Elitler Sınıfı - Cilt 23.5 - Bölüm 7
Cilt 23.5 – Bölüm 7 – Karides
Yamamura’nın bahsettiği gibi yurdun arkasına vardım.
Ardından, etrafı dikkatlice aramama bile gerek kalmadan Yamamura’yı telaş içinde buldum.
Ve nedendir bilinmez, Morishita da yerde çömelmiş duruyordu.
Eğitim kampı sırasında koca bir ağaca dokunuyor ve ormanın sesini dinlediğinden falan bahsediyordu—garip gurup işlerle uğraşıyordu.
Fakat o zaman benimle kafa bulmak için rol kesmişti, bu yüzden bu seferkinin de onun bir devamı olma ihtimali vardı; gerçi Morishita kesinlikle sıradan bir öğrenci olmadığı için ciddi olma ihtimali de tamamen göz ardı edemezdim…
İşin aslını öğrenmek için onunla doğrudan konuşmaktan başka çarem yoktu.
Yaklaştığımda Yamamura benimle konuşmaya yeltenir gibi oldu; dudakları kıpırdadı ama ağzından tek bir ses bile çıkmadı.
“Burada ne yapıyorsunuz?”
Sorumla beraber Morishita arkasını döndü ve öfkeyle bana dik dik baktı.
“Şşşt, çok ses yapıyorsun. Lütfen susar mısın artık? Şurada böcek gözlemi yapıyorum.”
“…Ne yapıyorsun, ne?”
Onu kızdırmayacak kadar kısık bir ses tonuyla tekrar sordum.
“Böcek gözlemi yapıyorum dedim ya. Görüşmeyeli kulağın mı ağır işitmeye başladı? Yoksa sen, Ayanokōji Kiyotaka, aslında—”
İsmimin hemen ardından ağza alınmayacak cinsten bir laf savruldu.
Bu yüzden detayları kendime ve bana susmamı işaret eden Yamamura’ya saklamak en iyisiydi.
“Duymadığımdan değil… sadece anlayamadığımdan…”
Yamamura başını defalarca öne eğerek benden sessizce özür diledi.
Geç kaldığı için—hayır, buluşamadığımız için mahcuptu.
Suçun tamamen Morishita’da olduğu barizdi, bu yüzden elimle sorun olmadığını belirten bir işaret yaptım.
Şimdilik Morishita yerde sürünmeyi bitirene kadar beklemeye karar verdim.
Elindeki büyüteciyle yapılan planları gram umursamıyor gibi görünmüyordu.
Böcek gözlemleyeceğim diye yerlerde sürünme zahmetine girmek…
Şaka olduğunu düşünüyordum ama ardından en az bir on dakika daha bekletildim.
“Fufff…Tamamdır, şimdilik bu kadar yeter.”
Morishita tatmin olmuş bir halde ayağa kalktı; gündelik kıyafetleri tamamen toprağa bulanmıştı.

Üstündeki tozu toprağı silkelemeye bile çalışmadan büyütecini kaldırmaya koyuldu.
“Ne zamandır bununla uğraşıyorsun?”
Bunun üzerine tükenmiş görünen Yamamura, kendini tutamayarak ağır bir iç çekti.
“30 dakikadan fazla oldu…”
Bu işe sürüklenmek epey zahmetliydi.
“İster bir saat olsun ister iki saat, bu benim özgürlüğüm. Bir sorun mu var?”
“Bir randevu olmasaydı sorun olmazdı ama bir randevu varken sorun teşkil etmiyor mu sence de?”
“Amma da dolandırdın lafı. Japoncana biraz daha çalışmalısın.”(ÇN:İlk başta Japonca şaka sanıp baya araştırdım. Meğersem Morishita sadece Ayanokoji’nin robotik konuşmasıyla dalga geçiyor ve suçu ona atıyormuş.)
Nedense suçlu benmişim gibi ihale bana kaldı.
“Canlıları aslında epey severim.”
“…Öyle mi…?”
“Şüphe duyman çok kaba. Geçen yaz tatilinde bir gözlem kiti alıp kalkan karidesi yetiştirmeye kafayı takmıştım. Evet, hatırladığım kadarıyla sahiden epey yoğun günlerdi.”
