrenci… oldukça yeteneklisin~”</p>



<p>“K-kimsin sen?”</p>



<p>Hiyama panik içinde geri çekildi. Onu selamlayan kişi sınıf arkadaşıydı.</p>



<p>“N-neden buradasın…”</p>



<p>“Küçük detaylar hakkında endişelenme. Bundan çok&#8230; Katil-san? Şimdi nasıl hissediyorsun? Tüm karışıklığın arasında aşk rakibini öldürmek nasıl bir duygu?”</p>



<p>Bir komedi izlemiş gibi hafifçe güldü. Hiyama kendi rızasıyla bir sınıf arkadaşını öldürmesine rağmen karşısındaki kişi önemsiz bir şey olmuş gibi davranıyordu. Bir an öncesine kadar o kişi de diğer öğrenciler gibi şok ve umutsuzluk içerisindeydi. Ama şimdi o halinden tamamen silip kurtulmuştu. </p>



<p>“Bu&#8230; senin gerçek yüzün mü?”</p>



<p>Şaşırmış Hiyama mırıldandı. Kişiden küçümseyen bir alay duyuldu.</p>



<p>“Yüz? O kadar abartılı bir şey değil. İnsanların farklı maskeler takması yaygın bir şey değil midir? Daha da önemlisi… Eğer bunu herkese yayarsam ne olur? Özellikle de… o bunu duyarsa…”</p>



<p>“Kapa çeneni! B-böyle bir şey… Kimse sana inanmaz… üstelik bir ka-”</p>



<p>“Kanıtım mı yok? Başka bir deyişle onları ikna edebileceğime inanmıyor musun? O anda senin söyleyeceklerinin inandırıcı olacağını mı düşünüyorsun?”</p>



<p>Hiyama endişelendi. Çoktan güçsüzleşmiş bir fareyle gırgır geçmek için bu kelimeleri kullanıyor gibiydi. Hiç kimse bu kişinin böyle bir insan olmasını beklemezdi, eğer birileri ona iki kişiliğe sahip olduğunu söylese daha doğru olurdu. Kişi, Daisuke’ye vücudunun her tarafının titremesine neden olan sadist bakışlar gönderiyordu.</p>



<p>“N-ne istiyorsun?”</p>



<p>“Oh? Bak işte bu beklenmedikti. Seni tehdit ediyor gibiydim, değil mi? Ahaha. Şu anda senden bir şey istiyor değilim. Şimdilik tek yapman gereken bana itaat etmek ve benim sağ kolum olmak.”</p>



<p>“B-bu…”</p>



<p>Bu tam anlamıyla kölelik anlaşması gibiydi. Beklenildiği gibi Hiyama tereddüt etti. Tabii ki reddetmek istiyordu ama öyle yaparsa bu kişi acımasızca söylentiler yaymaya başlayacaktı. Ne yapacağını bilemeyen Hiyama şu tür bulanık düşüncelere daldı: “Bununla birlikte yakayı sıyırabilirim&#8230;” Ancak bu kişi bunun olmasını bekliyordu ve onu kışkırtmaya karar verdi.</p>



<p>“Shirasaki Kaori’yi istemiyor musun?”</p>



<p>“——!? N-ne dedin?”</p>



<p>Hiyama’nın bulanık düşünceleri anında kayboldu ve gözlerini fal taşı gibi açıp o kişiye baktı. Kişi Hiyama’nın simasına bakıp gülümsedi ve kışkırtmaya devam etti.</p>



<p>“Eğer beni takip edersen… Shirasaki’nin sana ait olacağını garanti ederim. Bunu Nagumo-kun’a sunmayı düşünüyordum ama&#8230; onu öldürdün. Sorun değil, mağazada daha uygun olan sen varsın çünkü. Ziyanı olmadığı için neden sadece yaşananları unutmuyoruz?”</p>



<p>“…Hedefin ne? Başarmayı umduğun şey ne!”</p>



<p>Böyle şaşırtıcı bir durumla karşı karşıya kalan Hiyama, paniklemiş bir ses çıkardı.</p>



<p>“Ahahaha, bu seni hiç alakadar etmez. Peki, şimdilik sadece bir şey arıyorum diyelim&#8230; Yani? Cevabın nedir ?”</p>



<p>Hiyama bu kişinin ona aptal gibi muamele etmesinden rahatsızlık duydu, ayrıca o kişi “Cevabın nedir?” derken kolayca kişiliğini değiştirdi ve bu değişim karşısında büyük bir korku hissetti. Bu durumda yapabileceği hiçbir şey yoktu &nbsp;bu yüzden mağlup bir bakışla kafasını salladı. </p>



<p>“…İtaat edeceğim.”</p>



<p>“Ahahahahahaha, harikulâde! Sonuçta sınıf arkadaşımı suçlamak istemiyorum! Pekâlâ, o halde iyi geçinelim değil mi, Katil-san? Hahahahahaha.”</p>



<p>Kişi, mutlu bir şekilde hana geri dönerken güldü, Hiyama o kişinin gidişini izledi ve “Lanet olsun!” deyip etrafı tekmeledi. </p>



<p>Hiyama bunu unutmak istedi ama ne zaman bunu inkar etmeye çalışsa düşüncelerinden bağımsız olarak o sahne aklına geliyordu: Kaori’nin Hajime uçuruma düşerkenki ifadesi. O zamanki duygularını tanımlayan kelimeleri bulmak imkansızdı…</p>



<p>Şu anda tüm öğrenciler yorgunluktan tükenmişti ve kütük gibi uyuyorlardı. Sakinleşip Hajime’nin ölümünün gerçekliğini kavradıktan sonra Kaori’nin duygularını anlayabilmişlerdi. Kaori hiçbir zaman iyi niyetli olmayan Hajime ile aşırı ilgilenmemişti. Dahası, sadece Kaori’nin bitkin haline bakarak sebebini düşündüler. Hiyama’nın kötü niyeti Hajime’yi tehlikeli bir duruma soktu. </p>



<p>Yerini koruması için iyi rol yapması gerekiyor. Hiyama çoktan çizgiyi aşmıştı, artık durması imkansızdı. Kişinin emirlerini yerine getirirse, düşüncelerini unutabilirdi– Kaori’yi ona sahip olması hâlâ mümkündü.</p>



<p>“Heh-heh, i-iyi olacak. Her şey yoluna girecek. Ben yanlış bir şey yapmadım …”</p>



<p>Yüzünü dizlerinin arasına gömen Hiyama tekrardan mırıldandı. Bu sefer onu rahatsız eden kimse yoktu.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Vinland Saga Ending 2 — Season 1 | Drown" width="980" height="551" src="https://www.youtube.com/embed/Bx1cocEEZO4?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption>-Bölümle Alakasız Müzikler Serisi-<br>~7~</figcaption></figure>



<p>&#8230; </p>



<p>Hafta içi bölüm gelecek demiştim ama maalesef işler benim için iyi gitmedi. Perşembe günü yükleyecektim ama talihsiz bir olay yaşandı&#8230; Açtım böyle yükleyeceğim her şey güzel bi baktım ne göreyim bölümü çevirmeyi unutmuşum nasıl oldu bende bilmiyorum ama 😅</p>



<p>Neyse bölüm geldi en nihayetinde&#8230;</p>



<p>Bu arada bundan sonra asıl olaylar başlıyor. Artık derinlemesine bir hikaye anlatımına girebiliriz, bakalım bakalım nasıl olacak 🙂</p>



