Türkçe Light Novel

deneme bonusu veren siteler
deneme bonusu veren siteler 2025
deneme bonusu veren siteler yeni
deneme bonusu

  • Seri Listesi
  • Blog
  • Discord
Sign in Sign up
  • Seri Listesi
  • Blog
  • Discord
  • Isekai
  • Aksiyon
  • Fantastik
  • Seinen
  • Macera
  • Yaşamdan Kesitler
  • Harem
  • Romantik
  • Psikolojik
  • Okul Hayatı
  • Komedi
Sign in Sign up
SON EKLENEN BÖLÜMLER

Elitler Sınıfı

10 Eylül 2026
   Cilt 23.5 - Bölüm 34    Cilt 23.5 - Bölüm 33

Tavşan Kostümlü Senpai’m

30 Ağustos 2026
Bölüm 5 Bölüm 4

Fate/Zero

30 Ağustos 2026
Bölüm 1-Kotomine Kirei Bölüm 0.5-Prolog

Eczacı Günceleri

3 Ağustos 2026
3. Bölüm - Jinshi 2. Bölüm - İki Gözde Eş

deneme 1

2 Temmuz 2026
bolum 1- deneme

Elitler Sınıfı -    Cilt 23.5 - Bölüm 30

  1. Home
  2. Elitler Sınıfı
  3.    Cilt 23.5 - Bölüm 30 - Sahiden de Ichinose miydi?
Prev
Next

Cilt 23.5 – Bölüm 30 – Sahiden de Ichinose miydi?

O yağmurlu gecenin üzerinden birkaç gün geçtikten sonra Ayanokōji ve Ichinose, aralarındaki mesafeyi ciddi şekilde kapatmaya söz vermişlerdi.

Nisan ayının başında, bahar tatili artık sonuna yaklaşırken, Ichinose’nin sınıfından altı öğrenci Keyaki AVM’deki bir kafenin girişinde yüzlerinde asık ifadelerle toplanmıştı.

Kimseyle görüşmeyi ya da iletişim kurmayı reddedip odasına kapanan Ichinose, beklenmedik bir anda geri döndüğünü bildiren bir mesaj atmıştı.

Bütün sınıfın yer aldığı ortak sohbet grubuna gönderilen bu mesaja, onun kendini toparlamasını dört gözle bekleyen sınıf arkadaşları vakit kaybetmeden samimi yanıtlar yazmışlardı.

Ichinose önce hiçbir mesaja dönemediği için özür dilemişti, ardından bundan sonraki taktiklerine dair düşüncelerini toparladığını ve bunları tartışmak istediğini belirtmişti.

Pek çok öğrenci bu buluşmaya katılmak istememişti fakat Kanzaki duruma müdahale etmişti.

Her şeyi tam olarak kavramanın zor olduğu mevcut durumu göz önünde bulundurarak, meseleyi daha küçük bir grupla tartışmanın daha iyi olacağını öne sürmüştü.

Ardından katılımcıları bizzat Kanzaki seçti ve Ichinose dahil hiç kimse buna itiraz etmedi.

İyisiyle kötüsüyle sınıf bu öneriyi tereddütsüz kabul etmişti.

Kanzaki’nin çağırdığı isimler Shibata, Hamaguchi, Amikura, Himeno, Shiranami ve Norihito’ydu.

Ichinose ile birlikte toplam yedi kişiyi bulan bu seçilim, sınıftaki diğer bazı kişilerin rahatsızlık duymasına yol açmıştı; neden bu isimlerin seçildiğini anlayamamışlardı.

Kimi kilit isimler dahil edilmiş olsa da bazı isimler kafada soru işaretleri bırakıyordu.

Bu, Kanzaki’nin niyetini belli etmemek adına bir yandan Ichinose’ye yakın kişileri seçerken, diğer yandan kendi görüşlerine katılan Hamaguchi ve Himeno’yu araya serpiştirdiği kurnazca bir seçimdi.

Tartışma bir şekilde çoğunluk oylamasına dönse bile Kanzaki, kendi fikirleri lehine en az üç oy çıkarabileceğinden emindi.

Ichinose’nin şu an ne durumda olduğu bilinmediğinden, Kanzaki duruma her açıdan tam hazırlıklı yaklaşmaya niyetliydi.

Kanzaki yolda Shibata ile buluşup kafeye birlikte vardı.

“Shibata-kun, Kanzaki-kun, günaydın.”

Amikura gerek okulda gerek tatil günlerinde Ichinose ile sıkça vakit geçiren biriydi; onun en yakın dostu sayılırdı.

İlk gelen oydu ve yanlarına katıldıklarında ikisini de selamladı.

“Selam Amikura, günaydın. İnsanın içi rahatlıyor, değil mi? Ichinose sonunda bizimle iletişime geçti.”

 

“Evet ya, hakikaten öyle. Mesajı gördüğümde neredeyse ağlayacaktım.”

 

Yıl Sonu Özel Sınavı’nı kaybettiği andan bugüne dek Ichinose kimseyle görüşmemişti.

Bizzat odasına gitmeyi deneyen en yakın dostu Amikura bile kapıdan çevrilmiş, görüşmeleri imkânsız hale gelmişti.

Herkes mesajlarla ona moral vermeyi sürdürmüştü fakat Amikura bunun ters tepip tepmediğini, Ichinose’nin toparlanmasına yardım edecek daha iyi bir yol olup olmadığını sorgulasa da bir türlü çözüm bulamamıştı.

 

“Ama henüz yüzünü görmüş değiliz, o yüzden hemen içimiz rahat edemez… Görünüşe göre veli toplantısına katılmış ama herkesin karşısına çıkabilecek mi ki? Honami-chan iyi olacak, değil mi…?”

 

Amikura bu toplanmanın hiçbir sonuç vermeden dağılmasından endişeleniyordu.

