Türkçe Light Novel

deneme bonusu veren siteler
deneme bonusu veren siteler 2025
deneme bonusu veren siteler yeni
deneme bonusu

  • Seri Listesi
  • Blog
  • Discord
Sign in Sign up
  • Seri Listesi
  • Blog
  • Discord
  • Isekai
  • Aksiyon
  • Fantastik
  • Seinen
  • Macera
  • Yaşamdan Kesitler
  • Harem
  • Romantik
  • Psikolojik
  • Okul Hayatı
  • Komedi
Sign in Sign up
SON EKLENEN BÖLÜMLER

Elitler Sınıfı

10 Eylül 2026
   Cilt 23.5 - Bölüm 34    Cilt 23.5 - Bölüm 33

Tavşan Kostümlü Senpai’m

30 Ağustos 2026
Bölüm 5 Bölüm 4

Fate/Zero

30 Ağustos 2026
Bölüm 1-Kotomine Kirei Bölüm 0.5-Prolog

Eczacı Günceleri

3 Ağustos 2026
3. Bölüm - Jinshi 2. Bölüm - İki Gözde Eş

deneme 1

2 Temmuz 2026
bolum 1- deneme

Elitler Sınıfı -    Cilt 23.5 - Bölüm 10

  1. Home
  2. Elitler Sınıfı
  3.    Cilt 23.5 - Bölüm 10 - Öğretmenler
Prev
Next

Cilt 23.5 – Bölüm 10 – Öğretmenler

 

Sabah saat 10.30’u biraz geçe Mii-chan ve diğerleriyle konuşmuştum.

 

Daha sonra, saat 12.17 gibi Hoshinomiya-sensei ile bir kafede buluştum.

 

İki görüşme arasında biraz boş zaman vardı.

 

Aslında dün gece Hoshinomiya-sensei ile irtibata geçerken sınıf öğretmenim Chabashira-sensei’ye de danışmak istediğim bir konu olduğunu ve bugün saat 11.00’de Keyaki AVM’de buluşmak istediğimi belirtmiştim.

 

Chabashira-sensei başlangıçta beni okulda dinleme taraftarıydı ancak Keyaki AVM’nin şart olduğu konusunda ısrar edince istemeye istemeye kabul etmişti.

 

Bir öğrenciyle Keyaki AVM’de buluşma konusunda çekimser davranması anlaşılabilirdi fakat beni geri çevirmeyeceğinden emindim.

 

Danışacağım konunun Maezono’nun okuldan atılmasıyla veya sınıf arkadaşlarımla yaşanan anlaşmazlıklarla ilgili olabileceğini düşünmüş olabilirdi.

 

Ruh halim için endişelenmiş olabileceğini tahmin etmek zor değildi.

 

Üzerime günlük kıyafetler giyip vakitlice yurttan ayrıldım ve Keyaki AVM’nin yolunu tuttum.

 

Ne var ki yolda Mii-chan ve diğerlerine rastlayınca oraya ancak 10.50’de varabildim.

 

“Oldukça erkencisin.”

 

Chabashira-sensei beni uzaktan fark etti.

 

Bir öğretmenin öğrencisini bekletmesinin pek hoş olmayacağını düşünmüş olacak ki beklediğimden de erken gelmişti.

 

“Sizi beklettiğim için kusura bakmayın.”

 

Yaklaşıp seslendiğimde Chabashira-sensei saatine baktı.

 

“Beni bekletmiş sayılmazsın. Sözleştiğimiz vakte hâlâ biraz var; endişelenmene gerek yok.”

 

Cevap verdikten sonra hafifçe etrafına bakındı.

 

Buluşmak için tenha bir yer seçtiğimizden etrafta başka öğrencilere rastlama ihtimalimiz düşüktü ancak yine de tedirgin olmadan edemiyordu.

 

“Keyaki AVM’de bir öğrenciyle buluşacağım hiç aklıma gelmezdi.”

 

Parmak ucuyla yanağını hafifçe kaşıyarak huzursuzluğunu belli etti.

 

“Daha önce hiç böyle bir şey olmamış mıydı?”