<p style="text-align:center"><p class="has-text-align-center">~KEYİFLİ OKUMALAR~</p></p>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1bolum-7-zavalli-bir-kotu-niyet/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1,Bölüm 7: Zavallı Bir Kötü Niyet</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1bolum-7-zavalli-bir-kotu-niyet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>20</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2817</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Emperor Of Solo Play Bölüm 38: Altın İskelet (1)</title>
		<link>https://turkcelightnovels.com/emperor-of-solo-play-bolum-38-altin-iskelet-1/</link>
					<comments>https://turkcelightnovels.com/emperor-of-solo-play-bolum-38-altin-iskelet-1/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcelightnovels]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Oct 2019 19:10:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emperor's of the solo play]]></category>
		<category><![CDATA[Ahn Jaehyun]]></category>
		<category><![CDATA[Aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Barbar king]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Budu]]></category>
		<category><![CDATA[Canavarlar]]></category>
		<category><![CDATA[çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[Choi sulyeon]]></category>
		<category><![CDATA[Cüceler]]></category>
		<category><![CDATA[d-dart]]></category>
		<category><![CDATA[Dark magic]]></category>
		<category><![CDATA[Elfler]]></category>
		<category><![CDATA[Elves]]></category>
		<category><![CDATA[Emperor Of Solo Play]]></category>
		<category><![CDATA[Emperor Of Solo Play Türkçe oku]]></category>
		<category><![CDATA[Emperor of the solo play]]></category>
		<category><![CDATA[Explosion]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik novel]]></category>
		<category><![CDATA[Game]]></category>
		<category><![CDATA[Gamer]]></category>
		<category><![CDATA[geçmişe yolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[Golemler]]></category>
		<category><![CDATA[Hyrkan]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[intikam]]></category>
		<category><![CDATA[iskeletler]]></category>
		<category><![CDATA[korean novel]]></category>
		<category><![CDATA[korece novel]]></category>
		<category><![CDATA[lets read web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Lets read webnovel]]></category>
		<category><![CDATA[Level sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Liç]]></category>
		<category><![CDATA[Lich]]></category>
		<category><![CDATA[light novel]]></category>
		<category><![CDATA[light novel türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[lightnovelçevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Litch]]></category>
		<category><![CDATA[Macera]]></category>
		<category><![CDATA[Magical swordmanship]]></category>
		<category><![CDATA[Maruchi]]></category>
		<category><![CDATA[Necromencer]]></category>
		<category><![CDATA[Nekromensır]]></category>
		<category><![CDATA[novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Oyun]]></category>
		<category><![CDATA[Para]]></category>
		<category><![CDATA[Peach corp]]></category>
		<category><![CDATA[PeachStore]]></category>
		<category><![CDATA[Play]]></category>
		<category><![CDATA[Pushover]]></category>
		<category><![CDATA[read web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Reankarnasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Sanal gerçeklik]]></category>
		<category><![CDATA[Sci-fiction]]></category>
		<category><![CDATA[Shir]]></category>
		<category><![CDATA[Sihir]]></category>
		<category><![CDATA[Skeleton]]></category>
		<category><![CDATA[Slice of life]]></category>
		<category><![CDATA[Şöhret]]></category>
		<category><![CDATA[Solo]]></category>
		<category><![CDATA[Solo Play]]></category>
		<category><![CDATA[talented mc]]></category>
		<category><![CDATA[Tobot soft]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novels]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçelightnovels]]></category>
		<category><![CDATA[VR]]></category>
		<category><![CDATA[web novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[소설]]></category>
		<category><![CDATA[소설 보기]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkcelightnovels.com/?p=2781</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8216;2 dakika 30 saniye.&#8217; Yeni yaptığı Tırmanma Testinin sonuçlarına bakan An Jaehyun başını iki yana salladı. “Eskiden olduğu kadar iyi değilim.” An Jaehyun, bundan önce başka bir Tırmanma Testi daha yapmıştı. V-Gear almak için PeachStore&#8217;u ziyaret ettiğinden sonraki ilk denemesiydi. O zamanki süresi 2 dakika 41 saniyeydi, PeachStore&#8217;daki son süresinden bile daha uzundu. An Jaehyun...</p>
<div class="c-read-more"><a class="c-read-more-link" href="https://turkcelightnovels.com/emperor-of-solo-play-bolum-38-altin-iskelet-1/">Continue Reading</a> &#8594;</div>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/emperor-of-solo-play-bolum-38-altin-iskelet-1/">Emperor Of Solo Play Bölüm 38: Altın İskelet (1)</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>&#8216;2 dakika 30 saniye.&#8217; </em></strong></p>
<p>Yeni yaptığı Tırmanma Testinin sonuçlarına bakan An Jaehyun başını iki yana salladı.</p>
<p><strong><em>“Eskiden olduğu kadar iyi değilim.” </em></strong></p>
<p>An Jaehyun, bundan önce başka bir Tırmanma Testi daha yapmıştı. V-Gear almak için PeachStore&#8217;u ziyaret ettiğinden sonraki ilk denemesiydi. O zamanki süresi 2 dakika 41 saniyeydi, PeachStore&#8217;daki son süresinden bile daha uzundu.</p>
<p>An Jaehyun buna şaşırmadı. Aslında üzücü bir durumdu. Neden mi? Çünkü bunu beklemişti.</p>
<p>Sebebiyse çok açıktı. An Jaehyun, en son hayatını tehlikeye atarak ön cephede savaştığından bu yana uzun zaman geçmişti. Hahoe Maskesi loncasının ihanetinden sonra, Warlord&#8217;u bırakmak zorunda kalmıştı.</p>
<p>Sonraysa uzun bir süre ara vermişti.</p>
<p>Geçmişe döndükten sonra bile, savaşma tarzı her şeyden önce güvenliğine odaklıydı. Gerektiğinde risk almasına rağmen, aksi durumlarda bundan kaçınırdı.</p>
<p>Gelişme yalnızca birinin sınırlarını aşmasıyla ortaya çıkardı. 100 metreyi 9 saniyede koşabilmek için, öncesinde sayısız defa 10 saniyede koşmak gerekirdi.</p>
<p>Her durumda An Jaehyun, bu deneyiminin ardından Warlorda daha sıkı asıldı. Kendisini daha disiplinli, daha sert ve daha zorlayıcı bir şekilde çalıştırdı. Gelişimini ölçmek için her gün Tırmanma Testi yaptı. Sonuç olarakta, süresini 2 dakika 30 saniyeye düşürmesi uzun sürmedi.</p>
<p>Yine de…</p>
<p><strong><em>&#8216;Yine de buradan 10 saniye daha eksiltmem gerekiyor. O zamanlar çıldırmış falan olmalıyım. Bunu nasıl yapmışım ki? </em></strong></p>
<p>Hala tam formundan değildi. Bir an için bile olsa, aslında ne kadar iyi olduğunu fark etti.</p>
<p>Ben en iyisiyim.</p>
<p>Aynı zamanda, çağrıları ne kadar güçlü olursa olsun asla onun kadar güçlü olamayacaklarını anladı. Boş bir kibir değildi. Kimsenin tartışamayacağı bir gerçekti.</p>
<p>Ancak, yakın zamana kadar bunu tamamen unutmuştu. Kendi yeteneklerini önemsemeden sadece iskeletlerini güçlendirmeye odaklanmıştı.</p>
<p><strong><em>&#8216;Vücut modifikasyonu.&#8217; </em></strong></p>
<p>Yakın zamana kadar, güçlü beceriler edinme planını bile unutmuştu.</p>
<p>Çağırma, lanet ve vücut modifikasyonu!</p>
<p>Bu üçü An Jaehyun&#8217;un hedeflediği becerilerdi. Onlar olmadan diğer hedeflerine ulaşması imkansızdı. Sadece onlardan birisi bile olmasa, An Jaehyun’un çabalarının hiçbir anlamı olmayacaktı. Buna rağmen An Jaehyun Vücut Modifikasyonuna bile başlayamamıştı.</p>
<p><strong><em>&#8216;Lanet olası para problemleri.&#8217; </em></strong></p>
<p>Nedeni elbette paraydı.</p>
<p><strong><em>&#8216;2500 dolar kazandım.’ </em></strong></p>
<p>Sürekli parası olmadığından şikayet eden birine göre iyi bir miktardı. Şu anda, yaklaşık 3000 dolar nakit para harcayabilirdi ve bu da küçük bir miktar olarak görülemezdi. Sahip olduğu tüm ekipmanları satışa çıkartırsa daha da fazla parası olurdu. Diğer oyuncuların Hyrkan kadar güçlü olabilmek için harcayacağı büyük paralar göz önüne alındığında, Hyrkan&#8217;ın şu ana kadar harcadığı miktar devede kulaktı. 0’dan başladığından bahsetmiyorum bile. Bir otobiyografi yazacak olsaydı, kesinlikle çok satanlara girerdi.</p>
<p>ÇN: Bestseller -&gt; Çok Satanlar gibi bir anlamı var&#8230;</p>
<p><strong><em>&#8216;Tembellik Laneti ve Deri Dikme şimdi sahip olduğum parayla bunları alabilirim ama…&#8217; </em></strong></p>
<p>Eğer An Jaehyun isterse, İblis Laneti&#8217;nden daha yüksek dereceli bir beceri olan Tembellik laneti ve Vücut Modifikasyonu yetenek ağacının başlangıcı olan deri dikmeyi satın alabilirdi. Sorun, ikisinin fiyatıydı!</p>
<p><strong><em>&#8216;Nasıl bakarsam bakayım, onları almak için binden fazla altın harcamak, tuvalet kağıdı yerine para kullanmak gibi geliyor.&#8217; </em></strong></p>
<p>Tembellik Lanetinin piyasası 1000 altınken Deri Dikmeninki 800 altındı. İkisinin toplam fiyatı, 1.800 dolara geliyordu.</p>
<p>ÇN: 1 altın = 1 Dolar</p>
<p>Düşük seviyeli beceriler için bu, çok pahalıydı. Tabii ki bunun bir nedeni vardı. Tembellik Laneti ve iblis Laneti, büyücülerin sonsuza dek kullanabileceği lanet becerileriydi. Birisi bir lanet büyücüsü olmasa bile, bir kara büyücüyse, bu iki beceriyi mutlaka öğrenirdi.</p>
<p>Deri Dikme durumunda, bunun nedeni biraz farklıydı. Çünkü deri dikme, Vücut Modifikasyonunun başlangıç becerisiydi. Sınıftan bağımsız olarak başlangıç becerileri her zaman pahalıydı. Neyse ki, sonradan takip eden becerilerin kitapları çok da pahalı değildi.</p>
<p>Buna rağmen, ödenmesi ağır bir bedeldi. Warlord&#8217;un 1. yıldönümüne doğru reklamlar ve etkinlikler nedeniyle, daha da fazla insan Warlord oynamaya başlamıştı. Dolayısıyla, düşük dereceli beceri kitaplarının fiyatları da yukarıya fırlamıştı.</p>
<p><strong><em>&#8216;Alabilirsem onu satın almayı tercih ederim, ama… Pekala, sanırım öncesinde biraz uyuyacağım.&#8217;</em></strong></p>
<p>An Jaehyun, kendisini yatağına attı. Uyuma vakti gelmişti.</p>
<p><strong><em>&#8216;Aaah, eğer sadece Kafatası Palyaçosu viral olabilir ve milyonlarca görüntülenme alabilirse, bu konuda endişelenmeme bile gerek kalmazdı. Derhâl beceri kitaplarını satın alırdım ve hatta bu lanet olası kıyafetleri de değiştirirdim…&#8217; </em></strong></p>
<p>An Jaehyun tavana bakarken küçük bir dilek tutmuştu.</p>
<p>Tabii ki…</p>
<p><strong><em>&#8216;Keşkeler keşkeler…&#8217;</em></strong></p>
<p>An Jaehyun bu aptal dileğine güldü. Ne kadar düşündüğü önemli değildi, saçma bir dilekti.</p>
<p>Bunun ardındansa uykuya daldı.</p>
<p>★★★</p>
<p>An Jaehyun oyuna başladıktan sonra, yapmayı planladığı şeyleri zamanında bitirmeye çalışıyordu. Programının dışına çıktıktan sonra geri dönmenin zor olacağını biliyordu. O sırada hastalansa ya da başka bir şey çıksa, tekrar yola girmesi daha da zor olurdu. Bir hafta. Sadece bir hafta bile geri düşerse, öncülerle arasındaki fark yeniden açılırdı. Sıralamadakiler içinde aynıydı. Bu nedenle, sıralamadakilerin asıl düşmanlarının rakipleri değil, soğuk algınlığı olduğunu söyleyen bir söz bile vardı.</p>
