Elitler Sınıfı - Cilt 23.5 - Bölüm 32
Cilt 23.5 – Bölüm 32 – Benim Hedefim…
Zafer kutlaması çoktan başlamış, artık yavaş yavaş sonuna yaklaşıyordu.
Ben, Horikita, sınıfın arka tarafında biraz uzakta durarak bu heyecanın son anlarını izliyordum.
Derken Ayanokōji-kun yanıma gelip bana bir karton bardak uzattı.
Bardağın içinden tatlı bir kakao kokusu yükseliyordu.
“Teşekkür ederim.”
Ardından yan yana durup sınıf arkadaşlarımızı izlemeye koyulduk.
Artık buradaki herkes önümüzdeki yıla dair hedeflerini tek tek açıklıyordu.
Bu esnada sıra Ike-kun’a gelmişti.
Dikkat çekmek için yine şapşalca bir şeyler yapacağını sanmıştım fakat öyle görünmüyordu.
“…Biliyor musunuz, bütün bahar tatili boyunca düşünüp durdum—artık okuldan atılmış olan Maezono… bundan sonra sahiden idare edebilecek mi?”
“Hey, Kanji. Ortamın havasını bozmaya mı çalışıyorsun?”
Sudō-kun, konuyu yeniden açmaya çalıştığını düşünmüş olacak ki onu durdurmaya yeltendi.
Fakat Ike-kun başını iki yana sallayarak bunu reddetti ve konuşmasına devam etti.
“Hayır, mesele o değil. Ama her şey çok ani oldu, değil mi? Yani sıradakinin herhangi birimiz olması hiç de şaşırtıcı olmaz… Doğrusunu söylemek gerekirse her günü öyle gamsızca geçirmenin yanlış olduğunu fark etmeye başladım.”
“Şey, ne olursa olsun hazırlıklı olmak önemli tabii.”
Yukimura-kun, Ike-kun’a hak vererek ona katıldı.
“Kendi geleceğim üzerine hiç ciddi ciddi düşünmemiştim. Bir kez olsun bile.”
Okuldan atılma yaygarasının da ötesinde, söz konusu olan kendi gelecekleriydi.
Daima ileriye bakmak ve yarın okuldan atılsalar dahi bir sorun olmayacak şekilde hareket etmek gerekiyordu.
Bunun ne kadar mühim olduğunu kavramış gibiydi.
“İster ders çalışmak olsun ister sır saklamak, yapılması gereken bariz şeyleri doğal bir şekilde yapabilen biri haline gelmek kolay değildir. Fakat bunun farkına vardıysan belki sen de başarabilirsin. Bunu sakın aklından çıkarma.”
Bir öğretmenin öğrencisine öğüt vermesi gibi, Yukimura-kun tam da bunları söyledi.
Ardından sınıf sırayla kürsüye çıkıp konuşmaya devam etti.
“Sırf Ike ve diğerlerinin muhabbetine bakarak bile sınıfın çoğunun yavaş yavaş olgunlaştığını söyleyebiliriz.”
“Haklısın. İlk kaydolduğumuz zamana kıyasla arada dağlar kadar fark var, Ayanokōji-kun.”
“Peki senin hedefin ne, Horikita?”
“Benim mi? Benim hedefim…”
Olayları akışına bırakmaya karar verdim—fazla derin düşünmek beni çıkmaza sokacak gibiydi.
“Kendime ve sınıf arkadaşlarıma inanmak… sanırım. Şayet bunu başarabilirsek… kesinlikle A Sınıfından mezun olabiliriz.”
Kararlı, küçük bir beyandı bu.
Gelecekte bana eziyet çektirmeye devam edecek bir beyan olacağı kesindi.
Yine de Ayanokōji-kun’un bunu duyduğundan emin olarak geri dönüş yollarımı kapatmak, böylece kararlılığımı göstermek istiyordum.
“Güzel bir hedef.”
“Ö-Öyle mi? Kulağa çok sıradan gelebilir ama…”
“Bazen sıradan olanı yapmak şaşırtıcı derecede zor olabiliyor.”
“…Evet… haklısın.”
Kolay olması gerekiyordu.
Yine de hiç kolay olmadığı kesindi.
“Senin hedefin ne?”
“Şimdi söylemem.”
“Hey, bir dakika, bu hiç adil değil!”
İtiraf eden tek taraf ben olduğum için tatmin olmayarak Ayanokōji-kun’u sıkıştırdım.
Yüzü bana yaklaştı ve nedense biraz utanıp alelacele bir adım geri çekildim.
“Peki… öyle olsun. Bir dahaki sefere anlatırsın o zaman.”
“Bir dahaki sefere.”
Pencereden dışarı bakarak onun o muzip bakışlarından kaçtım.
Ondan hoşlanmadığım pek çok nokta vardı fakat Ayanokōji-kun’un varlığı sahiden insana güven veriyordu.
Bir dayanak noktası olduğunu inkâr edemezdim.

Bir süre dışarıdaki manzarayı izleyip kendimi sakinleştirdiğimde zihnimde bir hedef daha belirdi.
“Önümüzdeki bir yılda, bir kez daha takdirini kazanabileceğim bir sınıf arkadaşın olmak istiyorum.”
Aklıma geleni öylece, kendiliğinden dile döktüm.
“Bana her konuda yardım etmeni istemeyeceğim ama gözünü üzerimden ayırmamanı istiyorum…”
Yanaklarımın hafifçe ısındığını hissederek yanımda dikilen Ayanokōji-kun’a doğru kaçamak bir bakış attım.
Ne var ki…
Az öncesine kadar yanımda olması gereken Ayanokōji-kun sırra kadem basmıştı.
“…Ayanokōji-kun?”
Sınıfın neresine baktıysam bakayım, hiçbir yerde yoktu.
Lavaboya falan mı gitti acaba?
Normal şartlarda akla gelecek tek şey bu olurdu.
Yine de… garip bir şekilde içimde bir yalnızlık—bir hüzün belirdi.
…Ve zafer kutlaması sona erdikten sonra bile sınıfa geri dönmedi.

Çevirmen: ayanokojiayniben
instagram: @turkcelightnovels
Discord sunucumuza gelmeyi, instagram hesabımızı takip etmeyi, bölümle ilgili yorum yapmayı ve en önemlisi mutlulukla kalmayı unutmayın. Sonraki bölümlerde görüşmek üzereeee…
Göt ya
ulan horikita sen yapma bari be kaptırmayın kendinizi şu adama
3.yıl bomba