Yıl Sonu Özel Sınavı’ndaki yenilginin faturasını Ichinose’nin tek başına üstlendiği o anlar hâlâ hafızalarda tazeydi.

 

“Yok, gelecektir. Ichinose o kadar sorumsuz biri değil.”

 

Shibata hiç tereddüt etmeden, kendinden emin bir şekilde yanıtladı.

 

“Doğru gerçi ama yine de… pek dışarı çıkmadı ki.”

 

Herkesin yüzüne bakacak cesareti bulamamış olması anlaşılır bir durumdu, bu yüzden Shibata peşinen onu savundu.

 

“Şayet durum öyleyse biraz daha anlayışlı yaklaşmalıyız.”

 

“Öyle kolayca çözülecek bir mesele değil bu.”

 

Amikura ve Shibata’nın bu iyimser yorumlarının hemen ardından Kanzaki öfkeyle araya girdi.

 

“Ne demek istiyorsun yani?”

 

“Yıl Sonu Özel Sınavı’ndaki mağlubiyetimiz sınıfımızın tabutuna çakılan son çivi oldu. Aradan iki haftadan fazla zaman geçti ve ortaya tek bir yeni strateji bile koyamadık. Artık bir saniye bile kaybetmeye lüksümüz yok.”

 

Kanzaki, sınıf arkadaşlarını çağırdıktan sonra Ichinose’nin yüzünü gösterememesinin büyük bir sorun teşkil edeceğini vurguluyordu.

 

“Kaybetmemiz sadece Ichinose’nin suçu değil. Sen de temsilciydin ve sen de kaybettin; biz katılımcılar da daha fazla katkı sağlayabilirdik. Bu bütün sınıfın sorumluluğu.”

 

“Mesele sorumluluğun kimde olduğu değil. Bundan sonra ne yapacağımızı tartışmak için bile fazlasıyla geç kaldığımızı söylüyorum.”

 

Bahar tatili neredeyse bitmişti ve çok yakında üçüncü sınıf olacaklardı.

Onlar konuştukça hazırlanmak için kalan zaman eriyip gidiyordu.

 

“Ne demek ne yapacağız? Eskisinden çok daha fazla kenetlenip canla başla çalışmamız gerek, hepsi bu.”

 

“Değil işte… bizim sınıfın artık kazanma şansı kalmadı.”

 

Kanzaki, Shibata ve diğerlerinin sert tepkisiyle karşılaşmayı göze alarak konuşmuştu.

Elbette Shibata başta olmak üzere diğer pek çok kişi onun bu aciz ve kötümser çıkışını hiç hoş karşılamadı.

 

“Sen ne saçmalıyorsun Kanzaki? Öyle bir şey yok.”

 

“Shibata, durumu hâlâ göremiyor musun sen?”

 

“Hey, durun bakalım ikiniz de, azıcık sakin olun. Bakın, Norihito-kunlar geldi.”

 

Amikura, Norihito’nun neşeyle el salladığı yönü işaret etti.

Ardından Himeno, Hamaguchi ve Shiranami de onlara katıldı; gereken yedi kişi tamamlanınca kafeye geçtiler.

 

“Az önceki yaygara da neydi?”

 

Masaya oturur oturmaz Norihito, az önce birbirlerine ters ters bakan Kanzaki ve Shibata’ya bu tavırlarının sebebini sordu.

 

“Kanzaki durumu anlayamadığımı söylüyordu.”

 

“Durumu anlayamadığını?”

 

Bunun üzerine Kanzaki, önümüzdeki yıl boyunca sınıflarının nasıl bir yol izlemesi gerektiğine dair tezini bir kez daha yineledi.

“Gerçeklerle yüzleş artık Shibata. Sınıf öğretmenimiz Hoshinomiya-sensei bile benzer şeyler söyledi.”

 

“Asıl gerçekleri görmeyen sensin. Önümüzde koca bir yıl var daha. Tıpkı Horikita’nın sınıfının Sınıf Puanı biriktirdiği gibi biz de benzer bir şey yapmalıyız.”

 

Vazgeçmeye hiç niyeti olmayan Shibata, havlu atmayı öneren Kanzaki’ye sertçe karşı çıkıyordu.

Norihito ve diğerleri tartıştıkları mevzunun ne olduğunu gayet iyi kavramış gibiydi.

 

“O puanların nasıl topladığını hiç analiz ettin mi peki? Ortalamanın altında bir sürü öğrencileri var  , bu doğru ama aynı zamanda olağanüstü yeteneklere sahip kişilere de sahipler. Gel gör ki ıssız ada sınavında tek başına savaşıp birinci olabilecek bir Kōenji yok bizim aramızda.”

 

“O da—”

 

Kanzaki bastırmaya devam etti.

Bahar tatili boyunca içinde biriken tüm öfkeyi ve hırsı kusuyor gibiydi.

 

“Yıl Sonu Özel Sınavı’nda Ichinose’nin elini kolunu bağlayıp onu tamamen saf dışı bırakan Ayanokōji gibi biri de yok elimizde. Kazanmamıza imkân yok.”

 

“Dur bir dakika, Kōenji meselesi doğru olabilir ama Ayanokōji sadece şanslı günündeydi belki de. Sınavın ayrıntılarını bile bilmiyoruz henüz.”

 

“…At gözlüklerinizi çıkaramadığınız için durumumuz umutsuz zaten.”

 

Shibata’nın bu kafa yapısına duyduğu öfkeyi gizleyemeyen Kanzaki, cevap verilmesine fırsat tanımadan sesini yükseltti.

 

“Sınıfımız zaten batıyor. Artık aramızdan kaç kişiyi kurtarabileceğimize odaklanmalıyız.”

 

“Bir dakika Kanzaki-kun, bu kadarı da biraz fazla artık…!”

