Türkçe Light Novel

deneme bonusu veren siteler
deneme bonusu veren siteler 2025
deneme bonusu veren siteler yeni
deneme bonusu

  • Seri Listesi
  • Blog
  • Discord
Sign in Sign up
  • Seri Listesi
  • Blog
  • Discord
  • Isekai
  • Aksiyon
  • Fantastik
  • Seinen
  • Macera
  • Yaşamdan Kesitler
  • Harem
  • Romantik
  • Psikolojik
  • Okul Hayatı
  • Komedi
Sign in Sign up
SON EKLENEN BÖLÜMLER

Elitler Sınıfı

10 Eylül 2026
   Cilt 23.5 - Bölüm 34    Cilt 23.5 - Bölüm 33

Tavşan Kostümlü Senpai’m

30 Ağustos 2026
Bölüm 5 Bölüm 4

Fate/Zero

30 Ağustos 2026
Bölüm 1-Kotomine Kirei Bölüm 0.5-Prolog

Eczacı Günceleri

3 Ağustos 2026
3. Bölüm - Jinshi 2. Bölüm - İki Gözde Eş

deneme 1

2 Temmuz 2026
bolum 1- deneme

Elitler Sınıfı -    Cilt 23.5 - Bölüm 11

  1. Home
  2. Elitler Sınıfı
  3.    Cilt 23.5 - Bölüm 11 - Sen Sahiden Nesin Böyle?
Prev
Next

Cilt 23.5 Bölüm 11 – Sen Sahiden Nesin Böyle?

 

Kafede Hoshinomiya-sensei ile buluşmadan önce yaşananlar bunlardan ibaretti.

 

Üç öğretmenin bu noktada belirmesi bir tesadüf değil, kaçınılmazdı.

 

Öğretmenlerin birdenbire Hoshinomiya-sensei’nin etrafında toplanması, etraftakilerin dikkatini çekmemiz de kaçınılmaz hale gelmişti.

 

İlk başta şaşıran Hoshinomiya-sensei, duruma bir tebessümle karşılık verdi.

 

Konuşulması gereken bir mesele olduğu söylenince de uysal yaklaşmıştı.

 

Ne var ki Keyaki AVM’de enine boyuna bir konuşma yapmak zordu, bu yüzden yer değiştirmeye karar verdik.

 

Hakikaten de dört yetişkin bir araya geldiğinde fazlasıyla göze batıyordu, hele ki yanlarında bir de öğrenci varken.

 

Yine de Hoshinomiya-sensei’yi tenha bir yere çekiyormuşuz gibi bir izlenim yaratmamak adına bilhassa göz önündeki Keyaki AVM’de buluşmayı seçmiştik.

 

Ulu orta yerlerde kurulabilecek tezgâhların bir sınırı vardı.

 

Öte yandan, kuytu bir yerde baş başa kalmak, karşı tarafın tereddüt etmeden zemin hazırlamasına olanak tanırdı.

 

Okula geçmeyi de düşündük ancak konunun niteliği gereği diğer öğretmenlerin kulak misafiri olması baş ağrıtabilirdi.

 

Bu sebeple meseleyi öğretmenler yurdunda enine boyuna konuşmak en güvenli yoldu.

 

Daha doğrusu, Mashima-sensei’nin odasında.

 

Oraya geçerken Hoshinomiya-sensei bana adeta ‘Yaptın yapacağını’ der gibi bir bakış attı fakat ben hiçbir şeyden haberim yokmuş gibi davranarak peşlerinden gittim.

 

Oda, öğrencilerin kaldığı yerlere kıyasla kırk metrekarenin üzerindeki genişliğiyle biraz daha ferah görünse de bunun haricinde göze çarpan pek bir numarası yoktu.

 

“Ee? Mesele ne? Olay neden buralara kadar geldi?”

 

“Neden bahsettiğimizi gayet iyi biliyorsun, Chie.”

 

“Bilsem sormazdım herhalde, değil mi?”

