<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Arifutera Shokugyo - Türkçe Light Novel</title>
	<atom:link href="https://turkcelightnovels.com/category/arifutera-shokugyo/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://turkcelightnovels.com/category/arifutera-shokugyo/</link>
	<description>Türkçe Çevirilerle Web &#38; Light Novel</description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Dec 2019 19:58:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2025/02/resim_2025-02-16_200044098.png?fit=32%2C32&#038;ssl=1</url>
	<title>Arifutera Shokugyo - Türkçe Light Novel</title>
	<link>https://turkcelightnovels.com/category/arifutera-shokugyo/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">168407475</site>	<item>
		<title>Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 10: Donner</title>
		<link>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-10/</link>
					<comments>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-10/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcelightnovels]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Dec 2019 19:58:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arifutera Shokugyo]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta 10. Bölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel oku türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta shokugyo light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou arifureta shokugyou de sekai saikyou manga arifureta shokugyou de sekai saikyou manga oku arifureta shokugyou de sekai saikyou 34 arifureta shokugyou de sekai saik]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou manga]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou manga oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta web oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Donner]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime Nagumo]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novels]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçelightnovels]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkcelightnovels.com/?p=3752</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karanlıkta, yeşil ışık taşları çevreyi loş bir şekilde aydınlatıyordu. Işık hafif bir gölgeyi belli ediyordu. Gölge bir canavara çömelmiş ve umutsuzca önünde bir şey çiğniyordu. “Eww~ Blegh, lanet olsun, bu son derece iğrenç!” Hajime ikiz-kuyruklu kurdun etini yerken lanet okudu. Etrafta yalnızca onun eti çiğneme sesi vardı. En sert kaslardan oluşan eti dişleriyle parçalarken, damlayan...</p>
<div class="c-read-more"><a class="c-read-more-link" href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-10/">Continue Reading</a> &#8594;</div>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-10/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 10: Donner</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Karanlıkta, yeşil ışık taşları çevreyi loş bir şekilde aydınlatıyordu.</p>



<p>Işık hafif bir gölgeyi belli ediyordu. Gölge bir canavara çömelmiş ve umutsuzca önünde bir şey çiğniyordu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/12/IMG_20191203_224545.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-3757"/></figure>



<p>“Eww~ Blegh, lanet olsun, bu son derece iğrenç!”</p>



<p>Hajime ikiz-kuyruklu kurdun etini yerken lanet okudu. Etrafta yalnızca onun eti çiğneme sesi vardı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/12/Screenshot_20191203_222011-1.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-3768"/></figure>



<p>En sert kaslardan oluşan eti dişleriyle parçalarken, damlayan kanla beraber umutsuzca yutkundu. Yediği son yemekten bu yana iki hafta geçmişti ve aniden etle buluşması, midesinin bunu red etmeye çalışmasına rağmen onu sürükleyici bir acıyla sınayarak bu iğrenç eti yemeye zorluyordu. Ancak Hajime bunu basitçe normal bir olay olarak düşünmeye devam ederken eti yutmaya devam etti.</p>



<p>‘’Sorun yok… bunu normal bir etmiş gibi dü- öğh-‘’</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://i1.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/12/Screenshot_20191203_231151.jpg?fit=688%2C1024" alt="" class="wp-image-3767"/></figure>



<p>Görünüşü tamamen bir barbara benziyordu, herhangi bir modern insan görünüşünü son derece mide bulandırıcı bulurdu. Etin iğrenç kokusu ve korkunç tadı gözlerine yaş getirse de, uzun süre sonra yemek yemenin verdiği tatmin etkisiyle sarhoş olmuştu. Hajime bu kadar basit bir yeme eyleminin ona bu kadar mutluluk getirebileceğini hiç düşünmemişti.</p>



<p>Midesine aldığı etleri temizlemek için kutsal suyu bir içecek olarak kullanıyordu.(Eğer Azizler Kilisesi’nin takipçileri böyle bir duyum alırlarsa, şüphesiz bu savurganlıktan dolayı bayılırlardı.) Fakat bir anda midesi şişmeye başladı ve vücudunda anormal değişiklikler meydana geldi.</p>



<p>“Ah? …!? GUAAAAA!!! K-KARNIM? Ne- neler oluyor! AHHHH!”</p>



<p>Tüm vücudu aniden şiddetli bir arıya maruz kaldı, sanki vücudunun içinde bir erozyon başlamış gibi son derece tatsız bir duyguydu. Acı zaman geçtikçe yoğunlaşmaya sürekli devam ediyordu.</p>



<p>“Guaaaaaa! Ne, Bu da ne…. Guuuuuu!”</p>



<p>Vücudunu tarifsiz bir acı sardı. Hajime yerde çırpınıyordu, bu fantom ağrının bile üstesinden gelecek kadar şiddetli bir acıydı. Titreyen eliyle göğsünden, taştan yapılmış bir tüp şeklindeki kabı çıkardı. Tüpün ucundaki tıpayı ağzıyla ısırıp çıkardı ve şişedeki kutsal suyu içmeye başladı. Kutsal suyun etkisi devreye girdi ve ağrıyı azalttı fakat yoğun ağrının tekrar üstüne üşüşmesi uzun sürmedi.</p>



<p>“AHHH!! Neden… işe yaramıyor, AHHHHHHHHHH!”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/12/IMG_20191203_223922.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-3755"/></figure>



<p>Hajime’nin vücudu acıyla senkronize bir şekilde sarsılmaya başladı. Ba-thump, Ba-thump, her nabzı attığı anda tüm vücudu buna tepki olarak parçalanma sesiyle birlikte bozuluyordu. Ama bir sonraki anda kutsal su etkili oldu ve vücudundaki anormalliği iyileştirdi. İyileşme sonrasında yoğun ağrı bir kez daha vurdu ancak tekrardan iyileşti. Kutsal suyun etkileri inanılmazdı ancak olağanüstü iyileştirme yetenekleri işe yaramaz görünüyordu.</p>



<p>Kutsal suyun etkilerinden dolayı bayılması imkansızdı, muazzam iyileştirme yetenekleri geri tepmişti.</p>



<p>Hajime çığlık atarken yerde debelendi ve birçok kez başını duvara çarptı. Görünürde sonu olmayan cehennemin tadını deneyimlemeye devam etti. Öldürülmeyi tercih edeceğini düşünürken -açıkçası etrafta bu dileğini yerine getirecek kimse olmadığından başka seçeneği yoktu- &nbsp;buna katlanmak zorunda kaldı.</p>



<p>Hajime’nin vücudunda değişiklikler gözükmeye başladı. İlk olarak saçları rengini kaybetti. Sınırlarını aşan acı ya da başka bir şey yüzünden olabilirdi. Siyah saçları bir anda beyazlaşmıştı. Daha sonra kasları ve kemikleri kalınlaştı ve vücudunda birkaç ince kırmızımsı siyah çizgiler belirdi.</p>



<p>Aşırı telafi denen bir fenomen vardı. Antrenman veya diğer aktiviteler nedeniyle parçalanan kasların, iyileştiğinde hafif bir aşırı büyüme yaşayacağı bir fenomendi. Benzer şekilde kırık kemikler için de geçerliydi. İyileşmeden sonra güçleri daha da artardı. Şu anda Hajime’nin vücuduna olan şey de tam olarak bu fenomendi. </p>



<p>Büyülü canavarların eti insanlar için ölümcül bir zehirdi. Vücutlarında şaşırtıcı derecede fiziksel yetenekler sergilemelerini sağlayan, vücutlarını doğrudan dolaşan, büyülü güç üreten büyülü taş adı verilen özel bir organları vardır. Büyülü canavarların etleri ve kemikleri, vücutlarında dolaşan büyülü gücün içinde yüzdüğünden kuvvetli ve sağlam bir hâl alırdı.</p>



<p>Böyle bir ‘değişim büyüsü’ büyülü sözler ya da çemberler gerektirmez ve belirsiz detaylarla doğuştan ortaya çıkmış bir büyü olarak kabul edilir. Her duruma bu değişim büyüsü insan vücudunu içten aşındırıp hücreleri yok ederek ölümcül bir hâl alır. Geçmişte, büyülü canavarların etini yiyen herkesin bedenleri istisnasız bir şekilde parçalanmıştı ve bunun sonucunda da ölmüşlerdi. Nitekim Hajime bunu biliyordu fakat açlığı yüzünden görmezden geldiği için çok dalgındı.</p>



<p>Eğer Hajime tüm büyülü canavarların etini yeseydi şüphesiz şimdiye çoktan parçalanmış bir şekilde ölmüş olurdu ama bunu önleyen gizili bir ilacı vardı: Kutsal Su. Parçalanan kısımları anında yenilenmiş ve bunu sonucunda vücudu inanılmaz ölçüde güçlenmişti.</p>



<p>Parçala, yenile, parçala, yenile, parçala, yenile. Vücudu değiştiğinden dolayı nabzı tıpkı reenkarnasyona girmiş gibi atıyordu. Kırılgan insan vücudunu bir kenara atıp &nbsp;yeniden doğduğu bir metamorfozdu. Değişimi tamamlanan Hajime yeniden doğmuş gibi bağırdı. </p>



<p>Vücudundaki sarsılma Hajime yere yığıldığında durdu. Tamamen yorgun düşmüştü. Saçları tamamen bembeyazdı ve şimdi kıyafetlerinin altında kırmızımsı siyah çizgiler görünüyordu. Tıpkı Tekmeci Tavşan, İkiz-kuyruklu kurt ve &nbsp;Pençeli Ayı’nınkine benziyordu. </p>



<p>Hajime’nin sağ eli seğirdi, sıkıca kapattığı gözlerini hafif bir şekilde açtı. Titreyen odağı sağ eline düştü. Yumruğunu sıktı. Elini yere koydu ve az bir mesafe boyunca sürükledi. Bunun sonucunda bir ses oluştu ve sesi duyabildi. Hâlâ yaşıyordu. Yavaşça kalkmadan önce elinin kontrolünden emin olmak için yumruğunu birkaç kez sıktı ve serbest bıraktı.</p>



<p>“…Sonunda hatırladım, büyülü canavarların eti yenmemeliydi… Ahhh tam bir aptalım… pekâlâ, yememem gerekse bile çoktan yedim… Gerçekten bir aptalım… Ahahahaha… AHAHAHHAHAHA…”</p>



<p>Hajime, yorgun bir ifadeyle kendine değer veren bir kahkaha attı. Açlığı azalmıştı ve fantom ağrısı bile az önce çektiği acıyla birlikte uçup gitmişti. Acı hissetmeyeli uzun zaman olmuştu. Daha doğrusu, vücudu garip bir şekilde hafifti ve güçle dolup taştığını hissediyordu.</p>



<p>“Vücuduma ne oldu? Çok garip bir his…”</p>



<p>Değişim sadece dış görünüşünden ibaret değildi. Hajime de bununla ilgili bir rahatsızlık hissediyordu. Hem sıcak hem soğuk, bu hissi tarif etmek için yetersiz kalırdı. Sağ koluna yoğunlaşarak ince kırmızımsı siyah çizgileri ortaya çıkardı</p>



<p>“Uwah, iğ-, iğrenç, tamamen bir büyülü canavarmışım hissi veriyor… ne şaka ama. Oh doğru, statü plakam…”</p>



<p>Statü Plakasının varlığını tamamen unutan Hajime, ceplerini karıştırdı. Her nasılsa kazara kaybetmemiş gibiydi. Hajime vücudunun şu anki anormalliği hakkında bir şeyler öğrenebileceğini umarak durumunu kontrol etti.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/12/Screenshot_20191203_221230.jpg?fit=1024%2C637" alt="" class="wp-image-3758"/></figure>



<p>“…Eh?”&nbsp;</p>



<p>Hajime o kadar şok oldu ki, içgüdüsel olarak Kansai lehçesini yeniden uyguladı.</p>



<p>‘’NEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEE?! B-B-B-B-BUUUU RAKAMLAR NE BÖYLE?! BOZULMADIN DEĞİL Mİ? YANİ BU KADAR YÜKSE- OH, YOK ARTIK! İKİDEN FAZLA BECERİ ELDE ETMİŞİM!’’</p>



<p>Geniş kapsamlı olarak bütün statüleri artmıştı. Yalnızca 8 seviye olmasına rağmen becerileri üç katına çıkmıştı. &nbsp;Eğer seviyeler bir kişinin büyümesinin temsili olarak kabul edilirse Hajime’nin büyüme sınırlarını da aştığı açıkça görülebilirdi.</p>



<p>“Büyü Manipülasyonu?”</p>



<p>Kelime anlamıyla bakacak olursak 【Büyü Manipülasyonu】 kişinin büyüyü&nbsp;kontrol altında tutabilmesiydi. </p>



<p>‘’Bir ihtimal, daha önce yaşadığım garip duygu, büyü gücü müydü?’’</p>



<p>Tıpkı öncesinde olduğu gibi Hajime konsantre oldu ve 【Büyü Manipülasyonu】’nu denedi. Hajime konsantre olmaya başlar başlamaz ince, kırmızımsı siyah çizgiler tekrar ortaya çıktı.</p>



<p>Bütün duygularının sağ elinde toplandığı bir görüntü hayal ederken bir kez daha garip hissi yaşadıktan sonra büyü yavaş ve kontrolsüzce yayılmaya başladı.</p>



<p>“Whoa, whoa, oh~?”</p>



<p>Denemeler yaparken Hajime istemsiz bir şekilde heyecanına yenik düşerek çığlıklar attı. Sağ elinde toplanan büyü gücü, eldivenin üzerine dönüşüm büyüsü kullanabilmesi için kazınmış olan büyülü çembere girmeye başladı. Hâlâ şaşkın olsa da dönüşüm yapmaya çalıştı ve &nbsp;zeminin kolayca yükselmesine neden oldu.</p>



<p>“C-ciddi misin? Büyülü söz söylememe gerek yok mu? Prensip olarak büyülü canavarlar dışında büyüyü kimse doğrudan manipüle edemez&#8230; Büyülü canavarların etini yemek bana bu özel karakteristiği mi verdi?”</p>



<p>Tam üstüne basmıştı. Hajime, gerçekten de büyülü canavarların eşsiz karakteristiğini elde etmişti. Devamında, aynı şekilde 【Yıldırım Örtüsü】 becerisini kullanmak istemişti&nbsp;</p>



<p>“Pekâlâ… bunu nasıl yapmalıyım acaba? 【Yıldırım Örtüsü】&nbsp;elektrik akımıyla ilgili değil mi? Yoksa? İkiz-kuyruklu kurtların kuyruklarındakiyle…”</p>



<p>Ne kadar denerse denesin hiçbir değilim yoktu. Hissedilebilen büyülü gücün aksine herhangi bir ipucu olmadan Yıldırım Örtüsü’nü nasıl kullanacağı hakkında hiçbir fikri yoktu. “Mmmmm!” Bir inilti ile dönüşüm yapmak istediğinde net bir zihinsel imaja sahip olmanın önemini hatırladı. Eldivenindeki büyülü çemberin üzerine pek formül yazılmadığından dönüşüm sırasında işleyeceği nesneye net bir zihinsel görüntü aktarması gerekiyordu.</p>



<p>Hajime, statik elektriğin cızırdadığını hayal etti. Ardından sağ elinin uçlarından kırmızı elektrik kıvılcımları ortaya çıktı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://i2.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/12/IMG_20191203_230957-1.jpg?fit=667%2C1024" alt="" class="wp-image-3770"/></figure>



<p>“Oo~, işe yaradı… Görüyorum ki, hayal gücü büyülü canavarların özgün büyüsü için baya gerekli bir şeymiş. ”</p>



<p>Bundan sonra elektriği defalarca serbest bıraktı. Ancak İkiz-kuyruklu kurtlar gibi saldırılar gerçekleştirilemiyordu. Muhtemelen, adından da anlaşılabileceği gibi 【Yıldırım Örtüsü】 yalnızca vücut etrafında kullanılabilirdi. Hajime’nin denediği gibi iletilebilecek ölçüde bir beceri değildi. Akımı ve voltajı ayarlaması için hâlâ pratiğe ihtiyacı vardı.</p>



<p>Son olarak 【Demir Mide】&nbsp;temel anlamıyla alınabilirdi. Büyülü canavarların etini yemek, herkesin bağışlanma için yalvarmasına sebep olacak bir acıya maruz kalmasına sebep olurdu. Ancak zindanda yiyecek başka bir şey seçilemeyeceğinden acı ve açlık arasında bir seçim yapmak zorundaydı. Böylesine olağandışı seçimlerle karşı karşıya kalan Hajime, belki de yeni becerisinin bu sorunu çözmeye yardım edebileceğini umuyordu.</p>



<p>İkiz-kuyruklu kurtlardan biraz daha et çıkardıktan sonra onları pişirmek için Yıldırım Örtüsü’nü kullandı. Beklenildiği gibi açlığını giderdikten sonra artık çiğ yemek yemesine gerek kalmamıştı. Yoğun kokulara dayanmaya çalışırken etleri iyice pişirmişti.</p>



<p>Sonrasında kararını verdi ve yedi. On saniye… bir dakika… on dakika… hiçbir şey yaşanmadı. Hajime arka arkaya etleri pişirip yemişti fakat sonucunda şiddetli ağrılar çekmemişti. Hajime Demir Mide’nin etkisiyle mi, yoksa kendi iradesinden kaynaklandığını bilmiyordu ama her halükârda memnundu. Her ısırığında gelen cehennemin tadı nihayet gitmişti.</p>



<p>Kalbindeki memnuniyeti sağladıktan sonra Hajime geçici olarak üssüne dönmeye hazırlandı. Pençeli Ayı’ya karşı zafer kazanma şansını artırmak için yeni güçlerini bir süre boyunca güçlendirmek amacıyla çaba sarf etmesi gerekiyordu.</p>



<p>Etleri İkiz-kuyruklu Kurtların derilerinden ayırmak ilk seferkine kıyasla daha kolaydı. Eti taştan yapılmış kaplarda saklayan Hajime, dikkatli bir şekilde Tanrı Kristalinin bulunduğu üssüne doğru yola koyuldu.</p>



<p>～～～～～～～～～</p>



<p>Hajime’nin üsse geri dönmesinden ve dönüşümle diğer becerilerini geliştirmeye başlamasından bu yana birkaç gün geçmişti. Bütün becerileri güzelce gelişiyordu. Bunların arasında dönüşümde bir değişiklik olmuştu, bir türetme becerisi kazanmıştı. Bu 【Mineral Değerlendirme(Değer biçme)】 idi. Kraliyet başkentinde, krallığın emrindeki &nbsp;Sinerjistler arasında bile, sadece en yüksek rütbeye sahip olanlar bu yeteneğe sahipti. Tipik olarak değerlendirme tipi büyü, saldırı tipi büyü ile karşılaştırıldığında daha fazla büyülü formül gerektiriyordu. Kaçınılmaz olarak sadece yeterince büyük olan büyülü çembere sahip tesisler bunu gerçekleştirebiliyordu. Ancak bu beceriye sahip olan bir kişi için herhangi bir minerale temas ettiği sürece o minerali sadece basit bir büyülü söz ve büyülü çemberle analiz edebilrdi. Gizli bir yetenek değildi ancak uzun yıllar boyunca dönüşüm kullanılmanın ustalaştırılmasıyla elde edilebilecek eşsiz bir beceriydi.</p>



<p>Hajime derhal etrafındaki mineralleri iyice inceledi. Örneğin yeşil ışık taşı üzerinde 【Mineral Değerlendirme】&nbsp;kullanması, Statü Plakasının üzerinde yazıların dökülmesiyle sonuçlanırdı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/12/Screenshot_20191203_225144.jpg?fit=1024%2C183" alt="" class="wp-image-3759"/></figure>



<p>Bu son derece basit bir açıklamaydı ama bilgiyi tam anlamıyla takdir etti. Hajime merakla düşünürken yüzünde bir sırıtış ortaya çıktı. Etrafta gezip yararlı mineraller bulduktan sonra Hajime yaratacağı silah için vazgeçilmez bir mineral keşfetti. Silah yalnızca ortağı değil, aynı zamanda onun kozu olacaktı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://i1.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/12/Screenshot_20191203_225117.jpg?fit=1024%2C224" alt="" class="wp-image-3762"/></figure>



<p>Hajime açıklamayı gördüğünde aklından bin bir türlü eğlenceli şey geçti. Yanıcı Taş tıpkı Dünya’daki barut olarak adlandırılan madde ile aynı rolü paylaşmıyor muydu? Eğer durum buysa, dönüşüm becerisini kullanmadan saldırı gücünü nasıl en üst düzeye çıkarabileceğini keşfetmişti. Bu ona büyük bir heyecan vermişti. Silahını üretmek için muhtemelen çok büyük bir çaba ve deneme-yanılma gerekecekti. Bununla birlikte, nihayetinde bir saldırı aracı elde etmek için onu sayısız kez kurtarmış olan dönüşümü kullanabilmek, Hajime’yi inanılmaz derecede mutlu etti.</p>



<p>Böylece, ciddiyetle zamanını dönüşümden başka bir şeye harcamadı. Yemek yemeyi, uyumayı hatta binden fazla kez başarısız olduktan sonra Hajime sonunda yapmayı planladığı şeyi başarıyla tamamladı.</p>



<p>Ses hızının üzerindeki hızıyla en kısa mesafeden uçup ezici gücünü hedeflerini öldürmek için kullanan modern bir silah.</p>



<p>Bölgedeki en sert cevher kullanılarak –Taur Taşı- yaklaşık altı cm genişliğinde, altı yuvarlak döner kartuşlu, dikdörtgen namlulu bir silah. Mermiler de ayrıca sıkıştırılmış Yanıcı Taş tozundan ve Taur Taşından yapılmıştı. Başka bir deyişle, bu altıpatlar tipinde bir tabancaydı. Üstelik mermiler yalnızca yanıcı taşın patlayıcı gücüne sahip olmakla kalmıyor, ayrıca Hajime’nin eşsiz büyüsü 【Yıldırım Örtüsü】&nbsp;ile elektromanyetik bir itişle mini bir raylı top benzeri bir silaha dönüştürülmüştü. Maksimum gücü bir anti-materyal tüfeğinin on katıydı.</p>



<p>&nbsp;‘’Sanırım bundan sonra her zaman beraber olacağız. O zaman sana bir isim vermeliyim değil mi? Hmmm… Buldum! Bundan sonra sana Donner diyeceğim.’’</p>



<p>Her nasılsa Hajime partnerine bir isim verme ihtiyacı duydu.</p>



<p>“…Durum buysa, o canavar bile… kaçması… mümkün değil!”</p>



<p>Donner dışında gözlerinin önünde modern silahlara atıfta bulunan binlerce denemesinden geriye kalan silah parçalarına bakarken hafifçe güldü.</p>



<p>Genellikle ‘’Dönüşüm’’ becerisine sahip ‘’Sinerjist’’ gibi yaygın bir meslek sınıfının yapabileceği ustaca bir kılıç veya zırhtan daha fazlası olamazdı. Fakat şu anda kılıç ve büyü dünyasında geleneksel bir silahın doğduğu andı.</p>



<p>～～～～～～～～～</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://i1.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/12/Screenshot_20191203_225045.jpg?fit=1024%2C171" alt="" class="wp-image-3760"/></figure>



<hr class="wp-block-separator"/>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-4-3 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Umineko no naku koro ni opening full-Katayoku no Tori" width="980" height="735" src="https://www.youtube.com/embed/GTojZzKi9V8?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p><strong>Telafi etmeye çalışacağım&#8230; </strong></p>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-10/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 10: Donner</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-10/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>11</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3752</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 9: Ruhsal Çöküş</title>
		<link>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-9-ruhsal-cokus/</link>
					<comments>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-9-ruhsal-cokus/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcelightnovels]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Oct 2019 10:16:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arifutera Shokugyo]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel oku türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta shokugyo light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou manga]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou manga oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta web oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest web novel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkcelightnovels.com/?p=3399</guid>

					<description><![CDATA[<p>Damlar… Damlar… Yanağına damlayan ve ağzına akan suyun verdiği hissi algılayan Hajime, yavaş yavaş kendine geldi. Hayatta kalmasının imkansız olduğunu düşünürken yavaşça gözlerini açtı. (… Ben hayattayım?&#8230; Kurtuldum mu?) Şüpheyle ayağa kalkarken kafasını deliğin alçak tavanına çarptı. “Ah!?” Anca&#160;şimdi&#160;açtığı deliğin yaklaşık 50 cm yüksekliğinde olduğunu hatırlayabildi. Hajime tavana doğru elini kaldırdı, yüksekliği artırmak için dönüşüm...</p>
<div class="c-read-more"><a class="c-read-more-link" href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-9-ruhsal-cokus/">Continue Reading</a> &#8594;</div>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-9-ruhsal-cokus/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 9: Ruhsal Çöküş</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Damlar… </p>



<p>Damlar…</p>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/hajime1.jpg?ssl=1" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/hajime1.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="Arifureta Shokugyō Hajime " class="wp-image-3408"/></a></figure>



<p>Yanağına damlayan ve ağzına akan suyun verdiği hissi algılayan Hajime, yavaş yavaş kendine geldi. Hayatta kalmasının imkansız olduğunu düşünürken yavaşça gözlerini açtı.</p>



<p><em>(… Ben hayattayım?&#8230; Kurtuldum mu?)</em><em></em></p>



<p>Şüpheyle ayağa kalkarken kafasını deliğin alçak tavanına çarptı.</p>



<p>“Ah!?”</p>



<p>Anca&nbsp;şimdi&nbsp;açtığı deliğin yaklaşık 50 cm yüksekliğinde olduğunu hatırlayabildi. Hajime tavana doğru elini kaldırdı, yüksekliği artırmak için dönüşüm becerisini kullanmayı planlıyorken&nbsp;fark ettiği tek şey,&nbsp;görüş&nbsp;açısına&nbsp;giren kesik sol koluydu.</p>



<p>Hajime biraz&nbsp;afalladı, kısa bir süre sonra da sol kolunu nasıl kaybettiğini hatırladı. O anda var&nbsp;olmayan kolunda dayanılmaz bir acı hissetti. Ama bu sadece bir halüsinasyondu&#8230;</p>



<p>&nbsp;Hajime kederli bir şekilde kafasını eğdi ve sağ eliyle sol koluna bastırdı. Her nasılsa kolunun kesildiği yerdeki yaranın üzerinde herhangi bir et parçası ya da kan olmadığını fark etti, aksine çoktan iyileşmişti.</p>



<p>“N-neden? …Çok fazla kanıyordu… İyileşmiş olması imkansız…”</p>



<p>Karanlıkta görülemese de Hajime şu anda bir kan denizinde olduğuna emindi. Bu kadar fazla kan kaybeden herkes normalde ölürdü. Etrafını yoklamak için sağ elini kullanırken kayganlık hissi ona kanın henüz kurumadığını gösterdi.</p>



<p>Henüz kurumayan kanın ona ait olduğundan emin oldu. Bu kan, aynı zamanda uzun süredir burada baygın yatmadığının kanıtıydı.</p>



<p>&nbsp;Hajime yarasının nasıl iyileştiği hakkında düşünürken yanağına başka bir su damlası damladı ve&nbsp;ardından&nbsp;ağzına aktı. </p>



<p>Ağzına girdiği anda gücünün hafifçe yerine geldiğini fark etti.</p>



<p>“…Mümkün değil… yoksa bu muydu?”</p>



<p>Hajime fantom&nbsp;acıya katlanırken sağ elini suyun damladığı yere doğru kaldırdı ve dönüşüm becerisini kullandı. Kararsız bir şekilde dönüşümünü&nbsp;yaptı ve daha da derine ilerletti. Beklenmeyen bir olay oldu, görünüşe göre kayaların arasından sızan sıvı büyü gücünü bile yenileyebiliyordu çünkü Hajime ne kadar dönüşüm yaparsa yapsın büyü gücü tükenmiyordu. </p>



<p>Hajime dinlenmedi,- su kaynağını bulmak için dönüşüm yapmaya devam ederken çok terliyordu. Çok geçmeden gizemli sıvının akış hızında önemli bir artış oldu, damlacıklar sonunda çeşmeden akar gibi akmaya başlamıştı. Hajime daha da ilerleyerek suyun kaynağına ulaştı.</p>



<p>“Bu… bu da ne…”</p>



<p>Mavimsi beyaz bir ışık yayan basketbol topu büyüklüğünde bir kristal gördü. Kristal kendisini çevreleyen kayaların arasına gömülüydü ve tabanından su damlıyordu. Gizemli ama büyüleyici bir kristaldi.</p>



<p>&nbsp;Akuamarinden daha koyu bir parlaklık yaydığını söylemek en doğru ifade olurdu. Hajime anında acısını unutup büyülenmişti.</p>



<p>Kristale doğru uzandı ve ağzını doğrudan üzerine koydu, bunu yapmasının nedeni bağımlılık veya çekiciliğinden dolayı olabilirdi. </p>



<p>Vücudundaki donuk acı ve zihnindeki belirsizlikten arındı, yorgunluğu bile kaybolmuştu. Tahmin edilebileceği gibi Hajime’nin hayatta kalmasının arkasındaki sebep kristalden çıkan sıvının etkisiydi. </p>



<p>Sıvı iyileştirici özelliklere sahip gibiydi. fantom&nbsp;ağrı dışında diğer tüm acılar göz açıp kapayıncaya kadar iyileşmişti.</p>



<p>Hajime’nin bilmediği şey bu kristalin tarihte 【Tanrı Kristali】 olarak bilinen ve ‘’efsanevi bir mineral olarak tanınan’’ hazine olmasıydı. </p>



<p>Tanrı Kristalleri dünyada tesadüfen biriken büyü gücünün akışından oluşurdu, daha basite indirgemek gerekirse büyü gücünün kendisini kristalleştirmesiydi.</p>



<p>&nbsp;Kristalleşmesinden sonra çapı 30 ila 40cm arasında değişirdi, sonrasında ise büyülü güç,&nbsp;doygunluğa ulaşır ve sıvı halde taşmaya başlardı. Fakat bunun için bir yüz yıl daha gerekirdi. Bu sıvı 【Kutsal Su】 olarak adlandırılır onu içmenin her türlü yaralanmayı ve hastalığı iyileştireceği söylenirdi. </p>



<p>Kayıp vücut kısımlarını yeniden oluşturma yeteneğine sahip olmasa da sürekli içmenin sonsuz yaşam vereceği söylentiler arasındaydı. Gerçekten <em>ölümsüzlük ilacı </em>olarak adlandırılabilirdi. Ehit’in insanları iyileştirmek için kutsal suyu kullandığını söyleyen birçok antik hikaye de yaygın olarak biliniyordu.</p>



<p>Bu ölümcül uçurumdan geri dönmenin imkansız olduğunu şahsen tecrübe eden Hajime, vücudunu duvara yaslamak için bıkkınlıkla sürükledi. </p>



<p>Kan denizinde sürünürken kıyafetleri yapış yapış oldu. Dizlerine sarılıp yüzünü içine gömerken ölüm korkusu onu sardı ve tüm vücudunun titremesine neden oldu. Hem kalbi hem de bedeni tamamıyla&nbsp;tükenmişti, artık kaçacak hiçbir enerjisi yoktu.</p>



<p>Şu anda ona yönelen şey düşmanlık veya kötülük değil de bir yardım eli olursa hâlâ kendini geri kazanabilme şansı olurdu. Birisinin onu çaresiz görmesini ve yardım etmesini istiyordu. </p>



<p>Ancak Pençeli Ayının onu bu şekilde görmesi söz konusu bile değildi, avcı gözleriyle onu sadece bir yemek olarak görüyordu. Zaten besin zincirinin tepesindeydi, insanları tehdit olarak görmüyordu. <br>O bakışları ile kolunu yemiş olması gerçeğiyle birleşince Hajime’nin ruhu&nbsp;paramparça oldu ve cesareti kırıldı.</p>



<p><em>(Biri… beni kurtarsın…)</em><em></em></p>



<p>Burada, uçurumun dibinde, Hajime’nin sözleri asla kimseye ulaşmadı… </p>



<p>Bir süre sonra Hajime zemine doğru yan yattı ve fetüs pozisyonundaki gibi kıvrıldı.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>Hajime’nin çöküşünden bu yana dört gün geçti.</p>



<p>Bunca zaman boyunca Hajime hayatta kalabilmek için kendini zorlayarak kutsal suyun damlayan akıntısından içmişti. Ancak kutsal su içmenin&nbsp;de bir sınırı vardı, hayatta kalmasına kalıyordu fakat açlığını dindirmiyordu. </p>



<p>Ölmesi olası değildi ama Hajime şuan açlıktan kıvranıyor,&nbsp;kayıp sol kolundaki fantom ağrı yüzünden acı çekiyordu.</p>



<p><em>(Nasıl bu hâle düştüm?)</em></p>



<p>Bu soru geçen birkaç gün boyunca aklından sayısız kez geçti. Kutsal suyu içmek için uğraşı, fantom ağrısı ve açlığından dolayı uyuyamaması..&nbsp;ancak&nbsp;farklı&nbsp;bir sorunu&nbsp;vardı.</p>



<p>&nbsp;Her iyileştikten sonra yeni bir ağrı ve açlık hissi yaşıyordu. Tekrar ve tekrar kendini uyumaya zorluyor, uykuya dalıyor ya da bilincini yitiriyordu. Fakat açlık ve ağrı yüzünden uyanıyor, sonrasında gerçeklikten kaçmak için tekrardan kutsal sudan içiyordu. Vücudu ıstırap içinde çıkmaza girmişti. Kaç kez uykusu ve uyanışı arasında yinelenme olmuştu?</p>



<p>Farkına varmadan Hajime kutsal suyu içmeyi bırakmıştı. Bilinçsiz bir şekilde acılarını sonlandırmanın en kolay yolunu seçmişti.</p>



<p><em>(Bu şekilde acı çekmeye devam etmek zorunda kalırsam… O zaman ben…)</em><em></em></p>



<p>En içten&nbsp;düşünceleri, bilinci,&nbsp;tekrardan karanlığa teslim olduğu için mırıldandı.</p>



<p>Üç gün daha geçmişti ve bir zamanlar bastırmayı başardığı açlığı yeniden boy gösterdi. Fantom ağrı durmaksızın ona işkence ediyor, ruhunu emiyordu. Dayanılmaz acı hissi tıpkı birisi yarasına&nbsp;tuz&nbsp;basıyormuş gibiydi.</p>



<p><em>(Neden… henüz ölmedim… Ah, daha hızlı, daha hızlı… ölmek istemiyorum, ölmek istiyorum, ölmek istemiyorum, ölmek istiyorum, ölmek istemiyorum, ölmek istiyorum, ölmek istemiyorum…)</em><em></em></p>



<p>Çelişkili ölmek ve yaşama arzusu ile parçalara ayrılan Hajime artık net bir şekilde düşünemiyor, çılgınca mırıldanıyordu.</p>



<p>Üç gün daha geçti. En son içtiği kutsal suyun etkileri çoktan geçmişti. Hiç su içmemiş, hiçbir şey yememişti. Muhtemelen iki gün sonra dayanamayacaktı.</p>



<p>Ancak kısa bir süre önce, sekizinci günde, Hajime’nin aklı değişimlere uğramaya başlamıştı. Ölmek ile yaşamak arasında gidip gelen düşünceleri arasında, bu işkencenin&nbsp;bir an evvel&nbsp;son bulması ön plana çıkıyordu. Taşların arasından çıkan o suyun, tüm bu içine düştüğü acı ve korkunun sebebi olduğunu düşünüyordu ve bu Hajime’nin tüm benliğini sarsıyordu.</p>



<p><em>(Neden acı çekmek zorundayım… bunları hak edecek ne yaptım…)</em><em></em></p>



<p><em>(Neden böyle bir iyileştirme aldım… ne sebeple…)</em><em></em></p>



<p><em>(Tanrı beni buraya hapsetti…)</em></p>



<p><em>(Sınıf arkadaşım bana ihanet etti…)</em><em></em></p>



<p><em>(Bir tavşan </em><em>beni küçümsedi</em><em>…)</em><em></em></p>



<p><em>(Ayı kolumu yedi…)</em><em></em></p>



<p><em>(Bana verilen söz tutulmadı…)</em><em></em></p>



<p>Hajime’nin düşünceleri giderek daha da karardı. Beyaz tuval üzerine mürekkep damlaması gibi,&nbsp;bir zamanlar saf olan Hajime de lekelenmişti. </p>



<p>Bu kimin suçuydu? Bütün bu mantıksız olayları yaşamaya onu kim zorladı? Kim? Ona zarar veren kimdi… bilinçsizce bir düşman arıyordu. Yoğun acı ve açlığın yanı sıra onu kuşatan karanlık Hajime’nin ruhunu yıpratarak &nbsp;bu karanlık duyguları daha da hızlandırdı.</p>



<p><em>(Neden kimse yardıma gelmedi…)</em><em></em></p>



<p><em>(Kimse yardımcı olmazsa o zaman ne ya</em><em>pacağ</em><em>ım?)</em><em></em></p>



<p><em>&nbsp;(Açlığımı dindirmek için ne yapmalıyım… lanet olsun…)</em><em></em></p>



