Elitler Sınıfı - Cilt 24 - Bölüm 16
Cilt 24 — Bölüm 16 — Yeni Liderin İlk Sınavı
Özel sınavın duyurulduğu gün, her zamanki gibi sıradan bir öğleden sonra geçiriyordum.
Mashima-sensei açıklamalarını bitirip sınıftan ayrıldıktan sonra Hashimoto ayağa kalktı.
“Pekâlâ. Bu özel sınavı Ayanokouji’ye bırakma konusunda hemfikiriz, değil mi?”
İzin istemekten ziyade herkesin onayını varsayarak sorusunu yöneltti.
Kimse evet ya da hayır demeyince, sınıfta bir anlığına sessizlik oldu.
Ancak kısa bir süre sonra Shimazaki, hoşnutsuzluğunu hiç gizlemeden Hashimoto’ya ters ters baktı.
“Peki, neden?”
“Neden mi? Bunu sana ben sormalıyım. Bu özel sınav, Ayanokouji’nin yeteneklerini göstermesi için mükemmel bir fırsat. Eğer ona şimdi fırsat tanımazsak, ne zaman tanıyacağız ki? Bu, onu neden en başında sınıfa aldığımızı merak ettiriyor.”
Pek hoş karşılanmamış olmama rağmen Hashimoto, durumun apaçık ortada olduğunu düşünerek ısrarla fikrini savundu.
“Ya kaybedersek?”
“Kaybetmek mi? Saçmalama, kaybetmemizin imkânı yok. Öyle değil mi, Ayanokouji?”
Hashimoto bana, beklenti ve baskı dolu bir ifadeyle baktı.
“Zafer ya da yenilgi konusunda garanti veremem ama bu işi bana emanet ederseniz, elimden gelenin en iyisini yapmaya kararlıyım.”
Açılış töreninden sonraki yaptığım kendinden emin konuşmanın tam tersine bir tavır sergileyip sözlerimde kasıtlı olarak temkinli davrandığımda, sınıf arkadaşlarım bana soğuk bakışlarıyla karşılık verdiler.
Sonucun belirsiz olduğunu duyunca, doğal olarak buna inanamadılar.
“Hah… Söylediği şey bu, Hashimoto.”
Böyle anlarda, Sakayanagi muhtemelen ‘Kazanacağız’ derdi.
Cevaplarımızdaki farklılık, bazılarını şaşırtmış ve hayal kırıklığına uğratmış olmalıydı.
“Hadi ama, biraz daha kararlı ol. Bu durum hepimizi endişelendiriyor. Ben de endişelenmeye başladım.”
Hashimoto başını kaşıyarak iç çekti ve başka yöne baktı.
“Peki Shimazaki, eğer işi Ayanokouji’ye bırakmayı düşünmüyorsak, ne yapmayı planlıyorsun?”
“Özel bir şey yapmayacağız. Normal şekilde savaşacağız ve normal şekilde kazanacağız.”
“Normal mi? O zaman stratejiyi kim belirleyecek?”
“Sınıfça tartışabiliriz. Elbette, Ayanokouji’nin katılmasına da karşı değilim.”
“Yani, bir lidere ihtiyacımız olmadığını mı söylüyorsun?”
“Demek istediğim bu değil. Elbette bir lidere ihtiyacımız var. Bir anlaşmazlık çıktığında sınıfı yönlendirecek birinin olması şart. Ancak bu özel sınavda sorumluluğu ona emanet etme fikri içime sinmiyor. Açık konuşayım, duyduklarıma göre bu sınav normal şartlarda kazanmamız gereken bir sınav. İki yıldır yazılı sınav puanlarında öndeyiz ve rakibimiz de hep en düşük puanları alan sınıf oldu, değil mi?”
Hashimoto hafifçe homurdansa da kısa süre sonra itirazını dile getirdi.
“Basit bir yazılı sınav olsaydı belki ama bu özel bir sınav. Hiç düşünmeden hücum ederek gerçekten kazanabilir miyiz ki?”
“Düşünmeyeceğimizi söylemiyorum. Gerekiyorsa bunu sınıfça tartışmamız gerektiğini söylüyorum.”
“Ortada ne kadar çok insan olursa, bilginin sızması da o kadar kolay olur.”
“Bunu sızdıracak bir aptal çıkmaz. Gerçi senin durumunu bilemem.” (çn= oyyyyy.)
“Ne kadar da naziksin.”
Hashimoto ile Shimazaki arasındaki tartışmayı izleyen Sanada, araya girmek için ayağa kalktı.
“Ayanokouji-kun’a bir soru sorabilir miyim?”
“Elbette.”
