Elitler Sınıfı - Cilt 23 - Bölüm 6
Akşam 6 sularında Horikita’yla yollarımızı ayırdıktan sonra kitap dükkanına uğradım.
Kitapçıda yaklaşık bir saat kadar zaman öldürdükten sonra randevulaştığımız adamla buluşmak için karaoke salonuna doğru yürümeye başladım.
Yolda yürürken önümdeki, Hasabe Haruka’yı fark ettim.
Genelde dibinden ayrılmayan Miyake bu sefer ortalarda görünmüyordu.
Bu, sıradan bir karşılaşma olsaydı muhtemelen birbirini tanımayan iki insan misali geçer ve giderdik.
Ancak Hasabe’nin bana çakılı kalan kararsız bakışlarından bir şeyler söylemek istediğini açıkça anlayabiliyordum.
Bunu fark etmek için alim olmaya gerek yoktu.
“Bir şey mi isteyecektin?”
Mesafe kısaldığında,ilk adımı atıp konuştuğumda, şaşırmış duruyordu; gözleri fal taşı gibi açılmıştı.
Konuşmak istediği çok açıktı ama ona bu şekilde yaklaşmamı beklememiş olmalıydı.
“Şey…Ben… Senle Horikita-san’ı demin kafede konuşurken gördüm de…”
Fısıldayarak bunları söylerken kafeye bir bakış attı.
“Sadece biraz konuşmak istedim… Sorun olur mu?”
“Eğer senlik sorun yoksa benlik de yok Hasebe.”
“Teşekkürler.”
Ona soy ismiyle seslenmem zihnini kurcalamış olabilirdi ama resmiyet, şuan için en doğrusuydu.
Şu raddede ona Haruka diye seslenmek sorun yaratabilirdi.
“Başka bir yere mi geçsek? Burası biraz fazla göz önünde?”
“Evet, bence de…”
Alışveriş merkezinin köşesinde, göz önünde olmayan bir duvarın kenarına geçtik.
“Festivalden beri seninle böyle baş başa konuşmadık.”
“Evet… Ihhh… Son zamanlarda kendinde bir değişiklik hissediyor musun, Ayanokoji-kun?Şey boşver bu garip bir soru oldu. Neler diyorum ben böyle”
Konuşacak çok şeyi olduğuna emindim, yüksek ihtimalle konuşmanın böyle birden başlaması kafasında karışıklığa sebep olmuştu.
Doğru kelimeleri bulmakta zorlanıyor gibi görünüyordu.
“Pek bir şey değiştiğini söyleyemem.Bunu iyi mi kötü mü yorumlarsın bilemem ama her zamanki rutin hayatım devam ediyor.”
“Anladım… Bense son zamanlarda gülümsemek için daha fazla fırsat bulduğumu düşünüyorum. Belki de kültür festivalinde Airi’nin gidişini kabullendiğimdendir belki de köprünün altından çok sular geçtiğindendir,açıkçası bilemiyorum ”
Darbeler ne kadar sert olursa olsun yaralar zamanla kabuk bağlardı.
Zaman geçtikçe o iç yakan hüzün de anılarla beraber silikleşir ve giderdi.
Tabii ki bu durum söylendiği kadar kolay bir şekilde gerçekleşmiyordu.
Geçmişteki acı, acı olarak kalır ve geride muhakkak derin yaralar bırakırdı.
“Şey,bundan sonra… Iıı…”
Hasebe lafı geveleyip duruyordu.
O sırada parmağımla ,buraya gel, anlamında bir işaret yaptım.
“Şey…Iıı…”
Bölük pörçük kelimeleri bir araya getirmeye çalışıyordu.
“Şey…Bundan sonra…Hadi Miyacchi ve Yukimu’yla–”
Tam Hasebe sadede gelecekken, üzerimize bir gölge çöktü.
“Burada gizli bi buluşma mı var~? Senpai!”
Bu kusursuz zamanlamanın sahibi Amasawa’ydı.
“Karuizawa-senpai varken, şimdi de bu koca göğüslü kızı mı gözüne kestirdin yoksa?”
Muhtemelen okuldaki tüm öğrencilerin OAA verilerine tamamen hakim olmasına rağmen, hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi rol kesiyordu.
“Sadece bir sınıf arkadaşım.”
Amasawa’nın gelmesi Hasebe için hayra alamet olmasa da bu açıklamayı gerekli bulmuştum.
“Seninle bir konu hakkında konuşmalıyım Senpai.Bir dakikan var mı?”
Israrcı tavrı kibar bir ricadan çok bir emre benzediği için Hasebe ürküp bir adım geri çekildi.
“Ben kaçayım en iyisi… İki kişiyi bekletmem doğru değil.”
Durumu hafifçe başıyla onaylayan Hasebe, arkasını dönüp alelacele yanımızdan uzaklaştı.
“Sanırım sohbetinizi birazcık baltaladım, değil mi?”
“Evet, hem de nasıl.”
“Çok kabasın! Hem beni buraya çağıran sensin Senpai!”
Doğru, birazcık kabaydım.
Hasebeyle konuşurken Amasawa’nın ortaya çıkması tesadüf değildi elbette.
Hasebe’nin yanına yanaştığım an, Amasawa da beni aynı saniyede gözüne kestirmişti.
İşte bu yüzden parmak uçlarımla ona çaktırmadan yanımıza gelmesi için işaret çakmıştım.
Niyetimi anında sezip ona göre rolünü oynaması gerçekten takdire şayandı.
“Hasebe-senpai ile olan konuşman tatsız mı geldi?”
“Ondan değil. Sadece zamanımı değersiz bir şey için israf etmek istemedim.” (ÇN: İnsanları hor görürüz dimi abi makarayiz dimi abi)
“Ne kadar da acımasız.”