<p><em>(Bu acının kaybolması için ne yapmalıyım?)</em><em></em></p>



<p><strong>9. Gün</strong><strong></strong></p>



<p>Hajime bilinçsizce şu anki durumu çözmenin yolunu aradı. Çaresizce yoğun acıdan kurtulmak isteyen Hajime, öfke ve nefret gibi tüm gereksiz duygularını görmezden gelmeye başladı. Şu anda bu duygulara kapılmanın sırası değildi. Yaşadığı acı kalbinin kararmasıyla bir miktar bile azalmıyordu.</p>



<p>&nbsp;Bu anlamsız durumdan kurtulmak için gereksiz duygulardan arınması gerekiyordu.</p>



<p><em>(Ben ne istiyorum?)</em><em></em></p>



<p><em>(Ben… ‘’yaşamak’’ istiyorum.)</em><em></em></p>



<p><em>(Bunu kim engelliyor?)</em><em></em></p>



<p><em>(Düşman yoluma çıkıyor.)</em><em></em></p>



<p><em>(Düşman kim?)</em><em></em></p>



<p><em>(Yoluma çıkanlar ve beni bu anlamsız duruma sokanlar.)</em><em></em></p>



<p><em>(Ama ne yapmalıyım?)</em><em></em></p>



<p><em>(Ben</em><em>&#8230;</em><em>, Ben…)</em><em></em></p>



<p><strong>10. Gün</strong><strong></strong></p>



<p>Hajime’nin aklında artık öfke veya nefret yoktu. Anlamsız Tanrı, sınıf arkadaşının ihaneti, canavarların düşmanlığı… onu koruyacağını söylediği zaman yüzünde gülümseme oluşan kişi… artık bunların hiçbiri önemli değildi. </p>



<p>Yaşamak için, hayatta&nbsp;kalmak&nbsp;için diğer her şey önemsizdi&nbsp;artık.</p>



<p>&nbsp;Düşüncelerini sağlamlaştırmak için bir çözüm buldu. Kırılmaz, keskin ve güçlü,&nbsp;var olan her şeyi parçalayan bir kılıç gibi olacaktı. Diğer bir deyişle…</p>



<p><em>(<strong>ÖLDÜRMEK!</strong>)</em></p>



<p>Düşmanlık, kin veya kötülük için değil. Hayatta kalmak için saf niyetle öldürmek. </p>



<p><em><strong>(HAYATTA KALMAMI TEHDİT EDEN HERKES DÜŞMANIMDIR VE BEN DÜŞMANLARIMI&#8230;) </strong></em></p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/hajime2.jpg?ssl=1"><img data-recalc-dims="1" height="450" width="600" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/hajime2-600x450.jpg?resize=600%2C450&#038;ssl=1" alt="Arifureta Shokugyo Hajime " class="wp-image-3409"/></a></figure></div>



<p><em><strong>(ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM! ÖLDÜRECEĞİM,&nbsp;)</strong></em></p>



<p><em>Bu açlıktan kurtulmak için,</em><em></em></p>



<p><em>(<strong>ÖLDÜRÜP YİYECEĞİM!</strong></em><strong>) </strong></p>



<p>Karşılaştığı problemleri, dürüst ve nazik yollarla çözüme kavuşturan, Kaori’nin güçlü olduğunu söylediği Nagumo Hajime, artık&nbsp;tamamen değişmiş, farklı biri olmuştu.</p>



<p>Ve hayatta kalmak için tüm engelleri acımasızca ortadan kaldıracak olan yeni bir Nagumo Hajime doğdu. <br></p>



<p>Parçalara bölünmüş zihni tekrardan bir araya gelmeye başladı ancak tam olarak bir araya gelme değildi bu, yara izleriyle dolu bir şekilde onarılmıştı. &nbsp;Acı ve çaresizlikle eritilen uçurumun karanlığında zihni içgüdüsel olarak her zamankinden daha&nbsp;da güçlüydü.</p>



<p>Hajime, tamamen zayıf düşmüş olan vücudunu hareket ettirmek için çabaladı, geçen birkaç gün boyunca biriken kutsal suyu bir köpek gibi içti. Açlık ve fantom ağrısını tedavi edemese de vücuduna canlılığını&nbsp;geri getirmişti.</p>



<p>Hajime kıvılcım gibi parlayan gözleriyle ıslak ağzını kabaca sildi ve köpek dişlerini açığa çıkararak yüzünde korkusuz bir gülümseme ortaya çıkardı. Ani değişimin kusursuz bir göstergesiydi. Hajime ayağa kalktı, dönüşüm yaparken bir kez daha mırıldandı.</p>



<p>“<strong>ÖLDÜRECEĞİM</strong>…”</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>Labirent içindeki bir bölge de, bir ikiz-kuyruklu kurt sürüsü vardı. İkiz-kuyruklu kurtlar dört ila altı üyeyle sürü oluştururlardı. Bunun sebebi bireysel olarak bu seviyedeki en güçsüz canavar olmalarıydı, bu yüzden sürüler halinde çalışarak birbirlerine destek olmak zorundaydılar. Bu ikiz-kuyruklu kurt sürüsü de istisna değildi, dört tane üyesi bulunuyordu.</p>



<p>Çevrelerine karşı temkinli ve kaya duvarları siper olarak kullanarak kendilerine iyi bir avlanma yeri arıyorlardı. İkiz-kuyruklu Kurtlar için temel avlanma metodu pusuydu. Bir süre gezindikten sonra ikiz-kuyruklu kurtlar iyi bir avlanma yeri buldular ve her biri farklı kaya duvarlarının gölgesinin ardına saklandı. Sonrası ise avı beklemekti. İçlerinden biri varlığını gizlemek için kaya ve duvar arasına kaydı, avın gelmesini beklerken aniden huzursuzlandı.</p>



<p>İkiz-kuyruklu kurtların hayatta kalabilmesi için iş birliği gerekli olduğundan kendilerine özgü iletişim biçimleri vardı. Etkin bir şekilde iletişim kuramıyorlardı, &nbsp;fakat en azından konumlarından bağımsız olarak birbirlerinin niyetlerini anlayabiliyorlardı</p>



<p>Bir şeylerin ters gittiğini hissediyordu, dört kişilik bir sürü olmaları gerekiyordu ama sadece kendisiyle birlikte üçü kişinin varlığını hissediyordu. Duvarın karşısında bekliyor olması gereken kurt bir anda ortadan kaybolmuştu.</p>



<p>Neler oluyor&#8230;? Bu tür bir kuşkuya sarılmaya devam eden kurt tam çömelmiş olan vücudunu kaldırmak üzereyken diğer bir kurdun çığlığını duydu. İlk kurdun kaybolduğu duvar tarafında diğer kurt hüsrana uğramış gibiydi, bir şeye yakalanmış gibiydi ve kurtulmaya çalışıyordu fakat kurtulamıyordu. Geriye kalan ikisi ona yardım etmek üzereyken ikinci kurdun varlığı da kayboldu.</p>



<p>Kafaları karışmıştı ve duvarın diğer tarafını kontrol etmek için acele etmişlerdi fakat hiçbir şey bulamamışlardı. Kalan iki kurt şaşkınlığa uğradı ve burunlarını kaybolan kurtların daha önce tam olarak nerede saklandıklarını ortaya çıkarmak için kullanmaya başladılar. O anda zemin aniden çöktü ve duvar sanki onları yutmak istiyormuş gibi üzerlerine çullandı. </p>



<p>Aniden kaçmak için zıpladılar ama zıpladıkları yere indiklerinde iki kurdun da ayağı yere saplandı ve hareket edemediler. Zemini parçalayıp kaçmak onlar için çocuk oyuncağı olacaktı ancak ilk kez yakalandıkları gibi daha önce hiç görmedikleri anormal olaylar karşısında kalmalarından dolayı şaşırdılar. Saldırganlık arzusuyla ele geçirilen kurtların verdiği şans ile, bir anlık kaosa sebep oldu.</p>



<p>“Guruua!?”</p>



<p>Kurtların çığlıkları duvar tarafından yutuldu ve geriye hiçbir şey kalmadı.</p>



<p>İkiz-kuyruklu kurt sürüsünü yakalayan kişi tabii ki de Hajime’ydi. Misilleme yapmaya karar verdiği günden beri Hajime açlığını ve fantom ağrısını bastırmaya çalışıyordu. Hayatta kalmak için kutsal su içerken defalarca kez tükenmeyen büyü gücüyle dönüşüm büyüsünü geliştiriyordu. Daha hızlı, daha kusursuz ve daha kapsamlı&#8230;</p>



<p>&nbsp;Dışarı çıksaydı hemen ölürdü, eğitim sahası olan Tanrı Kristali’nin bulunduğu küçük delikte silahını yavaş yavaş geliştirdi. Söylemeye gerek bile yok, silahı tabii ki de dönüşümdü.</p>



<p>Burada gizlenmesi demek, rastgele gelen acılara katlanması anlamına geliyordu.</p>



<p>&nbsp;Hajime bu açlığa ve fantom ağrıya direnmek için sonuna kadar konsantre olmak zorundaydı. Eğitiminin sonucu olarak hızı ve hassasiyeti şimdi birkaç kat daha yüksekti ve dönüşüm menzilini üç metreye çıkartmıştı. Ancak toprak büyüsü gibi bir saldırı gücü her zaman olduğu gibi yeterli değildi.</p>



<p>Kutsal suyu depolamak için işlenmiş küçük taş kapları kullanan Hajime, labirenti keşfederken kaybolmamak için dönüşüm büyüsüyle ardında iz bırakarak ilerliyordu. </p>



<p>Tam o sırada da ikiz-kuyruklu kurt sürüsüyle karşılaşmıştı. İkiz-kuyruklu kurt sürüsünü takip ederken neredeyse yakalandığı birkaç an vardı fakat her seferinde dönüşüm büyüsünü kullanarak duvarların arkasına saklanıyordu. Dört kurdun pusu için ayrıldıkları zamanı kollayan Hajime, duvarı dönüştürdü ve bu sayede tuzağı başarıyla kuruldu.</p>



<p>“Ne, hâlâ hayatta mısınız? Yani, bu dönüşüm becerimin sıfır öldürme gücüne sahip. Demek ki dönüştürdüğüm taş kazıklar bile bu seviyedeki canavarları öldürmek için yeterli değil.’’</p>



<p>Hajime ışıltılı gözlerle küçük deliğe ayaklarıyla şöyle bir göz gezdirdi. İkiz-kuyruklu kurtlar tam anlamıyla ‘’duvarın içinde’’ idiler, her tarafları kayalarla çevriliydi. Zar zor hareket edebiliyorlar, öfkelerini alçak bir inlemeyle gösterebiliyorlardı.</p>



<p>Aslında büyülü canavarların ayaklarının yakınını dönüştürerek taş kazıklarla onlara saldırmayı denemişti fakat taş kazık gücü ve hızı onları delmek için kesinlikle eksikti, pratik kullanım için yeterince verimli değildi. </p>



<p>Ancak, toprak büyüsünün doğası buydu. Dönüşüm büyüsü, pür bir büyü türüydü. Böyle bir büyüde, öldürme gücünün olması mantıksızdı.&nbsp;Onlara karşı koyabilmesi bile, onun elinden gelen en iyi savunmaydı.</p>



<p>“Onları bu şekilde boğmak iyi hoş… ama daha fazla bekleyemeyeceğim.”</p>



<p>Hajime&#8217;nin yüzünde hınzır bir gülüş vardı, Bakışları değişmişti, avını gören yırtıcı hayvanlara benziyordu.<br><br>&nbsp;Sağ elini duvara bastırdı ve dönüşüm büyüsünü kullanmaya başladı. Kayaları keserek ve net bir zihinsel imaja odaklanarak yavaş yavaş çalışmaya devam etti. Sonunda tamamladı ve ortaya çıkardığı ürün spiral bir mızraktı ama ek parçalar ekleyerek mızrağı daha da geliştirdi ve tekerleğe benzer bir şeyi mızrağın ucuna tutturdu.</p>



<p>“İşte başlıyorum~ Hop al bakayım mızrağı içine!”</p>



<p>Hajime, mızrağı yer altına sıkışmış ikiz-kuyruklu kurtlara sapladı. Ancak mızrak ucu kurtların sert ciltleri ve kürkleri tarafından engellendi.</p>



<p>“Beklendiği gibi. Delip geçemedi.”</p>



<p>Neden bir bıçak ya da kılıç kullanmıyordu. Temel olarak büyülü canavarlar ne kadar güçlüyse yapacağı iş o kadar zor olacaktı. Elbette farklı türlerin benzersiz özelliklerine bağlı olarak birçok istisna da vardı. <br></p>



<p>Yetersizliğini telafi etmek için kendini çalışmaya ve öğrenmeye vermişti. Sıradan bıçak ve kılıçların bu seviyedeki büyülü canavarlara karşı işe yaramayacağını çoktan tahmin edebiliyordu.</p>



<p>Bu yüzden Hajime, mızrağın ucuna tutturduğu tekerleğin kolunu çevirdi. Spiral mızrak ucu daire çizerek dönmeye başladı. &nbsp;Evet, her şeyi hesaba katmıştı. Bu, büyülü canavarların sert derisini delip geçmek için yapılmış olan bir matkaptı. </p>



<p>Vücudunun ağırlığını üzerine koyarken çaresizce kolu çeviriyordu. Mızrak ucu azar azar ikiz-kuyruklu kurdun derisini delmeye başladı.</p>



<p>“Guruaaa!?”</p>



<p>İkiz-kuyruklu kurt feryat ediyordu.</p>



<p>“Acı veriyor mu? Yoksa özür dilememi mi istiyorsun? Bunu hayatta kalmak için yapıyorum. Elinizde olsa siz de beni yemez miydiniz? Aynıyız işte.”</p>



<p>Bunu söyledikten sonra vücut ağırlığını daha fazla koyup matkabı daha da derine soktu. İkiz-kuyruklu kurt kendini hareket etmeye zorlasa da en ufak bir boşluk olmayacak şekilde kayanın içine gömülmüştü.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://i2.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/cnvr.jpg?fit=721%2C1024" alt="Arifureta Shokugyō volume 1" class="wp-image-3414"/></figure>



<p>Sonunda matkap ikiz-kuyruklu kurdun sert derisinden içeri girerek acımasızca karnını parçaladı. İkiz-kuyruklu kurttan bir ölüm sancısı duyuldu, bir süre ses çıkarmayı sürdürdü ve aniden son bir spazmla hareket etmeyi kesti.</p>



<p>“Ve yemek servis için hazır!”</p>



<p>Diğer üç kurdu da aynı yöntemi kullanarak öldürürken nefretle gülümseyen Hajime, ikiz-kuyruklu kurtların cesetlerini almak için dönüşüm kullandı ve sonrasında tek eliyle kürklerini soydu.</p>



<p>Çok açtı, iştahlı bir şekilde yemeye başladı.</p>



<p style="text-align:center">Bir Önceki Bölümü Okumak İçin Tıklayın <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-8-caresizlik/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 8: Çaresizlik</a></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="アニメ「刻刻」OP / 主題歌「Flashback / MIYAVI vs KenKen」TVver." width="980" height="551" src="https://www.youtube.com/embed/fhBA6ynorvc?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p style="text-align:center"><em>Hastayım</em>.</p>



<p></p>



<h3 class="wp-block-heading" style="text-align:center"><strong>Cumhuriyetimizin 96. Yılı Kutlu Olsun!</strong></h3>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-9-ruhsal-cokus/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 9: Ruhsal Çöküş</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-9-ruhsal-cokus/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3399</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 8: Çaresizlik</title>
		<link>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-8-caresizlik/</link>
					<comments>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-8-caresizlik/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcelightnovels]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Oct 2019 19:56:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arifutera Shokugyo]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta 8. Bölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta shokugyo light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou manga]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou manga oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta web oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime Nagumo]]></category>
		<category><![CDATA[İsekai]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Nagumo]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novels]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçelightnovels]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkcelightnovels.com/?p=2873</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akan suyun sesi etrafı doldurmuştu.&#160;Soğuk bir esinti Hajime’nin yanağına sürtündü, vücudu içine kadar işleyen soğuk yüzünden titredi. Yüzü zonkluyor, beline sanki rüzgar esiyor gibiydi. Hajime kendine gelirken inledi. Acıyı sadece kafasında değil tüm vücudunda hissediyordu. Hajime kaşlarını çattı ve iki koluyla üst vücudunu destekleyerek doğrulmaya çalıştı. “Ow~ Vücudum… her yerim ağrıyor…*etrafa bakar* Burası&#8230; neresi? Neredeyim...</p>
<div class="c-read-more"><a class="c-read-more-link" href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-8-caresizlik/">Continue Reading</a> &#8594;</div>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-8-caresizlik/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 8: Çaresizlik</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Akan suyun sesi etrafı doldurmuştu.&nbsp;Soğuk bir esinti Hajime’nin yanağına sürtündü, vücudu içine kadar işleyen soğuk yüzünden titredi. Yüzü zonkluyor, beline sanki rüzgar esiyor gibiydi. Hajime kendine gelirken inledi.</p>



<p>Acıyı sadece kafasında değil tüm vücudunda hissediyordu. Hajime kaşlarını çattı ve iki koluyla üst vücudunu destekleyerek doğrulmaya çalıştı.</p>



<p>“Ow~ Vücudum… her yerim ağrıyor…*etrafa bakar* Burası&#8230; neresi? Neredeyim ben?”</p>



<p>Elini allak bullak olan kafasına koydu, ne olduğunu hatırlamaya çalışırken etrafı inceliyordu. Etrafı loştu ama yeşil ışık taşlarının sayesinde etrafını görebiliyordu. Hajime’nin gözlerinin önünde 5 metre genişliğinde bir yeraltı nehri vardı. Alt gövdesi nehrin içinde, üst gövdesi ise nehir kıyısındaki çıkıntılı kayaların arasındaydı. </p>



<p>“Doğru ya… köprü… yıkılmıştı&#8230;”</p>



<p>Sarhoş aklı sonunda yaşanan olayları hatırlamayı başardı. Böyle bir düşüşten sonra hâlâ hayatta olmasının tek sebebinin şans eseri olduğunu fark etti. Ayrıca düşüşü esnasında uçurum duvarı boyunca delikler görmüştü, dahası bu deliklerden zaman zaman su fışkırıyordu. Bu delikler bir dizi gayzere benziyordu. Hajime bu su jetine benzer gayzerlerin onu kaç defa duvardan duvara vurup yere indirdiğini bilmiyordu. Sonunda su kaydırağı benzeri bir yere düşmüş ve buraya kadar sürüklenmişti. Yaşıyor olması inanılmaz bir mucizeydi. Fakat tünele girdiğinde kafasını vurmuş ve bilincini kaybetmişti. Şimdi de her yeri deli gibi ağrıyordu.</p>



<p>“Her halükarda hâlâ hayattayım… Hapşu! Argh… Kaburgalarım ağrıyor ve ç-çok soğuk. İ-i-ilk olarak buradan çık-çıkmalıyım yoksa hiç iyi olmayacak.”</p>



<p>Bunca zamandır buz gibi yeraltı nehrinin içindeydi, bu yüzden soğuktan donuyordu ve çenesi zangır zangır titriyordu. Bu gidişle hipotermi olma ihtimali yüksekti, buna karşın kendisini bitkin haliyle nehirden zar zor çıkardı ve kontrolsüzce ıslak giysilerini kurutmak için soyundu. Sadece iç çamaşırlarıyla kaldı ve diğer giysilerinin suyunu sıktı. Sonrasında 【Dönüşüm】becerisini kullanarak yere bir büyülü çember kazımaya başladı. </p>



<p>“Uuu… buz gibi, bu şekilde odaklanmak çok zor.”</p>



<p>【Kıvılcım】 büyüsünü kullanmak istiyordu&nbsp;. Bu çocukların bile yapabileceği 10 cm’lik büyülü çembere ihtiyaç duyan bir büyüydü. Ancak Hajime’nin yanında büyülü taşların olmasını bırakın büyü uzmanlığı neredeyse sıfırdı. Bu yüzden büyüyü yapmanın tek yolu, büyük miktarda karmaşık büyülü formülle bir metreden daha büyük bir büyülü çember çizmekti.Yaklaşık on dakika sonra büyülü çemberi tamamladı ve büyü gücünü çembere boşaltarak büyüyü söylemeye başladı.</p>



<p>“Ateşi arıyorum,ışığın gücü, kendini ortaya çıkar, 【Kıvılcım】&nbsp;…Uuu~ Bu kadar küçük bir ateş yakmak için neden böylesine abartılı büyülü sözler söylemek gerekiyor~ Çok utanç ve- HAPŞUU~ Ahhh~”</p>



<p>İç çekişleri son zamanlarda alışkanlık haline gelmişti, uçuruma düşmeden önce de iç çekiyordu. Tabii ki yaşadığı şartlar altında bunu yapması doğaldı. Bu arada giysilerini kuruması için yumruk büyüklüğündeki ateşin yanına koymuştu. Hızlıca kuruması için dualar ediyordu. </p>



<p>“Nerede olduğumu merak ediyorum… Derinlere düştüğüm kesin… Acaba geri dönebilir miyim ki?”</p>



<p>Ateşin yanında ısınırken yavaşça sakinleşti ama kalbi endişeyle dolmaya başladı. Gözyaşları gözlerinin kenarında oluştu, ağlayacağını hissediyordu. Şimdi ağlamaya başlarsa toparlanamayacağını fark etti ve gözyaşlarını koluyla silerek yanaklarını tokatladı.</p>



<p>“Hiçbir şey yapmadan öylece duramam, yüzeye dönmem gerek. Korkacak bir şey yok, her şey yoluna girecek.”[Ç.N: （・―・）] </p>



<p>Hajime’nin yüzü ateşe bakarken kendisini cesaretlendirdikten sonra kararlı bir hâle büründü.</p>



<hr class="wp-block-separator has-text-color has-background has-blue-background-color has-blue-color"/>



<p>Yirmi dakika kadar ısındıktan sonra kıyafetleri tamamen kurudu, sonrasında tekrardan giyindi ve yola koyuldu. Hajime kaçıncı kata düştüğünü bilmiyordu ama emin olduğu tek şey hâlâ zindanın içinde olduğuydu. Etrafta gizlenen büyülü canavarları görmek garip olmazdı. Hajime ilerde bir geçit gördü ve içeri çok, çok, çok dikkatli girdi.</p>



<p>Girdiği geçit daha çok bir mağara gibiydi. Alçak kare bir geçitten ziyade, geçidin farklı yerlerinden çıkan çıkıntılı kaya ve duvarlar vardı ve yol karmaşık bir şekilde kıvrılarak ilerliyordu. 20. kattaki son odaya benziyordu.Ancak boyutu karşılaştırılamazdı bile. Karmaşık geçit engellerle dolu olsa bile, yine de yaklaşık yirmi metre çapındaydı. Daha dar yerler bile on metre çapındaydı, bu yüzden oldukça büyüktü. Yürümek için uygun bir yol değildi ancak çok fazla saklanma yeri vardı. Hajime gizlice kayadan kayaya ilerleyerek yol alıyordu.</p>



<p>Hatrı sayılır bir mesafe katettikten sonra yorulmaya başladı. Nasıl ki bir mola vermeye karar verdiği anda nihayet yoldaki ilk çatala ulaştı. Devasa bir kavşaktı. Hajime bir kayanın arkasına saklanmış, hangi yoldan gitmesi gerektiğine karar vermeye çalışıyordu.</p>



<p>Fakat bunu düşündüğü anda göz ucuyla hareket eden bir şey gördü ve panikleyerek tamamen kayanın arkasına saklandı. Durumu gözlemlemek için başını çıkaran Hajime, dümdüz yolda ilerleyen bir tüy yumağı gördü.</p>



<figure class="wp-block-gallery columns-1 is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/screenshot_20191020_115636.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" data-id="2877" data-link="https://turkcelightnovels.com/screenshot_20191020_115636/" class="wp-image-2877" /></figure></li></ul></figure>



<p> &nbsp;Uzun kulakları vardı ve dış görünüşü tıpkı tavşanlara benziyordu. Ancak orta büyüklükteki bir köpek kadar büyüktü ve arka bacaklarıda iyi gelişmişti. Ve en önemli nokta ise ‘’tavşanın’’ vücudunu saran kan damarlarına benzeyen kıpkırmızı çizgiler vardı. Çizgiler kocaman bir kalbin nabzı atar gibi hareket etti ve tavşanı çok iğrenç gösterdi.(Ç.N: Tavşanı takip et ve Harikalar Diyarı’nı bul :d)</p>



<p>Baktığı şey açıkça tehlikeli bir büyülü canavardı. Bu yüzden sola veya sağa gidip bu durumdan kaçınmanın en iyisi olacağını düşündü. Tavşanın pozisyonuna bakılırsa, sağ geçide doğru fark edilmeden gidebilirdi. Hajime nefesini tuttu ve en iyi fırsatı yakalamayı bekledi. Ardından tavşan Hajime’ye sırtını döndü ve yeri koklamaya başladı. Önemli an geldi çattı! Hajime bu riske girdi ve hamlesini yaptı.</p>



<p>Çok kısa bir sürede tavşan doğruldu ve bir sese tepki göstermiş gibi belirli bir bölgeye baktı. Kulaklarını dikerek bölgeyi taradı.</p>



<p>(Kahretsin! Be-beni fark etti mi acaba? Etmemiştir, değil mi?)</p>



<p>Hızlıca kayanın arkasına eğildi ve deli gibi atan kalbini sakinleştirmeye çalıştı. Korku onu tamamen sarmıştı. Kalp atışlarının tavşan benzeri yaratığın keskin kulakları tarafından duyulacağından endişe duyarken her tarafından soğuk terler akıyordu.</p>



<p>Ancak tavşan başka bir sebepten dolayı temkinli davranıyordu.</p>



<p>“Auuuu!!”</p>



<p><br>Büyülü canavarın ulamasıyla birlikte, beyaz kürklü kurt benzeri bir büyülü canavar bir kayanın gölgesinden fırladı ve tavşana doğru sıçradı.&nbsp;Bu beyaz kurdun iki kuyruğu vardı ve büyük bir köpek kadardı. Tıpkı tavşan gibi kurtta da zonklayan kıpkırmızı çizgilerden vardı. Bu kurt kayanın arkasından aniden zıpladıktan sonra iki tane daha ikiz kuyruklu kurt ortaya çıktı ve tavşana saldırdı.</p>



<p>Hajime neler olduğuna bakmak için kayanın gölgesinden başını çıkardı. Olaya nasıl bakarsa baksın bu tavşan-chan’ı avlayan kurtların sahnesiydi. Kargaşa anında Hajime ayağa kalktı. Ancak…</p>



<p>“Kyu!”</p>



<p>Aynı anda sevimli bir çığlık(Hajime’ye göre) yükseldi, tavşan-chan havaya fırladı ve ikiz kuyruklu kurtlardan birine döner tekme atmak için kalın arka bacaklarını kullanarak havada döndü.</p>



<p>Bam!</p>



<p>Tekme normal bir tekmeden çıkmayacak bir ses çıkardı. Tavşan-chan iki kuyruklu kurdun kafasına temiz bir vuruş geçirdi, sonuç olarak…</p>



<p>Çatırdar!</p>



<p>Hiç de yüksek ve net olmayan bir sesle birlikte ikiz kuyruklu kurdun kafası garip bir açıyla büküldü.</p>



<p>Gördükleri karşısında Hajime’nin  nefesi kesildi. Bu zamana kadar tavşan başaşağı dönünceye dek havada dönme hızını artırmak için döner tekmesindenki merkezkaç kuvvetini kullanmıştı. Tavşan havaya ayağını bastı ve yere dik açıyla bir meteor gibi inirken bir döner tekme daha attı.</p>



<p>Kırılır!</p>



<p>İkinci kurdun kafası, o hiçbir tepki veremeden un ufak oldu. Bu sırada başka bir ikiz kuyruklu kurt belirdi ve tavşan yere indiği anda üzerine atladı. Hajime bu sefer tavşanın yenileceğinden şüphe duymuyordu. Ancak tavşan break dansı yapar gibi ayaklarını abuda kaldırdı ve dönmeye başladı. Birden üstüne atlayan kurt hortum benzeri döner tekmeler yüzünden duvara yapıştı. Sıçramış domates sesine benzer sesle kurdun leşi ve kanı duvardan aşağı kaydı. </p>



<p>Son kurt hırıldarken kuyruğunu kabarttı. Sonuç olarak kuyruklarından elektrik akımı boşaldı. Bu hiç şüphesiz İkiz Kuyruklu Kurtların eşsiz büyüsüydü.</p>



<p>“Auuuuuu!!”</p>



<p>Uluma ile birlikte elektrik akımı her yeri paramparça etti. Ama tavşan-chan bu saldırılardan zikzak hareketleriyle görkemli bir şekilde kaçınıyordu. Nihayetinde elektrik büyüsü bittiği anda tavşan-chan arayı tek nefeste kapattı ve kurdun çenesine sağlam bir tekme attı. Tekme ikiz kuyruklu kurda taklalar attırdı ve yere bam diye düşmesine neden oldu. Boynundaki bağlar açıkça kopmuştu.</p>



<p>Tavşan-chan şunun gibiydi:</p>



<p>“Kyu!”</p>



<p>Bir zafer çığlığı mıydı? Kulaklarını havaya dikti ve ön ayaklarını da kaldırdı.</p>



<p>“… Benimle… dalga geçiyor olmalısın, annecim…”</p>



<p>Korkudan titreyen Hajime ancak yavan bir gülümseme ortaya çıkartabildi. Bu çok kötüydü, öğrencilere zor anlar yaşatan iskelet askerleri bu tavşanla karşılaştırıldığında oyuncak gibiydiler. Sadece saldırı gücüne göre karşılaştırısan bu tavşan Behemoth’tan bile daha güçlü olabilirdi.</p>



<p>Hajime fark edilirse kesinlikle öleceğini biliyordu, bu korku onun bilinçsizce geri adım atmasına yol açtı. Yanlış bir hareketti.</p>



<p>Pat!</p>



<p>Bu ses tüm mağarada yankılandı. Bir adım geri attığı sırada ayağı yakınlardaki bir çakıl taşına vurmuştu. Hajime’nin beyni nasıl böyle bir hata yaptığına dair dövünürken alnından soğuk terler akıttı. Tekmeci Tavşan, gürültünün kaynağını bulmak için kafasını yağlanmamış bir robot gibi yavaşça çevirdi ve Hajime hiç istemediği bir duruma girdi: Tavşanın onu fark ettiği duruma.</p>



<p>O esnada tavşan yakut benzeri gözlerini kıstı ve avı olan Hajime’ye kilitlendi. Hajime tıpkı bir yılanın bakışına takılmış kurbağa gibiydi. Acil durum sirenleri, ruhunun bütünü, vücudunun tamamı, beynindeki bütün sinirler ona kaçmasını söylüyordu ama sanki vücuduyla bağlantısı kopmuş gibi hareket edemiyordu.</p>



<p>Çok geçmeden sadece kafasını döndürmüş olan tavşan bütün vücudunu Hajime’ye doğru döndürdü ve bacaklarına güç verdi.</p>



<p>(GELİYOR! BİR ŞEYLER YAP! HAREKET ET! YOKSA…)</p>



<p>Hajime daha sonra ne olacağını içgüdüsel olarak tahmin edebiliyordu. Tekmeci tavşan bacaklarında topladığı gücü bir anda serbest bıraktı ve gülünç bir hızla fırlayıp arkasında ardıl görüntüler bıraktı.</p>



<p>Hajime bunu fark ettiğinde tüm gücüyle yana doğru sıçradı.</p>



<p>Kısa bir süre sonra Hajime’nin önceden bulunduğu yer top güllesine benzeyen Tekmeci Tavşan tarafından vuruldu. Zemin havaya uçtu ve ardında bir krater bıraktı. Hajime gümbürtüyle yerde yuvarlanıyordu duracağı zaman oturma pozisyonunda durabildi. Dehşete düşmüş soluk bir yüzle tavşanın açtığı kratere baktı.</p>



<p>Tekmeci Tavşan hızlıca doğruldu ve bir kez daha patlayıcı saldırısıyla saldırdı. Hajime alelacele dönüşüm becerisiyle taştan bir duvar ördü ama tavşanın tekmesi duvarı zahmetsizce parçaladı. Önündeki duvar parçalanan Hajime refleks olarak kollarını kaldırıp yüzünü korudu. Yüzünü ezmesi gereken saldırı engellendi ama tekrar yerde yuvarlanmasına neden oldu. Yuvarlanmayı kestiği sırada sol kolundan inanılmaz bir ağrı vücuduna yayılmaya başladı.</p>



<p>“AGHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHH!!”</p>



<p>Sol ön koluna baktığında sarktığını ve komik bir açıyla büküldüğünü gördü. Sol arka kolunu acı içinde tuttu. Görünüşe göre kemik tamamen kırılmıştı. Derin nefes alıp-veriyordu. Ağrı yüzünden can çekişen Hajime gözleriyle umutsuzca Tekmeci Tavşanı aradı. Şiddetli saldırılarından sonra Tekmeci Tavşan tasasız bir şekilde yavaş adımlarla Hajime’ye yaklaştı. Hajime, sanki Tekmeci Tavşanın ona tepeden bakar gibi gözlerinde alaycı bir ifade taşıdığını hissetti. Tamamen oyuncağa dönmüş gibiydi.</p>



<p>Hajime ona biçimsiz bir yüz ifadesiyle bakarken kalçası üzerinde geri çekildi. Çok geçmeden Tekmeci Tavşan Hajime’nin önünde durdu. Yerde sürünen solucandan başka hiçbir şey değilmiş gibi ona tepeden baktı. Sonrasında gösteriş yaparcasına bacağından birini kafasının üzerine kaldırdı.</p>



<p>(Burada… ölecek… miyim?)</p>



<p>Hajime umutsuzluk tarafından saldırıya uğramış, kendini kaybetmişti ve boş bir ifadeyle Tekmeci Tavşanın havadaki ayağına bakıyordu. Ve sonunda ölümcül vuruş tek bir savurmayla aşağı doğru indi. Hajime yaklaşmakta olan ölümden dolayı gözlerini sıkıca kapattı. Ölüm korkusu bütün vücudunu sarmıştı.</p>



<p>…</p>



<p>Ancak ne kadar zaman geçerse geçsin beklenen darbe hiç gelmemişti. Hajime gözlerini ürkekçe açtı ve tavşanın tekmesinin havada duran görüntüsüne baktı sadece birkaç santim kala durmuştu.</p>



<p>(Yoksa, hâlâ benimle oynamayı mı planlıyor? Yeter artık…)</p>



<p>Hajime umudunu kestiği anda garip bir şey farketti. Yakından baktığından tavşanın titrediğini gördü.</p>



<p>(N-ne? Neden titriyor… bir şeyden korkmuş görünüyor…)</p>



<p>Hayır, ‘’görünüyor’’ değil, zaten bir şeyden korkuyordu, bu bir gerçekti. Tekmeci Tavşan taş kesilmişti. Bunun nedeni Hajime sağ geçide doğru koşarken ortaya çıkan yeni büyülü canavar yüzündendi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/screenshot_20191020_124028.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2901"/></figure>



<p>Kocaman bir büyülü canavardı. Yaklaşık iki metre uzunluğunda, sağlam vücudu beyaz kürkle kaplı bir canavar. Tıpkı Hajime’nin daha önce gördüğü canavarlardaki gibi bu canavarın vücudunda da zonklayan kıpkırmızı çizgiler vardı. &nbsp;Benzetme olarak bu canavar pratikte bir ayıydı ancak ayaklarının sonuna kadar uzanan her birinde üç pençe bulunan uzun ve kalın kollara sahipti.</p>



<p>Pençeli Ayı, o bunu öğrenmeden yaklaşmıştı, Hajime ve Tekmeci Tavşana düşmanca bakıyordu. &nbsp;Etraf sessizlikle sarıldı.</p>



<p>Hajime hiç olmadığı kadar kaskatı kesilmişti, tavşanın durumuda farklı değildi. Hayır, daha doğrusu bir santim bile hareket edemiyorlardı. Tıpkı Hajime’nin daha önce korkudan donması gibiydi. Tavşanda Pençeli Ayının bakışları tarafından dondurulmuştu.</p>



<p>“Grrr……”</p>



<p>Duruma sinirlenmeye başlayan Pençeli Ayı, hırlamaya başladı.</p>



<p>“——?!”</p>



<p>Tekmeci Tavşan sanki bir rüyadan uyanmış gibi birdenbire dönüp en hızlı şekilde kaçmadan önce bir anlığına titredi. Bir an öncesine kadar arka bacaklarını düşmanları ezmek için kullanmıştı ama şimdi kaçmak için kullanıyordu. Ancak başarısız bir girişim oldu.</p>



<p>Pençeli Ayı, boyutuyla uyuşmayan bir hız kullanarak keskin pençelerini savururken tekmeci tavşanın etrafını sardı. Zeki Tavşandan da beklenildiği gibi vücudunu bükerek saldırıdan kaçındı. Pençeli Ayının pençeleri sanki geçmişten geliyordu. Hajime bunu kendi gözleriyle doğrulamıştı, tavşanda tek bir çizik bile yoktu.</p>



<p>Ancak… Tekmeci Tavşanın vücudu yere indiğinde ikiye bölündü, fıskiye gibi kan fışkırdı ve iki ayrı parça olarak zıt yönlere düştü.</p>