 

Bir noktaya kadar sessizce dinleyip konuşulanları sineye çeken Amikura, daha fazla dayanamayıp araya girmek zorunda kaldı.

“Fazla falan değil. Gerçeğin ta kendisi.”

 

“Dediğin gibi batan bir gemide olsak bile, arkamızda tek bir kişiyi bile bırakmadan el birliğiyle suyu tahliye edip yeniden su yüzüne çıkmayı hedeflememiz için tam da bu bir sebep işte!”

 

“Şey, Shibata-kun… Sahiden yapabilir miyiz bunu…?”

 

“Ha?”

 

Kanzaki ile tartışan Shibata’ya karşı, her ne kadar çekingen biri olsa da, söze giren isim Himeno oldu.

 

“Bu noktadan sonra A Sınıfına yükselmek hiç kolay değil…”

 

“Kolay olmadığını ben de biliyorum. Tam da bu yüzden bir sınıf olarak kenetlenmemiz gerek ya. Kanzaki gibi sürekli karalar bağlarsak işleri asla tersine çeviremeyiz.”

 

Shibata her zaman olaylara olumlu yaklaşmaya çalışırdı.

Kanzaki ise tam tersine, hep en kötüsünü düşünmeye meyilliydi.

Görüşlerinin uyuşmaması kaçınılmazdı.

 

“Yeter artık. Bu laflarla bir yere varamayız.”

 

Karşısındakinin bu pollyannacı tavıra daha fazla katlanamayacağına kanaat getiren Kanzaki, konuşmayı kestirip atmaya yeltendi.

 

“Ne yani, tartışmayı burada kesmek mi istiyorsun? Ben bunu sonuna kadar tartışmaya dünden razıyım.”

 

“Kendi duymak istediğin cevap dışındaki hiçbir şeyi kabul etmeye yanaşmazken bu tartışmanın zerre anlamı yok. Bu aşırı iyimser tavrın dışarıdan hiç de hoş görünmüyor.”

 

“Yok yok, iyimserlik falan değil bu. Harbi diyorum Kanzaki, sen kafayı fazla olumsuza takmışsın.”

 

“Bunun yerine artık gerçeklere gözünü açtığını duymayı tercih ederdim. En başta zate—”

 

İkili taban tabana zıt görüşleriyle çarpışmaya devam ederken aralarına aniden bir gölge düştü.

 

“Hop hop ikiniz de durun bakalım. Kavga etmek hiç hoş değil, anlaştık mı?”

 

Hararetli fikir ayrılığının tam ortasında, dört gözle beklenen o öğrenci ansızın çıkagelmişti.

Az önce Kanzaki’ye ters ters bakan Shibata şaşkınlıktan ağzını açık bıraktı.

“…Ichinose. Geldin demek.”

 

Kanzaki onun sahiden gelip gelmeyeceğinden yarı yarıya şüphe ediyordu.

Shiranami ise neredeyse ağlamaklı bir halde, endişeyle bakıyordu.

 

“İyi misin? Honami-chan…”

 

“İyiyim. Hepinizi endişelendirdiğim için özür dilerim. Artık gayet iyiyim.”

 

Sınıf arkadaşları, sözleri her ne kadar olumlu tınlarsa tınlasın, bunun yalnızca güçlü görünmek için takınılan sahte bir maskeden ibaret olmasından endişeleniyordu.

Ne var ki bu tür endişelere rağmen karşılarına çıkan Ichinose sahiden de gayet iyi görünüyordu.

Bilhassa Ichinose’nin elini omzunda hisseden Shibata, gözlerindeki ışıltının eskisinden bile daha canlı olduğunu fark etmişti.

 

“İyisin yani Ichinose… Çok sevindim hakikaten…”

 

Kokusu burnuna ulaştığında Shibata’nın yanakları kızardı ve istemsizce cevap verdi.

 

“Seni çok endişelendirdim, değil mi?”

 

“Yok, hiç de bile. Ben senin iyi olacağına hep inandım zaten… haha.”

Şimdiye dek gördüğü Ichinose’den çok daha olgun bir auranın etkisinde kalan Shibata, bu kadar yakından süzülmekten utanıp istemsizce gözlerini kaçırdı.

Eli omzundan yavaşça ayrılan Ichinose oradakilere döndü.

 

“Şimdiye kadar düzgün bir geri dönüş yapamadığım için hepinizden çok özür dilerim, millet.”

 

“Sorun değil hiç… ama sahiden iyi misin şimdi?”

 

Amikura bunu sorarken Shiranami de endişesini belli ederek peş peşe başını salladı.

 

“İyiyim. Ama şey… Madem buradayız, her şeyi etraflıca konuşmak istiyorum.”

 

Ichinose tatlı bir tebessümle Amikura ve Shiranami arasındaki boş sandalyeye oturdu.

Ardından bakışlar ister istemez Ichinose’ye çevrildi.

Yüzündeki bu tebessümün sırf göstermelik olup olmadığını, Yıl Sonu Özel Sınavı’ndan kalan yaraların ne kadarının hâlâ sürdüğünü ve en önemlisi de bundan sonra ne olacağını merak ediyorlardı.

Soğuk algınlığı bahanesiyle okula ara vermeden hemen önce Ichinose, sınıf liderliğinden çekilebileceğinin sinyallerini vermişti.

Hoshinomiya lafını tamamlamadan onu durdurmuştu gerçi ama tam o anda istifasını verseydi kimse şaşırmazdı—herkes bunu derinden hissetmişti.

 

“…Şey, Honami-chan?”

 

Ichinose lafa girmeden önce Amikura daha fazla dayanamayarak aklındakileri dile dökmeye karar verdi.

 

“Evet, ne oldu?”

 

“Okulu bırakacağını söylemeyeceksin, değil mi?”