 

Konunun ne olduğunu muhtemelen çok iyi biliyordu.

 

Fakat elinde somut bir teyit olmadan o dikbaşlı tavrından taviz verecek değildi.

 

Chabashira-sensei, meselenin üzerine gitme kararlılığını pekiştirerek Mashima-sensei ve diğerlerine bir bakış attı.

 

“Öğrencileri alet etmek… Hayır, öğretmenlerin bir sınavı kazanmak uğruna kuralların dışına çıkması görmezden gelinebilecek bir şey değil.”

 

“Ha? Siz neden bahsediyorsunuz ya? Ne dediğinizi zerre anlamıyorum—”

 

“Kusura bakma ama Ayanokōji ile yaptığın konuşmayı baştan sona dinledik. Ucuz bahaneler sadece kendi ayağına sıkar, Hoshinomiya.”

 

Mashima-sensei üzerine gitmeye devam etti ancak Hoshinomiya-sensei hâlâ hiç oralı değil gibiydi.

 

“Yani kafedeyken telefonda falan mı bağlıydınız??”

 

“Aynen öyle.”

 

“Hmm. Ama ben yanlış bir şey konuştuğumu hiç hatırlamıyorum. Varsa elinizde kanıtınız, koyun ortaya da dinleyelim.”

 

“Kaydetmedim. Ancak üçümüz de kulaklarımızla duyduk.”

 

“O kanıt sayılmaz ki. Siz üçünüz bana kumpas kurmaya çalışıyor olmayasınız sakın??”

 

Suçlanan taraf olmaktan korkmak şöyle dursun, aksine bizi suçlarmış gibi bir tonda konuşuyordu.

 

“Epey inatçısın, değil mi? Bil diye söylüyorum, gidip bunu üst yönetime bildirmekten de çekinmeyiz.”

 

Yumuşama ihtimali olan Mashima-sensei ve Chabashira-sensei’nin aksine, Sakagami-sensei’nin sözleri hafife alınacak türden değildi.

 

Fakat bu safça gözdağının ardı muhtemelen hemen görülmüştü.

 

“Ayanokōji-kun’dan yardım istemiş olsam bile bunda ne var ki? Sırf bu yüzden görevi kötüye kullanma demek biraz fazla abartı olmuyor mu?”

 

İstifini bozmadan Sakagami-sensei’ye karşı çıktı.

 

Çaresizlikten kıvranıyormuş gibi görünebilirdi ama durum hiç de öyle değildi.

 

İçinde bulunduğu durumu gayet iyi süzüyordu.

 

Mashima-sensei ile Chabashira-sensei’nin paniklemeyişinden, şikayet etme tehdidinin altı boş bir blöften ibaret olduğunu anlamıştı; sezgileri sahiden takdire şayandı.

 

“Bunun fazlasıyla ciddi bir sorun olduğunu düşünüyorum.”

 

“O zaman şikayet edin gitsin. Bir ceza alacaksam seve seve katlanırım.”

 

Hoshinomiya-sensei, Sakagami-sensei’ye sert bir dille karşılık verdi.

 

Hakikaten de böyle bir şikayetin onun sınıf öğretmenliği görevinden alınmasıyla sonuçlanıp sonuçlanmayacağı bıçak sırtı bir konuydu.

 

Bu laf dalaşının bir yere varmayacağına kanaat getiren öğretmenler, meselenin derinine inmeye karar verdiler.

 

“Mesele sadece görevi kötüye kullanmak için Ayanokōji’yi alet etmen değil. Bu şekilde devam etmene seyirci kalamayız, Chie.”

 

“Hadi ama Sae-chan. Uygunsuz hiçbir şey yapmam ben, bilirsin. Ayanokōji-kun ile konuşurken kulak misafiri olduğun şey her neyse, tamamen bir yanlış anlaşılma. Sadece ufak bir gözdağı veriyordum o kadar.”

