Türkçe Light Novel

deneme bonusu veren siteler
deneme bonusu veren siteler 2025
deneme bonusu veren siteler yeni
deneme bonusu

  • Seri Listesi
  • Blog
  • Discord
Sign in Sign up
  • Seri Listesi
  • Blog
  • Discord
  • Isekai
  • Aksiyon
  • Fantastik
  • Seinen
  • Macera
  • Yaşamdan Kesitler
  • Harem
  • Romantik
  • Psikolojik
  • Okul Hayatı
  • Komedi
Sign in Sign up
SON EKLENEN BÖLÜMLER

Elitler Sınıfı

10 Eylül 2026
   Cilt 23.5 - Bölüm 34    Cilt 23.5 - Bölüm 33

Tavşan Kostümlü Senpai’m

30 Ağustos 2026
Bölüm 5 Bölüm 4

Fate/Zero

30 Ağustos 2026
Bölüm 1-Kotomine Kirei Bölüm 0.5-Prolog

Eczacı Günceleri

3 Ağustos 2026
3. Bölüm - Jinshi 2. Bölüm - İki Gözde Eş

deneme 1

2 Temmuz 2026
bolum 1- deneme

Elitler Sınıfı -    Cilt 23.5 - Bölüm 21

  1. Home
  2. Elitler Sınıfı
  3.    Cilt 23.5 - Bölüm 21 - Bahis
Prev
Next

Cilt 23.5 — Bölüm 21 — Bahis

Yönetim kurulu başkanının odasında, dik bir duruş ve gergin bir ifadeyle, normalde bu odaya başkanlık eden Sakayanagi duruyordu.

İlk ziyaretçi Kijima karşılandıktan sonra, odaya ağır bir sessizlik hâkim oldu.

İnsanın derin bir nefes almasına bile imkân vermeyen o gergin bekleyişin ardından, kapı çalındı. Bu, Sakayanagi’nin dört gözle beklediği ikinci ziyaretçinin geldiğinin işaretiydi.

“Başbakan Kijima, konuğunuz geldi.”

Siyahlı adamdan haberi alan Kijima, parmak uçlarıyla işaret ederek içeri alınmasını istedi.

Hemen ardından, uzun boylu bir adam olan Kouenji göründü.

Kijima derhal ayağa kalktı ve kendinden emin adımlarla yaklaşan Kouenji’ye doğru elini uzattı.

“Uzun zaman oldu, Kouenji-san. Sizinle görüşmeyi dört gözle bekliyordum.”

“Güzel. Ben de öyle, Başbakan Kijima. Tam üç yıl oldu, değil mi?”

“Evet, öyle.”

İkisi de gülümsedi ve yerlerine oturmadan önce sıkıca el sıkıştılar.

“Görünüşe göre çabalarınız iyi sonuç veriyor, Başbakan Kijima.”

“Hepsi sizin sayenizde, Kouenji-san. Arkamı kollama endişesi taşımadan dilediğim gibi hareket edebiliyorum.”

“Makamınız ne kadar yüksekse hem dostlarınızdan hem de düşmanlarınızdan o kadar çok saldırıya maruz kalırsınız.”

“Evet, siyaset dünyasının böyle olduğunu biliyorum. Sıkıntılar kaçınılmazdır.”

“Dünya çapında rekabet edebilecek kapasitede bir liderin ortaya çıkmış olmasından gerçekten büyük memnuniyet duyuyorum.”

Birbirlerine saygı duyuyorlardı.

Sadece dikkatle dinlemeyi amaçlayan Sakayanagi bile bunu hemen fark etti.

“Lütfen bekleyin efendim! Bunu yapamazsınız!”

Tam da yönetim kurulu başkanının odasının dışından telaşlı bir adamın sesi duyulduğu sırada, kapı sertçe açıldı.

“Kusura bakmayın.” (çn= baba odaya intikal etti.)

Her iki taraf da yerlerine oturduktan kısa bir süre sonra Ayanokouji Atsuomi içeri daldı.

Sakayanagi şaşırsa da Kijima ve Kouenji herhangi bir rahatsızlık belirtisi göstermedi.

“Ah, Ayanokouji-sens…!”

Duraksayıp kendini düzeltti.

“…Ayanokouji-san, şu anda bir misafirimiz var.”

Sakayanagi isteksizce onu geri çevirmeye karar verdi.