Amasawa’nın bunu nasıl yorumlayacağı tamamen kendisine kalmıştı, Hasebe’nin ne hissettiği ise zaten beni ilgilendirmiyordu.
“Birinci sınıflar Yıl Sonu Özel Sınavından kaynaklı bayağı yoğun görünüyor.”
“Baya endişeli duruyorlar. Bense sadece sessizce izliyorum.”
Bu lafından sonra hızlıca kendini düzeltti.
“Ah, bugün seni rahatsız etmek için gelmedim.Geçen kampta Nagumo-senpai’ye hamle yaptığımda, o da beklenmedik bir karşı atakla cevap vermişti, sana bunu rapor etmeye geldim.”(ÇN: Cilt 22 Bölüm 30’dan bahsediyor.)
Bir şeyler dönüp dönmediğini ben de merak etmiyor değildim ama birinci sınıflardan kimsenin okuldan atıldığına dair bir haber çıkmadığı için üzerinde durmamıştım.
Nagumo ile hiç yüzleşmemiş olma ihtimali de cepteydi ama anlaşılan olaylar hiç de öyle gelişmemişti.
Demek ki o kamp esnasında okuldan atılmayı tamamen gözden çıkarmıştı.
Nihayetinde kararını tekrar gözden geçirmiş olmalıydı ki hala buradaydı.
“Henüz kesin bir karara varmış değilim. Ama hıncımı Nagumo-senpai’den çıkarmaya çalışmaktansa, beni daha iyi bir geleceğin beklediğine inanıyorum; bu yüzden bir süre daha okula devam etmeye karar verdim. Epey boş vaktim olacak gibi, eğlenceli bir şeyler çıkarsa beni de dahil et lütfen.”
“Madem öyle, elindeki o bol boş vakitte bana bir iyilik yapabilir misin?”
“Aa? Tabii ki yaparım ama… neymiş o?”
“Nanase Tsubasa hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyorum.”
“Ha? O senin sadık şövalyen değil miydi zaten? Araştırmaya gerek kalmayacak kadar her şeyi açık değil mi? Yoksa bir tehdit olduğunu mu düşünüyorsun?”
“Bir tehdit olduğunu sanmıyorum. Sadece asıl niyetinin ne olduğunu öğrenmek istiyorum.”
Şu raddede onu doğrudan dost ya da düşman diye yaftalamak pek mümkün değildi.
“Tabii, sen öyle diyorsan hemen bu işle ilgilenirim. Okuldan atılmasını falan ister misin?”
“O kadar ileri gitmene gerek yok. Sadece çaktırmadan bilgi topla, kafi.”
“Pekala, anlaşıldı.”
Aslına bakarsan Nanase hakkında bilgi toplamak için illa Amasawa’ya bel bağlamak zorunda değildim.
Nanase meselesini çözmenin pek zor olmayacağını biliyordum; her şey çığırından çıksa bile duruma göre anında hamlemi yapabilirdim.
Yine de bu görevi, Amasawa’yı okula bağlayacak bir ip olarak kullanmak hiç de fena bir strateji sayılmazdı.
“Benim birazdan başka bir randevum var, görüşürüz. Sen de yıl sonu özel sınavında sınıfına elinden geldiğince yardım et bari.”
“Sen öyle diyorsan yaparım Senpai.”
Amasawa abartılı bir asker selamı çakıp yanımdan süzülerek geçti.
“…Teşekkür ederim, Senpai.”
Uzaklaşırken kendi kendine bunu mırıldanıp gözden kayboldu.
Beklendiği gibi, leb demeden leblebiyi anlıyordu.
Beyaz Oda’da o kadar dereceyi boşuna yapmamıştı elbet.
Asıl niyetimin ne olduğunu tereyağından kıl çeker gibi okuyabiliyordu sanki.
Çevirmen: ayanokojiayniben(Özlediniz mi canlarım)
Diğer serilere göz atmayı ve instagram hesabımızı takip etmeyi unutmayın!
Destekleriniz ve yorumlarınız bizim icin önemli.
Hey sen yorumları okuyan arkadaş. Kafa karışıklığın normal. Sitede sorun çıktığı için eski yorumlar silindi. Eğer yorumları sıralarken En Yeniler seçeneğini seçersen de şuana kadarki tüm yorumları bölüm bölüm ayrılmamış görüyorsun. Buna dikkat et! İlerki bölümlerden spoiler yemene sebep olabilir. Bu yazıyı zaten ya en son bölümdeysen ya da yorumları En yenilere almışsan görebilirsin zaten. Hazır bu kadar okumuşken bir de ricam olacak:
Arkadaşlar size bölüm yüklüyoruz. Her bir bölümün hazırlanması sandığınızdan çoook daha uzun bir süre ve çok fazla emek istiyor. Sizden ricamız bölümlerin sonuna bir yorum yapmanız. İnstagramdan bizi takip etmeniz ve gelebiliyorsanız discord sunucumuza gelmeniz.
İnstagram:@turkcelightnovels
Ellerinize sağlık.
işte bu ayonokoji ye hiç sempati besleyemediğim o bölümlerdendi. ah be harabe
Çeviri için elinize sağlık yeni cevirileride en hızlı şekilde bekliyoruz caney
Neler yapacaksın bakalım ayanokingo
Şu Ayanokoji seriyi duygusuz olarak bitirmez umarım.Bir gelişme bekliyoruz.Çeviri için teşekkürler.
Çeviri için teşekkürler
Çeviri icin teşekkürler
İyi bir çeviri olmuş hoş olmuş güzel olmuş
Cevirmen cok yakisikli birine benziyo