<p>Hajime afalladı, gözleri faltaşı gibi açılmıştı. Güçlü Tekmeci Tavşan karşı saldırı şansı bile bulamadan kolayca öldürülmüştü. Tekmeci tavşanın korkmasının ve kaçmaya başlmasının nedenini sonunda anlamıştı. Pençeli Ayı o kadar güçlüydü ki kuralları yok sayacak kadardı, Tekmeci Tavşan dövüş sanatları ustası düzeyinde becerilere sahip olsa bile yine de o canavara karşı ayakta duramazdı.</p>



<p>Pençeli Ayı, Tekmeci Tavşandan geriye kalanlara doğru acelesiz bir şekilde yaklaştı, cesedi parçalamak için pençelerini kullandı ve sonrasında mide kaldıracak bir sesle cesedi yemeye başladı.</p>



<figure class="wp-block-gallery columns-1 is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/screenshot_20191015_180313.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" data-id="2881" data-link="https://turkcelightnovels.com/screenshot_20191015_180313/" class="wp-image-2881" /></figure></li></ul></figure>



<p>Hajime bir santim bile yerinden hareket etmedi. Korku tarafından tüketilmişti. Dahası Pençeli Ayı tavşanı mideye indirirken bile Hajime’ye keskin gözleriyle bakıyordu. Bakışlar Hajime’yi etkilemişti. </p>



<p>Pençeli Ayı üç lokmada tavşanı mideye indirdi. Hajime’ye yönelince de hırladı. Canavarın gözleri her şeyi söylüyordu: ‘’Sıradaki sensin’’</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/img_20191007_2100342-1.jpeg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2904"/></figure>



<p>Hajime avcının gözleriyle karşılaşınca pankilemeye başladı.</p>



<p>“UWAAAAAAAAAA——!!”</p>



<p>Anlamsızca çığlık atarken ayağa kalkıp Pençeli Ayının zıttına doğru koşmaya başladı, kırık sol kolunu tamamen unutmuştu. Tekmeci Tavşan kaçamadıysa o nasıl kaçacaktı ki? Rüzgarın uğultusuyla güçlü bir saldırı Hajime’yi solundan vurdu ve onu duvara fırlattı.</p>



<p>“Gah!”</p>



<p>Darbe akciğerlerindeki bütün havayı boşaltmıştı. Öksürük krizi geçirirken bir çatırtıyla duvardan kayıp düştü. Darbe görüşünü de bulanıklaştırmıştı, serseme döndü, Pençeli Ayının olduğu tarafa doğru baktı ve bir şey çiğnediğini gördü.</p>



<p>(N-ne çiğniyor!?)</p>



<p>Tekmeci Tavşanı çoktan mideye indirmişti. O zaman ne çiğniyordu? Üstelik Hajime’nin gözlerinin içine bakarak çiğniyordu. Çiğnediği şeyi gördüğünde ona tanıdık geldi. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/img_20191013_001136-1.jpeg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2903"/></figure>



<p>Hajime bir sebepten daha hafif hissettiren sol koluna doğru başını çevirdi, anlaşılmaz derecede kafası karışmıştı. Daha açık olmak gerekirse sol kolunun olması gerektiği yerde…</p>



<p>“E-Eh?”</p>



<p>Hajime acı dolu bir ifadeyle kafasını eğdi. Beyninden her türlü düşünce geçiyordu. </p>



<p>(Bir dakika?! Ne!? Sol kolum neden yerinde değil? Neden bu kadar fazla kanıyor? Ne!? Kan durmayacak mı? Sol kolum nerede? Ne!? &#8230;)</p>



<p>Beyni ve kalbi durumu kabullenmek istemedi. Hâlâ ne olduğunu anlamamıştı. Fakat Hajime yarı bilinçsiz durumundan uyandı, keskin acı onu gerçekliğe döndürmüştü.</p>



<p>“A-A-AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHH——!!”</p>



<p>Hajime’nin çığlığı bütün zindanda yankılandı, sol dirseğinin altı tamamen kesilmişti. Bu Pençeli Ayının özgün büyüsü yüzündendi. Üç pençesi etrafına sarılı rüzgar bıçakları otuz santimetreye kadar uzar ve hedefini önceden keserdi. Bu göz önüne alındığında sadece bir kol kaybetmek bile şanslı sayılmak için bir nedendi. Ya Pençeli Ayı onunla oynuyordu ya da Hajime gerçekten şanslıydı. Vücudu Tekmeci Tavşan gibi ikiye ayrılsa garip olmazdı. Bu sırada Hajime kolunu acıyla tutuyordu, acı yüzünden kendini kaybetmişti resmen deliriyordu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/img_20191013_001115.jpeg?w=980&#038;ssl=1" alt="arifureta-shokugyo " class="wp-image-2886"/></figure>



<p>(ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ACIYOR! ÇOK ACIYOR&#8230;)</p>



<p>Pençeli Ayı Hajime’nin kolunu çerezlik olarak yedikten sonra telaşsızca ona yaklaştı. Tekmeci Tavşan gibi küstah bir ifadesi yoktu, Hajime’yi yiyecekten başka bir şey olarak görmüyordu.</p>



<p>Pençeli Ayı sınırlarını zorlamak istercesine uzaktan Hajime’ye doğru pençe saldırısını yaptı. Belki de pençelerini kullanarak onu dilimlemek yerine bütün olarak yutmak istiyordu.</p>



<p>Hajime’nin suratı haddinden fazla acı yüzünden gözyaşı, sümük ve tükürükle kaplanmıştı, sağ elini duvara dönüşüm yapmak için koydu. </p>



<p>“A-AH… KHHH, DÖ-【DÖNÜŞÜM】!”</p>



<p>Bu istemsiz bir tepkiydi. Değersiz olarak yaftalanan, hiçbir büyüye eğilimi olmayan, tamamen ortalama istatistiklere sahip olan Hajime’nin sahip olduğu tek güç buydu. Normalde kılıçları, mızrakları ve zırhları işlemek için kullanılan bir büyüydü. Bu sınıftan herkes istisnasız bir sinerjist olurdu ve onların savaşta işe yaramaz olduğu düşünülürdü.</p>



<p>Hajime gibi dış dünyadan gelen birinin kullandığı yöntemler şövalyeleri şaşkına çevirmişti. Hajime, sınıf arkadaşlarına yardımcı olabilmek için gücünü nasıl kullanacağına dair birçok kez düşünmüştü. İşte tam da bu yüzden Hajime bilinçsizce ölümün eşiğinde olmanın korkusuyla bu durumdan kurtulmak için dönüşüm becerisiyle bir yol açmaya çalıştı.</p>



<p>50 cm yüksekliğinde, 120 cm genişliğinde ve 2 metre derinliğinde bir delik arkasındaki duvarda ortaya çıktı. Hajime yuvarlandı ve deliğe girdi.</p>



<p>Avının tam olarak gözlerinin önünden kaybolduğunu gören Pençeli Ayı ise öfkeye boğuldu. </p>



<p>“RAAARGHHHH!!”</p>



<p>Canavar eşsiz &nbsp;büyüsünü kullanırken hilal benzeri pençelerini Hajime’nin girdiği deliğe doğru salladı. Duvar korkunç bir gürültü ile ayının güçlü pençeleri tarafından parçalandı.</p>



<p>“WUAHHHHHHHHHHHHH——! DÖNÜŞÜM! DÖNÜŞÜM! DÖNÜŞÜÜÜÜM! DÖNÜŞÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜM! &#8230;”</p>



<p>Pençeli Ayının kükremesi ve yavaş yavaş yaklaşmakta olan ayının duvarları parçalama gürültüsüyle birlikte Hajime panikledi ve sürekli olarak daha derine gitmek için dönüşüm büyüsünü kullandı. Bu canavardan olabildiğince uzağa gitmek istiyordu. Arkasına bile bakmadan sadece tekrar ve tekrar dönüşüm büyüsünü yaparak zeminde sürünerek ilerliyordu. Sol kolundaki acı onu ikide bir dürtüyordu. Bağırıyor, ağlıyor ama hayatta kalma içgüdüsü ona elinde olan tek gücü kullanması için zorladığından ilerliyordu.</p>



<p>Hajime bu şekilde ne kadar ilerlemiş olduğunu bilmiyordu fakat bildiği tek şey artık o korkutucu sesleri duymadığıydı. Gerçekte o seslerden uzaklaşacak kadar ilerlememişti bile. Her bir dönüşümünün etki alanı yalnızca iki metreyi kapsıyordu(İlk günlerinden bu yana bu menzil iki katına çıkmıştı). Daha önemlisi sol kolundaki kanama çok ciddiydi, bu gidişle daha fazla dayanamayacaktı. Aslında Hajime’nin bilinci kan kaybı yüzünden neredeyse kapanmak üzereydi. Buna rağmen ilerlemeye ve mücadele etmeye devam ediyordu.</p>



<p>Ancak…</p>



<p>“Dönüşüm… Dönüşüm… Dönüşüm… Dönüşüm…”</p>



<p>Birkaç dönüşümden sonra ne kadar ‘’dönüşüm’’ derse desin önündeki duvar değişmeden kalıyor ve duvara kafa atıyordu. Büyü gücü, bedeni tükenmeden önce tükenmişti. Duvara bastırdığı el yorgun bir şekilde aşağı doğru kaydı.</p>



<p>Başı çapraşık hissetmeye başladı ve nasıl ki Hajime bilincini kaybetmeden önce nefesini tuttu. Ardından kendini döndürmek için gücünü son damlasına kadar kullandı. Amaçsızca havaya baktı fakat gördüğü tek şey karanlıkla çevrili bir battaniyeydi. Bu bölge yeşil ışık taşlarıyla aydınlatılmamıştı.</p>



<p>Hajime istemsizce geçmiş anılarından bazılarını hatırladı. Hayatı gözlerinin önünden film şeridi gibi geçti. Anaokulundan ilkokula, ortaokula ve ardından lise günlerine. Her türlü anı aklını sardı ve son anısı… Kaori ile ay ışığı altında aydınlatılan o odada geçirdiği zaman ve sözünü verdiğinde Kaori’nin yüzünde oluşan gülümseme…</p>



<p>Bu güzel anıyı hatırladıktan sonra Hajime’nin gözleri kararmaya başladı.</p>



<figure class="wp-block-gallery columns-1 is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/screenshot_20191020_103545.jpeg?w=980&#038;ssl=1" alt="" data-id="2891" data-link="https://turkcelightnovels.com/screenshot_20191020_103545/" class="wp-image-2891" /></figure></li></ul></figure>



<p>“Lütfen&#8230; biri&#8230;’’</p>



<p>&nbsp;Sözlerini bitiremeden bilincini kaybetti. Bilincini kaybetmesinden hemen önce sanki birisi onun için gözyaşı döküyormuş gibi yanağına damlayan su damlacıklarını hissetti ve bu su damlacıkları yüzündeki gözyaşlarıyla birlikte karıştı.</p>



<hr class="wp-block-separator has-text-color has-background has-blue-background-color has-blue-color"/>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-4-3 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Unlasting" width="980" height="735" src="https://www.youtube.com/embed/KiO4kdv1FfM?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption><em><strong>herkese bol light novel&#8217;li günler !!!</strong></em></figcaption></figure>



<p style="text-align:center"><a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1bolum-7-zavalli-bir-kotu-niyet/">Bir Önceki Bölümü Okuyun :  Cilt 1, Bölüm 7: Zavallı Bir Kötü Niyet</a></p>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-8-caresizlik/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 8: Çaresizlik</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-8-caresizlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2873</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1,Bölüm 7: Zavallı Bir Kötü Niyet</title>
		<link>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1bolum-7-zavalli-bir-kotu-niyet/</link>
					<comments>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1bolum-7-zavalli-bir-kotu-niyet/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcelightnovels]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Oct 2019 20:54:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arifutera Shokugyo]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta 7. Bölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta shokugyo light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou arifureta shokugyou de sekai saikyou manga arifureta shokugyou de sekai saikyou manga oku arifureta shokugyou de sekai saikyou 34 arifureta shokugyou de sekai saik]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou manga]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou manga oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta web oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Daisuke Hiyama]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime Nagumo]]></category>
		<category><![CDATA[Hiyama]]></category>
		<category><![CDATA[Kaori]]></category>
		<category><![CDATA[Kouki]]></category>
		<category><![CDATA[Meld]]></category>
		<category><![CDATA[Nagumo]]></category>
		<category><![CDATA[Shizuku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novels]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçelightnovels]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkcelightnovels.com/?p=2817</guid>

					<description><![CDATA[<p>Behemoth’un ölüm sancıları bütün bölgede yankılandı, taş köprü büyük bir tıkırtı sesiyle çöktü. Ve sonrasında… Hajime, molozlarla birlikte uçurumda kayboldu. Düşerkenki bağrışları tıkırtı sesi yüzünden duyulamıyordu. Kaori için ağır çekimde oynayan bu sahne onu umutsuzlukla doldurdu. Dün geceki olay tekrar tekrar aklından geçti. Ay ışığı tarafından aydınlatılan odada iltifat olarak bile lezzetli kabul edilmeyen Hajime...</p>
<div class="c-read-more"><a class="c-read-more-link" href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1bolum-7-zavalli-bir-kotu-niyet/">Continue Reading</a> &#8594;</div>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1bolum-7-zavalli-bir-kotu-niyet/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1,Bölüm 7: Zavallı Bir Kötü Niyet</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Behemoth’un ölüm sancıları bütün bölgede yankılandı, taş köprü büyük bir tıkırtı sesiyle çöktü. Ve sonrasında… Hajime, molozlarla birlikte uçurumda kayboldu. Düşerkenki bağrışları tıkırtı sesi yüzünden duyulamıyordu. Kaori için ağır çekimde oynayan bu sahne onu umutsuzlukla doldurdu. </p>



<p>Dün geceki olay tekrar tekrar aklından geçti. Ay ışığı tarafından aydınlatılan odada iltifat olarak bile lezzetli kabul edilmeyen Hajime tarafından hazırlanan siyah çay taklidi içeceği içerken Kaori oturup Hajime’yle sohbet etmişti. Birbirleriyle ilk defa ciddi bir şekilde konuşmuşlardı. Kabusları yüzünden rahatsız olmuş, Hajime’ye ani bir ziyarette bulunmuştu. Hajime her ne kadar şaşırmış olsa da yine de onu dinlemiş ve Kaori daha farkına bile varmadan huzursuzluğu uçup gitmişti.</p>



<p>Odasına sevinçli bir ruh haliyle döndükten sonra ne kadar cesurca giyindiğini görmüş ve utanç içinde yatağı tekmelemişti. Hajime’nin belirli bir tepki vermediğini hatırladığında dış görünüşüyle ilgili bir eksiği olup olmadığını merak edip hayal kırıklığına uğramıştı. Oda arkadaşı Shizuku, Kaori’yi her türlü ifadeyi yaparken gördüğünde şaşırmıştı ve tabi ki ne olduğuyla ilgili sorular sormuştu.</p>



<p>O gece yaşanan en önemli şey “Hajime’yi korumak” için verdiği sözdü. Hajime’nin Kaori’yi endişesinden arındırmak için önerdiği bir sözdü. Hajime’yle ilgili olan bu anıları onun düşüşüne bakarken karardı.</p>



<p>Yakınlardan bir çığlık duyuldu. Kaori sesin kendisine ait olduğunu duyduğunda gerçekliğe geri dönerken yüzünü korkuyla buruşturdu. </p>



<p>“Bırakın gideyim! Nagumo-kun’u kurtarmak zorundayım! Söz vermiştim! Ben&#8230; ben onu koruyacağıma söz vermiştim! Bırakın gideyim!”</p>



<p>Hajime’nin peşinden atlamak üzere olan Kaori’yi, Shizuku ve Kouki umutsuzca tutmuştu. “Böyle ince bir beden nasıl bu kadar güce sahip olabilir!?” diye düşünürken onu dizginlemeye devam ettiler. </p>



<p>Eğer böyle debelenmeye devam ederse kendine zarar verebilirdi. Yine de gitmesine izin vermiyorlardı. Onu bırakırlarsa kesinlikle uçurumdan atlardı. Her zamanki sakinliğinden eser yoktu resmen çılgına dönmüştü. Hayır, acı dolu bir ifadeyle dolup taştığını söylemek daha doğru olurdu.</p>



<p>“Kaori! Yapamazsın! Kaori!”</p>



<p>Shizuku, Kaori’nin şuan ki hislerini tahmin edebildiğinden bu gibi bir durumda ne söyleyeceğini bulamadı. Tek yapabildiği Kaori’nin ismini umutsuzca söylemekti.</p>



<p>“Kaori! Ölmeye mi çalışıyorsun? Nagumo için artık çok geç! Sakinleş! Kendine zarar vereceksin!”</p>



<p>Kouki Kaori’ye ne kadar endişeli olduğunu göstermek için elinden geleni yaptı. Ancak çoktan endişesi tavan yapmış Kaori’ye böyle bir şey söylemenin ne yeri ne de zamanıydı. Doğal olarak Kouki’ye doğru başını çevirip ona bağırmaya başladı. </p>



<p>“Ne demek ‘çok geç’, neler saçmalıyorsun? Nagumo-kun henüz ölmedi! Gitmem gerek kesinlikle yardıma ihtiyacı vardır!”</p>



<p>Hajime esrarengiz bir uçuruma düşmüştü, dipsiz gibiydi sonu görünmüyordu. Duruma nereden bakarsan bak, artık Nagumo Hajime için çok geçti. Fakat Kaori bu gerçeği kabullenmeye cesaret edemiyordu. Eğer daha fazla şey söylerseler, Kaori yalnızca geri cevap verir ve kendini daha çok hırpalardı. Ryutaro ve diğer öğrenciler de etrafta şaşırmış bir şekilde dikiliyorlardı, öyle ki şaşkınlıktan konuşamıyorlardı.</p>



<p>O anda Komutan Meld yürüdü ve hiçbir şey söylemeden Kaori’nin boynunun arkasına vurdu. Kaori bilincini kaybetmeden önce bir an için sarsıldı. Kouki baygın Kaori’yi tuttu ve Komutan Meld’e baktı. Söylenme fırsatı bulamadan Shizuku Komutan Meld’in önünde eğildi.</p>



<p>“Çok üzgünüm. Teşekkür ede-”</p>



<p>“Lütfen yapma… Minnettarlığını sonraya sakla. Başka birinin ölmesine daha müsaade edemeyiz. Bu zindanı güvenle terk ettiğimizden emin olmak için güçlerimizi tam potansiyelde kullanacağız… Kaori’yi sana bırakıyorum.”</p>



<p>“Söylemenize bile gerek yok.”</p>



<p>Komutanın ayrıldığını gören Kouki, mutsuz bir ifade ortaya çıkardı. Shizuku Kaori’yi aldı ve Kouki’ye şunları söyledi:</p>



<p>“Onu durduramayacağımızdan Komutan bunu yapmak zorundaydı. Anlıyorsun, değil mi? Fazla zamanımız yok. Ağlamaları herkesin ruhunu etkilemeye başlamadan veya zihinsel çöküntü yaşatmadan önce, onu durdurmak için bunu yapması gerekliydi…&nbsp;Bak, yolu açman gerekiyor, en azından herkes sağ salim dışarı çıkıncaya kadar&#8230; Eminim Nagumo-kun da bu şekilde düşünürdü.”</p>



<p>Shizuku’nun dediklerini kabul eden Kouki kafasını salladı.</p>



<p>“Haklısın, hadi gidelim!”</p>



<p>Sınıf arkadaşının gözleri önlerinde öldüğünü görmek, tüm öğrencilerin kafasında derin bir izlenim bırakmıştı. Herkesin yüzlerinde köprüye doğru bakarken boş bir ifade vardı. Hatta “Bu kadarı çok fazla&#8230; yetti artık” diyen ve dizlerinin üzerine çökenler bile vardı. Tıpkı Hajime’nin dediği gibi grubun şu anda bir lidere ihtiyacı vardı. Kouki sesini sınıf arkadaşlarına doğru yükseltti.</p>



<p>“Millet! Şimdilik sadece nasıl canlı bir şekilde geri döneceğimizi düşünelim. Geri çekiliyoruz!”</p>



<p>Öğrenciler sözlerine karşın durgunca hareket ettiler. Büyülü çemberler hâlâ aktifti ve iskelet sayıları artmaya devam ediyordu. Mevcut zihinsel durumlarıyla savaşmak tam anlamıyla çılgınlıktı. Ayrıca gereksizdi. Kouki tüm gücüyle bağırdı ve sınıf arkadaşlarını kaçmaya teşvik etti. Komutan Meld ve şövalyeler de öğrencileri cesaretlendirmeye çalışıyorlardı.</p>



<p>Sonunda herkes merdivenlere ulaştı.</p>



<p>Üst kata çıkan merdivenler uzundu. Bir de o kadar karanlıktı ki yukarı çıkmaya devam ederlerken hiçbir şey göremiyorlardı. &nbsp;Otuz kattan daha fazla tırmandıklarını hissediyorlar, büyülü bedenlerine rağmen yorgunluğu sonuna kadar hissediyorlardı. Az önceki savaşın yaraları yüzünden uzun ve kasvetli merdivenler yalnızca öğrencileri daha da keyifsizleştirmişti. Komutan Meld kısa bir mola vermeyi düşünürken üzerine büyülü bir çember kazınmış dev bir duvar ile karşılaştılar.</p>



<p>Bununla birlikte öğrenciler canlılıklarının çok azını geri kazanmaya başlamışlardı. Komutan Meld ve şövalyeler hızla duvara yaklaşıp gözlemlemeye başladı. Adil dürbünü kullanmayı da unutmadılar. Gözlemlerine göre tuzak olma şansı çok düşüktü. Duvara kazınmış bu büyülü çemberin amacı duvarı onlara doğru hareket ettirmek gibiydi. Komutan Meld büyü yapmaya ve büyülü çemberi büyü gücüyle doldurmaya başladı. Sonuç olarak bir Ninja’nın evindeki gizli kapı gibi duvar arkasındaki yolu gümbürtüyle ortaya çıkardı.</p>



<p>Kapının ötesinde aslen geldikleri 20. kattaki oda vardı.</p>



<p>“Geri mi döndük?”</p>



<p>“Kurtulduk mu?”</p>



<p>“Kurtulduk&#8230; Gerçekten kurtulduk!”</p>



<p>Öğrencilerden art arda rahatladıklarına dair sesler çıktı. Gözyaşlarına boğulan ve birbirine sarılan birkaç kişi vardı. Kouki ve grubu duvardan geçtikten sonra direkt yere oturdu. Ancak hâlâ zindandaydılar. Düşük seviyelerde olsalar bile bir büyülü canavarın nereden çıkacağı belli olmazdı. Bütün bu gerilimden tamamen kopmadan önce zindandan çıkmalıydılar. </p>



<p>Herkesin dinlenme duygusunu bastırmak amacıyla Komutan Meld kalbini sertleştirdi ve öğrencileri ayağa kaldırdı.</p>



<p>“Hepiniz! Oturup durmayın! Eğer burada rahatlamaya başlarsanız geri dönemeyeceğiz! Büyülü canavarlarla savaşmaktan mümkün olduğunca kaçının, buradan hızlıca çıkmamız gerekiyor. Sadece birazcık daha dişinizi sıkın!”</p>



<p>Öğrencilerin küçük bir mola vermek istediklerine dair protestoları Komutan Meld’in bakışıyla durduruldu. Şaşkınlıkla ayağa kalktılar. Kouki yorgunluğuna katlandı ve liderliği eline aldı. Tek seferde girişe gitmeye çalışmak için mücadeleye başladılar.</p>



<p>Sonunda 1. kata geldiler ve nostaljik resepsiyon görevlisini gördüler. Zindanda bir gün bile geçirmemişlerdi ama onlara bakanlar buradan en son uzun zaman önce geçtiklerini söyleyebilirdi.</p>



<p>Bu sefer öğrenciler gerçekten rahatladılar. Meydanın önüne yayılan hâlâ hayatta olduklarından dolayı çok memnun olanlar vardı. Bununla birlikte bir grup öğrenci – hâlâ bilinçsiz olan Kaori’yi taşıyan Shizuku, Kouki, Ryutaro, Eri, Suzu ve Hajime’nin önceden kurtardığı kız– yüzlerinde acı bir görüntüye sahipti. </p>



<p>Komutan Meld resepsiyon masasında durum raporu verirken bu öğrenci grubuna yan yan bakıyordu. 20. katta yeni keşfettikleri tuzak çok tehlikeliydi. Taş köprü yıkılsa da tuzağın hâlâ aktif olup olmadığını bilmiyorlardı, bu yüzden bunu rapor etmeleri gerekiyordu. </p>



<p>Ek olarak Hajime’nin ölümü de rapor edilmeliydi. Komutan Meld üzüntüsünü göstermemek için çok zorlanıyordu. Ama yine de iç çekmeden edemedi.</p>



<hr class="wp-block-separator has-text-color has-background has-dark-blue-background-color has-dark-blue-color"/>



<p>Grup Holward’a döndükten sonra kederli bir şekilde odalarına çekildi. Durumu tartışan birkaç öğrenci vardı ama çoğu çoktan derin bir uykuya dalmıştı.</p>



<p>Veee karşımızda Hiyama Daisuke. Hanı yalnız başına terk etti ve kasabanın terkedilmiş bir köşesine oturdu dizlerine sarılmıştı. Yüzünü hareketsiz bir şekilde dizlerinin arasına gömmüştü. Sınıf arkadaşları onu böyle görseydi onlara göre kaybolmuş bir durumdaymış gibi görünürdü. Ama gerçekte…</p>



<p>“He, Hehehe. B-bu onun hatası! Küçük önemsiz şey… h-kendini bir şey sandı… b-bu kutsal cezaydı. Benim hatam değildi… hepsi Shirasaki’nin iyiliği içindi… küçük çöp parçası… artık bir sorun olmayacak… yanlış bir şey yapmadım… hehehe.”</p>



<p>Karanlık sırıtışı ve perdelenmiş gözleriyle kendini haklı çıkarmaya çalıştı.</p>



<p>Rotasından çıkan ve Hajime’ye vuran ateş topunun sahibi gerçekten de Hiyama’ydı. Merdivenlerden kaçmak veya Hajime’ye yardım etmek arasında düşünürken Hajime ve Kaori’nin gece buluşmaları aklına geldi ve bir şeytanın ona fısıldadığını duydu. “Eğer şimdi yaparsan, kimse onu öldürdüğünü fark etmeyecek~” O anda ruhunu şeytana satmıştı. </p>



<p>Hiyama açığa çıkmaması için çok dikkatli bir şekilde büyüsünü kullandı ve Hajime’ye çarptırdı. Bu kaotik yaylım ateşinde kimin nereye vurduğunu görmek çok zor olurdu. Üstelik Hiyama’nın eğilimi rüzgardı. Hiçbir kanıt olmadan onun olduğunu söylemek imkansızdı. Hiyama bunları açığa vururken kendi kendine söylendi. </p>



<p>Tam o sırada birisi ona arkadan seslendi. </p>



<p>“Ahhh~ yani gerçekten sendin. Başka bir dünyada cinayet işleyen ilk öğrenci… oldukça yeteneklisin~”</p>



<p>“K-kimsin sen?”</p>



<p>Hiyama panik içinde geri çekildi. Onu selamlayan kişi sınıf arkadaşıydı.</p>



<p>“N-neden buradasın…”</p>



<p>“Küçük detaylar hakkında endişelenme. Bundan çok&#8230; Katil-san? Şimdi nasıl hissediyorsun? Tüm karışıklığın arasında aşk rakibini öldürmek nasıl bir duygu?”</p>



<p>Bir komedi izlemiş gibi hafifçe güldü. Hiyama kendi rızasıyla bir sınıf arkadaşını öldürmesine rağmen karşısındaki kişi önemsiz bir şey olmuş gibi davranıyordu. Bir an öncesine kadar o kişi de diğer öğrenciler gibi şok ve umutsuzluk içerisindeydi. Ama şimdi o halinden tamamen silip kurtulmuştu. </p>



<p>“Bu&#8230; senin gerçek yüzün mü?”</p>



<p>Şaşırmış Hiyama mırıldandı. Kişiden küçümseyen bir alay duyuldu.</p>



<p>“Yüz? O kadar abartılı bir şey değil. İnsanların farklı maskeler takması yaygın bir şey değil midir? Daha da önemlisi… Eğer bunu herkese yayarsam ne olur? Özellikle de… o bunu duyarsa…”</p>



<p>“Kapa çeneni! B-böyle bir şey… Kimse sana inanmaz… üstelik bir ka-”</p>



<p>“Kanıtım mı yok? Başka bir deyişle onları ikna edebileceğime inanmıyor musun? O anda senin söyleyeceklerinin inandırıcı olacağını mı düşünüyorsun?”</p>



<p>Hiyama endişelendi. Çoktan güçsüzleşmiş bir fareyle gırgır geçmek için bu kelimeleri kullanıyor gibiydi. Hiç kimse bu kişinin böyle bir insan olmasını beklemezdi, eğer birileri ona iki kişiliğe sahip olduğunu söylese daha doğru olurdu. Kişi, Daisuke’ye vücudunun her tarafının titremesine neden olan sadist bakışlar gönderiyordu.</p>



<p>“N-ne istiyorsun?”</p>



<p>“Oh? Bak işte bu beklenmedikti. Seni tehdit ediyor gibiydim, değil mi? Ahaha. Şu anda senden bir şey istiyor değilim. Şimdilik tek yapman gereken bana itaat etmek ve benim sağ kolum olmak.”</p>



<p>“B-bu…”</p>



<p>Bu tam anlamıyla kölelik anlaşması gibiydi. Beklenildiği gibi Hiyama tereddüt etti. Tabii ki reddetmek istiyordu ama öyle yaparsa bu kişi acımasızca söylentiler yaymaya başlayacaktı. Ne yapacağını bilemeyen Hiyama şu tür bulanık düşüncelere daldı: “Bununla birlikte yakayı sıyırabilirim&#8230;” Ancak bu kişi bunun olmasını bekliyordu ve onu kışkırtmaya karar verdi.</p>



<p>“Shirasaki Kaori’yi istemiyor musun?”</p>



<p>“——!? N-ne dedin?”</p>



<p>Hiyama’nın bulanık düşünceleri anında kayboldu ve gözlerini fal taşı gibi açıp o kişiye baktı. Kişi Hiyama’nın simasına bakıp gülümsedi ve kışkırtmaya devam etti.</p>



<p>“Eğer beni takip edersen… Shirasaki’nin sana ait olacağını garanti ederim. Bunu Nagumo-kun’a sunmayı düşünüyordum ama&#8230; onu öldürdün. Sorun değil, mağazada daha uygun olan sen varsın çünkü. Ziyanı olmadığı için neden sadece yaşananları unutmuyoruz?”</p>



<p>“…Hedefin ne? Başarmayı umduğun şey ne!”</p>



<p>Böyle şaşırtıcı bir durumla karşı karşıya kalan Hiyama, paniklemiş bir ses çıkardı.</p>



<p>“Ahahaha, bu seni hiç alakadar etmez. Peki, şimdilik sadece bir şey arıyorum diyelim&#8230; Yani? Cevabın nedir ?”</p>



<p>Hiyama bu kişinin ona aptal gibi muamele etmesinden rahatsızlık duydu, ayrıca o kişi “Cevabın nedir?” derken kolayca kişiliğini değiştirdi ve bu değişim karşısında büyük bir korku hissetti. Bu durumda yapabileceği hiçbir şey yoktu &nbsp;bu yüzden mağlup bir bakışla kafasını salladı. </p>



<p>“…İtaat edeceğim.”</p>



<p>“Ahahahahahaha, harikulâde! Sonuçta sınıf arkadaşımı suçlamak istemiyorum! Pekâlâ, o halde iyi geçinelim değil mi, Katil-san? Hahahahahaha.”</p>



<p>Kişi, mutlu bir şekilde hana geri dönerken güldü, Hiyama o kişinin gidişini izledi ve “Lanet olsun!” deyip etrafı tekmeledi. </p>



<p>Hiyama bunu unutmak istedi ama ne zaman bunu inkar etmeye çalışsa düşüncelerinden bağımsız olarak o sahne aklına geliyordu: Kaori’nin Hajime uçuruma düşerkenki ifadesi. O zamanki duygularını tanımlayan kelimeleri bulmak imkansızdı…</p>



<p>Şu anda tüm öğrenciler yorgunluktan tükenmişti ve kütük gibi uyuyorlardı. Sakinleşip Hajime’nin ölümünün gerçekliğini kavradıktan sonra Kaori’nin duygularını anlayabilmişlerdi. Kaori hiçbir zaman iyi niyetli olmayan Hajime ile aşırı ilgilenmemişti. Dahası, sadece Kaori’nin bitkin haline bakarak sebebini düşündüler. Hiyama’nın kötü niyeti Hajime’yi tehlikeli bir duruma soktu. </p>



<p>Yerini koruması için iyi rol yapması gerekiyor. Hiyama çoktan çizgiyi aşmıştı, artık durması imkansızdı. Kişinin emirlerini yerine getirirse, düşüncelerini unutabilirdi– Kaori’yi ona sahip olması hâlâ mümkündü.</p>



<p>“Heh-heh, i-iyi olacak. Her şey yoluna girecek. Ben yanlış bir şey yapmadım …”</p>



<p>Yüzünü dizlerinin arasına gömen Hiyama tekrardan mırıldandı. Bu sefer onu rahatsız eden kimse yoktu.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Vinland Saga Ending 2 — Season 1 | Drown" width="980" height="551" src="https://www.youtube.com/embed/Bx1cocEEZO4?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption>-Bölümle Alakasız Müzikler Serisi-<br>~7~</figcaption></figure>



<p>&#8230; </p>



<p>Hafta içi bölüm gelecek demiştim ama maalesef işler benim için iyi gitmedi. Perşembe günü yükleyecektim ama talihsiz bir olay yaşandı&#8230; Açtım böyle yükleyeceğim her şey güzel bi baktım ne göreyim bölümü çevirmeyi unutmuşum nasıl oldu bende bilmiyorum ama 😅</p>



<p>Neyse bölüm geldi en nihayetinde&#8230;</p>



<p>Bu arada bundan sonra asıl olaylar başlıyor. Artık derinlemesine bir hikaye anlatımına girebiliriz, bakalım bakalım nasıl olacak 🙂</p>



<p style="text-align:center"><p class="has-text-align-center">~KEYİFLİ OKUMALAR~</p></p>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1bolum-7-zavalli-bir-kotu-niyet/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1,Bölüm 7: Zavallı Bir Kötü Niyet</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1bolum-7-zavalli-bir-kotu-niyet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>20</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2817</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 6: Kahraman</title>
		<link>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-6-kahraman/</link>
					<comments>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-6-kahraman/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcelightnovels]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Oct 2019 18:52:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arifutera Shokugyo]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta 5.bölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta 6. Bölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta shokugyo light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou arifureta shokugyou de sekai saikyou manga arifureta shokugyou de sekai saikyou manga oku arifureta shokugyou de sekai saikyou 34 arifureta shokugyou de sekai saik]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou manga]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou manga oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta web oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Daisuke Hiyama]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime Nagumo]]></category>
		<category><![CDATA[Hiyama]]></category>
		<category><![CDATA[Kaori]]></category>
		<category><![CDATA[Kouki]]></category>
		<category><![CDATA[Meld]]></category>
		<category><![CDATA[Shizuku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novels]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçelightnovels]]></category>
		<category><![CDATA[youkoso jitsuryoku, arifutera, Emperor’s of the solo play]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkcelightnovels.com/?p=2654</guid>

					<description><![CDATA[<p>Köprünün her iki ucunda da aniden kıpkırmızı bir ışık saçan büyülü çemberler belirdi. Bir taraftaki büyülü çember yaklaşık 10 metre genişliğindeydi. Diğer tarafta ise köprüden merdivene uzanan kısımda oluşan büyülü çemberler yalnızca 1 metre genişliğindeydi fakat çok sayıda vardı. Çok sayıda küçük büyülü çemberlerin içinden, kılıç kuşanan kalabalık bir iskelet ordusu çıktı. Boş göz yuvaları,...</p>
<div class="c-read-more"><a class="c-read-more-link" href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-6-kahraman/">Continue Reading</a> &#8594;</div>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-6-kahraman/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 6: Kahraman</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Köprünün her iki ucunda da aniden kıpkırmızı bir ışık saçan büyülü çemberler belirdi. Bir taraftaki büyülü çember yaklaşık 10 metre genişliğindeydi. Diğer tarafta ise köprüden merdivene uzanan kısımda oluşan büyülü çemberler yalnızca 1 metre genişliğindeydi fakat çok sayıda vardı.</p>



<p>Çok sayıda küçük büyülü çemberlerin içinden, kılıç kuşanan kalabalık bir iskelet ordusu çıktı. Boş göz yuvaları, büyülü çemberlerinkine benzer kıpkırmızı bir ışık yayıyordu ve bu göz benzeri parlak şeyler etrafa bakıyordu. Sayıları çoktan yüzlere ulaşmıştı ve artmaya da devam ediyorlardı.</p>