 

Herhangi bir kabahati olduğunu inkâr etti.

 

“Anlıyorum, taktiğin bu demek. Doğrusu bundan sonra uslu durursan Hoshinomiya-sensei, belki de bunu mesele haline getirmek zorunda kalmayız.”

 

“Değil mi ya? Gözünüzde fazla büyütüyorsunuz. Hem Ayanokōji-kun daha çocuk sayılır, değil mi? Belki de yaptığım şakayı ciddiye almıştır. Sınav esnasında bile onun sınıfına ihanet etmesini ciddi ciddi beklemiyordum; sadece biraz afallatmak istemiştim. Kaybetmeye yakın görünen bir sınıfın öğretmeni olarak sadece kazanmalarına yardım etmeye çalışıyordum işte.”

 

Ne pahasına olursa olsun işin içinden sıyrılmaya niyetli olduğu apaçıktı.

 

Yine de üç öğretmen şu an geri adım atsa dahi belirli bir amaca ulaştığımız söylenebilirdi.

 

Çevirdiği dümenler artık bilindiğine göre, bundan sonra öyle kafasına göre pervasız adımlar atamazdı.

 

Öğretmenler bunun yeterli bir caydırıcı unsur olduğunu düşünüp bu noktada geri çekilmek isterlerse paşa gönülleri bilirdi.

 

Benim gayem Hoshinomiya-sensei’nin görevden alınmasını engellemekti.

 

Görevi kötüye kullanmasına izin vermek ya da engel olmakla bir ilgisi yoktu.

 

Aptalca hareketleri yüzünden sınıf öğretmenliğinden alınması Ichinose’nin sınıfını olumsuz etkilerdi.

 

Bundan kaçınmak en idealiydi.

 

“Aptalca hiçbir şeye kalkışmayacaksın. Buna söz verebilir misin?”

 

“Belli değil mi zaten Sae-chan? Öğretmenler, öğrenciler arasındaki savaşlara dahil olmaz.”

 

“Şaka yapmıyorum. Ciddi anlamda endişeleniyorum.”

 

Chabashira-sensei aradaki mesafeyi kapatıp meseleyi ciddiye almayı reddeden Hoshinomiya-sensei’nin iki omzundan birden sıkıca tuttu.

 

Hem eski bir sınıf arkadaşı hem de bir meslektaşı olarak ona içtenlikle dil döküyordu.

 

Eski bir okul arkadaşının endişesinden doğan bu hareket karşısında Hoshinomiya-sensei’nin yüz ifadesi ilk kez kaskatı kesildi.

 

Şimdiye dek öğretmenlerin karşısında sadece küçümser bir tebessüm takınmıştı.

 

“…Bu da ne böyle? Midemi bulandırıyorsun, kes şunu lütfen.”

 

Sesi buz kesti ve Chabashira-sensei’nin ön kolunu kendi eliyle sıkıca kavradı.

 

“Chie…?”

 

“Cidden endişeleniyor musun? Hiç zahmet etme. İlle de endişeleneceksen, sana hiç yakışmayan o A Sınıfı koltuğuna göz dikmesen iyi edersin.”

 

“Orası—”

 

“Senin sınıfının A Sınıfından mezun oluşunu öylece izlememe imkân yok, Sae-chan.”

 

Chabashira-sensei’nin sözleri Hoshinomiya-sensei’nin damarına basmış olacak ki içindekileri dobra dobra döktü.

 

Fakat etraftaki üç kişi de buna pek şaşırmış görünmüyordu.

 

Hatta daha ziyade ‘Demek sebebi buydu. Şimdi taşlar yerine oturdu’ der gibiydiler.

 

“Seni asla affetmedim, Sae-chan. Hedefinin A Sınıfı olması katiyen kabullenebileceğim bir şey değil.”

 

“…Benden nefret etmeni yadırgayamam. Fakat artık öğrenci değiliz, öğretmeniz. Öğrencilerin hatırına A Sınıfını hedeflemek yanlış mı?”