<p>Ama şimdi.</p>
<p><strong><em>&#8220;Ne?&#8221; </em></strong></p>
<p>Günlük kotasını doldurmamış olmasına rağmen çıkış yapmıştı. Kaskını çıkartırken şaşırmış bir ifadesi vardı. An Jaehyun, evinin yandığını izlerken bile gözünü kırpmayacak biri olduğundan, gerçekten garip bir durumdu.</p>
<p>Bu, An Jaehyun&#8217;un ne kadar şaşırdığını anlatmaya yetiyordu.</p>
<p>An Jaehyun, bağış hesabını bir kez daha kontrol etti, gözlerine inanamamıştı.</p>
<p><strong><em>&#8216;6000 TL mi? 6000 won değil, 6000 TL&#8217;</em></strong></p>
<p>YouTube üzerinden para almanın üç ana yolu vardı.</p>
<p>İlki ücretli videolardan geçiyordu, En temel olanıydı.</p>
<p>İkincisi reklamlardı. Ücretsiz videolar bile yüksek görüntülenme sayısı ile oldukça fazla para kazanabilirdi. Bir videonun sponsoru olursa, kârı daha da büyürdü.</p>
<p>Üçüncüsü bağışlardı. Bağışlar destekçiler tarafından gönderilirdi ve önemsiz denemezdi. Popüler YouTuberlar, sadece bağışlarla bile milyonlarca veya on milyonlarca dolar kazanıyorlardı.</p>
<p>Warlord&#8217;da bile bağışlar 7/24 kontrol edilebilirdi. Bağışları kontrol etmek, kendi içinde zaten oldukça eğlenceliydi. 1000 won, 1 dolar, 10 TL, 100 yen, 1 euro… Çeşitli ülkelerden gelen para akışını izlemek şüphesiz birçok insan için heyecan vericiydi. Biri 10 veya 50 dolar gibi büyük bir miktar bağış aldığında, günün geri kalanında kutlamak için avlanmaya giderdi.</p>
<p>Fakat bugün farklıydı.</p>
<p>Bağışlar patlamıştı. Aslında, bağışlanan ortalama miktar da artmıştı. Bunlardan biri 6000 TL&#8217;lik bir bağıştı. An Jaehyun oturup öylece oyun oynamaya devam edemezdi.</p>
<p>An Jaehyun olanların sebebini anladı.</p>
<p><strong><em>&#8220;İşte buuu!&#8221; </em></strong></p>
<p>Oturum açmadan önce, Kafatası Palyaçosunun sadece 5.000 görüntülenmesi vardı. Şimdi, sadece 4 saat içinde 40.000&#8217;e ulaşmıştı. Üstel bir şekilde büyüyordu!</p>
<p><strong><em>&#8220;İşte buuu! Sonunda patladı!” </em></strong></p>
<p>An Jaehyun, ünlü Warlord hayran sitelerinden birisinin videosunu önerdiğinden emindi.</p>
<p>Aksi takdirde, böyle bir üstel artış elde etmesi çok zordu.</p>
<p>Aslında, An Jaehyun kısmen beklenti içindeydi. Ramo&#8217;nun ona gönderdiği filmi izlediğinde, kendisi bile etkilenmeden edememişti. En azından birkaç hafta içinde 100.000 görüntülenme alacağını düşünmüştü.</p>
<p>Ancak, şimdi bakıldığında, Kafatası Palyaçosunun bir haftadan az bir sürede 100.000&#8217;i geçeceği anlaşılıyordu.</p>
<p><strong><em>&#8216;100.000… Eşiği geçmek için yeterli.&#8217; </em></strong></p>
<p>Eşik adı verilen bir şey vardı. Belirli bir noktadan sonra, görüntülenme sayısında büyük bir fark vardı. Bir video eşiği geçtikten sonra, “viral” bir video olacak ve görüntülenme sayısı sabit bir şekilde artacaktı. Bir video bu eşiği geçemezse, video denizinin dibinde kaybolur giderdi.</p>
<p><strong><em>‘Milyona ulaşabilir mi?’ </em></strong></p>
<p>Şimdi göründüğü kadarıyla, An Jaehyun&#8217;un Kafatası Palyaçosu videosu, bu eşiği geçmek için yeterli güce sahipti.</p>
<p>Yüksek görüntülenme sayısı ve artan bağışlar bunun kanıtıydı.</p>
<p>Ayrıca, Kafatası Palyaçosu milyona ulaşabilirse, An Jaehyun da 8.000 dolar hasılata yaklaşabilirdi.</p>
<p>Ayrıca, bir video 1 milyon kez izlendikten sonra, bu sayının sponsorların kendilerini de içereceğinden emindi. Bu An Jaehyun&#8217;un adı gibi bildiği bir şeydi.</p>
<p>Milyon izlenen videosu olan bir oyuncu pratikte aylık 10.000 dolar değerindeydi. Çoğu durumda, oyuncu bu kadar parayı kendine alamazdı. Warlord oyuncuları loncaların veya baskın partilerinin bir parçası olduğundan, para en az 5 veya daha fazla kişi arasında bölünürdü.</p>
<p>Fakat An Jaehyun için farklıydı.</p>
<p>Tıpkı her zaman istediği gibi, her şey onun olacaktı.</p>
<p><strong><em>&#8216;8000 dolar kazanmak&#8230; &#8216; </em></strong></p>
<p>An Jaehyun&#8217;un gözlerinde bir ışık parlamıştı.</p>
<p><strong><em>&#8220;Haydi Yapalım şu işi.&#8221; </em></strong></p>
<p>★★★</p>
<blockquote><p><strong>[Deri Dikme] -Yeterlilik Derecesi: F</strong></p>
<p><strong>&#8211; Derinizi daha güçlü hale getirmek için canavar derisini kendinize dikebilirsiniz.</strong></p></blockquote>
<blockquote><p><strong>[Tembellik Laneti] -Yeterlilik Derecesi: F</strong></p>
<p><strong>&#8211; Düşmanı yavaşlatan bir lanet. Bu lanet daha fazla büyü gücü gerektirir ve hedefin büyüklüğü, hızı ve gücü arttıkça daha kısa sürer. </strong></p></blockquote>
<p>Hyrkan, iki yeni becerisinin açıklamalarına baktı. Onlar almak için can attığı beceriler olmasına rağmen, mutlu görünmüyordu. Aslında oldukça acı çekiyor gibiydi.</p>
<p><strong><em>&#8216;Lanet olsun. Bu iki yeteneğin 1.900 altına geldiğine inanamıyorum &#8230; Arzdan daha fazla talep olduğunu biliyorum ama yine de çok pahalı! İnsanları resmen kazıklıyorlar!&#8217; </em></strong></p>
<p>1.900 altın.</p>
<p>Kafatası Palyaçosu viral olma yolunda olmasa Hyrkan bu becerileri asla satın alamazdı.</p>
<p>Öte yandan, eğer Kafatası Palyaçosu gerçekten viral olmasaydı, yatırımının yiyeceği şeyler üzerinde çok büyük bir etkisi olacaktı. İlk olarak, et artık rüyadan başka bir şey olmazdı. Yakınlardaki bir ofisten kahve çalması bile gerekebilirdi.</p>
<p>Her durumda, bu iki beceri mevcut Hyrkan için oldukça faydalıydı.</p>
<p><strong><em>&#8216;Sanırım o kadar da kötü değil.&#8217;</em></strong></p>
<p>İlk olarak, deri dikme pasif olarak savunmasını arttıracaktı. Kılıç Ustalarının Çelik ten becerisi ile aynıydı. Ancak bir farkı vardı. Çelik ten, kullanıcının cildini güçlendirirdi, ancak Deri Dikme farklıydı. Eklediği savunma miktarı, derileri veya pulları kullanılan canavara bağlı olarak değişecekti. Deri Dikme Çelik Ten&#8217;den daha fazla avantaj sağladığından, bu genel olarak iyi bir şeydi. Ancak olumsuz tarafı, kullanıcısının canavarların derileri veya pulları için para harcamak zorunda kalmasıydı. Kullanıcı fazla hasar aldığında, Deri Dikme yenilenmek zorundaydı. Bu Nekromancerların para yiyen suaygırları olarak adlandırılma nedenlerinden sadece birisiydi.</p>
<p>Tembellik Lanetininse çok fazla açıklanmaya ihtiyacı yoktu. Bütün lanet büyücülerinin kullandığı temel bir lanet becerisiydi. Hedefinin hareket hızını yavaşlatırdı ve Warlord&#8217;daki etkinliği kanıtlanmıştı.</p>
<p>Hyrkan şimdi bu değerli yeteneklere sahipti.</p>
<p>Onları uygulamanın zamanı gelmişti.</p>
<p><strong><em>&#8216;Bunlarla harika işler yapacağım ve bir sinerji yaratacak.&#8217; </em></strong></p>
<p>ÇN: Sinerji -&gt; Uyum gibi düşünülebilir</p>
<p>Kafatası Palyaçosu, Hyrkan&#8217;ın beklediğinden daha iyiydi. Bu noktada başka bir video daha yayınlaması gerekiyordu. Uyum içinde olan iki video ile kârı da iki katına çıkacaktı.</p>
<p><strong><em>&#8216;İkinci bir, milyonluk videom olursa borçlarıma elveda diyebilirim.&#8217; </em></strong></p>
<p>Eğer Hyrkan&#8217;ın istediği gibi videoları milyon izlenseydi, borçları için endişelenmeyi bırakabilirdi. Hatta, V-Gear masrafları için bile endişelenmesi gerekmezdi.</p>
<p>Dahası&#8230;</p>
<p><strong><em>&#8216;Ben de herkes gibi güzel görünümlü ekipmanlar alabilirim.&#8217; </em></strong></p>
<p>Berbat giyimine elveda diyebilirdi.</p>
<p>Bu Hyrkan&#8217;ı daha da fazla gaza getirmişti.</p>
<p>★★★</p>
<p><strong><em>&#8220;Kahretsin! Neyiniz var?&#8221; </em></strong></p>
<p>Ölü Ormanlar.</p>
<p>Bu ürkütücü, uğursuz yerde bir oyuncu öfkeyle diğer iki oyuncuya bağırdı.</p>
<p><strong><em>&#8220;Seni hiç alakadar etmez. Bu bölgeye girdiğiniz için kendini ve partini suçlamalısın. ” </em></strong></p>
<p>ÇN: Burada zaten partilerini pusuyla katletmişler, atıp tutuyor&#8230;</p>
<p><strong><em>“Siz piçler… Gerçekten bize aniden saldırarak öylece kurtulabileceğinizi mi düşünüyorsunuz? Videoda her şey var! ” </em></strong></p>
<p>Bunu duyan, iki oyuncu alay etti.</p>
<p><strong><em>&#8220;Çokta fifi. Zaten yüzlerimizi çekemezsin. ” </em></strong></p>
<p>O anda iki oyuncudan birisi, bir buz mızrağı oluşturdu ve önündeki oyuncuya fırlattı.</p>
<p>Oyuncu, bir oyun bitti aldı.</p>
<p>Ölümünü onayladıktan sonra, iki oyuncu birbirine baktı.</p>
<p><strong><em>&#8220;Lanet olsun. O Altın İskeletin kaçmasına izin vermeseydin, bunu yapmak zorunda kalmazdık. Çok can sıkıcı!&#8221; </em></strong></p>
<p><strong><em>“Gitmesine izin mi vermişim? Neden bana çemkiriyorsun ki? Ayrıca, bunun Altın İskelet’in davranış kalıplarından birisi olduğunu sende biliyorsun. ” </em></strong></p>
<p><strong><em>“Söylesene bana. Ne tür bir canavar, bir süre içinde öldüremezsen baştan öldürmeni gerektirir… Sırf bu yüzden iki gündür oyuncu avlıyoruz. ” </em></strong></p>
<p><strong><em>“Onu yakın zamanda öldürmek zorundayız. Bilginin yayılmasını önlemek için oyuncuları öldürmeye devam edemeyiz. Yarın ya da en geç bir ertesi gün&#8230; Kazanabileceğimiz tüm vakit bu kadar </em></strong>”</p>
<p>Bununla birlikte, ikili konuşmayı bıraktı. Sesli mesajlaşma programından bir emir almışlardı. Sonrasındaysa hızla gerisin geri oradan uzaklaştılar.</p>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/emperor-of-solo-play-bolum-38-altin-iskelet-1/">Emperor Of Solo Play Bölüm 38: Altın İskelet (1)</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkcelightnovels.com/emperor-of-solo-play-bolum-38-altin-iskelet-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2781</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 6: Kahraman</title>
		<link>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-6-kahraman/</link>
					<comments>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-6-kahraman/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcelightnovels]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Oct 2019 18:52:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arifutera Shokugyo]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta 5.bölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta 6. Bölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta shokugyo light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou arifureta shokugyou de sekai saikyou manga arifureta shokugyou de sekai saikyou manga oku arifureta shokugyou de sekai saikyou 34 arifureta shokugyou de sekai saik]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou manga]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou manga oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta web oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Daisuke Hiyama]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime Nagumo]]></category>
		<category><![CDATA[Hiyama]]></category>
		<category><![CDATA[Kaori]]></category>
		<category><![CDATA[Kouki]]></category>
		<category><![CDATA[Meld]]></category>
		<category><![CDATA[Shizuku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novels]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçelightnovels]]></category>
		<category><![CDATA[youkoso jitsuryoku, arifutera, Emperor’s of the solo play]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkcelightnovels.com/?p=2654</guid>