<p>Ancak yüzlerce iskeletten oluşan orduyla karşılaştırıldığında, köprünün diğer tarafında bulunan canavar çok daha kötü hissettiriyordu, Hajime bu şekilde düşünüyordu. On metre genişliğindeki büyülü çemberden çıkan şey, on metre yüksekliğinde dört bacaklı bir canavardı. Miğfer benzeri bir şey giyiyordu, bu tür bir büyülü canavardı. Eğer Hajime’nin belleğindeki hayvanlarla kıyaslanacak olursa en yakın cevap <a href="https://eksiup.com/p/iz243929ob6a">Triceratops</a>* olurdu. Ancak kıpkırmızı ışık saçan gözler, keskin pençeler, çarpıştıklarında metalik sesler çıkaran dişler ve miğferinden çıkan yanan boynuzlar gibi birçok faktör vardı… (Ç.N: Kelimenim üstüne tıklayıp nasıl bir şeye benzediğini görebilirsiniz.)</p>



<p>Komutan Meld kendi kendine “Behemoth” diye mırıldandıktan sonra, Behemoth derin bir nefes aldı ve sağır edici bir şekilde kükredi.</p>



<p>“Gurua~a~a~aaaaa!!”</p>



<p>“Hı!?”</p>



<p>Kükreme Komutan Meld’in kendine gelmesini sağladı ve hızlı bir şekilde herkese emir vermeye başladı.</p>



<p>“Alan! Öğrencilere merdivenlere kadar öncülük edin ve şu İskelet Askerlerin icabına bakın! Kyle, Ivan, Gale! Olabildiğince büyük bir bariyer yapmanıza ihtiyacım var! Bu canavarı burada durdurmalıyız! Kouki, acele et ve diğerleriyle birlikte merdivenlere yönel!”</p>



<p>“Bekle biraz, Meld-san! Biz de savaşacağız! Şuradaki dinozor benzeri canavar en tehlikelisi, değil mi? Biz de savaşab-”</p>



<p>“Ahmak! Eğer bu gerçek bir Behemoth’sa, şu anki durumunuzla onun karşısında durma şansınız yok! Bu canavar 65. katta ortaya çıkıyor. Uzun zaman önce “en güçlü” maceracı olarak bilinen kişi bile bu canavarı yenemedi! Sadece kaç! Sizin ölmenize asla müsaade edemem!”</p>



<p>Her ne kadar Kouki, komutan Meld’in ciddi ifadesini gördükten sonra içi titrese de “Sizi burada bir başınıza bırakamam!” diyerek olduğu yerde durdu. “Herkesin güvenli bir şekilde kaçabileceği bir yol düşünelim!” diyecekken Behemoth bir kez daha kükredi ve saldırıya geçti. </p>



<p>Öğrenciler yavaş bir şekilde geri çekiliyordu eğer bu hızda devam ederlerse Behemoth onları ayakları altında ezecekti. Ama Hairihi Krallığı’nın en güçlü askeri birliği bunun olmasını önlemek için çok katmanlı bir bariyer oluşturdu.</p>



<p>“Tüm kötü amaçları ve düşmanlığı püskürt, Tanrı’nın oğlundan mutlak bir ihtiyat, buradaki sığınağı, Tanrı’nın düşmanları geçemez, 【Mutlak Kalkan】”</p>



<p>Bu büyünün büyülü çemberi en yüksek kalitede olan iki metre karelik bir kağıda çizilmişti ve büyülü sözleri dört cümleden oluşuyordu. Buna ek olarak bu büyü en az üç kişi gerektiriyordu. Bariyer yalnızca bir dakika boyunca mutlak koruma sağlıyordu. Saf beyaz yarı küresel bariyer Behemoth’un saldırısını durdurdu!</p>



<p>Behemoth bariyere çarptığı an, dehşet verici bir şok dalgası patladı. Ayaklarının altındaki her şey un ufak edilmişti ve köprü taştan yapılmasına rağmen şiddetli bir şekilde sallanıyordu. Bunu takiben geri çekilen öğrencilerde çığlıklar eşliğinde yere düştüler.</p>



<p>İskelet askerleri 38. katta ortaya çıkan büyülü canavarlardı. Şimdiye kadar karşılaştıkları büyülü canavarlardan tamamen farklıydılar. Hele ki bu durumda öğrencilerin hissettikleri çok korkunçtu. Önlerinde kan donduran İskelet Askerleri, arka taraflarında ise sürekli korkunç baskı yapan bir aura vardı. Öğrenciler panik halindeydiler.</p>



<p>İskeletlerin çıktığı büyülü çemberleri görmezden gelerek merdivenlere koşmaya başlamışlardı. Şövalyelerden biri olan Alan, onları umutsuzca sakinleştirmeye çalıştı ama yakında olmasından korkulan terör yüzünden kimse onu dinlemedi. Kız öğrencilerden biri arkadan itildi ve yere düştü. Kılıcını başının üstüne kaldırmış iskelet askerini görünce inledi.</p>



<p>“Ah!”</p>



<p>Aynı zamanda çığlık attı, kılıçsa başını gövdesinden ayırmaya geliyordu. O an öleceğini düşündü fakat İskelet Askeri’nin altındaki zemin aniden kabardı. Dengesini kaybeden İskelet Askeri’nin kılıcı kızı ıskaladı ve İskelet Askeri’nin yere düşmesine neden oldu. Ardından kabaran yer yol boyunca birçok İskelet askerinin ayağını çelerek bir dalga şeklinde ilerledi. Bu bazı askerlerin uçuruma düşmesine neden oldu.</p>



<p>Köprünün kenarından iki metre uzakta yoğun bir şekilde soluk alıp-veren Hajime vardı. Dönüşüm büyüsünü sürekli olarak yerde kullanmıştı. Büyülü canavarları köprüden aşağı atmak için kaydırma tekniğini kullanmıştı. Habersiz bir şekilde dönüşüm konusundaki yeteneğini daha da iyi hale getirmişti çünkü büyüyü zindan baskını boyunca sürekli kullanmıştı. Dönüşüm becerisinin menzili de artmış gibiydi.</p>



<p>Hajime büyü yenileyici hapı çiğnerken yere düşen kız öğrenciye hızla yaklaştı. Dönüşüm büyüsü kullanmak için aldığı eldivenlerle kıza elini uzattı ve kalkmasına yardım etti. Hajime hâlâ sersem bir halde olan kızla gülümseyerek konuştu.</p>



<p>“Acele et, ilerlemeliyiz. Her şey yolunda eğer sakinleşirsen bu iskeletler hiç sorun olmazlar. Çünkü benden başka herkes hile kullanıyor sanki!” Göğsü tam anlamıyla küt küt çarpan kız öğrenci, Hajime’den gözlerini alamadı, bir an sonra enerjik bir şekilde “Teşekkürler” diye cevap verdi ve orayı hızla terk etti.</p>



<p>Hajime çevredeki İskelet Askerlerinin ayaklarını paçavraya çevirdi ve onları hapsetti, yarattığı şansı da savaş alanını incelemek için kullandı. Herkes panik içindeydi, silahlarını dikkatsizce savuruyorlardı. Büyücüler bile düzensiz duruyorlardı. Bu şartlar altında birinin ölmesi muhtemeldi. Şövalye Alan onları umutsuzca kontrol altına almaya çalışıyor olsa da işler iyiye gitmiyordu. Bu süre zarfında İskelet Askerleri için takviye kuvvet yeni büyülü çemberler vasıtasıyla geldi.</p>



<p>“Şimdi ne yapacağız… güçlü bir lidere ihtiyacımız var… yolu açma gücüne sahip olan biri… Amanogawa-kun!”</p>



<p>Hajime, Kouki’nin grubuna doğru koşmaya başladı.</p>



<p>Behemoth hâlâ tekrar ve tekrar bariyere saldırmaya devam ediyordu. Bariyerle çarpıştığı her seferde güçlü bir şok dalgası ortaya çıkıyordu. Bunun sonucunda taş köprü basınca dayanamayarak çatırdadı. Bariyerde de çoktan çatlaklar oluşmuştu, çökmesi an meselesiydi. Komutan Meld de bariyeri güçlendirmek için onlara katıldı fakat varlığı yanan bir odun arabası üzerindeki su bardağı gibiydi.</p>



<p>“Ah, siktir! Daha fazla dayanmayacak! Kouki, acele et ve geri çekil! Çocuklar siz de!”</p>



<p>“Hayır! Sizi ve şövalyeleri burada ölüme terk edemem! Hepimiz canlı olarak geri dönmeliyiz!”</p>



<p>“Ku, şu anda bu kadar bencil olama-“</p>



<p>Komutan Meld’in ifadesi sanki acı bir solucan yemiş gibiydi. Bu kadar dar bir alanda Behemoth’un saldırısından kaçınmak çok zor olurdu. Bu nedenle bu tür bir yolu en iyi seçenek olarak görmüşlerdi: Bariyer etkisiz hale gelmeden öğrencilerin kaçmasını sağlamak. Ama böyle zekice bir fırsat ancak deneyimli biri tarafından yakalanabilirdi, Kouki ve partisinin farklı bir anlam çıkarması aksine bir şey değildi.</p>



<p>Durumu olabildiğince kısa açıklamaya çalışırken Komutan Meld onları geri çekilmeye zorladı. Fakat Kouki onun sözüne uymadı ve “terk etmeyi” reddetti. Ayrıca Kouki’nin gözünden bakıldığında, Behemoth’a meydan okumak istiyordu. “Eğer bu bensem, Behemoth’a boyun eğdirebilirim” diye düşünüyordu.</p>



<p>Elden bir şey gelmezdi hâlâ çok gençti. Kendisini biraz fazla abartıyordu. Komutan Meld, güvenlerini korumak için onları çok fazla övdü, ancak istenen sonucun tam tersini oluşturuyor gibiydi.</p>



<p>“Kouki! Komutan Meld’in söylediği gibi geri çekilelim!”</p>



<p>Durumu anlayan Shizuku, hızlı bir şekilde Kouki&#8217;yi uyardı ve kolunu tuttu. </p>



<p>“Ahhh~ Bu Kouki’nin mantıksız olduğu ilk olay değil! Sana arka çıkacağım!”</p>



<p>“Ryutaro… Teşekkürler.”</p>



<p>Ryutaro’nun açıklaması Kouki’nin coşkusunu daha da artırdı. Shizuku bu konuda dilini şaklattı.</p>



<p>“Sarhoş musun?! Durumu anlamaya çalış! Seni büyük salak!”</p>



<p>“Shizuku-chan…”</p>



<p>Shizuku çileden çıkınca Kaori daha da endişelendi. Bu sırada Kouki’nin önüne bir çocuk atladı.</p>



<p>“Amanogawa-kun!”</p>



<p>“Huh? Nagumo!?”</p>



<p>“Nagumo-kun!?”</p>



<p>Herkes şaşırırken Hajime ellerini sallayarak durumu açıklamak için elinden geleni yapıyordu. </p>



<p>“Acele et ve geri çekil! Hiç kimse sensiz başaramaz! Acele et!”</p>



<p>“Birdenbire neler saçmalıyorsun be? Böyle bir yerde ne yapıyorsun? Burası sana göre bir yer değil! Yalnızca bunu bize bırak Nagumo ve ge-“</p>



<p>Kouki sözünü bitirmeden Hajime tarafından suratına bir yumruk geçirildi. (Ç.N: Rekt!) </p>



<p>“ŞU ANDA BÖYLE BİR ŞEY SÖYLEMENİN SIRASI DEĞİL!”</p>



<p>Hajime’nin bir savaş gücü olarak görülmeyeceği bir gerçekti. Kouki Hajime’yi geri çekilmesi için zorladı ancak daha önce hiçbir şekilde misilleme yapmayan Hajime tarafından durduruldu. Kouki’nin Hajime üzerindeki görüşü şuydu: Kendisine söylenen her şeye karşı kendisini her zaman acı bir şekilde gülümsemeye zorlayan dürüst bir adamdı. Hareket edememesi için çok fazla tutarsızlık vardı.</p>



<p>“Neler olduğunu görmüyor musun?! Herkes panik içinde! Sadece takım lideri olmadığı için!”</p>



<p>Hajime bir eliyle Kouki’nin tişörtünü tuttu diğer eliyle de işaret etti. İşaret ettiği yönde sınıf arkadaşları İskelet Askerler tarafından kuşatılmıştı ve etrafta koşuşturuyorlardı. Sanki daha önce hiç eğitilmemişlerdi, rastgele saldırılar yapıyorlardı. Bu kadar liyakatsiz olduklarından alaşağı edilmişlerdi. Sonuç olarak yine de şimdiye kadar ölmemişlerdi. Anormal istatistiklerinden dolayı hayatta kalabilmelerine rağmen birine bir şey olması an meselesiydi.</p>



<p>“Onları yarıp geçebilecek bir güç gerekli! Ayrıca herkesin kalbindeki korkuyu silip atacak bir güç de gerekli! Bunu yapabilecek tek kişi sensin, Amanogawa-kun! Sadece önüne bakma arkada da ne oluyor arada bir bak!”</p>



<p>Kouki sınıf arkadaşlarını bu kadar kaotik bir durumda gördüğünde şaşkınlığa uğradı, kafasını sağa sola salladıktan sonra &nbsp;Hajime’ye doğru baktı.</p>



<p>“Ahh, anladım*. Hemen oraya gideceğim! Komutan Meld! Özür dilerim!” (Ç.N: Mahzuru yoksa anla yani.)</p>



<p>“GİDİN-!”</p>



<p>“Üzgünüm, önden gidiyorum.”</p>



<p>&nbsp;Kouki dönüp bunu Komutan Meld&#8217;e söylediği an, bariyer sonunda Komutan Meld’in feryadıyla birlikte parçalandı. </p>



<p>&nbsp;Azgın şok dalgası Hajime ve diğerlerine doğru saldırdı. Hajime hızlıca öne çıktı ve bir duvar dönüştürdü ama duvar anında parçalandı. Ancak şok dalgasını zayıflatabilmişti. Toz bulutu Behemoth’un kükremesiyle yok oldu.</p>



<p>Komutan Meld ve diğer üç şövalye yerde inliyordu. Şok dalgasının etkisi yüzünden vücutlarını hareket ettiremiyorlardı. Komutan Meld ve şövalyelerin arkasında Kouki ve grubu da yere düşmüştü ama çabucak ayağa kalkmışlardı. Hajime’nin duvarının etkili olduğu anlaşılıyordu.</p>



<p>“Ku… Ryutaro, Shizuku, bana biraz zaman kazandırabilir misiniz?”</p>



<p>Kouki hâlâ acı çekiyormuş gibi görünen ikiliye doğru yürürken sordu. Komutan Meld engellenmiş olduğundan bir şey yapmak onlara kalmıştı.</p>



<p>“Sanırım başka şansımız yok!”</p>



<p>“… Bir şeyler düşünmeye çalışacağım!”</p>



<p>İkisi de aniden Behemoth’a saldırmaya daha doğrusu oyalamaya gitti.</p>



<p>“Kaori, Komutan Meld ve adamlarını iyileştirmeye başla!”</p>



<p>“En!”</p>



<p>Kaori Kouki’nin talimatına göre hareket etti. Hajime çoktan Komutan Meld’in yanındaydı. Savaştan sonra yakalanmamak için hızlıca taştan bir duvar oluşturdu. Behemoth’a kağıttan duvar olarak görünse de hiçbir şey olmamasından iyiydi. Kouki büyük becerisini kullanmak için büyülü sözcükler söylemeye başladı.</p>



<p>“Kutsal İrade! Işığınla kötü olan her şeyi yok et! Tanrı’nın Nefesi! Uğursuz bulutları temizle ve bu dünyayı arındır! Tanrı’nın Merhameti! Bu saldırıyla tüm günahlarımı affet! 【Cennetin Kudreti】!”</p>



<p>Büyülü sözcüklerden sonra kutsal kılıçtan bir Aurora yayılmaya başladı. Beceri &nbsp;【Yükselen Parlama】’ya benziyordu ama gücü tam anlamıyla başka bir seviyedeydi. Aurora Behemoth’a doğru ilerlerken köprüyü oydu ve gücü ile salladı. Büyüden sonra Ryutaro ve Shizuku çoktan kaçmışlardı. Ancak ikisi de inanılmaz bitkin düşmüşlerdi. Bu kadar kısa bir sürede ciddi anlamda zarar görmüşlerdi.</p>



<p>Işık bombardımanı direkt olarak Behemoth’u vurmuştu. Işık vurduğu bölgeyi beyaza boyamıştı. Yoğun titreşim köprüde çatlakların ortaya çıkmasına sebep olmuştu.</p>



<p>“Bununla beraber… Haa~ Haa~”</p>



<p>“Hmph! Beklenildiği gibi bunu daha önce yapsak olmaz mıydı ya?”</p>



<p>“Hu… o sadece bir…”</p>



<p>Ryutaro ve Shizuku Kouki’nin yanına döndü. Kouki, bu kadar muazzam miktarda büyü gücü kullandıktan sonra derin bir şekilde nefes aldı. </p>



<p>Kouki’nin az önce kullandığı beceri onun kozuydu. Geriye kalan büyü gücü neredeyse tükenmek üzereydi. Arkalarında Komutan Meld ve askerleri tedavi edildikten sonra ayağa kalkmışlardı.</p>



<p>Çok geçmeden ışığın ve tozun kaybolduğu yerde&#8230; Yara almamış bir Behemoth duruyordu. Canavar Kouki’ye ölümcül bakışlar yollayıp hırladı. Ondan sonra, kafasını kaldırdı, kafasındaki boynuzlar kızarmaya başladı ve camı kazıyan tırnaklarınki gibi yüksek bir ses çıkardı.&nbsp;Devamında miğferi lav gibi tutuşmaya başladı.</p>



<p>“Dikilip durmayın! Hareket edin!”</p>



<p>Komutan Meld’in sesi Kouki ve grubunun kendilerine gelmesi konusunda yardımcı oldu. Behemoth hızlı bir şekilde öne atıldı ve Kouki’ye doğru ilerlemeye başladı. Ateş saçan miğfer meteor gibi onlara doğru düştü. </p>



<p>Hemen yana doğru sıçramış olmalarına rağmen darbenin neden olduğu şok dalgası onlara çarptı. Yerde gümbürdeme sesi çıkararak yuvarlandılar. Nihayet durduklarında vücutlarının her tarafında yaralar vardı. Sonunda hareket kabiliyetine tekrardan kavuşan Komutan Meld hızla koştu. Diğer şövalyeler hâlâ Kaori tarafından tedavi ediliyordu. Behemoth’un boynuzları köprüye sıkışmıştı. Bacaklarıyla destekledikten sonra onları çıkarmayı başardı.</p>



<p>“Hepiniz, kalkın!”</p>



<p>Aldığı tek cevap iniltiydi. Muhtemelen Komutanın ve şövalyelerin daha önce aldığı şok dalgası tarafından felç olmuşlardı. İç organları ciddi hasar almış gibiydi. Komutan Meld Kaori’ye seslenmek için başını çevirdi ama görüş alanına giren kişi Hajime oldu.</p>



<p>“Delikanlı! Kouki’yi taşı ve Kaori ile birlikte geri çekil!”</p>



<p>Komutan Hajime’ye böyle talimatlar verdi. </p>



<p>(Kouki? Sadece Kouki’yi yanına al mı?)</p>



<p>Bu talimat, sadece Kouki kurtulursa da iyi olur gibi bir talimattı. Komutan Meld dişlerini sıktı ve kalkanını hazırladı. Canavarı geride tutmak için hayatını ortaya koymayı planlıyordu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/hajime_manga.png?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2681"/></figure>



<p>Hajime kesin ölümü için hazırlanan komutanı inceledi ve bir plan önerdi. Herkesi bu durumdan kurtarmanın tek yolu bu olabilirdi. Ancak çok saçma ve başarı şansı çok düşük bir plandı. Hajime’yi en tehlikeli pozisyona getirecekti. Komutan Meld tereddüt etti ama Behemoth çoktan savaş moduna geçmişti. Miğferi tekrar kızarmaya başladı. Zamanları yoktu.</p>



<p>“… Bunu yapabilir misin?”</p>



<p>“Kesinlikle yapabilirim.”</p>



<p>Hajime Komutan Meld’e kararlı bir şekilde baktı. Hajime’yi böyle görünce Komutan Meld’in yüzünde bir gülümseme belirdi.</p>



<p>“Hayatımızın sana bağlı olacağını hiç tahmin edemezdim&#8230; Lütfen herkesi kurtar. Yani&#8230; Gerisini sana bırakıyoruz!”</p>



<p>“Anlaşıldı!”</p>



<p>Komutan Meld bunları söyledikten sonra Behemoth’a doğru yürüdü. Kışkırtmak için basit bir büyü yaptı. Behemoth’un daha önce Kouki’yi nasıl hedef aldığına bakılırsa ona saldıranlara dişlerini gösterme gibi bir alışkanlığı vardı.</p>



<p>Komutan Meld bakışlarını Behemoth’a sıkıca sabitledi. Ondan sonra Behemoth Komutan Meld’e ateş saçan boynuzlarını gösterdi, aniden şarj etti ve saldırıya geçti. Komutan Meld son ana kadar kışkırtmayı amaçlıyordu, orada güvenle durdu. O anda kısa bir büyülü söz söyledi.</p>



<p>“Dağıl, 【Rüzgar Duvarı】”</p>



<p>Geriye doğru zıpladı ve aynı anda büyüler söyledi. Yakın takipte olan Behemoth Komutan Meld’in daha önce konuşlandığı yere iniş yaptı(boynuz saldırısıyla birlikte). 【Rüzgar Duvarı】&nbsp;şok dalgasından ve darbenin oluşturduğu enkazdan onu koruyabilmişti. Behemoth’un saldırı düzeni basit olduğundan bundan kaçınmak mümkündü. Ama Kouki ve partisini aynı zamanda koruyacak olsaydı yok olmuş olurlardı.</p>



<p>Behemoth’un boynuzları tekrardan köprüye sıkıştı. Hajime alelacele kendini Behemoth’un önüne doğru attı. Yanan kalıntıların sıcaklığı cildini yaktı ama dayanmaya çalıştı ve büyüsüne başladı. Sadece büyünün ismini söylemeliydi, elindeki en basit ve tek büyü buydu. </p>



<p>“【DÖNÜŞÜM】!”</p>



<p>Behemoth’un köprüden başını çıkarmaya çalışmasını engelliyordu. Behemoth çevresindeki taşı parçalamaya devam etse bile Hajime taşları yenilemeye devam edecekti. Bacaklarıyla desteklemeye çalışırken Behemoth başını köprüden çekmeye zorladı ama Hajime bu sefer ayak bölgesini dönüştürmeye başladı. Kurtulma mücadelesi verirken kafası dönüşüm nedeniyle bir metre daha zemine girdi. Behemoth’un korkunç bir gücü vardı. Eğer Hajime bir saniyeliğine dönüşüm büyüsünü bırakırsa köprüde derin çatlaklar oluşabilirdi. Kaçmak istiyordu ama her seferinde Hajime’nin dönüşüm becerisi yüzünden durduruluyordu. Sonunda Behemoth’un başının tamamı yere gömüldü, aptalca bir görüntüydü.</p>



<p>Bu arada Kaori ve iyileştirilen şövalyeler herkesi bir araya topladı ve Kouki ve grubunu geri taşımaya çalıştılar. İskelet askerlerin tarafında ise öğrenciler sakinliklerini geri kazandılar ve birbirleriyle iş birliği yapmaya başladılar. Düzelmelerinin nedeni, daha önce Hajime’nin kurtardığı kızdı. Bu, Hajime’den göze çarpmayan bir katkıydı. </p>



<p>“Bekleyin! Nagumo-kun hâlâ orada!”</p>



<p>Kaori, onları geri çekilmeye zorlayan Komutan Meld’le yüzleşti ve şiddetle karşı çıktı. </p>



<p>&nbsp;“Bu oğlanın savaşı! İskelet Askerlerini yarıp geçeceğiz, güvenli bölge oluşturduktan sonra hep birlikte büyülü bir saldırı gerçekleştireceğiz! Tabi ki de çocuk o zaman geri çekilecek! Çocuk geri gelene kadar büyülerle Behemoth’u tutacağız sonra da üst katlara geri döneceğiz.”(Ç.N: Umarım katların altlara doğru yükseldiğini hatırlıyorsunuzdur.)</p>



<p>“O zaman kalıp ona yardım edeceğim!”</p>



<p>“Bu söz konusu bile olamaz! ‘Kaori’nin geri çekilip Kouki’yi iyileştirmesini sağlayın’ bana bunları söyledi!”</p>



<p>“Ama!”</p>



<p>Yine de bir şeyler söylemek isteyen Kaori, Komutan Meld’in söylediklerini duyduktan sonra duraksadı.</p>



<p>“Oğlanın çabalarının boşa gitmesine izin verme!!!”</p>



<p>“——!?”</p>



<p>Komutan Meld de dahil olmak üzere en güçlü ateş gücüne sahip olan kişi Kouki’ydi. Eğer şifa büyüsünü onun üzerinde kullanmazsa zamanı gelince Behemoth’u durdurmak için yeterli ateş gücüne sahip olmayabilirler. Bu yüzden geri çekilip Kouki’yi iyileştirmesi gerekiyordu. Hajime büyü gücünü tükettiğinde ve artık dönüşüm kullanamadığında, Behemoth hareket etmeye başlayacaktı.</p>



<p>“Cennetin Nefesi, ağzına kadar doldur, Arındır ve İyileştir, 【Cennetin Lütfu】”</p>



<p>Kaori ağlıyordu ama yine de büyüsüne devam etti. Soluk bir ışık Kouki’yi sardı, bu fiziksel yaraları iyileştiren aynı zamanda büyü gücünü de yenileyen bir büyüydü. Komutan Meld Kaori’nin omzuna elini koydu ve başını salladı. Kaori de &nbsp;yanıt olarak başını salladı, sonra da umutsuzca 【Dönüşüm】 büyüsü yapmaya devam eden Hajime’ye&nbsp;bakmak için başını çevirdi. Ondan sonra Komutan Meld Kouki’yi omzunda taşıdı ve geri çekildi. Shizuku ve Ryutaro da şövalyeler tarafından taşınıyordu.</p>



<hr class="wp-block-separator has-text-color has-background has-vivid-red-background-color has-vivid-red-color"/>



<p>İskelet Askerlerin sayısı artmaya devam ediyordu, şimdiye kadar sayıları çoktan iki yüze ulaşmıştı. Merdivenlere giden taraf İskelet Askerler tarafından tıka basa doluydu. Ancak bu bir anlamda iyi bir şey de olabilirdi. Eğer bir boşluk bulurlarsa aralarına dalabilirlerdi fakat deneyim eksiklikleri etraflarının kuşatılmasına ve katledilmelerine yol açabilirdi . Nitekim iskeletlerden yüz tane varken öğrenciler onlarla başa çıkamamıştı.</p>



<p>Buna rağmen hiçbir zayiat olmamıştı, hepsi şövalyeler sayesindeydi. Öğrencileri çaresizce kendi hayatlarını koyarak koruduklarını söylemek abartı olmazdı. Sonuç olarak şövalyeler kesikler ve morluklarla kaplıydılar.</p>



<p>Büyülü canavarların sayıları gittikçe artan bir panik yarattı, öğrenciler büyülerini kullanmayı akıl edemediler, sadece mızrak ve kılıçlarını dikkatsizce savurdular. Bu şartlar altında şövalyelerin de desteğini kaybedecek olurlarsa birkaç dakika içinde birbirlerinden ayrı düşeceklerdi. </p>



<p>Umutsuzluk bunun farkına varan öğrencilere saldırdı. Hajime’nin daha önceden kurtardığı kız onlara hitap etmişti, öğrencilerin azınlığı da bir grup halinde cesurca savaşmıştı fakat neredeyse sınırlarına ulaşmışlardı, ağlayacak gibi bir ifadeleri vardı. Artık her şey için çok geç olduğunu düşündükleri sırada…</p>



<p>“【Yükselen Parlama】!”</p>



<p>Saf beyaz bir çizgi, İskelet Askerlerin saflarını dağıttı ve patlama yarattı. Köprünü yanlarına itilen İskelet askerleri de uçurumdan aşağı düşmüştü. Büyüden sonra İskelet Askerleri çığ gibi düşüyordu. Bunun sonucunda öğrenciler üst kata çıkan merdivenleri görmüşlerdi. Bu onların kılıçlarını savurmaya itecek tek kurtuluş yoluydu!</p>



<p>“Millet! Pes etmeyin, elinizden geleni yapın! Ben yolu açacağım!”</p>



<p>&nbsp;【Yükselen Parlama】&nbsp;düşmanı yırtıp geçerken bu sözleri söyledi. Kouki’nin sergilediği karizma öğrencilerin moralini yerine getirdi.</p>



<p>“Çocuklar! Bunca zamandır neler yapıyordunuz? Eğitimi hatırlamaya çalışın! Aynı anda gruplara ayrılın! Ahmaklar!”</p>



<p>Herkesin güvendiği komutanın geri dönüşü ve düşmanları yok eden eşsiz beceri &nbsp;【Yükselen Parlama】. Normalde güvenilir sesin yanı sıra bunların hepsi bir araya geldiğinde azalan moral &nbsp;yeniden dirilmeye başlamıştı. Bedenleri artık uyuşuk hissetmiyordu ve zihinleri de temizlenmişti. Ama gerçekte bunun nedeni Kaori’nin Sakin Zihin büyüsünün etkisiydi. Belirli bir zamana kadar sakinleşme büyüsü ve Kouki’nin performansı süper etkili olmuştu! </p>



<p>İyileştirme büyüsü konusunda yüksek eğilimi olan herkes yaralıları tedavi etmeye başlamıştı. Büyülere yüksek eğilimi olanlar arka tarafta bir büyü hazırlamaya başladı. Savunmaya yüksek eğilimi olanlar ön tarafta öncü görevini aldı. Saldırı yerine savunmaya odaklanmışlardı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/img_20191006_212430.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2669"/></figure>



<p>İyileştirilen şövalyeler de mücadeleye katıldı ve karşı saldırı için işaret verildi. Büyüyen bir dalga gibi düşmanlarının üzerlerine büyülerini kullandılar. Düşmanlar şaşırtıcı bir oranda yok edilmişti ve nihayetinde iskeletlerin ortaya çıkma oranını da geçmişlerdi.</p>



<p>Yakında, merdivenlere giden yol açılacaktı.</p>



<p>“Millet ilerleyin! Merdivenlerin önüne güvenli bir nokta oluşturmalıyız!”</p>



<p>Kouki bağırır bağırmaz hücum etmeye başladı. Tamamen iyileşen Shizuku ve Ryutaro da onu yakından takip ediyordu. Etraflarını saran İskelet Askerleri sıcak bir bıçakla tereyağını keser gibi kestiler. Sonunda kuşatmayı kırmışlardı. Arkalarında İskelet Askerleri merdivenlere giden yolu kapatmak istemişlerdi ama Kouki’nin büyüsü yüzünden etrafa uçmuşlardı.</p>



<p>Sınıf arkadaşları şaşkın bir şekilde Kouki’ye bakıyordu, doğal bir şeydi. Merdivenler gözlerinin önündeydi ve oraya tek seferde gitmek istedikleri anlaşılıyordu.</p>



<p>“Millet, bekleyin! Nagumo-kun’a yardım etmeliyiz! Şu canavarı, bunca zamandır tek başına tutuyordu!”</p>



<p>Kaori’nin sözlerini duyan sınıf arkadaşları şüpheci bir ifade ortaya çıkardı. . Bunun imkansız olduğunu düşünüyorlardı, sonuçta Hajime “değersiz” olarak yaftalanmıştı. Ancak kafaları karışmış sınıf arkadaşları köprünün diğer tarafına baktığında Hajime’nin gerçekten de orada olduğunu görmüşlerdi.</p>



<p>“N-ne, orada neler oluyor?”</p>



<p>“Şu şeytanın&#8230; üst gövdesi köprüye gömülmüş ?”</p>



<p>Komutan Meld kuşkuyla yüzleşen öğrencilere baktıktan sonra emirler vermeye başladı.</p>



<p>“Bu doğru! O çocuk, geri çekilmemizi sağlamak için o canavarla yüzleşiyor! Öncüler! Siz İskelet Askerlerin üstesinden geleceksiniz! Artçılar! Uzun menzilli büyülerinizi hazırlayın! Çocuğun büyü gücü her an tükenebilir, koşmaya başladığı zaman aynı anda saldıracağız! Behemoth’u durdurmak zorundayız!”</p>



<p>Öğrenciler sesin yankılanmasıyla kendilerini hazırladılar ama aralarından bazıları gönülsüzce merdivenin tarafına bakıyordu. Onları suçlayamazdınız neredeyse ölüme yaklaşıyorlardı. Oraya yönelmeleri için bir saniye bile yeterliydi, olabildiğince hızlı bir şekilde güvenli bir yere gitmek istiyorlardı ve bunu istemeleri de normaldi. Ancak Komutan Meld acele etmeleri için bağırdığında artık tereddüt etmediler ve savaş alanına geri döndüler. Aralarında Hiyama Daisuke de vardı. Hiyama bütün bunlara neden olduğu için dehşete kapılmıştı ve olabildiğince kısa bir sürede bu yerden uzaklaşmak &nbsp;istiyordu.</p>



<p>Fakat o gün ki olay aklına geldi. Holward da kaldıkları sırada meydana gelen olay zindana girmeden önceki gün yaşanmıştı. Endişesi yüzünden yatakta dönüp duruyordu bu yüzden tuvalete gittikten sonra dışarıya çıkıp biraz temiz hava almak istemişti . Serinletici ve rahatlatıcı rüzgarı hissettikten sonra sakinleşip odasına geri dönecekti. Ancak geri dönerken Kaori’yi geceliğiyle gördü. İlk defa Kaori’yi bu şekilde görüyordu ve içgüdüsel olarak saklandı ardından da nefesini tuttu. Kaori onu fark etmeden yanından geçti.</p>



<p>Hiyama merakına engel olamadı ve Kaori’yi belli bir odanın önünde durup kapıya çalıncaya kadar takip etti. Kapının açılmasıyla diğer tarafta görünen kişi&#8230; Hajime’ydi. Hiyama’nın beyni durdu*. Kaori’yi seviyordu ama onun için yeterince iyi olmadığını düşünüyordu. Kouki’yle kendisini karşılaştırırken onun seviyesinde olmadığını fark etti ve pes etti.(Ç.N: Burayı ben de anlamadım olmayan bir şey nasıl durabildi?!)</p>



<p>Ama Hajime farklı, fapfarklı bir hikayeydi. Hajime onun için aşağılık biriydi, en azından Hiyama böyle düşünüyordu. Bu yüzden Hajime’yi sürekli Kaori’nin yanında görmek ona saçma geliyordu.&nbsp;‘Eğer durum buysa bunun anlamı ben yeterince iyiyim demek değil mi?’&nbsp;Hiyama böyle bir şey düşünürken delirip delirmediğini arada kendine soruyordu. Ama Hiyama bunu ciddi bir şekilde düşünüyordu, Hajime’ye olan kini devam etmiş doruk noktasına ulaşmıştı. Muhtemelen Grantz Kristalini kullanarak Kaori’yi kazanmaya çalışmıştı, sabırsızca davranmasının nedeni buydu.</p>



<p>Hiyama tüm bu olanları hatırladı ve Behemoth’u tek başına tutan Hajime’ye baktı. Aynı zamanda Kaori’nin ellerini birleştirip onun kurtulması için dua ettiğini de görmüştü… yavaş yavaş yüzünde karanlık bir gülümseme belirdi.</p>



<hr class="wp-block-separator has-text-color has-background has-vivid-red-background-color has-vivid-red-color"/>



<p>Tam bu sırada Hajime büyü gücünün tükendiğini hissetmişti. Çoktan elindeki bütün büyü yenileyici hapları kullanmıştı. Hızlıca geriye doğru bir bakış attı ve herkesin çoktan geri çekildiğini fark etti. Şimdiden formasyona girmişlerdi ve büyülerini hazırlıyorlardı. Behemoth hâlâ mücadele ediyordu, eğer Hajime dönüşüm becerisini durdurursa büyük ihtimalle Behemoth içinde olduğu durumdan kurtulması birkaç saniye sürerdi. Bu süre zarfında Hajime’nin araya mesafe koyması gerekiyordu.</p>



<p>&nbsp;Alnındaki terler boncuk boncuk akarak gözlerine giriyordu. Aşırı derecede gergindi hatta kalbi şimdiye kadar hiç bu kadar şiddetli atmamıştı ve atmaya da devam etmemişti. Hajime geri çekilmek için mükemmel bir fırsat bulmaya çalışıyordu.</p>



<p>Aynı zaman zarfında köprüde çatlaklar artmaya başlamıştı. Hajime 【Dönüşüm】&nbsp;büyüsünün son damlasını da Behemoth’u sınırlandırmak için kullandı. Bundan sonra da koşmaya başladı.</p>



<p>Hajime koşmaya başladıktan beş saniye sonra zemin yarılmaya başladı. Behemoth zemini parçaladı ve ayağa kalkarken öfkeyle kükredi. Gözlerindeki öfkeli bakış yanılmıyordu. Kendisini küçük düşüren düşmanı bulmak için çevreyi taradı ve Hajime görüş alanına girdi. Behemoth tekrardan kükredi ama bu seferki daha öncekilerden kat be kat daha yüksek sesteydi. Hajime’ye yetişmek pahasına bastığı yerleri parçalayıp geliyordu bunun için dört uzvunu da en işe yarar şekilde kullanıyordu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/screenshot_20191006_213154.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2673"/></figure>



