Elitler Sınıfı - Cilt 24 - Bölüm 19
Cilt 24 — Bölüm 19 — Çaresizlik İçinde
Odama döndüm ve üniformamı bile çıkarmadan yatağa yığıldım.
Vücudumun ağırlaştığını hissediyordum.
Fiziksel olarak kendimi kötü hissettiğimden değildi.
Daha çok, motivasyonumun olmamasındandı.
“Sınav için bir strateji düşünmem lazım.”
Tavana anlamsızca bakarak vakit geçirirken telefonum çaldı.
“Ayanokouji-kun mu?”
Arayanın kim olduğuna bakmak için uzandım.
İçimdeki cılız umuda rağmen, ekranda beliren isim Ibuki Mio’ydu.
Kushida-san’ın da belirttiği gibi, son zamanlarda benimle birkaç kez, doğrudan iletişime geçmişti.
Ancak tek yaptığı, sürekli ‘beni besle’ demeyi papağan gibi tekrarlamaktı.
Gerçekten yemek yapacak havamda değildim, bu yüzden onun tekliflerini sürekli geri çevirmiştim.
Bugün de muhtemelen aynı sebepten arıyordu.
Masadaki marketten alınmış hazır bentoya göz atıp tekrar yatağıma uzandım.
Telefonum bir süre daha çalmaya devam etse de sonunda sustu.
Hiçbir şey düşünmek istemiyordum.
Hiçbir şeyi kabullenmek istemiyordum.
Zaman anlamsızca akıp gidiyordu.
Bugün bitip yarın gelse bile, Ayanokouji-kun yine de sınıfa dönmeyecekti.
Telefonum yeniden titremeye başladı.
Arayan yine Ibuki-san mı?
Ancak o kısa titreşim aramadan değil, bir mesajdan kaynaklanıyordu.
İçimde var olan o cılız umutla telefonumu elime aldım.
[Özel Sınavla ilgili ne yapacağımızı konuşmalıyız.]
Mesajı gönderen kişi Hirata-kun’du.
Hayal kırıklığına uğramış olsam da bu mesaj, beni gerçekliğe geri döndürdü.
“Yani…istemesem bile, sınavı düşünmeye başlamalıyım.”
Diğer sınıflar yaklaşan özel sınava hazırlanmaya çoktan başlamıştı bile.
Ama ben…
Birden, tavanın görüntüsü bulanıklaşmaya başladı.
“…Ben, ağlıyor muyum?”
İşaret parmağımla gözlerimin çevresini nazikçe sildim.
İnanılır gibi değildi.
Parmak ucum ıslaktı.
“Yine… Beni yine ağlattı.”
İç çektim. Bunun kaçıncı kez olduğunu bilmiyordum.
Kendi duygularıma hâkim olamıyordum.
Sakinliğimi yeniden kazanamıyordum.
“…Neden?
Sesli bir şekilde söyledim.
Bunu yüksek sesle söyleyerek, içinde bulunduğum gerçekliğin bu olduğunu kendime hatırlattım.
“Anlamıyorum. Bu gerçekten doğru mu?”
Midemin bulandığını hissettim.
Bunun neden yaşandığını hâlâ anlamıyordum.
Hayır, aslında anlamak istemediğim için bunu reddetmeye devam ediyordum.
Üçüncü sınıfa geçtiğim gün, 3-A sınıfının tabelasına bakarak geçirdiğim zaman bir yanılsama gibiydi.
Hem heyecan verici hem de gergin hissettiren o anı artık hatırlayamıyordum.
Keşke zamanı geri alıp açılış töreninin yapıldığı o sabaha dönebilseydim.
Sınıfı terk etmeden önce onu kolundan yakalayıp gitmesine engel olabilseydim.
Lütfen başka sınıfa gitme—
“Böyle şeyler düşünmenin bir anlamı yok. Tamamen anlamsız.”
Daha kaç kez aynı şeyi düşünüp duracağım?
Boşuna çaba harcamıştım.
Tanrı böyle bir mucizeye izin verse bile, Ayanokouji-kun yine de sınıfta kalmazdı.
Eğer bu, yakın zamanda uydurduğu saçma sapan bir plan olsaydı, belki…belki onu fikrini değiştirmeye ikna edebilirdim.
Ancak durum böyle değildi.
Ayanokouji-kun, çok daha öncesinden transfer olmaya karar vermişti.
İyi de ne zamandan beri?
Bilmiyordum.
İster bir hafta ister bir ay önce olsun, her iki durumda da açılış töreninin sabahına geri dönmek anlamsız olurdu.
Yardım et… Ayanokouji-kun.
Yardım et.
Çevirmenlerimizin ve editörümüzün sınavlarla ilgilenecek olmaları sebebiyle bu bölümle beraber yaklaşık 3 haftalığına ara veriyoruz. Sınav haftamızın bitmesiyle beraber çevirilere kaldığımız yerden devam edeceğiz. Şimdiden anlayışınız için teşekkür eder, iyi okumalar dileriz.
Çevirmen: Mesela Kek 2
İyi okumalar.
İnstagram: @turkcelightnovels
Discord sunucumuza gelmeyi ve aktif hale gelen yorumlar kısmından bölüm hakkında yorum yazmayı unutmayın.
Ayrıca diğer serilerimiz olan Fate/Zero, Tavşan Kostümlü Senpai’m ve Eczacı Günceleri’ni de okuyabilirsiniz.
ellerinize saglık sınavda basarilar