					<description><![CDATA[<p>Köprünün her iki ucunda da aniden kıpkırmızı bir ışık saçan büyülü çemberler belirdi. Bir taraftaki büyülü çember yaklaşık 10 metre genişliğindeydi. Diğer tarafta ise köprüden merdivene uzanan kısımda oluşan büyülü çemberler yalnızca 1 metre genişliğindeydi fakat çok sayıda vardı. Çok sayıda küçük büyülü çemberlerin içinden, kılıç kuşanan kalabalık bir iskelet ordusu çıktı. Boş göz yuvaları,...</p>
<div class="c-read-more"><a class="c-read-more-link" href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-6-kahraman/">Continue Reading</a> &#8594;</div>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-6-kahraman/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 6: Kahraman</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Köprünün her iki ucunda da aniden kıpkırmızı bir ışık saçan büyülü çemberler belirdi. Bir taraftaki büyülü çember yaklaşık 10 metre genişliğindeydi. Diğer tarafta ise köprüden merdivene uzanan kısımda oluşan büyülü çemberler yalnızca 1 metre genişliğindeydi fakat çok sayıda vardı.</p>



<p>Çok sayıda küçük büyülü çemberlerin içinden, kılıç kuşanan kalabalık bir iskelet ordusu çıktı. Boş göz yuvaları, büyülü çemberlerinkine benzer kıpkırmızı bir ışık yayıyordu ve bu göz benzeri parlak şeyler etrafa bakıyordu. Sayıları çoktan yüzlere ulaşmıştı ve artmaya da devam ediyorlardı.</p>



<p>Ancak yüzlerce iskeletten oluşan orduyla karşılaştırıldığında, köprünün diğer tarafında bulunan canavar çok daha kötü hissettiriyordu, Hajime bu şekilde düşünüyordu. On metre genişliğindeki büyülü çemberden çıkan şey, on metre yüksekliğinde dört bacaklı bir canavardı. Miğfer benzeri bir şey giyiyordu, bu tür bir büyülü canavardı. Eğer Hajime’nin belleğindeki hayvanlarla kıyaslanacak olursa en yakın cevap <a href="https://eksiup.com/p/iz243929ob6a">Triceratops</a>* olurdu. Ancak kıpkırmızı ışık saçan gözler, keskin pençeler, çarpıştıklarında metalik sesler çıkaran dişler ve miğferinden çıkan yanan boynuzlar gibi birçok faktör vardı… (Ç.N: Kelimenim üstüne tıklayıp nasıl bir şeye benzediğini görebilirsiniz.)</p>



<p>Komutan Meld kendi kendine “Behemoth” diye mırıldandıktan sonra, Behemoth derin bir nefes aldı ve sağır edici bir şekilde kükredi.</p>



<p>“Gurua~a~a~aaaaa!!”</p>



<p>“Hı!?”</p>



<p>Kükreme Komutan Meld’in kendine gelmesini sağladı ve hızlı bir şekilde herkese emir vermeye başladı.</p>



<p>“Alan! Öğrencilere merdivenlere kadar öncülük edin ve şu İskelet Askerlerin icabına bakın! Kyle, Ivan, Gale! Olabildiğince büyük bir bariyer yapmanıza ihtiyacım var! Bu canavarı burada durdurmalıyız! Kouki, acele et ve diğerleriyle birlikte merdivenlere yönel!”</p>



<p>“Bekle biraz, Meld-san! Biz de savaşacağız! Şuradaki dinozor benzeri canavar en tehlikelisi, değil mi? Biz de savaşab-”</p>



<p>“Ahmak! Eğer bu gerçek bir Behemoth’sa, şu anki durumunuzla onun karşısında durma şansınız yok! Bu canavar 65. katta ortaya çıkıyor. Uzun zaman önce “en güçlü” maceracı olarak bilinen kişi bile bu canavarı yenemedi! Sadece kaç! Sizin ölmenize asla müsaade edemem!”</p>



<p>Her ne kadar Kouki, komutan Meld’in ciddi ifadesini gördükten sonra içi titrese de “Sizi burada bir başınıza bırakamam!” diyerek olduğu yerde durdu. “Herkesin güvenli bir şekilde kaçabileceği bir yol düşünelim!” diyecekken Behemoth bir kez daha kükredi ve saldırıya geçti. </p>



<p>Öğrenciler yavaş bir şekilde geri çekiliyordu eğer bu hızda devam ederlerse Behemoth onları ayakları altında ezecekti. Ama Hairihi Krallığı’nın en güçlü askeri birliği bunun olmasını önlemek için çok katmanlı bir bariyer oluşturdu.</p>



<p>“Tüm kötü amaçları ve düşmanlığı püskürt, Tanrı’nın oğlundan mutlak bir ihtiyat, buradaki sığınağı, Tanrı’nın düşmanları geçemez, 【Mutlak Kalkan】”</p>



<p>Bu büyünün büyülü çemberi en yüksek kalitede olan iki metre karelik bir kağıda çizilmişti ve büyülü sözleri dört cümleden oluşuyordu. Buna ek olarak bu büyü en az üç kişi gerektiriyordu. Bariyer yalnızca bir dakika boyunca mutlak koruma sağlıyordu. Saf beyaz yarı küresel bariyer Behemoth’un saldırısını durdurdu!</p>



<p>Behemoth bariyere çarptığı an, dehşet verici bir şok dalgası patladı. Ayaklarının altındaki her şey un ufak edilmişti ve köprü taştan yapılmasına rağmen şiddetli bir şekilde sallanıyordu. Bunu takiben geri çekilen öğrencilerde çığlıklar eşliğinde yere düştüler.</p>



<p>İskelet askerleri 38. katta ortaya çıkan büyülü canavarlardı. Şimdiye kadar karşılaştıkları büyülü canavarlardan tamamen farklıydılar. Hele ki bu durumda öğrencilerin hissettikleri çok korkunçtu. Önlerinde kan donduran İskelet Askerleri, arka taraflarında ise sürekli korkunç baskı yapan bir aura vardı. Öğrenciler panik halindeydiler.</p>



<p>İskeletlerin çıktığı büyülü çemberleri görmezden gelerek merdivenlere koşmaya başlamışlardı. Şövalyelerden biri olan Alan, onları umutsuzca sakinleştirmeye çalıştı ama yakında olmasından korkulan terör yüzünden kimse onu dinlemedi. Kız öğrencilerden biri arkadan itildi ve yere düştü. Kılıcını başının üstüne kaldırmış iskelet askerini görünce inledi.</p>



