Türkçe Light Novel

deneme bonusu veren siteler
deneme bonusu veren siteler 2025
deneme bonusu veren siteler yeni
deneme bonusu

  • Seri Listesi
  • Blog
  • Discord
Sign in Sign up
  • Seri Listesi
  • Blog
  • Discord
  • Isekai
  • Aksiyon
  • Fantastik
  • Seinen
  • Macera
  • Yaşamdan Kesitler
  • Harem
  • Romantik
  • Psikolojik
  • Okul Hayatı
  • Komedi
Sign in Sign up
SON EKLENEN BÖLÜMLER

Elitler Sınıfı

4 Eylül 2026
   Cilt 23 - Bölüm 37    Cilt 23 - Bölüm 36

Tavşan Kostümlü Senpai’m

30 Ağustos 2026
Bölüm 5 Bölüm 4

Fate/Zero

30 Ağustos 2026
Bölüm 1-Kotomine Kirei Bölüm 0.5-Prolog

Eczacı Günceleri

3 Ağustos 2026
3. Bölüm - Jinshi 2. Bölüm - İki Gözde Eş

deneme 1

2 Temmuz 2026
bolum 1- deneme

Elitler Sınıfı -    Cilt 23 - Bölüm 25

  1. Home
  2. Elitler Sınıfı
  3.    Cilt 23 - Bölüm 25
Prev
Next

Aynı sıralarda Horikita, Kanzaki’ye karşı zafer kazandı.

Horikita’nın şansına, Hamaguchi’ye karşı yaptığı mücadele de dahil olmak üzere üç turun ardından herhangi bir hasar almamıştı.

Özellikle üçüncü mücadelesinde, Kanzaki sınava konsantre olamadığı için gerçek anlamda bir maç bile yapamamıştı.

Yaklaşık beş dakika geçtikten sonra temsilci odasının kapısı açıldı ve Ichinose içeri girdi.

“Bu harikaydı, Horikita-san. Hem Hamaguchi-kun’u hem de Kanzaki-kun’u hiç hasar almadan alt edeceğini düşünmemiştim.”

“Oldu bir şekilde.”

Horikita alçakgönüllü davranıyordu.

Ichinose yerine geçerken ona samimi bir şekilde gülümsedi.

Horikita, onda herhangi bir sabırsızlık ya da gerginlik belirtisi sezmedi. Ayrıca, Ichinose’nin sınıfının generalinin, Horikita’nın sınıfından önce mücadeleye dahil olmasıyla ilgili herhangi bir endişe de görmemişti.

“İkimiz de elimizden gelenin en iyisini yapalım, tamam mı?” dedi Ichinose.

“Evet.”

Daha önce pek çok kez tartışma deneyimi yaşamasına rağmen Horikita, alışılmadık derecede gergin hissediyordu.

Horikita, Ichinose’nin daha önce Kanzaki ile konuşarak yaşananları sorup sormadığını merak etti.

Molanın bitmesine sadece birkaç dakika kalsa da birbirlerinin yanından geçerken nasıl kaybettiğinin ayrıntılarını anlatmış olması mümkündü.

Horikita, Kanzaki’nin yaşananlar hakkında dürüst olup olmayacağından emin değildi. Ne de olsa onun yaptığı, pes etmekle eşdeğerdi. Bu yüzden Horikita, Kanzaki’nin Ichinose’ye bu konuda hiçbir şey söylemediğini düşünüyordu.

Eğer gerçekten bundan bahsetmemişse, Horikita belki de bunu Ichinose’yi üzmek için bir araç olarak kullanabilirdi ve—

“Biliyor musun, şöyle bir düşününce…son zamanlarda senin havanın, eskisine kıyasla biraz değiştiği hissine kapılıyorum, Horikita-san.”

Horikita düşüncelere dalmışken, Ichinose sanki sadece havadan sudan, dostça bir sohbet ediyormuş gibi ona seslendi.