“Bu özel sınava baktığımda, kilit noktanın ceza puanlarını kimin alacağı olduğunu düşünüyorum. İşi sana bırakırsak, rakibin küçük grup mücadeleleri için kimi sahaya süreceğini ve hedef alınmamak adına bizim kimi seçmemiz gerektiğini öngörebilirsin. Böyle varsayabilir miyiz? Eğer bize bu kadarlık bir öngörü sunabilirsen, o zaman bu işi sana emanet etmeyi düşünebilirim, Ayanokouji-kun.”
Hashimoto’nun durumuyla ilgili yardımını sunan Sanada, şüpheci yaklaşanların da ikna olup liderliği bana bırakmalarını sağlayabilecek bir öneride bulundu.
Sanada, sakin bir tavırla Shimazaki’ye baktı.
“…Anlıyorum. Yani mesele Ayanokouji’yi sonuca göre değerlendirmek değil, yeteneklerini süreç anında ölçmek.”
“Evet. Ben de bu özel sınavı kazanma şansımızın yüksek olduğunu düşünüyorum. Yine de durumu tersine çevirebilecek bir şey varsa, o da küçük grup mücadelelerindeki ceza puanı dağılımı olacaktır. Konuyu grupça tartışmak en iyi çözümü garanti etmez. İşi sadece Ayanokouji-kun’a emanet etmenin riskleri var ancak Hashimoto-kun’un da dediği gibi, ona bir şeyler emanet etmemiz gereken bir zaman elbet gelecektir. Belki de bu sınav, hızlı ve kesin bir karar vermek adına iyi bir fırsattır.”
Bu hem Hashimoto’nun hem de Shimazaki’nin görüşlerini içeren bir uzlaşmaydı.
“Kesinlikle…fena fikir değil. Ayanokouji, bunu sana bırakabiliriz, değil mi?”
“Bana emanet ederseniz, elimden gelenin en iyisini yaparım.”
Sadece bunları söylemiştim ama Shimazaki hemen sesini yükseltti.
“Pekâlâ. Madem kazanmak cepte, o zaman tahminlerinizin örtüşüp örtüşmediğine odaklanacağız, tamam mı?”
“Tamam, tamam. Öyle yapalım.”
Planları sağlama alan Hashimoto memnuniyetle başını salladı ve ellerini birbirine vurarak yüksek bir ses çıkardı.
Bana sadece fırsat verilmesi halinde her şeyin mümkün olabileceğini düşünüyordu.
“O halde anlaştık. Bundan sonrasını biz hallederiz. Sen sadece arkana yaslan ve rahatla.”
“Ona da bakarız. Şimdilik, sanırım bunları kime emanet edeceğim konusunda epey kafa yormam gerekecek.”
Tartışmanın uzaması ve bunun sonucunda planlarından beklenmedik bir şekilde vazgeçmeleri ihtimaline karşı Hashimoto, herkese dağılmalarını söyledi.
“O hâlde Ayanokouji, bundan sonra bolca vaktin olduğundan emin ol.”
Görünüşe göre okul biter bitmez eve gidemeyeceğim.
“Hashimoto Masayoshi, transfer görüşmelerinin dışında tutulmaktan epey rahatsız görünüyor.”
Tartışmaların kendisi olmadan ilerlemesine izin vermeme konusunda oldukça kararlı göründüğü doğruydu.
“Bize ihanet edebilecek birini stratejimize dahil etmek gerçekten doğru mu?”
Morishita, hemen arkamdan şüphelerini fısıldadı.
“Hashimoto’ya olan güvenin epey zayıf, değil mi?”
“Güçlü olması pek de mümkün değil, öyle değil mi?”
Koltuklarımız arka arkaya olduğu için, bu tür ufak tefek sohbetler etmek gayet rahattı.
Hashimoto’nun yaklaştığını fark eden Morishita, konuşmayı yarıda kesti.
“Hadi gidelim, Ayanokouji. Peki sen, Morishita?”
“Şimdilik sana eşlik edebilirim. Yeteneklerini görmeyi merak ediyorum.”
“Yurt, karaoke ya da okul binasının arkası olsun fark etmez, sana eşlik ederim.”
Strateji belirlemek için bir yer seçmek, genellikle meraklı gözlerden uzak bir mekânı tercih etmek anlamına gelirdi.
Buna rağmen, toplantıyı bilerek her zamanki gibi bir kafede yapmayı önerdim.
Çevirmen: Mesela Kek 2
İyi okumalar.
İnstagram: @turkcelightnovels
Discord sunucumuza gelmeyi ve aktif hale gelen yorumlar kısmından bölüm hakkında yorum yazmayı unutmayın.
Ayrıca diğer serilerimiz olan Fate/Zero, Tavşan Kostümlü Senpai’m ve Eczacı Günceleri’ni de okuyabilirsiniz.