Bir adım öne çıkmıştı ancak Kijima onu durdurmak için elini belli belirsiz kaldırdı.

Ardından, bembeyaz dişlerini göstererek, sanki onu karşılıyormuşçasına kollarını nazikçe iki yana açtı.

“Hiç sorun değil. Arada sırada böyle beklenmedik durumların tadını çıkarmalıyız.”

Bunu söylerken Kijima, bakışlarıyla Kouenji’nin onayını istedi.

“Vay canına… Başbakan Kijima. Sizi böyle bir yeri ziyaret ederken bulacağımı hiç hayal etmemiştim.”

Ayanokouji şaşırmış gibi yaptı. Kijima ise sakin bir ifadeyle konuşmasını sürdürdü.

“Özellikle şaşırtıcı bir durum yok. Eğitim, Kültür, Spor, Bilim ve Teknoloji Bakanı olarak edindiğim bir tecrübe var. Ayrıca İleri Düzey Eğitim Lisesi’ne de mütevazı ölçüde katkılarda bulunuyorum. Kaldı ki Şirket Başkanı Kouenji ile yakın olduğum da herkesçe bilinen bir gerçek. Bir Meclis üyesi olarak bunu biliyor olmalısınız, Ayanokouji-san.”

Kijima, tepkisini ölçmek istercesine Ayanokouji’ye seslendi.

“Beni hatırlamanız benim için bir onur.”

Bir zamanlar Yurttaşlar Partisi’nde kilit bir isim olan ve artık hayatta olmayan Naoe’nin sağ kolu olarak bilinen Ayanokouji, siyaset dünyasından uzaklaştırılmıştı.

Bunun ardından parti değiştirerek yeniden kamuoyunun önüne çıktı.

Kötü şöhretiyle belli bir gurur duyuyordu.

“Ünlü biri mi?”

Kouenji’nin sorusu üzerine, Kijima bir anlığına gözlerini kapattı ve hafifçe gülümsedi.

“Ünlü olup olmaması önemli değil. Bir ülkenin emanet edildiği bir başbakan için tüm milletvekillerinin isimlerini ve yüzlerini hatırlamak gayet doğaldır.”

Ayanokouji’yi başarıları ya da katkılarıyla değil, yalnızca bir birey olarak hatırladığını vurguladı.

Kijima, böyle bir ifadenin, kendini öne çıkarma arzusu taşıyan bir siyasetçiyi içten içe rahatsız edebileceğinin gayet iyi farkındaydı.

“Oldukça iyi bir mizah anlayışınız var, Başbakan Kijima. Tüm üyelerin isimlerini ve yüzlerini hatırlıyor musunuz?”

“Elbette.”

Kijima, Meclisin üyesi sayısı 700’ü aşmasına rağmen, sanki bu çok doğal bir şeymişçesine yanıt verdi.

Bu doğru muydu, yoksa yalan mıydı?

Ayanokouji bunun bir yalan olduğuna anında karar verse de mevcut durumunda bu ifadenin doğruluğunu teyit etme imkânı yoktu.

“Öyleyse… Buraya geliş sebebinizi öğrenebilir miyiz, Ayanokouji-san?”

“Şirket Başkanı Kouenji ile görüşmek istediğim için buraya gelme cüretini gösterdim. Burada olacağını duymuştum.”

“Kimden?”

Koltuğa dayadığı kolunun üzerine çenesini yaslayan Kouenji, gözdağı veren bir tavırla konuştu.

“Şey, ayrıntıları bilmiyorum ama sanırım bu okulun çalışanlarından biriydi. Sizi burada tesadüfen görmüş olmalı.”

Elbette bu bir yalandı.

O sadece, yıl sonu özel sınavının ardından Kijima ve Kouenji’nin bu yerde ve bu zamanda buluşacaklarını öğrenmişti.

Aralarındaki bu diyalog, sadece bir bahaneden ibaretti.

Bu denli dar bir alanda ve bu kadar az sayıda insan arasındayken Kijima ile konuşma fırsatı bulmak sıra dışı bir durumdu.

Sevilmemekten rahatsızlık duymayan Ayanokouji için bu, onu tartmak adına iyi bir fırsattı.

Kijima’nın dış görünüşü, gençlik yıllarına kıyasla daha zayıf bir izlenim veriyordu. Hiç de tehditkâr bir havası yoktu.