<p>Ancak bir sonraki anda, her türlü büyü saldırısı üzerine doğru geldi. Sanki geceleyin gökyüzünde kayan yıldızlar gibiydi, tam anlamıyla bir büyü bombardımanıydı! Herhangi bir hasar verememelerine rağmen Behemoth’un ilerlemesini yavaşlatıyorlardı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/img_20191006_212023-1.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2674"/></figure>



<p>Başarabilirim! Hajime kendinden emindi, kafası eğik bir şekilde ve düşmemeye dikkat ederek ileri atıldı. Dürüst olmak gerekirse başının üstünden geçen ölümcül büyüler hiç de iyi hissettirmiyordu. Sanki büyüler her an ona çarpacak gibiydi. Ancak sınıf arkadaşlarının bu kadar düşük ihtimalli bir hata yapacaklarına inanmıyordu. Koşmaya devam etti, görünüşe göre Behemoth’la arasında otuz metre fark açılmıştı. Hajime içgüdüsel olarak yanağını gevşetti. Ancak tam bu sırada ifadesi dondu. </p>



<p>Sonsuz büyü atışları arasında, küçük bir ateş topu eğik bir açıyla geliyordu… Hajime’nin koştuğu tarafa doğru düşüyordu. Bu, açıkça ona doğru hedeflenmişti.</p>



<p>(Neden!?)</p>



<p>Şüphe, şaşkınlık, korku, umutsuzluk, endişe, güven, hayal kırıklığı gibi bütün bu hisler Hajime’nin aklından geçiyordu, şaşkınlıktan gözleri açılmıştı. Hemen durup yerde kaymasına rağmen alev topu tam önüne düştü. Alev topunun oluşturduğu şok dalgası yüzünden geriye fırladı. Doğrudan darbeden kaçınmasına ve hiçbir iç kanama riski almamasına rağmen sadece yarım daire kanalları* zarar görmüştü. Denge duyusu düzensizleşmeye başladı.(Ç.N: Yarım daire kanalları kulakta bulunan bir yapıdır. Dengeyi sağlamakta beyincikle birlikte görev yapar.)</p>



<p>Ayağa kalktı ve hiç durmadan birkaç adım attı ancak&#8230; yere düştü. Behemoth’un bombardıman atışları tarafından sonsuza kadar yavaşlatılması imkansızdı. Hajime ayağa kalktığı sırada arkasından bütün odayı sarsan bir kükreme duyuldu. Hajime kafasını arkasına çevirmeden edemedi. Üçüncü kez boynuzları tutuşmaya başlamıştı, Behemoth öfkeden kanlanmış gözleriyle Hajime’ye bakıyordu. Sonrasında kalkan benzeri kıpkırmızı kafasını kaldırdı ve Hajime’ye doğru yüklendi.</p>



<p> Ne yapacağı belli olmayan ve karaltısı gözüken bu canavarı, Behemoth&#8217;u uzaktan gören sınıf arkadaşları, ne  endişelerini gizleyebiliyor, ne de öfkeyle çığlık atmaktan geri kalıyorlardı.</p>



<p>Hajime atlamak için gücünün son damlasını da topladı. Sonrasında Behemoth’un öfke dolu boynuz saldırısı köprüye vurdu. Saldırı tüm köprüyü salladı. Merkez üssü olarak bu noktadan itibaren köprüde korkunç çatlaklar oluşmaya başladı. Köprü çatırdayan bir ses çıkardı.</p>



<p>Ve sonunda&#8230; köprü yıkıldı.</p>



<p>Bu tür saldırıları art arda karşıladıktan sonra köprü buna daha fazla dayanamadı ve pes etti.</p>



<p>“Guaaa!?”</p>



<p>Behemoth acı bir şekilde kükredi ve umutsuzca düşmemek için eğilmiş olan taş köprüye defalarca pençe attı. Ancak defalarca sarıldığı ve pençelediği yer de çöktü. Sonunda Behemoth esrarengiz uçuruma yuvarlandı. Behemoth’un ölüm sancıları hâlâ yankılanıyordu. </p>



<p>Hajime bir şekilde kaçmak için yerde emekledi ama tutunduğu her yer onun dokunmasıyla parçalarına ayrılıyordu, bunu sürekli tekrarladı ama her yer birbiri ardınca parçalanmaya devam ediyordu. </p>



<p>(Ah, bu hiç iyi değil…)</p>



<p>Böyle düşünürken bakışlarını diğer taraftaki sınıf arkadaşlarına çevirdi. Hajime, Kaori’nin Kouki ve Shizuku tarafından tutulduğunu görüyordu. Diğer sınıf arkadaşlarına gelince bir kısmı dehşete düşmenin etkisiyle sararmış bir yüz ifadesi takınıyordu, bazılarıysa gözlerini kaçırıyor yada ağızlarını kapatıp şaşırmış gözlerle ona bakıyorlardı. Meld ve şövalyeler de mahcup bir ifade takınmışlardı.</p>



<p>Ve sonunda Hajime’yi tutan taş iskele de dayanamayıp çöktü. Hajime yukarıya doğru bakarken uçuruma doğru düştü. Elini yavaş yavaş büzülen ışığa doğru uzattı…</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/10/img_20191006_212254.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2670"/></figure>



<hr class="wp-block-separator has-text-color has-background has-vivid-cyan-blue-background-color has-vivid-cyan-blue-color"/>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://youtu.be/moN3UhCUNkE
</div><figcaption>-Bölümle Alakasız Müzikler Serisi-<br>~6~</figcaption></figure>



<p>Cidden çok çalıştım :d bölüm yetişti hâlâ inanamıyorum. Maruchi&#8217;ye beni gaza getirdiği için teşekkürler 😅</p>



<p>Bence aksiyonlu ve güzel bir bölümdü, uzun olması da cabası&#8230; </p>



<p>Artık olaylar daha da ilginçleşecek, bakalım Hajime’nin başına nasıl olaylar gelecek 🙂</p>



<p>Hafta içi bir bölüm daha gelecektir. Bölüm kısa +3000 filan artık bu tür rakamlar bana az geliyor hele ki bu bölümü çevirmeyi bitirdikten sonra&#8230;</p>



<p>Yorum ve görüşlerinizi belirtirseniz çok mutlu olurum 😊</p>



<p>Not: Bu hafta cidden çok fazla iskelet kelimesi geçti&#8230; Artık birdaha görmemek dileğiyle&#8230; </p>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-6-kahraman/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 6: Kahraman</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-6-kahraman/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>13</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2654</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 5: Aptal Hiyama</title>
		<link>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-5-aptal-hiyama/</link>
					<comments>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-5-aptal-hiyama/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcelightnovels]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Sep 2019 20:06:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arifutera Shokugyo]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta 5.bölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta shokugyo light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou manga]]></category>
		<category><![CDATA[arifureta shokugyou de sekai saikyou manga oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta türkçe oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta web oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Orcus Labirenti]]></category>
		<category><![CDATA[Daisuke]]></category>
		<category><![CDATA[Daisuke Hiyama]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime Nagumo]]></category>
		<category><![CDATA[Kaori]]></category>
		<category><![CDATA[Kouki]]></category>
		<category><![CDATA[Meld]]></category>
		<category><![CDATA[Shizuku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novels]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçelightnovels]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkcelightnovels.com/?p=2500</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şu anda Hajime ve diğer herkes 【Büyük Orcus Zindanı】’nın girişinde toplanmıştı. Hajime karanlık ve kasvetli bir giriş hayal etmişti ama müzeye benzer bir şeyle karşılaşmıştı. Hatta giriş tarafında bir resepsiyon masası vardı. Güzel gülümsemesiyle üniformalı bir abla zindana giren ve çıkan kişileri kontrol ediyordu. Görevlilerin buradaki işleri Statü Plakalarını incelemek, zindana giren ve çıkan kişilerin...</p>
<div class="c-read-more"><a class="c-read-more-link" href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-5-aptal-hiyama/">Continue Reading</a> &#8594;</div>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-5-aptal-hiyama/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 5: Aptal Hiyama</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Şu anda Hajime ve diğer herkes 【Büyük Orcus Zindanı】’nın girişinde toplanmıştı.</p>



<p>Hajime karanlık ve kasvetli bir giriş hayal etmişti ama müzeye benzer bir şeyle karşılaşmıştı. Hatta giriş tarafında bir resepsiyon masası vardı.</p>



<p>Güzel gülümsemesiyle üniformalı bir abla zindana giren ve çıkan kişileri kontrol ediyordu. Görevlilerin buradaki işleri Statü Plakalarını incelemek, zindana giren ve çıkan kişilerin sayısını(hatta ölenlerin bile) doğru bir şekilde tespit etmekti.</p>



<p>Savaşın yaklaşmasıyla birlikte gereksiz zayiattan kaçınmak için böyle bir önlem almışlardı.</p>



<p>Girişe yakın olan meydana dizilmiş çok sayıda tezgâh vardı. Bütün tezgâh sahipleri kendi mallarını tanıtmaya çalışıyordu. Tam bir festival havası vardı. Burası para kazanmak adına iyi bir alandı. Bunun nedeni zindana giriş yapacak maceracıların ya da paralı askerlerin girişte toplanmasıydı. Zindana cesurca meydan okuyup hayatlarını kaybeden birçok ahmak insan vardı.</p>



<p>Zindanın arka pasajı da suç faaliyetlerini cezbediyor gibiydi. Ancak savaşın yaklaşmasıyla beraber iç çatışmanın yaşanmasını istemedikleri için Maceracılar Loncası ve Krallık birlikte çalışmaya başlamışlar.</p>



<p>Girişin yanındaki mekanda malzemelerin takası yapılıyordu. Maceracılar tarafından elde edilen hazineler orada satılırdı.</p>



<p>Sınıf, Komutan Meld’i annelerinin peşinden ayrılmayan  ördek yavruları gibi takip ederken etrafa hödük gibi bakıyordu.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<div class="wp-block-image is-style-default"><figure class="aligncenter size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/09/screenshot_20190929_211114.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2503" /><figcaption>(En üstten alta doğru: Ryutaro, Kouki, Shizuku, Kaori ve Hajime) </figcaption></figure></div>



<p>Zindanın içi dışarıdaki kalabalıktan tamamen farklıydı. Beş metre genişliğindeki pasajda hiç lamba yoktu, yine de etrafa loş bir ışık yayılıyordu. Herhangi bir meşale ya da aydınlatma büyüsü olmadan belli bir dereceye kadar görmek mümkündü. Duvarlara gömülmüş bir sürü yeşil taş var gibiydi, 【Büyük Orcus Zindanı】bu yeşil taşların büyük bir damarına sahipti.</p>



<p>Grup rütbelere göre sıralandı ve ilerlemeye başladılar. Bir süre, belirlenen bir salona gelinceye kadar ilginç bir şey yaşanmadı. Salon kubbe şeklindeydi ve tavan yaklaşık 7-8 metre yüksekteydi. Sonrasında dairesel salonda hazine arayan parti görünümündeki grubun önüne, duvardan fışkıran gri kabarık toplar belirdi.</p>



<p>“Pekala, Kouki’nin grubu öne çıksın. Diğer herkes geri çekilsin! Gruplar oluşturulmadan önce aldığınız talimatları izleyin! HAZIRLANIN! Bu büyülü canavarlara Fare Adam denir. Hızlı hareket ediyorlar ama çok da güçlü değiller. Sadece sükunetinizi koruyun.”</p>



<p>Tıpkı Komutanın dediği gibi Fare Adamlar çok yüksek bir hızla koşuyordu. Kırmızı gözleri keçeleşmiş kafalarından ürkütücü bir şekilde parıldıyordu. Adları onlara uyuyordu. Dış görünüşleri farelere benziyordu… Ayakları üzerinde duruyorlar ve kaslı üst gövdeleri vardı. Göğüs kasları ve 6 adet baklavaları, hava atıyormuş gibi tüyle kaplı değildi. </p>



<p>Ön saflar Kouki ve partisinden oluşuyordu. Onun partisinde olan Shizuku, düşmanı gördüğünde yüzünü sertleştirdi. Fare Adam ürpertici bir his veriyordu ama Kouki, Shizuku, ve Ryutaro hücum eden Fare Adamı yakaladılar. Bu arada, Kaori’nin yakınındaki iki kız büyü yapmaya başladı. Kızlardan gözlük takanı Nakamura Eri’ydi. Diğeri ise Taniguchi Suzu başka bir deyişle “Enerjik Loli”. Büyülerini öğrendikleri gibi oluşumunu sürdürerek hazırlıyorlardı.</p>



<p>Kouki haç şeklindeki kılıcını inanılmaz bir hızla kullandı. Kısa bir sürede birkaç düşmanı hızlı bir şekilde alt etmişti.  Kılıcı, Hairihi Krallığı tarafından verilen kutsal eserlerden biriydi, adı da  【Kutsal Kılıç】’tı. Kılıcın ışık özelliği vardı. Ürettiği ışığa yakalanan her düşman zayıflar ve ayrıca otomatik olarak koruyucusunu güçlendirirdi. “Kutsal” bir kılıç olarak adlandırıldığı halde, bazı belâlı, bir bakıma ‘lanetli’ özellikleri de yok değildi.</p>



<p>Ryutaro’nun sınıfı “Yumruk Dövüşçüsü” idi, bu yüzden zırh eldivenleri ve tekmelikler kullanıyordu. Bunlar da kutsal eserlerdi. Şok dalgası üretebiliyorlardı ve hiçbir şekilde güçte bir azalma olmuyordu. Ryutaro görkemli bir duruş sergiledi ve tekmeleri ve yumruklarıyla hiçbir düşmanın onu geçmesine izin vermedi. Silahsız olmasına rağmen ağır zırhlı tank görevini görüyordu. </p>



<p>Shizuku, Samuray Kız olduğu gibi sınıfı da “Kılıç ustası” idi. Battojutsu* duruşu sergiledi ve <a href="https://eksiup.com/p/on1785573vxk">şemşire</a> benzeyen kılıcını çekti. Bütün düşmanlar bir anda ortadan ikiye ayrıldı. Bu çevik hareket şövalyelerin hayranlıkla iç çekmesine neden oldu.(Ç.N: Battōjutsu, kılıç çekme teknikleri anlamına gelen Japonca bir terimdir. Kısaca bir dövüş tekniğidir.)</p>



<p>Hajime ve diğer öğrenciler savaştan etkilenirken bir büyü duyuldu.</p>



<p>”Girdap yaparak dönen Kara Alevler, düşmanlarımı yakıp kül edin ve onları külleriyle dünyaya geri gönderin, 【Helezonik Alev】.”</p>



<p>Üç kişi bir anda Fare Adamları sarsacak sarmal alevleri yolladı. Fare adamlar, alevler onları küle çevirene kadar ölüm çığlıkları attılar.</p>



<p>Farkına vardıkları zaman, salondaki bütün Fare Adamları öldürmüşlerdi. Diğer öğrencilere bir fırsat kalmamıştı. İlk kattaki düşmanların Kouki ve grubu için çok güçsüz oldukları görünüyordu.</p>



<p>“Ahhh~ İyi işti! Bir dahaki sefere siz çocuklar bir deneyin ama gardınızı düşürmeyin!”</p>



<p>Komutan Meld kalburüstü öğrencilerle yüzleşirken onlara acı bir gülümsemeyle gruptan fazla uzaklaşmamalarını söyledi. Ancak büyülü canavarları ilk kez başarıyla bastırdıktan sonra heyecanlı hissetmeleri kaçınılmazdı. Öğrencilerin yüzleri gülümsemeye başlamıştı. Komutan Meld sadece omuzlarını silkti ve “Elden bir şey gelmez.” dedi. </p>



<p>“Her neyse, ilk performansınıza göre iyi iş çıkardınız, büyü taşları almayı unutmayın. Ama yine de, az önce biraz fazla güç kullanmadınız mı?”</p>



<p>Komutan Meld açıkça onların kulağını çekiyordu, Kaori’nin grubundaki kızlar abarttıklarını anladılar ve kızarmaya başladılar.</p>



<p>O zamandan sonra belirli bir sorun yaşamamışlardı, savaşlarda sırayla saldırdılar ve daha yüksek katlara sorunsuzca ilerlediler. Sonunda birinci sınıf bir maceracı olmanın işareti olan 20. kata geldiler. Keşfedilen en yüksek seviye 65. kattı ancak bu tür bir başarı 100 yıldan uzun bir süre önce maceracılar tarafından gerçekleştirilmişti. Şu anda 40. kata ulaşmak, bir Elit Maceracı olmanın göstergesiydi. 20. katı geçenler birinci sınıf olarak kabul ediliyordu. Tüm öğrenciler(Hajime dışında) hile kullanıyorlardı sanki savaş tecrübesine sahip olmasalar bile 20. kata kolayca geçebilmişlerdi. </p>



<p>Fakat dikkat etmeleri gereken bir şey vardı: Tuzaklar! Tuzaklar bir zindanın en korkutucu özelliklerinden biriydi. Bazı durumlarda ölümcül bile oluyorlardı.  Adil Dürbün, tuzaklara karşı alınacak en iyi önlemdi. Bu, büyü akışını algılayarak tuzakları tespit eden bir aletti. </p>



<p>Zindanlardaki tuzakların çoğu büyüyle kurulduğu için,  Adil Dürbün tuzakların % 80&#8217;den fazlasını tespit edebiliyordu. Ancak algılama alanı biraz dardı. Bu yüzden sorunsuz ilerlemek için bilgi ve deneyime sahip olmak gerekiyordu.</p>



<p>Hızlı bir şekilde katlardan esip geçtiklerinden dolayı şövalyeler sadece onlara rehberlik etmeye odaklanabildiler. Ancak Komutan Meld onlara şiddetli bir ihtar vermişti; Tuzaklar için onaylanmayan yerlerde rastgele hareket etmemelerine dair.</p>



<p>“Pekala, çocuklar. Bu noktadan itibaren sadece farklı türde büyülü canavarlar olmayacak. Aynı zamanda bize saldırmak için birlikte çalışacaklar. Şimdiye kadar kolay olduğu için dikkatsizce davranmayın sakın! Bugün ki eğitimi 20. katı temizledikten sonra bitireceğiz! Göreyim sizi aslanlarım!”</p>



<p>Komutan Meld’in sesi çok alçaktı ama herkes tarafından net bir şekilde duyulmuştu. Şimdiye kadar Hajime de özel bir şey yapmamıştı. Bir kere şövalyelerin hırpaladığı bir büyülü canavar üzerinde pratik yaptı. Yerde bir çukur yarattı ve tuzağa düşen köpeğimsi büyülü canavarı şişledi. Tek yaptığı buydu. Temel olarak grup savaşına katılması imkansızdı. Sadece şövalyeler tarafından oluşturulmuş barikatın arkasında duruyordu. Oldukça üzücüydü. Buna rağmen büyü gücü savaşta “Sinerji” yeteneğini sürekli kullandığından dolayı gelişiyordu, yaptıkları anlamsız değildi. Sihir gücü iki puan artmıştı, savaşmak ona fayda sağlıyordu.</p>



<figure class="wp-block-gallery columns-1 is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/09/screenshot_20190929_222152-1.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" data-id="2511" data-link="https://turkcelightnovels.com/screenshot_20190929_222152-1/" class="wp-image-2511" /><figcaption class="blocks-gallery-item__caption">Köpeğimsi Canavar</figcaption></figure></li></ul></figure>



<p>(Ama yine de tam bir beleşçiyim, offf…)</p>



<p>Tekrardan hırpalanmış bir büyülü canavar şövalyeler tarafından Hajime’nin önüne atıldı. Yaklaştığı zaman zemini dönüştürdü ve bir ah çekti. Canavarın karnı çukurun içindeki taştan kazık tarafından delinmişti, artık dayanacak gücü yok gibiydi. </p>



<p>(Pekala, görünüşe göre dönüşüm konusundaki hassasiyetim arttı… o zaman adım adım yapayım…) </p>



<p>Hajime alnındaki teri silerken büyü yenileyici bir hap kullandı. Ondan etkilenen birkaç şövalye vardı ama Hajime bunu fark etmemişti.</p>



<p>Dürüst olmak gerekirse şövalyeler ondan başlangıçta hiçbir şey beklemiyordu. Ancak savaş iyi gittiğinden arkada yapacak hiçbir şeyi olmayan Hajime’yi fark ettiler ve ona birkaç büyülü canavar fırlattılar. Tabi ki de büyülü canavarlar önceden hırpalanmıştı&#8230;</p>



<p>Şövalyeler, Hajime’nin bir kılıcı nasıl sallayacağını bilmemesine rağmen kılıcıyla savaşacağını düşünmüşlerdi. Bunun yerine Hajime dönüşüm büyüsünü kullanarak büyülü canavarların hareket alanını etkili bir şekilde daraltıp onları ölümüne bıçaklıyordu. Büyülü canavarları, şövalyelerin daha önce hiç görmediği bir stratejiyle alt ediyordu.</p>



<p> “Sinerjist ” bir zanaatkarlık sınıfıydı, bu genel bir bilgiydi. Bu nedenle daha önce dönüşüm büyüsünü savaşta bu şekilde kullanan birini görmemişlerdi.</p>



<p>Başka hiçbir şeye sahip olmadığı için Hajime’nin tek silahı dönüşüm becerisiydi. Aynı zamanda şunu da fark etmişti: Eğer mineralleri manipüle edebiliyorsa o zaman neden toprağı da manipüle edemesin ki?  Böyle bir şey düşünürken bu strateji ile çıkagelmişti. Etrafı bir sürü güçlü insan tarafından kuşatıldığından bütün çabalarının boşa olduğunu hissediyordu. </p>



<p>Bu, taktiğinin ilk halka açık sergisiydi. Başkentin eteklerindeki savaş eğitiminde kendini aptal yerine koyduktan sonra böyle bir taktik geliştirmişti.</p>



<p>Kısa bir mola için durdular. Hajime ara sıra Kaori ile göz teması kurmayı dört gözle bekliyordu. Bu sırada Kaori Hajime’ye baktı ve ona gülümsedi. Kaori dün gece onu “korumak” adına yaptığı açıklamadan sonra bir gözünü ondan ayırmıyor gibiydi. Bu Hajime’nin göz temasını bozmasına ve utanmasına neden oldu. Kaori ise, hafifçe somurtuyordu. Neler olup bittiğini gözlemleyen Shizuku, yüzünde alaycı bir gülümseme takındı ve sessiz bir şekilde sordu. </p>



<p>“Kaori, neden siz ikiniz sürekli birbirinize bakıyorsunuz? Zindanda müstehcen şeyler mi düşünüyorsun, doğruyu söyle?”</p>



<p>Kaori Shizuku’nun ona takılmasına karşın kızardı ve  öfkeyle yalanladı. </p>



<p>“Yaaaa-! Shizuku-chan! Garip şeyler söyleme! Sadece Nagumo-kun’un iyi olup olmadığını merak ediyordum. Hepsi bu!”</p>



<p>Romantik komedi benzeri olay tam tıkırında ilerliyordu çünkü Kaori çoktan suratını asmaya başlamıştı. Shizuku ağzını kapalı tuttu ama gözlerindeki kahkaha onu ele verdi. Kaori bunu gördükten sonra yanaklarını şişirdi ve alçak sesle “Cidden!”  diye mırıldandı. </p>



<p>Hajime onlara yan yan bakmaya devam ediyordu ama aniden doğrulmasına neden olan bir soğukluk hissetti. Hoş olmayan bakışlar hissetmişti hem de olumsuz duygularla dolu olan. Bugüne kadar sınıfta da benzer bakışlar hissetmişti, ama bu bakıştan aldığı his karşılaştırılamayacak kadar derin ve ağırdı. </p>



<p>Bakışları bugün ilk kez hissetmiyordu. Sabahtan beri birisinin kendisine baktığını hissetmişti. Bakışın yerini tespit etmeye çalıştığı zamanda ise his kayboluyordu. Bu, sabahtan beri sıklıkla yaşanıyordu, Hajime çoktan gına gelmişti.</p>



<p>(Bu hissin ne olduğunu merak ediyorum… Bir şey mi yaptım acaba?… Beceriksiz olmama rağmen elimden geleni yapıyorum&#8230;  Nedeni bu olabilir mi? Dalga mı geçiyor ya! Kim bu puşt? &#8230; Offf~)</p>



<p>Hajime derin bir iç çekti. Kaori’nin bahsettiği kötü önseziyi edinmeye başlamıştı.</p>



<p>Parti 20. katı keşfetmeye devam etti. Her zindan katı birkaç kilometre kareydi. Bilinmeyen bölgelerin haritasını çıkarmak bir düzine insan için normalde bir ay kadar sürerdi. Şu anda 47. Kata kadar haritalandırma yapılmıştı bu yüzden kaybolması o kadar da kolay değildi. Ayrıca tuzaklara yakalanacaklarına dair içlerinde çok az bir endişe vardı.</p>



<p>20. kattaki en iç odanın çok karmaşık bir coğrafi özelliği vardı. Duvarlar sarkıtlı bir mağara gibi çıkıntılıydı, oda etrafında buz sarkıtına benzer kayalar oluşmuştu. 21. kata giden merdivenler bu odanın hemen önündeydi . O noktaya ulaşırlarsa eğitim bugünlük bitecekti. Antik çağlarda ışınlanma büyüsünden faydalanıyorlardı ama mevcut çağda bu mümkün değildi. Eski moda yolla geri dönmek zorundaydılar. Grup hafiften gevşedi, çünkü duvarlarda çıkıntılar olduğundan alana dağılamadılar ve bir sütun halinde ilerlemek zorunda kaldılar.</p>



<p>Bu sırada ön taraftaki Kouki ve partisiyle Komutan Meld durdu. Şaşırmış sınıf arkadaşları da şaşkın bir yüz ifadesiyle savaş pozisyonuna geçti. Şüphesiz bazı büyülü canavarlarla karşılaşmışlardı.</p>



<p>“Kamufle olmuşlar! Etrafınıza dikkat ettiğinizden emin olun!”</p>



<p>Komutan Meld onlara tavsiyede bulundu. Duvar bir anda havaya yükselip farklı bir hale büründü.</p>



<p>Kamufle edilmiş vücut şimdi koyu kahverengi idi ve ortaya çıkan yaratık iki ayağı üzerinde durdu. Göğsünü kaldırdı sonrasında davul gibi vurmaya başladı. Bukalemunların kamuflaj yeteneğine sahip olan goril benzeri bir büyülü canavara benziyordu.</p>



<p>“Kaya Binekleri! Kollarına dikkat edin, çok güçlü olurlar!”!</p>



<p>Komutan Meld’in sesi mağara benzeri odada yankılanıyordu. Kouki’nin grubunun yanındaki Kaya Bineği üzerlerine atladı. Ryutaro’nun yumruğu, kaya bineğinin güçlü kolunu karşılayabildi. Kouki ve Shizuku da canavarın etrafını sarmaya çalıştılar ama arazi yüzünden başaramadılar. Kaya bineği Ryutaro’yu geçemeyeceğini hissettiğinde vücudunu aşağıya doğru eğdi ve derin bir nefes aldı. Sonrasında…</p>



<p>“GuGaGaGaaaaa——!!”</p>



<p>Tüm odanın sallanmasına neden olacak şekilde kükredi.</p>



<p>“Argh!?”</p>



<p>“Woooav!?”</p>



<p>“Kya!?”</p>



<p>Şok vücutlarından geçmişti. Onlara zarar vermemiş, onun yerine felç geçirtmişti. Bu kaya bineklerinin özgün büyüsü olan 【Korkutucu Kükreme】 idi. Kükreme geçici felce neden olan bir büyüyü barındırıyordu.</p>



<p>Kouki ve öncüler kükremeden neredeyse etkilenmemişlerdi, sadece anlık olarak donmalarına neden olmuştu. Kaya bineği bu şansı yana kaymak için kullandı. İri bir kaya parçasını kaldırdı ve mükemmel bir gülle atışıyla arkadaki korumalara doğru fırlattı! Kaya, öncülerin üzerinden Kaori ve diğerlerine doğru uçtu.</p>



<p>Kaori takım arkadaşları iri kaya parçasını durdurmak için ellerindeki büyülü asaları hazırladılar. Savuşturmak için yeterli alan yoktu. Ancak büyülerini aktive edecekleri an onlara neyin atıldığını gördüklerinde donakaldılar. </p>



<p>Onlara atılan iyi kaya parçası aslında başka bir kaya bineğiydi. Kaori’nin grubuna yaklaştığı sırada hayret verici bir dönüş yapıp kollarını açtı. Neredeyse Kaori’ye bir <a href="https://eksiup.com/p/h7206570n6pg?del=cHJ4tCsd129Rk8Z2vmETn2AxNLMXxy6o206571">Lupin Dalışı</a>* yaparken ona sesleniyor gibiydi. Garip bir şekilde gözleri kanlıydı ve zor nefes alıyordu. Kaori, Eri ve Suzu istemsizce bağırdılar ve büyülerini durdurdular.  </p>



<p>“Hey! Ne yapıyorsunuz? Savaştasınız!”</p>



<p>Komutan Meld hızlı bir şekilde kızların üzerine çullanan kaya bineğini durdurmak için fırladı.</p>



<p>“Ö-özür.”</p>



<p>Kızlar özür diledi ama olumsuz duygular hâlâ oradaydı. Yüzleri sararmıştı.</p>



<p>Bu duruma kızan bir genç vardı. Kahramanımız, Amanogawa Kouki.</p>



<p>“Aşağılık yaratık… Onlara böyle davranmaya nasıl cesaret edersin… Seni affetmeyeceğim!”</p>



<p>Kouki, öleceklerini düşünen kızların korkusunu, iğrenme olarak yanlış algıladı.</p>



<p> ‘Kızları bu şekilde korkutmaya cesaretin ettin!’ Kouki yanlış anladığından dolayı biraz sinirlenmişti. Kutsal Kılıcı duygularına cevap olarak parlıyor gibiydi.</p>



<p>“Yükselen kanatlar, cennete ulaşın, 【Yükselen Parlama】!”</p>



<p>“Ah, seni aptal, hemen kes şunu!”</p>



<p>Komutan Meld’in sesini görmezden gelen Kouki kılıcını başının üstüne savurdu ve tek bir hareketle aşağıya salladı. Büyüsü kılıcı yoğun bir ışık yaymaya zorlayıp kesişi bir ışık kanadı yarattı. Darbe herhangi bir dirençle karşılaşmadan kaya bineğini ortadan ikiye böldü. Işık kanadı, ötesindeki duvarı tahrip edinceye kadar devam etti.</p>



<p>Enkaz, hasar almış duvardan hafifçe düştü. Kouki nefesini verdi ve kızlara parlak bir şekilde gülümsedi. Onları korkutan canavarı yenmişti. Şimdi sorun kalmamıştı! Komutan Meld gülümseyerek ona yaklaştı ve kafasına bir tane patlattı.</p>



<p>“Ow!?”</p>



<p>“OROKAA!* Nasıl hissettiğini anlıyorum ama bu kadar dar bir yerde böyle bir beceri kullanamazsın! Eğer tüneli çökertseydin ne yapacaktık?”(Ç.N: Aptal.)</p>



<p>Komutan Meld’in öfkeli azarlamasıyla karşı karşıya kalan Kouki sadece başını eğebildi. Kızlar ona çarpık bir gülümsemeyle yaklaştılar ve onu teselli etmeye çalıştılar. O sırada yıkılan duvar Kaori’nin dikkatini çekti.</p>



<p>“…Eh? O da ne? Parıldıyor…?”</p>



<p>Bunu duyan herkes Kaori’nin işaret ettiği duvara baktı. Duvarda çiçek gibi açan ve soluk bir şekilde parıldayan şey mineraldi. İndikolit* kaplı bir kristal gibiydi. Kızlar, kristalin güzel görünüşü tarafından büyülenmişti. (Ç.N: İndikolit taşı turmalin kristal grubundandır. Mavi renktedir.)</p>



<p>“Hoh~ bu Grantz Kristali. Bu büyüklüktekiler nadirdir.”</p>



<p>Grantz Kristalinden bahsetmişken, mücevhere benzeyen bir taştı.  Kristalin hiçbir özel etkisi yoktu ama muhteşem ve ışıltılı görünüşü hanımefendiler arasında popülerdi. Bu kristallerden işlenen yüzükler, küpeler, kolyeler ve diğer takılar çok beğenilirdi. Evlilik yüzükleri arasında ilk üçün içindeydi.</p>



<p>“Çok güzel…”</p>



<p>Komutan Meld’in basit açıklamasını duyan Kaori’nin yanakları kızardı. Kimseye  fark ettimeden Hajime’ye bir bakış attı. Ama fark eden tek kişi Shizuku’ydu.</p>



<p>“Durum buysa, onu almalıyız!”</p>



<p>Bunu söyleyen ve aniden kristale yönelen kişi Hiyama’ydı. Grantz Kristali ile gömülü olan duvara yaklaştı ve düşen minik kaya sesleriyle tırmanmaya başladı . Komutan Meld panik içinde bağırdı.</p>



<p>“Hey-! Kendi başına bir şey yapmaya kalkma! Güvenli olduğunu daha doğrulamadık!”</p>



<p>Ancak Hiyama duymamış gibi yaptı ve sonunda kristalin önüne geldi. Komutan Meld, Hiyama’yı durdurmak için peşinden koştu. O anda, şövalyelerden biri Adil Dürbünle analizini bitirdi. Ve sonrasında yüzü solgunlaştı.</p>



<p>“Komutanım! <a href="https://youtu.be/4F4qzPbcFiA">Bu bir tuzak</a>!”</p>



<p>“Tsu!?”</p>



<p>Fakat uyarmak için çok geç kalmıştı. Hiyama Grantz Kristaline dokunduğu anda kristal bir büyü çemberi yaymaya başladı. Tuzak, dikkatsizce dokunanlar, kristalden etkilenecek insanlar için kurulmuştu. </p>



<p>Güzel mantarlar zehirli olma eğilimindedir. Dünya’nın kanunu budur.</p>



<p>Göz açıp kapayıncaya kadar büyülü çember bütün odaya yayıldı ve yavaş yavaş parlamaya başladı. Onları bu dünyaya çağıran büyünün bir kopyası gibiydi.</p>



<p>“Geri çekilin! Odadan derhal çıkmamız gerek!”</p>



<p>Komutan Meld’in emriyle herkes çıkışa doğru koşmaya başladı… ama yeterince hızlı değillerdi. Işık odayı doldurduğunda herkes anlık olarak yüzüyormuş gibi hissetti. Sonrasında “Güm!” diye yere çarptılar.</p>



<p>Herkes kalçaları acıdığı için inledi. Hajime etrafına baktı, herkes onun gibi acıyan kalçasını sıvazladı. Komutan Meld, şövalyeler, Kouki ve öncüler hızla ayağa kalktı ve çevrelerini gözlemledi. Görünen o ki az önceki büyü bir ışınlanma büyüsüydü. Günümüz büyücülerinin bile kullanamadığı bir büyü kolaylıkla yapılmıştı, Koruyucu’nun Çağından gelen büyü hile olarak adlandırılmaya değerdi.</p>



<p>Herkes taştan yapılmış bir köprüye transfer edilmişti. Yaklaşık yüz metre uzunluğundaydı. Tavan yaklaşık yirmi metre yukarıda görünüyordu. Köprünün altında bir nehir yoktu, sadece esrarengiz bir uçurum vardı. Eğer düşerlerse, muhtemelen cehenneme düşüyorlarmış gibi hissedeceklerdi. </p>



<p>Köprünün genişliği yaklaşık on metreydi ama korkulukları demeyelim de kenarları yuvarlatılmış. Eğer oraya kayarlarsa tutunacak hiçbir şey olmadığından ilk işleri düşmek olurdu. Grup köprünün tam ortasındaydı. Köprünün her iki tarafında da üst katlara çıkan merdivenler görülebiliyordu. Komutan Meld durumu kavradıktan sonra sert bir şekilde emirler vermeye başladı.</p>



<p>“Çocuklar, hemen ayağa kalkın! Merdivenlere yönelin! Acele edin!”</p>



<p>Komutan Meld&#8217;den gök gürültüsü gibi gelen emirleri duyan yerdeki öğrenciler hemen ayağa kalktı. Ancak zindanın bu katındaki tuzak sadece bu kadar değildi, kolayca kaçmalarına izin vermedi. Büyülü canavarlar, köprünün her iki tarafında gözüken büyülü çemberlerden ortaya çıktılar. Pasajın bir taraftan devasa bir büyülü canavar çıktı. Öbür tarafındaysa çok sayıda büyülü canavar vardı.</p>



<p>Bu sırada Komutan Meld, boş bir ifadeyle devasa canavara baktı ve mırıldanması yüksek ve anlaşılır bir şekilde duyuldu.</p>



<figure class="wp-block-gallery columns-1 is-cropped wp-block-gallery-5 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/09/screenshot_20190929_225218-1.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" data-id="2520" data-link="https://turkcelightnovels.com/screenshot_20190929_225218-1/" class="wp-image-2520" /></figure></li></ul></figure>



