Elitler Sınıfı - Cilt 23 - Bölüm 29
Fark sadece bir olsa da Katsuragi, Sakayanagi’nin Can Puanlarını dokuza düşürmüştü.
Başlama vaktine yaklaşık beş dakika kala, Ryuuen kapıyı biraz sert bir şekilde açıp içeri girdi.
“Hoş geldin. Buyur, otur.”
Sakayanagi, oturduğu yerden kalkmadan Ryuuen’i selamladı ve eliyle kibarca boş sandalyeyi işaret etti.
Ryuuen, Sakayanagi’ye şöyle bir göz attıktan sonra hiç konuşmadan kendini sandalyesine bıraktı ve bacak bacak üstüne attı.
“Bugün, buradan ayrılıp yeni bir başlangıç yapacağın gün. Lütfen buradaki vaktini geride hiçbir pişmanlık bırakmayacak şekilde geçir.” dedi Sakayanagi.
“Bu tavsiyeye kulak vermesi gereken kişi sensin, Sakayanagi.”
“Üzgünüm ama kazanacak olan kişi benim.”
İki tarafta mücadeleye güç gösterisiyle başlamıştı.
Duygularını harekete geçirmek için birbirlerinin damarına basıyorlardı.
“Beni yensen bile, Ayanokouji-kun’un karşınsa çıkmaya layık olup olmadığını bilmiyorum.”
“Hah, bu iş için benden daha uygun birisi olamaz. O herifi alt etmek istiyorsan, hiç tereddüt etmeden ellerini kirletmeyi göze alman gerekir.”
“Anlıyorum. Demek kendini bir anti-kahraman sanma yanılgısına düşmüşsün.”
“Hah.”
Bir hikâye de kahramanca davranan kişiye ‘kahraman’ denirdi. Kahramanlar, özünde yüksek ahlak değerlerine sahip, iyiliği ve adaleti temsil eden, zayıflara yardım eden ve kötüleri cezalandıran erdemli insanlardı.
Öte yandan kahraman olarak bilinen varlıklar arasında, tam tersi nitelikte kötü bir karaktere sahip olanlar da vardı.
Anti-kahraman; kötülerin canını acımadan alan, para ve mal varlığı elde etme uğruna hiç tereddüt etmeden şiddete başvuran, sağduyu ya da ahlak çerçevesine sığmayan bir kahraman olarak tanımlanırdı.
“Eğer kötü adamsan, yenildiğin an her şey biter. Oysa anti-kahramanlara kahramanlık konumu da verilir. Başka bir deyişle, onlar da ana karakterdir.” diye ekledi Sakayanagi.
Sakayanagi bu bilgiyi, Ryuuen’e biraz dolaylı yoldan anlatmıştı.
“Ne var ki, sen bir başrol oyuncusu olmaya layık değilsin. Bugün, sana bunu öğreteceğim.” dedi Sakayanagi.
“Bunu söyleyen de sen misin? Kendini kadın başrol sanmak gibi bir yanılgıya mı düştün yoksa?”
“İçin rahat olsun. Ben bir kadın başrol değilim. Ben direkt başrol oyuncusuyum.”
Çocukça bir kışkırtma olsa da bu seviyedeki bir konuşma, ikisi için bir nevi uzatılmış bir selamlaşma gibiydi.
“Bu özel sınav senin için şanssızlık mı? Yoksa bir şans mı? Sınavın içeriği bize erkenden açıklanmadığı için, önceden kurnazca ve acımasız bir strateji hazırlaman mümkün olmadı. Aynı zamanda, senin adına casusluk ve hainlik yapması beklenen Hashimoto-kun da görevini layıkıyla yerine getiremedi. En azından, pek de yetenekli olmadığın bilgi ve akademik beceri gerektiren bir alandaki rekabetten kaçınmayı başardın. Bu, şükredilmesi gereken bir durum, öyle değil mi?”
Sakayanagi’nin gülümsemesini gören Ryuuen, aniden bir şey hatırladı.
“Ayanokouji’yle çocukluk arkadaşı gibi olduğunuzdan falan bahsetmiştin, değil mi?”
“Evet. Ne olmuş yani?”
“O herifin ufak bir veletken neye benzediğini hayal bile edemiyorum. Nasıl bir pislikti acaba?”
Ryuuen, defalarca gözünde canlandırmaya çalışsa da bunu bir türlü hayal edemiyordu.
Ayanokouji yalnızca ölçülemeyecek bir güce sahip bir dövüşçü olmakla kalmıyor, aynı zamanda sıradan bir insanınkine benzemeyen bir zihniyet taşıyordu. Dahası, hiç tereddüt etmeden sınırlarını kaldırabiliyor ve diğer herkesin tereddüt edeceği eylemleri soğukkanlılıkla gerçekleştirebiliyordu.
