Elitler Sınıfı - Cilt 24 - Bölüm 2
Cilt 24 — Bölüm 2 — Tuhaflık
Spor salonundaki açılış töreni sona erdikten sonra üçüncü sınıf öğrencileri sınıfa döndü.
Birkaç dakika sonra, ikinci dersin zili çalmak üzereydi.
“…Tuhaf.”
Horikita başını hafifçe yana eğip birkaç kez koridora doğru baktı.
“Ne oldu? Canını sıkan bir şey mi var?”
Çapraz arkasındaki sıraya oturmuş olan Sudou, sesindeki hafif endişe tonuyla Horikita’ya sordu.
“Açılış töreni bittiğinden beri Ayanokouji-kun’u görmedim. Ders saati çoktan geldi ama o hâlâ ortada yok.”
Her zamanki gibi herkes sınıftaydı. Ayanokouji hariç.
Bugün bundan sonra ders olmamasına rağmen, bu onun mutlaka orada bulunması gereken bir zamandı.
Okul, mazeretsiz geç kalma durumlarını kontrol ediyordu.
Horikita, geçmiş tecrübeleri sayesinde tek bir devamsızlığın sınıf puanlarında önemli bir düşüşe yol açmayacağını bilse de bu, 3-A Sınıfı için ilk gündü.
Üstelik, daha önce geç kalma geçmişleri olan Sudou ve Ike’nin aksine, dikkat çekmemeyi tercih eden Ayanokouji’nin yokluğu endişe vericiydi.
“Düşününce…evet öyle. Gerçi spor salonundan ayrıldığımızda normal görünüyordu.”
Sudou, otuz dakikadan kısa bir süre önce yaşananları hatırlayıp başını kaldırarak mırıldandı.
“Değil mi?”
Horikita bu sabah, sıra arkadaşı olduklarında Ayanokouji ile birkaç kelime konuşmuştu ve olağandışı hiçbir şey olmamıştı.
“Belki de karnı ağrıdığı için kendini tuvalete kapatmıştır?”
“Yani, imkânsız sayılmaz.”
Bu nezaketten uzak öneri rahatsız hissettirse de dikkate alınması gereken makul bir açıklamaydı.
Yine de Horikita’nın içine sinmeyen bir şeyler vardı. Sudou ise sanki bir şey hatırlamış gibi kollarını kavuşturdu ve başını ağır ağır salladı.
“Belki de hasta numarası yapıyordur.”
Bunu söyledikten sonra, aklına beklenmedik bir şey gelmişçesine yüzüne alaycı bir gülümseme yerleştirdi.
“Hasta numarası mı? Neden böyle düşünüyorsun ki?”
Horikita bu beklenmedik çıkarımının sebebini sorunca, Sudou sesini birkaç ton alçaltıp fısıldamaya başladı.
“Karuizawa ile yakın zamanda ayrılmışlardı, değil mi? Yüz yüze gelmek epey tuhaf bir durum olsa gerek.”
“Bu, hastalık numarası yapmak için bir sebep değil ki. Üstelik bu sabah gayet iyiydi.”
“Belki de okula geldiğinde bu his, bir yumruk yemişçesine üzerine çöküvermiştir? Benim için de öyle olmuştu. Aşk acısı çektiğimde ruhsal olarak gerçekten çok sarsılmıştım.”
Horikita’nın gözlerinin içine bakıyordu ancak biraz mahcup hissedince bakışlarını kaçırdı.
Geçen yılki okul gezisinde Horikita’ya duygularını açmış olan Sudou, kendi tecrübelerinden yola çıkarak konuşuyordu.
Horikita da Sudou’nun o dönemdeki hislerini anımsadı. Gerçekten de ortada belli bir tuhaflık vardı.
“…Yani, durum bu mu?”
Aşk konularında kendini üstün görmese de kaçınılmaz bir gerçek olarak birilerini terk edenler ve terk edilenler vardı. Aşk konusunda henüz bilgi ve deneyimden yoksun olan Horikita için bunu kavramak biraz zordu.