“Bunu ben de merak ediyorum doğrusu. Yine de hakkımda herhangi bir şeyin değiştiğini sanmıyorum. Eğer eskisine kıyasla bir değişiklik olduysa, aklıma gelen tek şey saçımın uzunluğu olabilir.”

“Yok, o değil. Yani fiziksel görünümünün dışındaki şeylerden bahsediyorum. Sanki…havan daha yumuşak ve nazik bir hal almış gibi. Eskisine kıyasla çok daha kaynaşılabilir biri olmuşsun.”

“Ben… Pek emin değilim. Böyle bir şeyin olmasını hiç amaçlamamıştım.”

“Ama eskisine kıyasla hem erkeklerle hem de kızlarla konuşup vakit geçirmek için daha fazla fırsat yakalıyorsun, değil mi?”

“Şey… Evet, öyle. Elbette, eski günlerle kıyaslandığında bu doğru olabilir.”

Bu, eski halinin aklına bile getirmeyeceği türden bir şeydi. Bu açıdan bakıldığında, Horikita bu fikri kabullenebileceğini hissediyordu.

“Son zamanlarda senin hakkında pek çok şey de duyuyorum, Horikita-san.”

Hem Ichinose hem de Horikita kendi gruplarını seçmişti ve şimdi yeni bir tartışma başlamak üzereydi.

“Hakkımda pek çok şey mi duyuyorsun? Tam olarak kimden?”

“Hmm? Kimden mi? Aslında herkesten.”

Ichinose ekrana bakarken, yüzünde sıcak bir gülümseme vardı.

“Bence sınıf arkadaşlarıyla yakınlaşmak ve dostlukları pekiştirmek harika bir şey. Ben de herkesi daha iyi tanımak ve onlarla dostça ilişkiler kurmak için çaba gösterdim. Elbette bunu bir çıkar aracı olarak kullanmak istemesem de sanırım zamanla şunu fark ettim: Bazen, her gün istikrarlı bir şekilde yaptığınız şeyler meyvesini verebiliyor.”

Ichinose’nin söyledikleri aslında sıradan bir sohbetten ibaretti. Yine de Horikita huzursuzluk hissetmekten kendini alamadı.

Tartışma artık ciddiye bindiği için, Ichinose ve Horikita birbirleriyle konuşmayı bırakmışlardı.

Beş dakika boyunca, on dört kişinin tartışmasını sessizce izlediler.

Şu anki tartışmanın, Horikita’nın Hamaguchi veya Kanzaki ile karşı karşıya geldiği mücadelelerindeki tartışmadan pek de bir farkı yoktu.

Horikita dikkatle gözlem yapsa da roller konusunda henüz bir sonuca varamamıştı.

Horikita, Ichinose’nin ilk turda pas geçeceğini düşünüyordu. Yine de onun nasıl bir tutum sergileyeceğini görmek istedi.

Aday gösterecekmiş gibi mi davranmalıydı yoksa hiç tereddüt etmeden pas mı geçmeliydi?

Her iki durumda da Horikita pas geçmeye karar verdi. Ne de olsa ilk turdan işe yarar bir bilgi çıkmamıştı.

Bir süre bekledikten sonra, vakit daraldığı için Horikita planladığı gibi pas geçmeyi tercih etti.

Ancak…

“Ichinose-san, Chiba-kun’u rol sahibi olarak başarıyla tespit etti. Dolayısıyla Horikita-san bir Can Puanı kaybedecek.”

Horkita, Ichinose’nin bu bilgiye nasıl ulaştığına dair en ufak bir fikre sahip değildi ancak Ichinose, hızlı bir şekilde aday göstermeyi başarmıştı.

“Doğru. Chiba-kun hakkında ben de öyle düşünmüştüm.”

Sözleri dudaklarından akıcı bir şekilde döküldü.

Hiçbir tereddüt belirtisi olmadan.

Ichinose, sanki elde edilen bilgiler gayet olağan bir durummuşçasına şüpheli öğrencinin adını dile getirdi.