“Merak etmen anlaşılabilir bir durum sanırım. Ne de olsa Ayanokouji-kun özel biri.”
Sanki iltifatı kendi almışçasına mutlu bir şekilde gözlerini kıstı.
“Ama sana söylemeyeceğim. Bu, benim kendime sakladığım kıymetli sırrım.” diye ekledi Sakayanagi.
Ryuuen, kendisine cevap vermeyi neşeyle reddeden Sakayanagi’ye ters ters baktı.
“Öte yandan, senin çocukluğunu hayal etmek hiç de zor değil. Etrafındaki herkese ve her şeye başkaldırdın, evrenin merkezi olduğuna dair yanlış bir inanca kapıldın ve her şeye zorbalıkla hükmettin. Zekâ ve akıl gibi kavramları zayıf ve saçma şeyler olarak görüp bir kenara ittin. Kaç kez yenilgiye uğrarsan uğra, önemli olan tek şeyin sonunda kazanmak olduğunu düşündün ve—”
“Evet, bu benim.” dedi Ryuuen.
“Heh heh. Kötü olduğunu söylemiyorum. Tam da bu yüzden Ayanokouji-kun ile ikinci kez kapışmaya çalışıyorsun ya. Kolayca pes eden sıradan birinin, bunu yapacak motivasyonu bile olmazdı. Ancak, tabii ki de bende kaybedenlere özgü bu motivasyondan yok.”
“Yani Ayanokouji’yi yenebileceğini mi sanıyorsun? Kusura bakma ama bana hiç öyle görünmüyor.”
“İşte bu beklenmedikti. Öyle görünmese de bence ondan üstünüm. Ve bunu kanıtlamak için, yoluma çıkan seni ortadan kaldırmalıyım.” (çn ayanokoujiaynıben= YARRRRRRRRRMA /Q)
Sakayanagi, Ayanokouji’yi ısrarla yüksek bir konumdan selamlamaya çalışıyordu.
Öte yandan Ryuuen, aşağıdan sürünerek geliyor ve Ayanokouji’yi de aşağı çekmeye uğraşıyordu.
Bulundukları konumlar tamamen zıttı.
Mola için yapılan geri sayım sıfıra ulaşmış, her iki tarafın da gruplarını seçme vakti gelmişti.
Tabletindeki beş gruptan oluşan listeye bakan Sakayanagi, bir grubu eledi. Bu grup, Hashimoto Masayoshi’nin bulunduğu gruptu.
Ayrıca öncü ve merkez konumundaki temsilcileri de bu grubu seçmemeleri konusunda uyarmıştı.
İhaneti kesinleşmiş olan Hashimoto harekete geçirilmediği sürece, onlara ihanet etmesi mümkün değildi.
Sakayanagi’nin bakış açısından, bu özel sınavın kuralları gerçekten de onun lehineydi.
“Haini seçme hakkımı kullanacağım.” diye duyurdu Sakayanagi.
Generaller arasındaki mücadelede Sakayanagi, ilk tartışma sırasında hamlesini yaptı.
Bunun nedeni, maçın başında kendisinin dokuz, Ryuuen’in ise on Can Puanına sahip olması mıydı?
Ne de olsa yalnızca rakamlara bakıldığında, Ryuuen’in daha avantajlı olduğu söylenebilirdi.
Yoksa aklında başka bir plan mı vardı.
Her halükârda Ryuuen’in bakış açısından bu, özel sınavın işleyişini henüz bilmemesinden faydalanılarak bencilce gerçekleştirilmiş bir önleyici saldırıydı.
“Heh. İlk hamle bu ha. Bayağı bir öldürme arzusuyla dolusun, değil mi?”
“Bu işi uzatmaya niyetim yok. Sınavı daha ilk tartışmada bitireceğim.” dedi Sakayanagi.
“Hey, duymadın mı? Yaygın bir teoriye göre, böyle bir kozu ilk kullanan taraf kaybeder.”
“Öyleyse bu teoriyi çürütmeme izin ver lütfen.”
Sakayanagi, kararlı gözlerle mücadelenin başlamak üzere olduğu ekrana doğru baktı.

Çevirmen: Mesela Kek 2
İyi okumalar.
İnstagram: @turkcelightnovels
Discord sunucumuza gelmeyi ve aktif hale gelen yorumlar kısmından bölüm hakkında yorum yazmayı unutmayın.
Ayrıca diğer serilerimiz olan Fate/Zero, Tavşan Kostümlü Senpai’m ve Eczacı Günceleri’ni de okuyabilirsiniz.
Ryuuen adamım ya