<p>“Ah!”</p>



<p>Aynı zamanda çığlık attı, kılıçsa başını gövdesinden ayırmaya geliyordu. O an öleceğini düşündü fakat İskelet Askeri’nin altındaki zemin aniden kabardı. Dengesini kaybeden İskelet Askeri’nin kılıcı kızı ıskaladı ve İskelet Askeri’nin yere düşmesine neden oldu. Ardından kabaran yer yol boyunca birçok İskelet askerinin ayağını çelerek bir dalga şeklinde ilerledi. Bu bazı askerlerin uçuruma düşmesine neden oldu.</p>



<p>Köprünün kenarından iki metre uzakta yoğun bir şekilde soluk alıp-veren Hajime vardı. Dönüşüm büyüsünü sürekli olarak yerde kullanmıştı. Büyülü canavarları köprüden aşağı atmak için kaydırma tekniğini kullanmıştı. Habersiz bir şekilde dönüşüm konusundaki yeteneğini daha da iyi hale getirmişti çünkü büyüyü zindan baskını boyunca sürekli kullanmıştı. Dönüşüm becerisinin menzili de artmış gibiydi.</p>



<p>Hajime büyü yenileyici hapı çiğnerken yere düşen kız öğrenciye hızla yaklaştı. Dönüşüm büyüsü kullanmak için aldığı eldivenlerle kıza elini uzattı ve kalkmasına yardım etti. Hajime hâlâ sersem bir halde olan kızla gülümseyerek konuştu.</p>



<p>“Acele et, ilerlemeliyiz. Her şey yolunda eğer sakinleşirsen bu iskeletler hiç sorun olmazlar. Çünkü benden başka herkes hile kullanıyor sanki!” Göğsü tam anlamıyla küt küt çarpan kız öğrenci, Hajime’den gözlerini alamadı, bir an sonra enerjik bir şekilde “Teşekkürler” diye cevap verdi ve orayı hızla terk etti.</p>



<p>Hajime çevredeki İskelet Askerlerinin ayaklarını paçavraya çevirdi ve onları hapsetti, yarattığı şansı da savaş alanını incelemek için kullandı. Herkes panik içindeydi, silahlarını dikkatsizce savuruyorlardı. Büyücüler bile düzensiz duruyorlardı. Bu şartlar altında birinin ölmesi muhtemeldi. Şövalye Alan onları umutsuzca kontrol altına almaya çalışıyor olsa da işler iyiye gitmiyordu. Bu süre zarfında İskelet Askerleri için takviye kuvvet yeni büyülü çemberler vasıtasıyla geldi.</p>



<p>“Şimdi ne yapacağız… güçlü bir lidere ihtiyacımız var… yolu açma gücüne sahip olan biri… Amanogawa-kun!”</p>



<p>Hajime, Kouki’nin grubuna doğru koşmaya başladı.</p>



<p>Behemoth hâlâ tekrar ve tekrar bariyere saldırmaya devam ediyordu. Bariyerle çarpıştığı her seferde güçlü bir şok dalgası ortaya çıkıyordu. Bunun sonucunda taş köprü basınca dayanamayarak çatırdadı. Bariyerde de çoktan çatlaklar oluşmuştu, çökmesi an meselesiydi. Komutan Meld de bariyeri güçlendirmek için onlara katıldı fakat varlığı yanan bir odun arabası üzerindeki su bardağı gibiydi.</p>



<p>“Ah, siktir! Daha fazla dayanmayacak! Kouki, acele et ve geri çekil! Çocuklar siz de!”</p>



<p>“Hayır! Sizi ve şövalyeleri burada ölüme terk edemem! Hepimiz canlı olarak geri dönmeliyiz!”</p>



<p>“Ku, şu anda bu kadar bencil olama-“</p>



<p>Komutan Meld’in ifadesi sanki acı bir solucan yemiş gibiydi. Bu kadar dar bir alanda Behemoth’un saldırısından kaçınmak çok zor olurdu. Bu nedenle bu tür bir yolu en iyi seçenek olarak görmüşlerdi: Bariyer etkisiz hale gelmeden öğrencilerin kaçmasını sağlamak. Ama böyle zekice bir fırsat ancak deneyimli biri tarafından yakalanabilirdi, Kouki ve partisinin farklı bir anlam çıkarması aksine bir şey değildi.</p>



<p>Durumu olabildiğince kısa açıklamaya çalışırken Komutan Meld onları geri çekilmeye zorladı. Fakat Kouki onun sözüne uymadı ve “terk etmeyi” reddetti. Ayrıca Kouki’nin gözünden bakıldığında, Behemoth’a meydan okumak istiyordu. “Eğer bu bensem, Behemoth’a boyun eğdirebilirim” diye düşünüyordu.</p>



<p>Elden bir şey gelmezdi hâlâ çok gençti. Kendisini biraz fazla abartıyordu. Komutan Meld, güvenlerini korumak için onları çok fazla övdü, ancak istenen sonucun tam tersini oluşturuyor gibiydi.</p>



<p>“Kouki! Komutan Meld’in söylediği gibi geri çekilelim!”</p>



<p>Durumu anlayan Shizuku, hızlı bir şekilde Kouki&#8217;yi uyardı ve kolunu tuttu. </p>



<p>“Ahhh~ Bu Kouki’nin mantıksız olduğu ilk olay değil! Sana arka çıkacağım!”</p>



<p>“Ryutaro… Teşekkürler.”</p>



<p>Ryutaro’nun açıklaması Kouki’nin coşkusunu daha da artırdı. Shizuku bu konuda dilini şaklattı.</p>



<p>“Sarhoş musun?! Durumu anlamaya çalış! Seni büyük salak!”</p>



<p>“Shizuku-chan…”</p>



<p>Shizuku çileden çıkınca Kaori daha da endişelendi. Bu sırada Kouki’nin önüne bir çocuk atladı.</p>



<p>“Amanogawa-kun!”</p>



<p>“Huh? Nagumo!?”</p>



<p>“Nagumo-kun!?”</p>



<p>Herkes şaşırırken Hajime ellerini sallayarak durumu açıklamak için elinden geleni yapıyordu. </p>



<p>“Acele et ve geri çekil! Hiç kimse sensiz başaramaz! Acele et!”</p>



<p>“Birdenbire neler saçmalıyorsun be? Böyle bir yerde ne yapıyorsun? Burası sana göre bir yer değil! Yalnızca bunu bize bırak Nagumo ve ge-“</p>



<p>Kouki sözünü bitirmeden Hajime tarafından suratına bir yumruk geçirildi. (Ç.N: Rekt!) </p>



<p>“ŞU ANDA BÖYLE BİR ŞEY SÖYLEMENİN SIRASI DEĞİL!”</p>



<p>Hajime’nin bir savaş gücü olarak görülmeyeceği bir gerçekti. Kouki Hajime’yi geri çekilmesi için zorladı ancak daha önce hiçbir şekilde misilleme yapmayan Hajime tarafından durduruldu. Kouki’nin Hajime üzerindeki görüşü şuydu: Kendisine söylenen her şeye karşı kendisini her zaman acı bir şekilde gülümsemeye zorlayan dürüst bir adamdı. Hareket edememesi için çok fazla tutarsızlık vardı.</p>



<p>“Neler olduğunu görmüyor musun?! Herkes panik içinde! Sadece takım lideri olmadığı için!”</p>



<p>Hajime bir eliyle Kouki’nin tişörtünü tuttu diğer eliyle de işaret etti. İşaret ettiği yönde sınıf arkadaşları İskelet Askerler tarafından kuşatılmıştı ve etrafta koşuşturuyorlardı. Sanki daha önce hiç eğitilmemişlerdi, rastgele saldırılar yapıyorlardı. Bu kadar liyakatsiz olduklarından alaşağı edilmişlerdi. Sonuç olarak yine de şimdiye kadar ölmemişlerdi. Anormal istatistiklerinden dolayı hayatta kalabilmelerine rağmen birine bir şey olması an meselesiydi.</p>



<p>“Onları yarıp geçebilecek bir güç gerekli! Ayrıca herkesin kalbindeki korkuyu silip atacak bir güç de gerekli! Bunu yapabilecek tek kişi sensin, Amanogawa-kun! Sadece önüne bakma arkada da ne oluyor arada bir bak!”</p>



<p>Kouki sınıf arkadaşlarını bu kadar kaotik bir durumda gördüğünde şaşkınlığa uğradı, kafasını sağa sola salladıktan sonra &nbsp;Hajime’ye doğru baktı.</p>



<p>“Ahh, anladım*. Hemen oraya gideceğim! Komutan Meld! Özür dilerim!” (Ç.N: Mahzuru yoksa anla yani.)</p>



<p>“GİDİN-!”</p>



<p>“Üzgünüm, önden gidiyorum.”</p>



<p>&nbsp;Kouki dönüp bunu Komutan Meld&#8217;e söylediği an, bariyer sonunda Komutan Meld’in feryadıyla birlikte parçalandı. </p>



<p>&nbsp;Azgın şok dalgası Hajime ve diğerlerine doğru saldırdı. Hajime hızlıca öne çıktı ve bir duvar dönüştürdü ama duvar anında parçalandı. Ancak şok dalgasını zayıflatabilmişti. Toz bulutu Behemoth’un kükremesiyle yok oldu.</p>



<p>Komutan Meld ve diğer üç şövalye yerde inliyordu. Şok dalgasının etkisi yüzünden vücutlarını hareket ettiremiyorlardı. Komutan Meld ve şövalyelerin arkasında Kouki ve grubu da yere düşmüştü ama çabucak ayağa kalkmışlardı. Hajime’nin duvarının etkili olduğu anlaşılıyordu.</p>



<p>“Ku… Ryutaro, Shizuku, bana biraz zaman kazandırabilir misiniz?”</p>



<p>Kouki hâlâ acı çekiyormuş gibi görünen ikiliye doğru yürürken sordu. Komutan Meld engellenmiş olduğundan bir şey yapmak onlara kalmıştı.</p>