Horikita şu ana kadar Hamaguchi ve Kanzaki ile karşılaşmıştı ancak ikisi de ilk turda herhangi bir aday göstermemişti. Horikita da dahil olmak üzere herkes pas geçmeyi tercih etmişti.

İşin tüm ayrıntılarına sahip olmasa da sınıfı adına ilk sırayı alan Hirata’nın da bu konuda bir istisna olmayacağını tahmin ediyordu.

Horikita monitörün diğer tarafındaki öğrencilerin telaşlandığını gördü. Belki de bunun sebebi, temsilciler hiçbir ses duyamasalar da katılımcıların bulunduğu odada D Sınıfından Chiba’nın dışarı çıkmasını isteyen bir duyuru yapılmasındandı. Ne de olsa katılımcılar, Chiba’nın hangi sebeple aday gösterildiğini bilmiyorlardı. (çn= kafası karışan varsa diye küçük açıklama, katılımcılardan birinin orta da hiçbir şey yokken aday gösterilip odadan çıkartılması, diğerlerinin de acaba bizi de sebepsiz aday gösterirler mi diye telaşlanmalarına sebep oluyor. Ne de olsa sona kadar kalan katılımcılar kişisel puan alacaklar.)

“Bunu fark etmen etkileyici.”

Horikita etkilenmekten kendini alamamıştı.

“Sanırım bunun tek sebebi, bu insanları herkese kıyasla daha yakından, çok daha yakından gözlemliyor olmam. Chiba-kun’dan doğrudan bir şey duymasam bile, jest ve mimiklerine bakarak yalan mı söylediğini yoksa doğruyu mu konuştuğunu anlayabildiğim anlar oluyor.”

Ichinose sanki, “Yakın arkadaşlarım hakkında bilinebilecek her şeyi biliyorum.” diyordu.

“Demek onunla özellikle yakındın.”

“Özellikle mi? Hayır, özellikle demezdim. Chiba-kun hakkında ne kadar şey anlayabiliyorsam, diğerleri hakkında da aşağı yukarı o kadarını anlayabiliyorum. Tartışma sırasında özel role sahip başkalarını da az çok gördüm sanırım ama henüz emin olmadığım için bekleyip görmeye karar verdim.”

Ichinose’nin bu sözleri böylesine rahat bir tavırla söylemesi, Horikita’nın sırtından aşağı bir ürperti dalgası yayılmasına neden oldu.

Sadece tek bir tartışmayı izleyerek birden fazla öğrencinin konumunu tespit ettiğini öne sürmüştü.

Eğer karşısındaki kişi Sakayanagi veya Ryuuen gibi biri olsaydı, bunun bir blöf olduğundan ciddi şekilde şüphelenirdi ancak söz konusu kişi bizzat Ichinose olunca, Horikita bunun gerçekten doğru olabileceği ihtimalini düşünmekten kendini alamadı.

“Anlıyorum. Durum buysa, kısa süre içinde köşeye sıkışacağım demektir. Tabi eğer söylediklerin doğruysa.”

Ortamın bir anda boğucu bir havaya bürünmesinden hoşlanmayan Horikita, oturuşunu düzeltti ve iğneleyici bir tonda karşılık verdi.

Ichinose kolay kolay yalan söyleyen bir öğrenci değildi. İşte tam da bu yüzden, böyle bir durumda blöf yapmak son derece etkili olabilirdi.

Horikita, Ichinose’nin sözlerinin doğru olduğunu varsayarsa aceleyle bir aday belirlemeye çalışabilirdi ancak bu bir yalansa, düşüncesizce hareket edip öne atılmaktan daha aptalca bir şey olamazdı. (çn= sınava katılan herkesin bu baiti yemesi peki.)

Ichinose’nin rol sahibi birini tespit edebilmesi harika bir iş olsa da Horikita, bunun ne ölçüde onun keskin gözlem yeteneğinden kaynaklandığı konusunda hala şüpheliydi.