<p>“O-olamaz… bir Behemoth…?”</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio wp-embed-aspect-4-3"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="SawanoHiroyuki[nZk]:Tielle - Amazing Trees -extended ver.-" width="980" height="735" src="https://www.youtube.com/embed/ow-TVzAOIz8?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption>-Bölümle Alakasız Müzikler Serisi-<br>~5~</figcaption></figure>



<p>Merhabalar, </p>



<p>Sonunda heyecanlı bölümlere başlıyoruz, ilerde neler olacağını göreceğiz 😀</p>



<p>Bir sonraki bölüm biraz fazla uzun eğer bölüm gecikirse kusura bakmayın&#8230;</p>



<p>Mangadan biraz fazla görsel aldım. Rahatsız oluyorsanız belirtin, birdahaki bölümlerde koymayayım.</p>



<p>Yorum, görüş, hata ya da çeviride yanlış bir şey görüp bildirirseniz çok sevinirim ^^</p>



<p>Not: Bana arkaplandan ilham ve öneri veren Hotaru&#8217;ya teşekkürler ~~</p>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-5-aptal-hiyama/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 5: Aptal Hiyama</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-5-aptal-hiyama/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>10</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2500</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 4: Ay Işığı Altında</title>
		<link>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-4-ay-isigi-altinda/</link>
					<comments>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-4-ay-isigi-altinda/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcelightnovels]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Sep 2019 08:48:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arifutera Shokugyo]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta shokugyo light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime Nagumo]]></category>
		<category><![CDATA[Kaori]]></category>
		<category><![CDATA[Kouki]]></category>
		<category><![CDATA[Nagumo]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novels]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçelightnovels]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkcelightnovels.wordpress.com/?p=2413</guid>

					<description><![CDATA[<p>【Büyük Orcus Zindanı】 Yüz kattan oluşan dev bir labirentti. Yedi Büyük Zindan’dan biri olan bu zindanda ne kadar aşağıya inersen Büyülü Canavarlar o kadar güçlenirdi. Buna rağmen zindan, paralı askerler ve maceracılar için çok popüler bir yerdi. Hem de yeni başlayanlar için harika bir eğitim noktasıydı. Bunun nedeni Büyülü Canavarların gücünü zindan katına göre değerlendirmenin...</p>
<div class="c-read-more"><a class="c-read-more-link" href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-4-ay-isigi-altinda/">Continue Reading</a> &#8594;</div>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-4-ay-isigi-altinda/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 4: Ay Işığı Altında</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>【Büyük Orcus Zindanı】</p>



<p>Yüz kattan oluşan dev bir labirentti. Yedi Büyük
Zindan’dan biri olan bu zindanda ne kadar aşağıya inersen Büyülü Canavarlar o
kadar güçlenirdi. Buna rağmen zindan, paralı askerler ve
maceracılar için çok popüler bir yerdi. Hem de yeni başlayanlar için harika bir
eğitim noktasıydı. Bunun nedeni Büyülü Canavarların gücünü zindan katına göre
değerlendirmenin kolay olmasıydı. </p>



<p>Dahası, zindandaki büyülü canavarlar, vahşi doğada bulunan
büyülü canavarlara kıyasla vücutlarında daha yüksek kalitede büyülü taşa
sahipti. <em>Büyülü Taş,</em> büyülü
canavarlara güç sağlayan çekirdekti. Büyülü canavar ne kadar güçlüyse, çekirdeğin
kalitesi de o kadar yüksek olurdu. </p>



<p>Büyülü taşlar, büyü çemberleri yapmak için hammadde olarak
kullanılırdı. Büyülü çember tamamlandığı sürece aktive edilebilirdi ancak büyülü
taş kullanılmadığı zaman etkisi sadece üçte biri kadar oluyordu.</p>



<p>Kısacası büyülü taşların kullanılması büyünün
verimliliğini etkili bir şekilde artırıyordu. Ayrıca günlük hayatta kullanılan
aletler büyülü taşlarla çalışıyordu. <br>
<br>
Hem günlük hayat için hem de ordu için büyülü taşlara çok büyük bir talep
vardı. </p>



<p>Bu arada yüksek kalitede büyülü taşa sahip olan büyülü canavarlar içsel büyü* kullanıyordu. İçsel büyü, büyülü sözcükler ve büyülü çember gerektirmiyordu. (Ç.N: Doğasından hatta doğuştan gelen büyü.) </p>



<p>Büyülü canavarların kullanabileceği tek büyü buydu. Aynı
türde büyülü canavar büyü gücüne sahip olsa bile çeşitli büyüler kullanamıyordu.
Ama bunun yerine büyülü sözcükler söylemeyle ve büyülü çember oluşturmakla
uğraşmıyorlardı. Bu özel yetenekleri yüzünden büyülü canavarlar tehlikeliydi. &nbsp;</p>



<p>Komutan Meld bir grup şövalyeye önderlik etmiş ve
öğrencileri küçük 【Holward】 kasabasındaki konaklama yerlerine getirmişti. 【Büyük Orcus Zindanı】 ‘na
meydan okumak isteyen maceracılar bu kasabada kalırdı . Hajime ve diğerleri de
bu gece Krallık tarafından işletilen ve yeni başlayanlar için özel olarak inşa
edilmiş bir handa kalacaklardı. </p>



<p>Uzun zamandır normal bir oda görmemiş olan Hajime, yatağına
uzandı ve nefesini boşalttı, “Whew~”. Bütün odalar iki kişi için tasarlanmıştı
ama Hajime tek başına bir odada kalıyordu. </p>



<p>“Pekala, en azından bu şekilde rahatlayabilirim.”</p>



<p>&nbsp;Hajime, bunun onu
rahatsız etmesine izin vermemiş ve bu şekilde mırıldanmıştı. Yalnız değildi hem
de zerre kadar…</p>



<p>Yarın zindana meydan okuyacakları gündü. Sadece yirminci
katlara kadar meydan okuyacak gibilerdi. Bu şekilde Hajime kadar zayıf olan
biri bile işe yarar olacaktı. Komutan bunu kendi ağzıyla söylemişti.</p>



<p>Hajime’ye gelince yük olduğu için üzüldüğünü söylemekten
başka…. söyleyecek hiçbir şeyi yoktu. </p>



<p>Mantıken onu başkentte bırakmak kesinlikle daha iyi bir
fikirdi… Çekingen Hajime etrafındaki atmosferi inceledikten sonra da bir şey
söylememişti.</p>



<p>Hajime ödünç aldığı Büyülü Canavarlar Resimli El Kitabını
okumak için bir dakikasını ayırdı. Ancak yorgun vücudunu dinlendirmek için
erken yatmaya karar verdi. Okul hayatında mükemmelleştirdiği uyku
becerisi, başka bir dünyada tam potansiyelini ortaya koymuştu. </p>



<p>Fakat, Hajime tam uykuya dalmak üzereyken birinin kapısını
çaldığını duydu. Japonya’da sık sık geceleyen Hajime için saat hâlâ erkendi,
ama Tortus için saat çoktan geç olmuştu. Gecenin bu saatinde ziyaretinde
bulunacak şüpheli kişi Hiyama olabilir miydi?! Hajime bunu düşündüğünde biraz
endişelendi. </p>



<p>Ama sesi duyduktan sonra rahatladı.</p>



<p>“Nagumo-kun, hâlâ uyanık mısın? Benim, Shirasaki. Seni bir
dakikalığına rahatsız edebilir miyim?”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/09/images-28-1.jpeg?w=980&#038;ssl=1" alt="Arifureta Shokugyō - Cilt 1, Bölüm 4: Ay Işığı Altında" class="wp-image-2418"/></figure>



<p>Cidden mi? Hajime bir anlığına donakaldı ve aceleyle
kapıya doğru ilerledi. Anahtarı alıp kapıyı açtıktan sonra kar-beyazı gecelikli
Kaori’yi gördü. Geceliğin üzerine iliklenmemiş bir hırka giymişti.</p>



<p>“… ne oldu?”</p>



<p>“Eh?”</p>



<p>Böyle bir manzara ile karşılaştığında Hajime beklenmedik bir şekilde Kansai* lehçesine geçti ve Tsukkomi* sergiledi. Kaori bir şey anlayamadığından kafası karışmıştı. Hajime hızlı bir şekilde kendini toparladı, Kaori’yi çok fazla süzmemeye ve sadece ne dediğini anlamaya çalıştı. 3D dünyasına fazla ilgi duymamasına rağmen halen gelişim çağında olan bir çocuktu. Kaori’nin şu anki görünüşü biraz tahrik ediciydi. [(Ç.N 1: Kansai bölgesinde (kyoto ve osaka başta olmak üzere) kullanılan japon lehçesi.), (Ç.N 2: Manzai Stand-up türünden bir karakter diğeri ise Boke)] </p>



<p>“Ah~ Hayır, yok bir şey. Peki, canını sıkan ne? Bana
söylemek istediğin bir şey mi var?”</p>



<p>“Hayır. Ben sadece… seninle konuşmak istiyordum. Yoksa seni
rahatsız mı ediyorum?”</p>



<p>“… içeri gir.”</p>



<p>En muhtemel soruları tahmin etmişti ama Kaori’nin kışkırtıcı
doğası tarafından hızla durduruldu. Dahası, Kaori’nin kocaman gözleri bomba
gibiydi. Süper etkiliydi! Bunların farkına vardığında kapıyı çoktan açmış ve
onu içeri davet etmişti.</p>



<p>“En!”</p>



<p>Kaori hiçbir önlem almadan odaya mutlu bir şekilde girdi.</p>



<p>Pencerenin yanındaki sandalyeye oturdu. Hajime hâlâ durumu
kavrayamamışken bilinçsizce çay hazırladı. Gerçi bardağa sadece çay poşetine
benzer bir şey koyuyordu. Siyah çaya benzer bir şeydi. Yeterince hazırladı ve
Kaori’ye bir fincan verdi. Sonrasında Hajime önündeki sandalyeye oturdu.</p>



<p>“Teşekkür ederim.”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/09/screenshot_20190921_143411.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2438"/></figure>



<p>Kaori mutlulukla siyah çaya benzeri şeyi kabul etti ve bir yudum aldı. Pencereden yansıyan ay ışığı ona yansıyor, onu aydınlatıyordu. Gösterişli saçlarının etrafında tıpkı meleklerinki gibi bir ışık halkası var görünümündeydi.</p>



<p>Hajime şehvetli arzuları olmadan Kaori’nin saflığından
etkilendi. Kaori’nin fincanını masaya koyduğunu duyunca kendini toparladı. Tek
nefeste siyah çay benzeri şeyi içti. Hızlı içtiği için de nefesi kesildi . Ne
kadar utanç verici…</p>



<p>Hajime’yi böyle gören Kaori kıkırdadı. Hajime alelacele utancını
gizlemek için konuşmaya başladı.</p>



<p>“Ee, yarınki planı tartışmak için mi buradasın?”</p>



<p>Hajime’nin sorusuna cevaben başını salladı. Az önceki&nbsp; yalan benzeri gülümsemesi ciddi bir ifadeye
dönüştü.</p>



<p>“Yarınki zindan keşfi hakkında… Kasabada kalmanı istiyorum.
Eğitmenleri ve sınıf arkadaşlarımızı ikna edeceğim. Yani, lütfen!”</p>



<p>Hajime’ye yalvarırken eğildi. Hajime ise gözlerine
inanamıyordu. Yük olsa bile, bu kadarı fazla değil miydi?</p>



<p>“En… haklısın, yük olduğumu biliyorum… Gerçekten de burada kalmalıyım. Söylemesen bile, ben…”</p>



<p>“Yanılıyorsun! Yük olmanla alakası yok!”</p>



<p>Kaori yanlış anlaşılmayı düzeltmeye çalıştı. Belki de çok
aceleci davranıyordu. Elini göğsüne koydu ve derin bir nefes aldı. Sakinleştikten
sonra “Üzgünüm, çok ani oldu.” diye özür diledi.</p>



<p>“Sadece içimde çok kötü bir his var. Daha önce uyuduğumda…
Bir rüya gördüm… Senin hakkındaydı… Sana seslendiğimde fark etmedin bile… Peşinden
koştuğum halde sana yetişemedim… Ve en sonunda…”</p>



<p>Geri kalanı söylemeye korkuyor gibiydi. Ama Hajime devam
etmesini istedi.</p>



<p>“Sonunda ne oldu?”</p>



<p>Kaori dudağını ısırdı, yüzünde ağlamaklı bir ifade vardı. </p>



<p>“…Kayboldun…”</p>



<p>“… anladım.”</p>



<p>Bir süre sessiz kaldılar. Hajime hâlâ kafasını eğen
Kaori’ye bakıyordu. Gerçekten de meşum bir rüyaydı ama sonuçta bir rüyaydı. Sadece
buna dayanarak Hajime’nin kasabada kalmasına izin vermezlerdi. Böyle bir şeye
izin verilirse, sınıf arkadaşlarından aldığı eleştiri artacaktı. Böyle bir şey
artık hoş karşılanmazdı. Gitmekten başka şansı yoktu.</p>



<p>Kaori’yi güvence altına almak için elinden geldiğince kibar konuşmaya çalıştı.</p>



<p>“Rüya sadece rüyadır, Shirasaki-san. Bu sefer bize Komutan Meld ve usta şövalyeleri eşlik edecek. Ayrıca Kouki gibi bir sürü güçlü insan da bizimle gelecek. Sınıfımız zaten harika. Aslında ben düşmanlarımız için üzülüyorum. Ben çok güçsüzüm, her yönden hem de, bu tür bir rüya görmenin nedeni bu olamaz mı?”</p>



<p>Kaori endişeli bir ifadeyle Hajime’yi dinledi.</p>



<p>“E-eğer hâlâ endişeleniyorsan, o zaman…”</p>



<p>“… O zaman?”</p>



<p>Hajime biraz utanmıştı ama yine de dimdik durdu ve
Kaori’nin gözlerinin içine baktı.</p>



<p>“Beni korur musun?”</p>



<p>“Eh?”</p>



<p>Bir erkek olarak bir kızdan bu kadar utanç verici bir şey istemek onurunu sarsmıştı. Yüzü de utanç nedeniyle çoktan kıpkırmızı olmuştu. Oda ay ışığıyla aydınlandığı için Kaori’yi çok net bir şekilde görebiliyordu.</p>



<p>“Şifacısın değil mi? Şifacı, şifa büyüsüne sahip olan bir sınıf. Ne olursa olsun… Yakınımda olduğun sürece, ağır yara bile alsam beni iyileştirebilirsin. Beni bu güçle korur musun? Öyleyse, iyi olacağıma inanıyorum.”</p>



<p>Bakışlarını Kaori’ye sabitledi ve bunları söyledi. Şu anki
durum göz kontağını kesmesine izin vermiyordu. Ümitsizce utancına katlandı ve yanıyormuş
gibi hissetmesini engelledi.</p>



<p>Bir kişinin güvensizliğinin nedeni, bilinmezlikti. <br>
Hajime daha önce bir şeyler duymuştu. Kaori muhtemelen Hajime’ye saldıracak şeyler
konusunda endişeliydi. Bu durumda karşılaşacakları bilinmeyen şeylerle başa
çıkabileceklerine dair onu ikna ederse rahatlayacaklardı.</p>



<p>“Hiç değişmemişsin, Nagumo-kun.”</p>



<p>“Af buyur?”</p>



<p>Kaori’nin dediklerine karşı Hajime şüpheli bir yüz ifadesi
takındı. Kaori ifadesini gördükten sonra kıkırdadı.</p>



<p>“Nagumo-kun, muhtemelen lisede tanıştığımızı düşünüyorsun, değil mi? Ama, ben seni orta ikiden beri tanıyorum.” </p>



<p>Bu açıklama Hajime’nin şoktan gözlerini kocaman açmasına sebep oldu. Hızlı bir şekilde anıları arasında Kaori’yle tanıştığı anı aradı ama hiçbir şey hatırlayamadı. (Ç.N: Şaşırdık mı¿) </p>



<p>Hajime bunu düşündüğü an, inledi ve bu da Kaori’nin tekrardan kıkırdamasına neden oldu.</p>



<p>“Bu tek taraflı bir tanışmaydı. Seni ilk gördüğümde dogeza* pozisyonundaydın. Gördüklerime inanmaya cesaret edemedim.” (Ç.N: Dogeza, doğrudan yere diz çökmeyi ve birinin zemine dokunurken kendini secmek için eğilmesini içeren geleneksel Japon görgü kurallarının bir öğesidir.) </p>



<p>“Do-dogeza?”</p>



<p>(Böyle utanç verici bir durumda mı görüldüüüüüüm!) </p>



<p>Vücudundaki yanma hissi tekrar geri dönmüştü ama bu sefer farklı bir nedenden dolayıydı. Onu nerede ve ne zaman böyle bir pozisyonda görmüştü? Tam olarak nerede…? Destursuzca anılarının arasına dalıp o anı aramaya başladı . Şekilden şekle giren Hajime’ye bakan Kaori konuşmaya devam etti.</p>



<p>“En, kötü görünüşlü adamlar tarafından çevrelenmiştin. Sana
tükürdüklerinde, üzerine içeceklerini döktüklerinde veya üzerine bastıklarında
bile&#8230; Diz çökmeyi bırakmadın. Çok geçmeden dehşete düşmüşlerdi.”</p>



<p>“Y-yani böyle hoş olmayan bir halimi gördün…”</p>



<p>Hajime ölecek gibi hissediyordu. Hajime’nin Chunnibyou* dönemi kadar beter bir halini görmüştü. Sadece zoraki bir gülümseme belirdi yüzünde. (Ç.N: 8. Sınıf Sendromu, kısaca ergenlik maceraları) </p>



<p>Tıpkı annesinin Ero Doujinshi’lerini* bulup onları düzenli bir şekilde kitaplığına yerleştirdiğini gördüğü andakiyle aynı bir gülümsemeydi.   </p>



<p>[Ç.N: Bir dergi çeşidi hangisi olduğunu söylememe gerek yoktur herhalde ( ͡° ͜ʖ ͡°)] </p>



<p>Ancak Kaori ona nazik bir bakış attı. Hor görme ve
aşağılamadan yoksun bir bakıştı.</p>



<p>“Hayır, çirkin değildi. Aksine, seni öyle
gördüğümde çok güçlü ve kibar bir insan olduğunu düşünmüştüm.” (Ç.N: wTf?) </p>



<p>“…Ha?”</p>



<p>Hajime duyduklarına inanamıyordu.</p>



<p>(Bu birinin bu şekilde düşüneceği tipten bir izlenim
değildi. Yoksa Shirasaki-san’ın bununla ilgili özel bir zevki mi vardı?!) </p>



<p>&nbsp;Hajime çok kaba bir
şey düşünmüştü.</p>



<p>“Demek istediğim, Nagumo-kun, bunu bir yaşlı teyze ve onun
torunu için yaptın.” (Ç.N: Konu basitmiş dağılın.)</p>



<p>Bunu söylediğinde nihayet Hajime bir şeyler hatırlamaya
başladı. Nitekim okul yıllarında böyle bir olay olmuştu.</p>



<p>Küçük bir çocuk suçlulara çarpmıştı ve Takoyakileriyle* elbiselerini kirletmişti, olay o zaman başlamıştı. Suçlular yaşlı teyzeye öfkeyle bağırırken küçük çocuk ağlamaya başlamıştı. Yaşlı teyze korkudan titriyordu. Çok zor durumdaydılar. (Ç.N: Takoyaki, buğday unu tabanlı bir bulamaçtan yapılan ve özel kalıplı tavada pişirilen top şeklinde bir Japon ara öğün yiyeceğidir.) </p>



<p>Başlangıçta oradan tesadüf eseri geçen Hajime olayı görmezden gelmek istemişti. Yaşlı teyze cüzdanını geri almaya çalıştığında, vücudu kendiliğinden hareket etmişti. </p>



<p>Daha önce hayatında hiç dövüşmemişti. Chunnibyou kesin
öldürme teknikleri yalnızca evde kullanılabilirdi. <br>
<br>
Göz alıcı dogeza tekniğini kullanmaktan başka çaresi kalmamıştı. Halk içinde
dogeza pozisyonu yapmak her iki taraf içinde utanç vericiydi. Sadece onların
yanında durmanın katlanılamaz olduğunu söylemek daha iyi olabilirdi. Her şey
planladığı gibi ilerlemişti, suçlular olay yerini terk etmişti.</p>



<p>“Güçlü insanlar sorunu şiddetle çözebilirdi. Eğer Kouki
olaya dahil olsaydı, rakiplerini yere devirebilirdi… Ancak güçlü olmasalar bile
diğer insanlara yardım edecek çok insan olduğunu sanmıyorum, özellikle
başkaları uğruna dogeza yapacak biri… Aslında o zaman çok korkmuştum… Shizuku
kadar güçlü olmadığımı söyleyip bu bahanenin arkasına saklandım. Hiçbir şey yapmadım
ve birisinin onları savunmasını diledim.”</p>



<p>“Shirasaki-san…”</p>



<p>“Bu yüzden Hajime-kun kalbimdeki en güçlü insandır. Liseye
girdikten sonra seni gördüğüme çok sevinmiştim… Senin gibi olmak ve hakkında
bir şeyler öğrenmek istedim. Ama sen hep uyuyordun…”</p>



<p>“Ahaha, bunun için üzgünüm&#8230;”</p>



<p>Sonunda Kaori’nin onu neden bu kadar çok önemsediğini
anlamıştı, Kaori tarafından bu kadar yüksekte değerlendirmek de onu
utandırmıştı. Sadece nereden geldiği belli olmayan garip bir gülümsemeyle
karşılık verdi.</p>



<p>“Bu nedenle, endişelerimi hafifletmek
için Hajime-kun&#8217;un zindanda çılgınca hiçbir şey yapmadığından emin olacağım&#8230; Ve..”</p>



<p>Kaori Hajime’ye kararlılıkla baktı.</p>



<p>“Seni koruyacağım, Nagumo-kun.”</p>



<p>Hajime kararlılığını kabullendi. Doğruca ona baktı ve
başını salladı.</p>



<p>“Teşekkür ederim.”</p>



<p>Hemen sonra Hajime kibarca gülümsedi. Erkek ve kadının
rolü tamamen tersine çevrilmişti. Şüphesiz Hajime küçük kızı&nbsp; oynarken Kaori de kahraman rolünü oynuyordu. Bir
erkek olarak bunu kabul etmekte zorlandı ve zorla gülümsedi.</p>



<p>Bir süre daha sohbet ettiler ve Kaori odasına dönmeye
karar verdi. Hajime yatakta uzanırken birçok şeyi düşündü. Ne olursa olsun kötü
itibarını temizlemenin bir yolunu bulmalıydı. Kadın başrol tarafından korunmak
ona hoş gelmiyordu. Hajime yenilediği kararlılığıyla uyuyakaldı.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>Gecenin geç saatinde, Kaori, Hajime’nin odasını terk edip kendi odasına döndüğü sırada, kimse birisinin sessizce Kaori’nin arkasından baktığını fark etmedi. Bu kişi gerçekten çarpık bir ifadeye sahipti ancak kimsenin bu konudan haberi yoktu&#8230;</p>



<p style="text-align:center"><a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-3-zorbalik/">Bölüm 3 : Zorbalık okumak için tıklayın.</a></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="[MV] Reol - エンド / End Music Video" width="980" height="551" src="https://www.youtube.com/embed/ZwJs5Zc9oFk?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption>-Bölümle Alakasız Müzikler Serisi-<br>~4~</figcaption></figure>



<p>Yorum, görüş, hata ya da çeviride yanlış bir şey görüp bildirirseniz çok sevinirim ^^</p>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-4-ay-isigi-altinda/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 4: Ay Işığı Altında</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-4-ay-isigi-altinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2413</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 3: Zorbalık</title>
		<link>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-3-zorbalik/</link>
					<comments>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-3-zorbalik/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcelightnovels]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Sep 2019 19:56:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arifutera Shokugyo]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta shokugyo light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Hairihi Krallığı]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime Nagumo]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya]]></category>
		<category><![CDATA[Kaori]]></category>
		<category><![CDATA[Kouki]]></category>
		<category><![CDATA[Shizuku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novels]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçelightnovels]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkcelightnovels.wordpress.com/?p=2357</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hajime’nin en güçsüz olduğu gerçeği herkes tarafından bilindiğinden beri iki hafta geçmişti. (Ç.N: Ve benim yüklediğim son bölüm üzerinden iki hafta geçmişti.) Şu anda Hajime, mola zamanını Kraliyet kütüphanesini kontrol etmekle geçiriyordu. Elinde “Kuzey Kıtası’nın Büyülü Canavarlarının Resimli El Kitabı” başlıklı büyük bir el kitabı vardı. Hajime’nin bu kitabı okumasının nedeni, iki haftalık eğitimden sonra...</p>
<div class="c-read-more"><a class="c-read-more-link" href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-3-zorbalik/">Continue Reading</a> &#8594;</div>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-3-zorbalik/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 3: Zorbalık</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hajime’nin en güçsüz olduğu gerçeği herkes tarafından bilindiğinden beri iki hafta geçmişti. (Ç.N: Ve benim yüklediğim son bölüm üzerinden iki hafta geçmişti.)</p>



<p>Şu anda Hajime, mola zamanını Kraliyet kütüphanesini kontrol etmekle geçiriyordu. Elinde “Kuzey Kıtası’nın Büyülü Canavarlarının Resimli El Kitabı” başlıklı büyük bir el kitabı vardı. Hajime’nin bu kitabı okumasının nedeni, iki haftalık eğitimden sonra kendisinin hayal ettiğinden daha yararsız olduğunu fark etmesiydi. Fakat güçsüzlüğünü telafi etmek için bilgi ve ilimden yararlanabilirdi. Böylece, mola zamanını bilgisini artırmak için kullanmaya karar vermişti.</p>



<p>“Ahhhh~” Hajime, el kitabını bir süre okuduktan sonra iç çekti ve el kitabını masaya fırlattı. “Pat! Dan!” kitabın masaya çarptığında çıkardığı ses, oradan yeni geçen kütüphaneciyi irkiltti ve kütüphanecinin Hajime’ye dik dik bakmasına neden oldu.</p>



<p><br> Ayrıca Hajime de şaşırdığı gibi kütüphaneciden özür dilemişti. “Bir dahaki sefere lütfen daha dikkatli olun!” derken kütüphaneci Hajime’ye bakmaya devam ediyordu. Hajime içinden ağlayıp sızlamadan edemedi. </p>



<p> “Ne halt yiyorum ben?!”</p>



<p> Hal böyle olunca tekrardan derin bir iç çekti. Hajime, dirseğini masaya koyup yanağını avuç içine yasladı, yavaş bir şekilde Statü Plakasını çıkardı ve göz geçirdi.  </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/09/screenshot_20190915_033652-1.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2364"/></figure>



<p>Bu, Hajime’nin iki haftalık sıkı eğitiminin sonucuydu. Saçmalık! Doğal olarak kendi sonuçlarıyla alay etti. Bu arada, hadi Kouki’nin sonuçlarına bir göz atalım.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/09/screenshot_20190915_033605-1.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2365"/></figure>



<p>Büyüme oranı Hajime’nin beş katıydı. Dahası, Hajime büyüye eğilimi olmadığını da fark etmişti. Peki, büyü eğilimine sahip olmamanın ne gibi sonuçları var? İlk olarak bu dünyadaki büyü kavramını açıklayarak başlayalım. </p>



<p>Tortus’ta büyü kullanma süreci, kullanıcının büyüyü harekete geçirecek büyülü sözler aracılığıyla büyü gücünü kendi bedeninden bir büyülü çembere kanalize etmesiyle oluşuyordu, bu da büyüyü harekete geçiriyordu. Büyüleri doğrudan büyü gücüyle harekete geçirmenin hiçbir yolu yoktu, ilgili büyüleri yapmak için ona uygun olan büyülü çemberi oluşturmak gerekirdi.</p>



<p>Ayrıca, büyülü çemberin içine kanalize edilen büyü gücü, büyülü sözlerin söylenme süresiyle orantılı bir şekilde çoğalıyordu. Büyülü çemberin ölçeği, büyünün karmaşıklığına göre artıyordu, bu da büyülü çemberin boyutunu büyütüyordu. </p>



<p>Örneğin, RPG’de* ünlü olan büyülerden 【Ateş topu】 saldırısı  20cm genişliğinde bir büyülü çember gerektiriyordu. </p>



<p>Nitelik, güç, menzil, kavrama gücü ve büyü emilimi(kişinin vücudundaki büyü gücünü kanalize etme yöntemi) gibi temel teknikler gerekliydi. Ayrıca büyü ölçeğini artırmak için endüktivite* ve uzun süre gibi faktörler de gerekliydi. [(Ç.N 1: Role Play Games – Rol Yapma Oyunları), (Ç.N 2: Yalan olmasın tam olarak ne olduğumu bilmiyorum, enerji sıfırlama galiba.)] </p>



<p>Öte yandan, bu kavramların istisnaları vardı. Bu istisnalardan biri kişinin yatkınlığıydı. Temel olarak yatkınlık, benzersiz vücut yapısına sahip olan kişilerin büyü kullanırken bazı boş ve anlamsız sözcükleri çıkarabileceği anlamına geliyordu. Örneğin ateş türüne yatkınlığı olan bir insan, ateş büyüsünün nitelik bölümünü yazmak zorunda kalmıyordu. Bunun yerine atladığı kısmı hayal gücü ile dolduruyordu. </p>



<p>Kısacası, nitelik bölümünü yazmak yerine, büyülü sözleri söylerken ateşi hayal edebiliyoruz, bu da büyüde ateş niteliğini ortaya çıkarıyor.</p>



<p>Çoğu insan bir çeşit yatkınlığa sahip oluyordu ve bahsi geçen 20 cm çapındaki büyülü çember ortalama bir insan için tahmini değerdi. Fakat Hajime Reiste yatkınlık olmadığından aynı etkiyi elde etmek istiyorsa sözlerine çok fazla kelime eklemesi gerekiyordu. Bunlar: Hızı, yörüngesi, yayılma oranı, kontrol oranı gibi faktörlerdi. Bu yüzden, Hajime eğer bir  【Ateş topu】 büyüsü kullanmak istiyorsa bunun için 2 m genişliğinde bir büyülü çember gerekiyordu . Bu gerçek savaş durumunda kullanışlı olmazdı. </p>



<p>Büyülü çemberi işlemenin 2 yolu vardı: sadece bir defa kullanılabilecek bir kağıt türüyle ve birkaç kez kullanılabilecek metal gravürlerle*. İlki geniş bir çok yönlülüğe sahiptir ama yalnızca bir kere kullanılabilir ve gücü de azalır. İkincisi birkaç kez kullanılabilir ve gücünü de korur ama içindeki büyü değiştirilemez ve hantaldır. Ishtar ve rahiplerin tümü metal gravür içeren asalar kullanıyorlardı. (Ç.N: Gravürle ilgili örnek bölümün sonundadır.)</p>



<p>Kısacası, özellikle kişinin yatkınlığı yoksa bu 2 yol da yakın dövüşte işe yaramazdı. “Sinerjist” sınıfı yalnızca bileşikleri ayrıştırabilir ya da yaratabilirdi, imalat amacı dışında faydasızdı. Ayrıca, dönüşüm becerisine yardımcı olabilecek kutsal bir eser yoktu. Hajime’nin aldığı tek şey üzerine dönüşüm becerisi için büyülü çember işlenmiş bir çift eldivendi. Peki gizli tuzak ya da kapan yapmanın bir anlamı var mıydı? Hajime bir tuzak yapabilse bile ölçeği biraz fazla büyük olurdu… Bu da savaşta kolay bir hedef olması demekti. Dikkat çekmek savaşta çok tehlikeliydi. </p>



<p>Bu iki hafta boyunca Hajime’nin sınıf arkadaşları onu değersiz olarak yaftalamışlardı*. Bu konuda bilgi birikimi yapmak dışında yapabileceği hiçbir şey yoktu… Geleceği iç açıcı değildi ve son zamanlarda sıkça yaptığı tek şey durmadan iç çekmekti. (Ç.N: Yaftalamak kısaca şu demek: Hajime=Değersiz) </p>



<p>“Pew, belki de dışarı çıkıp seyahat edebilirim.” Hajime böyle düşünürken kütüphane penceresinden dışarı baktı ve mavi gökyüzünü seyretti. Sonunda, son iki hafta boyunca titizlikle topladığı bilgileri anımsarken geleceği hakkınca ciddi bir şekilde düşündü. Derin düşüncelere dalmıştı.</p>



<p><em>(Tabi ya, yarı-insanların ülkesine gitmeliyim. Kemonomimi* bulunmayan mistik bir dünya var olamaz… Ancak bulundukları yer “Ağaçlar Denizi”nin derinlikleri ~. Yarı-insanlara yönelik ayrımcı tutum nedeniyle ormanın dışında yaşayan yarı-insanlar sadece kölelerdi.)</em> (Ç.N: Komenomimi: Kedi kulakları, tilki kuyrukları gibi hayvani karakteristik özelliklere sahip olan kişiler. Bunun da örneği bölümün sonunda.)</p>



<p>Hajime’nin bilgisine göre yarı insanlar kıtanın doğu tarafında Kuzey ve Güney’e yayılan 【Haltina Ağaçlar Denizi】’nde ayrımcılığa uğradılar ve ormanın derinliklerine saklandılar. Neden ayrımcılığa uğramışlardı ki? Bunun nedeni herhangi bir büyü gücüne sahip olmamalarıydı.</p>



<p><br> Efsanelere göre, Tanrı Çağı sırasında, bu dünya antik büyü kullanılarak Koruyucu Ehit ve havarileri tarafından yaratılmıştı. Bu çağda kullanılan büyüler antik büyülerin bir alt versiyonuydu . Bu nedenle büyü, Koruyucu’nun armağanı olduğu için herkes tarafından çok beğenilmişti. Tabi ki bunların hepsi Azizler Kilisesi’nin öğretileriydi. </p>



<p>Bu öğretiden dolayı yarı-insanlar, insanlar tarafından Koruyucu’nun terk ettiği şeytani bir ırk olarak görülüyordu. Peki ya Büyülü Canavarlar? Büyülü Canavarların felakete neden oldukları ve Koruyucu’nun kutsamasını bahşetmediği bir ırk oldukları söylenir. Onlar sadece haşerelerdi. Hajime insanların bu tür aşırı genelleştirilmiş algılarına karşı şaşırmıştı.</p>



<p>Bunun dışında, Şeytanlar Azizler Kilisesi’nin inandığı Koruyucu “Ehit-sama”dan başka bir Koruyucuya inanmalarına rağmen yarı-insanlara karşı düşünceleri aynıydı. </p>



<p>Ek olarak bütün Şeytanların büyüye yatkınlıkları fazlaydı. İnsanlardan daha kısa büyülü sözcüklere ihtiyaç duyuyorlardı ve küçük büyülü çemberleri bile muazzam bir ateş gücüne sahipti. </p>



<p>İnsanlar — inandıkları Koruyucu’nun farklı olması nedeniyle— Şeytanları düşmanları olarak gördüler (Azizler Kilisesi’nin öğretileri) ve Koruyucu’nun sevmediği yarı-insanları dışladılar. Şeytanlar insanlarla aynıydı. Yarı-insanlar hakkında pek bir şey bilmemelerine rağmen nasıl aynı fikirde olabiliyorlar? Gerçekten bütün ırklar özeldi.</p>



<p><em>(Eğer “Ağaçlar Denizine” gitmek mümkün değilse, o zaman belki de Batı Denizine gitmeliyimdir? Doğrusu, orada Elisen adında bir deniz kenti olmalı. Eğer Kemonomimi göremiyorsam o zaman deniz kızı görmek istiyorum. Ayrıca deniz ürünlerinden de yemek istiyorum.)</em></p>



<p>【Deniz Şehri Elisen】, Ḅatı Denizinin kıyılarında bulunur, denizci yarı-insanların da kenti olarak  bilinirdi. Bu Krallığın korumasını alan tek yarı-insan kabilesiydi. Nedeni ise bu şehrin Kuzey Kıtasının pazarlarına deniz ürünlerinin ve denizcilikle ilgili materyallerin %80’ini sağlamasıydı. Başka bir neden yoktu.  Kendilerince haklı oldukları ayrımcılığa ne olmuştu? Hajime bu tür bir neden karşısında tiksindi. </p>



<p>Batı Denizini geçtikten sonra 【Büyük Gruen Çölü】’ne ulaşacaktı . Bu çölde önemli bir vaha olan 【Ancadi Düklüğü】  olarak hizmet veren bir ticari geçiş kapısı bulunuyordu , ayrıca orada 【Büyük Gruen Yanardağı】 da bulunuyordu.  【Büyük Gruen Yanardağı】 Yedi Büyük Zindan’dan biriydi.</p>



<p>Yedi Büyük Zindan, bu dünyada bulunan en tehlikeli bölgelerdendi . Hairihi Krallığı’nın güney batısında yer alan ve Büyük Gruen Çölü’nün merkezinde bulunan 【Büyük Orcus Zindanı】. Önceden bahsi geçen 【Haltina Ağaçlar Denizi】. Aslında Krallık diğer zindanlardan da bahsetmişti ama bu üçü, hakkında en çok bilgiye sahip olduklarıydı diğerleri hakkında eski kaynaklardan bilgi edinmişlerdi. Kesin yerleri henüz bilinmiyordu.</p>