<p>“Sanırım başka şansımız yok!”</p>



<p>“… Bir şeyler düşünmeye çalışacağım!”</p>



<p>İkisi de aniden Behemoth’a saldırmaya daha doğrusu oyalamaya gitti.</p>



<p>“Kaori, Komutan Meld ve adamlarını iyileştirmeye başla!”</p>



<p>“En!”</p>



<p>Kaori Kouki’nin talimatına göre hareket etti. Hajime çoktan Komutan Meld’in yanındaydı. Savaştan sonra yakalanmamak için hızlıca taştan bir duvar oluşturdu. Behemoth’a kağıttan duvar olarak görünse de hiçbir şey olmamasından iyiydi. Kouki büyük becerisini kullanmak için büyülü sözcükler söylemeye başladı.</p>



<p>“Kutsal İrade! Işığınla kötü olan her şeyi yok et! Tanrı’nın Nefesi! Uğursuz bulutları temizle ve bu dünyayı arındır! Tanrı’nın Merhameti! Bu saldırıyla tüm günahlarımı affet! 【Cennetin Kudreti】!”</p>



<p>Büyülü sözcüklerden sonra kutsal kılıçtan bir Aurora yayılmaya başladı. Beceri &nbsp;【Yükselen Parlama】’ya benziyordu ama gücü tam anlamıyla başka bir seviyedeydi. Aurora Behemoth’a doğru ilerlerken köprüyü oydu ve gücü ile salladı. Büyüden sonra Ryutaro ve Shizuku çoktan kaçmışlardı. Ancak ikisi de inanılmaz bitkin düşmüşlerdi. Bu kadar kısa bir sürede ciddi anlamda zarar görmüşlerdi.</p>



<p>Işık bombardımanı direkt olarak Behemoth’u vurmuştu. Işık vurduğu bölgeyi beyaza boyamıştı. Yoğun titreşim köprüde çatlakların ortaya çıkmasına sebep olmuştu.</p>



<p>“Bununla beraber… Haa~ Haa~”</p>



<p>“Hmph! Beklenildiği gibi bunu daha önce yapsak olmaz mıydı ya?”</p>



<p>“Hu… o sadece bir…”</p>



<p>Ryutaro ve Shizuku Kouki’nin yanına döndü. Kouki, bu kadar muazzam miktarda büyü gücü kullandıktan sonra derin bir şekilde nefes aldı. </p>



<p>Kouki’nin az önce kullandığı beceri onun kozuydu. Geriye kalan büyü gücü neredeyse tükenmek üzereydi. Arkalarında Komutan Meld ve askerleri tedavi edildikten sonra ayağa kalkmışlardı.</p>



<p>Çok geçmeden ışığın ve tozun kaybolduğu yerde&#8230; Yara almamış bir Behemoth duruyordu. Canavar Kouki’ye ölümcül bakışlar yollayıp hırladı. Ondan sonra, kafasını kaldırdı, kafasındaki boynuzlar kızarmaya başladı ve camı kazıyan tırnaklarınki gibi yüksek bir ses çıkardı.&nbsp;Devamında miğferi lav gibi tutuşmaya başladı.</p>



<p>“Dikilip durmayın! Hareket edin!”</p>



<p>Komutan Meld’in sesi Kouki ve grubunun kendilerine gelmesi konusunda yardımcı oldu. Behemoth hızlı bir şekilde öne atıldı ve Kouki’ye doğru ilerlemeye başladı. Ateş saçan miğfer meteor gibi onlara doğru düştü. </p>



<p>Hemen yana doğru sıçramış olmalarına rağmen darbenin neden olduğu şok dalgası onlara çarptı. Yerde gümbürdeme sesi çıkararak yuvarlandılar. Nihayet durduklarında vücutlarının her tarafında yaralar vardı. Sonunda hareket kabiliyetine tekrardan kavuşan Komutan Meld hızla koştu. Diğer şövalyeler hâlâ Kaori tarafından tedavi ediliyordu. Behemoth’un boynuzları köprüye sıkışmıştı. Bacaklarıyla destekledikten sonra onları çıkarmayı başardı.</p>



<p>“Hepiniz, kalkın!”</p>



<p>Aldığı tek cevap iniltiydi. Muhtemelen Komutanın ve şövalyelerin daha önce aldığı şok dalgası tarafından felç olmuşlardı. İç organları ciddi hasar almış gibiydi. Komutan Meld Kaori’ye seslenmek için başını çevirdi ama görüş alanına giren kişi Hajime oldu.</p>



<p>“Delikanlı! Kouki’yi taşı ve Kaori ile birlikte geri çekil!”</p>



<p>Komutan Hajime’ye böyle talimatlar verdi. </p>



<p>(Kouki? Sadece Kouki’yi yanına al mı?)</p>



<p>Bu talimat, sadece Kouki kurtulursa da iyi olur gibi bir talimattı. Komutan Meld dişlerini sıktı ve kalkanını hazırladı. Canavarı geride tutmak için hayatını ortaya koymayı planlıyordu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/hajime_manga.png?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2681"/></figure>



<p>Hajime kesin ölümü için hazırlanan komutanı inceledi ve bir plan önerdi. Herkesi bu durumdan kurtarmanın tek yolu bu olabilirdi. Ancak çok saçma ve başarı şansı çok düşük bir plandı. Hajime’yi en tehlikeli pozisyona getirecekti. Komutan Meld tereddüt etti ama Behemoth çoktan savaş moduna geçmişti. Miğferi tekrar kızarmaya başladı. Zamanları yoktu.</p>



<p>“… Bunu yapabilir misin?”</p>



<p>“Kesinlikle yapabilirim.”</p>



<p>Hajime Komutan Meld’e kararlı bir şekilde baktı. Hajime’yi böyle görünce Komutan Meld’in yüzünde bir gülümseme belirdi.</p>



<p>“Hayatımızın sana bağlı olacağını hiç tahmin edemezdim&#8230; Lütfen herkesi kurtar. Yani&#8230; Gerisini sana bırakıyoruz!”</p>



<p>“Anlaşıldı!”</p>



<p>Komutan Meld bunları söyledikten sonra Behemoth’a doğru yürüdü. Kışkırtmak için basit bir büyü yaptı. Behemoth’un daha önce Kouki’yi nasıl hedef aldığına bakılırsa ona saldıranlara dişlerini gösterme gibi bir alışkanlığı vardı.</p>



<p>Komutan Meld bakışlarını Behemoth’a sıkıca sabitledi. Ondan sonra Behemoth Komutan Meld’e ateş saçan boynuzlarını gösterdi, aniden şarj etti ve saldırıya geçti. Komutan Meld son ana kadar kışkırtmayı amaçlıyordu, orada güvenle durdu. O anda kısa bir büyülü söz söyledi.</p>



<p>“Dağıl, 【Rüzgar Duvarı】”</p>



<p>Geriye doğru zıpladı ve aynı anda büyüler söyledi. Yakın takipte olan Behemoth Komutan Meld’in daha önce konuşlandığı yere iniş yaptı(boynuz saldırısıyla birlikte). 【Rüzgar Duvarı】&nbsp;şok dalgasından ve darbenin oluşturduğu enkazdan onu koruyabilmişti. Behemoth’un saldırı düzeni basit olduğundan bundan kaçınmak mümkündü. Ama Kouki ve partisini aynı zamanda koruyacak olsaydı yok olmuş olurlardı.</p>



<p>Behemoth’un boynuzları tekrardan köprüye sıkıştı. Hajime alelacele kendini Behemoth’un önüne doğru attı. Yanan kalıntıların sıcaklığı cildini yaktı ama dayanmaya çalıştı ve büyüsüne başladı. Sadece büyünün ismini söylemeliydi, elindeki en basit ve tek büyü buydu. </p>



<p>“【DÖNÜŞÜM】!”</p>



<p>Behemoth’un köprüden başını çıkarmaya çalışmasını engelliyordu. Behemoth çevresindeki taşı parçalamaya devam etse bile Hajime taşları yenilemeye devam edecekti. Bacaklarıyla desteklemeye çalışırken Behemoth başını köprüden çekmeye zorladı ama Hajime bu sefer ayak bölgesini dönüştürmeye başladı. Kurtulma mücadelesi verirken kafası dönüşüm nedeniyle bir metre daha zemine girdi. Behemoth’un korkunç bir gücü vardı. Eğer Hajime bir saniyeliğine dönüşüm büyüsünü bırakırsa köprüde derin çatlaklar oluşabilirdi. Kaçmak istiyordu ama her seferinde Hajime’nin dönüşüm becerisi yüzünden durduruluyordu. Sonunda Behemoth’un başının tamamı yere gömüldü, aptalca bir görüntüydü.</p>



<p>Bu arada Kaori ve iyileştirilen şövalyeler herkesi bir araya topladı ve Kouki ve grubunu geri taşımaya çalıştılar. İskelet askerlerin tarafında ise öğrenciler sakinliklerini geri kazandılar ve birbirleriyle iş birliği yapmaya başladılar. Düzelmelerinin nedeni, daha önce Hajime’nin kurtardığı kızdı. Bu, Hajime’den göze çarpmayan bir katkıydı. </p>



<p>“Bekleyin! Nagumo-kun hâlâ orada!”</p>



<p>Kaori, onları geri çekilmeye zorlayan Komutan Meld’le yüzleşti ve şiddetle karşı çıktı. </p>



<p>&nbsp;“Bu oğlanın savaşı! İskelet Askerlerini yarıp geçeceğiz, güvenli bölge oluşturduktan sonra hep birlikte büyülü bir saldırı gerçekleştireceğiz! Tabi ki de çocuk o zaman geri çekilecek! Çocuk geri gelene kadar büyülerle Behemoth’u tutacağız sonra da üst katlara geri döneceğiz.”(Ç.N: Umarım katların altlara doğru yükseldiğini hatırlıyorsunuzdur.)</p>