Hatta bazıları, onu kolayca ezip geçebileceklerine inanma eğilimi bile gösterebilirdi.

Pek çok kişi, onun hemen yanında oturan Kouenji’nin çok daha baskın bir varlık sergilediğini düşünürdü. Ne var ki Ayanokouji, böylesine safça bir düşüncenin ölümcül olabileceğini de aynı anda hissetmişti.

Üzerindeki masum havaya rağmen, Kijima çok şey başarmıştı.

“Yine de Bay Ayanokouji. Teklifinizi reddettiğimi sanıyordum?”

“Oldukça ısrarcıyımdır. Bir şekilde bana vakit ayırıp ayıramayacağınızı sormaya geldim.” (çn= git diyince gitmeyen erkek.)

“Güvenliği aşıp zorla içeri dalarak mı?”

“Benim doğamda bu var.”

Tam bu noktada Kouenji de karşısındaki bu cüretkâr adamı yeniden değerlendirmeye başladı. Keza Ayanokouji de aynısını yapıyordu.

Bu an, karşılarındaki kişinin müttefik olarak kazanılmaya değer biri mi yoksa düşman olarak saf dışı bırakılması gereken biri mi olduğuna karar vermek adına kıymetli bir fırsattı.

“Bunu yapmanızı tavsiye etmem, Ayanokouji-san. Başka bir fırsat kollamak daha iyi olurdu.”

Sakayanagi, Ayanokouji’ye yardımcı olmaya çalışarak söze karıştı. Artık sessiz kalamayacağını hissetmişti.

Ancak Ayanokouji geri adım atmak bir yana dursun, ısrarını sürdürmeye devam ediyordu.

Eğer kaybedilecek bir iyi niyet söz konusu değilse, harekete geçmemek bir kayıp olurdu.

“Yoksa siz ikiniz önemli bir iş görüşmesinin ortasında mıydınız?”

“Hayır, hayır. Sadece eski bir dostumu görmeye geldim, hepsi bu.”

Kijima’nın bunu nazikçe reddettiğini gören Ayanokouji, anlayışla başını salladı.

“O halde, müsaadenizle buradaki sohbete ben de katılmak isterim.”

“Cesur bir adamsın. Epey düşmanın olmalı.”

Kouenji, Ayanokouji gibi insanlardan pek hoşlanmasa da onun korkusuz cesaretini takdir etmeye başlamıştı.

“Evet. Karşımdaki ister dost ister düşman olsun, aklımdakini açıkça söylerim.”

“Böylesi pek çok siyasetçinin olduğu bir ortamda başbakanın işi zor olsa gerek.”

“Kendisi bir zamanlar, herkesten çok saygı duyduğum Naoe-san’ın emrinde çalışmıştı. Bu denli cesur olmasına şaşırmadım.”

Kijima kurnazca gülümsedi ve Ayanokouji’nin takındığı tavra karşı olumlu bir yaklaşım sergiledi.

Aynı anda Ayanokouji de yeniden tüm dikkatini topladı.

Gerçekten de bu adam onu ​​tanıyordu. Ayanokouji’yi sadece sıradan, düşük rütbeli bir siyasetçi olarak görmüyordu.

“Şirket Başkanı Kouenji de uygun görürse, sohbetimize biraz daha devam edelim mi? Sizinle ilgileniyorum, Ayanokouji-san. Lütfen, buyurun oturun.”

Kijima onu oturmaya davet etmesine rağmen Ayanokouji bunu geri çevirdi.

“Ayakta kalmam daha iyi. Mevcut konumum düşünüldüğünde, bu benim için daha uygun.”

Bu nazik reddedişin ardından Kijima, Kouenji’nin fikrini sordu. Kouenji pek istekli görünmese de Ayanokouji’nin kalmasını kabul etti.

“Oğlunuz bu okula gidiyor, sanırım… Adı Kiyotaka-kun, değil mi?”

“Oğlumun adını biliyor olmanız…”

“Siyasetçilerin isimlerinden daha fazlasını da biliyorum.”

Ayanokouji, Kijima’nın sözlerini yüzünde hiçbir duygu belirtisi olmadan dinlese de Sakayanagi’nin yüzünde tedirginlik vardı. Kijima’nın tüm sınavı izlemiş olmasına rağmen bu denli dikkatli davrandığını düşünmemişti.