<p>Ancak, diğer Büyük Zindanlar’ın nerede olabileceklerine dair tahminler vardı. Kıtayı Kuzeyden Güneye doğru kesen 【Büyük Raisen Kanyonu】 ve Kıtanın karlı güneyinde bir yerde bulunan 【Schnee Nevesi*】 . (Ç.N: Karla kaplı alan.)</p>



<p><em>(Sonucunda çöl de mümkün değil… Durum buysa sadece Krallıktaki kölelere bakabilirim… Fakat köle olarak muamele gören Kemonomimilere içim rahat bir şekilde bakabileceğime hâlâ emin değilim.)</em></p>



<p>Bu arada, burada İmparatorluk denince atıfta bulundukları şey Hoelscher İmparatorluğuydu. İmparatorluk, 300 yıl önce Şeytanlara karşı verilen büyük çaplı bir savaş sırasında bir grup paralı asker tarafından kurulmuştu. Çok sayıda paralı asker ve maceracı kullanan askeri bir devletti. Gücü olanın yönettiği korkutucu bir ulustu. </p>



<p>Bu ülkenin insanlarını yarı-insan meseleleri ya da başka meseleler pek ilgilendirmiyordu, sadece kendilerine fayda sağlayacak şeyler onları ilgilendiriyordu. Yarı-insan köleleriyle uğraşan köle tüccarlarının bu kadar fazla olmasının nedeni de buydu.</p>



<p>İmparatorluk Hairihi Krallığı ve 【Fhuren Tarafsız Ticaret Şehri】 arasında yer alıyordu . Adından da anlaşılabileceği gibi 【Fhuren】 tarafsız kalan bağımsız bir ticaret şehriydi. Bu ülke ekonomik gücünü sınırlarına kadar kullanarak doğru bir şekilde yönetildi ve bağımsız kalabildi. Biri o şehirde istediği her şeyi satın alabilirdi, sonuçta orası hiçbir şeyin ticaret merkezi değildi, orada neredeyse her şey vardı.</p>



<p><em>(Offfff~. Nihayetinde, eğer eve geri dönmek istiyorsam kaçamam. Ah, hay aksi, eğitim vakti!)</em></p>



<p>En nihayetinde, hayal dünyasından kaçmanın tek yolu kafayı sağa sola sallamak. </p>



<p>Eğitim zamanının neredeyse geldiğini fark eden Hajime, aceleyle kütüphaneden çıktı. Kraliyet Sarayı’na giden yol kısa mesafedeydi ancak Kraliyet başkentinden gelen koşuşturmaca ve tezahüratlarla doluydu. Tüccarların mallarına çığırtkanlık yapması, etrafta oynayan çocukların sesleri, ve büyüklerin aşırı heyecanlı çocuklarını azarlamaları, gerçekten bugün çok huzurlu bir gündü.</p>



<p><em>(Görünüşe göre savaşa katılmazsam gerçekten de eve dönemeyeceğim~)</em></p>



<p>Yaklaşan iç karartıcı dönemle karşı karşıya kalan Hajime, gerçekçi olmayan bir hayalle gerçeklikten kaçmıştı. </p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>Hajime eğitim alanına vardığında, diğerlerinden bağımsız eğitim yaparken mutlu bir şekilde sohbet eden öğrenciler gördü. Hajime beklenenden daha erken gelmiş gibiydi. Kendisine verilen batı tarzı kılıcı aldı ve kendi serbest çalışmasına başladı. </p>



<p>Aniden, arkasından bir saldırı geldiğini hissetti ve hızlıca öne doğru bir adım attı. Az önce kendisine doğru gelen kılıfsız kılıcı gördüğündeyse bir den bire soğuk terler akıtmaya başladı. Görmeyi beklediği yüzü gördüğünde kaşlarını çattı ve sinirlenmeden edemedi. Beklenildiği gibi Hiyama Daisuke ve çetesi &#8220;Piç Dörtlü&#8221; (Hajime’nin onlara verdiği takma ad) . Her seferinde, eğitim başlamadan önceki zaman aralığında Hajime’ye sorun yaratmaya çalışırlardı. Hajime’nin eğitimde bunalmasının nedeninin yarısı bunlardı. (Diğer yarısı kabiliyetsizliğiydi.)</p>



<p>“Yo, Nagumo, Ne yapıyorsun? O kılıcı taşımanın hiçbir anlamı yok, sonuçta çok işe yaramaz birisin~”</p>



<p>“Hey, Hiyama bokunu çıkarttın! Doğru olsa bile söylemek zorunda değilsin~ Wehehehehe”</p>



<p>“Neden bütün eğitimlere geliyorsun! Senin yerinde olsaydım ben çok utanırdım. Heh-heh-heh”</p>



<p><br> “Ah, Daisuke, arkadaşımız zavallı olduğundan utanamıyor bile, neden bizimle antrenman yapmasına izin vermiyorsun?”</p>



<p><br> Hiyama ve diğerleri deli gibi gülüyorlardı, bunun bir anlamı var mıydı ki?</p>



<p><br> “Ah? Hey hey, Shinji, çok kibar olmuyor musun? Oh, aslında ben de kibar bir adamım, hey Hajime haydi birlikte antrenman yapalım~”</p>



<p><br> “Oh oh, güzel fikir. Çok kibarız be. Beceriksiz arkadaşımıza yardım etmek için değerli zamanımızı harcamak istiyoruz~. Nagumo~ minnettar olman gerekiyor, değil mi?”</p>



<p><br> Fikirlerini söyleyen Hiyama ve çetesi Hajime’yi gözlerden uzak bir yere omuz omuza götürürken hepsi gülümsüyordu. Dahası, bu olayı gören sınıf arkadaşları da onu görmemezlikten gelmişti.</p>



<p><br> “H-hayır, yalnızken iyiyim, beni kendi başıma bırakabilirsiniz.”</p>



<p><br> Hajime, düşünceli bir şekilde reddetmeye çalıştı.</p>



<p><br> “Ha? İşe yaramaz seni eğitmek için farklı bir şeyler deniyoruz ve sen de bize bunu mu söylüyorsun? Yaptığın şey akıl kârı değil. Yapman gereken tek şey çeneni kapamak ve sonrasında ‘teşekkür ederim’ demek. Sadece bunu söylemen bile yeterli!”</p>



<p>Hiyama bunu söylerken Hajime’nin böğrüne vurdu. “Argh!” Hajime yüzünü acı bir şekilde ekşitirken inledi. Hajime onların kolayca şiddete başvurabilecek tiplerden olduklarını unutmuştu, bunun sonucunda da cevap vermişti. Ancak, büyüme çağında olan çocuklara birdenbire bu kadar güç verildiğinde kendini kaptırdıklarını görmek doğal bir şeydi. Dolayısıyla Hajime’yi hedeflemekten çekinmiyorlardı. Direnmeye gücü yetmeyen Hajime de dişlerini sıkıp dayanmaya çalışıyordu.</p>



<p><br> Çok geçmeden eğitim alanından ayrı bir yere geldiler. Hiyama, Hajime’yi sert bir yumrukla yerinden uçurdu.</p>



<p><br> “Hey, hemen ayağa kalk. Bu heyecanlı bir eğitim değil mi?”</p>



<p><br> Sonrasında Hiyama, Nakano, Saito, ve Kondo Hajime’yi çevreledi. Hajime dişini sıktı ve isteksizce ayağa kalktı.</p>



<p><br> “Agh!?”</p>



<p><br> O anda Kondo kılıflı kılıcını Hajime’nin arkasına vurmak için kullandı. Hajime öne doğru düştüğünde çığlık attı ve ardından daha da fazla saldırı eklediler.</p>



<p><br> “Hey, neden uyukluyorsun? Gelecek olan şey yakacak~ hedefimi yak, 【Ateş Topu】”</p>



<p><br> Nakano bir ateş topu fırlattı. Sırtının ağrısından ayağa kalkamayan Hajime büyüden kaçınmak için umutsuzca yuvarlandı. Ancak, her şey önceden planlanmış gibi Saito bir büyü yaptı. (Ç.N: Evet, katılıyorum çok abarttılar&#8230;)</p>



<p><br> “Hedefimi biç, 【Rüzgar Topu】”</p>



<p><br> Daha yeni ayağa kalkmış olan Hajime’nin karnına rüzgar topu vurdu ve onu geriye uçurdu. Bunun sonucunda Hajime yere çömeldi. Karnına darbe aldığı için mide sıvısını kusarken “Öğhh” diye ses çıkardı. </p>



<p>Büyü 10 cm genişliğindeydi. Öyle olsa bile yine de profesyonel bir boksörün yumruğu gücündeydi. Bu gücün temel nedeni yüksek yatkınlığından kaynaklıydı, diğer sebebi ise kullandıkları eşyanın Krallığın verdiği Kutsal Eser olmasıydı. Aksi takdirde saldırıları, yemek pişirmek için kullanılan ateşten ya da soğuk bir esintiden farklı olmayacaktı.</p>



<p><br> “Hey, çok zayıfsın. Nagumo-chan~ biraz çaba gösteremez misin?”<br> Onu söyledikten sonra Hiyama, hâlâ yerde çömelmiş bir şekilde duran Hajime’ye tekme attı. Hajime ise daha fazla kusmamak için elinden geleni yaptı. Eğitim olarak maskelenmiş linç de bir süre devam etti. </p>



<p>Hajime “Neden bu kadar zayıf olan tek kişi benim?” diye dövünürken acıya katlanmak için dişini sıkıyordu. Onların dengi olmasa bile en azından karşı saldırı yapabilirdi. Ancak, küçüklüğünden beri kavgalarla başa çıkma konusunda pek iyi değildi. </p>



<p>Ne zaman Hajime ve başka biri arasında kavga çıksa incinen kişi sadece o oluyordu. Geri çekildiği çekişmelerin sona ereceğine ve bunun kavga etmekten çok daha iyi bir seçenek olacağına inanıyordu.</p>



<p>Bazıları Hajime’nin bu davranışlarının çok hoş olduğunu söylerken bazıları da onun sadece bir korkak olduğunu söylerdi. Hajime de kendisinin ne olduğunu bilmiyordu. Acı dayanılmaz bir hale geldiğinde sinirli bir kızın sesi yükseldi.</p>



<p><br> “Siz ne yapıyorsunuz!?”</p>



<p><br> Piç Dörtlü bu sesi duyduklarında yüzlerinde korkunç bir ifade belirdi. Bu gayet doğaldı. O kız Hiyama’nın abayı yaktığı Kaori’ydi*. Ancak, gelenler sadece Kaori değildi, Shizuku, Kouki ve Ryutaro bile gelmişti.(Ç.N: Tam bilmiyoruz tabi aşık mı değil mi Hajime öyle olduğunu düşünüyor ve bende öyle düşünüyorum xd) </p>



<p><br> “Nagumo-kun!”</p>



<p><br> “ Hayır, lütfen yanlış anlaşılma olmasın. Biz sadece Nagumo’ya özel eğitiminde yardım ediyord-”</p>



<p><br> Kaori hâlâ yerde çömelmiş olarak duran ve durmadan öksüren Hajime’nin yanına koşarken Hiyama’nın açıklamasını görmezden geldi. Hajime’yi o halde gördükten sonra artık başka hiçbir şey onun için önemli değildi.<br> </p>



<p>“Özel eğitim mi? O zaman bu tek taraflı bir eğitimdi.”</p>



<p><br> “Hayır, bu sadece bi-”<br></p>



<p> “Bahaneleriniz umurumda değil. Sınıf arkadaşlarımız arasında Nagumo-kun dövüş için uygun olmayanlardan. Bu tür bir olay tekrar yaşanmamalı.”<br> </p>



<p>“Eğer çok fazla boş zamanın varsa o zaman kendini eğitmek ve güçlendirmek için kullan.”<br> </p>



<p>Durumu gören Hiyama ve diğerleri orayı aceleyle terk ederken garip bir şekilde kahkaha attılar. Kaori’nin şifa büyüsü sayesinde Hajime’nin yaraları yavaş yavaş iyileşiyordu.</p>



<p>“T-teşekkürler, Shirasaki-san . Beni kurtardın.”<br> </p>



<p>Hajime’nin acı gülümsemesine bakan Kaori, gözleri yaşarırken kafasını salladı.</p>



<p><br> “Bu her zaman yaşanıyor mu? Bu durumda, ben…”</p>



<p><br> Bir nedenden ötürü Kaori Hiyama ve çetesinin ayrıldığı yöne bakıyordu. Hajime onu aceleyle durdurmaya çalıştı.</p>



<p><br> “Hayır, her za- *<em>öksürür</em>* her zaman böyle olmuyor! Sorun yok, ben iyiyim!”<br> </p>



<p>“Ama…”<br> </p>



<p>Buna rağmen Kaori yaşananları kabul etmemiş gibiydi ama Hajime ona başka bir gülümsemeyle sorun olmadığına dair güvence verdi. Sonucunda Kaori sakinleşti.<br> </p>



<p>“Nagumo-kun, eğer bir sorun varsa bana söyleyebilirsin. Olmadı, Kaori’yle de konuşabilirsin.”<br> </p>



<p>Shizuku acı çeken bir ifade takınan Kaori’ye baktığında kendini gülümsemek için zorladı ve ayrıca Hajime Shizuku’ya da teşekkür etti. Fakat, buraya soğuk su dökmek de Kahraman’ın işiydi.</p>



<p>“Ama Nagumo da daha fazla çalışmalı. Bahaneler daha güçlü olmana yardım etmez. Mola zamanını kütüphanede geçirdiğini duydum. Sanırım buna bir son vermelisin. Yerinde olsam boş zamanlarımı eğitimime harcayıp daha da güçlenmeye çalışırdım. Nagumo, daha da ciddi olmalısın, aksi takdirde Hiyama ve çetesi sana tekrar zorbalık edecek.”</p>



<p><br> Hajime çıkar yolunu nasıl açıklayabilirdi? Hajime onu dinlerken yarı şaşkın bir halde ayakta duruyordu. Ah~ ah~ cidden, Amanogawa başkalarının iyiliği için düşünen bir insandı, bu yüzden herkesin düşüncesiz davranacağını düşündü . Bu yüzden Hajime’ye böyle bir tavsiye verdi. Hajime kendini gülmeye zorlamadan edemedi. Amanogawa’nın düşüncelerinde, insanlıkta kötülük yoktu. Kötü insanların davranışlarının arkasında sebepler olduğuna inanıyordu. Tabi ki burnunu sokan diğer kişi yüzünden değildi! Bu tür bir düşünce şekli vardı.</p>



<p><br> Ayrıca Kouki’nin sözlerinin arkasında hiçbir kötülük yoktu, Hajime’ye daha da ciddi olması gerektiğini şiddetle tavsiye ediyordu . Hajime çoktan tükenmişti ve yanlış anlaşılmayı düzeltecek durumda değildi. Böylesine güçlü bir adalet duygusuna sahip olan Kouki’yi düzeltmenin anlamsız olacağını düşündü.</p>



<p><br> Durumu anlayan Shizuku elini yüzüne koydu* ve derin bir nefes aldı, alçak sesle de Hajime’den özür diledi. (Ç.N: Yaptığı hareket: 🤦) </p>



<p><br> “Üzgünüm, Kouki’nin herhangi bir kötü niyeti yok.”</p>



<p><br> “Ahaha… En, biliyorum, yani sorun yok.”</p>



<p><br> Hajime ayağa kalktı ve kıyafetlerindeki tozu silkelerken bir gülümsemeyle karşılık verdi. <br> </p>



<p>“Bakın, eğitim çoktan başlamış. Gitsek mi?”</p>



<p><br> Hajime’nin teklifinden sonra herkes eğitim alanına geri döndü. Kaori hâlâ Hajime hakkında endişeleniyordu ama Hajime farkında değilmiş gibi davranmaya devam etti. Beklenildiği gibi bir erkek olarak zayıf tarafını sınıf arkadaşı olan bir kıza göstermedi.</p>



<p><br> Hajime eğitim alanına geri dönerken iç çekmeye devam etti. Geleceği umutsuz görünüyordu.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p> Genellikle eğitim sona erdikten sonra akşam yemeğine kadar boş vakitleri olurdu. Ancak bu sefer Komutan Meld herkesi bir duyuru için bekletti. Komutan Meld duyurusu için tok bir ses kullanırken öğrenciler ne olup bittiğini merak ediyordu. </p>



<p><br> “Yarından itibaren Büyük Orcus Zindanı’nda uygulamalı eğitimler alacaksınız. Gerekli tüm donanımlar tarafımızca hazırlanacaktır, Başkent dışındaki Büyülü Canavarları hedef tahtası olarak kullanmak istiyorum. Daha da önemlisi moralinizi yükseltin! Bu gece iyice dinlenin! Dağılabilirsiniz!”<br> </p>



<p>Bu denli önemli bir duyuruyu hızlı bir şekilde açıkladı. Öğrencilerin koşuşturmaları arasındaki Hajime gökyüzüne bakarken yere oturdu. <br> (… Gerçekten geleceğim umutsuz görünüyor.)</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-rich wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="MYTH &amp; ROID - Frozen Rain『5th Single』ENG SUB" width="980" height="551" src="https://www.youtube.com/embed/E3EXAIzagnc?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption>-Bölümle Alakasız Müzikler Serisi-<br>~3~</figcaption></figure>



<p>Bende alıştım bölümleri geç atmaya yav&#8230;</p>



<p>Bölümün zorluğu, uzunluğu, okulun başlaması ve hastalık yüzünden 2 hafta gecikti bölüm kusura bakmayın.</p>



<p>Çeviride anlamadığınız kelime veya cümle olursa yorumlara yazın açıklayayım hemen. </p>



<p>Bu arada bölümün başına bir görsel hazırlamayı denedim ve koydum nasıl olmuş düşüncelerinizi belirtirseniz çok iyi olur ya. </p>



<p>Yorum, görüş, hata ya da çeviride yanlış bir şey görüp bildirirseniz çok sevinirim ^^</p>



<figure class="wp-block-gallery columns-1 is-cropped wp-block-gallery-6 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/09/images-39.jpeg?w=980&#038;ssl=1" alt="" data-id="2393" data-link="https://turkcelightnovels.wordpress.com/images-39/" class="wp-image-2393" /><figcaption class="blocks-gallery-item__caption">Gravür Örneği</figcaption></figure></li></ul></figure>



<figure class="wp-block-gallery columns-1 is-cropped wp-block-gallery-7 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/09/images-43.jpeg?w=980&#038;ssl=1" alt="" data-id="2397" data-link="https://turkcelightnovels.wordpress.com/images-43/" class="wp-image-2397" /><figcaption class="blocks-gallery-item__caption">Kemonomimi Örneği</figcaption></figure></li></ul></figure>



<p style="text-align:center"><p class="has-text-align-center">~~KEYİFLİ OKUMALAR~~</p></p>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-3-zorbalik/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 3: Zorbalık</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-3-zorbalik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2357</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Arifureta Shokugyō- Cilt 1, Bölüm 2: Sinerjist</title>
		<link>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-2-sinerjist/</link>
					<comments>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-2-sinerjist/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcelightnovels]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Sep 2019 20:34:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arifutera Shokugyo]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta shokugyo light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Hairihi Krallığı]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime Nagumo]]></category>
		<category><![CDATA[Ishtar]]></category>
		<category><![CDATA[Ishtar Langbard]]></category>
		<category><![CDATA[Kaori]]></category>
		<category><![CDATA[Kouki]]></category>
		<category><![CDATA[Meld]]></category>
		<category><![CDATA[Shizuku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novels]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçelightnovels]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkcelightnovels.wordpress.com/?p=2241</guid>

					<description><![CDATA[<p>Savaşa katılmaya karar vermelerinden sonra Hajime ve geri kalan herkes savaş sanatı öğrenmeliydi. Ne kadar gizli potansiyele sahip olduklarına bakılmaksızın onlar aslında, barışçıl Japonya’dan gelen normal lise öğrencileriydi. Büyülü canavarlar ve Şeytanlarla aniden savaşmaları imkansızdı. Oysa bu tür bir durum, beklendiği için ayarlanmıştı. Ishtar, Hajime ile diğerlerine【Kutsal Dağ】’ın eteklerinde yer alan 【Hairihi Krallığı】’nda bir eğitim...</p>
<div class="c-read-more"><a class="c-read-more-link" href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-2-sinerjist/">Continue Reading</a> &#8594;</div>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-2-sinerjist/">Arifureta Shokugyō- Cilt 1, Bölüm 2: Sinerjist</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Savaşa katılmaya karar vermelerinden sonra Hajime ve geri
kalan herkes savaş sanatı öğrenmeliydi. Ne kadar gizli potansiyele sahip
olduklarına bakılmaksızın onlar aslında, barışçıl Japonya’dan gelen normal lise
öğrencileriydi. Büyülü canavarlar ve Şeytanlarla aniden savaşmaları imkansızdı.
</p>



<p>Oysa bu tür bir durum, beklendiği için ayarlanmıştı. Ishtar,
Hajime ile diğerlerine【Kutsal Dağ】’ın eteklerinde yer alan 【Hairihi Krallığı】’nda bir eğitim alacaklarını söyledi.</p>



<p>&nbsp;Krallığın Azizler
Kilisesi’yle çok yakın bir ilişkisi vardı. Söylentilere göre bu ülkenin kurucusu,
Sharm Bryne, Koruyucu Ehit’in soyundan geliyordu. </p>



<p>Ülke de bu sebeple Kilise tarafından desteklenmişti, bu
yüzden güçlü ilişkileri anlaşılabilirdi. </p>



<p>Dağdan aşağı inmek ve Hairihi Krallığı’na gitmek için, Hajime ve diğerleri, Azizler Kilisesi’nin ana kapısından dışarı çıktılar. Azizler Kilisesi, 【Kutsal Dağ】’ın zirvesinde bulunuyor gibiydi.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/09/holy_church_-_main_cathedral_divine_mountain.png?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2244" /><figcaption>Azizler Kilisesi</figcaption></figure></div>



<p>&nbsp;Görkemli Kilisenin kapıları açıldığında, bulutlar denizi onları karşıladı. Rakımla ilişkili olan nefes alma problemiyle ilgili hiçbir zorluk hissetmemişlerdi. Yani bir dakika öncesine kadar yüksek bir dağda olduklarını fark etmemişlerdi bile.</p>



<p>&nbsp;Belki de bu tür
şeyler çoktan büyü ile ayarlanmıştı. Güneşin muhteşem yansıması, görkemli bulutlar
denizi ve berrak mavi gökyüzünün karşısında, kısacası bu görkemli manzaranın
karşısında, Hajime ve arkadaşları büyülenmişti. </p>



<p>Tepkileri karşısında gururlanan Ishtar, ilerlemeleri için
ısrar etti. Sonunda çitlerle çevrili beyaz bir dairesel kaide görüş alanlarına
girmişti. Katedralde gördükleri malzemelerin aynısıyla yapılmış güzel bir
koridordan geçtiler, kaidenin üzerine gelinceye kadar da bu şekilde ilerlemeye
devam ettiler. </p>



<p>Kaidenin üzerine kazınmış devasa bir büyülü çember vardı. Çitin öteki tarafında bulutlar denizi olduğundan öğrencilerin çoğu ürkekçe etrafa bakarken çemberin ortasında toplandılar. Ishtar bir şeyler söylüyor gibiydi.</p>



<p>&nbsp;「Rehberlik yolu, inananlar için açıl. ‘Semavi Yol’」 </p>



<p>Aynı zaman zarfında, ayaklarının altındaki büyülü çember göz
kamaştırıcı bir şekilde parlamaya başladı. Sonrasında, kaide bir teleferik gibi
çaprazlama olarak zemine doğru hareket etti.<br>
<br>
&nbsp;Açıkçası, az önce “söylediği şey” kaide
üzerine oyulmuş büyülü çemberi harekete geçirmişti. Bu tam olarak kaide
şeklindeki bir teleferikti. &nbsp;Öte yandan
ilk kez “büyü” görmek öğrencileri heyecanlandırmıştı.</p>



<p>&nbsp;Ayrıca, kaidenin
bulutlar denizine girmesiyle bir kargaşaya neden olmuşlardı. Çok geçmeden,
bulutlar denizinden geçtiler ve nihayet toprağı görebildiler.</p>



<p>&nbsp;Altlarında büyük bir
şehir vardı, hayır… gördükleri şey bir ulustu. Yamaçta duran yapı aşağıya doğru
yayılan devasa bir kale şehriydi. Burası Hairihi Krallığı’nın başkentiydi.<br>
<br>
&nbsp;Kule ve imparatorluk sarayı gökyüzündeki
bir koridorla birbirine bağlanmıştı. Kaide o kuleye ulaşana kadar ilerlemeye
devam edecek gibiydi. Hajime, sahneledikleri alaycı ve iğneleyici
performanslarına karşı güldü. </p>



<p>“Tanrı’nın Havarisi”, bulutlar denizinden geçerek cennetten
aşağı iniyordu, bu tam da buna benzer bir görüntüydü.</p>



<p>&nbsp;Buna bakarak
Kilise’nin inananları, Kilise’yle kutsal varlıklar olarak ilişkisi olan
kişileri takip edeceklerdi, bu sebepsiz yere değildi. <br>
<br>
Hajime savaş öncesi Japonya’yı düşünmeden edemedi; Din ve politikanın birbirine
yakından bağlandığı dönemi. Bunun yanı sıra getirdiği trajediyi…</p>



<p>&nbsp;Sonuçta, bu dünyada
başka bir dünyayı etkileyebilecek doğaüstü bir güç gerçekten vardı ve adından
da anlaşılabileceği gibi bu dünya “Tanrı’nın İradesi” etrafında toplanmıştı. </p>



<p>Eve dönme olasılıkları ve bu dünyanın kaderi, hepsi
Tanrı’nın ellerindeydi. Yavaş yavaş belirginleşmeye başlayan başkente yüksekten
bakarken Hajime kalbinde hissettiği huzursuzluğu bastırdı. </p>



<p>Her hâlükârda elinden gelen her şeyi yapacaktı. Yumruğunu
sıktı ve nefesini tuttu, sonra da kaideden inmek için bir adım attı.</p>



<p>&nbsp;İmparatorluk
Sarayı’na vardıktan sonra Hajime ve diğerleri düz bir koridorda taht odasına
kadar eşlik edildiler. Koridorun Kilisedeki dekorasyonlardan aşağı kalır yanı
yoktu. Yol boyunca, şövalye ve devlet memuru gibi giyinmiş kişilerle kısa
görüşmeler yaptılar, ayrıca hizmetçilerin yanından da geçtiler ama hepsi onlara
aynı hayranlıkla ya da saygınlıkla bakıyordu. Öyle de olmalıydı çünkü Hajime ve
diğerlerinin kim olduklarıyla ilgili çoktan kesin bir bilgiye sahiptiler.</p>



<p>&nbsp;Hajime huzursuzlandı
bu yüzden grubun en arkasına doğru gizlice geriledi. Sonunda, mükemmel bir
işçilikle hazırlanmış devasa ve güzel bir çift kapının önüne gelmişlerdi.
Kapının iki tarafında da nöbetçi iki asker duruyordu.</p>



<p>&nbsp;Ishtar ile Kahraman
ve grubunun geldiğini yüksek sesle bildirdiler. İçeriden cevap gelmesini bile
beklemeden kapıyı açtılar. Ishtar içeriye, yapılması gereken en doğal şeymiş
gibi acele etmeden girmişti. Kouki ve diğer birkaç öğrenci hariç, diğer
öğrenciler korkudan titreyerek kapıdan geçmişlerdi. Kapıdan içeri girdikten
sonra, şaşaalı tahta kadar uzanan kırmızı bir halı gördüler. Asil ve otoriter
auraya sahip olan otuz yaşlarında bir adam tahtın önünde durdu ve onları
bekledi. Bu adam kral olmalıydı. Yanındaki kadının da kraliçe olduğunu
düşünüyorlardı. Kraliçenin yanında on yaşında sarı saçlı ve mavi gözlü bir
delikanlı vardı. Onun da yanında 14-15 yaşlarında güzel bir genç bayan
duruyordu. Onlardan sonra, kırmızı halının her iki tarafına da dizilmiş
yaklaşık otuz kişi görüldü. Sol tarafta askeri zırhlı insanlar, sağ tarafta
devlet görevlilerine benzeyen insanlar bulunuyordu. </p>



<p>Ishtar, kralın yanına doğru ilerlerken Hajime ve diğerlerini tahtın yanında durdurdu. <br> <br> Sonrasında Kral, Ishtar’ın elini saygıyla aldı ve hafifçe öptü. <br> <br> Anlaşılan, Papaz burada daha yüksek bir mevkiye sahipti. O anda Hajime ikna olmuştu; Bu ülke “Din” etrafında merkezlenmişti.</p>



<p>İç çekti…</p>



<p>&nbsp;Bundan sonrası kendini tanıtmaydı. Kralın adı Eliheid S. B. Hairihi’ydi, kraliçenin adı da muhtemelen* Luaria’ydı. Sarı saçlı genç, prens Randell’di ve prensesin adı da Liliana’ydı. Bundan sonra başbakan, şövalye komutanı ve diğer yüksek statülü insanlar da kendilerini tanıttı. Delikanlının bakışları Kaori’ye doğru yöneltilmişti. Anlaşılan Kaori’nin çekiciliği bu dünyada da etkiliydi. (Ç.N: Niye “muhtemelen” diye sormayın çünkü çeviri öyle söylüyor. Benim tahminim ismini telaffuz etmesi zor olduğundan olabilir :p)</p>



<p>Tanıtmalardan sonra, akşam yemeği için bir araya geldiler ve bu dünyanın mutfağının tadına varabildiler. Yemeğin dış görünüşü, kendi dünyalarındaki Batı tarzı yemeklere benziyordu. Arada pembe soslu bir yiyecek ve yedi farklı renkte parıldayan bir içecek servis edildi, çok lezzetliydi. Prens Randell, Kaori ile konuşma fırsatı yakalamaya çalışıyordu, erkek öğrencilerse bu duruma endişeyle bakıyorlardı. Hajime’ye gelince, erkelerin mızrağın ucunu Prense doğru yönelteceklerine dair içinde ufak bir beklentiye sahip olmadan edemedi, gerçi bu 10 yaşındaki bir çocuk için söz konusu olamazdı&#8230;</p>



<p>&nbsp;İmparatorluk
sarayında barınak, yiyecek ve giyecek sağlanacaktı, ayrıca askeri eğitmenleri
de tanıtılmıştı. Eğitmenler, Şövalyelerden ve İmparatorluk Mahkemesi
Büyücülerinden seçilmişti. </p>



<p>Bu, yaklaşan savaş için arkadaşlıklarını geliştirmelerine izin verecekti. Akşam yemeğinden sonra dağıldılar, her bir kişi kendi odasına götürüldü. Hajime, yatağının etrafındaki gölgeliği(örtü) hayret verici bulan tek kişi değildi. Böyle lüks bir odada kalan Hajime, yerinde duramıyordu. Çok yorucu bir gün olmuştu, sanki tüm vücudu eriyordu. Bir balık gibi yatağa sıçradıktan sonra yavaşça uykuya daldı.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>Ertesi gün; eğitim ve dersler hemen başladı. İlk olarak
öğrencilerin hepsine 12&#215;7 cm’lik gümüş bir plaka verildi. Öğrenciler plakalara
merak içinde baktılar. </p>



<p>Şövalye Komutanı Meld Loggins, bizzat açıklamaya başladı.
Hajime bir anlığına “Şövalye Komutanıyla birlikte mi eğitim alacağız?” gibi bir
şeyler düşündü. Görünüşe göre “Kahraman ve grubunu” acemi bir eğitmene emanet
etmek ya da onun gibi bir şey söz konusu olamazdı. </p>



<p>Komutan Meld yürekten güldü, tüm sorumluluğu Şövalye
Yardımcısına verebileceğinden içi rahattı! </p>



<p>Ancak Komutan Yardımcısı-san’ın bu durumla sorunu olmaması
imkansızdı&#8230; </p>



<p>“Pekala, herkes bir tane aldı mı? Bu plakalara ‘Statü
Plakaları’ denir. Adından da anlaşılacağı gibi bu plakalar durumunuzu sayısal
değerlerle gösterecek. Buna sahip olduğunuz sürece kaybolmazsınız, bu yüzden
bunu kaybetmemeye çalışın. Az önce bahsi geçenlerle ilgili sorusu olan var mı?”</p>



<p>&nbsp;Meld çok kaygısız bir
şekilde konuştu. Rahat ve iyi kâlpli bir doğası vardı,</p>



<p>&nbsp;“Şu andan itibaren
silah arkadaşı olacağız, saygı ifade eden sözler kullanmanın ne anlamı var ki!
Normalde nasıl konuşuyorsanız diğer şövalyelerle de öyle konuşun.” </p>



<p>Ve böylece onlara bunun gibi tavsiyelerde bulundular. Hajime
ve diğerleri için etraf daha sakin olsa daha iyi olurdu, bir büyüğün onlara
kibarca hitap etmesi, onları sadece rahatsız hissettirecekti. </p>



<p>“Plakanın üzerine kazınmış bir büyülü çember var.
Parmağınızı kanatmak için bir iğne kullanın ve kanınızı çembere damlatın.
Sonrasında plakanın sahibi kayıt yapmış olacak. ‘Durumu Görüntüle’ sözcüğü
çıktığında, kendi durumunuzu görebileceksiniz. Ahh, nasıl çalıştığıyla ilgili
teoriyi duymak ister misiniz? Ben tam olarak bilmiyorum. Bu, Eski çağlardan
kalma, bir tür kutsal eserdir.” </p>



<p>“Kutsal Eser?”</p>



<p>&nbsp;Kutsal eser gibi
yabancı bir sözcüğü duyan Kouki, bir soru sordu.</p>



<p>&nbsp;“Kutsal eserler,
modern yöntemlerle tekrar yaratılamayan güçlü araçlardır. Efsaneye göre, ilk
insanların zamanından kalma olduğu söyleniyor&#8230; Statü Plakası çoğaltılabilen
tek kutsal eserdir, antik çağlardan beri dünyaya sadece bu eser yayılmıştır.
Normal şartlarda kutsal eser, ulusal bir hazine olarak değerlendirilir ama bu
genellikle halka dağıtıldı. Çünkü bu kullanışlı bir kimlik kartı.”</p>



<p>&nbsp;Bu durumda öğrenciler, anlayışlı ve somurtkan bir şekilde kafalarını salladılar ve parmaklarını iğneyle kanatırken kaşlarını çattılar. Sonra kanlarını büyülü çembere sürdüler. Sonuç olarak büyülü çember bir anlığına hafif bir ışıltıyla titredi. Hajime de aynısını yaptı ve kanını plakaya sürdü. Durumuna baktığındaysa sonuç ola&#8230;</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/09/screenshot_20190901_223013-1.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2252"/></figure>



<p>görüntülendi.</p>



<p>&nbsp;Hajime durumuna baktığında kendini oyunda bir karakter olmuş gibi hissetti*.(Ç.N: Sanırım kendini bir NPC olarak hissetmiş yani oyuncu olmayan bir karakter olarak.) </p>



<p>&nbsp;Diğer öğrenciler de Hajime gibi Statü
Plakalarından gözlerini alamadı. Komutan Meld Statü Plakaları hakkında
açıklamasına devam etti.</p>



<p>“Herkes gördü mü? Şimdi, açıklamaya başlayayım mı? İlk olarak “Seviye” kavramının üstünden geçmeme izin verin, olur mu? Bir insan için maksimum seviye 100’dür. Başka bir deyişle seviyeyi, bir kişinin potansiyelini değerlendirmenin bir yolu olarak düşünebilirsiniz. Seviye 100 bir insanın potansiyelinin zirvesine ulaştığını gösterir. Gerçi öyle bir kişide şimdiye kadar var olmadı.”(Ç.N: O halde 100. Seviyenin son olduğunu nereden biliyorlar diyebilirsiniz çünkü bende dedim. Büyük ihtimalle Kilise sayesindedir.)</p>



<p>Oyunlarda olduğu gibi seviye atladıktan sonra istatistikler artmıyor gibi görünüyor.(Ç.N: Biliyorum saçma geliyor ama çeviri öyle söylüyor. Galiba istatistikler arttıkça seviye atlayabiliyorsun.)</p>



<p>&nbsp;“Her gün antrenman yapmak doğal olarak
istatistiklerinizi artıracak, ayrıca büyü ve büyülü eşyalar kullanmakta istatistiklerinizi
artırabilir. Ek olarak büyü gücü yüksek olan kişilerin doğal olarak diğer
istatistikleri de ortalamanın üzerinde olacak. Her ne kadar bütün detayları
bilmesek de, büyü gücünün kişinin elinde olmadan vücut performansını
artıracağına inanılıyor. Son bir şey daha, gelecekte kullanacağınız ekipmanları
dört gözle bekleyebilirsiniz. Ne de olsa, ulusal hazine, insanlığı kurtaracak
kahramanlara kapısını açacak!”</p>



<p>&nbsp;Komutan Meld’in söylediklerine göre
istatistiklerini Büyülü Canavarlarla savaşmak zorunda kalmadan birkaç kat
arttırabilirlerdi. Yine de, sürekli olarak yeteneklerini parlatmaları
gerekiyordu. </p>



