Elitler Sınıfı - Cilt 23 - Bölüm 9
Sınıf arkadaşımın Keyaki Alışveriş Merkezi içindeki belirli bir noktaya gelmesini bekliyordum.
Kei onunla iletişime geçtikten yaklaşık on beş dakika sonra aniden köşede belirdi.
“Beklettiğim için kusura bakma, Ayanokouji-kun.”
Matsushita, yaşanan bu durum karşında biraz şaşırmış görünüyordu.
“Karuizawa-san’dan bir telefon aldım… Benimle burada konuşmak istediğini söyledi.”
“Bunun için kusura bakma. Arkadaşların sorun etmez, değil mi?”
“Hayır. Otuz dakika kadar yanlarından ayrılacağımı söyledim. Bu süre yeterli olur mu?”
“Fazlasıyla yeterli.”
“O zaman, ne hakkında konuşmak istiyorsun?”
Birisi sırf sizinle baş başa kalmak için bu kadar zahmete giriyorsa, o kişiye karşı temkinli davranmak gayet normal bir tepkiydi.
Matsushita’nın yüz ifadesi her zamanki gibiydi ama muhtemelen içten içe huzursuzluk hissediyordu.
“Neden burada buluştuğumuzu biliyor musun?”
“Ne demek istiyorsun? Benim burada, Keyaki Alışveriş Merkezi’nde bulunmam dışında başka bir sebep daha olduğunu mu söylüyorsun?”
Kei’den Matsushita’nın Keyaki Alışveriş Merkezi’nde olduğunu duyduğumdan beri, onun burada bulunduğunu anında bildiğim kesinlikle doğruydu.
Dolayısıyla kendisini aynı alışveriş merkezinde beklediğimi düşünmesi gayet doğaldı.
“Geçen yıl beni takip ediyordun. Tam burada durup konuşmuştuk.”
“Ahh… Şimdi sen bahsedince, evet haklısın. Evet, burası.”
Yeniden etrafına, sonra da sütunlara baktı. Geçen sene saklandığı yeri hatırlamış gibi görünüyordu.
O dönemde bana, vekil müdürüyle ilgili olayı ve zihinden işlem yapma yeteneğimi sormuştu.
“O gün bana bir şey söylemiştin. Gerçek yeteneklerimin ne olduğunu bilmek istediğini söylemiştin.”
“Evet. Yine de bu konuda kaçamak cevaplar verdiğini hatırlıyorum.”
“O zamandan bu yana bir yıl geçti. Cevabı bulabildin mi?”
“Emin değilim. Birinci sınıftaki haline kıyasla sınıfa daha fazla katkın oldu ama… günün sonunda hala senin ciddi davranmadığın hissine kapılıyorum.”
“Anlıyorum.”
Matsushita yüzeysel değerlendirmelerin aksine, bireysel yetenekleri ayırt etme konusunda diğer sınıf arkadaşlarıma kıyasla oldukça iyi bir göze sahipti.
“Benimle iş birliği yapmaya istekliysen Matsushita, o zaman sana gerçek yeteneğimden biraz daha fazlasını gösterebilirim.”
“Bununla ne demek istiyorsun?”
Matsushita’nın ilgisini çektiğime göre, sıra Yamamura’dan kısa süre önce edindiğim bilgileri ve bunların bundan sonraki süreçte ne anlama geleceğini konuşmaya gelmişti.
Söylediklerimi dinlemeyi bitirdiğinde şaşkınlığını gizleyemiyor gibi görünüyordu.
“Öyle bir şeyin yaşandığı doğru ama… Olayın üzerinden epey zaman geçti. Bunu sana kim söyledi?”
Sadece eski bir anıyı hatırlıyor olabilirdi ama yüz ifadesi, bana durumun bundan ibaret olmadığını anlatıyordu.
“Neredeyse üç ay önceki bir konuşmaydı, yine de o konuşmaya dair aklında yer eden ya da dikkatini çeken bir şeyler oldu mu?” diye sordum.
“Şey… Evet, sanırım.”
Matsushita bunu kabul etse de bu bilgiyi nereden edindiğimi merak etmekten kendini alamıyor gibiydi.