“Aslında geçenlerde okulu ziyaret etmiştim. O sırada Şirket Başkanı Kouenji’nin oğlunu görmek istediğim için ikinci sınıf öğrencilerinin özel sınavını izlemiştim. Oğlunuzu hatırlıyorum çünkü oldukça dikkat çekici bir öğrenciydi.”

Ayanokouji içinden, bunu zaten bildiğini düşündü. Ancak bunu belli edemezdi.

Kijima’nın özel sınavı izlediği gerçeği, yalnızca Kijima ve okul yetkilileri tarafından biliniyor olmalıydı.

Hatta Yönetim Kurulu Başkanı Sakayanagi’nin bile, Ayanokouji’nin sınavın ayrıntılarına vakıf olduğundan haberi yoktu.

Ancak Ayanokouji bunu bir fırsat olarak gördü.

“Oğlum size nasıl göründü, Başbakan Kijima?”

Çocuklar arasında geçen, görünüşte şakacı bir sınavdan ibaretti. Yine de Kiyotaka’nın varlığını fark etmiş biri olarak, edindiği izlenimler onu gerçekten ilgilendiriyordu. Ayrıca nasıl bir değerlendirme yapacağını da merak ediyordu.

“Şu anki halinizden daha iyi bir siyasetçi olabilecek biri gibi göründü.” (çn= Elitler Meclisi Yıl 1)

Kijima, Kiyotaka hakkındaki değerlendirmesini hiç vakit kaybetmeden dile getirdi.

Bu, oğluna yönelik bir övgü gibi görünse de aslında tam tersi bir anlam taşıyordu. Kijima, Ayanokouji’nin bir siyasetçiden ziyade bir çocuk olduğunu ima ediyordu. (çn= karışmasın. Bu cümledeki ayanokouji, baba olan ayanokouji. Diğerinin adı bölümde kiyotaka diye geçiyor zaten.)

“Bizzat başbakanın büyük bir takdirini kazanmak… Bir ebeveyn olarak beni bundan daha fazla mutlu edebilecek hiçbir şey olamaz.”

Ayanokouji, söylenenleri bilerek olduğu gibi kabul ederek minnetini ve sevincini ifade etti.

“Sizin de çabalarınızın bunda payı olmalı. Ona özel bir eğitim mi verdiniz?”

“Özel bir şey yok. Hepsi bu okuldaki eğitim sayesinde.”

Kijima, Beyaz Oda’ya dair imalarda bulunmuştu ancak konu oğluna gelince hazırlıksız yakalanmadı.

“Konuşmak istediğinizi anlıyorum ama ne yazık ki ben Yurttaş Partisi’ni destekliyorum. Koei Partisi’nden olduğunuzu söylemiştiniz, değil mi?”

“Evet. Yine de bir zamanlar, tıpkı Başbakan Kijima gibi ben de Yurttaş Partisi üyesiydim.”

Kijima başbakan olduğundan bu yana, bazı dalgalanmalara rağmen Yurttaş Partisi istikrarlı bir şekilde yüksek destek oranlarını korumuştu ki bu da uzun vadeli bir iktidar ihtimaline işaret ediyordu.

Öte yandan, Ayanokouji’nin Koei Partisi son derece zayıf bir konumdaydı ve kenardan laf atmaktan öteye gidemeyen bir parti haline gelmişti.

“Konuşmanın gidişatından tahmin edebiliyorum sanırım ama neden partinizden ayrıldınız?”

“Yurttaş Partisi’nde kalmamın bazıları için sakıncalı olacağı anlaşılıyordu.”

Yurttaş Partisi’nin lideri tam karşısında duruyor olsa da Ayanokouji hiç çekinmeden konuştu.

“Ayanokouji-san, düşüncelerini açıkça ifade edebilen birisin. Naoe-sensei bu yönünü takdir ederdi ama aynı zamanda endişe de duyardı. Hangi partiden olursan ol, siyasete dönecek olursan yanlış anlaşılmalara yol açabilecek sözler sarf etmekten kaçınmalısın.”

“Başbakandan bizzat tavsiye almak benim için bir onurdur. Ancak ben, dobra konuşma tarzımla tanınıyor ve destekleniyorum. Laf cambazlığına ya da işin kolayına kaçmadan, düşüncelerimi dile getirmeye ve onlara göre hareket etmeye devam etme niyetindeyim.”

“Anlıyorum. O halde, bir şey sorabilir miyim? Eğer mümkün olsaydı, Yurttaş Partisi’ne yeniden katılmayı ister miydin?”