 

“Yanlış tabii ki.”

 

Hoshinomiya-sensei, her şey öğrenciler uğruna olsa dahi bunun yanlış olduğunu söyledi.

 

Ardından Chabashira-sensei’nin omuzlarını tutan kollarını sertçe silkip attı.

 

Bu azmi ve iradeyi gören Sakagami-sensei, merakla kollarını kavuşturdu.

 

“İkinizin ve aslına bakarsanız Mashima-sensei’nin de vaktiyle bu okulda aynı dönemden mezun öğrenciler olduğunuzu biliyorum. O zamanlar sınıf içinde ufak tefek bazı sürtüşmeler yaşandığının da farkındayım. Ancak Chabashira-sensei’nin dediği gibi, o öğrenciyken kalmış bir hikâye. Chabashira-sensei sınıf öğretmeni olarak sınıfını A Sınıfından mezun etmeyi başarsa bile bu en fazla onun maaşını ve performans değerlendirmesini etkiler. Bu değerlendirmelerin yaratacağı farklar mı canını sıkıyor?”

 

“Hayır, mesele o değil. Öğrencileri A Sınıfına çıkarmak elbette değerlendirmelerimizi etkiler ve bu mühimdir ama benim için önemli olan şey—”

 

Devam etmeden önce hafifçe duraksadı.

 

“Sae-chan’ın bencilce kendi geçmişiyle hesaplaşıp rahatlaması ihtimali. İşte buna katlanamıyorum.”

 

Okulu ve öğrencileri karşısına almak pahasına bir şeyler çevirmeye çalışmasının asıl sebebi buydu.

 

“Yani mesele sahiden de kişisel bir kinden ibaretmiş.”

 

Öğrencilik yıllarında, oybirliği özel sınavında sınıfın selameti uğruna arkadaşlarını feda edemeyen Chabashira-sensei’nin bu tavrı yüzünden Hoshinomiya’nın sınıfının hayalleri yarım kalmıştı.

 

O geçmişi değiştirmeye imkân yoktu.

 

Ancak tam da bu yüzden o kin hiç küllenmemiş, her geçen gün daha da bilenmişti.

 

En azından Chabashira-sensei’nin bunun pişmanlığını ömrü boyunca yaşamasını istiyordu.

 

Ne şekilde olursa olsun onun A Sınıfından mezun vermesini kabullenemeyişinin sebebi buydu.

 

Chabashira-sensei geçmişi asla unutmayacağını söylese bile bu Hoshinomiya-sensei’yi tatmin etmeyecekti.

 

Zira bu sadece Chabashira-sensei’nin meselesi değildi.

 

Hoshinomiya-sensei de geçmişin tutsağı olmuştu.

 

Öğrencilerinin A Sınıfına ulaşmasına engel olarak Chabashira-sensei’nin içindeki suçluluk duygusunu sürekli diri tutmak istiyordu.

 

Eğer Chabashira-sensei A Sınıfından mezun vermeyi başarırsa, Hoshinomiya-sensei geçmişle başa çıkabilmesinin tek yolunu elinden kaçırmış olacaktı.

 

“O raddeye kadar düşüneceğini… Yok, sanırım bu çok doğal… Hiçbir mazeretim yok.”

 

“Aynen öyle, kendini savunacak yüzün yok. Anlıyorsun değil mi? İğrenç bir kadınım ben. Ama bu sorun değil, bana böyle denmesine alışığım. En başından beri böyle yaşadım ve benden hazzetmeyenlerde benden ölesiye nefret etti. Bunu gayet iyi biliyorsun, değil mi Sae-chan? Lise birden beri beraberiz sonuçta.”

 

Kendini olduğu gibi kabullenip her şeyi göze almak—kendi içinde başlı başına güçlü bir yaşam biçimiydi.

 

Bu şekilde yaşayabileceğinden emin olduğu içindir ki sitemlerini ve öfkesini böylesine pervasızca haykırabiliyordu.