Örnek öğrencilerin aksine, on dört katılımcı arasından rol sahibi olarak birinin adını verip doğruyu bulma ihtimali o kadar da düşük değildi. Bunun bir tesadüf olması ya da Ichinose’nin sadece bir risk alıp bunda başarılı olması gayet mümkündü.

Mevcut durumda paniğe kapılmak başarı şansını değiştirmeyeceğinden Horikita, içinden çeşitli senaryoları gözden geçirdi ve kendini dizginlemeye çalıştı.

Başarı ihtimalinin düşük olduğu bir anda hamle yapmak hâlâ fazla riskliydi.

Kendini duruma kaptırmak yerine, doğrudan zafere ulaşmak adına nasıl bir yol izleyebileceği üzerine kafa yormaya çalıştı.

Bir Can Puanı kaybetmişti. Bunun ciddi boyutta bir hasar sayılmaması önemli bir ayrıntıydı.

Horikita sakinleşip konsantre olmaya çalıştı.

Ardından ikinci tur başladı.

Horikita, Ichinose’den önce davranıp katılımcıların davranışlarından yola çıkarak rollerinin ne olduğunu anlamasına yardımcı olacak ipuçları bulmak istiyordu.

Arzu ettiği şey bu olsa da beş dakikalık tartışma süresi ona çok az ipucu sundu ve zaman göz açıp kapayıncaya kadar geçip gitti.

Aday gösterme vakti yaklaşıyordu ve Horikita, kesin bir adım atmasını sağlayacak yeterli bilgiye henüz ulaşamamıştı.

Tekrar pas geçme seçeneğini tercih etmeyi sorun etmeyecek olsa bile, her seferinde durup düşünmesi gerekiyordu.

Horikita, az önce gerçekleşen tartışmada Ichinose’nin yeni bir aday gösterme işlemi yapmasını sağlayacak nitelikte bir bilgiye sahip olup olmadığını, kısacası ilk turun sonunda söylediklerinin doğruluğunu merak ediyordu.

Horikita henüz bir hamle yapmasını sağlayacak herhangi bir bilgi ya da gerekçe bulamamıştı ancak…

Ichinose ve örnek öğrencinin yaptığı aday göstermeler nedeniyle odadan halihazırda iki kişi çıkarılmıştı.

Horikita, durumu daha iyi kavrayabilmek amacıyla rol sahibi olabileceğinden şüphelendiği birini seçerek saldırıya geçmeye karar verdi.

“Ichinose-san, Minamikata-san’ı rol sahibi olarak başarıyla tespit etti. Dolayısıyla Horikita-san bir Can Puanı kaybedecek. Buna ek olarak, Horikita-san hatalı bir aday gösterme işlemi yaptı. Dolayısıyla bir Can Puanı kaybedecek.”

Horikita, kararlılığına güvenerek bir tahminde bulunmaya karar vermesine rağmen durum daha da kötüleşmişti.

Sadece yanlış tahminde bulunmakla kalmamış, rakibi Ichinose’de bir kez daha başarılı aday gösterme işlemi yapmıştı.

Horikita için tek teselli, tahmin ettiği kişinin ortalama öğrenci rolünde olması sebebiyle aldığı darbenin hafif kalmasıydı.

“Gerçekten biliyor muydun? Minamikata-san’ın rol sahibi biri olduğunu biliyor muydun?”

“Evet. İlk turda şüphelendiğim kişilerden biriydi.”

Ichinose geriye kalan on iki katılımcı arasından, hiç tereddüt etmeden rol sahiplerinden birini doğru tahmin etmişti. Üstelik, konuşma tarzından anlaşıldığı kadarıyla dikkatini çeken başka adaylar da vardı.

Ichinose’nin doğruyu söylediğini hisseden Horikita’nın başı hafifçe dönmeye başladı.

“Bu durumda, geçtiğimiz iki turun ardından aday gösterebileceğin kişi sayısının arttığını mı söylüyorsun?”