“Hayır, şu an böyle bir şey düşünmüyorum.”

Ayanokoji ilgi gösterse bile, Kijima onun bu talebini kabul etmezdi. En fazla evrak işlemlerini başlatmayı önerirdi. Ancak yürütme kurulu tarafından reddedileceği açıktı.

Bir bölge temsilcisi olarak parti değiştirmek teknik açıdan mümkün olsa da Ayanokouji için Yurttaş Partisi’ne geri dönmek hiç de kolay bir iş değildi.

Mümkün olsaydı, zaten en başta Koei Partisi çatısı altında seçime girmezdi.

“Yani, Japon siyasetini Koei Partisi’nden mi değiştirmeyi planlıyorsun?”

“Aynen öyle. Sizin gibi büyük bir partiye mensup biri için bu imkânsız görünebilir, Sayın Başbakan Kijima. Ancak, sarkaç yasasından haberiniz var mı? Şu anda siyaset dünyası, sizin hedeflediğiniz yöne doğru büyük bir eğilim gösteriyor. Bunun sağa mı yoksa sola mı olduğu önemli değil. Kesin olan tek şey, benim tam karşınızda durduğumdur.”

Siyaset dünyası bir sonraki büyük değişimini yaşadığında, ibre kesin bir şekilde onun yönüne dönecekti. Ayanokouji bu sözleri büyük bir kararlılıkla dile getirdi.

“Görevdeki başbakanın karşısında bir eşitmişsiniz gibi konuşacak kadar cesursunuz, Bay Ayanokouji.”

“Korkacak hiçbir şeyimin olmadığı bir konumdayım. Ne de olsa, sırf başkalarının tepkilerinden çekinip de Meclis üyeliğindeki koltuğuma sıkı sıkıya tutunmak gibi bir niyetim yok.”

“Ayanokouji-san. Şu anda Kyoei Partisi’nin bir üyesi olduğunuzun farkındasınızdır, değil mi?”

Shimin Partisi ile Kyoei Partisi arasındaki fark, aşılması güç bir uçurum niteliğindeydi.

Ayanokouji’yi, Kouenji’ye yaranmaya çalışmasının hiçbir işe yaramayacağı konusunda uyardı.

“Ne demek istediğinizi tam anlayamadım. Biraz daha açık konuşabilir misiniz?”

“Bu kadar yeter. Başbakan Kijima belki düşünceli biri olabilir ama ben insanları iyi ya da kötü olmalarına veya sadece mensup oldukları siyasi partiye göre değerlendirmem. Benim için tek ölçüt, kişinin yetkinliğidir. Ve en azından şu aşamada, Bay Ayanokouji, Başbakan Kijima’ya kıyasla herhangi bir üstünlüğünüzün bulunmadığı söylenebilir. Size yardım elimi uzatmayacağım gibi, söylediklerinizi dinlemeye bile değmezsiniz.”

“Sert sözleriniz kulağa oldukça kırıcı geliyor.”

“Ayanokouji-san, Şirket Başkanı Kouenji yetenekli bir adamdır. Ancak, böylesi bir adamın neden sizinle iş yapmadığını biliyor musunuz? Bunun sebebi bana yakın olması değil. Bir zamanlar görevden uzaklaştırılmıştınız ama halk tarafından yeniden seçildiniz. Bu, toplumun belli bir kesimi tarafından güvenildiğiniz anlamına geliyor. Partiler aynı kalsa bile, ülkenin izleyeceği yön ve yöntem doğal olarak farklılık gösterebilir. Yine de halk aptal değildir. Hırsı apaçık ortada olan birini sebepsiz yere destekleyeceklerini düşünmemek akıllıca olur.”

Kijima, Kouenji’nin sözlerini çözümleyip açıkladı.

“İşlerin ilginç bir hal alabileceğini düşünerek size biraz süre tanıdım ama bundan fazlası zaman kaybı olur. Belki de artık gitmelisiniz, Bay Ayanokouji. Siz sıkıcı bir adamsınız.”

“Beklentilerinizi boşa çıkardığım için özür dilerim. Artık müsaadenizi istesem iyi olacak.”

Somut bir sonuç elde edilememiş olsa da varlığını hissettirmeyi başarmıştı.

Zaten o kapıyı zorlayarak açan kendisiydi. Doğru zamanın geldiğini düşünerek geri çekilmeye başladı.