 

“Durmamı istiyorsan, A Sınıfına ulaşma hayalinden vazgeç.”

 

“Bunu yapmama imkân yok. Öğretmenlerin kendi öğrencilerinin önünü tıkaması—”

 

“Pekala yapabilirsin. Ne de olsa eskiden tam olarak öyle biriydin. Öğrencilerinin sevmediği, soğuk bir sınıf öğretmeniydin. Şimdi de sadece öyle davransan bile bana faydası dokunabilir.”

 

Hakikaten de okula ilk girdiğimiz zamanki Chabashira-sensei ile şimdiki Chabashira-sensei birbirinden tamamen farklıydı.

 

İlk karşılaştığımızda takındığı o kişiliğin, geçmişindeki günahlar yüzünden gerçek hislerini dışa vuramayan sahte bir maskeden ibaret olduğu açıktı.

 

Bir öğretmenin sınıfıyla layıkıyla yüzleşip yüzleşmediği, öğrencilerin gelişimi için mühim bir etkendi.

 

İleride A Sınıfı için rekabet kızıştıkça, sonucu belirleyecek olan şey bu olabilirdi.

 

“Ben…”

 

“Tereddüt etme. Hemen şimdi eskisi gibi soğuk biri olacağına dair bana söz ver. Bunu yapamıyorsan da bir daha asla işime burnunu sokma.”

 

“Fakat biz müdahale etmezsek, fark ettiğimiz her kural ihlalini üst yönetime bildiririz. Sınıf öğretmenliği görevinden alınabileceğini biliyorsun, değil mi?”

 

Sakagami-sensei’nin durumu görmezden gelmeyeceklerini belirten sözleri Hoshinomiya-sensei’nin gözünü korkutmuş gibi görünmüyordu.

 

“Fark etmez. Elbette kural falan çiğneyecek değilim. Ancak kendi yöntemlerimle sonuna kadar mücadele edeceğim ve şayet bir usulsüzlük ortaya çıkarsa da kovulmaya razıyım.”

 

Bu bir tehdit değildi.

 

Muhtemelen içinden geçen gerçek hisleriydi.

 

Bunun ardında birkaç neden tahmin edebiliyordum.

 

Her şeyden önce, Hoshinomiya-sensei öğretmenlik mesleğine dişini tırnağına takıp sarılmayı şart görmüyordu.

 

Öğretmenliğe devam etmesinin yegâne sebebi Chabashira-sensei’ye köstek olmaktı ve bunu başarabildiği takdirde kovulmak onun için dert değildi.

 

Bu da riski göze alabileceği anlamına geliyordu.

 

“Anlıyorum. Ciddi anlamda kararlı görünüyorsun ama… anlamadığım bir şey var. Durumunu artık bildiğimize göre, göz göre göre yapacağın herhangi bir usulsüzlük anında fark edilecektir. Bir başka deyişle, pervasızca hareket etsen bile bunun sorumlu olduğun sınıfa bir fayda sağlama ihtimali yok denecek kadar az. Dahası, sınıf öğretmeninin usulsüzlük yaptığı duyulursa bu durum hiç şüphesiz öğrencile—! Anladım…”

 

Sakagami-sensei şüphelerini dile getirirken Hoshinomiya-sensei’nin duruşunu da kavramış oldu.

 

En ideali, yakalanmadan birtakım usulsüz yollarla sınıfına yardım etmekti fakat bu mümkün değilse de ortalığı ateşe verip gitmeye dünden razıydı.

 

Usulsüzlüğe karışıp sınıf öğretmenliğinden el çektirilirse Ichinose’nin sınıfının yükselme ihtimali yok olurdu fakat aynı zamanda Chabashira-sensei’nin omuzlarına yepyeni, kahredici bir suçluluk duygusu binerdi.

 

Bu da Horikita’nın sınıfını olumsuz etkileyebilirdi.