“Evet. Henüz onları örnek öğrencilerden ayırt edemiyorum ama gözüme kestirdiğim üç kişi daha var.”

Bunu söylerken Ichinose, Horikita’ya döndü ve doğrudan gözlerinin içine baktı.

Söyledikleri yalan değildi.

Hiç şüphe yoktu ki Ichinose, bundan sonraki süreçte de sakin ve soğukkanlı bir tavırla aday göstermeye devam edecekti.

Horikita dikkatli olmazsa, Ichinose bir sonraki seferde örnek öğrenciyi bile bulabilirdi.

Eğer böyle bir şey gerçekleşirse, en kısa senaryoda Horikita’nın elinde sadece tek bir tur kalırdı.

Olayların bu şekilde gelişmesi karşısında Horikita’nın başının dönmemesi imkansızdı.

Şu an benim yerimde başka biri olsaydı, o yine de yenilmesi imkânsız bir rakip olmaz mıydı?

Ichinose’nin hayranlık uyandırıcı sezgi gücü karşısında dehşete düşmekten kendini alamıyordu.

Horikita, on dakika süren bu tartışmadan kayda değer hiçbir ipucu çıkmadığını düşünüyordu.

Acaba gözden kaçırdığı bir şey mi vardı diye sorguladı ancak geriye dönüp baktığında, Ichinose’nin doğru tespit ettiği o iki öğrenciye odaklandığında bile aklına takılan veya öne çıkan herhangi bir şey bulamadı.

“Şanslıydım. Seçtiğim iki kişi sınıf arkadaşlarımdı.”

Bu sözlerle birlikte Horikita biraz olsun toparlanmıştı.

Eğer bir farktan söz edilecekse, o da buydu.

İyi niyetli bir bakış açısıyla bile olsa Horikita’nın, Ichinose’nin sınıfındaki öğrencileri çok iyi tanıdığı söylenemezdi. Öte yandan Ichinose, sınıf arkadaşlarını herkesten daha iyi tanıyordu.

Her halükârda, Horikita’nın elinde pek bir hareket alanı kalmamıştı.

İşte bu yüzden, bu mücadeleyi yalnızca doğrudan bir yaklaşımla sürdürmeye çalışsa bile rakibi sınava hâkim olmaya devam edeceği için, o andan itibaren agresif bir şekilde saldırıya geçmeye karar verdi.

Eğer Horikita arkadaşlıklar ve bu ilişkilerin getirdiği gözlemler bakımından dezavantajlı durumdaysa, o zaman Ichinose’nin dengesini bozmaktan, onu telaşlandırmaktan ve yanıltmaktan başka çaresi yoktu.

“Beni gerçekten de kandırdın. Hem de bunu harika bir şekilde başardın. Ancak bir süredir bu mücadelenin içinde olduğumdan, özel sınavla ilgili bir sezgiye sahibim. Bence bu sınav, adalet ilkesi gereği rol sahiplerinin iki sınıf arasında neredeyse eşit bir şekilde dağıtılacağı bir mantıkla tasarlanmış. Eğer durum buysa, geriye kalan rol sahiplerinin benim sınıf arkadaşlarım arasında olma ihtimali çok yüksek. O halde, senin gibi biri için bile geriye kalan rol sahiplerini doğru bir şekilde tespit etmek zor olabilir.”

Horikita, kasıtlı olarak Ichinose’nin dikkatini kendi sınıf arkadaşlarına çekmeye çalışıyordu. Bunun, Ichinose’nin görüş alanını az da olsa daraltabileceğini düşünüyordu.

Bu azıcık da olsa işe yararsa…

“Horikita-san. Eğer söylediklerin doğruysa, bu bana bir ipucu verdiğin anlamına geliyor demektir. Ben sınava dahil olmamışken, bu özel sınav sayesinde edindiğin hayati bilgiyi neden bu kadar kolay bir şekilde benimle paylaşıyorsun?”