<p>“Bir sonraki, &#8216;Sınıf&#8217; kavramına geçelim mi? Basitçe söylemek gerekirse bu sizin ‘yeteneğiniz’, Statü Plakalarının en altında görüntülenen ‘beceriler’ ile bağlantılıdır. Sınıfların etki alanı kapsamında, beceriler eşsiz yetenekler sergileyebilir. İnsanların bir sınıfa sahip olması çok nadir görülür. Sınıflar iki kategoriye ayrılır: savaşçı ve savaşçı olmayan. Savaşçı sınıflar yalnızca sınıfı olanlar arasından bin kişide bir çıkıyor. Bazı durumlarda, binde bir bile olabiliyor. Savaşçı olmayan sınıflar ise yalnızca yüz kişiden birinde ortaya çıkıyor. Savaşçı olmayanlar arasından on kişiden biri nadir bir yeteneğe sahip olabiliyor. Savaşçı olmayanların çoğu yapım personelleridir.’’</p>



<p>&nbsp;Hajime istatistiklerine bir göz attı ve
gerçekten de Sınıf bölümünde “Sinerjist” yazılıydı. Görünen o ki becerisi
“Dönüşüm” idi.</p>



<p>&nbsp;Ishtar’dan duyduklarına göre Hajime ve
diğerleri daha üstün bir dünyadan geldikleri için özellikleri Tortus halkından
çok daha yüksek olmalıydı. Sadece bu tür bir durum doğal olmalı. Bu şekilde
düşünürken Hajime, gülümseden edemedi. Tabii kime gizli bir yeteneğin var dense,
mutlu olur.</p>



<p>Ancak, Komutan Meld’in sözlerinin
devamını duyduktan sonra neşeli hissi uçtu gitti ve sinir bozucu terler ortaya
çıkmaya başladı. </p>



<p>“Ondan sonra&#8230; Hepinizin
istatistikleri gördüğünüz gibi. Normalde, 1. Seviyedeyken istatistikler 10
civarındadır. Yanii, sizin istatistiklerinizin birkaç kat daha yüksek olması
lazım! Çok kıskandırıcı! Ah, lütfen Statü Plakalarında bulunan içeriği bana
bildirin. Bu sayede her birinize uygun bir eğitim programı ayarlayabiliriz.”</p>



<p>&nbsp;Bu dünyada, seviye 1’in ortalama istatistikleri 10 civarındadır. Hajime’nin istatistikleri de harika bir 10’lar serisiydi. Can sıkıcı terini sildi ve kafası tamamen karışmıştı. </p>



<p>(Eh~ Nasıl bakarsan bak, bu değerler fazla ortalama&#8230;  Çok güzel bir şekilde ortalama değiller mi? Hile yapıyormuş gibi olmam gerekmiyor muydu?   B-ben h-h-hayır&#8230;   B-benden başka h-h-herkes&#8230;   Diğerleri ne alemde?  B-belki de başlangıçta bu normal bir durumdur&#8230; )</p>



<p>Bu umuda tutunan Hajime, etrafına
ürkekçe baktı, etraftan sesler yükseliyordu sürekli. Herkesin yüzü ışıl ışıl
parlıyordu, hiçbiri Hajime gibi soğuk terler dökmüyordu. </p>



<p>Komutan Meld konuşmasını kestikten sonra, durumunu bildiren ilk kişi Kouki oldu. Onun durumu&#8230; </p>



<p> </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/09/screenshot_20190901_223344.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2250"/></figure>



<p>Hilenin vücut bulmuş haliydi.</p>



<p>“Hou~ tamda Kahraman-sama’ya yakışır. Seviye bir olmana rağmen üç haneli değerlere sahipsin… Birazcık şok oldum. Beceriler bile 2 ya da 3 tane değil… Bu adam standartların dışında! Çok  güvenilir görünüyor.”</p>



<p>“Yok artık~ Ahaha&#8230;”</p>



<p>&nbsp;Komutanın övgü dolu sözlerini karşıladıktan
sonra Kouki başını mahcup bir şekilde okşadı. Bu arada Komutan, 62 seviyeydi.
Ortalama istatistikleri 300 civarındaydı ve gücü bu dünyada birinci sınıf
olarak kabul edildi. Bununla birlikte, Kouki sadece 1 seviyeydi ve çoktan kendi
istatistikleri Komutanınkilerin üçte birine yakındı. Bu büyüme hızı ile onu
kolayca geçmek sadece zamanla alakalıydı. Bu arada, beceriler doğuştan gelen
bir yetenek gibiydi, onları geliştirmenin hiçbir yolu yoktu. Tek istisna “Oluştrma
&nbsp;Becerisi” idi. Bu beceri, uzun yıllar
sonucu kullanıcısının becerisini parlatmasının sonucuydu, sözde duvarı
“aştıktan” sonra kazanılabilecek bir beceriydi*. </p>



<p>Basit bir ifadeyle, bu daha önce sahip olmadığın bir yetenekti ama bir gün aniden becerinin özünü kavradın ve yetkinliğini arttırdın. (Ç.N: Bu beceriyi yaratıcılık olarak da düşünebilirsiniz yani sınırlarını aşıp hayal güçlerini kullanarak bu beceriyi geliştirebiliyorlar.) </p>



<p>Diğerlerinin gözünde Kouki özeldi, sadece hile benzeri istatistikleri yoktu, her nedense savaşçı bir sınıfa da sahipti&#8230; </p>



<p>Hajime Sınıf bölümünde yazılı
olan “Sinerjist” e baktı, kafasını bu sınıf hakkında yorduktan sonra bile
savaşçı sınıfıyla kendi sınıfını bağdaştırmadı.</p>



<p>&nbsp;Sadece iki becerisi vardı ve dahası, bunlardan
biri temel becerilerden olan “Dil Anlama ” idi.</p>



<p>&nbsp;Başka bir deyişle, gerçekte yalnızca bir
becerisi vardı. Hajime yavaş yavaş yavan bir gülümseme ortaya çıkardı.</p>



<p>&nbsp;Sıraya göre Statü Plakasındaki içeriği Komutan
Meld’e bildirme sırası ona gelmişti. Şimdiye kadar Komutan Meld, bütün istatistikleri
standardın dışında gördüğü için ağzı kulaklarına varmıştı. Çok güçlü silah
arkadaşları edindiği için mutluydu.</p>



<p>&nbsp;“Huh?”</p>



<p>&nbsp;Komutanın gülümseyen ifadesi bir inleme ile donakaldı. O esnada, “Yanlış mı görüyorum?” diye mırıldandı ve Statü Plakasına birkaç kez hafifçe tıklattı.&nbsp;Ardından Plakayı güneş ışığına doğru tuttu ve bir süre baktıktan sonra Hajime’ye incelikli bir ifadeyle geri verdi.</p>



<p>&nbsp;“Ah&#8230; um&#8230; bunu nasıl söyleyebilirim,
anlarsın ya&#8230; bu, Sinerjist bir zanaatkarlık mesleğidir. Demirden eşyaları dövmek
için çok uygundur&#8230;” </p>



<p>Komutan Meld, Hajime’ye sınıfını
açıklarken nutku tutulmuştu. Hajime’yi yoldaki bir diken parçası olarak gören
erkekler, onunla dalga geçmek için bu fırsata balıklama atlayacaklardı.
Zanaatkarlık mesleği açıkça savaşçı olmayan bir sınıftı. Bütün sınıf
arkadaşlarının savaşçı sınıfı vardı ve Hajime’nin gelecek savaşlarda işe
yaramaz olma olasılığı çok yüksekti. Hiyama Daisuke sırıtırken bağırdı.</p>



<p>&nbsp;“Hey hey, Nagumo. Yoksa sen, savaşçı olmayan
bir sınıf mı aldın? Zanaatkar nasıl savaşabilir ki? Meld-san bu sınıf nadir
mi?” </p>



<p>“&#8230; Hayır, her 10 demirciden
biri bu sınıfa sahip olabilir. Ülkede çalışan zanaatkarlar bu sınıfa sahip.” </p>



<p>“Hey hey, Nagumo~ bu şekilde
nasıl savaşacaksın ki?”</p>



<p>&nbsp;Hiyama, Hajime’nin omzuna kolunu attı, çok
rahatsız ediciydi. Etrafa bakarsanız, özellikle de erkek öğrenciler yaşadığı
talihsizliğe gülüyorlardı. </p>



<p>“K-kim bilir, Savaşmadan nasıl
bilebilirim ki?”</p>



<p>&nbsp;“Amanın! O zaman istatistiklerinizi görmemize izin verir misiniz? Sınıfınız çöp olsa bile, yine de harika istatistiklere sahip olmalısınız, değil mi~?”(Ç.N: +9 dalga geçme itemi &#8211; &gt; Saygılı konuşma) </p>



<p>Hajime, şuanda Meld’in
ifadesinden sonucun pek iç açıcı olmadığını tahmin edebilirdi ama Hiyama yine
de ne olursa olsun Hajime’den duymak istiyordu, gerçekten çürümüş bir kişiliğe
sahipti. Ayrıca üç yardakçısı da bu eğlenceye katıldı. Onlar güçlüye yaltaklık
yapan güçsüze ise zorbalık eden türden alçaklardı. Aslında, Kaori, Shizuku ve
diğerleri bu tür bir davranışa mutsuz bir ifadeyle baktılar. </p>



<p>Böyle bir şey düşünürken Statü Plakasını rastlantı sonucu olarak Hiyama’ya kaptırdı. Statü Plakasının içeriğine baktıktan sonra ise kahkahalara boğuldu. Bunu takiben, Saito ve diğerleri elden ele geçen Statü plakasındaki içeriğe baktıktan sonra Hajime ile alay etmeye başladılar.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/09/images-32.jpeg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2265"/></figure>



<p>“Puhahahaha~ Bu da ne! Bu tamamen
normal, sıradan bir kişi!”</p>



<p>&nbsp;“Kyahahahahaha~ daha doğrusu, ortalama
istatistikleri 10, bu bölgede yaşayan çocuklardan bile daha zayıf olabilir~” </p>



<p>“Hih~ hihihihih~ İmkanı yok! Bu çocuk direkt ölecek! Belki de et kalkanı olarak biraz faydalı olabilir!”</p>



<p>Kaori Hajime ile alay eden
öğrencilere öfkeyle yaklaşıyordu. Ancak, oraya varmadan önce başka biri öfkeyle
bağırdı. Aiko-sensei’ydi. </p>



<p>“Kora-! Siz çocuklar neye
gülüyorsunuz? Sınıf arkadaşınıza gülmek benim asla izin vermeyeceğim bir şey!
Kesinlikle izin vermeyeceğim! Nagumo-kun’un Statü Plakasını hemen geri verin!” </p>



<p>Aiko-sensei minik bedeni ile
mümkün olduğu kadar öfkesini ifade etmeye çalıştı. Belki de zar zor kendinden
memnun olan bu aura tarafından boyun eğdirilmişlerdi ve Statü Plakasını
istemeyerek Hajime’ye geri verdiler.</p>



<p>&nbsp;Aiko-sensei Hajime ile yüz yüze gelmek için arkasını dündü ve omuzlarını okşayarak onu neşelendirmeye çalıştı.(Ç.N: Normalde böyle bir durumda omuz yerine kafa tercih edilir ama okşayan kişi 1.50 kdbchdbd) </p>



<p>“Nagumo-kun, bunu kafana takma.
Ben de savaşçı olmayan bir sınıftanım.’’ Bunu söylerken sesi bir anlığına
titredi.</p>



<p>&nbsp;Tıpkı sınıfım gibi istatistiklerim de
ortalama. Yani Nagumo-kun, bu tür bir durumda olan tek kişiyim diye
endişelenmene gerek yok!” </p>



<p>“İşte, bak!”</p>



<p>&nbsp;derken, Aiko-sensei Hajime’ye Statü Plakasını gösterdi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/09/screenshot_20190901_224000.jpg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2254"/></figure>



<p>Hajime, Plakaya boş bakışlar atıyordu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" height="300" width="292" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/09/screenshot_20190901_233300-292x300.jpg?resize=292%2C300&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2268"/></figure>



<p>“Ehh~ Sorun ne? Nagumo-kun!”</p>



<p>&nbsp;Aiko-sensei, Hajime’yi sallamak için gücünü
harcarken sordu. Doğrusu genel istatistikleri düşüktü ve bir bakışta savaşçı
bir sınıf olmadığını açıkça söyleyebilirdiniz ama&#8230; </p>



<p>Büyü gücü şimdiden Kahramanla
karşılaştırılabilirdi. Ayrıca oldukça fazla becerisi vardı. Besin sağlama
savaşlarda büyük bir problemdi. Hajime’nin aksine, çok çeşitli bir seviyeye
sahipti.</p>



<p>Başka bir deyişle, Aiko-sensei
hile olarak kabul edilebilecek kadar iyiydi. Böyle bir durumda tek kişi
olmadığına dair azıcık bir beklentisi olan Hajime, daha derin bir yara aldı.</p>



<p>&nbsp;“Amanın amanın, Ai-chan son darbeyi vurdu&#8230;”</p>



<p>&nbsp;“Na-Nagumo-kun! İyi misin?”</p>



<p>&nbsp;Hajime’nin tepkisini gören Shizuku acı bir
şekilde gülümsedi. Kaori onun önüne koştu ve endişeyle ne olduğunu sordu. </p>



<p>“Ehh~?” </p>



<p>Aiko-sensei kafasını şaşkınlıkla eğdi, ancak öğrenciler ne yaptığı hakkında fikri olmayan öğretmenlerine sıcak bir şekilde baktılar. </p>



<p>Her neyse, zorbalığı durdurma hedefine başarıyla ulaşmıştı ama bu tür bir ilgi de güvenin en alt seviyeye düşmesine neden oldu. Hajime’nin gelecek hakkında beklentisi pek de parlak değildi, yüzü kuru bir gülümsemeyle boyanmıştı.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>  </p>



<figure class="wp-block-embed-youtube aligncenter wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio wp-embed-aspect-4-3"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="化物語 Staple Stable" width="980" height="735" src="https://www.youtube.com/embed/hRwiHjf1N50?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption>-Bölümle alakasız müzikler serisi-<br>~2~<br></figcaption></figure>



<p>Merhaba,</p>



<p>Telafi bölümle karşınızdayım biraz geç yükledim ama umarım beğenirsiniz ~~</p>



<p>Yorum, görüş, hata ya da çeviride yanlış bir şey görüp bildirirseniz çok sevinirim ^^</p>



<p>Bu arada çevirime yardım ettiği için Maruchi-sama&#8217;ya teşekkürler :p</p>



<p style="text-align:center"><p class="has-text-align-center">~~KEYİFLİ OKUMALAR~~</p></p>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-2-sinerjist/">Arifureta Shokugyō- Cilt 1, Bölüm 2: Sinerjist</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-2-sinerjist/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>17</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2241</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 1: Tortus</title>
		<link>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-1-tortus/</link>
					<comments>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-1-tortus/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[turkcelightnovels]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Aug 2019 22:02:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arifutera Shokugyo]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō de Sekai Saikyō web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta Shokugyō light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta shokugyo light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest light novel]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest oku]]></category>
		<category><![CDATA[Arifureta: From Commonplace to World’s Strongest web novel]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime]]></category>
		<category><![CDATA[Hajime Nagumo]]></category>
		<category><![CDATA[Ishtar]]></category>
		<category><![CDATA[Ishtar Langbard]]></category>
		<category><![CDATA[Kaori]]></category>
		<category><![CDATA[Kouki]]></category>
		<category><![CDATA[light]]></category>
		<category><![CDATA[light novel]]></category>
		<category><![CDATA[light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[light novel pdf]]></category>
		<category><![CDATA[light novel türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[lightnovelçevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Nagumo]]></category>
		<category><![CDATA[Shizuku]]></category>
		<category><![CDATA[Tortus]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe çevirilerle light novels]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe light novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe novel oku]]></category>
		<category><![CDATA[türkçelightnovels]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://turkcelightnovels.wordpress.com/?p=2216</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160;&#160;&#160;&#160; Hajime hemen elleriyle yüzünü korudu ve iki gözü de kapalıydı ama hışırtı sesini duyduğunda gözlerini yavaşça açtı. &#160;&#160;&#160;&#160; Etrafını şaşkınlıkla inceledi. Göze çarpan ilk şey dev duvar resmiydi. Duvar resmi, yaklaşık on metre genişliğinde olup bir ışık halkasının önünde erdişi(çift cinsiyetli), uzun altın saçlı ve soluk gülüşlü bir kişiyi betimliyordu. Arka plan, çimenli ovaları,...</p>
<div class="c-read-more"><a class="c-read-more-link" href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-1-tortus/">Continue Reading</a> &#8594;</div>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-1-tortus/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 1: Tortus</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </em>Hajime hemen elleriyle yüzünü korudu ve iki gözü de kapalıydı ama hışırtı sesini duyduğunda gözlerini yavaşça açtı.</p>



<p><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </em>Etrafını şaşkınlıkla inceledi. Göze çarpan ilk şey dev duvar resmiydi. Duvar resmi, yaklaşık on metre genişliğinde olup bir ışık halkasının önünde erdişi(çift cinsiyetli), uzun altın saçlı ve soluk gülüşlü bir kişiyi betimliyordu. Arka plan, çimenli ovaları, gölleri ve dağları resmediyordu ve kişi, sanki hepsini kucaklıyormuş gibi her iki elini de uzatmıştı. Güzel bir duvar resmiydi, muhteşemdi. Ama bir sebepten dolayı Hajime, resimdeki kişiden bir soğukluk hissediyordu.</p>



<p><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </em>Etrafını dikkatlice inceledikten sonra devasa bir salonda olduklarını gördü. Salonun mermerden yapıldığını varsaydı. Bütün bina harika bir parıltı yayıyordu. Cilâlı beyaz taşların üst üste döşenmesiyle inşa edilen bina, ince tasarımlı devasa sütunlarla desteklenmişti ve tavanı da kubbe şeklindeydi. Bütün mekân doğal olarak bir katedrale benziyordu ve çok heybetli bir atmosfere sahipti.</p>



<p><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </em>Hajime ve diğerleri binanın en derin kısmına, etraflarını saran bölgedeki kaidenin en üstüne yerleştirilmiş gibiydi. Hajime etrafına baktı, görebildiği tek şey sınıf arkadaşlarının da onunkiyle aynı şaşkın ifadeyi takınmalarıydı. Görünüşe göre, o sırada sınıfta bulunan bütün öğrenciler bu duruma yakalanmıştı.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hajime bakmak için arkasına döndü ve tahmin ettiği gibi Kaori’nin şaşırmış figürü oradaydı. Yara almış gibi değildi, bu yüzden Hajime’ye bir rahatlık geldi.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ardından, muhtemelen açıklama arayışında olan herkes, yavaş yavaş dikkatlerini kaidenin etrafındaki insanlara yöneltti. Evet, salonda bulunanlar sadece Hajime ve sınıf arkadaşları değildi. Her iki elleri de göğüslerinde kesişmiş ve sanki dua eder gibi diz çökmüş en az otuz kişi vardı… Hepsi altın işlemeli beyaz bir cübbe giymişti ve tam yanlarında da birer asa vardı. Asaların uçları yelpaze gibi açılmış ve halkaların yerine, bu da yetmezmiş gibi birkaç parça yuvarlak disk yerleştirilmişti.</p>



<p>&nbsp;&nbsp; Onların arasından tahmini 70 yaşlarında yaşlı bir adam öne çıktı, kıyafetleri beyaz cüppeli grup arasında bile son derece lükstü. Gerçek bir sihirbaz şapkası gibi gözüken 30cm uzunluğunda ve ince bir şapka giyinmişti. Ancak, bu yaşlı adamın etrafında otoriter bir aura vardı, yüzündeki kırışıklıklara ve aynı şekilde sofistik gözlerine bakılırsa insanlar onun sadece 50 yaşında olduğunu söylese bile kimse bundan şüphelenmezdi.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aynı zaman zarfında, elindeki asa “Şıngır! Şıngır!*” sesi çıkarıyordu, yaşlı adam onlarla görünüşüne uyan net ve rahatlatıcı bir sesle konuştu.(Ç.N: Tam olarak sesi veremedim kusura bakmayın, bileziklerin birbirine vurduğunda çıkan sesi hayal edin.)</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Tortus’a hoş geldiniz, Kahraman-sama ve yoldaşları. Sizi bekliyorduk. Ben, Azizler Kilisesi’nin mevcut görevlendirilmiş Papazıyım, bana Ishtar Lombard diye hitap edebilirsiniz. Şu andan itibaren iyi geçinelim, basmakalıp selamlamaları değiştirmeye gerek yok.”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kendisini tanıttıktan sonra Ishtar adlı yaşlı adamın yüzünde, sık sık kibar yaşlı insanlarla ilişkilendirilen bir gülümseme belirdi.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şu anda, Hajime ve diğerlerinin hareket ettiği yer, yan yana dizilmiş on metre uzunluğunda birkaç yemek masasına sahipti. Daha önce yanından geçtikleri birkaç büyük salonda da bu tür yemek masaları vardı. Bu salonda tıpkı geriye kalanlar kadar görkemliydi, bir amatör bile anlayabilirdi; mobilyalar, dekoratif resimler, duvar resimleri ve buradaki her şey sanatçının yüce başyapıtıydı. Belki de burası yemek yemek ya da toplantı düzenlemek için kullanılıyordu. Başköşede Hatekayama Aiko-sensei ve Kouki’nin dörtlü grubu vardı. Onlardan sonra diğer öğrenciler sırayla yerlerine oturdular, Hajime en sona oturdu.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Buraya kadar rehber edildikleri için hiç kimse çok fazla rahatsızlığa neden olmadı, belki de zihinleri hâlâ gerçeğe ayak uyduramıyordu. Ishtar durumu açıklamaya başladı, herkes sakin kalmayı başardı belki de bunun nedeni karizmatik Kouki’nin varlığından dolayıydı.(Ç.N: Ne alakaysa artık dkjdjsnxjdb) </p>



<p>Öğrenciler tarafından etrafı sarılan Aiko-sensei’nin –öğretmene daha çok benzeyen- gözleri yaşarıyordu.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Herkes oturduğunda mükemmel bir zamanlama ile hizmetçiler servis arabalarıyla içeri girdi. Bu doğru, gerçek hizmetçiler! Bunlar her erkeğin rüyasındaki gerçek hizmetçilerdi, Bishōjo(güzel kız) hizmetçiler! Bu tür şartlar altında, erkek öğrenciler ateşli arzuları tarafından teşvik edildiler, çoğu da bakışlarını hizmetçilere sabitledi. Halbuki kızlar onlara soğuk bakışlar gönderiyorlardı.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ayrıca Hajime de ona servis etmeye gelen hizmetçiye bakmadan edemedi&#8230; Ama bir sebepten dolayı omurgasının altına doğru bir ürperti hissetti. Hajime hızlı bir şekilde görüş hattını dosdoğru ileri olarak belirledi. Dondurucu bakışların geldiği yönde, Kaori bir sebepten dolayı çok mutlu görünen bir gülümsemeyle bakışlarını Hajime’ye yöneltiyordu. Ama tabi ki Hajime bunu fark etmedi.(Ç.N: Yandere Kaoriyle çay saati xd) </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ishtar, herkesin içeceklerini aldığından emin olduktan sonra açıklamaya başladı.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Bu&#8230; Eminim ki hepinizin kafası karışıktır. Öncelikle durumu açıklayacağım, hepinizin sonuna kadar söyleyeceklerimi dinlemenizi rica ediyorum.”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bundan sonra Ishtar’ın ağzından çıkan sözler gerçekten fantezi benzeriydi, kimsenin ne hakkında konuştuğuna dair hiçbir fikri yoktu. Kısaca söylemek gerekirse, ilk olarak bu dünyaya Tortus deniyordu. Sonrasında Tortus aşağı yukarı üç ana ırka bölünmüştü. İnsanlar, Şeytanlar ve Yarı-insanlar. İnsanlar kuzey bölgesinde hüküm sürmüşler. Şeytanlar güney bölgesinde hüküm sürmüşler. Yarı-insanlar ise doğudaki el değmemiş doğada sessizce yaşamışlar.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/09/images-27.jpeg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2237" /><figcaption>Tortus Haritası</figcaption></figure></div>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsanlar ve şeytanlar arasındaki savaş birkaç yüzyıldan beri devam ediyormuş. Şeytanlar, insanlara kıyasla sayıca yetersizmiş ama her bir şeytan müthiş bir güce sahipmiş, sadece bu sebeple bile çok sayıda insana karşı savaşabilmişler. Her iki taraf da son yıllarda büyük çaplı bir savaşa girişmemiş, fakat son zamanlarda anormal bir şey meydana gelmiş. Büyülü canavarlar şeytanlar tarafından mevzilendirilmiş. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sihirli canavarların, vücutlarına büyülü güçler almadan önce vahşi hayvanlar olduklarını sonrasında dönüşüm geçirdiklerine inanıyorlarmış. Yaşayan bir varlık olarak sınıflandırılıp sınıflandırılmadıkları bilinmiyormuş. Ancak her biri güçlü ve benzersiz büyü kullanabiliyormuş ve bu haşaratlar güçlü ve yırtıcıymış. </p>



<p>Şimdiye kadar hep iç güdülerine güvenmişler. Onları gerçekten evcilleştirebilecek insanlar neredeyse hiç olmamış. Evcilleştirebilseler bile, evcilleştirici en fazla bir ya da iki tanesini kontrol edebilmiş&#8230; Ve bu sağduyu Şeytanlar tarafından tamamen yıkılmış. Bu, artık insanların sayıca avantaj sağlamadığını, başka bir deyişle insan ırkının, şuanda bir krizle karşı karşıya kaldığını anlattı.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Sizi buraya çağıran kişi ‘Eht-sama’ydı. O bizim, Azizler Kilisesi’ndeki bir ve tek olan Koruyucusudur. Belki de Eht-sama çoktan fark etmişti. Bu durum devam ederse insanlar tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Siz bu sonucu önlemek için çağrıldınız. Geldiğiniz dünya bizimkinden daha üst sırada, bu dünyada hepinizin hiç şüphesiz olağanüstü güçlere sahip olması lazım. Çağrı gerçekleşmeden önce, Eht-sama nesilden nesle aktarılan bir kehanet bıraktı; Siz onun bize gönderdiği ‘Kurtuluş’sunuz. Eht-sama’nın iradesiyle doğuştan gelen güçlerinizi ortaya çıkarmalı, Şeytanları devirip insanlığı kurtarmalısınız.”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ishtar’ın şuanda dalgın bir ifadesi vardı, belki de kehaneti duyduğu zamanı hatırlıyordu. Tıpkı Ishtar’ın dediği gibi insanların %90’dan fazlası Azizler Kilisesi’nin takipçisiydi. Her defasında kehaneti duyan kişiler şüphesiz Azizler Kilisesi’nde büyük etkiye sahip olan kişilerdi.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Koruyucunun sözlerinden hiç şüphe etmemiş, dahası sevinci de içi içine sığmıyordu. Hajime bu dünyanın makul olmayan bir şekilde çarpıtılmış ve kelimelerle ifade edilemeyecek bir kriz duygusu olduğunu hissetti. Aniden itiraz etmek için ayağa kalkmış biri belirdi.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aiko-sensei.</p>



<p>                                                                         <br> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Lütfen dalga geçmeyin! Nihayetinde tek istediğiniz bu çocukların bir savaşa katılmaları! Bu tür bir şey kesinlikle söz konusu olamaz! Bir öğretmen olarak böyle bir şeye asla izin vermeyeceğim! Derhal geri dönmemize izin verin! Eminim ki aileleri onlar için endişelenmişlerdir! Şu anda yaptığınız tek şey adam kaçırma!”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img data-recalc-dims="1" decoding="async" src="https://i0.wp.com/turkcelightnovels.com/wp-content/uploads/2019/09/images-12.jpeg?w=980&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-2229"/></figure>



<p>(Ç.N: Light novelde resim bulamadım o yüzden mangadan koyayım dedim.)</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Öfkeyle nefes nefese kalan Aiko-sensei sadece 25 yaşındaydı. Çok popüler bir sosyal bilgiler öğretmeniydi. Narin yapılı vücudu yaklaşık 1.50 metre boyundaydı, bebek yüzlüydü ve saçları bob kesim* tarzında kısaltılmıştı. (Ç.N: Bob kesim: saçlar alnı örter ve uzunluğu çene hizasına kadardır. )</p>



<p>Öğrencilerinin iyiliği için koşturan Aiko-sensei’yi hatırlayınca, gülümsemekten kendilerini alıkoyamadılar. Öğrencileri için ne kadar çok çabaladığını gören öğrencileri onu korumak istedi, her ne kadar çabalarının çoğu boşa olsa da. Öğrenciler sık sık ona Ai-chan diye seslenirlerdi ama eğer başka birinin önünde onu bu şekilde çağırırlarsa sinirlenirdi.</p>



<p>&nbsp;Bu seferde anlamsız bir çağırılma yüzünden sinirlenmişti ve buna karşı duruyordu. </p>



<p>“Ahh~ Ai-chan yine elinden geleni yapıyor&#8230;”. Birkaç öğrenci, Ishtar’a belirsiz bir duyguyla karşılık veren Aiko-sensei’ye bakıyordu. Ancak Ishtar’ın sözlerinden sonra donakaldılar.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Nasıl hissettiğinizi anlıyorum. Fakat&#8230; Şu anda geri dönmeniz imkansız.”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Salon sessizlikle doldu. Sanki üzerlerine çöken buz gibi bir baskı vardı. Herkes Ishtar’a sorgulayıcı bir ifadeyle bakıyordu.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “İ-imkansız&#8230; N-ne dedin? Eğer bizi çağırabiliyorsanız, geri de döndürebilmeniz lazım!?”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Diye bağırdı Aiko-sensei. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Daha önce söylediğim gibi sizi buraya çağıran Eht-sama’ydı. Biz insanlar, başka dünyalara müdahale edecek büyülere sahip değiliz. Bu nedenle geri dönüp dönmeyeceğiniz Eht-sama’nın kararına kalmıştır.”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “B-bu&#8230;”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aiko-sensei gücünü kaybetti ve sandalyeye yığıldı. Etraftaki öğrenciler de kargaşa çıkarmaya başladı.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Olamaz!? Sahiden artık geri dönemeyecek miyiz?”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Hayır! Şaka deyin ne olur, geri dönmeme izin verin!”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Savaş hakkında şaka bile yapma! Lanet olsun!”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Neden, neden, neden&#8230;”</p>



<p>&nbsp;Öğrenciler panik yapmaya başladı. Öte yandan, Hajime oldukça sakindi, tek sebebi bir otaku olmasıydı, daha önce bu durum hakkında çok şey okumuştu. Bu olabilecek en kötü şey değildi birkaç tipik örnek görmeyi bekliyordu, bu yüzden diğer öğrencilerden çok daha sakindi. Bu arada en kötü örneklerden biri köle olarak çağırılmaktı.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Herkes zor bir durumdayken Ishtar onları sakinleştirmek için ağzını açmaya niyetlenmedi, sadece sakince izledi. Ama Hajime, bu sakin ifadenin arkasında bir küçümseme duygusu olduğunu hissedebiliyordu. Ishtar muhtemelen “Neden Eht-sama tarafından seçildikten sonra mutsuz hissediyorlar?” diye düşünüyordu. Herkes hâlâ panik halindeyken Kouki ayağa kalktı ve sert bir şekilde masaya vurdu. Bununla birlikte öğrenciler sesten dolayı afalladı ve bakışlarını Kouki’ye çevirdi. Herkesin dikkatini çektiğini doğruladıktan sonra konuşmaya başladı.</p>



<p>&nbsp;“Millet, Ishtar-san’ın önünde bu kadar sıkıntı çıkarmak anlamsız. Onun da başka seçeneği yoktu&#8230; D-demek istediğim, savaşalım! Bu dünyanın insanlarının bir krizle karşı karşıya olduğu bir gerçek. Tüm bunları bildikten sonra yardım isteklerini görmezden gelmek, ben bunu yapamam. Üstelik, madem buraya insanlığı kurtarmak için çağırıldık her şey bittikten sonra geri dönebiliriz. Bu doğru, değil mi, Ishtar-san?”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Haklısınız. Eht-sama kurtarıcıların dileklerine kesinlikle cevap verecektir.”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Hepimizin özel güçleri var, değil mi? Gerçekten de bu dünyaya geldiğimden beri içimi kaplayan anlayamadığım bir güç olduğunu hissettim.”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Haklısın. Kabaca, her biriniz bu dünyanın insanlarından birkaç kat ila birkaç düzine kat daha fazla güce sahip olmalısınız.”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Öyleyse, savaşacağım. İnsanları kurtaracağım ve sonra hepimizi eve götüreceğim. Ne olursa olsun bu dünyayı ve buradaki herkesi, her şeyi kurtaracağım!”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kouki bu gibi bir beyanda bulunurken yumruğunu sıkıca sıktı, amaçsız bir şekilde parlak dişlerini de ortaya çıkardı. Ancak tam bu anda karizmatik liderliği etkisini gösterdi. Daha önce tüm umutlarından vazgeçen öğrenciler, yavaş yavaş sakinliklerini ve enerjilerini geri kazanmaya başladı. Kouki’ye parıldayan gözlerle bakıyorlardı, bu ifade umutsuzluk içinde umut buldukları zaman ortaya çıkaracakları bir ifadeydi. Kız öğrencilerin yarısı onu süzmeye başlamıştı bile.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Ah lanet olsun, bir kere böyle bir şeyi ortaya attın. Tek başına gitmene izin vermek endişe verici olurdu&#8230; Ben de savaşacağım!”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Ryutaro&#8230;”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Buradaki tek kişi sen değilsin&#8230; Bunu daha fazla izleyemem&#8230; Ben de savaşacağım.”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Shizuku&#8230;”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Eh, u-um, eğer Shizuku savaşacaksa, bende elimden gelenin en iyisini yapacağım!”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Kaori&#8230;”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Her zamanki dörtlü grup Kouki’yle aynı fikirdeydi. Onlardan sonra sınıf arkadaşlarının geri kalanı da onaylarını dile getirdiler ve olayı akışına bıraktılar. Aiko-sensei ağlamaklı gözlerle “Hayııır~” diye bağırdı ama gözyaşları Kouki’nin hazırladığı ruh haline karşı çaresizdi.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sonuç olarak, bütün öğrenci topluluğu savaşa katılacak. Muhtemelen öğrenciler savaşa girmenin ne olduğunu gerçekten anlamadılar. Belki de gerçeklikten kaçmanın ve zihinlerinin parçalanmasını önlemenin bir yoluydu. Bu tür şeyleri düşünürken Hajime Ishtar’ı gizlice gözlemledi ve yüzünde çok rahatlamış bir ifadenin ortaya çıktığını gördü. Ayrıca Hajime Ishtar’ın koşulları açıklarken Kouki’yi gizlice gözlemlediğinin de farkındaydı. </p>



<p>Ishtar, Kouki’nin ne tür bir faaliyete geçeceğini öngördü. İnsanlığın başına gelen trajedi hakkında konuşurken Kouki güçlü bir adalet duygusuna sahip olduğundan dolayı ne tür bir tepki vereceğini anlamak kolaydı. Ondan sonra özellikle Şeytanların zulmünü vurguladı. Belki de Ishtar çoktan her şeyi baştan sona öngörmüştü, bu grupta en çok etkisi olan kişiyi ayırt edebilirdi. <br> Bu bölgenin en önemli adamlarından birisi o’ydu, ve kurnaz birisiydi. &nbsp;</p>



<p>Hajime, Ishtar’ı dikkat edilmesi gereken biri olarak aklına kazıdı.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>   </p>



<figure class="wp-block-embed-youtube aligncenter wp-block-embed is-type-rich wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Dr. Stone Ending Full『Rude-α - LIFE』" width="980" height="551" src="https://www.youtube.com/embed/SQWwB_dciqM?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption>-Bölümle alakasız müzikler serisi-<br>~1~</figcaption></figure>



<p>Merhabaaa, </p>



<p>    Bölüm geciktiği için özür dilerim. Çeviri işinde yeni olduğum için hatalarım oluyor ve birinin çeviriyi kontrol etmesine ihtiyacım var. Hikayeyi olduğunca hatasız ve güzel bir şekilde aktarmak istiyorum. Ayrıca çeviriyi telefondan yapıyorum çünkü bilgisayarım yok, bu yüzden de çeviri gecikebiliyor. </p>



<p>Tekrardan geciktiği için özür dilerim. Ama&#8230;</p>



<p>Telafi olarak gün içinde bir bölüm daha gelecektir. Umarım hoş karşılarsınız ~~</p>



<p>Yorum, görüş, hata ya da çeviride yanlış bir şey görüp bildirirseniz çok sevinirim ^^</p>



<p style="text-align:center"><p class="has-text-align-center">~~KEYİFLİ OKUMALAR~~</p></p>
<p>The post <a href="https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-1-tortus/">Arifureta Shokugyō &#8211; Cilt 1, Bölüm 1: Tortus</a> appeared first on <a href="https://turkcelightnovels.com">Türkçe Light Novel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://turkcelightnovels.com/arifureta-shokugyo-cilt-1-bolum-1-tortus/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2218</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