 

Sınıf liderliğini bırakıp bırakmayacağı, en yakın dostu Amikura için dert edilecek bir mesele değildi.

Ichinose omuzlarında bu kadar büyük bir baskı ve sorumluluk taşırken, şayet çekilmek isterse Amikura’nın ona engel olmaya hakkı yoktu.

Amikura için asıl önemli olan, Ichinose’nin bu okuldan nefret eder hale gelip gelmediğiydi.

Ichinose’nin sorumluluğu üstlenmek adına kendi isteğiyle okuldan ayrılacağını duyurabileceğinden korkuyordu.

 

“O konuda endişelenmene hiç gerek yok. Sakayanagi-san’ın kendi isteğiyle okuldan ayrıldığını öğrendim; bununla birlikte sınıf puanları 300 düşecek.”

 

Sınıfına yük olmaktan herkesten çok nefret eden Ichinose, Amikura’nın içini rahatlattı.

Ne var ki Ichinose’nin bu rahat tavrını gören Kanzaki, onun asıl niyetini tartmaya çalıştı.

 

“Yani sınıf puanı kaybetmeyeceğimiz garanti olsaydı, kendi isteğinle ayrılmayı düşünür müydün?”

 

“Ka-Kanzaki-kun, bu hiç de hoş bir laf değil!”

 

Kız daha yeni okulda kalacağını söylemişken, Ichinose’nin moralini yerle bir edecek bu sözler karşısında Amikura öfkelendi.

 

“Aynen öyle Kanzaki. Ağzından çıkana biraz dikkat etmelisin.”

 

Bunu gören Norihito da ona sonuna kadar hak verdi.

 

“Endişelenme Mako-chan. Kendi isteğimle ayrılmanın hiçbir cezası olmasa bile okulu bırakmayacağım.”

 

İçten içe rahatlayan Amikura derin bir nefes aldı.

 

“Peki ya sınıfın yararına olacak bir ayrılışı kabul etmeye hazır mısın? Şayet sen ayrıldığında 300 Sınıf Puanı kazanacağımız bir senaryo olsaydı ne yapardın Ichinose?”

 

Kanzaki, gerçekleşmesi imkânsız ve mantıksız bir karar üzerinden ondan laf koparmaya çalışıyordu.

 

“Şartlar farklı elbette ama şayet benim ayrılmam bu sınıftaki herkesin kesin olarak A Sınıfından mezun olmasını sağlayacak olsaydı, gözümü bile kırpmadan ayrılmayı seçerdim.”

 

“Hayır, sakın öyle bir şey yapma Honami-chan!”

 

“Tabii tabii. Ama merak etme. Gerçekte böyle bir seçim yapmak zorunda kalmayacağım zaten. Bu yüzden A Sınıfından mezun olduğumuz o ana kadar herkesin yanında savaşmaya niyetliyim.”

 

“O halde artık psikolojik olarak  tamamen toparlandığını varsayabilir miyim?”

 

Shibata hevesle öne doğru eğilerek sordu.

 

“Evet. Düşünecek vaktimin olması tüm meseleleri kafamda toparlamama yardımcı oldu. Şayet hepiniz beni hâlâ lideriniz olarak kabul ediyorsanız, sizinle birlikte yürümeye devam edeceğim.”

 

“Elbette Honami-chan! Bizim sınıfın lideri senden başkası olamaz zate—”

 

Güm.

Kanzaki elini masaya vurarak konuşmayı kesti. (ÇN: O eli kırarım ne ezik çarsın sen ya. Bunu İchinose için söylemiyorum da bi bok yapmayıp bi de artistlik taslamaya hakkın yok kimseye)

 

“O konuda peşin hüküm vermesek diyorum?”

 

Kanzaki, sevinçten havalara uçan Shibata ve Amikura’nın sözünü keserek sorgulayıcı bir tavırla araya girdi.

 

“Kusura bakmayın ama onun toparlandığına zerre inanamıyorum ben. Dün odasına kapanıp depresyona giren biriyle bugünkü arasında ne değişti sanki? Şayet bu sadece güçlü görünme çabasından ibaretse, sınıfa zarardan başka bir şey getirmez.”

 

“Hey, Kanza—”

 

Shibata aceleyle Kanzaki’yi uyarmaya yeltendi fakat Ichinose sakince onu durdurdu.

 

“Hakikaten de odama kapandığım o günler tam bir cehennem gibiydi. Yıl Sonu Özel Sınavı’nı kaybetmek sınıfa vurulmuş büyük bir darbeydi ve aslında kazanabilecek olduğumuzu hissetmek bunu çok daha acı verici hale getiriyordu. Defalarca okulu bırakmayı düşündüm. Çok acı verici ve sinir bozucuydu, defalarca ağladım ama—”

 

Ichinose kısa bir nefes aldı ve iri gözleri önce Kanzaki’ye, ardından masadaki herkese çevrildi.

 

“Eski halimden çok farklıyım artık. Tamamen ayağa kalktım.”

 

“Enerjik görünüyorsun elbette ama bunun dayanağı ne?”

 

“Söylemek zorunda mıyım?”

 

“Elbette. Yeniden ayağa kalktığını iddia ediyorsan ortada ciddi bir dönüm noktası olmuş olmalı.”

 

Bu kendi kendine öylece kabuk bağlayıp geçecek bir yara değildi, Kanzaki tam da bunu ima ediyordu.

Zamanın her şeyi çözdüğünü söyleyecek olursa bunu doğrudan bir yalan olarak kestirip atmaya kararlıydı.

 

“Aynen öyle—aklımı kurcalayan tüm şüpheler çözüme kavuştu.”

 

“Aklını kurcalayan şüpheler mi?”