“Ha… gerçekten mi? İnanması biraz güç…”
Sadece ben değil, Yamamura da tamamen aynı şeyi hissediyor gibiydi.
“İnanması güç mü? Ne demek istiyorsun sen, Yamamura Miki? Bana olan inancının değil, sadece varlığının gizli kalmasını tercih ederdim.”
“Şey, yani, şüphelendiğimden değil de daha çok… şaşırdım…”
“Karşı tarafın öyle anlayacağı bir laf ettiysen mazeretlere lüzum yoktur. Pekala, madem tavrınız bu, size geçmişte tuttuğum notları göstereyim.”
Hem bana hem Yamamura’ya mı?
Kendisinden şüphe duyulmasından hoşnut kalmayan Morishita telefonuna girdi.
Ardından ekranı Yamamura’nın gözlerinin önüne uzattı.
“İyi bak.”
“Ç-Çok yakın—hiçbir şey göremiyorum. Daha doğrusu, çok parlak…!”
“Ekran parlaklığını kökledim. Derme çatma bir flaş bombası olsun diye.”
Morishita’nın ekranı göstermek isteyip istemediği anlaşılamıyordu.
Yok, sadece şu an değil, genel olarak hep ne yaptığı anlaşılmayan hareketlerde bulunduğu için bu belki de normaldi.
Yamamura’nın neredeyse ağlamaklı halini gören Morishita, biraz pişmanlık belirtisi gösterip ekranı geri çekti.
Sonra notlarını zorla tekrar Yamamura’ya gösterdi.
Benim de ilgim tamamen kaybolmuş sayılmazdı, bu yüzden ben de bir göz atmaya karar verdim.
[1. Gün]
Klorunu uçurmak için musluk suyunu bir gün bekletmek zorunda kaldım, bu bir aksilik oldu.
[2. Gün]
Yaklaşık otuz yumurta ekledim.
Hızlı olanlar (üç tanesi) yaklaşık altı saatte çatladı.
Gerçekten çok küçükler.
[3. Gün]
Altı tanesi daha çatladı.
Bedenleri şeffaf olduğu için büyük olanlarda yedikleri klorella tozunun vücutlarında ilerleyişi görülebiliyor.
[4. Gün]
Toplamda hareket eden altı birey tespit edildi.
İlk çatlayan üçü hâlâ hayatta.
Hiç ölü bulunmadı.
[5. Gün]
Şimdi iki tane daha çatladı.
Yemekleri yiyemezler diye endişeliyim.
Önceki altıdan → geriye beş kaldı.
[6. Gün]
Dünkü ikisi güvende, diğer beşi hâlâ hayatta.
[7. Gün]
Dünkü iki → bire, beş → dörde düştü.
[8. Gün]
Beşi hayatta ama ikisi bariz bir şekilde daha hareketli, diğerlerini yerler diye endişeleniyorum.
[9. Gün]
Diğer üçünün hayatta olduğu doğrulandı.
[10. Gün]
Dökülmüş deri bulundu.
Canlı gibi kokmaya başladılar.
[11. Gün]
En büyük birey 1 santimetreyi geçti.
Üçü hayatta.
[12. Gün]
Kuma gömülünce bir tanesinin yendiğini sandım.
Salatalık verdim, pek ilgilenmediler, bu yüzden ben yedim.
[13. Gün]
Havuç verdim, pek ilgilenmediler ama sevmediğim için ben yemedim.
Pirinç taneleri verdim, pek ilgilenmediler, onları ben yedim.
Yaklaşık dört dökülmüş deri bulundu.
Suyun yaklaşık üçte birini değiştirmeyi denedim.
[14. Gün]
Ekmek verdim, bayıldılar.
Şimdi 1,5~2 cm boyundalar, renkleri koyulaşıyor ve epey ürkütücü görünmeye başlıyorlar.
[15. Gün]
Sabah bir tanesi uyuşuktu.
İçime kötü bir his doğdu.
Akşama doğru ikisi öldü.
[16. Gün]
Sonuncusu da kımıldamıyordu.
Üzücüydü.
Beklendiği gibi en büyük örnek en uzun süre hayatta kaldı.
Arıtma cihazından su kullanıp kloru yarım günden uzun süre giderdiğimden emin olmam iyi oldu bence.