<p>“O zaman kalıp ona yardım edeceğim!”</p>



<p>“Bu söz konusu bile olamaz! ‘Kaori’nin geri çekilip Kouki’yi iyileştirmesini sağlayın’ bana bunları söyledi!”</p>



<p>“Ama!”</p>



<p>Yine de bir şeyler söylemek isteyen Kaori, Komutan Meld’in söylediklerini duyduktan sonra duraksadı.</p>



<p>“Oğlanın çabalarının boşa gitmesine izin verme!!!”</p>



<p>“——!?”</p>



<p>Komutan Meld de dahil olmak üzere en güçlü ateş gücüne sahip olan kişi Kouki’ydi. Eğer şifa büyüsünü onun üzerinde kullanmazsa zamanı gelince Behemoth’u durdurmak için yeterli ateş gücüne sahip olmayabilirler. Bu yüzden geri çekilip Kouki’yi iyileştirmesi gerekiyordu. Hajime büyü gücünü tükettiğinde ve artık dönüşüm kullanamadığında, Behemoth hareket etmeye başlayacaktı.</p>



<p>“Cennetin Nefesi, ağzına kadar doldur, Arındır ve İyileştir, 【Cennetin Lütfu】”</p>



<p>Kaori ağlıyordu ama yine de büyüsüne devam etti. Soluk bir ışık Kouki’yi sardı, bu fiziksel yaraları iyileştiren aynı zamanda büyü gücünü de yenileyen bir büyüydü. Komutan Meld Kaori’nin omzuna elini koydu ve başını salladı. Kaori de &nbsp;yanıt olarak başını salladı, sonra da umutsuzca 【Dönüşüm】 büyüsü yapmaya devam eden Hajime’ye&nbsp;bakmak için başını çevirdi. Ondan sonra Komutan Meld Kouki’yi omzunda taşıdı ve geri çekildi. Shizuku ve Ryutaro da şövalyeler tarafından taşınıyordu.</p>



<hr class="wp-block-separator has-text-color has-background has-vivid-red-background-color has-vivid-red-color"/>



<p>İskelet Askerlerin sayısı artmaya devam ediyordu, şimdiye kadar sayıları çoktan iki yüze ulaşmıştı. Merdivenlere giden taraf İskelet Askerler tarafından tıka basa doluydu. Ancak bu bir anlamda iyi bir şey de olabilirdi. Eğer bir boşluk bulurlarsa aralarına dalabilirlerdi fakat deneyim eksiklikleri etraflarının kuşatılmasına ve katledilmelerine yol açabilirdi . Nitekim iskeletlerden yüz tane varken öğrenciler onlarla başa çıkamamıştı.</p>



<p>Buna rağmen hiçbir zayiat olmamıştı, hepsi şövalyeler sayesindeydi. Öğrencileri çaresizce kendi hayatlarını koyarak koruduklarını söylemek abartı olmazdı. Sonuç olarak şövalyeler kesikler ve morluklarla kaplıydılar.</p>



<p>Büyülü canavarların sayıları gittikçe artan bir panik yarattı, öğrenciler büyülerini kullanmayı akıl edemediler, sadece mızrak ve kılıçlarını dikkatsizce savurdular. Bu şartlar altında şövalyelerin de desteğini kaybedecek olurlarsa birkaç dakika içinde birbirlerinden ayrı düşeceklerdi. </p>



<p>Umutsuzluk bunun farkına varan öğrencilere saldırdı. Hajime’nin daha önceden kurtardığı kız onlara hitap etmişti, öğrencilerin azınlığı da bir grup halinde cesurca savaşmıştı fakat neredeyse sınırlarına ulaşmışlardı, ağlayacak gibi bir ifadeleri vardı. Artık her şey için çok geç olduğunu düşündükleri sırada…</p>



<p>“【Yükselen Parlama】!”</p>



<p>Saf beyaz bir çizgi, İskelet Askerlerin saflarını dağıttı ve patlama yarattı. Köprünü yanlarına itilen İskelet askerleri de uçurumdan aşağı düşmüştü. Büyüden sonra İskelet Askerleri çığ gibi düşüyordu. Bunun sonucunda öğrenciler üst kata çıkan merdivenleri görmüşlerdi. Bu onların kılıçlarını savurmaya itecek tek kurtuluş yoluydu!</p>



<p>“Millet! Pes etmeyin, elinizden geleni yapın! Ben yolu açacağım!”</p>



<p>&nbsp;【Yükselen Parlama】&nbsp;düşmanı yırtıp geçerken bu sözleri söyledi. Kouki’nin sergilediği karizma öğrencilerin moralini yerine getirdi.</p>



<p>“Çocuklar! Bunca zamandır neler yapıyordunuz? Eğitimi hatırlamaya çalışın! Aynı anda gruplara ayrılın! Ahmaklar!”</p>



<p>Herkesin güvendiği komutanın geri dönüşü ve düşmanları yok eden eşsiz beceri &nbsp;【Yükselen Parlama】. Normalde güvenilir sesin yanı sıra bunların hepsi bir araya geldiğinde azalan moral &nbsp;yeniden dirilmeye başlamıştı. Bedenleri artık uyuşuk hissetmiyordu ve zihinleri de temizlenmişti. Ama gerçekte bunun nedeni Kaori’nin Sakin Zihin büyüsünün etkisiydi. Belirli bir zamana kadar sakinleşme büyüsü ve Kouki’nin performansı süper etkili olmuştu! </p>



<p>İyileştirme büyüsü konusunda yüksek eğilimi olan herkes yaralıları tedavi etmeye başlamıştı. Büyülere yüksek eğilimi olanlar arka tarafta bir büyü hazırlamaya başladı. Savunmaya yüksek eğilimi olanlar ön tarafta öncü görevini aldı. Saldırı yerine savunmaya odaklanmışlardı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/img_20191006_212430.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2669"/></figure>



<p>İyileştirilen şövalyeler de mücadeleye katıldı ve karşı saldırı için işaret verildi. Büyüyen bir dalga gibi düşmanlarının üzerlerine büyülerini kullandılar. Düşmanlar şaşırtıcı bir oranda yok edilmişti ve nihayetinde iskeletlerin ortaya çıkma oranını da geçmişlerdi.</p>



<p>Yakında, merdivenlere giden yol açılacaktı.</p>



<p>“Millet ilerleyin! Merdivenlerin önüne güvenli bir nokta oluşturmalıyız!”</p>



<p>Kouki bağırır bağırmaz hücum etmeye başladı. Tamamen iyileşen Shizuku ve Ryutaro da onu yakından takip ediyordu. Etraflarını saran İskelet Askerleri sıcak bir bıçakla tereyağını keser gibi kestiler. Sonunda kuşatmayı kırmışlardı. Arkalarında İskelet Askerleri merdivenlere giden yolu kapatmak istemişlerdi ama Kouki’nin büyüsü yüzünden etrafa uçmuşlardı.</p>



<p>Sınıf arkadaşları şaşkın bir şekilde Kouki’ye bakıyordu, doğal bir şeydi. Merdivenler gözlerinin önündeydi ve oraya tek seferde gitmek istedikleri anlaşılıyordu.</p>



<p>“Millet, bekleyin! Nagumo-kun’a yardım etmeliyiz! Şu canavarı, bunca zamandır tek başına tutuyordu!”</p>



<p>Kaori’nin sözlerini duyan sınıf arkadaşları şüpheci bir ifade ortaya çıkardı. . Bunun imkansız olduğunu düşünüyorlardı, sonuçta Hajime “değersiz” olarak yaftalanmıştı. Ancak kafaları karışmış sınıf arkadaşları köprünün diğer tarafına baktığında Hajime’nin gerçekten de orada olduğunu görmüşlerdi.</p>



<p>“N-ne, orada neler oluyor?”</p>



<p>“Şu şeytanın&#8230; üst gövdesi köprüye gömülmüş ?”</p>



<p>Komutan Meld kuşkuyla yüzleşen öğrencilere baktıktan sonra emirler vermeye başladı.</p>



<p>“Bu doğru! O çocuk, geri çekilmemizi sağlamak için o canavarla yüzleşiyor! Öncüler! Siz İskelet Askerlerin üstesinden geleceksiniz! Artçılar! Uzun menzilli büyülerinizi hazırlayın! Çocuğun büyü gücü her an tükenebilir, koşmaya başladığı zaman aynı anda saldıracağız! Behemoth’u durdurmak zorundayız!”</p>



<p>Öğrenciler sesin yankılanmasıyla kendilerini hazırladılar ama aralarından bazıları gönülsüzce merdivenin tarafına bakıyordu. Onları suçlayamazdınız neredeyse ölüme yaklaşıyorlardı. Oraya yönelmeleri için bir saniye bile yeterliydi, olabildiğince hızlı bir şekilde güvenli bir yere gitmek istiyorlardı ve bunu istemeleri de normaldi. Ancak Komutan Meld acele etmeleri için bağırdığında artık tereddüt etmediler ve savaş alanına geri döndüler. Aralarında Hiyama Daisuke de vardı. Hiyama bütün bunlara neden olduğu için dehşete kapılmıştı ve olabildiğince kısa bir sürede bu yerden uzaklaşmak &nbsp;istiyordu.</p>



<p>Fakat o gün ki olay aklına geldi. Holward da kaldıkları sırada meydana gelen olay zindana girmeden önceki gün yaşanmıştı. Endişesi yüzünden yatakta dönüp duruyordu bu yüzden tuvalete gittikten sonra dışarıya çıkıp biraz temiz hava almak istemişti . Serinletici ve rahatlatıcı rüzgarı hissettikten sonra sakinleşip odasına geri dönecekti. Ancak geri dönerken Kaori’yi geceliğiyle gördü. İlk defa Kaori’yi bu şekilde görüyordu ve içgüdüsel olarak saklandı ardından da nefesini tuttu. Kaori onu fark etmeden yanından geçti.</p>