 

“Evet. Bundan sonra nasıl mücadele edeceğimiz, tek bir yoldaşımızı bile kaybetmeden A Sınıfına nasıl ulaşacağımız, sınıf lideri olarak kalmamın doğru olup olmadığı… Bütün bu şüpheler tamamen dağıldı.”

 

“…Nasıl oldu bu?”

 

“Biri beni kurtardı çünkü—”

 

Biri.

Bu ifadeyi duyar duymaz masada aklına ilk Ayanokōji gelen tek kişi Kanzaki’ydi.

Ne de olsa Yıl Sonu Özel Sınavı’nda Ichinose’yi hezimete uğratan kişi bizzat Ayanokōji’ydi.

Ichinose’nin Ayanokōji’den hoşlanıyor olması ve Ayanokōji’nin onların sınıfını umursuyor gibi görünmesi artık önemsiz detaylar gibi kalıyordu.

Dolayısıyla diğer öğrenciler Ayanokōji’den ziyade öğretmenleri ya da diğer arkadaşlarını düşünmüşlerdi.

 

“Harikaymış. Kim yardım etti sana?”

 

Shibata, aklında zerre şüphe olmadan sırf meraktan sormuştu.

Sanki bu soruyu kalbine kazıyormuşçasına Ichinose günün en sıcak bakışını fırlattı.

“Ayanokōji-kun yardım etti.”

Düşündüğü ismi duyar duymaz Kanzaki derhal öfkesini dışa vurdu.

 

“Ayanokōji apaçık düşmanımız! Yıl Sonu Özel Sınavı’nda seni ezen kişi de oydu, şimdi de onun tarafından kurtarıldığını mı söylüyorsun?”

 

“Evet. Beni kurtaran kişi Ayanokōji-kun’du. Bu inkâr edilemez bir gerçek.”

 

Kanzaki derin bir nefes alarak kendini sakinleştirmeye ve öfkesinin mantığının önüne geçmesine engel olmaya çalıştı.

Kanzaki’nin kendisi de Ayanokōji tarafından birkaç kez kurtarılmıştı.

Hakikaten de müttefik olduğu sürece fazlasıyla güvenilir bir varlıktı.

Ne var ki Yıl Sonu Özel Sınavı’nda haliyle karşılarına bir düşman olarak dikilmişti.

Ve Ichinose’yi mağlup ederek bu sınıfı çaresizliğin kucağına itmişti.

Yarım yamalak bir dostluk bağının hiçbir fayda getirmeyeceğini gayet iyi biliyordu.

 

“Ayanokōji tarafından kurtarıldın demek ha? Keşke bir yalan olsaydı ama değilse bu çok büyük bir problem. Gerçekten kurtarılıp kurtarılmadığın bile şüpheli.”

Kanzaki’nin Ichinose’yi böylesine yerden yere vurması, bu noktada Shibata ve diğerlerini öfkenin de ötesinde dehşete düşürdü.

 

“Hey Kanzaki, şayet Ichinose Ayanokōji tarafından kurtarıldığını söylüyorsa en azından minnettar olmamız gerekmez mi?”

 

“Anlamıyorsunuz. Ayanokōji’nin ne kadar tehlikeli bir herif olduğundan haberiniz yok.”

 

“Ne demek tehlikeli? Ayanokōji kötü biri değil ki, haksız mıyım?”

 

Bu noktada Kanzaki, elindeki tüm bilgileri döküp dökmeme konusunda tereddüde düştü.

Saygıdeğer Ayanokōji Atsuomi’nin oğluydu.

Yetenekli olmaması imkânsızdı fakat bunu diğerlerine öylece hararetle anlatamazdı.

Bilhassa burada, tam da şu anda—

 

“Kanzaki-kun.”

 

“—Ne var?”

 

“O konuya girmeden önce, biraz beni dinleyebilir misin acaba?”

 

Sanki aklından geçenleri sezmiş gibi Ichinose’nin bu sözleri bir anlığına Kanzaki’yi bastırdı.

Ne gözdağı veriyordu ne de tehditkârdı.

Yalnızca her zamanki ses tonu ve yüz ifadesiyle nedense onun sesini kesivermişti.

“Yıl Sonu Özel Sınavı’nı kaybetme sebebim kendi zihinsel zayıflığımdı. Sınavın içeriği ya da rakibin kim olduğu fark etmeksizin en azından onlarla başa baş mücadele etmeli, hatta daha da üstüne çıkmalıydım.”

Ichinose önce sınavın sonunda yapamadığı o iç muhasebeyi yoldaşlarına anlattı.

 

“Ayanokōji-kun’a kaybettim çünkü oyunun özünü gözden kaçırdım. O sırada nasıl bir psikolojik durumda olduğumu herkesin bilmesini istiyorum.”

 

Şimdiye dek asla yüksek sesle dile getirmediği hislerdi bunlar.

 

“Ben… bir süredir Ayanokōji-kun’dan hoşlanıyorum.”

 

Ne yanakları kızarmıştı ne de paniklemişti.

En çok şaşıran Shibata oldu; ağzı bir karış açık kaldı ve söyleyecek tek bir kelime bile bulamadı.

Ichinose onun bu tepkisine zerre aldırış etmeden devam etti.

 

“O sırada Ayanokōji-kun’un beni düşündüğüne zerre şüphe duymadan inanmıştım. Fakat sınav başlar başlamaz bu salakça varsayımlarım yerle bir oldu.”

 

Okuldan atılmaların önüne geçmek adına hain haklarını kullanma teklifiyle ona yaklaşılmıştı.

Buna rıza göstererek Ayanokōji, Maezono’nun okuldan atılmasına Ichinose’yi de ortak etmişti.

Temsilciler savaşında yaşanan bu ilk itirafı sınıf arkadaşları nefeslerini tutarak dinledi.

Bu aynı zamanda Kanzaki’nin bilmelerini istediği o Ayanokōji gerçeğine de temas ediyordu.