Horikita’nın karmaşık ifadesini gören Sudou, aceleyle başını kaşıdı.
“Hey, ben artık iyiyim. Ama bilirsin, Ayanokouji’nin şaşırtıcı derecede hassas bir yanı da olabilir. Aynı sınıftan biriyle ilişki yaşayıp sonra ayrılmak epey sıkıntılı bir durumdur, bilirsin işte. Baksana, Karuizawa bile sabahtan beri Ayanokouji’den bariz bir şekilde kaçıyor gibiydi.”
Horikita, bahar tatili öncesinden üçüncü dönemin sonuna kadar, ikisi arasında yalnızca samimi sevgililer arasında olabilecek bir yakınlık ve üçüncü bir kişinin yaklaşmasını zorlaştıran bir mesafe hissi olduğunu hatırladı.
Ancak bu sabah, ikisi de aralarındaki mesafeyi kapatmak için tek bir adım bile atmamıştı.
Mesele sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusaldı da.
İşin içine romantizm girdiğinde insan ilişkilerinin gerçekten de biraz karmaşıklaşabileceğini fark ederek fikrini gözden geçirdi.
“Ne demek istediğini anlıyorum ama çıkmaya başladıklarında ikisi de buna hazırlıklı değil miydi?”
Kızlarla erkekler arasındaki ilişkilere burnunu sokmaya hiç niyeti yoktu. Ancak ne var ki herkes dostça ayrılmıyordu.
Risklerin farkında olmuş olmaları gerektiğini mırıldandı.
“Bu doğru değil. Kimse ayrılacağını varsayarak ilişkiye başlamaz, değil mi? Alt sınıflardan, nasıl çıkmaya başladıklarını ve ayrılığa giden süreci anlatan hikâyeler duyuyorum. Şimdi ise aralarındaki doğru mesafeyi bir türlü ayarlayamadıkları için zorlanıyorlar, anlıyor musun?”
Horikita fark edilmemeye çalışarak, arka tarafta pencere kenarındaki bir sırada oturan Karuizawa’ya gizlice baktı. Biraz isteksiz bir yüz ifadesiyle pencereden dışarıyı seyrediyordu.
“En azından bu kadarcık bir riski yönetebilmelerini umardım.”
Bu doğru olsa bile, mesele bambaşkaydı.
Rahatsızlık sebebiyle işe gelmemek ya da geç kalmak, hoş görülebilecek bir durum değildi.
“Ama… her iki ihtimalde de olasılığın çok yüksek olduğunu sanmıyorum.”
İster mide ağrısı ister terk edilmenin şoku olsun, Ayanokouji’nin tavrı her zamanki gibiydi. Horikita buna bir kez daha ikna olmuştu.
Duygularını belli etmeyen bir yüz ifadesine sahip olması ve bunun arkasına ustaca saklanıyor olması gayet mümkün olsa da onun böyle bir şey yapacak türden biri olduğunu hayal etmekte zorlanıyordu.
“Eh, bu sadece bir ihtimal. Biraz gecikirse ona anlayış göster.”
“Bir kez olması sorun değil. Ancak bu durum tekrar ederse, sınıfça bunu öylece görmezden gelemeyiz. Pekâlâ. Durum ne olursa olsun, zamanı gelince anlayacağız.”
Horikita, gerçek her ne olursa olsun Ayanokouji’nin okuldan habersizce ortadan kaybolmasının pek olası olmadığına kanaat getirdi.
Çevirmen: Mesela Kek 2
İyi okumalar.
İnstagram: @turkcelightnovels
Discord sunucumuza gelmeyi ve aktif hale gelen yorumlar kısmından bölüm hakkında yorum yazmayı unutmayın.
Ayrıca diğer serilerimiz olan Fate/Zero, Tavşan Kostümlü Senpai’m ve Eczacı Günceleri’ni de okuyabilirsiniz.