Elitler Sınıfı - Cilt 23.5 - Bölüm 12
Cilt 23.5 – Bölüm 12 – Son Sayfalar
Oldukça önemli bir gün olan 30 Mart gelip çatmıştı.
Bu gün aynı zamanda Kei ile sözleştiğimiz randevu günüydü.
Birlikte onun izlemek istediği filme gidecektik.
Telefonumdan belirli birinin mesajının okunup okunmadığını kontrol ettikten sonra Kei’nin mesajını açtım.
Ardından önceki yazışmalarımıza doğru yukarı kaydırdım.
[“30 Mart için istediğin koltukları ayırtmayı başardım. Sabah 10.00 civarı uygun mu?”]
Gönderdiğim mesaj buydu.
[“Tabii ki! Dört gözle bekliyorum!”]
Ne dolaplar döndürdüğümden bihaber olan Kei’den gelen o masum mesaj hâlâ öylece duruyordu.
Filmin kendisi aslında biraz daha önce, ayın 26’sında vizyona girmişti fakat Yıl Sonu Özel Sınavı, Hoshinomiya-sensei meselesi ve kendi kişisel düşüncelerim yüzünden randevuyu biraz ertelemiştim.
Sabahın erken saatlerinden beri açık olan televizyonda uzun sabah haberleri bülteni sona ermiş, ekranda bir karakter taş-kağıt-makas oynuyordu.
Göz ucuyla ekrana baktım ve hemen ardından izleyeceğimiz filmin reklamı dönmeye başladı.
Bugün bu reklama üçüncü kez denk geliyordum.
Filme harcanan emek bir nebze olsun kendini belli ediyordu.
Kei’nin istediği yerler önden beşinci sırada—tam ortadaki iki koltuktu.
Ne çok yakın ne de çok uzak olması rahat hissettirirdi; filmleri salonun tam ortasından izlemeyi seviyordu.
Yurttan beraber çıksaydık işler daha pratik olurdu fakat randevu havasını doyasıya yaşamak isteyen Kei, bilhassa sinemanın önünde buluşmayı rica etmişti.
Genç kız kalbi dedikleri şey bu mu oluyordu?
Normal şartlarda bir çift için sıradan bir güne kıyasla biraz daha fazla mutluluk getirecek bir gündü bu.
Bugün, filmi izledikten sonra Kei’ye veda edecektim.
Bir yıl önce Karuizawa Kei ile çıkmaya başladığımdan beri planlanan şey buydu.
Ortaokulda maruz kaldığı ağır zorbalık, hayatının üzerine devasa bir gölge düşürmüştü.
Yetişkinlerin aksine öğrenciler, okul denen o küçücük dünyanın içinde hayatta kalmak zorundaydı.
Doğrusunu söylemek gerekirse kaçmak her zaman bir seçenekti fakat herkes bu tercihi yapamazdı.
Pek çoğu yalnızlıkla, çaresizlikle yüzleşip mücadeleye devam etmek zorundaydı.
Çetin bir geçmişe sahip olan Kei, liseye adım atar atmaz yaşam tarzını değiştirmişti.
Aynı hataları tekrarlamamak adına kafa yorarak hayatta kalma içgüdülerini bilemişti.
Hayatta kalabilmek, daha cüsseli ve daha güçlü görünebilmek için güçlü bir bireye asalak gibi yapışmıştı.
Sınıf hiyerarşisinde hızla saygın bir konuma yükselen Hirata Yōsuke’yi kendine konak seçmişti.
Bir parazit için konağın varlığı hayati önem taşırdı.
Potansiyel konak ne kadar güçlü olursa olsun, bir asalağın kendisine tutunmasına izin vermediği takdirde adaylıktan elenirdi.
Yōsuke’nin insanları kurtarmak zorunda hisseden takıntılı bir kişiliğe sahip olması bir tesadüftü fakat Kei için biçilmiş kaftandı.
Ne var ki Ryūen’in sınıfından Manabe, Yabu, Yamashita ve Morofuji onun geçmişte gördüğü zorbalığı öğrenince Kei yeni bir sınavla karşı karşıya kalmıştı.
Kendi haline bırakılsaydı Kei muhtemelen yeniden karanlığa gömülecekti fakat ben elimi uzatıp onu çekip çıkarmayı başarmıştım.