Artıkları her gün şırıngayla temizlemem de iyi olmuş olabilir.
Belki de su değişimi ve ekmek kötü geldi.
Kremalı tatlı ekmek vermek belki de bir hataydı.
Sade baget ekmekte kalmalıydım belki de.
—Günlük burada bitiyordu.
Meğer düşündüğümden daha ciddi bir şekilde onlara bakmış ve gözlemlemişti—yalan falan değildi.
Hatta hayal ettiğimden çok daha fazla tutku koyduğu ortadaydı.
Yine de burada bana tam olarak neyin bu kadar ayrıntılı gösterildiğini sorgulamaktan kendimi alamadım…
“Nasıl? İkinizin de canı karides yetiştirmeyi denemek istemiyor mu?”
“Şey… aslında biraz ilgimi çekti diyebilirim.”
“Ben almayayım…”
“O zaman yetiştirme setini sana verelim, Ayanokōji Kiyotaka. Geçen yıl iki tane almıştım, birini vermemde sakınca yok. Orijinal fiyatına tabii ki.”
“Parasından vazgeçmeyeceksin yani, ha?”
“Elbette.”
“Teklifin için teşekkürler ama ben almayayım. Şu sıralar işim başımdan aşkın zaten.”
“Peki, öyle olsun. Ama lütfen yaz başlayana kadar bana bir cevap ver. İstemezsen yumurtaları kendim çatlatır, kendim gözlemlerim.”
Her şeye rağmen Morishita istifini zerre bozmuyordu, hep aynıydı.
Normalde Yamamura gibi yüzünde ufak da olsa bir karamsarlık görmeyi beklerdiniz ama onda tık yoktu.
“Tam da aranız düzelmişken Sakayanagi’nin okuldan atılmasının kesinleşmesi yazık oldu.”
Keyfi kaçmış görünen Yamamura’ya dönüp konuştum.
“…Dürüst olmak gerekirse hala tam olarak kabullenebilmiş değilim…”
İlk başta Sakayanagi onu sadece kullanmıştı.
Ancak daha sonra birbirlerini anlamış ve arkadaş olmuşlardı.
Normalde bundan sonra bir yıllık okul hayatlarını arkadaş olarak geçirebilirlerdi.
Bu okula özgü, sıradışı bir kazaydı.
“Bu okulun kuralları dışında böyle şeylerin yaşanacağını asla tahmin edemezdin.”
Onu teselli etmeye çalışarak söyledim, Yamamura usulca başını salladı.
“Sınıftaki ortam inanılmaz derecede ağırlaştı…”
Bizzat deneyimlememiştim elbette ama hayal etmek pek de zor değildi.
“Eh, şaşırtıcı değil. Dürüst olmak gerekirse bu karmaşa yüzünden A Sınıfı’ndan mezun olma şansımızın artık tamamen tükendiğini söylemek yanlış olmaz.”
Sessizce dinleyen Morishita sakin bir şekilde araya girdi.
“Şey, ben o kadar ileri gitmezdim gerçi…”
“Bunu kabul etmek zorundasın. Bazı öğrenciler A Sınıfı’nın eski ruhunu göstermekten ya da geri dönüş yapmaktan bahsediyor ama içinde bulunduğumuz durumu göremiyorlar.”
“Bu durumu yaratan kişiyi, yani bencilce davranan Sakayanagi’yi suçlamayacak mısın?”
“Sınıfa danışmadan atılma riskini göze alması sahiden biraz can sıkıcı. Ama bunu argüman olarak öne sürmek de hepimizin ona bağımlı olduğu gerçeğini ortaya koyuyor.”
A Sınıfı’nın Sakayanagi sayesinde ayakta kaldığı inkar edilemez bir gerçekti.
“Bunu kabullenmekten başka çaremiz yok.”
“Sence sınıfınız bundan sonra ne yapmalı?”
Önce Yamamura’ya sordum ama geleceğin ne getireceğini hiç göremeyerek başını iki yana salladı.
“Bilmiyorum… belki de A Sınıfı’ndan vazgeçmek zorundayız…”
“Aynen öyle. Bu durumda tek seçenek özel puan biriktirmeye geçmek ve üçüncü sınıfın sonuna kadar birkaç öğrenciyi resmi A Sınıfı’na göndermeyi hedeflemek. Şartlar elverirse senin gibi öğrenciler bile kurtulabilir, Yamamura Miki.”