 

“Elbette hayır.”

 

Bir öğretmenin tatil gününde bir öğrenciyle buluşması… Normal okulları bilmem ama bu okulda pek de olağandışı bir durum gibi durmuyordu.

 

“Ah, anlıyorum. Hocam, eskiden öğrencilerle aranıza kasten mesafe koyuyordunu-“

 

Chabashira-sensei gözlerini kısıp bana sert bir bakış attı.

 

“Ayanokōji. Fazla laubali konuşuyorsun.”

 

“Özür dilerim.”

 

“Özür dilemek yetmez, değil mi?”

 

Madem özür dileyeceksin, o zaman en baştan söylememeliydin.

 

Bir yetişkin olarak bu rahat tavrımı düzeltti.

 

“…Keyaki AVM’de buluşmaya cidden gerek var mıydı?”

 

Eğer konuşulacak bir mesele varsa, muhakkak daha uygun bir yer bulunabilirdi.

 

“Niyetinizi anlıyorum fakat buranın en iyi seçenek olduğuna kanaat getirdim.”

 

“Bu kararın ardındaki sebebi öğrenmek isterim.”

 

“Haklısınız. Ancak iki kişinin daha gelmesi gerekiyor; biraz bekleyebilir misiniz?”

 

“İki kişi daha mı?”

 

Kendisine önceden haber verilmediği için Chabashira-sensei buluşmaya başkalarının da dahil olduğunu duyunca doğal olarak şaşırmıştı.

 

Bunu kasten gizli tutmuştum.

 

“Bu meselenin baş başa çözülemeyecek kadar çetrefilli olduğunu düşünüyorum.”

 

Yüz ifadesi daha da ciddileşerek cevap verdi.

 

“Horikita… ve Hirata mı? Durum tahmin ettiğimden çok mu vahim?”

 

Konunun bir sınıf arkadaşımızla ilgili olduğunu tahmin ederek kısık bir sesle sordu.

 

Artık Maezono konusunu ima etmeye lüzum yoktu.

 

İçini biraz rahatlatmak muhtemelen daha iyi olacaktı.

 

“Ne yazık ki hayır. Konunun Maezono’yla da sınıfla da bir ilgisi yok.”

 

“Öyle mi? O olay yüzünden başının sıkıştığını sanmıştım…”

 

“Neyse ki sınavdan sonraki değerlendirmede çoğu öğrenci yapılanın kazanmak için gerekli olduğu konusunda hemfikir oldu.”

 

Şimdilik öğrencilerden hiçbiri bana özel olarak cephe almış değildi.

 

“…O halde sorun yok.”

 

Chabashira-sensei derin ve sahici bir rahatlamayla iç çekti.

 

“Madem henüz gelmediler, bana sormak istediğiniz sorular varsa yanıtlayabilirim.”

 

“Benim sana soracağım sorular mı?”

 

“Elbette. Yıl Sonu Özel Sınavı’nı siz de izliyordunuz, değil mi?”

 

Vakit geçirmek için bu soruyu sorduğumda, gevşemiş olan yüz ifadesi yeniden sertleşti.

 

“Öğrencilerin kurallar dahilinde nasıl mücadele edeceği kendilerine kalmış. Sınıfın kazanması ve muhtemelen A Sınıfına yükselecek olması beni memnun ediyor.”

 

“Süreçte bir öğrencinin okuldan atılması pahasına olsa bile mi?”

 

“…Kesinlikle hoş bir durum değil ancak bir öğretmen olarak öğrencilerin ya da sınıfın meselelerine fazla müdahil olmak çoğu zaman baş ağrıtır. Daha önce seni kullanmaya çalışarak bunu acı bir yoldan tecrübe ettim. Bunu tekrarlamak istemiyorum.”

 

Muhtemelen birinci sınıftaki ıssız ada sınavından bahsediyordu.

 

Chabashira-sensei, sınıfa zafer kazandırmak için babamın nüfuzunun devrede olduğunu ima ederek kurnazca davranmıştı.

 

Elbette sınavın kurallarının dışına çıkmamıştı fakat ahlaki sınırları aştığının düşünülmesi de şaşırtıcı olmazdı.