“Oğlunuz, yakın zamandaki özel sınavda sınıfını zafere taşıdı. Şüphesiz gelecekte çok başarılı biri olacak. Bu konuyu bir ara tekrar konuşalım.”

“Teşekkür ederim, Başbakan Kijima. O fırsatı dört gözle bekliyorum.”

Bunu söyledikten sonra hafifçe eğildi ve arkasında duran kapıya doğru yöneldi.

Baştan sona Ayanokouji’yi sıkıcı bulan Kouenji, ilk kez ilgi göstermişti.

“Bu kadar iddialı konuşuyorsunuz demek, Başbakan Kijima? Bir ebeveyn olarak bunu görmezden gelemem.”

“Şirket Başkanı Kouenji, sizin oğlunuz da son derece yetenekli.”

Bunu duyan ve tam o sırada arkasını dönmüş olan Ayanokouji duraksadı.

“Üçlü görüşmelerde Kiyotaka sınıf değiştireceğini söylemişti. Bu da demek oluyor ki, Şirket Başkanı Kouenji, kendisi artık oğlunuzdan farklı bir sınıfta yer alacak. Görünüşe göre birbirlerine rakip olacaklar”

Bu gerçek, şu an için yalnızca Ayanokouji’nin bildiği bir şeydi.

Yönetim Kurulu Başkanı Sakayanagi bile şaşırmıştı.

“G-Gerçekten mi, Ayanokouji-san?”

“Evet. Bunu bizzat oğlumdan duydum, yani bir yanlışlık yok.”

“A Sınıfına yükselebilecekken, daha alt bir sınıfa mı geçiyor…?”

“Oğlum çok yeteneklidir. Sıradan insanların aklının alamayacağı fikirler üretip bunları hayata geçirir. Bu okulda onunla boy ölçüşebilecek kimse yok. Bu yüzden kendisine yeni meydan okumalar yaratıyor.”

Eğer Kouenji oğlunu yetenekli biri olarak görüyorsa, bu zekice bir kışkırtma olurdu.

Ayanokouji’nin hamlesi, tahmin ettiğinden çok daha büyük bir etki yaratmıştı.

“Anlıyorum. O anda onda ilginç bir şeyler sezmiştim zaten… Bay Sakayanagi.”

“B-Buyurun?”

“Eğer Bay Ayanokouji’nin oğlunun sınıf değiştireceği doğruysa, zamanı geldiğinde oğluma bir mesaj iletmenizi rica edebilir miyim?”

“Elbette. Ne iletmemi istersiniz?”

“Ona, gerçek özgürlüğünün onaylanması için şartın, mezuniyete kadar A Sınıfındaki mevcut konumunu koruması olduğunu söyleyin. Anlayacaktır. Bu durum, istemeden de olsa oğlunuzla benim oğlumu rekabete sürükleyecek, Bay Ayanokouji.”

“A-Anlaşıldı. Peki, neden böyle bir şey istiyorsunuz?”

“Bay Ayanokouji’nin oğlunun hangi sınıfa nakil olacağını bilmiyorum ama dezavantajlı bir durumdan işe yeniden başlama fikri oldukça ilginç. En azından, üzerinde durmaya değer. Ayrıca, oğluma biraz zorluk çıkarmak da fena olmaz. Tabii, buna gücü yeter mi, orasını bilemem.”

“Bunu, oğlumu bir araç olarak kullandığınız şeklinde yorumlamam doğru olur mu? Yoksa kendi çocuğunuzun, daha yetenekli bir rakibe karşı antrenman yaparak öğrenmesini sağlamak için mi, Şirket Başkanı Kouenji? Ona aşılması imkânsız bir duvar göstermek hiç de fena sayılmaz.”

Daha büyük bir kışkırtmayla karşılaşan Kouenji’nin kaşlarından biri hafifçe seğirdi.

“Henüz yolun başında olsa da Rokusuke gereken eğitimi alıyor.”

“Anlıyorum. Demek roller değişti, öyle mi? İnsanın çok sevdiği oğluna büyük değer vermesi doğaldır, burada da durum farksız. Yine de kimin daha yetenekli olduğuna karar verecek yeterli veriye sahip değiliz.”

Başkası söze girmeden Ayanokouji devam etti.