Ichinose, Horikita’nın söylediklerinin doğru ya da yanlış olduğunu sorgulamak yerine Horikita’nın neden bu denli iyi davrandığının sebebini öğrenmek istiyordu. (çn= iyi mi fmkldfndklks Ah Ichinosem ah. Sen meleksin de bu kurtlar…)

“Rol sahiplerinin sınıf arkadaşların olması sayesinde üst üste iki kez doğru tahminde bulunmuştun.  Sadece, bundan sonrakilerin o kadar da kolay olmayacağını bilmeni istedim.”

Elbette bu, apaçık bir yalandı.

Muhtemelen kulağa çaresizlikten söylenmiş acınası bir yalan gibi geliyordu ama Horikita’nın umurunda değildi.

Yalan olduğunun düşünülme ihtimali %99 bile olsa, o küçücük ihtimalle yetinmeye razıydı.

Okulun rol ataması yaparken tam olarak hangi kriterleri kullandığı belirsiz olsa da bu kriterlerin bariz adaletsizliklere yol açmayacağını varsaymak pek de yanlış sayılmazdı.

Tek bir tartışmada aşırı bir taraflılık söz konusu olsa bile, tüm tartışmaların genelinde dağılımın bire bir oranına yakın olması gerekirdi.

“Öyleyse, işe iyice odaklanıp elimden gelenin en iyisini yapmalıyım.” dedi Ichinose neşeyle.

‘Evet’ dercesine başını iki kez sallayan Ichinose, yüzünden hiç eksik olmayan o sıcak ve nazik gülümsemesiyle bakışlarını monitöre çevirdi.

Horikita, üçüncü turda Ichinose’nin kafasını karıştırmaya çalışmıştı.

Tıpkı bir yarış gibi üçüncü tur da hızla sona erdi ve sıra aday gösterme aşamasına geldi.

“Horikita-san, Hattori-kun’u rol sahibi olarak başarıyla tespit etti. Dolayısıyla Horikita-san bir Can Puanı kazanacak.”

Şu ana kadar iki kez üst üste öğrencilerin kimliğini doğru tespit etmiş olan Ichinose, pas geçmeyi tercih etmişti.

Bu durum karşısında rahatlayan Horikita, bir rol sahibini doğru bir şekilde tespit etti. Ancak, aday gösterdiği kişi bir alt sınıf öğrencisi olduğundan, Ichinose’ye hasar verme hedefine ulaşamadı.

O an itibariyle bildiği şeyler; geriye hala iki örnek öğrencinin kaldığı, temsilciler tarafından üç rol sahibi öğrencinin tespit edildiği ve geriye kalan son rol sahibi katılımcının örnek öğrenci tarafından çoktan odadan çıkartılmış olabileceğiydi.

Payda giderek küçülüyordu ve Horikita, bir sonraki tura kadar saldırıya geçmekten kendini alıkoyup koyamayacağı konusunda tereddüt yaşıyordu.

Şu anda Horikita’nın yapabileceği tek bir hamle vardı.

Eğer insanların kendisi hakkında ne düşüneceğini umursamayacağı bir durumdaysa, o konuyu gündeme getirmekten başka çaresi yoktu.

“Biliyorsun, Kanzaki-kun ile karşılaştığımda benim için kolay olan bir zafer kazandım. Ancak bu sadece benim yeteneğim sayesinde olmadı. Aksine, ben kazanayım diye Kanzaki-kun bilerek kaybetti. Bununla ilgili bir rapor aldın mı?”

“Hayır. Kanzaki-kun hiçbir şey söylemedi.”

“Demek söylemedi. O halde, söylediklerimin ne anlama geldiğini anlayıp anlamadığını merak ediyorum.”

Horikita, Ichinose’nin ilgisini çekmeye çalışarak, onun merakını uyandıracak bilgileri azar azar paylaştı. Ancak Ichinose, yüz ifadesini hiç bozmadan yanıt verdi.