Pek göze batmayan sıradan bir öğrenci.

Bu tamamen bir göz boyamadan ibaretti; o son derece soğukkanlı ve nokta atışı kararlar verebilen biriydi.

Ichinose onun bu üstünlüğünü Kanzaki’nin ağzından değil, bizzat kendi kelimeleriyle aktarmak istiyordu.

 

“Ayanokōji-kun sahiden… bu kadar inanılmaz bir öğrenci mi?”

 

Himeno durumu idrak etmekte zorlanıyordu; Ichinose ise sanki kendisi övülüyormuş gibi gözlerini mutlulukla kısarak ona baktı.

Himeno onun sıradan bir öğrenci olmadığını sezmişti ancak aralarındaki anlayış farkı epey büyüktü.

 

“Ben de… onu ancak o sınav sırasında gerçekten anlayabildim. Tek etken bu değildi elbette ama Ayanokōji-kun olmasaydı Horikita-san’ın sınıfı asla A Sınıfına yükselemezdi.”

 

Aslına bakılırsa orası Horikita’nın değil, Ayanokōji’nin sınıfıydı.

 

“Yok artık, oha… Yani Ayanokōji o kadar inanılmaz biri ha? Vay canına… Ben onunla pek muhatap olmadım, o yüzden hiç böyle düşünmemiştim. Yani, bu ondan hoşlanmandan ziyade ona saygı duyman gibi bir şey değil mi?”

Shibata panik içinde, Ichinose’nin sadece meramını yanlış anlattığını ya da durumu yanlış yorumladığını umut ederek dua ediyordu.

 

“Elbette ona saygı duyuyorum. Ama bundan da öte, ben Ayanokōji-kun’dan hoşlanıyorum.”

Ichinose tüm bedeninin ısındığını hissederek kendinden emin bir şekilde yanıt verdi.

Ten tene değdikleri için değildi bu; muhtemelen Karuizawa’nın bile göremediği o Ayanokōji’nin kalbinin bir köşesine bir anlığına dokunabildiği içindi.

 

“Vay be… Ichinose’ye bunları söyletebilecek kadar… Neler dönüyor böyle…?”

 

Karşılıksız bir platonik aşktan çok daha fazlası gibi duran bu sözler karşısında Norihito donakaldı.

Hisler beslediği Amikura’ya doğru kaçamak bir bakış attı.

Amikura ise aralarındaki o konuşmalar sırasında bir şeyler yaşandığını sezerek, Ichinose’nin hislerini artık açıkça dile getirebilmesinden memnun görünüyordu.

Belki de ikisi arasında hayal bile edilemeyecek bir ilişki filizlenmişti.

 

“İyi de, şey yani… Ayanokōji’nin bir kız arkadaşı var, değil mi?”

 

“Shibata-kun… Şey, söylemesi zor ama… Ayanokōji-kun ile Karuizawa-san’ın geçenlerde ayrıldığını duydum.”

Amikura onun umutlarını yerle bir etmek istemiyordu fakat vakit kaybetmeden gerçeği çıtlatmaya karar verdi.

Bunun hemen ardından Shibata masanın üzerine yığılıp kaldı ve kılını bile kıpırdatmadı.

 

“Neyse… artık hepiniz gayet iyi anlamışsınızdır. Kazanma şansımız sıfır.”

 

Kanzaki buraya kadar olan havadan sudan muhabbeti yarım kulak dinlemişti ancak sınıfın stratejisini değiştirmeye herkesi ikna etmenin tam sırası olduğunu görerek lafı asıl mecrasına çekmeye çalıştı.

 

“Artık Özel Puan biriktirmeye geçme zamanı.”

A Sınıfını hedeflemek yerine tamamen Özel Puan biriktirmeye dayalı bir rota değişimi.

Ichinose vaktiyle sınıf arkadaşlarının topladığı birikimi yine onlar uğruna harcamıştı fakat yeniden biriktirmeye başlamıştı.

Şayet tasarruf hızını en üst düzeye çıkarırsa A Sınıfına giden birkaç bilet elde edebilirlerdi.

 

“Kanzaki, sahiden kazanmaktan vazgeçmenin daha iyi olacağını mı düşünüyorsun…”

 

“Kusura bakma ama şu an senin fikrini sormuyorum Norihito. Bana cevap ver Ichinose.”

 

Bu durumda onun sergilediği iyimser tavır yalnızca vakit kaybettiren bir oyalamadan ibaretti.

 

“Hakikaten de A Sınıfına ulaşmak zorsa Özel Puanlara bel bağlamak fena bir fikir değil. Eski A Sınıfı bile bu seçeneği defalarca aklından geçirmiş olmalı.”

 

Üçüncü sınıfa geçtiklerinde bu artık Horikita’nın sınıfı ile Ryūen’in sınıfı arasında bir hesaplaşmaya dönecekti.

Bazı öğrenciler bu durumu yavaş yavaş kabullenmeye başlamıştı bile.

 

“Ama ben bu sınıfın hâlâ savaşabileceğini düşünüyorum. A Sınıfını hedefleyebiliriz.”

 

“Bu imkânsız. Savaşma potansiyelimize dair en ufak bir analiz yaptığına inanamıyorum.”

 

“Hey Kanzaki. Dediğin gibi yetişmek zor olsa bile bunu hedeflemenin nesi kötü ki? Uğrunda çabalayacak bir hedefe sahip olmak motivasyon açısından dağlar kadar fark yaratır.”

Muhtemelen Ichinose’nin etkisinde kalan Norihito, susması söylenmesine rağmen Kanzaki’yi ikna etmek için öne atıldı.

Yine de altı boşken bunu kabul etmesi mümkün değildi.