“Burada bir bahse girmeyi teklif edebilir miyim? Eğer Kiyotaka, oğlunuzun sınıfının A Sınıfı olarak mezun olmasını engellerse, sizinle tekrar görüşmek isterim. Üstelik bu kez, hiçbir müdahale olmaksızın, baş başa.”

Siyasetçi ve şirket başkanı unvanlarına sahip olsalar da oğullarının üstünlüğü konusunda rekabet ederlerdi.

Kouenji ilk kez gülümsedi.

“Bay Ayanokouji beklenmedik derecede ilginç biri gibi görünüyor. Pekâlâ, ancak bu gerçekleşmezse, Meclis üyeliği görevinizden kalıcı olarak istifa etmeye razı mısınız?”

Bu sözleri duyan Ayanokouji’nin ifadesi bir anlığına ciddileşti.

Oluşan sessizliğin ardından Kouenji, dudaklarının kenarlarını yukarı kıvırarak yeniden gülümsedi.

“Şaka yapıyordum. Bunu bu kadar ciddiye almana gerek yok. Hatta, hemen cevap vermemiş olman olgun ve mantıklı bir karardı, diyelim.”

Kouenji, kuru bir alkış hareketini iki üç kez tekrarladı.

Ayanokouji’nin zihni sezgisel olarak ‘evet’ cevabını vermesi gerektiğini hissetse de aslında durumu soğukkanlılıkla değerlendiriyordu.

Kiyotaka’nın bireysel yetenek açısından kaybetme ihtimalinin bulunmadığına inanıyordu. Ancak A Sınıfına özel bir ilgi duymadığı açıktı ve bu okulda tam olarak neyi amaçladığı da belli değildi.

Dahası, düşüncesizce vereceği bu kararın duyulması halinde Kiyotaka’nın, Kouenji’nin tarafını tutmasından endişe ediyordu.

“Oldukça hoşgörülüsünüz, değil mi Kouenji-san?”

En büyük destekçisinin düşman güçler tarafından ele geçirilebileceği gerçeğine hiç aldırmadan, Kijima daha çok bir gözlemci edasıyla ve ilgiyle bir soru sordu.

“Hayattan keyif almak gerekir.”

“Kesinlikle.”

“Japonya’dan tekrar ayrılacağım. Sonuçlar belli olduğunda bana haber verin. Eğer oğlunuz kazanırsa, memnuniyetle ülkeye geri dönerim.”

“Sonuçları bizzat size ben bildireceğim, Şirket Başkanı Kouenji.”

Kijima, bu olaya tanıklık ettiğini belirtti.

 

Çevirmen: Mesela Kek 2

İyi okumalar.

İnstagram: @turkcelightnovels

Discord sunucumuza gelmeyi ve aktif hale gelen yorumlar kısmından bölüm hakkında yorum yazmayı unutmayın.

Ayrıca diğer serilerimiz olan Fate/Zero, Tavşan Kostümlü Senpai’m ve Eczacı Günceleri’ni de okuyabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Prev
Next

Comments for chapter "   Cilt 23.5 - Bölüm 21"

4.3 81 votes
Article Rating
Subscribe
Login
Bildir
guest

guest

3 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Lustoria
Lustoria
3 gün önce

Hangi sınıfa geçecek acaba

0
Yanıtla
Eyup
Eyup
4 gün önce

Bölümü okurken arkadan kurtlar vadisi gladio fon müziği açtım çok

0
Yanıtla
Eyup
Eyup
4 gün önce

Bölümü okurken arkadan kurtlar vadisi gladio fon müziği açtım çok yakıştı

2
Yanıtla

YOU MAY ALSO LIKE

Emperor Of Solo Play
17 Kasım 2023
file_00000000f420624387084825e84ec4aa
After The Big Bang
25 Haziran 2025
59426026
Fate/Zero
30 Ağustos 2026
Bilge Okuyucu
19 Mayıs 2021
Tags:
clasroom of the elite oku, elitler sınıfı oku, light novel türkçe, youkoso jitsuryoku oku, Youkoso Jitsuryoku türkçe oku
  • Ana sayfa

TurkceLightNovels

Sign in

Lost your password?

← Back to Türkçe Light Novel

Sign Up

Register For This Site.

Log in | Lost your password?

← Back to Türkçe Light Novel

Lost your password?

Please enter your username or email address. You will receive a link to create a new password via email.

← Back to Türkçe Light Novel

wpDiscuz