 

“Düşününce, gerçekten de öyle olmuştu.”

 

Bana sitemkâr bir bakış atmasına rağmen Chabashira-sensei iç çekerek burukça gülümsedi.

 

“Hani şerdeki hayır mı desem bilemiyorum ama onun sayesinde ben de kendime gelebildim… Öğretmenlere karşı bile zerre acıması olmayan bir öğrenci olduğun için bunu başarabildim.”

 

Bunu akılda tutunca, hakikaten de bugünkü buluşmada bir bakıma öğretmenlerin karşısına dikilecektim.

 

“Başkalarının niyetlerini sezme konusunda pek iyi sayılmam… Biri geldi bile galiba.”

 

Chabashira-sensei başını çevirip bize doğru yürüyen kişiye baktı.

 

“Hmm…? Sakagami-sensei…?”

 

Gelen bir öğrenci değil, sivil kıyafetleriyle bize doğru yaklaşan Sakagami-sensei’ydi.

 

Neredeyse aynı anda köşeyi dönen Mashima-sensei de göründü.

 

Erkek öğretmenler neredeyse tam randevu saatinde gelmişti.

 

Bir öğrenci olan beni saymazsak, bu noktada üç şubenin sınıf öğretmeni bir araya gelmişti.

 

“Bu da ne demek oluyor, Ayanokōji? Sadece beni çağırmamış mıydın?”

 

Şüphesini ilk dile getiren Mashima-sensei oldu.

 

Sözleri, herkesin bunun baş başa bir görüşme olacağını sandığını açık etti.

 

“Öğretmenleri asılsız bahanelerle çağırmandan hiç hoşlanmadım. Sorunlu bir davranış.”

 

Ortamı gören Mashima-sensei çatık kaşlarla beni azarladı.

 

“Mashima-sensei, ayrıntıları Ayanokōji bana da anlatmadı ama ne diyeceğini dinlemek için henüz geç sayılmaz—”

 

“Hayır, olmaz öyle şey. Öğretmenler ile öğrenciler arasında uygun bir mesafe olmalıdır. Her şeyden önce, karşılıklı güvenin korunması için aramızda yalan dolan olmamalı.”

 

“Şey, orası… öyle ama…”

 

Chabashira-sensei araya girmeye çalıştı ancak Mashima-sensei onu duymazdan gelip nutuk çekmeye başladı.

 

“Beni dinle, Ayanokōji. Bu okulun bir öğrencisi olarak—”

 

“Akiyama-san hakkındaki bilgileri eksiksiz topladım.”

 

“Bu seferlik görmezden geliyorum ama bir dahakine dikkatli ol.”

 

Mashima-sensei aniden arkasını dönüp nutkunu kesti ve beni lütufkâr bir tavırla affetti.

 

“Mashima-sensei? Ciddi misiniz?”

 

Nutku izleyen Sakagami-sensei, Mashima-sensei aniden çark edince müdahale etmeden duramadı.

 

“Burada nutuk çekmeye devam etmenin bir öğretmenin vaktini ziyan etmek olacağını düşündüm.”

 

“Anladım. İyi de Akiyama-san da kim? Böyle bir öğrenci hatırlamıyorum.”

 

“Kafana takma. Beni dinle Ayanokōji, seninle daha sonra konuşacaklarım var. Anlaşıldı mı?”

 

Başımı salladım, Mashima-sensei de başıyla derin bir onay verdi.

 

Akiyama, Mashima-sensei ile gittiğimiz Keyaki AVM’deki spor salonunda çalışan kadın görevlinin adıydı.

 

Ve an itibarıyla Mashima-sensei’nin karşı cinsten en çok ilgi duyduğu kişi gibi görünüyordu.

 

İlişki durumu, hoşlandığı erkek tipi, hobileri ve sevdikleri şeyler…

 

Bunlar, onun için öğrenmeye söz verdiğim konulardı.

 

Doğrusu tam bir angaryaydı ama bilgileri toplamayı bitirmiş olmam iyi olmuştu.

 

“Burada neler dönüyor? Anlayabileceğimiz şekilde açıkla.”