“Anlıyorum. Kanzaki-kun, senin ardından Ayanokouji-kun’un da sırada beklediğini öğrendiğinde erkenden umutsuzluğa kapılmaya başlamış. ‘Kazanmamızın imkânı yok.’ Muhtemelen buna benzer şeyler söylemiştir. Sınıfımızın merkezindeki isim olarak elinden gelenin en iyisini yapmaya, bir şeyler başarmaya çalıştı ama sen öne geçince Horikita-san, onun da umutları sönüp gitti. Haliyle mücadele etme isteğini de kaybetmiş oldu.”

Ichinose’nin isabetli tespiti karşısında, şaşıran taraf Horikita oldu. Ancak şaşkınlığına rağmen, Ichinose’nin sözlerini soğukkanlılıkla karşıladı.

“Görüyorum ki sen de epey acımasız olabiliyorsun. Sonuçta Kanzaki-kun’dan bir rapor almıştın, değil mi?”

Ichinose’nin bunu nasıl bilebildiğinin başka bir açıklaması olamazdı.

“Hayır, ondan herhangi bir şey duymadım. Yani, Ayanokouji-kun’un sınavda yer aldığını öğrendiğimde, sınıfımın durumu için endişelenmiştim. İşte bu yüzden Kanzaki-kun’un neler hissettiğini anlayabiliyorum.”

Ichinose, yalan söylemediğini bir kez daha vurguladıktan sonra vardığı sonucun mantığını açıkladı.

Horikita başta ondan şüphelenmişti ancak Ichinose’yi bu açıdan köşeye sıkıştıramayacağını anlayınca, taktik değiştirmesi gerektiğini fark etti.

“Bu durumda, onun karşısında başarılı olabileceğini düşünmüyorsun sanırım.”

“Dürüst olmak gerekirse, evet. Onun kesinlikle zorlu bir rakip olacağını düşünüyordum. Ancak bu sınava bir temsilci olarak başladığımda fikrim değişti. ‘Bu özel sınavın üstesinden gelebilirim’ diye düşündüm.”

“Yani Ayanokouji-kun’a karşı bile kaybetmeyeceğini mi düşünüyorsun?”

“Ayanokouji-kun’u yenebilirim.” diye ilan etti Ichinose. (çn=ayanokoujiaynıben= abartma be king.)

Ichinose’nin özgüveni açıkça belli oluyordu.

Horikita, Ichinose’nin moralinin bozulmasını sağlamaya çalışmış ancak sonunda başarısız olmuştu.

Horikita, hızlanan kalp atışlarının fark edilmemesi için yüzündeki sakin ifadeyi korumak adına büyük çaba sarf ediyordu.

Ayanokouji’nin orada olmasının verdiği güven duygusunun yerini, Ichinose’nin gerçekten de Ayanokouji’yi yenebileceğine dair bir korku almıştı.

Eğer Ichinose bir sonraki turda örnek öğrenciyi doğru tespit ederse, Horikita’nın Can Puanı ikiye düşecekti.

Horikita, örnek öğrencilerin kimler olduğunu belirlemesine yardımcı olacak kesin kanıtlar bulmayı umuyordu.

En azından, bu turu berabere bitirip yeni bir grupla en başından başlayabilmeyi…

Monitöre bakıp içinden dua ederken, tamamen sessizliğe bürünmüş olan Ichinose merakını uyandırdı ve bakışlarını bir anlığına yana kaydırdı.

“Şey…”

Horikita’nın gözleri Ichinose’ninkiyle buluştu.

Sanki Ichinose, Horikita’nın kendisine bakıp durumunu kontrol edeceğini önceden sezmiş ve adeta bunu bekliyormuş gibiydi.

Ichinose, bakışlarını kaçırmadan yumuşak ve nazik bir şekilde gülümsedi.

Sınavın önemli bir aşamasıydı ve şu anda monitör dışında bir yere bakmanın tuhaf kaçacağı bir andı.

“Ne yaptığını sanıyorsun?”