 

Nitekim sadece bu konuşmayı yapmak bile Chabashira-sensei’nin üzerinde şimdiden ciddi bir psikolojik baskı yaratıyordu.

 

“Chie…”

 

“Seni asla kabullenmeyeceğim.”

 

Görünüşe göre Hoshinomiya-sensei’nin kararlılığı düşündüğümüzden çok daha kuvvetliydi.

 

Yarım yamalak tedbirlerle bu kararlılığı sarsmaya ya da fikrini değiştirmesini sağlamaya imkân yoktu.

 

“Chabashira-sensei, Hoshinomiya-sensei’ye biraz daha zaman tanımaya ne dersiniz?”

 

Araya girmeden çoğunlukla dinlemekle yetinen Mashima-sensei bu teklifte bulundu.

 

Saygılı ve mesafeli bir hitap tarzı kullanarak sadece eski bir okul arkadaşı olarak değil, bir sınıfın sorumluluğunu taşıyan bir öğretmen olarak düşündüğünü belli etti.

 

“…Zaman tanımak mı…?”

 

“Evet. İster Hoshinomiya-sensei kararını hemen versin ister siz bakış açınızı değiştirin, burada kesin bir sonuca varma zorunluluğumuz yok. Elbette tatlıya bağlayabilseydik en iyisi olurdu fakat mevcut şartlar altında bu zor görünüyor. Ne var ki şansımıza şu an bahar tatilindeyiz. Zihinleri toparlamak ve sakinleşmek için yeterli vakit var. Bu süreçte üçüncü bir seçenek de belirebilir.”

 

Nafile bir çaba olsa dahi mevzuyu yeni dönem başlayana kadar ertelemek kötü bir fikir değildi.

 

Aksine, işi yokuşa sürüp geri dönüşü olmayan bir çıkmaza girmek elimizi kolumuzu tamamen bağlardı.

 

Aklından geçen buydu.

 

“Bir öğrenci olarak fikir beyan etmem hadsizlik sayılabilir belki ama ben de Mashima-sensei’ye katılıyorum.”

 

Hoshinomiya-sensei’nin pervasızca hareket etmeye yeltenip yeltenmeyeceğini önceden sezebilecek üç öğretmenin varlığını sağlamıştık.

 

Bugünlük bu kadarı yeterliydi.

 

“Zaman tanısanız bile fikrim değişmeyecek.”

 

“Fikrinin değişmeyeceğine kanaat getirebilirsin, buna bir şey diyemem ancak lütfen herkesin gözü önünde bu meseleyi şimdilik askıya al. Nereden bakılırsa bakılsın bu herkesin yararına olacaktır. Haksız mıyım?”

 

Olayın baş aktörleri için de Mashima-sensei için de ve elbette durumdan en çok etkilenecek öğrenciler için de meselenin askıya alınması memnuniyet vericiydi.

 

“Pekala, hepsi bu kadarsa…”

 

“O halde konuşmamız bitmiştir. Burada dağılalım.”

 

Sakagami-sensei öne düşüp kapıya doğru yöneldi.

 

Toplantının sona ermesiyle birlikte odadan ayrıldık.

 

Mashima-sensei muhtemelen Akiyama-san meselesini öğrenmek istiyordu fakat ortamın havası gereği konuyu açmak zordu.

 

Ona başka bir gün anlatmaya karar verdim.

 

Aynı katta kaldıkları için Sakagami-sensei vakit kaybetmeden Mashima-sensei’nin yanından ayrıldı, ben de asansöre bindim.

 

Birinci katın düğmesine bastım, Chabashira-sensei de peşimden bindi.

 

“Bana güvenip danışmana rağmen daha fazla yardımcı olamadığım için kusura bakma.”

 

“Öyle düşünmeyin. Çok büyük yardımı dokundu.”

 

“Hemen çözemedim belki ama gelip bana anlatma cesaretini gösterdiğin için sana canıgönülden minnettarım.”