 

“Elbette. Buluşmayı önceden haber vermememin sebebi dışarıya sızmasını engellemekti. Aslında bugün sizi buraya belirli bir amaç için topladım.”

 

Bir şeyleri ima eder gibi konuşmam, Sakagami-sensei’nin merakla kollarını kavuşturmasına neden oldu.

 

“Dinliyoruz, anlat bakalım.”

 

Görüşmenin pürüzsüz ilerlemesinin en doğrusu olduğuna inanarak beni cesaretlendirdi.

 

“Geçen günkü Yıl Sonu Özel Sınavı sırasında, sınavın hemen öncesinde Hoshinomiya-sensei yanıma geldi. Temsilcilere kurallar açıklandıktan ve grupları kurmayı bitirdikten sonra lavaboya gitmek için sınıftan çıkmıştım.”

 

Somut durumu anlatmam, oradaki üç öğretmenin de o anı hatırlamasını sağlayacaktı.

 

“…Chie, yani Hoshinomiya-sensei mi?”

 

Chabashira-sensei, Mashima-sensei ve Sakagami-sensei’nin önünde kendini toparlayıp soyadıyla hitap etti.

 

“Hakikaten. O da lavaboya gitmesi gerektiğini söyleyip yerinden kalkmıştı. O zaman mıydı?”

 

Sakagami-sensei o anı net bir şekilde hatırlayarak tereddütsüz karşılık verdi.

 

“Aslına bakarsanız Hoshinomiya-sensei’nin lavaboya falan ihtiyacı olduğunu sanmıyorum. Benimle konuştuktan sonra doğrudan bekleme odasına geri döndü.”

 

“Yani seninle konuşmak için sadece bir bahaneydi, öyle mi Ayanokōji-kun?”

 

“Aynen öyle.”

 

“Fakat öğretmenlerle öğrencilerin konuşmasını engelleyen bir kural yok.”

 

“Ben yanıma gelmesini değil, konuşmanın içeriğini sorun olarak görüyorum.”

 

Burada hiçbir şeyi gizleyip saklamadan Hoshinomiya-sensei ile olan konuşmamı tastamam aktardım.

 

Gerçekleri bir bir anlattım.

 

İşin içine yalan, yanlış anlaşılma veya kuruntu karıştırmanın bana bir faydası olmazdı.

 

Benden galibiyeti bırakmamı istemişti.

 

Kaybetmeye asla tahammül edemeyeceği tek kişinin Chabashira-sensei olduğunu söylemişti.

 

Karşılığında elinden gelen her şeyi yapacağını, hatta özel sınavlar hakkında önceden bilgi sızdırabileceğini, dahası kendi bedenini dahi teklif edebileceğini ima etmişti.

 

Bütün detayları aktarmayı bitirdiğimde, Chabashira-sensei acı çeker gibi başını tutuyor, Mashima-sensei ise derin hayal kırıklığını gizleme gereği bile duymadan ağır bir iç çekiyordu.

 

“Eğer bu doğruysa cidden sıkıntılı bir mesele…”

 

“Mashima-sensei, Chie’yi kendi haline bırakırsak bir öğretmen olarak yoldan çıkmış davranışları daha da tırmanabilir.”

 

Chabashira-sensei durumun ciddiyet kazandığının farkındaydı.

 

Mashima-sensei’nin de buna göre bir karar vermesi gerekiyordu.

 

“Oldukça baş ağrıtıcı bir mevzu ama elden bir şey gelmez. Haksız müdahalelere katiyen göz yumamayız.”

 

Yüzü asık olsa da kararlı bir şekilde başını salladı.

 

“Hâlâ olay büyümeden önünü alabiliriz.”

 

“Ne yapmayı düşünüyorsun?”

 

“Hoshinomiya-sensei kendine çeki düzen verirse bu meseleyi aramızda tutabiliriz. Ayanokōji gelen teklifi açıkça reddettiğine göre mevzu henüz su yüzüne çıkmış sayılmaz.”