 

“Verimsiz bir yöntem. Tabii ki hedeflemekte özgürsünüz, o hedef uğruna heves etmekte de özgürsünüz. Ancak doğal olarak bu özgürlüğün bir bedeli var.”

 

“Bilmem ki, sahiden bir bedeli var mı?”

 

“Hem de fazlasıyla. Kazanmak için gücünü artırman gereken bir sınav söz konusuysa Özel Puan harcamak zaferin anahtarı olabilir. Üstelik sadece bununla da sınırlı değil. İstihbarat toplamak ya da cezaların önüne geçmek de puan harcatır. Ya da diyelim ki… sınıfımız bir okuldan atılma kriziyle burun buruna geldi. Her seferinde 20 milyon puan daha mı denkleştireceksiniz?”

 

Kanzaki’nin stratejisi kaynakları heba etmemeyi amaçlıyordu.

Çoğu savaştan baştan vazgeçerlerse Özel Puan harcamalarından tasarruf edebilirlerdi.

 

“A Sınıfından vazgeçip arkadaşlarını da yarı yolda mı bırakacaksın yani?”

 

“Sadece benimle bitmiyor, sınıftaki herkesin bu şekilde düşünmesini sağlamamız gerek.”

 

“Hayır, herkes öyle…”

 

Norihito onu zorla susturmaya çalıştı fakat Kanzaki bu fırsatı yakalamışken bastırmayı sürdürdü.

 

“Himeno, Hamaguchi, siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?”

 

Yanına daha fazla müttefik çekme umuduyla ikisine seslendi.

 

“Şey… evet. Doğrusunu söylemek gerekirse üzerinde düşünmemiz gereken bir şey bence de.”

 

“Ben de öyle düşünüyorum… Özel Puan biriktirmek hiç de fena bir fikir değil.”

 

“Gördün mü? Sadece ben değilim. Sınıfta benim gibi düşünen başka öğrenciler de var.”

 

“Yok artık, kafayı mı yediniz siz? Saçmalamayın. Hedef diye arkadaşlarımızı feda edip A Sınıfına sadece bir iki kişiyi transfer etmek mi? İmkânı yok, kesinlikle olmaz öyle şey. Ya hep beraber kazanırız ya da hep beraber kaybederiz ilkesine bağlı kalmak zorundayız.”

 

O ana kadar masaya kapaklanmış duran Shibata başını kaldırıp konuştu.

Gözleri üzüntüden hafifçe nemlenmişti fakat Kanzaki’nin bu fikrini öylece görmezden gelemeyeceğini hissetmişti.

 

“Ben de öyle düşünüyorum.”

 

“D-Değil mi…? Ichinose…?”

 

Ichinose’nin onaylayan tebessümünü gören Shibata’nın kalbi bir kez daha parça pinçik oldu ve yüzünü yeniden masaya gömdü.

 

“Bırakın artık şu hayalperestliği.”

 

“Kesinlikle, hayalperestiz.”

 

Kanzaki’nin bu çıkışına karşılık Ichinose tereddütsüz hak verdi.

 

“Şimdiye kadar tek bir kişiyi bile feda etmeden savaştık. Bunun tartışmasız bir güç olduğu kesin fakat neticesinde sürekli Sınıf Puanı kaybettiğimizi de inkâr edemeyiz. Yine de… bazen hayaller meyvesini verir.”

 

Kendinden emin bir edayla cevap verdi fakat elbette Kanzaki ortada net bir vizyon göremiyordu.

Kulağa boş hayallerden ve pembe ideallerden başka bir şey gibi gelmiyordu.

 

“Bir kez daha söylüyorum; tek bir sınıf arkadaşımı bile kaybetmeden A Sınıfından mezun olmak istiyorum.”

 

“İmkânsız olduğunu bile bile mi?”

 

“Hayır, imkânsız değil.”

 

“Buna zerre güvenemem. Sınavdan bu yana ruhen toparlandığını kabul ediyorum ama A Sınıfına yükselebileceğimizin bu kadar hafifçe söylenmesini kabullenemem.”

 

“Haklısın. Yalnızca ‘sorun yok’ demeyi bırakıp bunu laftan öte şeylerle ortaya koymamız şart. Geçtiğimiz iki yılda B Sınıfından D Sınıfına kadar gerilediğimiz bir gerçek sonuçta.”

Kanzaki’nin bu sivri çıkışını göğüsleyen Ichinose, son derece doğal bir şeymiş gibi başını salladı.

 

“Fakat bahar tatilinin bittiği günün ertesine kadar bekleyebilir misiniz acaba?”

 

“O zamana kadar bunu kanıtlayacağını mı söylemeye çalışıyorsun?”

 

“Evet. Şayet o zamanki cevabım içine sinmezse, senin bu teklifini enine boyuna düşüneceğim Kanzaki-kun.”

 

Sınıf sıralamalarında kazanmaktan Özel Puan biriktirmeye kayacak bir rota.

Şayet Ichinose razı gelirse sınıf arkadaşları da her ne kadar istemeye istemeye olsa da onun peşinden giderdi.

Alt tarafı birkaç gün daha.

Zaman çok kıymetliydi fakat bu şartları kabul etmeye değerdi.

 

“Az önceki sözlerini geri almayacaksın yani?”

 

“Geri almayacağım. Herkesi A Sınıfından mezun edebileceğimin garantisini verme hakkına veya vasfına sahip değilim. Fakat söz veriyorum; sınıfımızı A Sınıfı için başa baş, dürüstçe savaşabilecek bir duruma getireceğim.”

 

Ichinose onay beklercesine toplanan sınıf arkadaşlarına baktı.

Herkesin kafası karışık olsa da şimdilik bir sonuca varmayı erteleyerek başlarıyla onayladılar.

Oradan sonrası her zamanki Ichinose’ydi.