Risklerine rağmen bu kez de bana yapışmayı başarmıştı.
Daha doğrusu, bana yapışması için ona bizzat yol göstermiştim.
Horikita’nın sınıfındaki sosyal hiyerarşinin zirvesinde yer alan Kei’yi parmağımda oynatabilmek, gelecekteki okul hayatımın pek çok alanında işime yarayacaktı.
Ancak okuldaki günlük yaşantım zamanla düşüncelerimde değişimlere yol açtı.
Mesele sadece etrafımdakileri kullanmaktan ibaret olmaktan çıkmış, bu süreçte öğrencilerin gelişimine önayak olmayı da düşünmeye başlamıştım.
Yalnızca Horikita ve Yōsuke gibi sınıf arkadaşlarımın değil; Ryūen ve Ichinose gibi diğer sınıfların öğrencilerinin de.
Ve Kei de onlardan yalnızca biriydi.
Hayatta kalmanın tek yolu parazitlik değildir.
Zincirlerini kırıp tek başına ayakta durabilirsen, bir insan olarak muazzam bir olgunluğa erişebilirdiniz.
Karşılıklı fayda herkes için gün gibi ortadaydı.
Kei’ye büyüme fırsatı sunmamın karşılığında ben de ondan bir şeyler öğrenecektim.
Karşı cinsi anlamak, aşkı tatmak ve ardından ayrılığı tatmak da buna dahildi.
Okuduğum aşk kitabının son sayfalarına yaklaşmıştım.
Elbette birine yapışık yaşadığı müddetçe güvende olan Kei için bu istenmeyen bir lütuf olabilirdi.
Konağından zorla sökülüp atıldıktan sonra hayatta kalabileceğinin hiçbir garantisi yoktu.
Gelecek öngörülebilirdi fakat mutlak değildi.
Nihai kararı verip veremeyeceği kişinin kendisine bağlıydı.
Başarısız olursan, başarısız olurdun.
Kei’de potansiyel vardı fakat kendi başına çiçek açamazdı.
Hepsi bundan ibaretti.
Okula gelmeyi mi bırakırdı, kendi isteğiyle ayrılmayı mı seçerdi yoksa dünyaya tamamen küser miydi?
Akla gelebilecek pek çok acımasız son vardı fakat yine de yapacağı her bir tercihi merak ediyordum.
Ölüm ya da kalım.
Bugün, Kei’nin hayatta kalma savaşı başlayacaktı.
Kapıya doğru yönelmeye yeltendiğimde ilk adımı atamadım.
Düşüncelerimin arasına yabancı bir şey karışmıştı.
“Sadece—”
Evet, yine de hiçbir şey düşünmüyor değildim.
Bu bir yıllık aşkın uzun süreci beklenmedik bir yan ürün vermişti.
Karuizawa Kei’den ayrılmak konusunda tanımlayamadığım bir hisse kapılabilirdim.
Sevgili olarak geçirilen o vakit… yepyeni bir şeye evrilebilir miydi?
Hiçbir şey hissetmeyeceğime dair kuvvetli bir önsezim olmasına rağmen yine de bunu umuyordum.
Belki de tam son anda, o kişinin karşısında dikilirken bir şeyler değişirdi.
Hayır, hatta değişmesini bizzat istiyordum.
Kendi düşüncelerime ve gelecek tahminlerime direnme yönünde içimde kuvvetli bir arzu vardı.
Geleceğe dair her şey taşa kazınmış değildi.
Kei’ye sahiden veda edebilecek miydim?
Edebileceğimden emin olmama rağmen, tereddüde düşüp ardından ona sarılma ihtimalim hiç mi yoktu?
Umuyordum…
İçimde hesap kitapla açıklanamayacak duyguların var olduğunu umuyordum.
Son gün olmasına karar verdiğim bugünde, şu anda bile bunun için dua ediyordum.
Duraksadığım o adımı atıp randevuya geç kalmamak adına odadan ayrıldım.
Çevirmen: ayanokojiayniben
Diğer serilerimize de bi göz atın derim.
Yorum yapmayı, instagramdan bizi takip etmeyi, discord sunucumuza gelmeyi ve de en önemlisi kendinize iyi bakmayı unutmayın. Sonraki bölümlerde görüşürüzz!
Hissedeceksen de Kei için hissetme be ayanokoji. En zayıf kadın karakterlerden birisi.