<p>Hiyama merakına engel olamadı ve Kaori’yi belli bir odanın önünde durup kapıya çalıncaya kadar takip etti. Kapının açılmasıyla diğer tarafta görünen kişi&#8230; Hajime’ydi. Hiyama’nın beyni durdu*. Kaori’yi seviyordu ama onun için yeterince iyi olmadığını düşünüyordu. Kouki’yle kendisini karşılaştırırken onun seviyesinde olmadığını fark etti ve pes etti.(Ç.N: Burayı ben de anlamadım olmayan bir şey nasıl durabildi?!)</p>



<p>Ama Hajime farklı, fapfarklı bir hikayeydi. Hajime onun için aşağılık biriydi, en azından Hiyama böyle düşünüyordu. Bu yüzden Hajime’yi sürekli Kaori’nin yanında görmek ona saçma geliyordu.&nbsp;‘Eğer durum buysa bunun anlamı ben yeterince iyiyim demek değil mi?’&nbsp;Hiyama böyle bir şey düşünürken delirip delirmediğini arada kendine soruyordu. Ama Hiyama bunu ciddi bir şekilde düşünüyordu, Hajime’ye olan kini devam etmiş doruk noktasına ulaşmıştı. Muhtemelen Grantz Kristalini kullanarak Kaori’yi kazanmaya çalışmıştı, sabırsızca davranmasının nedeni buydu.</p>



<p>Hiyama tüm bu olanları hatırladı ve Behemoth’u tek başına tutan Hajime’ye baktı. Aynı zamanda Kaori’nin ellerini birleştirip onun kurtulması için dua ettiğini de görmüştü… yavaş yavaş yüzünde karanlık bir gülümseme belirdi.</p>



<hr class="wp-block-separator has-text-color has-background has-vivid-red-background-color has-vivid-red-color"/>



<p>Tam bu sırada Hajime büyü gücünün tükendiğini hissetmişti. Çoktan elindeki bütün büyü yenileyici hapları kullanmıştı. Hızlıca geriye doğru bir bakış attı ve herkesin çoktan geri çekildiğini fark etti. Şimdiden formasyona girmişlerdi ve büyülerini hazırlıyorlardı. Behemoth hâlâ mücadele ediyordu, eğer Hajime dönüşüm becerisini durdurursa büyük ihtimalle Behemoth içinde olduğu durumdan kurtulması birkaç saniye sürerdi. Bu süre zarfında Hajime’nin araya mesafe koyması gerekiyordu.</p>



<p>&nbsp;Alnındaki terler boncuk boncuk akarak gözlerine giriyordu. Aşırı derecede gergindi hatta kalbi şimdiye kadar hiç bu kadar şiddetli atmamıştı ve atmaya da devam etmemişti. Hajime geri çekilmek için mükemmel bir fırsat bulmaya çalışıyordu.</p>



<p>Aynı zaman zarfında köprüde çatlaklar artmaya başlamıştı. Hajime 【Dönüşüm】&nbsp;büyüsünün son damlasını da Behemoth’u sınırlandırmak için kullandı. Bundan sonra da koşmaya başladı.</p>



<p>Hajime koşmaya başladıktan beş saniye sonra zemin yarılmaya başladı. Behemoth zemini parçaladı ve ayağa kalkarken öfkeyle kükredi. Gözlerindeki öfkeli bakış yanılmıyordu. Kendisini küçük düşüren düşmanı bulmak için çevreyi taradı ve Hajime görüş alanına girdi. Behemoth tekrardan kükredi ama bu seferki daha öncekilerden kat be kat daha yüksek sesteydi. Hajime’ye yetişmek pahasına bastığı yerleri parçalayıp geliyordu bunun için dört uzvunu da en işe yarar şekilde kullanıyordu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/screenshot_20191006_213154.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2673"/></figure>



<p>Ancak bir sonraki anda, her türlü büyü saldırısı üzerine doğru geldi. Sanki geceleyin gökyüzünde kayan yıldızlar gibiydi, tam anlamıyla bir büyü bombardımanıydı! Herhangi bir hasar verememelerine rağmen Behemoth’un ilerlemesini yavaşlatıyorlardı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/img_20191006_212023-1.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2674"/></figure>



<p>Başarabilirim! Hajime kendinden emindi, kafası eğik bir şekilde ve düşmemeye dikkat ederek ileri atıldı. Dürüst olmak gerekirse başının üstünden geçen ölümcül büyüler hiç de iyi hissettirmiyordu. Sanki büyüler her an ona çarpacak gibiydi. Ancak sınıf arkadaşlarının bu kadar düşük ihtimalli bir hata yapacaklarına inanmıyordu. Koşmaya devam etti, görünüşe göre Behemoth’la arasında otuz metre fark açılmıştı. Hajime içgüdüsel olarak yanağını gevşetti. Ancak tam bu sırada ifadesi dondu. </p>



<p>Sonsuz büyü atışları arasında, küçük bir ateş topu eğik bir açıyla geliyordu… Hajime’nin koştuğu tarafa doğru düşüyordu. Bu, açıkça ona doğru hedeflenmişti.</p>



<p>(Neden!?)</p>



<p>Şüphe, şaşkınlık, korku, umutsuzluk, endişe, güven, hayal kırıklığı gibi bütün bu hisler Hajime’nin aklından geçiyordu, şaşkınlıktan gözleri açılmıştı. Hemen durup yerde kaymasına rağmen alev topu tam önüne düştü. Alev topunun oluşturduğu şok dalgası yüzünden geriye fırladı. Doğrudan darbeden kaçınmasına ve hiçbir iç kanama riski almamasına rağmen sadece yarım daire kanalları* zarar görmüştü. Denge duyusu düzensizleşmeye başladı.(Ç.N: Yarım daire kanalları kulakta bulunan bir yapıdır. Dengeyi sağlamakta beyincikle birlikte görev yapar.)</p>



<p>Ayağa kalktı ve hiç durmadan birkaç adım attı ancak&#8230; yere düştü. Behemoth’un bombardıman atışları tarafından sonsuza kadar yavaşlatılması imkansızdı. Hajime ayağa kalktığı sırada arkasından bütün odayı sarsan bir kükreme duyuldu. Hajime kafasını arkasına çevirmeden edemedi. Üçüncü kez boynuzları tutuşmaya başlamıştı, Behemoth öfkeden kanlanmış gözleriyle Hajime’ye bakıyordu. Sonrasında kalkan benzeri kıpkırmızı kafasını kaldırdı ve Hajime’ye doğru yüklendi.</p>



<p> Ne yapacağı belli olmayan ve karaltısı gözüken bu canavarı, Behemoth&#8217;u uzaktan gören sınıf arkadaşları, ne  endişelerini gizleyebiliyor, ne de öfkeyle çığlık atmaktan geri kalıyorlardı.</p>



<p>Hajime atlamak için gücünün son damlasını da topladı. Sonrasında Behemoth’un öfke dolu boynuz saldırısı köprüye vurdu. Saldırı tüm köprüyü salladı. Merkez üssü olarak bu noktadan itibaren köprüde korkunç çatlaklar oluşmaya başladı. Köprü çatırdayan bir ses çıkardı.</p>



<p>Ve sonunda&#8230; köprü yıkıldı.</p>



<p>Bu tür saldırıları art arda karşıladıktan sonra köprü buna daha fazla dayanamadı ve pes etti.</p>



<p>“Guaaa!?”</p>



<p>Behemoth acı bir şekilde kükredi ve umutsuzca düşmemek için eğilmiş olan taş köprüye defalarca pençe attı. Ancak defalarca sarıldığı ve pençelediği yer de çöktü. Sonunda Behemoth esrarengiz uçuruma yuvarlandı. Behemoth’un ölüm sancıları hâlâ yankılanıyordu. </p>



<p>Hajime bir şekilde kaçmak için yerde emekledi ama tutunduğu her yer onun dokunmasıyla parçalarına ayrılıyordu, bunu sürekli tekrarladı ama her yer birbiri ardınca parçalanmaya devam ediyordu. </p>



<p>(Ah, bu hiç iyi değil…)</p>



<p>Böyle düşünürken bakışlarını diğer taraftaki sınıf arkadaşlarına çevirdi. Hajime, Kaori’nin Kouki ve Shizuku tarafından tutulduğunu görüyordu. Diğer sınıf arkadaşlarına gelince bir kısmı dehşete düşmenin etkisiyle sararmış bir yüz ifadesi takınıyordu, bazılarıysa gözlerini kaçırıyor yada ağızlarını kapatıp şaşırmış gözlerle ona bakıyorlardı. Meld ve şövalyeler de mahcup bir ifade takınmışlardı.</p>



<p>Ve sonunda Hajime’yi tutan taş iskele de dayanamayıp çöktü. Hajime yukarıya doğru bakarken uçuruma doğru düştü. Elini yavaş yavaş büzülen ışığa doğru uzattı…</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/img_20191006_212254.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2670"/></figure>



<hr class="wp-block-separator has-text-color has-background has-vivid-cyan-blue-background-color has-vivid-cyan-blue-color"/>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://youtu.be/moN3UhCUNkE
</div><figcaption>-Bölümle Alakasız Müzikler Serisi-<br>~6~</figcaption></figure>



<p>Cidden çok çalıştım :d bölüm yetişti hâlâ inanamıyorum. Maruchi&#8217;ye beni gaza getirdiği için teşekkürler 😅</p>



<p>Bence aksiyonlu ve güzel bir bölümdü, uzun olması da cabası&#8230; </p>



<p>Artık olaylar daha da ilginçleşecek, bakalım Hajime’nin başına nasıl olaylar gelecek 🙂</p>



<p>Hafta içi bir bölüm daha gelecektir. Bölüm kısa +3000 filan artık bu tür rakamlar bana az geliyor hele ki bu bölümü çevirmeyi bitirdikten sonra&#8230;</p>



<p>Yorum ve görüşlerinizi belirtirseniz çok mutlu olurum 😊</p>



<p>Not: Bu hafta cidden çok fazla iskelet kelimesi geçti&#8230; Artık birdaha görmemek dileğiyle&#8230; </p>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-6-kahraman/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 6: Kahraman</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-6-kahraman/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>13</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2654</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
