Elitler Sınıfı - Cilt 23.5 - Bölüm 26
Cilt 23.5 – Bölüm 26 – Anlık Plana Uymak
Zamanı biraz geriye sarıp nisan başından mart sonuna dönelim.
O gün, sabah saat 07.00’den beri ayaktaydım.
Zamanımı alacak ve ilgilenmem gereken meseleler vardı.
Saat 08.00 yaklaşırken, daha önce açtığım televizyonda haber bülteni başladı.
Televizyonu odada arka plan sesi niyetine açık bırakıp Ichinose’ye bir mesaj attım.
[“Bugün saat 15.00’e kadar dışarıda olacağım fakat sonrasında dilediğin zaman odama gelebilirsin.”]
Mesajda başka hiçbir ayrıntı yoktu.
Geçen yıldan bu yana defalarca yinelenen bir sözümüz vardı ne de olsa.
Şimdi uzun uzadıya açıklamaya lüzum yoktu.
Elbette Yıl Sonu Özel Sınavı’nın öncesi ile sonrasını kıyaslayınca şartların kökten değiştiği bir gerçekti.
Ichinose sınavın ardından ateşlenmiş, kapanış törenini kaçırmış ve bahar tatili boyunca da dışarıda hiç yüzünü göstermemişti.
Üzerinde bıraktığım hasar büyüktü.
Kendini toparlamak bir yana, hâlâ derin bir yaranın etkisi altındaydı.
Gönderdiğim mesaj okunmamış halde duruyordu.
Uyuyor muydu, uyanık olmasına rağmen görmezden mi geliyordu yoksa başka bir durum mu vardı?
Şansımı arayarak denemeye karar verdim fakat telefon çalmadı.
Yalnızca telefonun kapalı ya da kapsama alanı dışında olduğunu belirten standart telesekreter kaydı çaldı.
[“Gördüğünde bana dön.”]
Bu eklemeyi yaparak kısa bir mesaj daha attım.
Ichinose o günün bugün olduğunu şüphesiz biliyordu.
Bildiğinden emin olduğumdan şayet bugün Ichinose’den haber alamazsam bu meselenin sonucuna kendi başıma karar vermek zorunda kalacaktım.
Açık duran televizyonda yayınlanan hava durumu bülteni, gün içinde havanın açık olacağını bildiriyordu.
Fakat geceden şafağa kadar şiddetli yağmur bekleniyordu.
Bir süreliğine odayı temizlemekle uğraştığım sırada telefonum çaldı.
Bir an için geri dönenin Ichinose olabileceğini düşündüm fakat arayan başkasıydı.
“Alo?”
“Ayanokōji! Çık dışarı hemen, buluşuyoruz!”
Ishizaki’nin sesi o kadar gür çıkıyordu ki istemsizce telefonu kulağımdan biraz uzaklaştırdım.
“…Şimdi mi? Saat daha sabahın sekizini yeni geçti, biliyorsun değil mi?”
“Saatin ne önemi var, bahar tatilindeyiz işte. Konuşmak istediğim bir mevzu var.”
“Orası öyle ama… Yaklaşık bir saat kadar vakit ayırabilirim. Nereye geleyim?”
Bunu sorduğumda hattın diğer ucunda sanki Ishizaki henüz buluşma yerine karar vermemiş gibi bir duraksama oldu.
“Bir saat yeter de artar. Yer de… şey, şimdilik dışarısı işte, dışarı gel.”
Davet o kadar üstünkörüydü ki aslında ortada buluşmak için geçerli bir sebep olmadığından şüphelenmeye başladım.
“En azından bir yer belirle.”
“Ne, tamam o zaman… Yurdun önü… Yok ya da dur, Keyaki AVM’ye geçelim.”
Keyaki AVM mi?
Bu saatte kapalıydı, dolayısıyla içeri girmek haliyle imkânsızdı.
Fakat tam da bu yüzden etrafta hiç öğrenci olmazdı, bu da gizli bir mesele konuşmak için orayı şaşırtıcı derecede elverişli bir yer haline getiriyordu.
“Anlaşıldı.”
“Tamamdır. On bilemedin on beş dakikaya ordayım sanırım. Görüşürüz o zaman.”
Ishizaki bunu dedikten sonra telefonu kapattı.
Sabah sabah bu kadar enerjik olması hafiften ürkütücüydü.
Neyse, gidince anlarım nasılsa.