“Benim gibi öğrenciler bile… Şey, inkar edemem…”
Özgüven düşüklüğü yüzünden bunu kabul etti ama yine de biraz içerlemiş gibiydi.
Şimdiye kadar A Sınıfı yüksek miktarda sınıf puanı koruduğu için herkes muhtemelen nispeten zengin bir durumdaydı.
Üstelik çok şey kaybetmiş olsalar da gelecekte özel puan biriktirmek hala tamamen mümkündü.
Duruma dair çok kuru bir muhakemeydi ama yine de daha iyi seçeneklerden biriydi.
“Ama yine de öyle kolay pes etmeyecek olanlar çıkacaktır.”
“Sorun da bu ya. Şimdiye kadar A Sınıfı’nı korumuş olmanın getirdiği o ucuz sınıf gururu da var. Ama sonsuza kadar hayal kuramayız. Mağlubiyetimiz ve Sakayanagi Arisu’nun kendi isteğiyle ayrılması yüzünden kaybettiğimiz sınıf puanları çok can yakıcıydı. Bunu anlamak zorundayız.”
“Bu arada, kendi isteğiyle ayrılmanın cezası ne kadar? Diğer sınıflara bilgi verilmedi.”
Sakayanagi’nin sınıf arkadaşları muhtemelen bu bilgiyi bilerek saklıyordu.
Nisan ayında ister istemez açığa çıkacaktı ama bunu şimdiden yaymanın bir faydası yoktu.
“Şartlara göre değişiyor gibi görünüyor ama bu kez Sakayanagi Arisu tamamen keyfinin kahyasına göre hareket ettiği için bize en ağır ceza verildi. 300 sınıf puanı kaybettik.”
Değişebilirdi elbet ama tam da en başta tahmin ettiğim civardaydı.
Morishita’nın sınıfının şu an yaklaşık 800 puanı vardı.
Hala ucu ucuna mücadele edebilirler gibi görünüyordu ama bu sınıf liderini kaybetmişti.
Sadece sınıf puanı kaybetmekten çok daha derin yaralar almışlardı.
“Kalan zamanımızla bunu tersine çevirme ihtimalimiz—”
“İ-İhtimal ne kadar?”
“—Dırırırırırırırı—”
“Ha?”
“Noldu ki?”
“Yok, o… o ‘dırı, rı’ da neyin nesi?”
“Ai-chan bilgisayarının hesaplama sesi. Bunu bile bilmiyor musun, Yamamura Miki? İşte bu yüzden etrafındakiler senin hakkında kasvetli, asosyal ve varlığının tuvalet kağıdından bile daha şeffaf olduğunu söylüyor.”
“B-Benim hakkımda sahiden böyle mi konuşuluyor?”
“En azından ben öyle derdim.”
Etrafta konuşulanlardan ziyade bu laflar Morishita’nın kendifikri gibi görünüyordu…
“Her neyse, lafımı kesme lütfen. Dırırırırırırırı—Dan!”
Hesaplamanın sonucunu çıkarmış olacak ki Morishita tek bir onay işaretiyle başını salladı.
“Kendi gücümüzle A Sınıfı’nı ele geçirme ihtimalimiz yaklaşık yüzde 10.”
Yıl sonu özel sınavına kadar A Sınıfı konumunu sonuna kadar korumuş bir sınıf için bu kadar düşük bir ihtimal öğrencileri şaşırtabilirdi.
Ancak gerçekte yüzde 10 bile biraz iyimser bir tahmindi.
Bu da Morishita ve sınıf arkadaşlarının ne kadar az şansı kaldığını gösteriyordu.
“Sen de, ‘ince kağıt’ Yamamura Miki, az önce bahsettin ama herkes yas havasında.”
“Beklenen bir şey. Bu şartlar altında neşeli olsalardı asıl o zaman büyük sorun vardı.”
“Ş-Şey. ‘İnce kağıt’…”
“Lakap gibi işte. Havalı değil mi?”
“Ş-Şey…? Bana hiç öyle gelmedi ama…”
“Bırakmamı mı istiyorsun?”