Geçtiğimiz iki haftada olup bitenleri kimi zaman gülerek kimi zaman hüzünlenerek paylaştı.

Shibata bütün bu süre boyunca Ayanokōji hakkında sorular sormak istemişti.

Fakat diğerlerinin önünde böylesine hassas sorular sormanın güç olacağını düşünmüş olacak ki hiçbir şey söyleyemedi.

Henüz aralarında somut bir şey yaşanmamıştı.

Bu umuda tutunarak beklemeye karar verdi.

Ichinose’nin sınıfına o eski sıcak anlar geri dönmüştü.

Kanzaki ise buz gibi bakışlarla izliyordu fakat birkaç gün daha beklemeye söz verdiği için dişini sıktı.

Derken ellerini yıkamak için ayağa kalktığında Ichinose de peşinden geldi.

 

“Kanzaki-kun.”

 

“…Ne oldu?”

 

“Bana söylemen gereken bir şey yok mu?”

 

“Anlatmam gereken bir şey mi?”

 

Olduğu yerde durup arkasını dönen Kanzaki lafın nereye varacağını kestiremeyerek Ichinose’ye şüpheyle baktı.

 

“Yıl Sonu Özel Sınavı’nın sonuçlarının benim sorumluluğumda olduğuna inanıyorum. Ancak Kanzaki-kun, bir temsilciye yakışır şekilde savaşıp savaşmadığına dair bir açıklama yapman gerekmez mi sence de? Yoksa bunun için bir açıklaman yok mu?”

 

“Temsilciye yakışır şekilde mi? Canla başla savaştım ve Horikita’ya kaybettim. Sinir bozucu elbette ama gerçek bu.”

 

“Daha sınav başlamadan rakibine zaferi sana bırakması için yalvarmaya karar vermiş miydin peki?”

 

“O…”

 

“En başından beri kazanmaktan vazgeçmiştin. Keşke bize danışsaydın.”

 

“Bunu… Horikita’dan mı duydun…? Yoksa—”

 

“Kimin söylediği önemli değil.”

 

“D-Doğru. Yine de… kazanabileceğimi düşündüğüm tek strateji buydu. Dışarıdan nasıl göründüğü umurumda değil—elden bir şey gelmezdi. O an elimden gelebilecek tek şeyin bu olduğuna kanaat getirdim—”

 

Kanzaki, Ichinose’nin gözlerinin içine bakarak kendinden emin bir şekilde açıklamasını sürdürmeye çalıştı.

Ne var ki hemen ardından nefesi boğazında düğümlendi.

Az öncesine kadar sınıf arkadaşlarının sözlerini öylece dinleyen o kızdan eser yoktu.

 

“Shibata ve diğerlerinin önünde… Aslında zaferi bana vermesi için yalvardığımı söylemek—böyle bir şeyi açıklamak moralleri kesinlikle yerle bir ederdi. Sesimi çıkarmamamın tek sebebi buydu.”

 

Fazla sıkıştırılmamış olmasına rağmen çaresizce bahaneler uydurur halde buldu kendini.

 

“Ayanokōji-kun’u yenemeyeceğime kanaat getirmiştin, değil mi?”

 

“Şey—”

 

Derin gözler Kanzaki’nin asıl niyetini yakalayıp kıskaca aldı.

 

“O endişeyi çok iyi anlıyorum. Kimsenin seni anlamadığını hissetmenin ne kadar zor olduğunu da biliyorum. Ama artık geçti.”

 

Ne geçti?

Kanzaki’nin bunu sormaya cesareti yoktu.

“Kusura bakma. Hakikaten de savaşım övülecek türden değildi…”

 

“Başına bir şey gelirse ya da zorlanırsan bana dilediğin zaman danışabilirsin. Kendini yalnız hissettiğinde arkanda ben olacağım.”

 

Bunlar nazik kelimelerdi.

Fakat Kanzaki iliklerine kadar titrediğini hissetti.

Bir daha asla kafana göre hareket etme diyen buz gibi bir uyarı gibiydi bu.

Ichinose arkasını dönüp sınıf arkadaşlarının yanına geri indi.

Ve yerine oturduğunda yüz ifadesi her zamankinden farksızdı.

 

“O az önceki sahiden de Ichinose miydi…?”

 

Yıl Sonu Özel Sınavı’nın hemen öncesinde sergilediği o özgüvenden de, hemen sonrasındaki o tükenmişlikten de bambaşkaydı.

Üzerinde tuhaf, ürkütücü bir hava vardı.

Çevirmen:ayanokojiayniben

İnstagram: @turkcelightnovels

Her defasında da hatırlatmayim bence :D. Kendinize iyi bakın.

Prev
Next

Comments for chapter "   Cilt 23.5 - Bölüm 30"

4.3 80 votes
Article Rating
Subscribe
Login
Bildir
guest

guest

1 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Lustoria
Lustoria
10 saat önce

Gereksiz uzatılmış bir bölüm

0
Yanıtla

YOU MAY ALSO LIKE

Episode_008-016
Elitler Sınıfı – Kısa Hikayeler
6 Ağustos 2024
59426026
Fate/Zero
30 Ağustos 2026
120371l
The Angel Next Door Spoils Me Rotten
28 Mayıs 2024
51futarVjZL._SY445_SX342_ML2_
Eczacı Günceleri
3 Ağustos 2026
Tags:
clasroom of the elite oku, elitler sınıfı oku, light novel türkçe, youkoso jitsuryoku oku, Youkoso Jitsuryoku türkçe oku
  • Ana sayfa

TurkceLightNovels

Sign in

Lost your password?

← Back to Türkçe Light Novel

Sign Up

Register For This Site.

Log in | Lost your password?

← Back to Türkçe Light Novel

Lost your password?

Please enter your username or email address. You will receive a link to create a new password via email.

← Back to Türkçe Light Novel

wpDiscuz