 

Eski okul arkadaşı oldukları için miydi yoksa sadece her ikisi de ikinci sınıflardan sorumlu olduğu için mi, pek belli değildi; fakat Mashima-sensei olayın büyümesini istemediğini ifade ediyordu.

 

Chabashira-sensei de muhtemelen aynı fikirdeydi, hiçbir itiraz belirtisi göstermedi.

 

Ancak aralarında kişisel bir bağ bulunmayan Sakagami-sensei bu fırsatı geçecek biri değildi.

 

Sınıfı şu an A Sınıfını hedeflemek için mükemmel bir konumdaydı.

 

“Teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi ikiniz de epey müsamahakâr davranıyorsunuz. Eğer doğruysa bildirilmesi gerekir.”

 

“Orası öyle… ama yine de—!”

 

Chabashira-sensei hemen tepki verdi ancak Sakagami-sensei onu sükunetle bastırdı.

 

“Fevri davranmayın. Bunu hemen okula bildirmemiz gerektiğini söylemiyorum.”

 

İki eski sınıf arkadaşı için Sakagami-sensei buradaki en baş belası figür olacaktı.

 

Sakagami-sensei istifini bozmadan konuşmaya devam etti.

 

“Bu okulun sistemini düşününce, sınıfınızı ne pahasına olursa olsun kazandırmak istemek kaçınılmazdır. Bu durum sadece öğrencilerle sınırlı bir şey değil. Yetişkinler bile bazen kirli taktiklere başvuyor. Sınıfımın iyiliği için olduğunu düşünerek geçmişte bizzat benim de taraflı davrandığım oldu.”

 

Birinci sınıfta öğrenci konseyindeki Sudō olayından mı yoksa başka bir şeyden mi bahsettiği belirsizdi.

 

“İster bildirelim ister kendi aramızda halledelim, durumun güvenirliği konusunda temkinli olmalıyız. Ayanokōji-kun’un anlattıklarının doğru olup olmadığını bilmiyoruz. Şu ana kadar elimizdeki tek şey onun beyanı.”

 

“Bir öğrenciden şüphelenecek değilsiniz herhalde?”

 

“Öyle demiyorum fakat elimizde somut bir kanıt olmalı. Hoshinomiya-sensei’ye asılsız bir görevi kötüye kullanma suçlaması yöneltildiği ortaya çıkarsa ortalığı ayağa kaldırır. O zaman da ondan şüphelenenler, yani bizler zor durumda kalırız. Üstelik ne tür bir cezaya çarptırılacağımızı da kestiremeyiz.”

 

“Şey—”

 

Sakagami-sensei şüpheciydi ancak bu gerekli bir yaklaşımdı.

 

Bu meseleyi yalnızca Hoshinomiya-sensei’nin eski okul arkadaşları olan Mashima-sensei ve Chabashira-sensei ile konuşmamamın sebebi, duruma tarafsız gözle bakabilecek bir öğretmenin varlığını zaruri görmemdi.

 

“Hoshinomiya-sensei ile Ayanokōji-kun’un çoktan anlaşıp bize bir tuzak kurmaya çalışmadıklarını kimse garanti edemez. Haksız mıyım, Ayanokōji-kun?”

 

“Bence haklısınız. Doğal olarak sadece benim sözüme güvenemezsiniz. İşin içine kişisel duygular gireceğinden sınıf öğretmenim Chabashira-sensei ne olursa olsun beni kollamak isteyecektir. Aklında anlattıklarımla ilgili şüpheler belirse dahi somut delil peşine düşmeme ihtimali oldukça yüksek.”

 

Sakagami-sensei beklediği cevabı almanın memnuniyetiyle gözlüğünün çerçevesine dokundu.

 

“Böyle konuştuğuna göre sağlam bir planın var, değil mi?”

 

“Evet. Hoshinomiya-sensei ile öğlen kafede buluşmak üzere sözleştik. Sebebini söylemedim ama muhtemelen şüphelendiği için gelmeyi kabul etti. Dolayısıyla söylediklerimin doğruluğunu ilk olarak orada kanıtlayacağım.”

 

Bunu söyledikten sonra cep telefonumu çıkardım.