“Mümkünse…”
Yamamura beklenmedik şekilde bu tür şeyleri önemsiyor gibiydi.
“Ama… Ichinose-san’ın sınıfının da benzer miktarda sınıf puanı var ama herkes gülümsüyor… değil mi? Pozitif görünüyorlar… Durumlarımız pek de farklı değil, öyle değil mi?”
“Anladım. Yani Ichinose Honami ha var ha yok, pek bir şey fark etmiyor diyorsun. Bayağı zehir saçıyorsun.”
Morishita hayranlıkla başını sallayıp Yamamura’ya başparmağını kaldırdı.
Böyle bir şey ima etme niyeti olmayan Yamamura telaşla reddetti.
“Aynı durumdaysak ne olmuş? Pozitif görünüyorlar diye A Sınıfı için bir ihtimal mi var yani? Şunu açıkça belirteyim—beceriksiz müttefikler, yetenekli düşmanlardan daha korkutucudur. Bu durumda hala uçuk düşünceleri olanların yarını yoktur.”
Morishita’nın ses tonu sertti ve Yamamura afallamıştı ama söyledikleri temelde doğruydu.
Şu anki sınıfta aklı başında kararlar verebilecek birisi şarttı.
“Şimdi ne yapacağız?”
“Sakayanagi Arisu komutada olduğu sürece müdahale etmeme gerek olmadığını düşünüyordum ama…”
Morishita çok dertliymiş gibi yüzünü buruşturdu.
“Yoksa… bundan sonra sınıfa sen mi liderlik edeceksin, Morishita-san…?”
Gelecek sözleri hayal eden Yamamura mırıldandı.
“Asla.”
“Asla demek, ha…?”
“Maalesef ben en ön safta insanlara liderlik edecek tipte biri değilim. Bu yüzden zahmetli olacak ama bahar tatilinde sınıfa yeni bir lider seçmemiz gerekecek. Tüm bunları Sakayanagi Arisu okuldan ayrılmadan önce halletmeyi umuyordum. Benim yapabileceğim şey o konuda yol göstermek ve tartışmayı özel puan biriktirmeye yönlendirmek.”
Gerçekten de birinin o acımasız rolü üstlenmesi gerekiyordu—onların A Sınıfı’ndan vazgeçmelerini sağlayacak rolü.
Görünüşe göre o görevi üstlenmeye razıydı.
Bu noktada Morishita bana ters bir bakış attı.
“Havadan sudan konuşmayı burada bitirelim. Bizi bugün buraya çağırma sebebini dinleyelim mi artık?”
Lafı uzatan benmişim gibi suçlanıyordum ama vaktin çoğunu böcek gözlemi ve karides muhabbeti almış gibi hissediyordum…
“Şu anki durumumuzla alay etmeyi planlamıyorsun herhalde? Yeni A Sınıfı’nın Ayanokōji Kiyotaka’sı.”
“Sizinle alay etmek gibi bir niyetim yok. Sadece durumu merak etmiştim.”
“O zaman gidip haine sorsana. İhtiyacından fazlasını anlatacağına eminim.”
“Ş-Şey, Morishita-san, hangi hain?”
“Amanın kusuruma bakmayın. Ağzımdan kaçtı. Neyse, durum az önce anlattığım gibi.”
“Öyle görünüyor.”
Morishita kendi havasında takılan biri olabilirdi ama sınıfı için sahiden endişeleniyor gibiydi.
Fakat Sakayanagi şu anda kaybolmuş durumdaki sınıf arkadaşları için hiçbir şey yapmıyor gibi görünüyordu.
Konuşmanın çoğu konu dışı kalmıştı.
Yine de asgari hedef olan bilgi toplama işi hallolmuştu, bu yüzden yeterince iyiydi.
Çevirmen:ayanokojiayniben
Instagram hesabımız: @turkcelightnovels
Diğer serilerimize de bir göz atmanızı tavsiye ederim.
Discord sunucumuza gelmeyi, instagram hesabımızı takip etmeyi, bölümle ilgili yorum yapmayı unutmayın. Kendinize çok çok iyi bakın. Sonraki bölümlerde görüşmek üzereeee…
Morishita çok iyi çar ya umarım kazanan sınıfa geçer