 

Chabashira-sensei kendini gülümsemeye zorladı fakat hem ruhen hem de bedenen tükendiği her halinden belliydi.

 

“Bu konuşmanın bize çıkış yolunu gösterdiğine inanıyorum.”

 

“…Çıkış yolu mu?”

 

Ne demek istediğimi kavrayamayarak şüphe dolu gözlerle baktı.

 

“Hoshinomiya-sensei’yi düşündüğünüz için onu öğretmenlikten edecek bir hamle yapacağınızı sanmıyorum ancak lütfen dik durun. Oybirliği özel sınavıyla geçmişini ardında bırakmış bir öğretmen olarak yeni döneme başlamak çok önemli.”

 

“Orası… Şey, evet ama—”

 

Asansör zemin kata ulaştı ve kapılar açıldı.

 

Dışarı adım atarken içeride kalan Chabashira-sensei’ye doğru döndüm.

 

“Endişelenmeyin. Bahar tatili bitmeden Hoshinomiya-sensei’nin fikrini değiştireceğim.”

 

Bunu söylemek için öne çıktığım sırada Chabashira-sensei aceleyle dışarı fırlamaya yeltenince onu durdurdum.

 

“Değiştirecek misin…? Neden bahsediyorsun sen—”

 

Bir öğretmenin nazarında ben yalnızca eski bir kan davasının ortasında kalmış bir öğrenciydim.

 

Bunun sıradan bir öğrencinin altından kalkabileceği bir mesele olmadığını düşünüyordu muhtemelen.

 

Fakat gerçek bambaşkaydı.

 

Hoshinomiya-sensei’nin meselesi aslında gayet basitti ve çözümü de bir o kadar aşikârdı.

 

Chabashira-sensei, Mashima-sensei veya Sakagami-sensei’yi işin içine hiç karıştırmadan dahi bu işi çözmek mümkündü.

 

Ne var ki sadece bu kadarı yetersiz kalacağı için süreci kasten bu yoldan işletmiştim.

 

“Bahar tatili bitmeden, kesinlikle. Neyse, bugünlük bana müsaade.”

 

Kapı kapandı.

 

“Sen—! Sahiden nesin böyle…”

 

Kapı kapandıktan sonra bile Chabashira-sensei’nin o şaşkın silüeti bir süre aklımdan çıkmadı.

Çevirmen:ayanokojiayniben
İnstagram:@turkcelightnovels
Yorum yapmayı, instagramdan bizi takip etmeyi, discord sunucumuza gelmeyi ve de en önemlisi kendinize iyi bakmayı unutmayın. Sonraki bölümlerde görüşürüzz!

Prev
Next

Comments for chapter "   Cilt 23.5 - Bölüm 11"

4.3 81 votes
Article Rating
Subscribe
Login
Bildir
guest

guest

2 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Lustoria
Lustoria
5 gün önce

Napacak acaba feci meraklandık

0
Yanıtla
Sergensx
Sergensx
7 gün önce

Elcağızlarınıza sağlık

0
Yanıtla

YOU MAY ALSO LIKE

file_00000000f420624387084825e84ec4aa
After The Big Bang
25 Haziran 2025
120371l
The Angel Next Door Spoils Me Rotten
28 Mayıs 2024
promotion poster- our second master
Our Second Master
19 Eylül 2022
81JH00QkazL._AC_UF894,1000_QL80_
Tavşan Kostümlü Senpai’m
30 Ağustos 2026
Tags:
clasroom of the elite oku, elitler sınıfı oku, light novel türkçe, youkoso jitsuryoku oku, Youkoso Jitsuryoku türkçe oku
  • Ana sayfa

TurkceLightNovels

Sign in

Lost your password?

← Back to Türkçe Light Novel

Sign Up

Register For This Site.

Log in | Lost your password?

← Back to Türkçe Light Novel

Lost your password?

Please enter your username or email address. You will receive a link to create a new password via email.

← Back to Türkçe Light Novel

wpDiscuz