 

“Kafede Hoshinomiya-sensei ile buluşmadan hemen önce Chabashira-sensei’yi arayacağım. Ardından Hoshinomiya-sensei ile konuşmamı canlı olarak dinleyin; kesin kanıtı elde ettiğiniz anda da lütfen devreye girin.”

 

“Konuşmayı gizlice dinlemek mi? Bu yöntemi onayladığımı pek söyleyemem.”

 

Mashima-sensei bu noktadaki hoşnutsuzluğunu dile getirdi ancak durumdan memnun görünen Sakagami-sensei onu yatıştırdı.

 

“Aksine, en mantıklı yöntem bu. Gerçeği kendi ağzıyla itiraf edip etmeyeceğini teyit etmek için bundan daha uygun bir yol düşünemiyorum. Sizin için de uygun, değil mi Chabashira-sensei?”

 

“…Şey… evet.”

 

Chabashira-sensei isteksiz olmaktan ziyade Hoshinomiya-sensei’nin kabahatinin gün yüzüne çıkma ihtimali karşısında afallamış gibiydi.

 

“İçinizi tamamen rahatlatamam belki ama Hoshinomiya-sensei’nin bu suçu işlemeye yeltendiğini yakalarsak ve o da bundan vazgeçerse konuyu büyütmeye niyetim yok.”

 

“Bunu cidden yapar mısınız, Sakagami-sensei?”

 

“Evet. Burada ikinizin önünde kötü adam rolünü oynarsam önümüzdeki yıl için başıma dert açmış olurum. Sınıfım üç sınıfın birden ortak hedefine oturur ve kaybederse de bunun sorumluluğu bana kalır.”

 

Sınıf öğretmeni olarak Ryūen’in sınıfının ayağına taş değmesini istemediğini izah etti.

 

Plan kesinleştiğinde harekete geçme kararı aldım.

 

“Siz hocalarım burada biraz bekleyebilir misiniz? Hoshinomiya-sensei ile buluştuğumda aramayı başlatacağım, siz de dinlersiniz. Kesin kanıtı elde ettiğinizde yanımıza gelip olaya müdahale edebilirsiniz.”

 

Bunu belirttikten sonra Keyaki AVM’deki kafenin yakınlarında tek başıma beklemeye koyuldum.

Çevirmen: ayanokojiayniben

Bölüme yorum yapmayı, diğer serilere göz atmayı ve en önemlisi bol bol su içmeyi unutmayın canlar. İnstagram hesabımızı aşağıdan takip edebilirsiniz. Seviliyorsunuz, sonraki bölümlerde görüşmek üzere!
İnstagram: @turkcelightnovels

Prev
Next

Comments for chapter "   Cilt 23.5 - Bölüm 10"

4.3 81 votes
Article Rating
Subscribe
Login
Bildir
guest

guest

2 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Lustoria
Lustoria
5 gün önce

Neyi amaçlıyor anlamadım. Gerçi pedo karının başına kötü bir şey gelecekse razıyız

0
Yanıtla
Sergensx
Sergensx
8 gün önce

Helal ayanokoji hoshümiya bana öyle bir teklifle gelse öğretmen fantazim devreye girer, sınavı sallamazdım

2
Yanıtla

YOU MAY ALSO LIKE

file_00000000f420624387084825e84ec4aa
After The Big Bang
25 Haziran 2025
Bilge Okuyucu
19 Mayıs 2021
51futarVjZL._SY445_SX342_ML2_
Eczacı Günceleri
3 Ağustos 2026
81JH00QkazL._AC_UF894,1000_QL80_
Tavşan Kostümlü Senpai’m
30 Ağustos 2026
Tags:
clasroom of the elite oku, elitler sınıfı oku, light novel türkçe, youkoso jitsuryoku oku, Youkoso Jitsuryoku türkçe oku
  • Ana sayfa

TurkceLightNovels

Sign in

Lost your password?

← Back to Türkçe Light Novel

Sign Up

Register For This Site.

Log in | Lost your password?

← Back to Türkçe Light Novel

Lost your password?

Please enter your username or email address. You will receive a link to create a new password via email.

← Back to Türkçe Light Novel

wpDiscuz