Horikita, Ichinose’ye o soruyu yönelttiği sırada sanki büyülenmişçesine bakışlarını ondan ayıramıyordu.

“Ne demek istiyorsun?”

“Neden ekrana bakmıyorsun? Örnek öğrenciyi…araman gerekmiyor mu?”

“Aa! Evet, ben böyle iyiyim.”

Böyle iyiyim mi?

Böyle iyiyim derken neyi kastediyordu?

Horikita, yanıt olarak bu soruyu dile getirmeye çalışsa da kelimeler ağzından çıkmadı. İçgüdüsel olarak, bu sorudan sonra gelecek cümleleri duymak istemiyordu.

Ancak Ichinose hiç acımadan, doğal bir şekilde söyleyeceği şeye devam etti.

“Çünkü örnek öğrencilerin kimliklerini çoktan tespit ettim.”

Horikita, ürperme veya dehşet hissetme aşamasını çoktan geride bırakmış, sadece duyularının yavaş yavaş köreldiğini hissetmeye başlamıştı.

Ichinose’nin sözlerinde sarsılmaz bir inanç vardı. Söylediklerinin tek bir kelimesi bile yalan değildi.

Artık monitörde gösterilen şeyin bir önemi yoktu.

Tartışma da ne kadar süre kaldığı önemli değildi.

Bundan sonra yaşanacaklar ise anlamsızdı.

Horikita, sanki bu kaderinde varmışçasına yenilgisinin kesinleştiğini biliyordu.

Ancak kesinleşmiş olsa bile…

Horikita bakışlarını Ichinose’den ayırdı ve sert bir şekilde kendi yanaklarına vurdu.

Kendini böylesine utanç verici bir şekilde çaresizliğe kaptırmasına daha fazla izin veremezdi.

Yenilgisi kesin olsa bile, son ana kadar pes edemezdi.

Eğer pes etmezse, bir şansı olabilirdi.

Bu turu berabere bitirme ihtimali hala mevcuttu.

Horikita’nın müttefiki ve ayrıca sıradaki kişi olan Ayanokouji adına, rakibinin Can Puanlarını mümkün olduğunca azaltması gerekiyordu.

Horikita ağırlaşan gözlerini açtı ve bakışlarını yeniden ekrana çevirdi.

“Rakibim bir makine değil. Ichinose bile hata yapabilir.”

Bunlar, kendisini ikna etmek amacıyla zihninden geçirdiği düşüncelerdi.

 

Çevirmen: Mesela Kek 2

İyi okumalar.

İnstagram: @turkcelightnovels

Discord sunucumuza gelmeyi ve aktif hale gelen yorumlar kısmından bölüm hakkında yorum yazmayı unutmayın.

Ayrıca diğer serilerimiz olan Fate/Zero, Tavşan Kostümlü Senpai’m ve Eczacı Günceleri’ni de okuyabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

Prev
Next

Comments for chapter "   Cilt 23 - Bölüm 25"

4.3 72 votes
Article Rating
Subscribe
Login
Bildir
guest

guest

0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler

YOU MAY ALSO LIKE

120371l
The Angel Next Door Spoils Me Rotten
28 Mayıs 2024
51futarVjZL._SY445_SX342_ML2_
Eczacı Günceleri
3 Ağustos 2026
file_00000000f420624387084825e84ec4aa
After The Big Bang
25 Haziran 2025
Episode_008-016
Elitler Sınıfı – Kısa Hikayeler
6 Ağustos 2024
Tags:
clasroom of the elite oku, elitler sınıfı oku, light novel türkçe, youkoso jitsuryoku oku, Youkoso Jitsuryoku türkçe oku
  • Ana sayfa

TurkceLightNovels

Sign in

Lost your password?

← Back to Türkçe Light Novel

Sign Up

Register For This Site.

Log in | Lost your password?

← Back to Türkçe Light Novel

Lost your password?

Please enter your username or email address. You will receive a link to create a new password via email.

← Back to Türkçe Light Novel

wpDiscuz