“Üzgünüm ancak kaynağımı açıklayamam. Söyleyebileceğim tek şey, sınıf arkadaşımız olmadığı.”
Ona en azından bu kadarını söyleyebilirdim, ne de olsa durup dururken sınıf arkadaşlarımdan şüphelenmenin gelecekte bana hiçbir faydası olmazdı.
“Demek o konu hakkında bir şeyler öğrenmek istiyorsun. Umarım ayrıntıları hatırlıyorumdur.”
“Konuşmanın içeriğini en ince ayrıntısına kadar anlatmana gerek yok. O konuda zaten epey bir fikre sahibim.”
İşin içinde olan herkesin ismini saydığımda, o her zamanki tavrını korumaya çalışan Matsushita bile kekelemeye başladı.
“Ahh, umm… Hmm, evet. Bu kişilerin hepsi. Ama zaten biliyorsan, bana ne sormak istiyorsun?”
“Seni tanıdığım için, o konuşmada bir şeylerin dikkatini çekmiş olabileceğini düşündüm.”
Matsushita’yı iki nedenden ötürü çağırmıştım.
İlki, Yamamura’dan öğrendiklerimin doğruluğuna dair kesin teyit almaktı. Sınıf arkadaşlarımın isimleri uyuştuğu için, söz konusu bilgide bir sorun olmadığına karar vermiştim.
İkinci ise Matsushita’nın değerlendirmeye değer bir öğrenci olarak görülüp görülemeyeceğini sınamaktı.
Çağrılma nedenini sessizce kavrayan Matsushita iç çekti ve kendi kendine bir şeyler mırıldandı.
“Değerlendiriliyormuşum gibi hissediyorum.”
“Kim bilir?”
Yüzündeki sert ifade silinip gitti ve Matsushita sıcak bir şekilde gülümsedi.
“Sana ciddiyetle cevap vereceğim çünkü bence şu an beni test ediyorsun. O zamanı çok iyi hatırlıyorum. Kesinlikle dikkatimi çeken şeyler olmuştu. Üzerinde konuştuğumuz konular, orada bulunan üyeler… O an ters giden bir şeyler varmış gibi bir hisse kapılmıştım.”
Ardından, o anıları zihninde canlandırırken olayların kendi bakış açısından nasıl göründüğünü anlatmaya başladı.
Onu dinliyordum ancak, anlattıklarının gerçeklerle tutarlı olduğundan emin olduğum anda sözünü kestim.
“Bu kadarı yeterli.”
“… Bana gerçek yeteneklerini göstereceğini söylemiştin. Peki, tam olarak ne yapmayı planlıyorsun?”
“Yaklaşan özel sınavda sıra bana gelirse, istediğin şeyin sonuçlarını sana göstermeyi düşünüyorum.”
“Anlıyorum. Eğer Ayanokoji-kun’dan onay alabilirsem, yaklaşan bu özel sınav konusunda içim rahat edebilir sanırım.”
“Şu andan itibaren bunu tek başıma yapamam. Tüm sınıfın gelişmesi gerekiyor.”
“Anlıyorum. Eğer sınıfımız bir gün tek bir vücut haline gelirse, muhtemelen kimseye yenilmeyiz.”
Son kısmı gülümseyerek söyledi, ancak bugünkü olayları da aklının bir köşesinde tutuyordu.
“Her neyse, bugünkü konuşmamız hiç yaşanmamış gibi davranacağım. İstediğin zaman benimle iletişime geçebilirsin.”
Küçük bir şey olsa da kendi başına böyle hususları düşünebilmesi önemli bir detaydı.
Çevirmen: Mesela Kek 2
İyi okumalar.
İnstagram: @turkcelightnovels
Discord sunucumuza gelmeyi ve aktif hale gelen yorumlar kısmından bölüm hakkında yorum yazmayı unutmayın.
Ayrıca diğer serilerimiz olan Fate/Zero, Tavşan Kostümlü Senpai’m ve Eczacı Günceleri’ni de okuyabilirsiniz.
Çeviri için teşekkürler
Cok iyi ceviri abo yaniyor alev alev gercekten peak gaza gelin
sağ olasın kankam elimden geldiğince en iyi okunacak şekilde çevirmeye çalışıyorum